Sevgili
Kugelmann,
“Tıbbi
tavsiyen”, bir bakıma etkili oldu, Doktor Maddison’a muayene oldum, şimdilik
onun gözetimindeyim. Ancak kendisi, akciğerlerimin mükemmel durumda olduğunu ve
öksürüğün bronşit gibi nedenlerden kaynaklandığını söylüyor. Muhtemelen
karaciğeri de etkiliyor.
Dün
Laura değilse bile Lafargue’ın şu an Paris’te olduğunu öğrendim. Bu haber,
biraz olsun içimizi rahatlattı.[1]
On
Sekizinci Brumaire çalışmamın son bölümüne bakarsan, Fransa’da bir
sonraki devrim girişiminin, eskiden olduğu gibi bürokratik-askeri makineyi bir
elden diğerine devretmek değil, onu parçalamak yönünde olacağını, bunun
kıtadaki her gerçek halk devrimi için şart olduğunu söylediğimi göreceksin. Paris’teki
kahraman partili yoldaşlarımız da bunu deniyorlar.
Bu
Parislilerdeki esneklik, tarihsel girişimcilik, fedakârlık kapasitesi ne kadar
yüksek düzeyde öyle! Dış düşmandan ziyade, içteki ihanetin neden olduğu altı
aylık açlık ve yıkımın ardından, sanki Fransa ile Almanya arasında hiç savaş yaşanmamış,
düşman, Paris’in kapısına dayanmamış gibi, Prusya süngülerinin gölgesinde ayağa
kalkıyorlar. Tarihte böylesine büyük bir örneğe rastlanmamıştır.
Eğer
yenilirlerse, sadece “iyi niyetleri” sebebiyle suçlanabilirler. Önce Vinoy,
sonra da Paris Ulusal Muhafızları’nın gerici kesimi geri çekildikten sonra,
hemen Versay’a yürümeleri gerekirdi. Vicdani kaygılar yüzünden doğru an
kaçırıldı. İç savaşı başlatmak istemediler, oysa o hain Thiers, Paris’i
silahsızlandırma girişimiyle zaten iç savaşı çoktan başlatmıştı.
İkinci
hata: Merkez Komite, Komün’e yer açmak için gücünü çok erken teslim etti. Bu
hata da o “onuruna fazla düşkün” olan vicdanın çektiği azabın sonucuydu!
Her
ne olursa olsun, Paris’teki mevcut ayaklanma, eski toplumun kurtları, domuzları
ve aşağılık köpekleri tarafından ezilse bile, partimizin Paris’teki Haziran
ayaklanmasından bu yana gerçekleştirdiği en şanlı eylemdir.
Cennetin
kapılarına hücum eden bu Parislileri, Almanya-Prusya’nın Kutsal Roma
İmparatorluğu'nun kurduğu cennetin kölesi olan kişilerle, o imparatorluğun
çöküşü sonrası kışlaları, kiliseleri, toprak ağalarının malikanelerini
dolduran, maskaralıktan başka bir şey bilmeyen kişilerle, her şeyin ötesinde cahillerle
kıyaslamak gerek.
Konuyla
ilgili olarak, Louis Bonaparte’ın hazinesinden doğrudan yardım alanların resmi
listesinde, Vogt’un Ağustos 1859’da 40.000 frank aldığına dair bir not bulunuyor.
Bu bilgiyi, ileride kullansın diye, Liebknecht’e ilettim.
Haxthausen’in[2]
kitabını bana gönderebilirsin, zira son günlerde Almanya’yı bırak, Petersburg’dan
gelen broşürler bile elime sağlam geçiyor.
Bana
gönderdiğin gazeteler için teşekkür ederim. (Lütfen daha fazlasını gönder,
çünkü Almanya ve meclisi gibi konularda bir şeyler yazmak istiyorum.)
Kontese
ve küçük baykuşuma en iyi dileklerimle.[3]
Saygılarımla.
Karl Marx
12 Nisan 1871
Kaynak
Notlar:
[1] O sırada Bordo’da bulunan Paul Lafargue, bu şehirde silahlı bir ayaklanma başlatmak
için Komün’den yetki almak amacıyla Paris’e gelmişti.
[2]
August Haxthausen (1792-1866): Prusyalı memur ve yazar, Rusya’daki
toprak ilişkilerinde komünal sistemin hayatta kalmasını ele alan bir kitap
kaleme aldı. Feodalizm yanlısı bir gericiydi.
[3]
Kontes: Gertrud (Louis Kugelmann’ın eşi); “Küçük Baykuş”: Franziska Kugelmann (Louis
Kugelmann’ın kızı).
* * *
Sevgili
Kugelmann,
Mektubunu
aldım. Şu anda işlerim çok yoğun. Bu yüzden sadece birkaç kelime yazabiliyorum.
[...]
13
Haziran 1849’daki[1] gösteriler türünden küçük burjuva gösterilerle Paris’teki
mevcut mücadeleyi nasıl kıyaslayabiliyorsun, anlayamıyorum.
Mücadele,
yalnızca tümüyle bizim lehimize olan, elverişli koşullarda yürütülseydi, dünya
tarihi gerçekten çok kolay yazılırdı. Öte yandan, “tesadüfler” süreçte hiçbir
rol oynamasaydı, tarih, son derece mistik bir nitelik kazanırdı.
Bu
tesadüfler, genel gelişim sürecine doğalında dâhil olurlar ve başka tesadüflerce
ikame edilirler. Ancak süreçteki hızlanma ve yavaşlama, hareketin başında yer
alanların niteliğindeki “tesadüf” de dâhil olmak üzere, bu tür “tesadüflere” fazlasıyla
bağlıdır.
Bu
seferki belirleyici, olumsuz “tesadüf”, Fransız toplumunun genel koşullarında
değil, Prusyalıların Fransa’daki varlığında ve onların Paris karşısında
aldıkları konumda yatmaktadır. Parisliler bunun farkındaydı. Ancak Versay’ın
burjuva kanadı da bunun farkındaydı. Tam da bu nedenle, Parislilere
mücadeleye girişme veya mücadele etmeden teslim olma seçeneğini sundular. Teslimiyet
durumunda, işçi sınıfının kapitalist sınıf ve devleti karşısında yaşadığı moral
bozukluğu, Paris’teki mücadeleyle yeni bir aşamaya girdi. İlk elden ne tür sonuçlar
alınırsa alınsın, dünya tarihi, yeni ve önemli bir başlangıç noktasına kavuştu.
Hoşça
kal!
Karl Marx
17
Nisan 1871
Kaynak
Dipnot:
[1] 13 Haziran 1849’da, “Dağlılar” denilen küçük burjuva partisi,
cumhurbaşkanı ve Yasama Meclisi çoğunluğunun Fransız anayasasını ihlal ediyor
oluşunu protesto etmek amacıyla Paris’te barışçıl bir gösteri düzenledi. Askerler,
gösteriyi kolayca dağıttı. Bu durum, Fransa’daki küçük burjuva demokratlarının
tümüyle müflis olduğunu kanıtladı.


0 Yorum:
Yorum Gönder