28
Şubat 2026 günü sabah vakti ABD-İsrail, emperyalizm ve Siyonizm, İran’a
saldırdı. İran, saldırıya aynı gün yanıt vererek, İsrail dâhil bölgedeki birçok
ülkede bulunan ABD üslerine saldırı düzenledi. Daha düne kadar 12 Gün Savaşı’nda
İran’ın gönderdiği füzelerin hiçbir etkisi olmadığını dillendiren çevreler için
bugünkü görüntüler şimdilik yeterli olabilir.
Karşılıklı
saldırıların gerçekleştiği sırada İran’da bir okul vuruldu, elli bir çocuk
katledildi. Emperyalizmin ahlakı budur. Filistin’de çocukları katledip bir
adada öjeni deneyleri, çocuklara tecavüzler, bebek kanı sömürenlerin ahlakı
budur.
İran’a
saldırının ardından ilk seslerden biri, Ferhat Encü’den çıktı: “İsrail İran’ı
vurmuş. Molla rejimi yıkılması dileğiyle.” Ferhatların saf tutacağı yer, ABD
emperyalizminin yanıdır. Roboskî’de akrabalarının tepesine bomba yağdıran güce
yaltaklanıyor. Bu çıkan, sahibinin sesidir. Ferhat, sahibine mesaj vermekten
öte bir şey yapmıyor. Onun şahsında bu geriliği savunanları emperyalizm
konuşturuyor. Daha birkaç hafta önce onun peşinden gittikleri, İran rejiminin
ayakta kalma zemininin sona yaklaştığını söylüyorlardı. Daha bir yıl önce Yeni
Yaşam’da olası İran operasyonu için Türk-Kürt ittifakının sağlanması
yönünde işgale davet yazıları yazılıyordu. Bu savrulmaya SODAP da katıldı.
Daha
dün Irak parçalanırken “Ne Sam ne Saddam” diyenler, bugün “Ne molla rejimi ne
emperyalist işgaller” diyor. Slogan, ideolojinin özetidir. Kitlelerin zihnini
sloganlar şekillendirir. Bu tür sloganlar, emperyalistlere yeşil ışık yakar,
alan açar, cevaz verir.
Tuncer
Bakırhan da aynı sloganın siyasetini kitlelere propaganda ediyor. İran’daki
Kürtler, kadınlar, Beluciler (Tuncer’in ilgi alanına giren) için demokrasi
olmadığı gerekçesiyle emperyalistlerin bu durumu kullandığını söyleyen Bakırhan
şahsında şu uyarıyı yapmak gerekiyor: Bir ülkede demokrasinin olup olmadığı
Amerikan emperyalizmini hiçbir şekilde meşrulaştırmaz. Tuncer, emperyalistlere
demokrasi adı altında mesaj veriyor.
Küçük
burjuva diktatörlüklere Kürt politik hareketinin bakışından bahsetmezsek bugünü
anlamlandıramayız. Saddam, Halepçe’yi gerçekleştirdikten birkaç yıl sonra Kuzey
Iraklı Kürtlerin Saddam’a karşı direnişinde Saddam tarafını tutan, Kürt politik
hareketidir. Bu bölgede “Yaşasın Bush” sloganını attırdılar. Söz konusu
diktatörlükse Hafız Esad’ın ölümünün ardından aynı çevre Esad’ı “yeri
doldurulmaz, modern Suriye’nin kurucusu” ilan etti, ailenin acısının
paylaşılması gerektiğini yazdı.
“ABD’nin
üstümüze gelmesini anlamıyorum, biz onların ne çıkarını engelledik ki?” diye
soran Öcalan’dır. Aynı çizginin sözcüleri Jerusalem Post’a röportaj
verip ABD isterse sürdürdükleri politika biçimini bırakacaklarını söyledi.
DEM
ve ittifakı, yalan söylüyor. İran halklarının yanlarında değiller.
Emperyalist
işgal; yıkım, acı, göç, yoksulluk, yurtsuzluk, katliam demektir. Ferhat ve
Tuncer, milliyetçiliğin fırtınasına kapıldığından, dünyanın merkezini Kürtler
üzerinden kuruyor. Varsayalım ki İran rejimi yıkıldı, ABD Kürtlere statü mü
tanıyacak? Suriye’de ne elde ettiniz? Kürtler statü elde etsin diye yeni Ebu
Gureyb’ler, yeni katliamlar ve yeni tecavüzler, yeni Gazze’ler mi yaşansın?
İnsan olmanın onurundan bu kadar mı vazgeçildi?
Kurdu
eve sokan, kurdu aç kalınca kendini de yiyeceğini baştan kabul etmelidir. İran
halklarının yanında olup molla rejiminin ve emperyalist işgallerin karşısında
olduğunun söylenmesi, İran halklarını savunmasız bırakma operasyonuna araç
olmaktan öte bir anlam ifade etmez.
Ordu,
molla rejiminin komutasındadır, bu rejime karşı olmak orduyu lağvetmektir ki
İran halklarını korumasız bırakmak demektir. İran halkına verilen mesaj
açıktır: “Molla rejimine destek olmayın, ABD-İsrail rejimi devirdiği an siz de
demokrasiye kavuşacaksınız!”
Clausewitz,
Sun Tsu ve Mao’nun savaş teorileri incelendiğinde şu ortak ilkenin net bir
biçimde belirlendiği görülür: En teknolojik silahlarla bir ülkenin resmî ordusu
yenilebilir, düşürülmesi gereken asıl ordu halktır, halkının boyun
eğdirilemediği/rıza üretilemediği hiçbir ülke yenilmez. Bugünün emperyalizm
koşullarında işgalci, yerli işbirlikçilerle rıza üretir. Kendi sömürge valileri
üzerinden ilerler.
DEM
ve ittifakının bugünkü görevi, İran halkının moral üstünlüğünü molla rejimini
gerekçe göstererek, düşürmektir. İran halkının zihni çarpıtıldığında direnme
gücü kırılacaktır. En teknolojik silah ve orduyla saldırılan Vietnam ve Felluce,
en ilkel savaş yöntemleri ve silahlarla emperyalizmi yenilgiye uğratmayı başarmıştır.
Direnişin meşruiyeti zihinde başlatıldığından en ilkel silahlara bile sahip
olunsa en özgün yöntemlerle işgal yenilgiye uğratılır.
Ferhat
da Tuncer de Kürt halkını emperyalistlerin destekçisi hâline getiremeyecektir.
Onun aparatı sol da İran’ın gücü karşısında Felluce ve Vietnam’da yenilgi
üstüne yenilgi yaşayan Amerikan emperyalistleri gibi bir kez daha hezeyana
uğrayacaktır.
Bugün
bir okulu vurarak 51 çocuğu katleden Epstein’ci emperyalizm ve Siyonizm, dünya
halkları nezdinde bir kez daha gerçek yüzünü gösterdi.
İdeolojisi
emperyalizmin ocağında demlenen Kürt milliyetçileri ve müttefiki sol, İran
hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildir. İran’ın yarıya yakın nüfusu Azeri
Türkleridir, Farslarla aynı sipere girmeleri Şii olmalarındandır. Türkmen Dağı’nda
ihvan arayan mezhepçi ırkçılarla bugün Kürt milliyetçilerinin geldiği çizgi
aynıdır. İdris-i Bitlisi-Yavuz ittifakı için çağrı yapan Öcalan da Kürt
milliyetçilerinin fon ağından medet uman sol da İran direnişi karşısında
yenilmeye mahkûmdur. Amalı fakatlı kurulan her söz, işgale ortak olmaktır.
2500
yıllık Pers hükümdarlığı, kale komünleriyle egemenlerin uykusunu kaçıran
fedailer kuşağının öncüsü Sabbah’ın ülkesi, Efrasiyab’ların destan yazdığı ülke,
son insanına kadar direnecektir. Kerbela çölünden geri adım atmayan 72’lerin
mirasçıları, bu ahlak ve geleneğe sahip çıktıkça kazanacaktır.
Emperyalizmi
meşrulaştıran tek söz sarf eden, İran halklarının düşmanıdır. Emperyalist
işgale amasız fakatsız “Defol!” demeyen hiçbir çevre, ne sosyalist ne de insan
onurunun savunucusudur.
Kuracağımız
her söz, İran halklarının moral motivasyonuna destek olacaktır. Bu aşamada
içimizdeki mandacılarla ideolojik hesaplaşma sürecektir.
Sinan Akdeniz
1
Mart 2026


0 Yorum:
Yorum Gönder