18 Mart 2026

, ,

Kugelmann’a Mektuplar



Sevgili Kugelmann,

“Tıbbi tavsiyen”, bir bakıma etkili oldu, Doktor Maddison’a muayene oldum, şimdilik onun gözetimindeyim. Ancak kendisi, akciğerlerimin mükemmel durumda olduğunu ve öksürüğün bronşit gibi nedenlerden kaynaklandığını söylüyor. Muhtemelen karaciğeri de etkiliyor.

Dün Laura değilse bile Lafargue’ın şu an Paris’te olduğunu öğrendim. Bu haber, biraz olsun içimizi rahatlattı.[1]

On Sekizinci Brumaire çalışmamın son bölümüne bakarsan, Fransa’da bir sonraki devrim girişiminin, eskiden olduğu gibi bürokratik-askeri makineyi bir elden diğerine devretmek değil, onu parçalamak yönünde olacağını, bunun kıtadaki her gerçek halk devrimi için şart olduğunu söylediğimi göreceksin. Paris’teki kahraman partili yoldaşlarımız da bunu deniyorlar.

Bu Parislilerdeki esneklik, tarihsel girişimcilik, fedakârlık kapasitesi ne kadar yüksek düzeyde öyle! Dış düşmandan ziyade, içteki ihanetin neden olduğu altı aylık açlık ve yıkımın ardından, sanki Fransa ile Almanya arasında hiç savaş yaşanmamış, düşman, Paris’in kapısına dayanmamış gibi, Prusya süngülerinin gölgesinde ayağa kalkıyorlar. Tarihte böylesine büyük bir örneğe rastlanmamıştır.

Eğer yenilirlerse, sadece “iyi niyetleri” sebebiyle suçlanabilirler. Önce Vinoy, sonra da Paris Ulusal Muhafızları’nın gerici kesimi geri çekildikten sonra, hemen Versay’a yürümeleri gerekirdi. Vicdani kaygılar yüzünden doğru an kaçırıldı. İç savaşı başlatmak istemediler, oysa o hain Thiers, Paris’i silahsızlandırma girişimiyle zaten iç savaşı çoktan başlatmıştı.

İkinci hata: Merkez Komite, Komün’e yer açmak için gücünü çok erken teslim etti. Bu hata da o “onuruna fazla düşkün” olan vicdanın çektiği azabın sonucuydu!

Her ne olursa olsun, Paris’teki mevcut ayaklanma, eski toplumun kurtları, domuzları ve aşağılık köpekleri tarafından ezilse bile, partimizin Paris’teki Haziran ayaklanmasından bu yana gerçekleştirdiği en şanlı eylemdir.

Cennetin kapılarına hücum eden bu Parislileri, Almanya-Prusya’nın Kutsal Roma İmparatorluğu'nun kurduğu cennetin kölesi olan kişilerle, o imparatorluğun çöküşü sonrası kışlaları, kiliseleri, toprak ağalarının malikanelerini dolduran, maskaralıktan başka bir şey bilmeyen kişilerle, her şeyin ötesinde cahillerle kıyaslamak gerek.

Konuyla ilgili olarak, Louis Bonaparte’ın hazinesinden doğrudan yardım alanların resmi listesinde, Vogt’un Ağustos 1859’da 40.000 frank aldığına dair bir not bulunuyor. Bu bilgiyi, ileride kullansın diye, Liebknecht’e ilettim.

Haxthausen’in[2] kitabını bana gönderebilirsin, zira son günlerde Almanya’yı bırak, Petersburg’dan gelen broşürler bile elime sağlam geçiyor.

Bana gönderdiğin gazeteler için teşekkür ederim. (Lütfen daha fazlasını gönder, çünkü Almanya ve meclisi gibi konularda bir şeyler yazmak istiyorum.)

Kontese ve küçük baykuşuma en iyi dileklerimle.[3]

Saygılarımla.

Karl Marx
12 Nisan 1871
Kaynak

Notlar:
[1] O sırada Bordo’da bulunan Paul Lafargue, bu şehirde silahlı bir ayaklanma başlatmak için Komün’den yetki almak amacıyla Paris’e gelmişti.

[2] August Haxthausen (1792-1866): Prusyalı memur ve yazar, Rusya’daki toprak ilişkilerinde komünal sistemin hayatta kalmasını ele alan bir kitap kaleme aldı. Feodalizm yanlısı bir gericiydi.

[3] Kontes: Gertrud (Louis Kugelmann’ın eşi); “Küçük Baykuş”: Franziska Kugelmann (Louis Kugelmann’ın kızı).

* * *

Sevgili Kugelmann,

Mektubunu aldım. Şu anda işlerim çok yoğun. Bu yüzden sadece birkaç kelime yazabiliyorum.

[...]

13 Haziran 1849’daki[1] gösteriler türünden küçük burjuva gösterilerle Paris’teki mevcut mücadeleyi nasıl kıyaslayabiliyorsun, anlayamıyorum.

Mücadele, yalnızca tümüyle bizim lehimize olan, elverişli koşullarda yürütülseydi, dünya tarihi gerçekten çok kolay yazılırdı. Öte yandan, “tesadüfler” süreçte hiçbir rol oynamasaydı, tarih, son derece mistik bir nitelik kazanırdı.

Bu tesadüfler, genel gelişim sürecine doğalında dâhil olurlar ve başka tesadüflerce ikame edilirler. Ancak süreçteki hızlanma ve yavaşlama, hareketin başında yer alanların niteliğindeki “tesadüf” de dâhil olmak üzere, bu tür “tesadüflere” fazlasıyla bağlıdır.

Bu seferki belirleyici, olumsuz “tesadüf”, Fransız toplumunun genel koşullarında değil, Prusyalıların Fransa’daki varlığında ve onların Paris karşısında aldıkları konumda yatmaktadır. Parisliler bunun farkındaydı. Ancak Versay’ın burjuva kanadı da bunun farkındaydı. Tam da bu nedenle, Parislilere mücadeleye girişme veya mücadele etmeden teslim olma seçeneğini sundular. Teslimiyet durumunda, işçi sınıfının kapitalist sınıf ve devleti karşısında yaşadığı moral bozukluğu, Paris’teki mücadeleyle yeni bir aşamaya girdi. İlk elden ne tür sonuçlar alınırsa alınsın, dünya tarihi, yeni ve önemli bir başlangıç noktasına kavuştu.

Hoşça kal!

Karl Marx
17 Nisan 1871
Kaynak

Dipnot:
[1] 13 Haziran 1849’da, “Dağlılar” denilen küçük burjuva partisi, cumhurbaşkanı ve Yasama Meclisi çoğunluğunun Fransız anayasasını ihlal ediyor oluşunu protesto etmek amacıyla Paris’te barışçıl bir gösteri düzenledi. Askerler, gösteriyi kolayca dağıttı. Bu durum, Fransa’daki küçük burjuva demokratlarının tümüyle müflis olduğunu kanıtladı.

0 Yorum: