12
Gün Savaşı’nda İran’ın füzelerinin etkisi olmadığı propagandası yapılıyordu.
Netanyahu, bu savaş sürecinde köşeye sıkışınca kâğıttan kaplan olduğunu
kanıtlayıp, ABD’yi yardıma çağırdı. Bugün İran füzelerinin etkilerinin ne
boyutta olduğu görülüyor. Stratejik hedef diye belirlediği üç düvele karşı
savaşıyor: ABD emperyalizmi, İsrail siyonizmi ve emperyalizmin işbirlikçisi
Arap egemenleri. Üç savaş uçağı düşürüyor, Demir Kubbe’nin altında dehşet
yaşatıyor, emperyalizmin kalelerini titretiyor.
Zihni
bulanıklıkla malûl, “içimizdeki” sekülerlerle selefi çeteci zihniyet Molla
karşıtlığı adı altında mezhepçilik yapıyor. Hamaney, Filistin Direnişi’nin en
önemli destekçi ülkesinde sembol bir isimdir. Hamaney, Hamas’a Sünni, Suriye’ye
Nusayri diye tavır sergilemedi. Onun şahsında İran’ın politikası ambargoya
karşı anti-emperyalizmi bölgede güçlendirmekti.
Emperyalizm,
Ortadoğu’daki fay hattını İsrail, Asya’daki fay hattını Tayvan üzerinden inşa
etti. İsrail, bölgenin anti-emperyalist güçlerine; Tayvan, Çin’e; Ukrayna,
Rusya’ya karşı taciz karakolu olarak sahneye çıkarıldı.
“Komünistler
Molla yönetimini nasıl savunur?” sorusuna yanıtımız çok açık. Bu yanıt, tarih
bilincinden ve taktiğin anti-emperyalist duruşla üretilmesinden hareketle
verilebilir. İki eşik, bugünün zihin bulanıklığını berraklaştırır:
1.
Japon imparatorluğu 1924’te Çin’i işgal ettiğinde, Mao önderliğindeki
komünistler, milliyetçi egemen Çan Kay Şek ile ittifak kurmuştur. Bu ittifak,
ülkeyi Japon işgalinden kurtarmak içindir. 1949’da Mao önderliğinde devrimle
taçlandırılan Çin’de Çan Kay Şek vb. yönetim kalmamıştır.
2.
Naziler, Avrupa’yı egemenliği altına çok kısa bir süre içinde aldı. Stalin
önderliğindeki Sovyetler; Fransa, İngiltere ve ABD ile ittifak kurup Mihver
Birliği’ni yerle bir edip Berlin’e Sovyet bayrağını dikmiştir. Sonraki yıllar,
uzlaşmaz çelişki olan Sovyet-ABD gerilimini bir adım geriye götürmeyip, füze
krizine giden süreç yaşanmıştır. Sovyetler’in revizyonistler eliyle
yıkılmasının ardından bugün ABD dünya imparatorluğu hedefiyle saldırmadık yer
bırakmamıştır.
Yukarıda
belirtilen iki örneğin gösterdiği gibi, bugün İran’ı savunmamak için Sünni,
Molla karşıtı, özgürlükçü olmaya gerek yok. Bugün İran’ı savunmak için
insanlığa düşman emperyalizmin karşısında duruş sergilemek gerekiyor. Bu
bilincin olmadığı yerde, işgal karşısında vatanını terk etmek kaçınılmazdır.
İran
halkı, hemen yanı başındaki Irak’ta Ebu Gureyb’i, Bosna’yı, Balkanlar’ı,
Afganistan’ı, Suriye’yi, Kuzey Afrika’yı gördü. Emperyalistler işgal ettiği her
yerde tecavüzlere, göçe, katliamlara imza attı. İran halkının özgürlük ve
demokrasi mücadelesini 1953’te engelleyen, ABD-İngiltere emperyalizmiydi.
Bugün
emperyalizmin yenilmez olduğunu zihinlere işlemek için çaba sarf edenler, “Çin’in
sesi çıkmıyor, neden devreye girmiyor?” diye soruyolar. Bu soru, daha baştan
geçersizdir. Bu soruyu emperyalizm sorduruyor. İran’ın askerî teknolojisi ve
bilgi ağını sağlayanın Rusya ve Çin olduğu gerçeği dikkate alınmalıdır.
Savaş,
tek boyuttan ve tek merkezden yürütülecek bir çarpışma değildir. Savaş, birçok
merkezden ve farklı boyutlardan aynı hedefe yöneldiğinde zafere ulaşır. Çin,
gelişen ekonomisiyle emperyalizmi sıkıştırıyor, Rusya, Ukrayna’da
emperyalistleri yıpratıyor. Çin-Rusya-İran ittifakının ayan beyan görülmesini
beklemek, stratejik eksikliktir. Basit bir denklem kurulduğunda bu üç ülkenin
kimlere karşı hangi savaşı yürüttüğüne bakılabilir. Her üç ülke de tarihî
köklere ve vatan bilincine sahip halklara sahiptir.
İran’dan
Venezuela pratiği beklemek hata olur. Şu an emperyalizme bozguna uğratan
satranç taktiğini İran uyguluyor. İran, bir kale görevi üstlendi. Aynı anda
emperyalist ittifaka karşılık vermesi, devasa askerî teknolojiye sahip
ülkelerin savaş stratejisini yenilgiye uğrattı.
İran
yalnız değildir. Pakistan, Irak, Yemen, Filistin, Lübnan, Yunanistan halkları
İran’ın yanında. Bu meşruiyeti sağlayan, Filistin Direnişi’dir. Bu direniş inşa
edilmeseydi, bugün İran’ın meşruiyeti bina edilemezdi.
Soykırımcı,
faşist, katil, emperyalizmin ileri karakolu İsrail siyonizmi, Filistin’de
gerçek yüzünü dünya halklarına gösterdi.
İran'da
ilk vurulan yer bir okuldu: Çoğunluğu kız çocuklarından oluşan 170 öğrenci ve
öğretmen katledildi. Kadın ve çocuk hakları, patriyarka, “erkek değiliz” diyen
çevrelerden ses yok.
Halkların
yaşadığı bu uyanış, Sovyetler’in dağılmasının ardından Huntington’ın
geliştirdiği medeniyetler çatışması tezini çökertti. “Modern Batı” ile İslami “terör”
arasında savaşın başladığını ve tarihin artık bu çizgide şekilleneceğini yazan
Huntington’ın tezinden bugün “içimizdeki” İsrailperverler dışında medet uman
yok. Dün Sünni, bugün Şii yönetimler ve Latin Amerika yönetimleri “terörist”
diye kara propagandanın malzemesi hâline getiriyor.
Kara
propagandayı aşmak gerekiyor. Savaşlar, sadece askerî boyutta yürümez. İran’ın
meşruiyeti, emperyalizminin çürümüşlüğüyle ölçülmeli. Emperyalizm; katliam,
tecavüz, uyuşturucu, yozlaşma, yoksulluk, Epstein Adası demek. Bu gerçeği
anlatmak zorundayız. Vicdanlı her insan, İran için bir adım atabilir ki vicdan
ideolojik bir değerdir. Bu nedenle kim ki “Molla’ya bak” diyerek hedef
şaşırtıyor, o emperyalizmin dostudur. Baş çelişki emperyalizmdir, bu kavgada
üçüncü yol yoktur.
1.
İran’ın kendini savunması meşrudur.
2.
İran’ın karşılık vermesi meşrudur.
3.
İran’ın kendi kaderini tayin hakkı vardır, buna karar verecek olan İran
halklarıdır.
3.
Emperyalizm, tarihsel ve insani açıdan suçludur.
4.
Bir ülkenin anti-demokratik olduğu gerekçesiyle yönetimini devirmek için işgal
edilmesi, sömürgeciliktir.
5.
İran’ın saldırıya uğramasının gerçek nedeni, tek başına petrol rezervi
değildir. Sembolik olarak Ortadoğu’da anti-emperyalist bir odağın olması
halklara umut olacaktır. Emperyalizm, önce umudu ve halkların kendi gücüne
güvenini yok eder.
6.
Emperyalizm, halklar nezdinde yalnızdır. Tüm saldırganlığı askerî teknolojideki
üstünlüğünden gelse de halkların desteğini almayan hiçbir ordunun kazanma
imkânı yoktur.
7.
Emperyalizm çürümüştür. Tüm saldırganlığı, gayrı meşruluğundan, güçsüzlüğünü
gizleme çabasından kaynaklanıyor.
Kara
propagandaya teslim olmamak gerekiyor. Hamaney’in katledilmesine sevinip dans
eden kadınların videoları marjinal azınlıktan başka kimseyi içermiyor. Bu
videoların “gerici, baskıcı, interneti kısıtlayan” İran’da çekilmediği
sorgulanmalıdır.
Ülkesinde
kız çocuklarının tepesine bomba yağarken dans eden varsa alçaktır. Esad için “cami
yaptırmıyor” diyenleri hatırlayalım. Suriye Savaşı sırasında gelen görüntülerde
camiler yerli yerinde duruyordu. Bu çelişkiyi göstermek zorundayız. Bugünün
görevi, bu kara propagandanın zihinlerdeki zincirlerini kırmaktır.
ABD,
işgal ettiği ülkelerde hiçbir yeraltı ve yerüstü kaynağına halkın dokunmasına
müsaade etmemiştir. İşgal ettiği hiçbir ülkeye özgürlük ve demokrasi
getirmemiştir. Özgürlük, eşitlik ve demokrasi, halkların bedellerle ödediği
kavgalarla elde edilmiştir.
İran
halkı için insan olarak hepimizin yapacağı bir şey muhakkak vardır, yapmalıyız,
yapmak zorundayız. Emperyalizmin bulanık suyunda kaygılara kapılmadan tüm
cesaret ve meşruluğumuzla İran'ı savunmakla mükellefiz. Sağdan soldan gelecek
hiçbir tuzağa düşmeden tarihsel ve siyasal haklılığımızla, insan olmanın
gereğiyle, birliğimizden doğacak gücümüzle, eli kanlı, tecavüzcü, insan taciri
emperyalizmi durdurmak bizim ellerimizde.
Netanyahu
şahsında bugünün Nazilerini durdurmazsak işgal, sömürü ve katliam
kaçınılmazdır. Bugünün sınıf mücadelesinde emperyalizm yenilecektir. Sınıflar
mücadelesi perspektifinden yaklaşıldığında, İran’ın emperyalist olmadığı “iki
burjuva” gücün kavgası söyleminin gerçeği yansıtmadığı yüksek sesle
söylenmelidir.
İşçi
sınıfı politikasının fabrikadan ibaret olmadığı, sömürünün kaynağı
emperyalizmin kalelerinin İran tarafından vurulduğu görülmelidir. İran
düşmeyecek, düşmemesi bizlere bağlı.
Şan
ve selam olsun İran Direnişi’ne!
Sinan Akdeniz
4 Mart 2026


0 Yorum:
Yorum Gönder