17 Mart 2026

İmal Edilmiş Nefret: İsrail'in İslam'ı Şeytanlaştırma Kampanyası


Son dönemde Amerikalıların İslam’a karşı yeni bir kutsal haçlı seferi başlatmaya her zamankinden daha fazla hazır olduklarını fark ettiniz mi? Bu, sadece sosyal medya algoritmalarının ardındaki önyargıdan ibaret bir mesele değil.

Elbette, İslam karşıtı duygular, 11 Eylül’den beri Batı toplumunun az çok belirleyici bir özelliği olmuş, ama bu duygular, siyasi eğilimlerin estirdikleri rüzgârlarıyla birlikte gelip geçmiştir. Ancak Amerika-İslam İlişkileri Konseyi’nin 2024 ortalarında yayınladığı rapor, ABD’de Müslümanlara ve Araplara yönelik nefret suçları ve ayrımcılıkla ilgili şikâyetlerin tüm zamanların rekor seviyelerine ulaştığını ortaya koyuyor.

Dahası, Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre adayı Valentina Gomez gibi aşırı İslam karşıtı, İsrail yanlısı figürlerin sosyal medyada desteklendiği görülüyor. Gomez, Kur’an’ı alev makinesiyle yakarak, tüm Müslümanları “terörist” olarak nitelendirmiş, “İslam’ı sonsuza dek durduracağım” iddiasıyla viral olmuştu.

Örgütlü dinin sert bir eleştirmeni olarak ün kazanan Amerikalı komedyen Bill Maher, eleştiriyi belirli dinlerin hak ettiğini düşünen biri. Maher, Filistin topraklarında İsrail’in işlediği vahşetleri sorgulamaya cüret eden liberal veya muhafazakâr Amerikalıları gün boyu yerden yere vuruyor, hepsini “terörist destekçisi” olarak yaftalıyor.

Öte yandan, dünyada kendisini belirli bir “dini grubun tek vatanı” ilan eden tek devlet olarak İsrail, erkekleri, kadınları ve çocukları toplu halde öldürme, mahkûmları işkenceye maruz bırakma, uluslararası hukuku ihlal ederek başka bir ulusun topraklarını çalma ve tek bir makalede ele alınamayacak kadar çok skandala karışma konusunda serbest geçiş hakkına sahip.

İslam: Batı’nın Yıkımının Habercisi mi?

Amerika’daki İslam karşıtı haçlı askerlerinin listesi uzayıp gidiyor, oysa bugün Hristiyanlığın veya Batı medeniyetinin sonunu getirebilecek birleşik bir İslam veya Arap devleti mevcut değil! Eskiden Saddam Hüseyin ve Beşar Esad’ın siyasi partilerince temsil olunan, Arapların birliğini savunan Baas hareketi ezildi. Aslında Batı kaynaklı istikrarsızlaştırma faaliyetleriyle tanımlı süreç, böylelikle doruk noktasına ulaştı.

Yirmi birinci yüzyılın tapınakçılarının iddialarının aksine, bugün ortada Sünnileri, Şiileri, Vehhabileri, Sufileri vb. İslam medeniyetini büyütme amacıyla birleştirecek bir yapı yok. Esasında Müslümanlar, çoğunlukla birbirleriyle savaşmakla o kadar meşguller ki, başkalarına gerçek bir tehdit teşkil edemezler.

Batı’da İslam’a karşı yaygın olan hoşnutsuzluk, esas olarak kitlesel yasadışı göç ve bu göçmenlerin çoğunun Müslüman olup yasaları çiğnemeleri ve ev sahibi ülkelerin kültürlerine uyum sağlamayı reddetmeleriyle ilgilidir.

Ancak bunun İslam’ın kendisiyle hiçbir ilgisi yok, tamamen Batı’nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı on yıllarca süren savaşlar ve rejim değişiklikleriyle istikrarsızlaştırmasıyla ilgili bir mesele bu! Gerçekte savaşlardan harap olmuş topraklardan kaçan insanların göçünü ifade eden ve “İslami istila” olarak tanımlanan olgu, bizzat Batı’nın yarattığı bir krizdir. Yol açtığı olumsuz sonuçlar kendiliğinden oluşmaktadır, İslami bir komploya delalet etmez.

Öte yandan, Yahudilerin gerçekten de iyi finanse edilmiş siyasi çıkarlarını yönlendiren birleşik bir güçten söz edilebilir: İsrail. Yahudi devleti, sömürgeci projesinin devamı için ABD’den yıllık milyarlarca dolarlık askeri yardıma ve Washington’ın küresel diplomatik nüfuzuna bağımlıdır.

İsrail, İslam’dan Nefret Etmenizi İstiyor

Dolayısıyla, İsrail’in ABD’de nüfuz oluşturma amaçlı operasyonlarının Tel Aviv’in başlıca dış politika hedeflerinden biri olması, şaşırtıcı değil. 2024 yılında, Amerikan İsrail Kamu İlişkileri Komitesi (AIPAC), ABD siyasetinin gidişatını doğrudan etkilemek için siyasi kampanyalara yaptığı bağış miktarı yaklaşık 52 milyon doları buldu. Bir de tabii, Esther Projesi gibi İsrail’in nüfuz oluşturma amacıyla yürüttüğü gizli operasyonlar var. Bu Esther Projesi’nde sosyal medyada faal influencer’lara Arapları/Müslümanları şeytanlaştıran ve İsrail’in ABD kamuoyundaki imajını iyileştiren İsrail propagandasını yaymak için gönderi başına 7000 dolar ödeniyor.

Ancak, İsrail’in tüm düşmanlarının ortak dini olan İslam söz konusu olduğunda, Tel Aviv, İsrail ile Hamas arasında 7 Ekim 2023’te başlayan son çatışmalardan bu yana Amerikalıları İslam’dan nefret ettirmek için milyonlarca dolar harcadığı kapsamlı bir kampanya yürütüyor.

Cezire’ye göre, kampanyanın arkasındaki Tel Aviv merkezli pazarlama şirketi Stoic, İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı tarafından finanse ediliyor ve amacı, Amerikan kamuoyunu Filistin’e yönelik destek zemininden uzaklaşsın diye gizlice manipüle etmek.

“Kampanyanın varlığı, araştırmacıların sosyal medya platformlarında şüpheli kalıplar fark etmeye başladığı 2024 yılının başlarında ortaya çıktı. İsrail yanlısı içerik yayan ve ağırlıklı olarak Gazze’deki İsrail eylemlerine destek toplamaya odaklanan çok sayıda sahte hesap tespit edildi. Bu hesaplar, ağırlıklı olarak üç internet sitesiyle bağlantılıydı: ‘Moral Alliance’, ‘Unfold Magazine’ ve ‘Non-Agenda’. Bu siteler, topluca Facebook, Instagram ve X’te 40.000'den fazla takipçi topladı.

Kampanya, genellikle meşru haber kaynaklarından alınan İsrail yanlısı makalelerin yayınlanmasını, ardından, yüzlerce sahte sosyal medya hesabı aracılığıyla paylaşılmasını içeriyordu. Bunun bir örneği, BM Yakındoğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) personelinin 7 Ekim saldırısına karıştığı iddialarını konu alan bir makaleydi. Araştırmacılar, içeriğin sıklıkla birden fazla hesapta kelimesi kelimesine tekrarlandığını, aynı kişileri aynı gönderiler ve cevaplarla hedef aldığını tespit ettiler.”

Asıl mesele de Esther Projesi’nin ardındaki bu Stoic ve Bridge Partners firmalarının yabancı kurum olarak kaydedilmemiş veya kimliklerini açıklamamış olmaları. Bu da, Yabancı Kurumların Kayıt Altına Alınması Yasası’nı (FARA) açıktan ihlal edildiğini ortaya koyuyor. ilgili yasa, Rusya gibi Washington’ın hedefinde olan ülkelere uygulanıyor. Rusya’ya ait televizyon kanalı RT, geçen yol kanalla ilişkili olduğu iddia edilen medya kuruluşlarını kaydettirmedi diye “kamusal söylemi gasp etmek”le suçlanmıştı.

Zihninize hangi imgelerin ve fikirlerin girmesine izin vereceğiniz konusunda seçici olun.

[Epiktetos]

Ancak İsrail söz konusu olduğunda, Washington’daki güçlü kişilerin kamusal söylemin başına ne geldiğiyle veya iyi finanse edilmiş siyasi çıkarların bize neye inanmamızı söylediğiyle ilgilenmedikleri net bir biçimde görülüyor. Bu güçlerin kontrolünde işleyen süreçte birey, siyasi meselelerin medya eliyle yapay bir biçimde üretildiğini görmüyor, bu meselelere dikkat kesilmeye değip değmeyeceğini anlama imkânı bulamıyor.

İsrail’in düşmanlarının tamamı da esasen kendi ulusal egemenliklerini korumaya çalışıyor. Dolayısıyla, bu güçlerin size zarar vermek istediği düşüncesine teslim olmayın. İsrail’in dış politika ajandası, zulüm ve yıkımla tanımlı. Bu ajanda, İsrail’den gayrı hiçbir ülkeyi umursamıyor. Tel Aviv, yayılmacı emellerini gerçekleştirmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduğunu cümle âleme gösteriyor.

Donald Courter
8 Kasım 2025
Kaynak

0 Yorum: