04 Mart 2026

, ,

Kara Propagandayı Aşmak


12 Gün Savaşı’nda İran’ın füzelerinin etkisi olmadığı propagandası yapılıyordu. Netanyahu, bu savaş sürecinde köşeye sıkışınca kâğıttan kaplan olduğunu kanıtlayıp, ABD’yi yardıma çağırdı. Bugün İran füzelerinin etkilerinin ne boyutta olduğu görülüyor. Stratejik hedef diye belirlediği üç düvele karşı savaşıyor: ABD emperyalizmi, İsrail siyonizmi ve emperyalizmin işbirlikçisi Arap egemenleri. Üç savaş uçağı düşürüyor, Demir Kubbe’nin altında dehşet yaşatıyor, emperyalizmin kalelerini titretiyor.

Zihni bulanıklıkla malûl, “içimizdeki” sekülerlerle selefi çeteci zihniyet Molla karşıtlığı adı altında mezhepçilik yapıyor. Hamaney, Filistin Direnişi’nin en önemli destekçi ülkesinde sembol bir isimdir. Hamaney, Hamas’a Sünni, Suriye’ye Nusayri diye tavır sergilemedi. Onun şahsında İran’ın politikası ambargoya karşı anti-emperyalizmi bölgede güçlendirmekti.

Emperyalizm, Ortadoğu’daki fay hattını İsrail, Asya’daki fay hattını Tayvan üzerinden inşa etti. İsrail, bölgenin anti-emperyalist güçlerine; Tayvan, Çin’e; Ukrayna, Rusya’ya karşı taciz karakolu olarak sahneye çıkarıldı.

“Komünistler Molla yönetimini nasıl savunur?” sorusuna yanıtımız çok açık. Bu yanıt, tarih bilincinden ve taktiğin anti-emperyalist duruşla üretilmesinden hareketle verilebilir. İki eşik, bugünün zihin bulanıklığını berraklaştırır:

1. Japon imparatorluğu 1924’te Çin’i işgal ettiğinde, Mao önderliğindeki komünistler, milliyetçi egemen Çan Kay Şek ile ittifak kurmuştur. Bu ittifak, ülkeyi Japon işgalinden kurtarmak içindir. 1949’da Mao önderliğinde devrimle taçlandırılan Çin’de Çan Kay Şek vb. yönetim kalmamıştır.

2. Naziler, Avrupa’yı egemenliği altına çok kısa bir süre içinde aldı. Stalin önderliğindeki Sovyetler; Fransa, İngiltere ve ABD ile ittifak kurup Mihver Birliği’ni yerle bir edip Berlin’e Sovyet bayrağını dikmiştir. Sonraki yıllar, uzlaşmaz çelişki olan Sovyet-ABD gerilimini bir adım geriye götürmeyip, füze krizine giden süreç yaşanmıştır. Sovyetler’in revizyonistler eliyle yıkılmasının ardından bugün ABD dünya imparatorluğu hedefiyle saldırmadık yer bırakmamıştır.

Yukarıda belirtilen iki örneğin gösterdiği gibi, bugün İran’ı savunmamak için Sünni, Molla karşıtı, özgürlükçü olmaya gerek yok. Bugün İran’ı savunmak için insanlığa düşman emperyalizmin karşısında duruş sergilemek gerekiyor. Bu bilincin olmadığı yerde, işgal karşısında vatanını terk etmek kaçınılmazdır.

İran halkı, hemen yanı başındaki Irak’ta Ebu Gureyb’i, Bosna’yı, Balkanlar’ı, Afganistan’ı, Suriye’yi, Kuzey Afrika’yı gördü. Emperyalistler işgal ettiği her yerde tecavüzlere, göçe, katliamlara imza attı. İran halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini 1953’te engelleyen, ABD-İngiltere emperyalizmiydi.

Bugün emperyalizmin yenilmez olduğunu zihinlere işlemek için çaba sarf edenler, “Çin’in sesi çıkmıyor, neden devreye girmiyor?” diye soruyolar. Bu soru, daha baştan geçersizdir. Bu soruyu emperyalizm sorduruyor. İran’ın askerî teknolojisi ve bilgi ağını sağlayanın Rusya ve Çin olduğu gerçeği dikkate alınmalıdır.

Savaş, tek boyuttan ve tek merkezden yürütülecek bir çarpışma değildir. Savaş, birçok merkezden ve farklı boyutlardan aynı hedefe yöneldiğinde zafere ulaşır. Çin, gelişen ekonomisiyle emperyalizmi sıkıştırıyor, Rusya, Ukrayna’da emperyalistleri yıpratıyor. Çin-Rusya-İran ittifakının ayan beyan görülmesini beklemek, stratejik eksikliktir. Basit bir denklem kurulduğunda bu üç ülkenin kimlere karşı hangi savaşı yürüttüğüne bakılabilir. Her üç ülke de tarihî köklere ve vatan bilincine sahip halklara sahiptir.

İran’dan Venezuela pratiği beklemek hata olur. Şu an emperyalizme bozguna uğratan satranç taktiğini İran uyguluyor. İran, bir kale görevi üstlendi. Aynı anda emperyalist ittifaka karşılık vermesi, devasa askerî teknolojiye sahip ülkelerin savaş stratejisini yenilgiye uğrattı.

İran yalnız değildir. Pakistan, Irak, Yemen, Filistin, Lübnan, Yunanistan halkları İran’ın yanında. Bu meşruiyeti sağlayan, Filistin Direnişi’dir. Bu direniş inşa edilmeseydi, bugün İran’ın meşruiyeti bina edilemezdi.

Soykırımcı, faşist, katil, emperyalizmin ileri karakolu İsrail siyonizmi, Filistin’de gerçek yüzünü dünya halklarına gösterdi.

İran'da ilk vurulan yer bir okuldu: Çoğunluğu kız çocuklarından oluşan 170 öğrenci ve öğretmen katledildi. Kadın ve çocuk hakları, patriyarka, “erkek değiliz” diyen çevrelerden ses yok.

Halkların yaşadığı bu uyanış, Sovyetler’in dağılmasının ardından Huntington’ın geliştirdiği medeniyetler çatışması tezini çökertti. “Modern Batı” ile İslami “terör” arasında savaşın başladığını ve tarihin artık bu çizgide şekilleneceğini yazan Huntington’ın tezinden bugün “içimizdeki” İsrailperverler dışında medet uman yok. Dün Sünni, bugün Şii yönetimler ve Latin Amerika yönetimleri “terörist” diye kara propagandanın malzemesi hâline getiriyor.

Kara propagandayı aşmak gerekiyor. Savaşlar, sadece askerî boyutta yürümez. İran’ın meşruiyeti, emperyalizminin çürümüşlüğüyle ölçülmeli. Emperyalizm; katliam, tecavüz, uyuşturucu, yozlaşma, yoksulluk, Epstein Adası demek. Bu gerçeği anlatmak zorundayız. Vicdanlı her insan, İran için bir adım atabilir ki vicdan ideolojik bir değerdir. Bu nedenle kim ki “Molla’ya bak” diyerek hedef şaşırtıyor, o emperyalizmin dostudur. Baş çelişki emperyalizmdir, bu kavgada üçüncü yol yoktur.

1. İran’ın kendini savunması meşrudur.

2. İran’ın karşılık vermesi meşrudur.

3. İran’ın kendi kaderini tayin hakkı vardır, buna karar verecek olan İran halklarıdır.

3. Emperyalizm, tarihsel ve insani açıdan suçludur.

4. Bir ülkenin anti-demokratik olduğu gerekçesiyle yönetimini devirmek için işgal edilmesi, sömürgeciliktir.

5. İran’ın saldırıya uğramasının gerçek nedeni, tek başına petrol rezervi değildir. Sembolik olarak Ortadoğu’da anti-emperyalist bir odağın olması halklara umut olacaktır. Emperyalizm, önce umudu ve halkların kendi gücüne güvenini yok eder.

6. Emperyalizm, halklar nezdinde yalnızdır. Tüm saldırganlığı askerî teknolojideki üstünlüğünden gelse de halkların desteğini almayan hiçbir ordunun kazanma imkânı yoktur.

7. Emperyalizm çürümüştür. Tüm saldırganlığı, gayrı meşruluğundan, güçsüzlüğünü gizleme çabasından kaynaklanıyor.

Kara propagandaya teslim olmamak gerekiyor. Hamaney’in katledilmesine sevinip dans eden kadınların videoları marjinal azınlıktan başka kimseyi içermiyor. Bu videoların “gerici, baskıcı, interneti kısıtlayan” İran’da çekilmediği sorgulanmalıdır.

Ülkesinde kız çocuklarının tepesine bomba yağarken dans eden varsa alçaktır. Esad için “cami yaptırmıyor” diyenleri hatırlayalım. Suriye Savaşı sırasında gelen görüntülerde camiler yerli yerinde duruyordu. Bu çelişkiyi göstermek zorundayız. Bugünün görevi, bu kara propagandanın zihinlerdeki zincirlerini kırmaktır.

ABD, işgal ettiği ülkelerde hiçbir yeraltı ve yerüstü kaynağına halkın dokunmasına müsaade etmemiştir. İşgal ettiği hiçbir ülkeye özgürlük ve demokrasi getirmemiştir. Özgürlük, eşitlik ve demokrasi, halkların bedellerle ödediği kavgalarla elde edilmiştir.

İran halkı için insan olarak hepimizin yapacağı bir şey muhakkak vardır, yapmalıyız, yapmak zorundayız. Emperyalizmin bulanık suyunda kaygılara kapılmadan tüm cesaret ve meşruluğumuzla İran'ı savunmakla mükellefiz. Sağdan soldan gelecek hiçbir tuzağa düşmeden tarihsel ve siyasal haklılığımızla, insan olmanın gereğiyle, birliğimizden doğacak gücümüzle, eli kanlı, tecavüzcü, insan taciri emperyalizmi durdurmak bizim ellerimizde.

Netanyahu şahsında bugünün Nazilerini durdurmazsak işgal, sömürü ve katliam kaçınılmazdır. Bugünün sınıf mücadelesinde emperyalizm yenilecektir. Sınıflar mücadelesi perspektifinden yaklaşıldığında, İran’ın emperyalist olmadığı “iki burjuva” gücün kavgası söyleminin gerçeği yansıtmadığı yüksek sesle söylenmelidir.

İşçi sınıfı politikasının fabrikadan ibaret olmadığı, sömürünün kaynağı emperyalizmin kalelerinin İran tarafından vurulduğu görülmelidir. İran düşmeyecek, düşmemesi bizlere bağlı.

Şan ve selam olsun İran Direnişi’ne!

Sinan Akdeniz
4 Mart 2026

0 Yorum: