11 Mart 2026

,

Yaşamak Direnmektir



“Direniş, toplumsal bir varlık olarak insanın kendisini yeniden üretme sürecinin temelidir.”

Bu söz, bilim insanı Ali Kadri’ye ait, ancak bu, sadece akademik bir fikir değil, imparatorluğun şiddetine ve zulmüne maruz kalan herkes için somut bir gerçekliktir.

Devrimci siyasi tutsak George Jackson’ın dediği gibi: “Hayat devrimdir, eğer onun gereklerini okuyup uygulamaya koymazsak, dünya ölüp gidecek.”

Direniş de devrim de hayatın ta kendisidir: Bu, dünya genelinde süren anti-emperyalist mücadelenin maddi ve manevi gerçekliğidir.

İmam Hüseyin’in Kerbela’da Yezid’e karşı savaşırken şehit olmasına dayanan Şii direniş anlayışı, materyalist anlayışın bir adım ötesine geçer:

“Günümüzde yaşayan en önemli Şii âlimlerden biri olan Şeyh Muhammed Ali Şimali, en yüce insan hakkının yaşam değil, onur olduğunu söylüyor. Devamında şu soruyu soruyor: ‘Eğer hayattasınız ama aşağılanıyorsanız, küçük düşürülüyorsanız, insanlık dışı muamele görüyorsanız, o hayatın değeri nedir?’

Bu görüşünü Hadîd suresi 25. ayet üzerinden temellendiriyor. Her peygamberin görevi, adaletti. Onur, doğrudan adalet mündemiçtir. Âdil olmak, insanlara onura layıklarmış gibi davranmaktır. Önce hayat değil, onur.

Şimali, Kerbela’yı bu şekilde yorumluyor. İmam Hüseyin, Yezid’e boyun eğdiği takdirde yaşayabileceğini biliyordu. Huzur içinde ibadet edebilirdi. Ancak ibadetle geçecek onursuz bir hayatın, zalim birine teslim olmanın hiçbir değeri yoktu.

Hüseyin, bunu şu şekilde ifade etmişti: ‘Ölüm, şerefini kaybetmekten evladır. Şerefini kaybetmekse cehenneme gitmekten evladır.’

İran... Bir ülke, medeniyet, bir fikir. Bugün insanlık onuru için savaşıyor. İmam Humeyni’nin vizyonu buydu. Devrim, o onur içindi. Bu yüzden İran, her Batılı analist teslim olması gerektiğini söylerken, teslim olmuyor. İran, topraklarına bombalar düştüğünde, İslam Cumhuriyeti, ‘Nasıl hayatta kalacağız?’ değil, ‘Bu zilleti nasıl reddedeceğiz?’ sorusunu soruyor. Bunlar farklı sorular. Farklı şekilde cevaplanıyorlar.”[1]

Filistinli, Lübnanlı, İranlı anneler, oğullarını ölüm sevdikleri için savaşa göndermezler. Hayır, onlar hayatı severler. Direnişin yaşam için bir ön koşul olduğunu, direnişi bıraktığımızda hepimizi bekleyen kaderin, şehitlik bile olsa, direnişin sonuçlarından çok daha kötü olduğunu anlarlar.

Direniş, sadece tüfek veya füze ateşleme eylemi olarak anlaşılamaz. Direniş savaşçılarını besleyen ve çoğaltan, takip edildiklerinde onları saklayan, topraklarını terk etmeyen, düşmanla işbirliğini reddeden, direnişin devamlılığı için toplumsal temeli oluşturan topluluktur.

Ekim 2022’de, Batı Şeria’daki bir mülteci kampında yüzlerce gencin, kel olan Filistinli savaşçı Uday Tamimi’yi takip eden İsrail işgal güçlerini şaşırtmak için saçlarını kazımıştı.

Perşembe günü aşiretlerin yakalanması için ödül teklif etmesinin ardından, yüzlerce Iraklı çocuk ve aile, düşürüldüğü iddia edilen bir ABD pilotunu aramaya çıktı. Cumartesi sabahı erken saatlerde Lübnan’ın doğusundaki Bekaa’da, kadınlar da dâhil olmak üzere, tüm köyler, paraşütçüleriyle pusu kurmaya çalışan İsrail işgal güçlerine bağlı askerlere karşı silahlandı. Bugünün sabahında, erken saatlerinde bir başka pusu girişimini daha engelledi.

Her gece, bombalar yağmasına rağmen milyonlarca İranlı, sokaklarda gösteri yapıyor.

Bu halk direnişin beşiği, direnişin halktan ayrı bir varlık olarak asla görülememesinin sebebi.

Mao’nun dediği gibi, “Gerilla, halkın içinde denizde yüzen balık gibi hareket eder.”

Düşmanın savaş alanında topyekûn soykırım yapmasının nedeni de budur. Zira düşman, gerillaları askeri olarak yenemediğinde, direnişin halk denilen beşiğini tümüyle yok etmeye çalışırlar. Ancak yaptıkları, bugüne dek daha fazla özgürlük savaşçısının doğmasına neden olmaktan başka bir işe yaramadı.

Bu halk beşiği sayesinde, emperyalist güçler yeryüzünü yakıp kavururken, gökyüzünü alev alev yakarken, bulutlardan ölüm yağdırırken bile, direniş, Gazze tünellerinde, Lübnan dağlarında, Yemen denizinde, Irak çöllerinde ve İran şehirlerinde yenilmeden yoluna devam ediyor.

Calla Walsh
9 Mart 2026
Kaynak

Dipnot:
[1] Iran’s Amazing, “Dignity”, 5 Mart 2026, X.

0 Yorum: