01 Mart 2026

, , ,

Dehak İttifakı

28 Şubat 2026 günü sabah vakti ABD-İsrail, emperyalizm ve Siyonizm, İran’a saldırdı. İran, saldırıya aynı gün yanıt vererek, İsrail dâhil bölgedeki birçok ülkede bulunan ABD üslerine saldırı düzenledi. Daha düne kadar 12 Gün Savaşı’nda İran’ın gönderdiği füzelerin hiçbir etkisi olmadığını dillendiren çevreler için bugünkü görüntüler şimdilik yeterli olabilir.

Karşılıklı saldırıların gerçekleştiği sırada İran’da bir okul vuruldu, elli bir çocuk katledildi. Emperyalizmin ahlakı budur. Filistin’de çocukları katledip bir adada öjeni deneyleri, çocuklara tecavüzler, bebek kanı sömürenlerin ahlakı budur.

İran’a saldırının ardından ilk seslerden biri, Ferhat Encü’den çıktı: “İsrail İran’ı vurmuş. Molla rejimi yıkılması dileğiyle.” Ferhatların saf tutacağı yer, ABD emperyalizminin yanıdır. Roboskî’de akrabalarının tepesine bomba yağdıran güce yaltaklanıyor. Bu çıkan, sahibinin sesidir. Ferhat, sahibine mesaj vermekten öte bir şey yapmıyor. Onun şahsında bu geriliği savunanları emperyalizm konuşturuyor. Daha birkaç hafta önce onun peşinden gittikleri, İran rejiminin ayakta kalma zemininin sona yaklaştığını söylüyorlardı. Daha bir yıl önce Yeni Yaşam’da olası İran operasyonu için Türk-Kürt ittifakının sağlanması yönünde işgale davet yazıları yazılıyordu. Bu savrulmaya SODAP da katıldı.

Daha dün Irak parçalanırken “Ne Sam ne Saddam” diyenler, bugün “Ne molla rejimi ne emperyalist işgaller” diyor. Slogan, ideolojinin özetidir. Kitlelerin zihnini sloganlar şekillendirir. Bu tür sloganlar, emperyalistlere yeşil ışık yakar, alan açar, cevaz verir.

Tuncer Bakırhan da aynı sloganın siyasetini kitlelere propaganda ediyor. İran’daki Kürtler, kadınlar, Beluciler (Tuncer’in ilgi alanına giren) için demokrasi olmadığı gerekçesiyle emperyalistlerin bu durumu kullandığını söyleyen Bakırhan şahsında şu uyarıyı yapmak gerekiyor: Bir ülkede demokrasinin olup olmadığı Amerikan emperyalizmini hiçbir şekilde meşrulaştırmaz. Tuncer, emperyalistlere demokrasi adı altında mesaj veriyor.

Küçük burjuva diktatörlüklere Kürt politik hareketinin bakışından bahsetmezsek bugünü anlamlandıramayız. Saddam, Halepçe’yi gerçekleştirdikten birkaç yıl sonra Kuzey Iraklı Kürtlerin Saddam’a karşı direnişinde Saddam tarafını tutan, Kürt politik hareketidir. Bu bölgede “Yaşasın Bush” sloganını attırdılar. Söz konusu diktatörlükse Hafız Esad’ın ölümünün ardından aynı çevre Esad’ı “yeri doldurulmaz, modern Suriye’nin kurucusu” ilan etti, ailenin acısının paylaşılması gerektiğini yazdı.

“ABD’nin üstümüze gelmesini anlamıyorum, biz onların ne çıkarını engelledik ki?” diye soran Öcalan’dır. Aynı çizginin sözcüleri Jerusalem Post’a röportaj verip ABD isterse sürdürdükleri politika biçimini bırakacaklarını söyledi.

DEM ve ittifakı, yalan söylüyor. İran halklarının yanlarında değiller.

Emperyalist işgal; yıkım, acı, göç, yoksulluk, yurtsuzluk, katliam demektir. Ferhat ve Tuncer, milliyetçiliğin fırtınasına kapıldığından, dünyanın merkezini Kürtler üzerinden kuruyor. Varsayalım ki İran rejimi yıkıldı, ABD Kürtlere statü mü tanıyacak? Suriye’de ne elde ettiniz? Kürtler statü elde etsin diye yeni Ebu Gureyb’ler, yeni katliamlar ve yeni tecavüzler, yeni Gazze’ler mi yaşansın? İnsan olmanın onurundan bu kadar mı vazgeçildi?

Kurdu eve sokan, kurdu aç kalınca kendini de yiyeceğini baştan kabul etmelidir. İran halklarının yanında olup molla rejiminin ve emperyalist işgallerin karşısında olduğunun söylenmesi, İran halklarını savunmasız bırakma operasyonuna araç olmaktan öte bir anlam ifade etmez.

Ordu, molla rejiminin komutasındadır, bu rejime karşı olmak orduyu lağvetmektir ki İran halklarını korumasız bırakmak demektir. İran halkına verilen mesaj açıktır: “Molla rejimine destek olmayın, ABD-İsrail rejimi devirdiği an siz de demokrasiye kavuşacaksınız!”

Clausewitz, Sun Tsu ve Mao’nun savaş teorileri incelendiğinde şu ortak ilkenin net bir biçimde belirlendiği görülür: En teknolojik silahlarla bir ülkenin resmî ordusu yenilebilir, düşürülmesi gereken asıl ordu halktır, halkının boyun eğdirilemediği/rıza üretilemediği hiçbir ülke yenilmez. Bugünün emperyalizm koşullarında işgalci, yerli işbirlikçilerle rıza üretir. Kendi sömürge valileri üzerinden ilerler.

DEM ve ittifakının bugünkü görevi, İran halkının moral üstünlüğünü molla rejimini gerekçe göstererek, düşürmektir. İran halkının zihni çarpıtıldığında direnme gücü kırılacaktır. En teknolojik silah ve orduyla saldırılan Vietnam ve Felluce, en ilkel savaş yöntemleri ve silahlarla emperyalizmi yenilgiye uğratmayı başarmıştır. Direnişin meşruiyeti zihinde başlatıldığından en ilkel silahlara bile sahip olunsa en özgün yöntemlerle işgal yenilgiye uğratılır.

Ferhat da Tuncer de Kürt halkını emperyalistlerin destekçisi hâline getiremeyecektir. Onun aparatı sol da İran’ın gücü karşısında Felluce ve Vietnam’da yenilgi üstüne yenilgi yaşayan Amerikan emperyalistleri gibi bir kez daha hezeyana uğrayacaktır.

Bugün bir okulu vurarak 51 çocuğu katleden Epstein’ci emperyalizm ve Siyonizm, dünya halkları nezdinde bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi.

İdeolojisi emperyalizmin ocağında demlenen Kürt milliyetçileri ve müttefiki sol, İran hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildir. İran’ın yarıya yakın nüfusu Azeri Türkleridir, Farslarla aynı sipere girmeleri Şii olmalarındandır. Türkmen Dağı’nda ihvan arayan mezhepçi ırkçılarla bugün Kürt milliyetçilerinin geldiği çizgi aynıdır. İdris-i Bitlisi-Yavuz ittifakı için çağrı yapan Öcalan da Kürt milliyetçilerinin fon ağından medet uman sol da İran direnişi karşısında yenilmeye mahkûmdur. Amalı fakatlı kurulan her söz, işgale ortak olmaktır.

2500 yıllık Pers hükümdarlığı, kale komünleriyle egemenlerin uykusunu kaçıran fedailer kuşağının öncüsü Sabbah’ın ülkesi, Efrasiyab’ların destan yazdığı ülke, son insanına kadar direnecektir. Kerbela çölünden geri adım atmayan 72’lerin mirasçıları, bu ahlak ve geleneğe sahip çıktıkça kazanacaktır.

Emperyalizmi meşrulaştıran tek söz sarf eden, İran halklarının düşmanıdır. Emperyalist işgale amasız fakatsız “Defol!” demeyen hiçbir çevre, ne sosyalist ne de insan onurunun savunucusudur.

Kuracağımız her söz, İran halklarının moral motivasyonuna destek olacaktır. Bu aşamada içimizdeki mandacılarla ideolojik hesaplaşma sürecektir.

Sinan Akdeniz
1 Mart 2026

0 Yorum: