08 Ekim 2026

,

Aksa Tufanı

“Düşmanın anladığı tek dil, devrimci şiddetin dilidir.”

[Filistin Halk Kurtuluş Cephesi]

 

7 Ekim 2023’te Filistin direnişinin, yıllarca süren ekonomik abluka, onlarca yıldır devam eden yerleşimci sömürgecilik pratiği, mülksüzleştirme, etnik temizlik ve Gazze’de ölçülemez acı, ölüm ve yıkıma yol açan muhtelif askeri harekâtların ardından beklenmedik bir saldırı başlattığı güne odaklanmak istiyorum.

Max Ajl’ın da belirttiği üzere, Aksa Tufanı Operasyonu, ABD ve İsrail için doğrudan sonuçları olan, dünya tarihi açısından önemli bir operasyondu. Ajl, İsrail’i bölgedeki güç konumunu korumak için sürekli ve giderek artan bir şekilde, kontrgerilla mücadelesine bağımlı, en az konsolide olmuş yerleşimci sömürgeci devlet olarak görüyor. Ajl’ın da belirttiği gibi, bu operasyon, “tarihsel Filistin’e ait toprakların dışındaki ABD ve ABD’ye müttefik yeni sömürgeci devletlerin İsrail yanında hizalanmasına neden olmuştur. Filistin isyanı böylece, sadece Filistin değil, kukla rejimlerin egemen olduğu komşu Arap ülkeleri için de devam eden tam kurtuluş mücadelesini dünyanın dikkatine sundu.

Dahası, Filistin sorunu, ABD-İsrail’in kontrgerilla siyasetinin uzun tarihini ortaya koymaktadır. Ajl, İsrail’in Siyonist yerleşimci sömürgeciliğinin, diğer yerleşimci sömürgecilik projeleriyle birçok ortak özelliği paylaşmasına rağmen, “benzersiz” bir yapıya sahip olduğunu öne sürmektedir:

“Filistin meselesi, sadece bir milletin zulüm görmesi meselesi değildir. Burada ayrıca İsrail’in özgül bir nitelik arz etmesi üzerinde durulmalıdır: Batı’nın kalleşliğinin simgesi olarak İsrail, Batı’nın sömürgeci ve emperyalist gücünün yoğunlaşmış hâlidir. Bu devlet, fiziki açıdan Afrika ile Asya’yı bölmüştür. Küresel kontrgerillanın hem taciri hem de paralı askeri olarak İsrail, ölümle yıkımı bir araya getiren güçtür.”

Filistin’in kurtuluş mücadelesi, yerleşimci sömürgeciliğini olup bitmiş bir olay olarak takdim eden, ABD-İsrail’e ait kontrgerillacı söylem ile maddi düzenlemelerin dayattığı epistemolojik ve politik sınırları aşmaktadır. Filistin direnişi, yerleşimci sömürgeci mülksüzleştirme pratiğinden tam manasıyla kurtuluşun neye ihtiyaç duyduğunu göstererek, gerçeği çarpıtan ideolojik kabuğu söküp atmaktadır. Ajl’ın da dediği gibi:

“Filistinliler, kurtuluş için verdikleri mücadelede daha da sertleşip güçlendikçe, parlaklığı giderek artan yıldırım misali, dünya sisteminin ve bu sisteme dair gerçeklerin daha net görülmesini sağlamaktadır: Birleşmiş Milletler iktidarsızdır, emperyalistler uluslararası hukuku hor görmektedir, Arap coğrafyasındaki yeni sömürgeci devletler Batı kapitalizmine suç ortaklığı yapmaktadır, günümüzde Avrupa ve ABD kapitalizminin özünü faşist ırkçılık teşkil etmektedir, Batı sermayesi, katiller ve insanları kötürüm bırakan güçlerden istifade etmektedir, Arap dünyası ve Üçüncü Dünya, yeni sömürgeci yapıların kontrolündedir, son olarak, sivil toplum kurumları ve Batı’daki liberal demokrasi, hepten boş tenekedir.”

Ajl’ın hatırlattığı gibi, Siyonist yerleşimci sömürgeciliğe karşı silahlı direniş, emperyalizme karşı direniştir. Tersten ifade edersek: emperyalizmin zayıflaması birincisinin de zayıflaması anlamına gelir.

“Sosyolojik bir olgu olarak emperyalizm, silah fabrikalarının çalışmalarını, kontrgerilla faaliyetlerini, gözetleme pratiklerini ve kara üslerini, ayrıca bu süreçler için gerekli olan istikrarı temel alır.” (Ajl)

Emperyalizm zayıfladığında, kapitalizmin erken ölüm ve topyekûn yıkım getiren yapısal soykırım projesi de zayıflar (Kadri). Emperyalist saldırganlığa karşı kendini savunma kapasitesini geliştiren bir ulus, çoğu zaman, söz konusu ulusun toplumsal yeniden üretimine yardımcı olabilecek kaynakları israf etmekle suçlanır. Bu, Filistin direnişini itibarsızlaştırmak için kullanılan söylemde olduğu gibi, İran’ın egemenliğini ve emperyalizme karşı koymak için kullandığı yerli teknolojilerini ihlal etmek için kullanılan retoriktir.

Zaten Rubio da 30 Mart 2026’da İran’ın parayı orduya değil, halkına harcaması gerektiğini söylemektedir. Bu, Trump yönetiminin Pentagon için 1,5 trilyon dolar ve İran’a karşı yasadışı emperyalist saldırgan savaşı için 200 milyar dolar talep etmesi göz önüne alındığında, ironik ve ikiyüzlü bir durumdur.

Gazeteciler ve politikacılar da sürekli olarak Hamas’ın tünel altyapısına atıfta bulunarak, bu koroya katıldılar. Bu altyapı olmadan direniş, dünyanın en güçlü askeri güçlerine karşı uzun süreli bir mücadeleye girişemezdi.

Ali Kadri’nin telef temelli birikimi veya daha doğrusu, telef etme pratiği üzerinden birikim anlayışı, yaşayan emeğin sistematik olarak daraltılmasını ve doğanın yok edilmesini, artı değer üreten bir başka meta olarak kavramsallaştırır. İmparatorluğun onayladığı ölüme karşı her türlü isyankâr direniş, direnişi terörizm olarak nitelendirerek itibarsızlaştırmaya çalışan imparatorluk stenograflarının kullandığı retoriğe rağmen, yaşamın bir onayıdır. Bu madalyonun diğer yüzünde ise, yok edilmeye direnen toplulukların, ülkelerin ve bölgelerin “soykırımcı kontrgerilla ve nüfus azaltma politikası”[2] durmaktadır.

Gazze, emperyalizmin ve yerleşimci sömürgeciliğinin, mülksüzleştirme, ölüm ve yıkım yoluyla sermaye biriktiren, doğası gereği soykırımcı olan projesinin örneklendiği bir vakadır. Gazze’deki soykırım, telef temelli birikim, heba edilen hayatlar, geriletme ve artı değer arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Eğer Batı tarafından yönlendirilirse, bunun ardından gelen süreç, soykırımın sonunu değil, daha yavaş ama bir o kadar da ölümcül bir şekilde sürmesini ifade edecektir.

Ali Kadri’ye göre emperyalist savaşlar, “emeğin erkenden ölümü denilen ürünü satan değer oluşturma faaliyeti” olarak, telef etme pratiğinin en saf biçimidir (s. 1). Emperyalizmin durmaksızın sermaye biriktirme arayışı, yaşamların ve doğanın ölümünün ve yıkımının metalaştırılabildiği, hatta gezegenin kirliliğinin ve hastalık bulaşlarının diğer herhangi bir ürün gibi alınıp satılabildiği bir noktaya ulaşmıştır (bu noktada akla karbon ticareti gelmeli). Hiç şüphe yok ki gezegen, Kuzey’deki tüketiciler ve Güney’de yamyamlar eliyle tüketilenler arasında bölünmüştür.

Ali Kadri, bu Maniheist, ikiye bölünmüş dünyayı, canlıyı çürütüp yiyen nekrotofların hüküm sürdüğü bir yer olarak görüyor: bir yanda asalak Küresel Kuzey, diğer yanda ise yaşamı sürdüren kaynakları soykırımcı emperyalist savaşlar üzerinden emilen, kire çamura bulandırılan, yok edilen Küresel Güney ev sahibi.

7 Ekim 2023’te Filistin direnişi, Siyonizmin mülksüzleştirme projesine karşı hayatı savundu. İsrail’in ABD tarafından finanse edilen sömürgeci şiddet ve gözetim teknolojilerinin çok uzun zamandır sağladığı güvenlik yanılsamasını paramparça etti.

Hirad Sıddıki’nin de dediği[3] gibi:

“Bu yapılara karşı direniş, yalnızca direnilebilir değil, aynı zamanda kırılgan olduğu ortaya çıkan, yansıtılan dokunulmazlık ve aşkın güç yanılsamasını delip geçer. Filistin direnişi, ırk ayrımcısı duvarı yıktığında, dünyanın her zaman böyle olması gerektiği yönündeki Siyonist öngörüyü de altüst etti.”

Ancak, Siyonist yerleşimci sömürgeciliğinin görünüşte yıkılmaz fiziksel duvarını yıkmak, İsrail’in insanlık dışı ırkçı söyleminde de çatlaklar yaratacak, Filistinlilerin onlarca yıldır bildiği, İsrail’in şiddet, toprak genişletme pratiği ve ırkçılık üzerine kurulu olduğu gerçeğini ifşa edecekti (Sayegh, 1965).

İsrail ve ABD’nin 7 Ekim’den sonraki tepkisi, emperyalizmin israfını sürdürmek için hiçbir şeyden geri durmayacaklarını, silahlı direniş yoluyla yaşamı savunan herkesi ibretlik bir örnek haline getireceklerini doğruladı. Yaşamı sürdürmek için gerekli maddi koşulları yok etmeye hazırlar. Bir tahakküm pedagojisi olarak İsrail’in Gazze’deki soykırımı, dünyaya emperyalizme karşı herhangi bir yerde direnişin yok edilmeyle karşılanacağını öğretmeyi amaçlıyor. Ancak bu amaçlar gerçekleşmedi. İsrail ve ABD emperyalizmine karşı sergilenen militan direniş, kendisini kalıcı olarak yok etmeyi amaçlayan şiddete karşı tüm sarsılmazlığı ve sebatıyla ayakta kalmıştır.

İsyankâr Fikirler
7 Ekim 2026
Kaynak

Dipnotlar:
[1] Max Ajl, “Palestine’s Great Flood I”, Mart 2024, Sage; Türkçesi: İştiraki.

[2] Kadri J. (2023). Socio-Historical Roots Of Yemen’s Collapse. Springer Nature.

[3] Siddiqui: Fúnez-Flores (yh.) Decolonial Entanglements: Praxis, Pedagogy, and Social Theory içinde, Birinci Basım, Temmuz 2026.

,

Yahya Sinvar’ın Kamuflaj Planı



Giriş

Bu makale, Hamas yetkilileri Mahmud Merdavi ile Jasir Bergusi’nin Yahya Sinvar’ın Aksa Tufanı Sel Operasyonu için kamuflaj planı[1] olarak adlandırdığı, Aksa Tufanı öncesi yıllarda hazırlanan planı gözden geçirip analiz etmektedir. Bilhassa 2021’deki “Kudüs Kılıcı” savaşı ile 7 Ekim 2023 operasyonu arasındaki döneme odaklanan yazar, Aksa Tufanı operasyonunu tetikleyen bağlamı ve yakın tarihi incelemektedir.

Bu makalenin iki amacı var:

1. 2022 sonu ile 2023 yılları arasında Gazze’deki muhtelif direniş örgütlerinin Ortak Operasyonlar Odası bünyesinde yürüttükleri askeri hazırlık faaliyetlerini, bilhassa Sinvar’ın Hamas’ı kontrol altında tutuyormuş gibi yaparken işgalin gözetimi altında kasıtlı olarak kamuoyu önünde yürütülen çalışmaları incelemek;

2. İstihbarat ve karşı-istihbarat araştırmacısı Netanel Flamer’in yakın tarihli kitabı Hamas’ın İsrail’e Karşı İstihbarat Savaşı’nda (2024) öne sürdüğü çarpıcı iddiayı değerlendirmek.

Flamer, kitabında, Aksa Tufanı öncesi gerçekleştirilen “İsyancı Gençlik” eylemlerinin, 7 Ekim 2023’teki operasyonun kimi bazı yönleri için yolu açan önemli bir istihbarat toplama çabası içinde olduğunu iddia ediyor.[2]

Bu araştırmanın kapsamına uygun olarak, makale, iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm, Ağustos 2022’de başlayıp Eylül 2023 ortalarında Gazze’deki sınır protestolarının yeniden canlanmasından hemen önce sona eren bir zaman çizelgesini özetliyor. İkinci bölüm ise yalnızca 17 Eylül’de başlayan ve 28 Eylül 2023’te durdurulan bu son olaya odaklanıyor.[3]

I. 2021 Kudüs Kılıcı Savaşı ile Eylül 2023 “İsyancı Gençlik” Sınır Protestoları Arasındaki Direniş Olaylarının Zaman Çizelgesi

5 Ağustos 2022’de Siyonist işgal güçleri, Gazze’deki Filistin İslami Cihadı hareketine bağlı hedeflere ve personele yönelik sürpriz saldırılar düzenledi. Üç gün süren operasyonda 49 Filistinli hayatını kaybetti, birçok kişi yaralandı. Hamas, bu saldırılarda hedef alınmadı, kendisi de askeri müdahalede bulunmadı. Hareketin kenarda kalma kararı, Filistin toplumunun bazı kesimlerince eleştirildi. Hareket, Gazze Şeridi’ni ve halkını daha fazla zorluktan korumak ve sükuneti sağlamak gerektiğini söyleyerek ilgili tutumunu savundu. Geriye dönüp bakıldığında, özellikle ertesi yıl gerçekleşen Aksa Tufanı saldırısı ışığında değerlendirildiğinde, Hamas’ın bu tutumu, operasyon hazırlıklarını aksatabilecek veya geciktirebilecek erken bir çatışmaya girmekten kaçınma çabasıyla tutarlılık arz ettiği görülüyor.

13 Mart 2023’te, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Megiddo Kavşağı’nda, Lübnan’dan sızan silahlı bir Filistinli, gelişmiş bir Claymore tipi anti-personel bombayı patlattı. İşgalci güce bağlı istihbarat yetkilileri, saldırıyı Hizbullah ve İran’a bağladı, daha sonra Hizbullah’ın Rıdvan gücünün operasyonu düzenlediği doğrulandı. Patlamada bir yerleşimci yaralandı.

Nisan 2023’te, güney Lübnan’da faaliyet yürüten Hamas eylemcileri, işgal altındaki kuzey Filistin’e otuz dört roketten oluşan bir saldırı başlattı. Bu, 2006’dan bu yana Lübnan topraklarından yapılan en büyük roket saldırısıydı. Bu saldırılar, işgalciye bağlı kontrgerilla güçlerinin Aksa Camii’ne girmesi, oradaki eylemcilerle ve ibadet edenlerle çatışmalarının ardından gerçekleşti. Daniel Sobelman’ın tespitiyle, “bu olay, Gazze, Doğu Kudüs ve Lübnan arasında benzeri görülmemiş bir stratejik bağlantının yansımasıydı.”[4]

Hamas üyeleri Mahmud Merdavi ve Jasir Bergusi, 27 Şubat 2025’te sunucu Ahmed Mansur ile yaptıkları röportajda Yahya Sinvar’ın Aksa Tufanı Operasyonu için hazırladığı kamuflaj planı”nı gündeme getirdiler. Bilhassa operasyonla ilgili sorulan soruya Bergusi, “Ebu İbrahim [Yahya Sinvar’ın kod adı] amacına nasıl ulaşacağını anladıktan sonra, aldatma planını devreye soktu” dedi.[5] Bergusi daha sonra, “durumun normal olduğu izlenimini vermek istediği için, kendisinin de girebilmesi amacıyla işçilerin İsrail’e girmesine izin vermek üzere Siyonist işgal ile müzakere etmekten ibaret olan bu “aldatma planı”nı özetledi.[6]

6 Ekim 2021’de Gazze Ticaret Odası, 1948’de işgal edilen topraklarda veya Batı Şeria’da çalışmak isteyen binlerce Filistinli vatandaştan başvuru almaya başladı.[7] Sivil İşler Kurumu, duyurudan kısa bir süre sonra “ticaret izni” kategorisi altında işleme alınan 2.600 başvuru aldı.[8] Ocak 2022’de, “ekonomik ihtiyaçlar” izin programı aracılığıyla, “Yeşil Hat”ın ötesine seyahat etmesine izin verilen işçi kotası 7.000’den 10.000’e çıkarıldı.[9] Bu sayı, Ekim 2023’e dek 15.000’i aştı.[10]

Bergusi’nin belirttiği gibi, “aldatma stratejisi”nin bir parçası olarak Sinvar, Aksa Tufanı operasyonundan önceki iki yıl boyunca kontrol altında hareket ediyormuş gibi davrandı. Örneğin, “ticareti geliştirmek için Mısırlılara gitti” ve “Gazze’deki ekonominin kapsamını genişletmek için Katarlılarla görüştü.”[11] Bergusi, “tüm bu meseleler, aldatmanın bir parçası olarak ele alınıyordu” diyor.[12]

Eş zamanlı olarak Sinvar, Hamas’ın işgalle normalleştirilmiş ilişkiler aradığı izlenimini daha da derinleştirmek için Kassam’ın “Seçkin Kuvvet”ini (Kuvvetü’n-Nuhba ) kamuoyu önünde dağıttıklarını açıkladı. “Seçkin Birim” veya Nuhba Kuvveti dağıtıldıktan sonra, “her şey, tugaylar üzerinden yeniden yapılandırıldı.”[13] Bu hücre tabanlı yeniden düzenleme, birçok açıdan seksenlerin ortalarından sonlarına ve Birinci İntifada’ya ait, erkenden dağıtılmış ola Mücahidün-i Filastiniyyun ve Kassam oluşumlarına bir geri dönüş olup, koşullar izin verirse, yarı özerk olarak faaliyet gösterebilecek, merkezi olmayan yapılara imkân sağlayacaktı.[14]

Kimi gizli hazırlıklar yürütüldü. Bunlardan biri de başta halkın kullanımına açık olan, ancak kısa süre sonra aşırı yüksek fiyatlar uygulayarak militan olmayanların uçmasını engelleyen, böylece direnişin ekipmanlarını kullanarak eğitim almasına izin veren bir paravan şirket kurulması ile ilgiliydi. İşin arkasında Sinvar vardı.

Mahmud Merdavi’nin röportajında belirttiği üzere, 7 Ekim 2023’te insanların gördüğü “yamaç paraşütü, başlangıçtan beri uzun vadeli bir planın parçasıydı.”[15] Hamas, uçuş ekipmanlarını kiralayacak bir şirket kurdu. Başlangıçta, “uçmak isteyen herkes uçabiliyordu.”[16] Ancak kısa süre sonra “fiyat o kadar yükseltildi ki kimse o parayı verip uçamadı. İnsanların ödeyemeyeceği varsayımıyla fiyatı yükselttiler.”[17] Çoğu sıradan yamaç paraşütçüsü caydırıldıktan sonra, şirket fiyatı tekrar düşürdü, ancak bu noktada yamaç paraşütü “esas olarak sadece Kassam Tugayları’nın eğitimi içindi”, çünkü gelecekteki tüm seanslar rezerve edilmişti.[18] Nitekim, Muhammed Abdu’nun 20 Mayıs 2025 tarihli, “3. No’lu Bildiri” başlıklı makalesinde dile getirdiği biçimiyle, Sinvar’ın bu girişime öncülük etmesi, “gizli aldatma” planıyla ilişkiliydi. Bu makalenin yazıldığı sırada bu mekanizma üzerine tek bilimsel değerlendirme olan Abdu’nun makalesi şunları söylüyordu:

“Zaman zaman, yamaç paraşütü şirketi, Gazze kıyısındaki Bahr Caddesi’ni bir günlüğüne kapatarak, genellikle Siyonist teşekkül eliyle ‘uçuşa yasak bölge’ olarak kabul edilen gökyüzünde paraşütçü birliklerinin ustalaşmasına imkân sağlıyordu. Eğitim günlerinde, Gazze’deki Filistinlilerin sahile gitmesinin yasaklanıyor, bunun yerine (Hamas tarafından) Siyonist düşmanı kör etmek için alternatif eğlencelerin düzenlendiği Selahaddin Caddesi’ne gitmeleri söyleniyordu.”

25 Ağustos 2023’te, o zamanki Hamas siyasi büro başkan yardımcısı Salih Aruri, savaşın değişen niteliğine dair ileriye dönük bir değerlendirme dile getirdi. Kassam’ın işgale karşı bundan sonra nasıl bir yaklaşım sergileyeceğine dair ipuçları veren açıklamalarında Aruri şunları söylüyordu:

“Savaş değişti. Savaşlar, artık Haziran 1967’deki gibi değil. O vakitler İsrail Hava Kuvvetleri Arap hava kuvvetlerini yok etmiş, kara kuvvetlerine istediğini yapmaya başlamıştı […] Bugün akıllı silahlar, hassas güdümlü silahlar, siber savaşlar var; savaşlar değişti.”[19]

Eylül 2023’te işgalci güç, 4 Eylül 2023’te Hamas’ın işgal altındaki Filistin ve Batı Şeria’ya yapılacak tekstil ürünü sevkiyatı içine gizlenmiş yüksek kaliteli patlayıcıları kaçırma girişimini engelledikten sonra, Kerem Şalom Sınır Kapısı üzerinden Gazze’den yapılan ihracatı durdurdu.[20] Ayrıca Gazzeli işçilerin girişini de askıya aldı. Birkaç gün içinde Filistinli gruplar, işgalin bu yaptırımları uygulamaya devam etmesi halinde, sınır isyanlarının yeniden başlayacağını dile getirdiler.[21]

12 Eylül 2023’te Filistinli direniş örgütleri, bir acil durum halinde direnişin tepkisinin hızını ve koordinasyonunu değerlendirmek amacıyla Rüknü’ş-Şedid 4” (Kudretli Sütun 4) adlı ortak tatbikatı gerçekleştirdi. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin askeri kanadı olan Ebu Ali Mustafa Tugayları’nın Kuzey Taburu’nda bir keskin nişancı timinin komutanı olan Abdülfettah Tanani, tatbikattan döndüğünde, tatbikatı çarpıcı ifadelerle nitelendirdi. Sözlerinde ne sıradan ne de rutin bir eğitimden bahsediyor, onun “tümüyle farklı”[22] olduğunu söylüyordu.

Tanani’ye göre, fark, teknik detaylarda değil, tatbikatın temel konseptinde yatıyordu. Tatbikat sırasında uygulanan taarruz modeli, savunma senaryolarının ötesine geçerek, işgalcilerin tahkimatlarına araçlarla yapılan saldırıların yanı sıra yer üstü manevralarına odaklanmıştı. Bu simülasyon, çatışmanın son anında yaşanacakları mümkün olduğunca yakından taklit etmek üzere tasarlanmıştı.

Ortak Operasyonlar Odası tarafından düzenlenen bu tatbikat, özellikle Kassam Tugayları’nın askeri ilişkiler komutanı, askeri konsey üyesi, Merkez Bölge Tugayı komutanı ve eski askeri istihbarat başkanı Eymen Nufal’ın doğrudan gözetiminde gerçekleştiği için büyük önem taşıyordu. Onun liderliği, Aksa Muharebesi hazırlıkları ve işgal güçlerinin Gazze Şeridi’ne yönelik büyük ölçekli saldırısına karşı kapsamlı bir savunma çerçevesinin geliştirilmesi bağlamında Ortak Operasyonlar Odası’na atfedilen olağanüstü önemi vurguluyordu.

Metras’a verdiği özel röportajda FHKC’ye bağlı Ebu Ali Mustafa Tugayları’ndan bir savaşçı, ortak komuta altında gerçekleştirilen son oturumlarda tanksavar yeteneklerine önemli bir vurgu yapıldığını dile getiriyordu. İlk kez, Yassin 105 silahı, üst düzey askeri liderlerin doğrudan ilgisiyle birlikte, ortak eğitim ortamına dâhil edildi. Bu silah, Kassam Tugayları, Ebu Ali Mustafa Tugayları, Seraye Kudüs ve Nasır Selahaddin Tugayları komutanlarının katıldığı saha incelemeleri ve eğitim alanlarına yapılan ziyaretlerde ele alındı. Hamas üyesi Mahmud Merdavi’nin Ahmed Mansur ile yaptığı, yukarıda bahsedilen röportajda belirttiği gibi, Sinvar, bu eğitim operasyonunu denetleyen komutanlara, eğitimin kamuoyuna açık bir şekilde yapılmasını sağlamaları talimatını vermişti, çünkü “düşman, uçaklar aracılığıyla herhangi bir gizli operasyonu tespit ederdi.”[23] Bu, en azından eğitim oturumuna katılan direniş askerlerine sunduğu gerekçeydi. Asıl sebep, aslında ileri görüşlülükle alakalıydı: Sinvar, tatbikatın açık bir şekilde yapılması halinde, Hamas’ın işgale karşı askeri olarak mücadele etme stratejisini terk ettiğinden endişe duyan sıradan üyelerini susturmaya çalıştığı izlenimi oluşmuştu. Zira, son dönemde Nuhba Gücü’nün dağıtılması, Hamas’ın “kontrol altında olduğuna” dair, giderek güçlenen izlenim, Kassam liderliğinin Filistin İslami Cihadı ile işgal güçleri arasında 5-7 Ağustos 2022’de “Sahaların Birliği” ile 9-13 Mayıs 2023’te “Özgürlerin İntikamı” çatışmalarına doğrudan katılmama kararı göz önüne alındığında bu endişeler haksız ve temelsiz değildi. Nitekim, işgalciye bağlı Şin Bet isimli istihbarat kuruluşu da açık askeri tatbikatı tam da bu şekilde algıladı. Bu durum, tatbikat sonrası değerlendirmesinde de açıkça görülüyor.[24]

Savaşçılar, başta kapsamlı stratejik hedeften haberdar edilmemiş olsalar da, tatbikatın örgütsel ayrılıkları gidermeye ve farklı gruplardan gelen komutanlar ve savaşçılar arasında ortak bir operasyonel dil oluşturmaya yardımcı olduğu sonradan görüldü.

II. Eylül 2023’teki Sınır Protestoları

Eylül başlarında genç Filistinli göstericiler, “Genç ve Devrimci Nesil” örgütünü kurarak, Gazze’nin doğusundaki sınır duvarının yakınında toplandılar.[25] 2018-2019’daki “Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü”nü anımsatan eylemde genç protestocular, hızla “isyancı gençler” olarak anılmaya başlandı, Aksa Camii’nde ibadet edenlerin gördüğü zulüm ile kutsal mekâna yönelik son dönemde gerçekleşen ihlaller gibi konularda milleti ilgilendiren davalara desteklerini dile getirdiler. Ayrıca, tutuklu Filistinli mahkûmlar konusunu vurgu yapan gençler, onlarca yıldır süren ablukanın sona ermesini yüksek sesle talep ettiler. Buna karşılık, işgal güçleri, bu gösterileri gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanarak bastırdı. Protestocular da bunun üzerine havai fişek ve yanıcı balonlar gibi araçlar kullandılar.[26] Gazeteci Vissam Ebu Şamalat protestoları şu şekilde anlatıyordu:

“Gazze cephesinde, düşmanın Gazze’nin doğusunda kurduğu askeri duvarın kenarında direnen insanların sayısında dikkat çekici bir artış yaşandı. İsyancı gençler olarak bilinen grup, 2018’deki geri dönüş yürüyüşleri sırasında kurulan geri dönüş kamplarına her gün akın etmeye başladı, bu yürüyüşlerde bir şehit verildi, birkaç kişi yaralandı. Cuma günü, isyancı gençlerin geri dönüş kampları boyunca yayılması, Gazze cephesinde saldırganlığa karşı halk direnişinin tırmanma olasılığını gösteriyor. Ayrıca, yaklaşık beş yıl önce gerçekleşen ilk geri dönüş yürüyüşlerinin tekrarlanması olasılığından da bahsediliyor.

[…]

Halk hareketinin geri dönüş kamplarına dönüşüyle birlikte, Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkı, inisiyatifi yeniden ele geçiriyor. Bu gelişme, Kudüs Kılıcı Savaşı’ndan bu yana niteliksel değişimler geçiren Filistin cephesindeki genel ve kapsamlı değişikliklerle örtüşüyor. En önemlisi, bu değişimler, ‘alanların birliği’ denkleminin somutlaşması ve cephelerin konsolidasyonunu içeriyor. Sonuç olarak, çeşitli cepheler, düşmanla olan çatışma düzeylerini artırdı. Bu dinamik, özellikle direniş operasyonlarının yoğunlaştığı, ardı ardına dalgalar halinde gerçekleştiği Batı Şeria’da belirgin. Aynı zamanda, Gazze ve Lübnan cephelerindeki direniş güçleri, kışkırtma, Yahudileştirme ve bölünme karşısında Batı Şeria’da stratejik caydırıcı gücün artırılmasına katkıda bulundu.

[…]

Netenyahu-Smotriç-Ben Gvir üçlüsünün önderliğindeki faşist sağcı hükümetin iktidara gelmesiyle Kudüs, Mescid-i Aksa ve tutsaklara yönelik saldırılar çoğaldı. Batı Şeria’daki yerleşim alanları genişletildi, yerleşimci saldırılarının hızı arttı. Bilhassa Cenin ve Nablus olmak üzere, Batı Şeria şehirlerine yapılan baskınlarda ciddi bir artış gözlemlendi. Bu gelişmeler, Gazze Şeridi’ndeki direnişle yaşanan iki askeri çatışmaya ve Lübnan cephesinde düzenlenen komando operasyonlarına yol açtı. En önemlisi de Ramazan ayında yaklaşık 30 roketin fırlatılması ve geçen Mart ayında düzenlenen Mecdu operasyonuydu. Daha yakın zamanlarda, özellikle Hiyam sorunu olarak bilinen olayda, Lübnan’ın işgal altındaki Filistin sınırında halk seferberliği arttı.

Gazze’deki gençlik ayaklanması, düşmanın Aksa Camii’ne ve tutsaklara yönelik politikası kapsamında uygulanan yaptırımların reddinin bir ifadesi olarak başladı. Aynı zamanda Batı Şeria’da derinleşen devrimci duruma bir cevap olarak ortaya çıktı. Aynı zamanda, Gazze’de direnişe yönelik faaliyetlerin tekrar artması, alanların birliği denklemine doğrudan verilen bir cevap. Mevcut aşamada bu cevap, Gazze’yi de kapsayan büyük ölçekli bir askeri çatışmayı gerekli kılmayabilir. Bunun yerine, geri dönüş kamplarındaki gençlik ayaklanması yoluyla dile dökülebilir.”[27]

Protestolar ayrıca, Erez sınır kapısından geçişin ciddi şekilde kısıtlanması ve 18.000 işçinin işgal altındaki Filistin’e girişini engellemesi nedeniyle kötüleşen ekonomik krizden de etkilenmişti (bahsedilen yeni “ekonomik ihtiyaçlar” izin sistemi kapsamında). Özellikle, 17 Eylül 2023’te işgalci güce bağlı yetkililer, Beyt Hanun sınır kapısının işçilere kapatıldığını duyurdu. Onuncu günde bu durum, 11 milyon doları aşan kayıplara neden oldu. İşgalci güç, sınır kapısını kapalı tutmaya devam etti ve bu konuda Yom Kippur bayramını gerekçe gösterdi, ama sınır kapısının işçilere ne zaman veya açılıp açılmayacağı konusunda bilgi vermedi. İşgalci güç, sadece “duruma ilişkin değerlendirmelere devam ettiğini” dile getirdi.[28] Bu dönemde Katar da Gazze’ye verdiği aylık ödeneği azaltmaya karar verdi, bu da ekonomik durumun daha da kötüleşmesine neden oldu. Bunun sonucunda Gazze’deki Hamas hükümeti, çalışanlarının maaşlarının yüzdesini yüzde 60’tan yüzde 55’e düşürmek zorunda kaldı.

Ayrıca, sınır protestocularının da açıklamalarında dile getirdiği biçimiyle, 15 Eylül 2023’ten itibaren ve Roş Haşana Yahudi bayramıyla eş zamanlı olarak, sağcı Siyonist yerleşimciler, Aksa Camii’ne baskın düzenlemeye başladılar. Yahudi Yeni Yılı’nın ikinci gününde, 230’dan fazla yerleşimci ve Yahudi aşırılıkçı, yoğun güvenlik koruması altında, Aksa Camii avlusuna girdi. Aynı zamanda, işgalciler, camiye gitmek isteyenlere kısıtlamalar getirdi, Aksa’nın içinden on beş ibadet edeni çıkardı. Toplu olarak “Tapınak grupları” şemsiyesi altında bilinen çeşitli dini Yahudi örgütleri de yerleşimcileri Aksa’ya daha büyük baskınlar düzenlemeye teşvik ederek, bayram döneminde yerleşimcileri ücretsiz olarak taşıyacak otobüsler sağlayacaklarını duyurdu.[29]

Tüm bu faktörler, protestocuların öfkesini besledi. Maske takan genç göstericilerden birinin şunları dediğine şahit olundu:

“İşgalci güç, Gazze kuşatmasını sürdürdüğü ve Mescid-i Aksa ile hapishanelerindeki mahkûmlara yönelik ihlallerini artırdığı sürece, bu bölgelerde [sınır duvarının yakınında] gösteri yapmaya devam edeceğiz […] Tüm dünya, Filistin davasına ve işgalcilerin tekrarladıkları ihlallere dikkat kesilmeli.”[30]

Şimdiye dek protestolar, Flamer’ın yukarıda belirtilen değerlendirmesiyle çelişen organik bir gençlik hareketine işaret ediyor. Bu noktada şu soru gündeme geliyor: Hamas, bu protestolara ne ölçüde iştirak etti? Bu sorunun cevabı pek net olmasa da, çeşitli Hamas üyelerinin açıklamaları bize bir dereceye kadar açıklık sağlıyor. Bununla birlikte, Daniel Sobelman gibi kişilerin iddialarının aksine[31], protestoların başta Hamas tarafından organize edildiğine dair kesin bir kanıt bulunmadığı da görülmeli. Türk medya kuruluşu Anadolu Ajansı’nın Arapça platformuna verdiği bir röportajda, Hamas hareketinin resmi sözcüsü Hazım Kasım şunları söyledi:

“Mescid-i Aksa’da ve Kudüs şehrinde yaşananlar, bunun yanında, Gazze’ye yönelik kuşatmanın sıkılaştırılmasıyla birlikte devam eden suçlar, suikastler ve cinayetler nedeniyle isyancı gençlerin de farkına vardığı o büyük provokasyon ışığında, bu durum, mevcut öfkenin bir ifadesi olarak kabul edilmektedir.”[32]

Kasım, sözlerinin devamında, Siyonist teşekkülün Gazze’deki Hamas askeri mevzilerini tekrar tekrar bombalamasındaki amacın “isyancı gençlerin halktan destek gören protesto faaliyetlerini sonlandırmalarını sağlamak ve bu gençleri korkutmak” olduğunu söyledi.[33] Hamas’ın doğrudan (her ne kadar gizli olsa da) güvenlik müdahalesi olasılığını ortaya koyan Kasım, Siyonist işgalin “mevcut çatışma kurallarını değiştirme” girişiminin hoş görülmeyeceğini, “bu kurallar ihlal edilirse, durumun yeniden değerlendirileceğini” sözlerine ekledi.[34]

Hamas siyasi büro üyesi İsmail Rıdvan, bu sınır protestolarının “alanlarn birliği denklemi”nin somut bir ifadesi olduğunu dile getirdi.[35] Bu son derece önemli açıklama, alanların birliğinin habercisiydi.

Gazeteci Ali Avvar, durumu analiz ederken, “Hamas’ın sınır gösterilerine yeniden başlamasının ve kundaklama amaçlı balonlar gibi şiddet eylemlerinin ardında ekonomik ve politik nedenler olduğunu” söylüyordu.[36] Avvar’ın kundaklama amaçlı balonlar hakkındaki değerlendirmesinin bir miktar abartıya vardığı görülmeli. Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü sırasında “gece kargaşası” olarak adlandırılan, bir biçimde popüler hale gelen bu balonlar, anlamlı bir kinetik yükten ziyade, küçük bir duman patlaması üretiyor. Amaçları, Gazze sınırları içindeki “kibbutz” yerleşimcilerini rahatsız etmekti. Bununla birlikte, balonlar, işgalcilerin öfkesini tetiklemeye yettiler.

22 Eylül 2023 Cuma günü geç saatlerde, bir grup Filistinli protestocu, “İsrail’e balonlar fırlatarak, sınırın diğer tarafındaki, bitki örtüsüyle kaplı geniş bir alanda karartma uyguladı.”[37] Buna karşılık, işgalci güç, protestoculara ateş açarak 28 Filistinliyi yaraladı. Ardından gelen bir hava saldırısı, Siyonist ordunun “üç askeri karakol” olduğunu iddia ettiği yerleri vurdu. Bu durum, kısa sürede bir kalıba dönüştü.

Bu arada, saha uygulanan “alanların birliği denklemi”ne paralel olarak, en büyük üç direniş grubu, önemli bir toplantı gerçekleştirdi. 23 Eylül 2023 Cumartesi günü, üç Filistinli grup (Hamas, Filistin İslami Cihadı (FİC) ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi) Beyrut’ta bir araya geldi. Parti temsilcileri arasında FHKC Genel Sekreter Yardımcısı Cemil Mazhar, FİC Genel Sekreteri Ziyad Nahali ve Hamas Siyasi Bürosu Başkan Yardımcısı Salih Aruri yer aldı. Ertesi gün, örgütlerin işgale karşı mücadelelerini tırmandırmaya ve işbirliğini artırmaya yönelik ortak bir karar aldıklarını ifade eden resmi bir açıklama yayınlandı.

Aynı gün işgal ordusu, Agence France-Presse’e isimsiz bir “Filistinli güvenlik kaynağı”nın “Gazze şehrinin doğusunda Hamas’a ait olduğunu söylediği” bir gözetleme kulesine akşamüstü saldırı düzenledi.[38] İşgal güçlerinin ateşlediği mühimmat nedeniyle üç genç gösterici yaralandı.

Dikkat çekici bir şekilde, açıklamalarıyla protestolara dolaylı olarak dâhil olduklarını ortaya koyan direniş örgütleri, Hamas’tan ayrı bir konum aldılar. Hamas, FHKC ve İslami Cihad ile birlikte Beyrut’ta düzenlediği toplantıdan bir gün sonra FHKC Genel Merkez Komitesi üyesi İyad Avvadullah, Gazze’nin doğu sınırında yaşananların işgalle açık çatışmanın ve sürekli çatışmaların bir parçası olduğunu dile getirdi.[39] Avvadullah, Arabiyyü’l-Cedid’e yaptığı açıklamada, işgalci gücün direnişin Gazze’de sahip olduğu kabiliyetleri zayıflatma ve yok etme girişimlerinde birden fazla kez tehdit teşkil ettiğini, Gazze’ye yönelik saldırılarla birlikte çatışmanın daha da tırmanmasının muhtemel olduğunu söyledi. Avvadullah, işgalin Filistin halkını yoksullaştırarak abluka yoluyla direnişe yönelik halk desteğini ortadan kaldırmayı hedeflediğini savundu. Buna karşılık, “isyancı gençliğin” halktan destek gören bir direniş hareketi olarak ortaya çıktığına dair iddiasını dile getirdi.

Ertesi gün (25 Eylül 2023 Pazartesi akşamı) işgalci güce ait savaş uçakları, Doğu Gazze’de Hamas’a ait olduğunu iddia ettikleri bir askeri karakolu hedef aldı. Ertesi gün, işgale ait savaş uçakları, Doğu Gazze’deki iki askeri bölgeyi daha bombaladı. Siyonist işgalci güç, sözde misilleme eylemi için “şiddete başvurulan isyanlar”ı gerekçe gösterdi.[40] Oysa asıl neden, “isyancı gençler”ce havaya bırakılan bir kundaklama balonunun Gazze bölgesindeki Kfar Aza “kibbutz”una ulaşmış olmasıydı. Ardından Şa'ar Hanegev Bölge Konseyi’ne ait bölgede küçük bir yangın çıktı.

İşgal güçlerinin hedef aldığı ilk yer, Refah’ın doğusundaydı. Burasının Kassam Tugayları’na ait olduğu bildirildi. Buraya insansız hava aracıyla saldırı düzenlendi. Daha sonra işgalci güç, Gazze’nin kuzeydoğu kesiminde (Muntar-Karni sınır kapısı yakınlarında) ve Refah bölgesinde olmak üzere iki yeri daha bombaladıklarını açıkladı, bombalamanın bir savaş helikopteri ve bir tankla gerçekleştirildiği söylendi. Bombalama, sınırda yapılan gösterilerin sona ermesinden sonra gerçekleşti. Yerel kaynaklar, onlarca Filistinli gencin kullanılmış lastikleri ateşe verdiğini, sınır duvarına Filistin bayrağını astığını ve ses bombası attığını bildirdi. Buna karşılık, doğu sınırı boyunca konuşlanmış işgal güçleri, onları dağıtmak amacıyla göz yaşartıcı gaz bombası attılar. Protestoları bastırmaya çalışan Siyonist işgal güçleri on bir genci yaraladı.

25 Eylül 2023’te gazeteci Yusuf Faris, Lübnan gazetesi Ahbar’da, o ana kadar yaşanan olayları özetleyen bir yazı yayınladı. Bu yazıyı tercüme etmek ve uzun uzun alıntılamak yerinde olacak:

“Gazze’nin doğu sınırında devam eden olaylar, Katar Büyükelçisi Muhammed İmadi’nin bu ayın başından beri yaptığı ziyaretlerin, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı hafifleteceği bir anlaşmayla sonuçlanmadığının delili. Ayırma duvarının tahrip edilmesi ve kundaklama amaçlı balonların fırlatılması gibi sert önlemlerle birlikte ‘sınır faaliyetleri’ne kademeli olarak geri dönme kararı, bu ayın başında Katar’ın teşkil ettiği, Gazze’nin Yeniden İnşası Komitesi’nin Hamas hükümeti çalışanlarının maaşlarını ödemek için ayrılan hibeden 6 milyon dolar kesme kararı almasının ardından, işgalci gücün Gazze işçilerine Beyt Hanun/Erez sınır kapısını kapatma ve Kerem Şalom sınır kapısından mal hareketini azaltma kararıyla eş zamanlı olarak alındı. Bu adımlar hep birlikte, bölgedeki ‘Hükümet Çalışmaları Takip Komitesi’ni ciddi bir mali krize sürüklemek suretiyle, çalışan maaşlarının payını yüzde 5 oranında azaltıp, toplam maaşın yüzde 60’ından yüzde 55’ine indirmesine, maaş ödemelerini normal tarihlerinden yedi gün geciktirmesine yol açtı.

Ancak kriz, çalışanların maaşlarının ötesine geçerek, tıbbi malzeme sıkıntısı çeken hastanelerdeki durum gibi daha hassas konulara da uzanıyor. Böbrek hastaları, haftalık tedavi protokollerini tamamlamak için gerekli ekipman konusunda ciddi bir eksiklik çekiyorlar. Mevcut mali durumun devam etmesi, diğer hizmet sektörleri de krize sürüklenme tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Direniş örgütleriyle gayri resmi olarak bağlantılı olan ‘İsyancı Gençlik’ birimlerinin önderliğinde, sınırda yürütülen faaliyetler, bu ayın ortasında lastik yakma ve ayırma duvarını tahrip etme gibi gösterilerle başladı. Ardından, geçen haftanın sonunda, gece kargaşası’ birimlerinin ve kundaklama balonlarının devreye alınması kararı alındı, geçen Cuma günü Kibbutz Be'eri, Ebu Katron Ormanı ve Kissufim’de ayrım hattı dâhilinde beş dönümlük alanı yok eden birkaç yangın çıktı. Aynı gün, onlarca kundaklama balonu daha fırlatıldı.

İşgalci ordusu, Gazze’nin doğu sınırındaki üç direniş gözlem noktasına bomba atarak karşılık verdi ve güçlerinin genç bir adam tarafından ateş altına alındığını iddia etti. Cumartesi ve Pazar günleri halk eylemleri, kundaklama amaçlı balonların fırlatılması ve ayırma duvarının tahrip edilmesine dönük çalışmalar sürdü. Bu eylemler, ‘Kuşatmayı Kırmak İçin Yüksek Ulusal Komite’nin önceki gün Gazze limanında bir etkinlik düzenleyerek, şehrin limanlarının açılmasını ve uygulanan kuşatmanın sona erdirilmesini talep etmesiyle daha organize bir hal aldı. Kriz, çalışan maaşları meselesinin ötesine, daha hassas politik konulara uzanıyor. Hamas’ın sürece vakıf olan isimlerinden biri, ablukanın sıkılaştırılması kararına geri dönülmesinin ve [2021’deki] ‘Kudüs Kılıcı’ savaşından sonra varılan barış anlaşmalarından cayılmasının, İsraillilerin Gazze’deki hareketi ve diğer direniş örgütlerini işgal altındaki Batı Şeria’da süren direnişi desteklemekten vazgeçmeye zorlamak için kullandığı bir şantaj bağlamında gerçekleştiğini dile getiriyor. Örgütler, bu konuda herhangi bir taviz vermeyi reddederken, ‘sınır faaliyetleri’, işgalcileri Gazze sakinlerinin yaşam haklarını Batı Şeria’da sükuneti sağlamak için bir pazarlık kozu olarak kullanmaktan vazgeçmeye mecbur etti.”[41]

Makalenin geri kalanında yazar, Hamas lideri İsmail Rıdvan’ın sınır faaliyetlerinin “alanların birliği” ve “Gazze’nin işgal altındaki Batı Şeridi ile iç içe geçmesi” denkleminin kurulmasına dönük faaliyetlerin bir parçası olduğuna dair tespitini aktarıyor.[42] Rıdvan, Hamas adına düzenlediği resmi bir basın açıklamasında tespitine şunları ekledi:

“Bölgede çatışmalar tırmanacak olursa, bunun asıl sorumlusu işgalci güçtür. Zaman ve mekânda ayrışmayı dayatan, sürekli ortaya koyduğu çabalarıyla işgalci güç, Mescid-i Aksa’ya karşı, caminin yıkılmasına, kalıntıları üzerine sözde tapınağın inşa edilmesine yol açacak herhangi bir aptalca adımı atmama konusunda dikkatli olmalıdır.”[43]

İşgalci gücün “isyancı gençliği” kışkırtmanın sonuçlarından tamamen sorumlu olduğunu dile getiren Rıdvan, devam eden kuşatmanın çatışmaları tehlikeli bir biçimde tırmandıracağı konusunda uyarıda bulundu.[44]

Ertesi gün, 26 Eylül 2023 Salı günü, işgal güçleri, Refah’ta Hamas’a ait olan iki gözlem noktası ile Zeytun’daki bir yeri daha hedef aldı. İşgal güçleri, X sosyal medya sitesindeki bir paylaşımda, bir savaş helikopteri ve tank kullanarak iki Hamas bölgesine daha saldırdıklarını iddia etti.[45]

Sonraki üç gün boyunca Hamas ile Siyonist işgalci güç arasında müzakereler gerçekleşti. 29 Eylül 2023 Cuma günü, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğuyla bir anlaşmaya varıldı. “İsyancı gençler”, işgal altındaki topraklarda çalışmasına izin verilen Gazzeli işçi sayısının iki katına çıkarılması ve “Katar yardımlarının değerinin 100.000’den fazla vatandaşı kapsayacak şekilde artırılması” karşılığında sınır protestolarını askıya almayı kabul etti.[46] Hamas’ın müzakereye istekli olması, işgalciyle uzun süreli bir çatışmadan kaçınmayı amaçladığına dair izlenim yaratmaya ve işgalin gardını düşürmeye yaradı.

AMAN, Şabak ve Mossad ile yakından bağlantılı olan, onlara eleman sağlayan kurumlardan Bar İlan Üniversitesi’nde profesör olan, istihbarat ve karşı-istihbarat uzmanı Netanel Flamer’a göre, protestolar, sadece alanların birliği açısından Aksa Tufanı’nı muştulamakla kalmadı, aynı zamanda belirli istihbarat operasyonlarını da önceden haber verdi. Flamer şunları söylüyor:

“Hamas, sınırın yakınlarında protestolar düzenleyerek, bu protestoların kılıfı altında, ajanlarının sınır duvarına yaklaşarak, görünüşte gösterilerin bir parçasıymış gibi, duvarın yanına cihazlar ve yapılar yerleştirmesini sağladı. Bu şekilde Hamas, saldırı hazırlıklarını ilerletebildi, İsrail ordusunun sınır duvarı boyunca sahip olduğu yeteneklerle ilgili hayati istihbaratı toplam işlemini tamama erdirdi.”[47]

İlk bakışta, iddialarına herhangi bir kaynak sunmayan Flamer, “İsyancı Gençlik” protestolarını tamamen yanlış takdim ediyor. Dahası, bu sınır protestolarını “Hamas’ın kışkırttığı” da doğru değil. Bununla birlikte, Telegram aracılığıyla dolaşan gizli materyaller ve tanık ifadeleri, protestoların bir araştırma veya keşif işlevi içerdiği olasılığını güçlendiren bir dizi istihbaratla ilgili ayrıntıyı ortaya koyuyor. Bunlar arasında işgalcilerin sınırdaki kameralarına yönelik saldırılar, özellikle (Gazze şehrinin doğusundaki) Malaka askeri yerleşkesinin kapısı ile (Han Yunus'un doğusundaki) Necar kapısı olmak üzere duvar ve kapıları hedef alan patlayıcıların yerleştirilmesi işlemi yer alıyor.[48] Örneğin 17 Eylül 2023’te Quds Breaking “Gazze’nin doğusundaki Malaka askeri yerleşkesinin kapısına, Aksa eylemleri sırasında gençlerin patlayıcı bir cihazı infilak ettirdiği haberini paylaştı.[49] Eylemci ve gazeteci Hamza Mısri’nin de dile getirdiği biçimiyle, Han Yunus’un doğusundaki Necar Kapısı da isyancı gençlerce “baskına uğradı”.[50]

Bilindiği üzere, 7 Ekim 2023 operasyonu sırasında direniş savaşçıları Nahal Oz ve Kfar Aza sınır duvarlarını ele geçirdi. Malaka ve doğu Zaytoun sektöründeki “İsyancı Gençlik” protestoları, Kfar Aza’ya değil, 7 Ekim’de gerçekten vurulan ve ele geçirilen, özellikle de Nahal Oz üssünde gerçekleşen Nahal Oz-Karni (Muntar) sınır koridoruna karşılık gelmektedir. Group 194 sitesinde aktarılan, ismi verilmeyen bir subayın açıklamasına göre, “İsyancı Gençlik” protestoları sırasında “Hamas’ın sınırı test ettiği açıktı, çünkü bariyer inşa edilene dek böyle bir şeye asla izin verilmemişti.”[51]

Duvarın hedef alınması, işgalci gücün güvenlik ve askeri yetkilileri arasında bazı şüpheleri uyandırmış olsa da, bunlar, ancak olaydan sonra dile getirilmiştir. Haaretz gazetesi askeri işler muhabiri Yaniv Kuboviç’in bir haberinde, adı açıklanmayan bir “subayın” şu sözlerine yer verilmesi dikkat çekici: “Bölgeyi ve Gazze’yi bilen herkes için Hamas’ın İsrail’in sınırlarını test ettiği açıktı. Yeraltı savunma bariyeri inşa edilene dek böylesi bir teste asla izin verilmezdi.”[52]

Ancak söz konusu bariyer, Ekim 2022’de inşa edilmişti ve 2014 savaşından sonra Gazze sınırının ötesine uzanan, Kassam tarafından yürütülen muhtelif tünel operasyonlarının bir sonucuydu.[53] Bu, Kuboviç’in geriye dönük analizine rağmen, işgalci güce bağlı istihbaratın güvenlik aygıtından yeterli ilgiyi görmediğini ortaya koyuyor.

27 Eylül 2023’te “İsyancı Gençlik” eylemcilerinden bir kısmının Han Yunus’un doğusundaki duvarın yakınında ev yapımı bir patlayıcı düzeneği patlattığı gün, Gazze’deki direnişe bağlı bir keskin nişancı, Gazze’nin doğusundaki işgal güçlerinin gözetleme kameralarını hedef aldı.[54] 7 Ekim 2023’te, direnişe bağlı keskin nişancılar, patlayıcılarla donatılmış ticari insansız hava araçlarıyla birlikte, aynı şekilde, gözetleme kameralarını hedef aldı. Bilindiği gibi, Nahal Oz’da, gözetleme kameralarının çoğu ilk önlem olarak devre dışı bırakıldı. Bu, Gazze sınırına sızan paraşütçüler ve insansız hava araçları kullanılarak gözetleme kameralarını, iletişim kulelerini ve diğer istihbarat toplama araçlarını hedef alıp kör etmeye odaklanan ana operasyondan önce yapılan önemli bir ön operasyondu.[55] Züheyr Hamdani ve Talal Maşati’nin haberine göre, işgal güçleri, uzaktan algılama ve sınır izleme ekipmanına aşırı derecede bağımlı hale gelmişti. Direniş savaşçıları, bu ekipmanı hızla devre dışı bırakmayı bildiler, bu da onların sızma faaliyetine, üs baskınlarına ve işgalcinin subay ve askerlerine yönelik ani saldırılarına imkân sağladı.[56] Bununla birlikte, 7 Ekim 2023’te direnişin gözetleme cihazlarını hedef almasının tek yolunun keskin nişancılar olmadığı da söylenmeli. Hamas’a bağlı hackerlar, operasyonun hemen öncesinde kameralara ve askerlerin telefonlarına sızmış, önceki günlerde sivil güvenlik kameralarına erişerek, önemli istihbarat toplama faaliyetlerinde bulunmuşlardı.[57]

Sonuç

Aksa Tufanı’na yakın tarihe dair bir inceleme, Sinvar’ın kontrol altında olma ve sosyalleşmeye dair görünümünü nasıl araçsallaştırdığını ortaya koyuyor.[58] Bu görünüm, işgalci gücün endişelerini giderdi, direnişin pususunu daha gizli bir şekilde planlamasına imkân sağladı.

En ilginç olaylardan biri de yeniden canlanan sınır protestolarıydı. Bununla birlikte, “İsyancı Gençlik” eylemlerinin Aksa Tufanı operasyonu için bir eğitim alanı olarak hizmet ettiğini söylemek ama ayırma duvarının ve kameraların hedef alındığına ilişkin abartılı yaklaşımlardan da uzak durmak gerekiyor. Gerçekten de, bu organik protestoları keşif ve istihbarat toplama faaliyetine kapatmamak şart. Bununla birlikte, olgu ve olayları yakından inceleyen bir analiz, direnişe değerli bilgiler sağlayabilecek gözetim ve hedefleme ile ilgili yönlerin olduğunu ortaya koyuyor. “İsyancı Gençlik” protestolarının yerleşimcilerin Aksa külliyesine baskın düzenlemesiyle (ki Muhammed Deyf’e göre, Aksa Tufanı’na neden olan kritik koşullardan biri bu baskındı[59]) tetiklendiği göz önüne alındığında, elde bu protestoları Aksa Tufanı’na bağlamamızı, arada illiyet kurmamızı gerektiren sebepler mevcuttur.

Ek

Haaretz gazetesinden Şlomi Eldarand ile Ruth Yuval’ın 8 Eylül 2026’da yayınladığı, yakında çıkacak olan Hostages: 843 Days of Abandonment [“Rehineler: 843 Gün Süren Terk Edilmişlik”] kitabında alıntı yapılan kaynaklara atıfta bulunan bir makaleye göre, Muhammed Bin Zayid’in “Gazze’den yıllar önce Abu Dabi’ye göç etmiş olan yakın danışmanı” (burada örtük olarak Muhammed Dahlen’e atıfta bulunuluyor), Aksa Tufanı’dan önceki haftalarda BAE kralını yaklaşan bir operasyon hakkında bilgilendirdi. Haaretz haberine göre, Bin Zayid, daha sonra 7 Ekim 2023’ten bir buçuk hafta önce Netenyahu’yu arayarak, Sinvar’ın “büyük plan”ı konusunda uyardı. (8 Eylül 2026 Haaretz).

İlk bakışta, Dahlen’in önceden bilgi sahibi olma ihtimali akla yatkın görünüyor. Makalenin iddialarından bağımsız olarak, bu ihtimali, 7 Ekim 2023 planlaması hakkında bağımsız olarak doğrulayabildiğimiz bilgilere dayanarak ele alalım.

Kassam Tugayları’nın en üst komuta kademesi hariç, direniş üyeleri Aksa Tufanı saldırısının planlaması sırasında hiçbir şeyden haberdar edilmemişti. (7 Kasım 2023, Guardian) Bu nedenle, Dahlen’in sadık adamlarından birinin, Aksa Şehitleri Tugayları’nın Nidal-i Amudi Tümeni’nde (Dahlen’in Fetih - Demokratik Reform Bloğu ile ilişkili direniş biriminin bir kolu) önceden bilgi sahibi olması, son derece düşük bir ihtimal. Ancak, Dahlen’in Nidal-i Amudi Tümeni üyelerinin Aksa Tufanı’na katıldığı, aylar öncesindeki hazırlık önlemlerinden birinin, Kassam Tugayları dışındaki gruplar da dâhil olmak üzere, direniş savaşçılarını eğitmek için bir paraşütçü birliği kurulması olduğu belirtilmeli. (Mecma Hareketi, “Yahya Sinvar’ın Kamuflaj Planı”, Mujamma)

Dahası, Dahlen’in Nidal-i Amudi Tümeni, her yıl düzenlenen Filistin “Ortak Operasyonlar Odası” “Güçlü Sütun” eğitim tatbikatlarına da katılmıştı. Bu nedenle, Dahlen’e sadık birinin bu eğitim programı sırasında bilgileri dışarı sızdırmış olması mümkün.

Ancak, özellikle seçim dönemine yakın bir zamanda araçsallaştırıldığı göz önüne alındığında, bu anlatıya şüpheyle yaklaşmak gerek. Haaretz gazetesinde çıkan makale, iddialarını “üç yabancı üst düzey kaynağa dayandırdığını” söylüyor. (8 Eylül 2026, Haaretz) Bu kaynaklar muhtemelen, işgalci gücün istihbarat veya siyaset cephesinde yer alan, Netenyahu karşıtı kanada ait. Siyonist istihbarat ve komuta merkezlerinin 7 Ekim’le ilgili istihbaratı göz ardı ettiği anlatısı, Netenyahu karşıtı grupların kolayca harekete geçirilmesini sağlayacak, etkili bir sopa haline geldi. Tıpkı Netenyahu’nun Hamas ile 2018-2019’da gerçekleşen Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü müzakerelerinin ardından Katar tarafından verilen fonları sivil yeniden yapılanma çabalarına izin verdiği anlatısı da aynı şekilde kullanıldı. (1 Aralık 2023, Times of Israel; 10 Şubat 2026, Times of Israel)

Bu anlatı, Yahya Sinvar’ın Kassam Tugayları’nın Nuhba gücünü kamuoyu önünde dağıtma, İslami Cihad ile Hamas arasında iç çatışmalar olduğuna dair (Hamas’ın, FİC’in işgalciyle silahlı direnişe devam etme isteğine karşı çıktığı iddiası üzerinden) tespiti kamuoyuna açıklama, Mısır ve Katar ile ekonomik düzenlemeleri genişletme ve Gazzeli işçilerin 1948’de işgal edilen topraklara girişini sağlama, Hamas’ın Ağustos 2022 ve Mayıs 2023’teki işgalciyle çatışmaktan özel olarak kaçınması, Kassam’ın paraşütçü eğitimini sivil bir paravan şirket arkasına gizleme ve kasıtlı olarak kamuoyu önünde ortak askeri tatbikatlar düzenleyerek bunların büyük bir taarruz hazırlığı yerine, hoşnutsuz sıradan savaşçıların susturulması girişimi olduğuna dair bir izlenim yaratmak gibi başlıkları içeren “aldatma stratejisi”ni göz ardı ediyor. Tüm bunlar, Hamas’ın kontrol altına alındığı, Gazze’de sükuneti ve ekonomik istikrarı korumaya giderek daha fazla yatırım yaptığı izlenimini yarattı. (Mecma Hareketi, “Yahya al-Sinwar'ın Kamuflaj Planı”; Mujamma; Times of Israel/Reuters, 9 Ekim 2023; Tİ)

Şunu belirtmek gerek: Haaretz’deki makale, bu türden bir açıklama sunmuyor. Makaleye göre, 2023 yılının başlarında “İsrail” ile Sinvar arasında gizli bir müzakere kanalı kurulmuştu. Bu kanalın amacı, Gazze için bir geçici ateşkesin (hudna) ilan edilmesi ve geniş kapsamlı, uzun vadeye yayılacak bir düzenleme çabasının ortaya konulmasıydı. Makalede iddia edildiğine göre, Sinwar, Hamas Siyasi Bürosu üyesi Gazi Hamid’i bu kanalın kurulması işinde görevlendirmiş, Haaretz’in “Kömür Göz” takma adıyla andığı, hem Hamas hem de Şin Bet tarafından güvenilir kabul edilen, İbranice konuşan üst düzey bir Fetih yetkilisi ise aracı olarak görev yapmış. İbraniceyi akıcı bir şekilde konuşan Hamid ve Kömür Göz’ün, eski Filistin Yönetimi Sivil İşler yetkilisi Nasır Sarrac’ın Gazze’deki evinden Şin Bet yetkilisi Adi Rotem ile “neredeyse doğrudan” görüşmeler gerçekleştirdiği söyleniyor. (8 Eylül 2026; Haaretz)

Makaleye göre, müzakereler, ablukanın kademeli olarak hafifletilmesi, gıda ve hammadde ithalatının artırılması, binlerce kişiye iş imkânı sağlayacak sınır ticaret bölgeleri, Mısır’ın Şarm’eş-Şeyh havaalanından “güvenli geçiş” sağlaması, Gazze’ye doğal gaz tedariki, nihayetinde esir takası konularını kapsıyordu. Makaleye göre, 2023 yazına gelindiğinde, iyimser bir hava oluşmuştu. “Kömür Göz” defalarca bir anlaşmanın “her zamankinden daha yakın” olduğunu bildiriyordu. Bir Hamas yetkilisi ise toplantılardan “Nihayet oluyor!” gibi coşkulu ifadelerle döndüğünü aktarıyordu. (8 Eylül 2026; Haaretz.)

Makale, daha sonra Sinvar’ın Eylül başlarında kanalı aniden kapattığını iddia ediyor. İddiaya göre Sinvar, ardından Kömür Göz’ü yanına çağırdı ve ilerleme olmazsa “İsrailliler için büyük bir sürpriz, bir zilzal (deprem) hazırladığı konusunda uyarmasını emretti. Kömür Göz, Eylül ortasında onunla tekrar görüştüğünde, Sinvar’ın uyarıyı “tüm sürprizlerin anası bu. Korkunç bir operasyon. Olağanüstü bir şey” şeklinde nitelendirdiğini, sözlerinin kelimesi kelimesine iletilmesini açıkça talep ettiğini söylüyor. (8 Eylül 2026; Haaretz.)

İddiaya göre, Kömür Göz ve Muhammed bin Zayid’in Filistinli danışmanı, 15 Eylül’de Şin Bet’e uyarıyı iletti. Haaretz’e göre, bu durum, 17 Eylül 2023’te güvenlik görüşmelerine yol açtı, ancak istihbarat yetkilileri, tehdidin yaklaşmakta olan Aksa Tufanı operasyonu olduğunu anlayamadı. Şin Bet personeli, bunun yerine, diğer olasılıkların yanı sıra, Sinvar’ın Hamas’ın esir takasındaki gücünü artırmak için o sırada Irak’ta tutulan “İsrailli” araştırmacı Elizabeth Tsurkov’u ele geçirmeyi amaçladığı hipotezini değerlendirdi. (8 Eylül 2026; Haaretz.)

Ancak yukarıda yeniden oluşturulan aldatma stratejisiyle birlikte okunduğunda, Kömür Göz kanalı, böyle bir stratejiye karşı kanıt olmaktan ziyade, bir başka kamuflaj katmanı oluşturmuş olabilir. Önemi sadece Hamas’ın Aksa Tufanı’nı hazırlarken aynı anda müzakere etmesinde değil, bu müzakerelerin içeriğinde de yatıyor: neredeyse her teklif, Sinvar’ın geniş aldatma önlemlerini geliştirme amacını güdüyor. Hamas liderliği, ekonomik rahatlama, hareket özgürlüğü, istihdam, mahkûmların serbest bırakılması ve Gazze’yi yönetecek kalıcı bir uzlaşma ile giderek daha fazla meşgul olduğuna ilişkin değerlendirmeyi aldatma stratejisinin parçası olarak kullanıyor. “Kömür Göz”, daha sonra fraksiyonlarca ve Şin Bet tarafından güvenilir bulunmuş. Böylelikle ilgili kanalın yol açtığı iyimser değerlendirme, işgalci güce bağlı istihbarat aygıtının karşı tarafa güvenilir bir kaynak üzerinden ulaşabileceğine dair bir yanılsamaya kapılmasına neden olmuş. (8 Eylül 2026; Haaretz.)

Nitekim, Haaretz’in kendi haberine göre, “Kömür Göz”, defalarca “nihayet oluyor” diyerek inancını dile getirmiş. Demek ki kanal aldatma stratejisinin parçası, aracı kişininse bu sürece bunun bilincinde olarak katılmasına gerek duyulmamış. Sinvar’ın Eylül ayında dile getirdiğ olağanüstü uyarılar bile bu yorumu ille de çürütmeyebilir. Haaretz’in alıntı yaptığı üst düzey bir istihbarat yetkilisinin şimdi kabul ettiği gibi, bir olasılık da uyarıların kendilerinin “Büyük Aldatma” planının bir parçası olması ve “İsrail Savunma Kuvvetleri’nin hazırlığını test etmeyi” amaçlaması. (8 Eylül 2026; Haaretz.)

Sinvar, ne bir tarih, ne bir hedef, ne bir operasyon yöntemi, ne de önceden hazırlanmış Aksa Tufanı planının varlığı konusunda bir açıklama yaptı. Bunun yerine, tehdit olarak dile getirdiği “deprem”i İsrail’in müzakerelerde ayak sürümesinin bir sonucu olarak anlamlandırdı. Bu anlamlandırma girişimi, muhtemelen işgalcinin süreci tırmandırma uyarısına nasıl tepki vereceğini teste tabi tuttu, ayrıca, temeldeki aldatma girişimini korumak adına, istihbarat yetkililerini her türden şiddet eylemini, müzakerelerin o bilindik diliyle yorumlamasını sağladı. Nitekim, makaledeki anlatım özellikle önemli, zira alıntı yapılan üst düzey istihbarat yetkilisinin benimsediği alternatif yorum, tam da Sinvar’ın “İsrail'in ayak sürümesinden bıktığı” tespitini, “bizi bir anlaşmaya zorlamak istiyorlar” değerlendirmesini ve “onun savaş başlatmaya o kadar da istekli olmadığı” analizini temel alıyordu. (8 Eylül 2026; Haaretz.)

Görünüşe göre, olan tam olarak buydu. Makaleye göre, uyarıyı aldıktan sonra bile Şin Bet personeli, Sinvar’ın Elizabeth Tsurkov’u ele geçirerek, Hamas’ın esir takasındaki pazarlık gücünü artırmayı planladığı ihtimalini değerlendirdi. Dahası, üst düzey bir Şin Bet yetkilisi, geçmişe yönelik değerlendirmesinde, “Ek uyarıları bilseydik, tüm değerlendirme tablomuzu değiştirebilirdik. Yetkililer, Sinvar’ın müzakerelerden aniden çekilmesini farklı şekilde yorumlarlardı” dedi. (8 Eylül 2026; Haaretz.)

Bu nedenle Kömür Göz vakası olayı, kamuflaj stratejisine önemli bir boyut daha ekliyor: göze çarpan ekonomik uzlaşmanın yanı sıra, Hamas’ın FİC ile çatışmalardan uzak durması, Nuhba gücüyle ilgili olarak verilen yanıltıcı sinyaller, kamuya açık askeri tatbikatlar ve gizli yamaç paraşütü hazırlıklarıyla birlikte, Sinvar muhtemelen, işgal güçlerini Hamas kaynaklı artan tehditleri, genel anlayışı altüst eden bir girişim değil de mevcut bir çerçeve içinde yürütülen pazarlık olarak anlamaları konusunda teşvik eden, görünüşte umut vadeden bir müzakere süreci işletti.

Mecma Hareketi
29 Mart 2026
Kaynak

Dipnotlar:
1. Mahmoud Mardawi and Jasser al-Barghouti Interview with Ahmed Mansour, “Why did Sinwar reject the establishment of a state in Gaza?”, “Shāhid
ʿalā al-ʿAṣr” (“A Witness to the Era”), Jazeera, 27 Şubat 2025: Mansur.

2. Netanel Flamer, The Hamas Intelligence War against Israel (Cambridge: Cambridge University Press, 2024).

3. “Occupation bombs resistance observation posts in Gaza as protests continue near the fence,” 26 Eylül 2023; Arab48; “After Israeli ‘pledges,’ “rebel youth” halt protests in Gaza,” 28 Eylül 2023: Arabi.

4. Daniel Sobelman, Axis of Resistance Asymmetric Deterrence and Rules of the Game in Contemporary Middle East Conflicts (Albany, SUNY Press, 2025), p. 129; ayrıca bkz.: Henriette Chacar ve Nidal Al-Mughrabi, “Israeli Strikes Target Hamas in Lebanon and Gaza after Rocket Attack,” Reuters, 7 Nisan 2023.

5. Mahmoud Mardawi and Jasser al-Barghouti Interview with Ahmed Mansour, “Why did Sinwar reject the establishment of a state in Gaza?”, a.g.e.

6. A.g.e.

7. Youssef Abu Watfa, “Gaza: Rush for Work Permits,” 7 Ekim 2021, s. 9; PDF.

8. ““Labor” Reveals Details on Issuing Work Permits in the Occupied Territories,” 6 Ekim 2021, Felestin.

9. Raed Musa, “After a year marked by suffering and crises... Here are the expectations of Gaza’s residents for 2022,” 1 Ocak 2022: Jazeera.

10. “Israel Considers Easing Restrictions on Gaza,”, 2 Ekim 2023: Ghad.

11. Mahmoud Mardawi and Jasser al-Barghouti Interview with Ahmed Mansour, “Why did Sinwar reject the establishment of a state in Gaza?”, a.g.e.

12. A.g.e.

13. A.g.e.

14. Filistin İslami hareketinin oluşturduğu bu ilk hücrelerle ilgili daha fazla bilgi için bkz.: Mujamma Haraket, “The History Behind Hamas’s Intelligence Apparatus and Understanding its Approach to the Abu Shabab Gang and Other Collaborator Networks: On Al-Majd, Al-Mujahidun Al-Filastiniyyun, and Al-Qiwa Al-Tanfîdîyâ,” 27 Eylül 2025: Substack.

15. Mahmoud Mardawi and Jasser al-Barghouti Interview with Ahmed Mansour, “Why did Sinwar reject the establishment of a state in Gaza?”, a.g.e. Hamas’ın yamaç paraşütlerini kullanımına ilişkin, şiirsel bir dille kaleme alınmış, kapsamlı bir değerlendirme için bkz.: Mohamed Abdou, “Communiqué #3: “And He (Allah) Sent Against Them Swarms of Birds,’” End Times (Substack).

16. A.g.e.

17. A.g.e.

18. A.g.e. Benjamin Weinthal, “Exclusive: Hamas document reveals devious paraglider terrorism attack plan,” 12 Ağustos 2024: Fox. Fox News IDF’in eline Hamas’ın hazırladığı bir askeri planın geçtiğini, özgün haliye planın Arapça olduğunu, İngilizceye tercüme edildiğini ve Fox News Digital tarafından gözden geçirildiğini söylüyor. Fox News ile işgalci ordu bu haberin kaynağı olduğundan habere güven olmaz. Habere kuşkuyla yaklaşılmalı. Bize göre Hamas kaynaklı makale şu şekildeydi:

“Bu işlem, gizli fırlatma noktaları kullanılarak gerçekleştirilebilir. Askeri deneylerin ve eğitimlerin kamufle edilmesi gerek. Sivil deneyler kapsamında çift amaçlı kullanımla maliyetlerin düşürülmesi şart. Askeri faaliyetlere katkı sağlayabilecek diğer spor dallarındaki sivil faaliyetlerden yararlanma imkânının yaratılmalı. Sivil faaliyetler yoluyla elde edilen yabancı kaynaklı bilgilerden faydalanılmalı.

[…]

Vizyon: Kurtuluş projesinin hizmetinde askeri ve sivil bir havacılık gücü oluşturulmalı. Sorun: İşgalci güç, bu gücün kurulmasını engellemeye çalışıyor, elindeki tüm imkânlarla buna karşı mücadele ediyor. Çözüm yollarından biri: Bu model ifşa edilmeli, düşmanın onu sonlandırmasını engelleyecek bir biçimde toplumla bütünleştirilmesi yönünde çalışılmalı. Düşmanı, bu durumu bir şekilde kabullenmeye zorlayacak bir gerçeklik yaratılmalı.”

19. Salih Aruri’den aktaran: Mayadin, 25 Ağustos 2023.

20. “Israel Halts Gaza Exports at Key Crossing after Explosives Found,” Reuters, 4 Eylül 2023.

21. Rajab al-Madhun, “Factions Lean Toward Heating Up Gaza Borders: Enemy Returns to ‘Suffocation’ Policy,” Akhbar, 7 Eylül 2023.

22. Ahmed Al-Tanani, “The Biography of Tufan al-Rifaaq,” 10 Şubat 2026, Metras.

23. Mahmoud Mardawi and Jasser al-Barghouti Interview with Ahmed Mansour, “Why did Sinwar reject the establishment of a state in Gaza,” a.g.e.

24. “Israeli Intelligence Failure: Shin Bet Internal Investigation Summary (7 Ekim 2023).” PDF.

25. “Israel Considers Easing Restrictions on Gaza,” Al-Ghad News, a.g.e.

26. “After Israeli ‘pledges,’ ‘rebel youth’ halt protests in Gaza,”Al-Araby, a.g.e.

27. Wissam Abu Shamala, “The youth uprising in Gaza... Will it bring back the return marches?,” Vefagh, 19 Eylül 2023: PDF.

28. A.g.e.

29. “Hundreds of Jewish settlers and extremists storm Al-Aqsa courtyards,” 17 Eylül 2023; Jazeera.

30. Akt.: “Occupation bombs resistance observation posts,” Arab48, a.g.e.

31. Daniel Sobelman, Axis of Resistance Asymmetric Deterrence and Rules of the Game in Contemporary Middle East Conflicts (Albany, SUNY Press, 2025), s. 129. Bu kitapta “2023 yılının Eylül ayı ortalarında Hamas’ın yaklaşık üç yılın ardından sınır protestolarının fitilini yeniden ateşlediği” iddia ediliyor.

32. Akt.: Nour Mahd Ali Abu Aisha, “Gaza’s incendiary balloons: motives and consequences (report)”, Anadolu Ajansı Arabic, 27 Eylül 2023, AA.

33. A.g.e.

34. A.g.e.

35. Yusuf Faris, “Border Activities Continue: Gaza Will Not Give Up West Bank,” Akhbar, 25 Eylül 2023.

36. Abu Shomala, Wissam. “The rebel youth movement in Gaza... Will it bring back the return marches?” Vefagh, 19 Eylül 2023 PDF.

37. “Gaza Strip: 28 Palestinians wounded by Israeli fire in border clashes,” Le Monde with AP, 22 Eylül 2023 Monde.

38. Akt.: “Israel strikes Gaza again amid Palestinian border protests,” AFP, 23 Eylül 2023: Ahram.

39. Youssef Abu Watfa, “Escalation continues on Gaza border... Unity of the arenas confirmed,” Al-Araby Al-Jadeed, 24 Eylül 2023.

40. A.g.e.

41. Youssef Faris, “Border Activities Continue: Gaza Will Not Give Up West Bank,” Akhbar, 25 Eylül 2023, Ahbar.

42. Akt.: A.g.e.

43. Akt.: A.g.e.

44. Akt.: A.g.e.

45. “Occupation forces bomb targets in Gaza and cause injuries near the separation fence,” 26 Eylül 2023 Jazeera.

46. Rajab al-Madhun, “Resistance Imposes Its Conditions for a Calm-Down: Gaza Activities Suspended in Exchange for Not Attacking Al-Aqsa,” Akhbar, 29 Eylül 2023.

47. Netanel Flamer, The Hamas Intelligence War against Israel (Cambridge: Cambridge University Press, 2024), s.3. Flamer, Eliezer Tauber’in öğrencisi. Akıl hocası gibi o da Siyonist anlatılara göre konuşuyor. Buna karşın, yaptığı araştırmanın, önemli güvenlik belgelerinden istifade etmiş kıymetli bir çalışma olduğunu söylemek gerekiyor.

48. Bu olayın belgesi RasadAlmedan Telegram hesabının 27 Eylül 2023 günü paylaştığı “Saha Raporu”nda yer alıyor: “Gençler, ev yapımı patlayıcı cihazları Han Yunus’un doğusundaki ayırma duvarı yakınlarında patlattı.” Bkz.: Field Report, @RasadAlmedan Telegram.

49. Quds Breaking, @Qudsn_Brk, 17 Eylül 2026: Telegram. Gaza Live telegram hesabının paylaştığı videoda da “Filistinli gençlerin Gazze’nin doğusundaki ayırma duvarını geçtikleri görülüyor: Telegram.

50. Hamza al-Masri, @hamza20300: Telegram.

51. Akt.: “For the Israeli press: ‘The Daily Report.’ Press Office – Group 194, 24.” 22 Mart 2024: Group194. 26 Eylül 2023 Salı, Field Monitor News Network (@MatabieNews): Telegram.

52. Yaniv Kubovich, “Israeli Army Braced for a Yom Kippur Attack. A Month Later, Hamas Found a Defenseless Gaza Border.” HaAretz, 21 Mart 2024.

53. Flamer’ın aktardığı biçimiyle (a.g.e.,s. 132-133):

“İsrail, Hamas mensuplarının tüneller aracılığıyla İsrail’e sızmasını önlemek amacıyla, Gazze sınırındaki duvar boyunca ileri teknolojilerle donatılmış bir yeraltı bariyeri inşa etti. Koruyucu Hat Operasyonu’nun ardından ve konuya ilişkin Devlet Denetçisi raporundan çıkarılan dersler ışığında İsrail, ilgili proje ortakları arasındaki iş birliğini de gözeterek, düzenli bir bariyer inşa süreci başlattı. Bariyerin inşası için en uygun güzergaha dair nihai karar Haziran 2016’da alındı. İsrail, bu çalışma için yaklaşık 3 milyar Yeni İsrail Şekeli (NIS) tutarında bir yatırım yapmayı üstlendi. Plan, 60 kilometreyi aşkın sınır hattı boyunca yerin onlarca metre altına inen ve zemin üzerinde yaklaşık 6 metre yükselen bir bariyerin inşasını öngörüyordu. Yaklaşık üç yıl boyunca gece gündüz demeden çalışan onlarca mühendis ve işçinin emeğiyle proje, Ekim 2020’de tamamlandı.”

Ayrıca bkz.: Raphael D. Marcus, “Learning ‘Under Fire’: Israel’s Improvised Military Adaptation to Hamas Tunnel Warfare,” Journal of Strategic Studies 42, Sayı. 3–4 (2019): 344–370; Mühendislerin ve işçilerin tanıklıkları, “Solel boneh mazigah – hamikhshol hatat karkai bigvul rezuat azah,” 30 Aralık 2018, Youtube.

54. RasadAlmedan, “Field Report,” a.g.e., 27 Eylül 2023. Kısa bir süre sonra aynı Telegram hesabı, “Filistinlilerin İsrail ordusunun Gazze sınırı boyunca yerleştirdiği kameralara saldırdığını” söyledi.

55. Al Jazeera Investigative Unit. “7 أكتوبر.” 21 Mart 2024, Jazeera.

56. Zuhair Hamdani ve Talal Mashati, “‘The Shame’ That Befell Israel... Details of the First Hours of the Collapse,” 15 Ekim 2023: Jazeera.

57. “’Israeli Intelligence in Shock’... Hamas Hacked Soldiers’ Cameras and Phones Before October 7,” 14 Mart 2024 Mayadeen. Ayrıca bkz.: Mujamma Haraket, “The Hackers of the Islamic Resistance Movement,” 19 Mart 2026, Mujamma.

58. Bu taktiğinin hareketin onu inceleyen akademisyenlerin görüşlerini de etkilediği görülüyor. Tarık Baconi’nin ulaştığı şu sonuç bu etkinin delili: “Hamas, bir kez daha Gazze’de kuşatılmış, geçici süreliğine pasifize edilmiş olduğu görülüyor.”, Hamas Contained (Stanford: Stanford University Press, 2018), s. 223; ayrıca bkz.: “Tarek Hamoud’s references to the socializing influence of the “Axis of Containment” (viz., Turkey, Qatar, Egypt) in “Socialising Hamas. Evaluating the Structural Political Developments in the Islamic Palestinian Resistance Movement as A Ruling Authority Between 2006-2017”, Filistin Çalışmaları Alanında Felsefe Doktoru, Exeter Üniversitesi, 2023, s. 50, 225-227, 233-238, s. 329-330.

59. Hamas yetkilisi Jasir Bergusi’nin aktardığına göre Aksa Camii’ne yönelik baskınlar konusunda Muhammed Deyf “Eğer politik liderler hazırsa ben hazırım” demiş, bu anlamda 7 Ekim 2023’ü önceden haber vermiş. Deyf’ten aktaran: Mahmoud Mardawi ve Jasir Bergusi’nin Ahmed Mansur’la gerçekleştirdiği röportaj, “Why did Sinwar reject the establishment of a state in Gaza?”, a.g.e.