07 Haziran 2026

,

Mukaddime

Çeşitli arşivlerde yapılan kapsamlı araştırmaları temel alan, farklı disiplinleri içeren bu çalışmanın üç amacı var:

1. Sovyet Rusya’nın teşviki ve yardımıyla Doğu’daki ilk “Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yol açan Cengeli Hareketi’nin tarihini yeniden inşa etmeye çalışmak;

2. Bu sovyet cumhuriyetinin ortadan kalkmasını isteyen devletlerin hizmetindekilerce uydurulmuş “resmi tarih”inin farklı versiyonlarını analiz etmek;

3. İran’ın ulusal kurtuluş hareketinin ve yenilgisine yol açan dış faktörlerin içsel zayıflıklarını analiz etmek.

Bu çalışmada amacım, mitolojik-ideolojik, kolektif bir hafızayı tarih bilinciyle ikame etmek.

Cengeli Hareketi, ilk olarak altmışların ortalarında, Ulusal Cephe liderlerinin politik yetersizliği ve Tude partisinin Sovyet dış politikasına tümüyle boyun eğmesi karşısında hayal kırıklığına uğrayan genç İranlı aydınların, demokrasiyi ve ülkelerinin politik-ekonomik bağımsızlığını yeniden tesis etmek için diğer mücadele yöntemlerine (bilhassa silahlı mücadeleye) giderek daha fazla yöneldikleri dönemde ilgimi çekmişti. Ön bir çalışma yaparak, Mirza Küçük Han önderliğindeki Cengeli Hareketi hakkında kısa bir makale kaleme aldım ve bunu sürgünde yaşayan genç İranlı aydınlarca çıkartılan tek bağımsız dergide yayımladım.[1] Daha sonra, aramızdan ayrılmış olan Profesör Georges Haupt ile Profesör Alexandre Bennigsen[2] ile doktora tezim üzerinde çalışırken bu hareketin incelenmesine devam ettim. O zamandan beri, bu harekete olan ilgim, ilk araştırmaların yarattığı düşünsel dinamizm sayesinde diri kaldı.

Yetmişlerin sonlarında bu çalışmanın ilk taslağını yazdığımda, elimizde İbrahim Fahrai[3] ve Mustafa Şuaiyan’ın[4] kaleme aldığı iki Farsça eser vardı. Hareketin liderinin sekreteri tarafından derlenen ve gerçeğe dayalı anlatım olduğu iddia edilen ilk eser, önemli eksiklikler ve ideolojik eğilimlerle maluldü. Daha sonraki araştırmalarım, Fahrai’nin elindeki malzemenin çoğunu, Yağikyan’ın makaleleri gibi muhtelif kaynaklardan, kaynak belirtmeden topladığını gösterdi. İkinci eser, solun kendi şahsına münhasır bir devrimci militanınca kaleme alınmıştı ve Cengeli Hareketi'nin uzun ve yoruma dayalı bir analizini içeriyordu. Her iki kitap da temelde hareketi savunuyor, Sovyet Rusya’yı, hareketin dağıtılmasında oynadığı rol sebebiyle, şiddetle eleştiriyordu.

Bu noktada bilgi yekûnuna eklenen diğer eserlerden de bahsetmek gerek: ilki, Grigor Yağikyan’ın yazılarından oluşan Şovravi ve Cortbeş-i Cengel[5]. Diğer iki önemli kitap: harekette önder konumunda olan, Küçük Han’ın yeğeni Mirza İsmail Han’ın Cengeli hareketiyle ilgili anıları ve genç işbirlikçilerinden biri olan M. H. Saburi-Daylrmi'nin anıları.[6]

Her ne kadar Pehlevi rejiminin yıkılışı sonrası yayımlanmış olsalar da, hiçbiri, dönemin tam bir anlatımını sunmamaktadır. Saburi’nin eseri, Küçük Han’ın Bolşeviklerle imzaladıkları anlaşmayla sona ermektedir. (Bu açıdan, daha sonra ele alınacak olan, İhsan’ın kaleme aldığı, aynı zamanda sona eren, Sovyetler Birliği’nde yayınlanmış anılarını akla getiriyor.)[7] Saburi’nin çocukları, babalarının anılarını yazmayı asla bitirmediğini, “1942 Eylül’ünden sonra çocuklarından bazılarının toplumsal faaliyetleri”[8] neticesinde, 1949 ve 1954’teki iki kitap yakma olayında bazı “yararlı ve belgelenmiş notlar”ın kaybolduğunu belirtiyorlar.

Çalışmam tamamlanmaya yaklaşırken bana ulaşan bir diğer önemli el yazması ise, önce Mirza Küçük Han ile işbirliği yapan ancak daha sonra ondan ayrılıp faaliyetlerine onun komünist rakipleriyle devam eden Rıza Hacavi’nin yayımlanmamış anılarıydı. Hacavi’nin anıları, Cengeli liderinden koptuktan sonra komünist cenahta neler olup bittiğine dair birkaç ipucu veriyor.[9]

Küçük Han’la birlikte hareket eden isimlerden S. Küçükpur’un anıları[10] ise bu çalışma tamamlandıktan sonra yayımlandı. Külliyata yeni bir katkı sunmasa da, içerdiği bazı tamamlayıcı bilgilerden faydalandım. Önemli olduğunu kanıtlayan bir diğer kaynak ise, İran’daki Marksist Hınçak partisine mensup bir Ermeni’nin Zenk (1919-1921) dergisinde çıkan bir dizi makalesi.

Bu hareketle ilgili olarak Almancada iki önemli çalışma yayımlandı.[11] İlki, Küçük Han’ın “iyiliğini” ve “vatanseverliğini” kanıtlamayı amaçlarken; ikincisi, Stalinist tarih yazımına bağlı kaynaklara dayanarak, radikal komünist Sultanzade yönetimindeki İran Komünist Partisi’ni itibarsızlaştırmayı ve “ılımlı” Haydar Han ile Küçük Han’ı kusursuz, gerçek ve bilge devrimciler olarak savunmayı hedefliyor. Bu nedenle, her iki çalışma da alabildiğine ideolojik olmakla birlikte, tarihsel anlatılar olarak çok eksikler. Birincil kaynakların çoğunun bu harekete yönelik Sovyet müdahalesi konusunda sessiz kaldıklarını vurgulamak gerek (Fahrai’nin bu konuya ilişkin, günümüze ait gazetelerde yayınlanmış olması gereken birkaç önemli belgesinin bu sessizliği bozduğunu söylemeliyiz).

Bu arada, bilhassa İran İslam Cumhuriyeti’nde bünyesinde yer alan, ideolojinin motive ettiği, mevzuya olgu ve analiz düzleminde yaklaşmayan gruplar[12] elimizdeki bilgi yekûnuna zerre katkı sunmadılar. Anlaşılabileceği üzere, İslam Cumhuriyeti, Cengeli Hareketi’nin devrimci mirasına sahip çıkmış, hatta hareketin lideri Mirza Küçük Han’ın anısına hatıra pulu basmıştır. Ayrıca, “devrimci molla”nın anısını onurlandırmak için resmi makamların onayını alan bir televizyon filmi çekilmiştir.[13] Neticede İran, her zamanki gibi tarihi gene mitolojiye dönüştürmüş, böylece onu gerçekliğinden mahrum bırakmış, eleştirel değerlendirmesini daha da zorlaştırmıştır.

Yirmi yılı aşkın süredir kapsamlı ve titiz bir araştırma yapmama rağmen, çeşitli nedenlerden dolayı, bu hareketin eksiksiz bir resmini sunduğum iddiasında değilim. Hareketin veya önde gelen katılımcılarının anılarının gerçek kayıtlarından çok azı günümüze ulaşmıştır, bilhassa Sovyetler Birliği’nde günümüze ulaşanlar, ideolojiyi ve devletin çıkarlarını savunma ihtiyacı göz önüne alındığında, kıskançlıkla korunmuştur. İlk el yazmasını tamamladıktan sonra daha fazla araştırma yapmaya çalıştım, ancak birçok kaynağa erişemedim, bu eksiklik çabalarıma mani oldu. (Bu önsözün son notunda ve sonsözde izah edildiği üzere, hâlâ erişilemeyen temel kaynaklar arasında Tahran, Moskova ve Bakû’deki resmi İran ve Sovyet arşivleri bulunmaktadır.) Dahası, bilinen kaynaklardaki çelişkili bilgiler, işi daha da karmaşık hale getirmektedir. Gelecekte tarihçiler bu sorunları çözene kadar, önemli konulara ilişkin tüm açıklamaları, hatta çelişkili olanları bile sunmaya karar verdim.

Bu el yazmasının Fransızca olan önceki bir versiyonu, 1983 yılında Hoover Enstitüsü Yayınevi’nce reddedilmişti. Bana iki cevap iletildi. Biri, kurumun “kısıtlı programı ve sınırlı bütçesi”ni gerekçe gösterirken, diğeri de sunulan “olumlu” rapora rağmen, kitabın uzman elinden çıkmışlığı ve “eserin bir pazardan yoksun olması” sebebiyle reddedildiğini söylüyordu. Ancak el yazmasıyla birlikte yanlışlıkla geri gönderilen tam rapor, gerçek nedeni ortaya koyuyordu. Bu neden, İranoloji’nin ideolojik niteliğiyle yakından alakalıydı.

Hoover Enstitüsü’nde kitabı okuyanlar, “Cengeli Hareketi”nin “yirminci yüzyılda İran’da ortaya çıkan devrimci hareketleri ele alan akademik çalışmalarda büyük bir eksiklik” olduğunu kabul ediyor, el yazmasının “Farsça, Rusça, İngilizce ve Fransızca dillerinde hem birincil hem de ikincil kaynaklar kullanılarak kaleme alındığını, sağlam bir araştırmanın ürünü olduğunu, zengin bir belge birikiminden beslendiğini, notlarla desteklendiğini” söylüyordu. “Yazar tarafından daha önce ele alınmamış birçok materyal ortaya çıkarılmış ve kullanılmıştır” diyen yayınevi editörleri, “metindeki bazı yorumların, atıfların ve çıkarımların Fransız solcularının üslubuyla kaleme alınmış, İran solcusuna has bakış açısıyla takdim edilmiş olmasından rahatsız olmuşlardı. Dahası, “yazarın diğer yayınlarının konuları, solcuların politik görüşlerini ve faaliyetlerini yansıtmakta”ydı. Rapor, buradan şu sonuca varıyordu:

“1979 yılında Hoover Enstitüsü, Pehleviler Dönemi’nde İran başlığı altında modern İran üzerine önemli bir çalışma yayımladı. Bu kitap, Pehlevi döneminin olumlu yönlerinin olumsuz yönlerinden daha ağır bastığını göstermeye çalışıyor.[14] Bay Şakiri, merkezi Almanya’da bulunan İran Öğrenci Konfederasyonu’nun sekreteri ve Pehlevilerin Terör Dönemine Ait Belgeler çalışmasının editörlerinden biri olarak Pehlevi rejimini yıkma amaçlı mücadelede aktif olarak yer aldı.[15] Bu gerçeklerim söz konusu el yazmasının yayımlanmasıyla bir alakasının bulunmadığını söyleyenler olabilir ama ben gene de bu hususları dile getirmem gerektiğini düşündüm.”

Tarihsel nesnellik konusunda belirlenen bu türden bir ölçüt karşısında kimse, Stalinist tarih okulunu yaptıklarından ötürü eleştiremez.

Daha sonra, Fransız Ulusal Radyosu’nun kültür programı olan France Culture tarafından, Profesör Bennigsen aracılığıyla, Cengeli Hareketi liderini “Tarihte Unutulmuş Adamlar”dan biri olarak ele alan üç saatlik bir dizi program düzenlemem için bana ulaşıldı. Fransızca el yazması, daha sonra sınırlı sayıda monografi olarak yayımlandı.[16] O zamandan beri, ABD ve İngiliz arşivlerinde yapılan daha fazla sayıda araştırma, bu harekete epey ışık tuttu.[17]

Bu çalışma, Stalin rejimi altında uzun süre unutulmuş ve kilit altında tutulmuş Cengeli Hareketi ile ilgili birkaç gazeteyi alabildiğim için, Glasnost’tan da istifade etmiştir.[18]

Bu çalışmada, “İran” ve “Pers” terimleri, birbirinin yerine kullanılıyor, zira İkinci Dünya Savaşı’na dek neredeyse tüm yabancı kaynaklar “Pers” kelimesini kullanıyordu. Karışıklığı önlemek için, Cengeli lideri Mirza Küçük Han’ın adını hem kendi anlatımımda hem de alıntılarda bütün olarak dillendiriyorum.

Son olarak, kendi geçmişimden bahsetmeliyim. Tercihleri olmadığını iddia eden herkes, yalnızca bilim veya bilimsel nesnellik perdesinin arkasına saklanırlar. Güçlü bir mistik eğilime ve hayırsever bir bakış açısına sahip, çeşitli etnik kökenlerden gelen Müslüman bir ailede doğdum. On yedi yaşıma dek Tahran’da yaşadım, ardından ABD’ye, daha sonra Avrupa’ya taşındım. Burada Fransa, İngiltere, İtalya ve Almanya’da eğitim gördüm. Ebeveynlerimin düşünsel yönelim konusunda gösterdikleri o alışılmadık hoşgörü sayesinde lise yıllarımda, etkilenmeye müsait bir yaşta, “siyasetle” ilgilenme imkânı buldum. Bana vatanseverliği, hoşgörüyü ve demokratik değerleri öğreten Dr. Musaddık’ı destekledim. İran’da ilk başta aldığım hümanist eğitim, hem evde hem de Musaddık’ın siyaset yaklaşımının hâkim olduğu bir toplumda, Batılı demokratik eğitim, bilimsel çıraklık ve incelik, sosyalist aydınlanma ve bilgelik tarafından daha da güçlendirildi ve niteliksel olarak geliştirildi. Teolojik spekülasyonlara nadiren katıldığım için, erken yaşta “şüphe yok” ilkesini hayatımın mottosu olarak benimsedim.

Şahın diktatörlüğüne ve dinci despotizme karşı uzun süredir devam eden muhalefetim, otuz altı yılı aşkın süredir sürgünde yaşadığım aşırı maddi ve psikolojik zorluklara yol açmış olsa da, hakikat ve adalet arayışımda beni nadiren cesaretsizliğe sürükledi. Batı’da (istisnalar hariç) sosyal adaletsizliğin, demokratik hakların ihlalinin ve insani duyarsızlığın gözlemlenmesi, beni hayal kırıklığına uğratmak yerine, bu ideallerin peşindeki kararlılığımı güçlendirdi. İran’a has Maniheist zihniyetimi oldukça erken bir dönemde terk ettiğim için, adalet duygumu ve insanlık onurumu ihlal edecek tavizler vermekten bilinçli olarak kaçındım. Bu nedenle, bana ve görüşlerime karşı çıkanların demokratik haklarını, onlarla politik zeminde mücadele ettiğim kadar güçlü bir şekilde savundum. Kısacası, her zaman kendi küçük çıkarlarımı korumak yerine, acı gerçeği söylemeyi tercih ettim, bu da ikiyüzlü bir duruş sergilemek, hem kişisel hem de akademik açıdan sahte ve “uyumlu” ilişkiler kurmak anlamına gelirdi.

Kral Lear’ın soytarısının ya da İranlı muadili Behlül’ün dürüstlüğünü, gemiyi sallamaktan korkarak toplumun iyiliğini dar çıkarların büyük sunağında feda eden “bilge”nin uzlaşmacılığına tercih ederim.

Son Not: Ağustos 1993

Pittsburgh Üniversitesi Yayınları bu kitabı Rusya ve artık feshedilmiş olan SSCB’nin diğer cumhuriyetlerinde yaşanan olağanüstü olaylarla aynı zamanda yayımladı. Birdenbire, kendimi Komintern arşivlerine ve İran Komünist Partisi arşivlerine erişme şansına sahip olduğum, kelimenin tam anlamıyla fantastik bir durumla karşı karşıya buldum.

Bu arşivlere kısa da olsa bir ziyaret gerçekleştirmenin karşı konulmaz güçlüğüyle yüzleşme fırsatı kaçırılamayacak bir fırsattı. Cengeli Hareketi ve İran Komünist Partisi’ne ait değerli belgeler içeren çok sayıda dosyayla karşılaştım. Bu iki arşivin yöneticileri ve personeli, ilgili belgeleri bana hızla sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Ancak, sanki “tarihin laneti” gibi, bu belgeleri içeren mikrofilmlerin bir kısmı postada kayboldu, bu da bunların incelenmesi ve muhtemelen nihai el yazmasına entegre edilmesi görevini daha da geciktirdi. Ne yazık ki, bu işin ağır olduğu zamanla görüldü.

Belgelerin hızlı bir şekilde incelenmesi neticesinde, el yazmasının genel çerçevesinin ve sonucunun doğru olduğu görüldüğünden, okurun Cengeli Hareketi ve onun geçici ittifak kurduğu Sovyetler’e/komünist harekete dair ek bilgi edinebileceği bir sonsöz yazmaya karar verdim. Yeni edinilen belgelerin daha ayrıntılı bir analizi, İran Komünist Partisi’nin tarihi üzerine yazdığım Victims of Faith: Iranian Communists and Soviet Russia, 1917-1940 [“İnancın Kurbanları: 1917-1940 Arası Dönemde İranlı Komünistler ve Sovyet Rusya”] adlı kitabıma dâhil edilecektir.

Hüsrev Şakiri

[Kaynak: Birth of the Travma: The Soviet Socialist Republic of Iran, 1920-1921, University of Pittsburgh Press, 1995, s. xix-xxiii.]

Dipnotlar:
[1] Cosroe Chaqueri [Hüsrev Şakiri], “Conbeş-i Cengel, Nahostin İkdam-i Partizai-yi Muasir dar İran” (“Cengeli Hareketi, Günümüz İran’ında İlk Partizan Hareket”) Name-yi Persi 1 (1968), yayınyayan: İran Öğrenci Konfederasyonu (Ulusal Birlik). Bu makale, İran’da Pehlevi devletinde birer ideolojik araç olarak iş gören tarih anlatılarını eleştirmenin yanında İran’daki kurtuluş hareketini kendi amaçları doğrultusunda kullandığı için Sovyetler’in dış politikasını eleştirel değerlendirmeye tabi tutuyor. Konfederasyonun Aralık 1968’de Köln’de düzenlediği kongresinde makaleye Tude ve Maoist eğilimler dâhil tüm Stalinist kanat saldırmıştı.

[2] Cosroe Chaqueri, Le Parti Communiste Iranien, Genese, Developpementet Fin, 1916-1932, Universite de Paris (III), Sorbonne Nouvelle, 1980.

[3] Ebrahim Fakhra’i, Serdar-i Cengel, 4. Baskı (Taheran, 1972).

[4] Mostafa Sho‘a‘iyan, A Glance at the Relations between the Jangali Revolutionary Movement and the USSR (Florence, 1976).

[5] Grigor Yaghikian, Şovravi ve Conbeş-i Cengel, yayına hz.: B. Dehgan (Tahran, 1984).

[6] Mirza Ismail Khan Jangali, Kıyam-i Cengel, Yaddeşt-ha-yi Mirza İsmail Cengeli [Hatırat], yayına hz.: ve takdim eden: E. Ra’in (Tahran, 1978); M. H. Sabouri-Dailami, Nigahi ez Darun beh İnkılab-i Musallahane-yi Cengel (Tahran, 1979), yayınlayan: Sohrab Saburi Daylemi, yazarın oğlu ve 1954 yazında dağıtılan, Tude’ye bağlı silahlı örgütün eski üyesi. Sohrab Saburi on beş yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Bkz.: Military Governor of Teheran, Kitab-i Siyah (SAVAK, 1955), s. 358.

[7] Ehsanollah Khan [Dustdar], “Revolutionary and National Movement in Persia, 1914-1917, Memoirs of a Contemporary Witness,” Novyi Vostok, pt. 1, nos. 23-24, (1928); pt. 2, nos. 26-27 (1929); pt. 3, no. 29 (1929); Rusça.

[8] Saburi’nin notları Bolşeviklerin sürece dâhil olmasından önce “kitap yakma” olaylarından sağ kurtuldu da sonraki döneme dair notlar ortadan kayboldu? Saburi, Sovyetler’in çocuklarına bir şey yapacağından mı korkmuştu? Gençken Tude üyesi olan varisleri kendilerini mi korumuşlardı? Bu sorular, güvensizliğin tarihsel hakikatin düşmanı olduğu bir toplumu incelemedeki güçlüğe işaret ediyorlar.

[9] Basılmamış el yazmasını bana verdiği için Rıza Hacavi’nin oğluna ve buna aracılık eden B. Dehgan’ı teşekkür ederim.

[10] S. Kuchekpour, Nehzat-i Cengel ve Oza-i Ferhengi ve İçtimai-yi Gilan ve Kezvin (Reşt, 1990).

[11] M. Ketabi, Kugek Han und die “Gangali-Bewegung,”Darstellung und Analyse derPersischenBewegungGangal, 1915-1921, Doktora Tezi, Heidelberg, 1972; S. Ravassani, Sowjet Republik Gilan, Die Sozialistische Bewegung im Iran seit 19 Jahrhundert bis 1922, Ph.D. diss., Berlin, 1971.

[12] İran İslam Cumhuriyeti liderlerinin ve meclis üyelerinin anma amaçlı konuşmalarına ek olarak Umid-i İnkılab ile Peyam-i İnkılab gazetelerinde Devrim Muhafızları üyelerinin makalelerine yer verildi. Bu noktada Tahran’da bulunan dışileri, içişleri ve savaş bakanlıklarının arşivlerinden istifade edilip edilmediğini bilmiyoruz. Bir de V. Şerifi müstear adıyla basılmış Vaktike Marksist-ha Tarih Minevisand (Tahran, 1979) ile Müslüman Avrupa Kültür Merkezi’nin bastığı Müderres Merd-i Mübariz, Mirza Küçük Han (Roma, 1982 [?]) isimli eserler var.

[13] Film, hareketin hikâyesini Ağustos 1918’de İngilizlerce mağlup edildiği güne dek aktarıyor. Bkz.: H. Banihashemi, “Pervende-yi yek serial—Çahar Sal-i Aval- i Nehzat-i Cengel,” Film 77 (1988): s. 52-60; “Cengeli Küçük filminin yönetmeniyle röportaj / ” Kayhan, 10 Mayıs 1988; Risalet, 2-3 Aralık 1987 ve 19 Ocak 1988.

[14] Bu bir yorum tabii. Birçok insana göre söz konusu kitap talihsizlikti. Yazarları Pehlevilerin akıbetini görememişti. Kitap, şahlık rejiminin yıkılması ve şahın ülkeden kaçması sonrası raflardaki yerini aldı.

[15] Documents of the Pahlavi Reign of Terror insan hakları ihlallerini rapor etmek için İran’ı ziyaret eden Avrupalı ve Amerikalı avukat ve gazetecilerin değerlendirmelerini içeriyordu.

[16] Cosroe Chaqueri, LVnion Sovietique et les Tentatives de Soviets en Iran (Paris, 1983).

[17] ABD’deki ulusal arşivde yapılan araştırmalar için Kennan İleri Rus Çalışmaları Enstitüsü, Woodrow Wilson Merkezi’nden bağış alındı.

[18] Bunlar İran-i Sor gazetesinin dört sayısını ve Krasni İran (Kızıl İran) dergisinin elli sayısını içeriyordu. İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin ikinci döneminde Gilan’da basılan, sadece Sovyetler Birliği’nde bulunan, İnkılab-i Sor (Kızıl Devrim) ve Cengel (1920-1921) gibi yayınların nüshalarını edinme konusunda ortaya koyduğum çabalar sonuçsuz kaldı.

, ,

Bolşevikler ve Cengeli Devrimci Hareketi [1915-1920]


1920’de İran’ın Gilan eyaletinde kurulan İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’yle ilgili çalışmalar meseleye dar yaklaştıkları için, cumhuriyetin farklı boyutları konusunda doğru bir yaklaşım geliştiremediler. Tarihçiler, çalışmalarında tarihi hep Bolşeviklerin Sovyet devrimcileriyle İranlı devrimcilerin cumhuriyeti kurmak için güçlerini birleştirdikleri aynı yılın Mayıs ayı içerisinde Enzeli limanına indikleri andan başlattılar.

Bazı tarihçilerse, cumhuriyetin öntarihini iki farklı şekilde kaleme aldılar. Bazıları, değerlendirmelerinin başında Bolşevik Kızılordusu’nun güneydeki ilerleyişine, Rus Azerbaycanı’nı ele geçirmesine işaret ettiler ve Gilan Cumhuriyeti’ni Sovyet yayılmacılığının basit bir tezahürü olarak gördüler. Bu gruba giren tarihçilere göre, cumhuriyetin tarihi, İran milliyetçiliğiyle Sovyet komünizmi arasındaki çelişkiden ibaretti.

İkinci gruptaki tarihçilerse, cumhuriyetin öntarihini 1915 güzünde başlayan Cengeli hareketi isimli devrimci hareketin seyri, cumhuriyet kurulana dek hareketin iniş çıkışlarla tanımlı ilerleyişi üzerinden aktardılar. Bu tarihçiler, doğru yolda ilerlemiş olsalar da okura hareketin niteliğine dair temel bilgileri sunamadılar.

Cengeli hareketinin ideolojik ve örgütsel gelişimi, hâlen daha incelenmeyi bekliyor. Hareketin milliyetçiliğini tanımlama, ondaki sosyalizmin karmaşık yönleri izah etme konusunda bugüne dek gerçek bir çaba ortaya konulmuş değil.

Cengeli hareketinin tarım politikası, İslam’ın hareket üzerindeki etkisi ve anti-emperyalist mücadelelerine dair analiz hâlen daha keşfedilememiş, sınırları net bir biçimde ortaya konulamamış bakir alanlar.

Oysa Gilan Cumhuriyeti’nde yaşanan birçok gelişmeyi tayin eden ittifakları ve çatışmaları tam da bu bakir alanlara girerek idrak edebiliriz. Tabii bir de Gilanlı devrimcilerin Bolşeviklerle ve İranlı komünistlerle kurduğu ilişkiler meselesi var ki bu, can alıcı ve oldukça ilginç bir mesele. Dolayısıyla, bizim yola öncelikle bu ilişkiyi inceleyerek başlamamız gerekiyor.

Bu konuya giriş olarak, Bolşeviklerin Gilan'daki faaliyetlerinin Mayıs 1920'de başladığı yönündeki yaygın inanışın yanlış olduğunu belirtmekten başka söylenecek fazla bir şey yok. Gilan devrimcileriyle işbirliği, Cumhuriyetin kurulmasından çok önceye dayanmaktadır. Her şey, 1905'te başlayan ve sonunda 1911'de Rus ordusu tarafından bastırılan İran Anayasa Devrimi sırasında başladı. Öncelikle Bolşevikler, çoğunlukla Kafkasya'daki İranlı göçmen işçilerden oluşan İran Sosyal Demokratlarını örgütlemede etkili oldular. İran Sosyal Demokratları İran siyaset sahnesine girdikten sonra, Kafkas Bolşevikleri Anayasa Devrimi'ni radikalleştirmede onların sıkı ortakları oldular. Aslında, parti politikalarına aykırı olarak Gilan'a giden Menşeviklerin aksine, Bolşevikler parti politikalarına uygun olarak Devrime katıldılar. Gilan Sosyal Demokratlarının daveti üzerine Gilan'a gittiler. Onlarla birlikte büyük miktarda silah ve patlayıcı kaçırdılar, devrimcilerin silahlı bedeninin çekirdeğini oluşturdular. Gilan'daki zenginlerden büyük miktarda para aldılar ve anayasa hareketine karşı çıkan kişileri öldürmekle tehdit ettiler. Ayrıca kırsalda tarım hareketini başlatan köylü devrimcilere de yardım yaptılar.

Bu dönemde Gilan’ın başkenti Reşt’te ve (Gilan’ın ana limanı) Enzeli’de siyasi kulüpler kuruldu. Tarihte ilk kez Marksist literatür Farsçaya çevrildi. En nihayetinde bu kulüpler, İranlı devrimcilerin Reşt’i ele geçirmelerine, ardından İran’da anayasaya dayalı bir rejim kurma girişimi dâhilinde Tahran’ı ele geçirmelerine yardımcı oldular.[1]

1911 yılının sonlarında Rus ordusunun gerçekleştirdiği müdahale, anayasacı harekete, dolayısıyla sosyal demokratların faaliyetlerine son verdi. Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar bu hareketler, Gilan’da bir daha ortaya çıkmadılar. İran sosyal demokrasisi, İran’ın yeni koşullarına uyum sağladı ve en radikal biçimiyle, 1921’e kadar sürecek olan Cengeli devrimci hareketinde kendini gösterdi. 1911’de Gilan’ı terk eden Kafkas Bolşevikleri de savaş çıktığında geri döndüler. Gilan’da erken dönemde gösterdikleri varlıkları kimilerinin dikkatini çekti. Anılarında bu devrimcilerden bahseden eski bir Rus konsolosu, onların Gürcü milliyetçileri olduklarını söylüyor. Gizlice gerçekleştirdikleri bir toplantıda “Talis dağlarından başlayıp kuzeye doğru uzanacak yeni bir Gürcistan’ın bağımsızlığı ve ilerlemesi için kadeh kaldırdıklarını” dile getiriyor.[2]

Bu Gürcü Bolşeviklerin çoğu, Hostarya Rus-İran şirketinde çalışıyordu. Hostarya, Gilan’da bir dizi imtiyaz elde etmiş bir Gürcü girişimciydi. Çok fazla prestije ve ayrıcalığa sahipti. Ormancılık, ulaşım, tarım ve petrol alanında faaliyet yürütüyordu. İran’daki Rus konsolosunun koşulsuz desteğine sahipti. Kendi polis gücünü yönetmesine izin verildi, hatta kendi çalışanlarına pasaport bile çıkartabiliyordu.[3]

1915 ve 1916 olayları, Bolşeviklerin Gilan’a sızması için mükemmel bir kamuflaj sağladı. Savaşın patlak vermesinin ardından, etnik ve siyasi huzursuzluk, Türklerin Kafkasya’ya ilerlemesiyle birleşerek, normalde orada çalışan çok sayıda İranlı işçinin sınır dışı edilmesine neden oldu. Bu işçiler, Enzeli üzerinden İran’a döndüler.[4] Gürcü devrimcilerden bazıları, işsiz İranlılarla birlikte Gilan’a gittiler. Gilan olaylarının görgü tanığı Grigor Eğikyan, anılarında, Bolşeviklerin Gürcü mülteciler gibi davranarak, Reşt’te işsizlerden oluşan bir grup teşkil ettiklerini söylüyor. Gürcüler arasında Sergo Orjonikidze ve Budo Mdivani gibi tanınmış şahsiyetler de vardı. Orjonikidze, Anayasa Devrimi sırasında Gilan’da bulunmuş, daha sonra Mayıs 1920’de Bolşevikler Gilan’a girdiklerinde Cengelilerin lideri Mirza Küçük Han ile müzakere eden isim. Mdivani, Enzeli’de Hostarya şirketinin bir memuru olarak çalıştı. Eğikyan, bu dönemde Orjonikidze ile ilgili kişisel anılarını aktarır, ancak kendisinin ve Gürcü yoldaşlarının herhangi bir siyasi faaliyete karışmadığını öne sürer.[5]

Ancak İngiliz Dışişleri Bakanlığı kayıtlarından elde edilen diğer kanıtlar, onların Çarlık ordusuna karşı devrimci faaliyetlere dâhil olduklarını, o dönemde Rus ordusuna ve Gilanlı toprak sahiplerine karşı başarılı baskınlar düzenleyen Cengelilerle yakın işbirliği içinde hareket ettiklerini ortaya koymaktadır. İngiliz arşivlerine göre, Rus subayları gibi davranan Gürcü Bolşevikler, Gilan’a silah ve patlayıcı maddeyi kişisel eşyaları olarak soktular. Bunlardan birinin bir keresinde Reşt’teki Metropole Oteli’nde kaldığı tespit edilmiş. Ertesi gün sarhoş numarası yaparak ormanda kaybolmuş. Daha sonraki Rus soruşturmaları, kayıp bir Rus subayının olmadığını ortaya koyuyor.[6] Aynı adam, daha sonra Cengelilere hizmet ederken yakalanmış.[7] Daha sonra, özellikle Anayasa Devrimi sırasında Gürcüler tarafından kullanılan bomba ve patlayıcı maddeler en az iki kez keşfedilmiş. Suçlananların hepsi Gürcü.[8] Eğikyan’ın aktardığına göre, Gürcülerin çoğu tutuklanarak Bakû’ye sürülmüşler. Şubat Devrimi’yle birlikte serbest kalana dek kendilerine verilen cezaları çektiler. Eğikyan ayrıca, içlerinden birinin 1917’de Gilan’a döndüğünü söylüyor.[9]

1917 yılı, Gilan için kaotik bir siyasi faaliyet dönemiydi. İran’da siyaset alanı karıştı, ayrıca buna bir de Rus işgal ordusunun askerlerinin göçü de eşlik etti. Askerler, siyasi ve etnik açıdan bölünmüş haldeydiler. Her biri kendi siyasi ideallerinin peşindeydi. Bu dönemde Gilan’da tek tek kimi Bolşevik isimler faaliyet yürütüyordu. Reşt’teki İngiliz konsolos yardımcısı Charles Maclaren, raporlarında Petrograd’dan gelen ve Rus garnizonunun askerlerine hararetli konuşmalar yapan Bolşeviklerden bahsediyor.[10] Ancak genel olarak bu dönemde Rus askerleri arasında Cengelilerin ajitasyon faaliyetinin Bolşeviklerin faaliyetine nispetle daha baskın olduğu görülüyor. Rus ve Gürcü garnizonları, aralarındaki farklılıklara rağmen, Cengelilere silah sağlıyorlar.[11]

Bolşevikler, en başından beri Cengelilerin en sağlam müttefikleri olmak zorundalardı. Bolşevik bildirileri, İran’ın diğer yerlerine göre Gilan’a daha erken ve daha kolay ulaşıyordu. Bu bildiriler, Cengelileri çeşitli şekillerde ilgilendiriyordu. Bolşeviklerin genel olarak savaş meselesine ve özellikle İran halkına nasıl yaklaştıklarını, ayrıca Bolşeviklerin Sovyetler Birliği içindeki ulusal azınlıklara nasıl davranmayı planladıklarını da öğrenmek istiyorlardı. Savaş meselesi, Cengeliler için önemliydi, çünkü Bolşeviklerin savaştan çekilme çabaları, Rus ordusunun tarafından Gilan’ı tahliye edeceği anlamına geliyordu. Bolşevik bildirileri, bir yandan da İranlılara ve özellikle Gilanlılara, Sovyetler'in Çarlık Rusyası’nın emperyalist politikalarını izlemeyecekleri konusunda güvence veriyordu. Kafkas halklarına yönelik muamele de önemliydi çünkü Cengeliler, onları İranlı olarak görüyorlardı. Bir de Cengeliler, gerçek bir zemini olmasa da İran ve Kafkasya’nın birleşeceğine dair bir umuda sahiplerdi. Gilan’a Bolşevik politikasının bu üç yönüyle ilgili bildiriler ulaştı, Cengelilere aradıkları doğal müttefiki buldukları konusunda güvence verdi.[12]

1917 yılı boyunca Cengeliler, Rus politikasının kontrolünü yavaş yavaş Çar ajanlarından ve Rus konsolosundan devralan Rus Geçici Hükümeti’nin destekçileriyle kardeşleşmek zorunda kaldılar. Bolşeviklerle yeni bir ilişkinin geliştiği, Bolşeviklerin Gilan’da yavaş yavaş iktidara gelip Cengelilerin taleplerini karşılayabilir hale geldikleri koşullarda, bu ilişkiyi sürdürmek zorunda kaldılar. 1917’nin sonlarına doğru Kerenski’nin destekçileri, artık Cengelilere karşı askeri seferler düzenlemekle ilgilenmiyorlardı. İran’da dağılmış bir Rus ordusuna liderlik eden General Baratov, Cengelilerin örgütünün bir “komite” olması, dolayısıyla eyleminin Rusya’da yanlışlıkla “gerici” olarak yorumlanabileceği gerekçesiyle Cengelilere karşı herhangi bir eylem emri vermekten kaçınıyordu.[13] Ancak Kerenskicilerin durumu, esas olarak Rusların savaş gayretlerini destekledikleri, bu nedenle Rus ordusunun Gilan’da bulunma süresini uzattıkları için hiç de tatmin edici değildi. Aslında, Alman diplomat Sommer’e göre, 1917 boyunca ve o yılın Eylül ayına kadar Gilan’a giderek daha fazla asker gönderildi.[14] Buna karşılık Cengeliler, Cengel isimli gazetelerinde, yeni Rus birliklerinin gelişine itirazlarını dile getirdiler.[15]

Rusya’da Ekim Devrimi, Cengeli-Bolşevik ilişkilerinde yeni bir sayfa açtı. Bolşeviklerin faaliyetleri, Kasım 1917’de Petrograd’dan Rus askerlerini subaylarına karşı gelmeye ve dizginleri kendi ellerine almaya çağıran telgraflarla birlikte başladı.[16] Böylelikle önemli değişiklikler yaşanmaya başlandı. Geçici Hükümet’in destekçileri, artık Rus ordusunu Gilan’da tutamazdı. Ekim Devrimi sonrası Maclaren şunu söylüyordu: “Burada Rus askerleri arasında huzur hâkim. Sanki huzur, hayatlarında ne pahasına olursa olsun sahip olmayı arzuladıkları tek şey.”[17]

Böylece Rus askerlerinin o büyük kitlesel hareketi başladı. Bolşeviklerin Gilan’da örgütlenmesi çok uzun sürmedi. Aralık 1917’de Enzeli’de bir Bolşevik devrimci komitesi kuruldu.[18] Adından da anlaşılacağı gibi, tamamen Bolşevik üyelerden oluşuyordu. Önce Gilan’a ardından Bakû’ye yönelik askeri harekâta komutanlık eden L.C. Dunsterville’in dediğine göre, “komite on iki kişiden oluşuyordu.”[19] Bunlar arasında komitenin başkanı Anton Çilyabin, Petr Lazarov ve Stepan Boboh da vardı.[20] Daha sonra Tahran’daki ikinci Bolşevik temsilcisi olan Kolomilsev de bir süre komitenin sekreterliğini yaptı.[21] İngiliz istihbaratı raporlarına göre Çilyabin, Bakû’den aldığı en yüksek yetkilerle hareket ediyordu.[22]

İki kaynak, 1918’in başlarında Gilan’da aktif olan başka bir Rus komitesinin de varlığından bahsediyor. Bu aslında, muhtemelen Kerenski’nin iktidarı döneminde kurulmuş, Ekim Devrimi’nin yol açtığı sarsıntıdan sağ çıkmış bir askeri komiteydi.[23] Askeri komitenin bileşiminde, çoğunluğu Ekim Devrimi’nden kısa bir süre sonra Beyaz Rusların safına geçen Geçici Hükümet destekçileri bulunuyordu.

İki komite, zaman zaman birbirleriyle işbirliği yapıyor gibi görünse de, ilişkileri Gilan’daki Rus birliklerinin kontrolü konusunda rekabet ve çekişme temelinde ilerliyordu. Şimdiye dek Enzeli Bolşeviklerine atfedilen çelişkili eylemler, bu gerilimli ilişki üzerinden izah edilebilir. Bu arada, düşük yoğunluklu bir rekabet devam ederken, Bakû’den Kızıl Muhafızlar'ın kademeli olarak gelmesi, Bolşevik komitesinin bazı gerici Rusları tutuklamaya çalışmasına imkân sağladı.[24] Mart 1918’e gelindiğinde, Gilan’a daha fazla Kızıl Muhafız indi ve Bolşevikler, Bakü Sovyeti’nde üstünlüğü sağladıkça, Bolşeviklerin (devrimci) komitesi galip geldi, ardından da askeri komiteyi tasfiye etti. Askeri komiteyi kendi bünyesine katarak, tek bir komite oluşturan Bolşevikler, öncesinde de komiteyi Kerenski’nin destekçilerinden arındırdı.[25]

Komite, kısa süre sonra Gilan’daki Rus işletmelerini millileştirmeye girişti. Bunlar arasında askeri öneme sahip Enzeli Yol Şirketi ve gemicilik şirketi gibi diğer işletmeler de vardı.[26] Nihayetinde komitenin kararlarını uygulamak için yaklaşık 1.000 Kızıl Muhafız, kademeli olarak Gilan’a girdi. Bu durum, Gilan’ı İran’daki Bolşevik gücünün kalesi haline getirdi.

Bolşevik komite, gücünü kullanarak, Çar’ın Tahran’da faal olan büyükelçisini görevinden ayrılmaya, Bolşeviklerin diplomatik temsilcisi Bravin’in Rus büyükelçiliğini devralmasını sağlamaya çalıştı. Tahran’da Bravin, İran basınında Kızıl Muhafızlar'ın Tahran’a gelmesine izin vermemesinin tek nedeninin bazı İranlı vatanseverlerin kendisinden bunu istemesi olduğunu bile söyledi. Ancak komitenin tehditleri ve Bravin’in çabaları, Tahran'da etkili olmadı.[27]

Cengeliler ve Bolşevikler arasındaki ilişki, bugüne dek tek taraflı bir hikâye olarak takdim edilmiştir. Cengeli hareketinin önemli isimlerinden İhsanullah Han, hatıratında Cengelilerin silah ve mühimmat yüzünden çıkardığı kavgadan bahseder. Cengelilerin Enzeli Bolşeviklerine ait olan silah ve mühimmatı kasten sakladıklarını, bu durumun iki taraf arasında bir tartışmaya yol açtığını belirtir. İhsanullah, bu olayı anlatarak, bu dönemdeki Cengeli-Bolşevik ilişkilerini özetlemeye çalışır.[28] Gerçekten de 1918’de iki taraf arasında küçük bir tartışma yaşanmıştır, ancak Cengeli-Bolşevik ilişkileri bu tek olayla sınırlandırılamaz.

Dostlukları, Bolşevik Devrimi’nin sonrası ormanda gerçekleşen bir toplantıyla birlikte başladı. Cengel gazetesinde çıkan habere göre, Bolşeviklerin hareketin iki lideri Mirza Küçük Han ve Hacı Ahmed Kasmai ile görüştü.[30] Dostluklarında önemli bir adım, kısa bir süre sonra Cengelilerin Reşt’te düzeni sağlama sorununa çözüm bulmak için Bolşeviklere yaklaşmasıyla birlikte atıldı. Müzakerelerin ardından Cengeliler, Bolşevikler ve askeri komite arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma, Reşt ve Enzeli’de tek bir otoritenin olmaması sebebiyle oluşan kaosu ortadan kaldırmak için hazırlanmıştı. Anlaşma neticesinde, Reşt’te “ulusal” polis gücü olarak adlandırılan karma bir milis gücü meydana getirildi. Hem Cengeli partizanlarından hem de Bolşevik askerlerinden oluşan bu birlik, Gilan üzerinden İran’ı terk eden Rus askerlerinin hareketini kontrol etmeye, şehirde düzeni sağlamaya ve İran’ın diğer bölgelerinde her gün yaşanan yağmalama olaylarını önlemeye başladı.[31] Rus-Cengeli milisleri, kısa süre sonra şehrin ortak idaresi için gerekli temeli teşkil ettiler. Bu sırada Gilan’a ulaşan Dunsterville, hatıratında Enzeli’nin de Cengeliler ve Bolşeviklerden oluşan birleşik bir komite tarafından yönetildiğini söylüyordu.[32]

Cengelilerin Gilan’daki Ruslarla olan ilişkisinin tarihindeki bazı olaylar yanıltıcı olabilir. Bu türden önemli bir olay, Cengelilerin İngiliz askeri gücü Dunsterforce’un Enzeli limanı üzerinden Bakû’ye gitmesine mani olmaya çalıştığı zaman yaşandı. Plan uyarınca Dunsterforce’un asıl varış noktası Tiflis’ti, ancak bu hedeften kısa süre sonra vazgeçildi ve İngilizler, bunun yerine Bakû’ye gitmeye karar verdiler. General L.C. Dunsterville, Şubat 1918 ortalarında Gilan’a ulaştı, ancak bundan önce İngiliz generali, olan bitenin zaten farkındaydı:

“Küçük Han, İngilizlerin geçmesine izin vermeyeceğine yemin etmişti, komitesi, geçişimize izin vermemeye kararlı olan Bolşevik Komitesi ile birlikte Enzeli’de çalışma yürütüyordu.”[33]

Netice itibarıyla Cengeliler ve Ruslar arasında yaşanan anlaşmazlık sebebiyle Dunsterville’in askerlerine saldırılmadı. Cengeliler, İngilizlerle herhangi bir çatışma çıkması durumunda tarafsız kalacaklarından emin olmak için Ruslarla üç kez görüştüler. Her seferinde Cengeliler, kesin bir söz veya net bir cevap alamadılar. Sonuç olarak, İngiliz kuvvetini durdurma girişimlerinde başarısız olan Cengeliler, geçiş için 15 günlük bir süre tanıdılar.[34] Raporuna güvendiğimiz (İran Dışişleri Bakanlığı’nın yerel temsilcisi) Kargüzar, toplantının, yukarıda bahsedilen askeri komiteye denk düşen Rus Askerleri Komitesi ile gerçekleştiğini söylüyor. Baratov’un yerine geçen General Fisiyenko ve hâlâ koltuğunu kaybetmemek için uğraşan eski Rus konsolosu Grigorev ile Kargüzar’ın kendisi de oradaydı. Görüşmeler sırasında Ruslar, “başkentteki komiteyle iletişim kurabilmek” için zaman istediler. Bu komite de Şubat Devrimi’nin ardından Tahran’da Kerenskiciler tarafından kurulan komiteden başkası olamazdı. Neticede, Bolşevik Komitesi’nin bu olayda hiçbir rol oynamadığı görülüyor. Bolşeviklerin o aşamada askeri komiteye göre göreceli zayıflığının yanı sıra, Kafkasya’daki Türk tehdidi de Rus askerlerini kontrol etmelerini zorlaştırmış olabilir. Bu olay, Cengelileri ve Bolşevikleri daha da yakınlaştırdı. Kısa bir süre sonra Cengeliler, Kargüzar’ı çağırdılar ve Rus konsolosunun Bolşevikler tarafından sınır dışı edilmesinin ardından, Bolşeviklerin aday gösterdiği konsolosu resmen tanıması gerektiğini söylediler.[35]

İki gün önce Enzeli’deki Rus konsolosu, zaten Bolşevikler tarafından sınır dışı edilmiştir.[36] Cengelilerin, Bolşeviklerin Gilan’daki güçlerini artırmalarına açıktan katkı sundukları anlaşılıyor. Mart 1918’de Bakû’deki Ermeni kuvvetleri, Bakû Sovyeti’nde her zamankinden daha güçlü hale gelen Bolşeviklerin safına geçti.[37] Çoğunluğu Ermeni olan Enzeli’deki Kızıl Muhafızlar, bir süreliğine Bolşeviklerin kontrolüne girdi.[38] Askeri komite, bu aşamada feshedildi.[39]

Bir diğer yanıltıcı olay ise, 1918 yazında Kızıl Muhafızlar tarafından İngiliz esirlerin kurtarılması. Esirler, İngiliz konsolos yardımcısı Charles Maclaren ve resmi olarak İran İmparatorluk Bankası müdürü olan Binbaşı Oakshot’tı. Aslında serbestçe dolaşmalarına izin verilmişti, ancak sürekli olarak Cengeli ajanları eşliğinde hareket ediyorlardı. 1918 yazında, Türk İslam Ordusu Bakû’ye yaklaşırken, bunun sonucunda Bakû Ermenileri şehrin savunması konusunda Dunsterforce ile bir anlaşmaya varırken, İngiliz esirler, Kızıl Muhafızlar tarafından kurtarıldılar.[40]

Aşağı yukarı aynı dönemde Bakû’ye yaklaşan Türk ordusundan korkan Bakû Sovyeti’ndeki Bolşevik olmayan unsurlar, İngiliz yardımını istemek için bir karar çıkartmayı başardılar. Bu karara Bolşevikler istifa ederek cevap verdiler. İngiliz yardımını isteyenler arasında Ermeni milliyetçileri de bulunuyordu.[41] Muhtemelen bu milliyetçiler, Bolşevik komitesinin kontrol etme imkânını yitirdiği Enzeli şehrinde bulunan Ermeni Kızıl Muhafızları üzerinde de etkililerdi. Mart 1918’deki Ermeni-Bolşevik ittifakından sonra, önemli sayıda Ermeni silahlı adam, Bolşevik Kızıl Muhafızları ile birleşmişti. İşte bu yüzden bazıları Enzeli’de Bolşeviklerle birlikte hareket etmişti. Ancak gerçekte Bakû’deki Ermeni milliyetçilerine bağlılardı. Reşt’teki eski Rus konsolosu Nikitin’in aktardığı kadarıyla, “özünde farklı bir sahnenin oyuncularıydılar.”[42] Eylemleriyle, sadece Cengelilere ihanet etmediler, ayrıca Bolşevikleri de yüzüstü bıraktılar.

Bu olay, muhtemelen Cengelileri de şaşkına çevirdi. Öyle ki, Enzeli Bolşevik Komitesi, Bolşeviklerin İngilizlere karşı olduğunu kanıtlamak için Küçük Han’a bir mektup gönderdi, mektuba bir de İngiliz karşıtı makaleler içeren bazı “Bakû gazeteleri"ni iliştirdi. Mektubun altında o günlerde Bravin’in yerine geçmek üzere olan Kolomitsev’in de imzası vardı.[43] Aynı zamanda Bravin, Lenin’e yazdığı özel mektupta, Bolşevik komitesini (ve Baratov’un gücünü) dağıtmasını istedi. Bir İngiliz askeri ajanına göre, Bravin, “her ikisinin de emperyalist İngilizlerin maaşlı elemanları olarak hareket ettiğini, gerçek amaçlarının Kafkasya’da Bolşevizmle savaşmak olduğunu” dile getirmekteydi.[44]

Cengelilerin Bolşeviklerle işbirliğinin mevcut sahası, Kafkas topraklarına kadar genişlemişti. Mart 1918’de Rus birliklerinden bir müfreze, Astara’da Bolşevikler tarafından silahsızlandırılmayı reddedince, Cengeliler, Bolşeviklere yardım etmek için 150 savaşçı gönderdi. Enzeli Bolşeviklerinin olaya dâhil olmasından önce meydana gelmiş olan bu olay, Cengelilerin Gilan toprakları dışındaki Bolşeviklerle temas halinde olduklarının kanıtıdır.[45] İngiliz Dışişleri Bakanlığı kayıtlarında Rusya’dan Gilan’a yapılan çok sayıda silah sevkiyatına dair raporlar bulunmaktadır. Şüphesiz ki bunların bir kısmı, Cengelilere yönelikti.[46] Mayıs 1918’in sonuna doğru Kargüzar, Tahran’a Cengelilerin ve Bolşeviklerin bir anlaşma imzalamaya hazırlandığını bildiriyordu.[47]

Bolşeviklerle Bakû’de de temas kuruldu. Mayıs 1918’de Cengeliler, Bakû Komünü’nün Bolşevik liderleriyle görüşmek üzere, bu şehre bir heyet gönderdi. Heyetin misyonunun temel amacı, Bakû’den silah ve mühimmat, belki de gönüllüler edinmekti. Neriman Nerimanov, ardından Stepan Şaumyan ile birkaç kez görüşseler de, temasları pek verimli olmadı. O dönemde Bakû, Türk kuvvetlerinin kuşatması altındaydı. Şehir, Türklerin eline geçmek üzereydi, bu nedenle Komün liderleri Cengelilere herhangi bir silah sağlayamıyordu. Bakû’ye gönderilen heyete eşlik eden Grigor Eğikyan, Bakû Komünü’ne bağlı bakanların ve Enzeli Bolşevik Komitesi’ndeki temsilcilerinin Cengelilerin pantürkist bir hareket oluşturduğu izlenimine kapıldığını, bunun da Bakû’nün onlara yardım etmeyi reddetmesine neden olduğunu öne sürüyor. Oysa Eğikyan, İngiliz bakanına yazdığı bir mektupta, Bakû liderlerini Cengelilerle karşı karşıya getirenin, kendi çevirdiği entrika olduğunu iddia ediyor.[48]

Cengeliler, bu olayda da Bolşeviklere olan inançlarını yitirmediler. İki taraf arasında yakın bağlantılar olduğunu gösteren başka kanıtlar da mevcut. 1918’in başlarında, İngiliz casusu Yüzbaşı Noel’in tutuklanması ve hapsedilmesi, esasen Cengelilerin Bolşeviklerle ortak attıkları bir adımdı.[49] Noel, Kafkasya’dan Gilan'a varışında tutuklandı. Yanında taşıdığı belgeler, Bakû Komünü bakanlarının eline geçti.[50]

Cengelilerin yardım almak için temas kurdukları tek yer Bakû değildi. 1918’in başlarında Tahran’da iktidarı ele geçirmeye hazırlanırken, ajanları sadece İran’ın en ücra köşelerine değil, Güney Rusya’nın birçok bölgesine de ulaştı. Bu dönemde Cengeli elçileri, davalarına destek toplamak için Aşkabat’a kadar gittiler.[51] Aynı zamanda Tahran’daki Bolşeviklerle de temas halindeydiler. Başkentte Cengeli ajanları, Tahran’daki ilk Bolşevik ajanı olan Nikolay Bravin ile yakın işbirliği içinde çalıştılar. Aslında Bravin, Tahran’da elli kadar gizli komitenin kurulmasına yardımcı oldu. Bu komiteler, İranlı Bolşevikler ve Cengeli sempatizanlarından oluşuyordu ve iktidarı ele geçirme amacıyla kurulmuştu.[52] Bravin’in Cengelilerle yakın işbirliği içinde olduğuna dair yeterli kanıt var. Telgraflarından birinde Sovyet hükümetinden Cengelilere silah ve gönüllü göndermesini istedi.[53] Tahran’da Bravin, ayrıca Cengelilerle savaşan gerici Ruslara karşı bildiriler yayınladı.[54] Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin’e yazdığı mektuplardan birinde şunları söylüyordu:

“[...] 12 Haziran’da bir İngiliz birliğinin Reşt ve Enzeli’ye doğru ilerlemesine yardım ederken, Biçerahov’un Kazakları, devrimci ve İran özgürlüğünün savunucusu Mirza Küçük Han’ın milisleriyle çatışmaya girdi. [...] İngiliz misyonu, Biçerahov’un Kazaklarını ‘müttefikleri’ olarak adlandırmaktan çekinmiyor. Biçerahov’un Kazakları İngilizlerin müttefikleri değil, aşağılık paralı askerleri ve İran’ın özgürlüğünün savunanların düşmanlarıdır.”[55]

Sonuç olarak Bolşevik komitesi, çok uzun süre yaşamadı. Hayatı büyük ölçüde Bakû Komünü’nün hayatına bağlıydı. Komün hükümeti çöktüğünde, Enzeli’de konuşlanmış Kızıl Muhafızlar, Bakû’ye döndü. Ağustos 1918’de, İngiliz Savaş Bakanlığı’nın istihbarat raporlarına göre, komite üyelerinin Küçük Han için çalıştığına dair kanıtlar bulundu.[56] Bunun üzerine Çilyabin ve yoldaşları, o zamana kadar Gilan’da yerleşmiş olan İngilizler tarafından tutuklandı ve Mezopotamya’ya sürüldü.[57] Ancak Bolşevik komite, Gilan’da aktifken, bir dizi komünist hücrenin teşkil edilmesini sağladı. Sovyet yorumcu İrandust’a (Vladimir Osetrov’a) göre, Reşt ve Enzeli’de sovyetler kuruldu.[58] Bunlar, aslında sovyetlerden ziyade gizli siyasi topluluklardı. Bu topluluklardan birinin bileşenlerine, İngiliz Savaş Bakanlığı’nın istihbarat raporlarında rastlıyoruz. Üyeleri arasında Olga Zots (diğer adıyla Villia), Margot Bauman, Loskaya ve Zenya bulunuyordu. Bu topluluk, Cengelilerle yakın işbirliği içinde çalıştı ve üyelerinden en az biri, Cengelilere hizmet ederken hayatını kaybetti.[59]

İran Komünist Partisi (Adalet) üyeleri de 1918 boyunca Gilan’da aktifti, ancak orada kalıcı bir örgüt kuramadıkları anlaşılıyor. Bununla birlikte, Bakû’de bulunan İranlı komünistlerin lideri ve yol gösterici ruhu olan Esadullah Gaffarzade’nin 1918’de Reşt’te öldürüldüğünü belirtmek gerek. Söylenene göre, Gaffarzade’ye, Bakû’den gelip Cengelilerle temas kurma görevi verilmişti.[60]

Enzeli Bolşevik Komitesi’nin dağılmasıyla birlikte Gilan’daki komünist faaliyetler yaklaşık on iki ay boyunca gerileme sürecine girdi, ancak Gilan, hiçbir zaman tamamen komünistlerden temizlenemedi. Birçok Bolşevik, Cengelilerin yanında kaldı, hatta bu süreçte Cengeli hareketi bile gerileme sürecine girdi. 1918 yılının sonlarından itibaren İran ve İngiliz kuvvetlerinin saldırısı sonucu Cengeliler, Gilan ormanlarına çekildiler ve birçok yoldaşını kaybettiler. Ayrıca, hareketin sağ kanadı ayrılarak, 1919 yılının başlarında teslim oldu.

Elimizde, 1918 yılının sonlarında ve 1919 yılının başlarında Gilan’da Bolşeviklerin varlığına dair kanıtlar bulunuyor. Ekim 1918’in sonlarına doğru, Zamolenko (Zanurenko?) ve Hüseyin Bala Fethaliyev, “uzun süredir devam eden İngiliz karşıtı faaliyetleri” sebebiyle tutuklandı. İngilizler, başlangıçta onu sınır dışı etmeyi planlamıştı, ancak birkaç gün sonra “Biçerahov’un isteği üzerine sınır dışı edilmek yerine, onun emrine verildi.”[61] Daha sonra, 1919 yılının başlarında, Cengelilerle birlikte savaşan bir dizi Bolşevik yakalandı.[62] Bunlardan ikisi, Arestu İsmailoviç Gajiyev ve Feodor Sreda, teslim olmak zorunda kaldı. Gajiyev, inkâr etse de Küçük Han’ın yakın arkadaşı ve sırdaşı, ayrıca hareketin yönetim konularında danışmanı olduğu ortaya çıktı.[63] Ölüm cezasına çarptırıldı, ancak bunun yerine Azerbaycan hükümetine teslim edildi.[64]

1919 yılının ortalarından itibaren Cengelilerin yeniden yükselişe geçmesiyle birlikte, harekete daha fazla Bolşevik katıldı. Gilan ormanlarındaki varlıkları sık sık rapor ediliyordu.[65] Nisan 1919, Cengeli-Bolşevik ilişkilerinin tarihi açısından dönüm noktasıydı. Bolşevikler, Cengelilerle temasa geçtiklerinde henüz önemli bir konuma ulaşmamışlardı. Nisan sonlarında, Lenkeran’daki Bolşeviklerden Küçük Han’a bir mektup ulaştı. Bu mektupta Bolşevikler, İran köylüleri ve işçileriyle dayanışma içinde olduklarını ilan ediyor, kendilerinin İran işlerine karışma konusundaki isteksizliğinden yararlanarak İran ülkesini ele geçiren İngiliz emperyalizmini eleştiriyorlardı. İran hükümetinin kendisini İngilizlere sattığını, aslında Bolşevik hükümetiyle savaştığını iddia ettiler. Mektup, Rusya’daki iç savaşa, yabancı müdahaleye ve Bolşeviklerin bu savaşı nasıl kazandığına değiniyordu. Ardından, “Bolşevik güçlerin Doğu’yu özgürleştirmelerinin vakti geldi” diyen mektup, Azerbaycan’ın özgürleştirilmesiyle zaten ölmeye başlamış olan İngiliz emperyalizmine karşı tüm Doğu ülkelerinin birleşmesi gerektiğini söylüyordu. Mektup, şu pasajla sona eriyordu:

“Küçük Han, İran’da İngiliz yönetimine karşı isyan eden bir tek siz varsınız. Ülkenizi İngiliz hırsızların elinden kurtarmak için İngiltere’ye savaş ilan ettiniz. İran’ın tüm ezilmiş halkları size umutla bakıyor, yabancıların elinden kurtuluş çözümünü sizde bekliyor. Azerbaycanlı ve Rus işçi ve köylüleri adına size şunu söylüyoruz: Ey İran işçilerinin lideri, biz, İngiliz egemenliğine son vermek için İran milletinin ilk davetinde yardımınıza koşmaya hazırız. İranlı kardeşlerimize yardım ve kardeşlik ellerimizi uzatmaya her an hazırız. Samimiyetimizin bir nişanesi olarak size Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti madalyası ve bir tabanca gönderiyoruz. Küçük Han’ın mahir ellerinin İran’daki son zalimin kalbini yaralayacağını umuyoruz. Her zaman iletişim halinde kalmalı, birbirimize yardım etmeliyiz.”[66]

Bu mektubu aldıktan sonra Küçük Han, Lenkeran devrimcileriyle buluşmak üzere yola çıktı, ancak varış noktasına ulaştığında Bolşevikler çoktan gitmişti. Bölgeden sürülmüşlerdi.[67] Bu arada, 1919 yılı boyunca Bolşevikler, Cengeli hareketinin “popülist-milliyetçi” bir hareket olarak, Bolşevik desteğini haklı çıkaracak kadar devrimci olduğuna karar verdiler. İran, devrimin Doğu’ya yayılmasını sağlayacak, Asya’ya açılan kapı ve İngiliz emperyalizmine karşı ilk açık hedef olarak görülüyordu. İran’a nüfuz etmek ve Cengelileri iktidara getirmek, Bolşevikler nezdinde arzu edilen bir taktik haline gelmişti. Daha sonra Himmet partisinin lideri Efendiyev, Doğu’daki devrimcileri Batı’daki muadilleriyle ilişkilendirme fikrini savundu. Küçük Han’ı önemli ve kıymetli bir isim olarak takdim eden Efendiyev, onun hâlâ genişleme alanına sahip olan kitlesel desteğine değindi. Bolşevikler, özellikle İranlı komünistler, faaliyetlerini Gilan’a doğru genişletmeye kararlıydılar.[68]

Bu nedenle Küçük görevden döndüğünde, Bolşevikler tarafından tekrar temas kurulması için uzun süre beklemesine gerek kalmadı. 1919 yazında Stepan Afonyan adında bir Bolşevik, Gilan’a geldi. Yanında Lenkeran’dan iki mektup getirmişti. İlki, Lenkeran devrimcilerindendi. “Dost Küçük Han” diye başlayan mektupta şunlar söyleniyordu:

“Komünistler bizi Lenkeran’daki temsilcileri olarak görevlendirdiler. Şimdi özel bir görev için acilen Bakû’ye çağrıldık. Oradan Lenkeran’a döneceğiz, dolayısıyla size gelemiyoruz. Yerimize, her türlü görüşmeyi yapabileceğiniz dostumuz Afonyan’ı gönderiyoruz.

Bakû’deki işlerimizi hallettikten, Lenkeran’a döndükten sonra hemen Enzeli’ye, oradan da size uğrayacağız.

Tüm fikirlerimiz, size dostumuz aracılığıyla iletilecektir. Biz gelene kadar... dostça selamlar.”

Stepan Afonyan’ın yanındaki diğer bir belge daha da ilginçti. İranlı komünistlere ait bu belgenin sol tarafında şu ibareyi taşıyan bir damga vardı: “İran İşçilerin Komünist Partisi, Adalet, Sayı 293, 17 Temmuz 1919, Bakû Komitesi”. Damganın altında ise şu metin yer alıyordu:

“Bu direktif, İran Komünist Partisi Adalet’tan bu partiyi İran’da örgütlemek üzere görevlendirilen Stepán Afonyan’a verilmiştir; mührümüz ve imzamız bu yetkinin delilidir.”

Direktifin altında başkan sıfatıyla İranlı komünist Ahundzade’nin, sekreter sıfatıyla da Turani’nin imzası bulunuyordu.[69] Afonyan hemen Enzeli’ye yerleşti, devrimci faaliyetlerine başladı. Gilan’da İran Komünist Partisi’ni “örgütleme” çabaları hakkında çok az şey biliniyor. Bununla birlikte, gönüllü ordunun temsilcisine ismi bilinmeyen bir kişiden gelen bir mektup, faaliyetlerinin bir kısmını şu şekilde aktarıyor:

“Size Enzeli’deki tarama gemisinin merhum pilotunun Kazian’da makine yapımı için bir dükkân açtığını bildirmekten onur duyarım. Kendisi, Küçük Han ve Bakû’deki işçi komitesiyle ilişkilidir. Bu dernek adına Bolşevik ajitasyon faaliyetleri yürütmek için para alıyor. Ayrıca birçok kişiye Küçük Han’ın hizmetine girip eğitmen olarak görev yapmalarını tavsiye etti. Dediğine göre 120 kişi harekete dâhil olmuş.”

Mektup, Afonyan’ın faaliyetlerini anlatarak devam ediyor. Enzeli, Bakû ve Tiflis arasında seyahat eden Afonyan, Cengeliler için gönüllüler toplamanın yanı sıra, onları Kafkasya’daki İranlı komünistler ve Bolşeviklerle temasa geçirdi.[70]

Bu mektubun ele geçirilmesinin ardından Afonyan tutuklanmış olmalı. Gelgelelim, Gilan’daki tek Bolşevik ajanı o değildi. Haziran 1919 gibi erken bir tarihte, Gilan’daki yetkililer, Bolşevik faaliyetlerinin yoğunluğu nedeniyle sıkıyönetimin süresini uzattılar.[71]


Rus Türkistanı’ndaki komünistlerin de Cengelilerle temasa geçmek için çaba sarf ettikleri anlaşılıyor. Küçük Han Lenkeran’dayken, Türkistan Sovyeti’nin bir temsilcisi Gilan’a geldi. Küçük şehirde değilken, hareketin önde gelen solcu liderlerinden İsmail Han ile görüştü. Daha sonra, Stepan Afonyan ve yoldaşları, batıdan Gilan’a girerken, yaklaşık 400 Bolşevik, Hazar Denizi kıyısındaki ve Gilan’ın doğusundaki Esterabad’a çıkarma yaptı. Bunların Türkistan’dan olduklarına şüphe yok. Muhtemelen, Cengelilerle güçlerini birleştirmeyi umuyorlardı.[72] Bu sırada, Türkistan kaynaklı devrimci propaganda faaliyetleri de Gilan’a ulaştı. Aşağıdaki mektup, “İranlı Demokratlara” hitaben yazılmış:

“Değerli dostlar,

İran ulusuna despotizme karşı ilan edilen özgürlük, biri merhum Çar'ın, diğeri İngilizlerin olmak üzere iki hükümet tarafından yok edildi. İkincisi, kalbinde kan arzusuyla kurbanlarıyla hâlâ meşgul.

Yeni Rus hükümeti, 1907’den beri bu baskıya karşı gösterdiğiniz muhalefeti övüyor, cesur eylemlerinizin ve mevcut özverinizin boşa gitmeyeceğinin garantisini veriyor. İngiliz parasıyla desteklenen casusların ve dergilerin yalanları sizi etkilemesin. Tüm dünyanın dikkati, Rusya’yı ve diğer ülkeleri kendi egemenliği altına almaya çalışan düşmana karşı savaş açma çabası içinde olan Rus hükümetine yönelmiştir. Kızıl Muhafızlar, Aşkabat’ı ele geçirdiğinde, Sovyetler, kardeşçe bir sempatiyle size yardım eli uzattılar ve düşmanı alt etme çabalarınızda size destek oldular. Afganistan, İngilizlere karşı savaş açarak, devrime zaten katılmış durumda. Siz de aynısını yapmalısınız. Aynı şekilde, Rus sovyetlerine de yardım edin! Hindistan uyanıyor! Türkiye isyanda! Utanç vadisinde bulunan siz, düşmanı yenmemizi sağlayacak tek bir cephe oluşturmak için büyük savaşa hazırlanın!

Sizi ezenleri ezin!

Yaşasın İran devrimi!”[73]

Bu bildiri, büyük olasılık “Kızıl Doğu treni kaynaklı. 1919 ve 1920 yıllarında bu tren, Bolşevikler tarafından Türkistan’ın ulaşılabilir olan bölgelerinde propaganda faaliyeti yürütmek amacıyla kullanıldı. Nitekim, batıda Rostov’a kadar gitti. Mürettebatı arasında ünlü Haydar Han Emmioğlu (Tanrıverdiyev) liderliğindeki bir grup İranlı komünist de bulunuyordu. Bu trenden çıkan komünist literatür, İran’ın kuzey bölgelerine ulaştı.[74]

Bolşevizm, Cengeli hareketine sadece dışarıdan etki etmeye çalışan bir güç değildi. Ekim Devrimi’nin Gilan’ı sarstığı 1917 yılının sonlarından itibaren hareket, kendi Bolşevik fraksiyonunu geliştirmeye başladı. Cengeli Bolşevikleri, çok etkili bir fraksiyon oluşturuyordu. Hareketin yoğun İngiliz karşıtı tutumu, sol kanadından kaynaklanıyordu. Gilan’daki İngiliz ajanlarının yanı sıra İngiliz casusu Yüzbaşı Noel’in 1918 başlarında tutuklanıp hapsedilmesi de bu solcu Cengelilerin girişimiyle gerçekleşti. 1919 başlarında sağcı Cengeliler ayrılıp İran hükümeti ve İngiliz güçlerine teslim olduklarında, mücadeleyi bu sol kanat sürdürdü, hareketi o canlı tuttu. Nihayet 1919’da hep birlikte “Bolşevik Komitesi”ni meydana getirdiler.[75] Küçük Han’ın Bolşevik fraksiyonunun programına katılmadığı bildiriliyor. Bolşevikler, aynı zamanda hareketin birliğini ve geriye kalanını sağlamlaştırmayı daha çok önemsiyor gibi görünüyorlar. İttifakları neticesinde “sosyalist komite” kuruldu.[76] Sosyalist komitenin özlemleri, Cengelilerin demokratik bir refah devletinin kurulmasını, din ve siyasetin ayrılmasını, doğal kaynakların ve fabrikaların millileştirilmesini ve toprakların onu işleyenlere tahsis edilmesini savundukları programda dil buldu.[77]

1919 yılının sonlarında, sol kanatın lideri ve Bolşevik Komitesi’nin kurulmasında rol oynayan İsmail Han, Kafkasya’da görevlendirildi. Görevin amacı, gönüllü toplamak ve silah temin etmekti. O ve diğer Cengeliler, Kafkasya’da siyasi toplantılar düzenlediler, Bakû’de oldukça popülerlerdi.[78] Görünüşe göre Bolşeviklerle temas kurmayı, en azından sembolik düzeyde silah temin etmeyi bildiler. Ayrıca gönüllü toplamayı da başardılar. Bunlardan bazıları, Gilan’a girmeye çalışırken tutuklandı.[79] Aynı zamanda İran Komünist Partisi Adalet, Gilan’a tekrar elçilerini göndermeye başladı. Bazıları yolda tutuklanırken, diğerleri Gilan’a ulaşmayı başardı.[80] Önde gelen İranlı komünist Sultanzade’ye göre, Bolşevikler Mayıs 1920’de Enzeli’ye çıkarma yapıp, yakındaki Erdebil kasabasını ele geçirdiklerinde, hapsedilmiş bir dizi komünisti serbest bırakmayı başardılar. Serbest bırakıldıkları sırada bazıları bir yıldan fazla süredir hapisteydi.[81] Tüm bunlara rağmen, İran Komünist Partisi’nin ilk kongresi Haziran 1920’de toplandığında, Gilan ve İran Azerbaycanı’nın doğu kesiminde bir dizi hücre kurmayı başarmışlardı.[82] İngiliz Dışişleri Bakanlığı kayıtları, 1920’nin başlarında Gilan’da Bolşevik faaliyetin yoğun olduğunu ortaya koyuyor.[83] Bu dönemde Bolşeviklerin gelişi kaçınılmazdı. 1919’da Kafkasya’daki komünist güçlerin Bolşevikler tarafından yeniden örgütlenmesinden sonra, Kızıl Ordu’nun zaferleri komünist faaliyete daha da fazla ivme kazandırdı. Gilan, devrimci yazınla tanıştı. Bu dönemde Gilan’a ulaşan yayınların türünü tam olarak açıklamak mümkün değil. Sadece İngiliz ajanlarının topladıklarından örnekler vermek mümkün. Bunlar arasında bir iki Adalet broşürüne rastlanıyor, ancak Azerbaycanca kaleme alınmış metinlerin çoğu Himmet partisi kaynaklı. Bunların en ilginci de, Himmet’in ve muhtemelen Adalet’in benimsediği, Bolşeviklerin 1919 programının Azerbaycanca versiyonu.

Bu denemenin son bölümünde, Mayıs 1920’de Bolşeviklerin Enzeli’ye çıkarma yapmasına yönelik hazırlıklara değiniliyor olmalı. Basitleştirilmiş ve hatalı bir versiyonuna İhsanullah Han’ın güvenilmez olan hatıratında rastlıyoruz. İhsanullah Han, oldukça basit bir yaklaşımla, Mayıs 1920’de bir gece Gilan ormanlarında bir Bolşevik’in ortaya çıktığını, Cengeli liderlerine Bolşeviklerin Enzeli’ye çıkarma yapmak üzere olduklarını bildirdiğini söylüyor.[84] Hikâyenin İhsanullah’ın aktardığı halinden çok daha karmaşık olduğuna hiç şüphe yok.

Bir kaynağa göre, 1920’nin başlarında Cengeliler, Bolşeviklerle müzakere etmek üzere Astara’ya temsilci gönderdiler.[85] İngiliz Dışişleri Bakanlığı arşivlerinden gelen, tamamen güvenilir olmayan bir rapora göre, Cengeli temsilcilerinin yolculuğundan önce, biri Bolşevikleri, diğeri İranlı komünistleri temsilen, Mihail Mirzoyan ve Hüseyin Vezirov ismindeki iki komünist, Gilan’a giderek Küçük Han’la görüştü ve Gilan’ı Bolşevik çıkarmasına hazırladı.[86] Daha güvenilir bir hikâyeyi Yahya Devletabadi anlatıyor: Bolşevik çıkarmasından önce, Cengeliler ve Bolşevikler, hareketlerini koordine etmek için Bakû’de ortak bir komite kurdular.[87] Ayrıca Devletabadi, Cengeli partizanlarının Bolşeviklere Bakû’den Enzeli’ye kadar eşlik ettiği iddiasında bulunuyor.[88]

Cengelilerin ve Bolşeviklerin 1920’den önce de dostane ilişkiler kurduğunu biliyoruz. Tarihçiler, genellikle aralarındaki farklılıkları analiz etmekle meşgul olmuşlar. Başka bir ifadeyle, tarihçiler daha çok Bolşeviklerle Cengeliler arasındaki ilişkiyi çatışma üzerinden tanımladılar. Ama bu noktada önemli bir soru cevapsız kalıyor: Cengelilerin Bolşeviklerle ittifak kurmalarını ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulmasına ilk etapta rıza göstermelerini nasıl izah edeceğiz?

Son olarak, yeni ittifaklarının başlangıcı ve Cumhuriyetin kuruluşu hakkında bir not düşelim: Bolşeviklerin karaya çıkmasından bir gün sonra, Cengeli liderlerinin bir toplantısında, Küçük Han, Bolşeviklerle ittifak kurulması fikrini savundu. İsmail Han’ın hatıratında, o dönemde diğer İranlı özgürlükçülerin bu ittifak kurulsun diye kendisini coşkuyla teşvik ettikleri söyleniyor.[89] İttifak fikrine küçük bir azınlık karşı çıkıyor, ancak çoğunluk, Bolşeviklerle “dostluk ve birlik” yönünde tercihte bulunuyor.[90] Birkaç gün sonra, Bakû komünistlerine vediği bir röportajda Küçük Han, İran Komünist Partisi’nin asgari programını kabul ettiğini dile getiriyor.[91]

Bu argümanı, uzun zamandır tarihçilerin elinde bulunan, ancak ihmal edilmiş bir belgeden kısa bir alıntı ile özetlemek mümkün. Haziran 1920’de Cengeliler, Bolşevik güçlerinden biraz çekinseler de, şunu söylüyorlar:

“Şimdi bu ulusal güç [Cengeli hareketi], dünyanın tüm insanseverlerinin yardımı ve desteğiyle, sosyalizmin adil ilkelerinin gerçekleştirilmesine dönük azimle [...] Kızıl Devrim aşamasına geçmiştir.”[92]

Böylece İran Sovyet Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edildi. Radikal İran sosyal demokrasisinin son kalıntıları ile ilerici ve genç komünist güç, bir devrim yapmak için bir araya gelmişti. Cengelilerin de onayıyla bu devrim, dünya devriminin ayrılmaz bir parçası kılınmıştı.

Peyman Daylemi
Manchester Üniversitesi
1989
Kaynak

Dipnotlar
[1] Gilan’da başka sosyal demokrat partiler de faaldi ama bunların faaliyet düzeyleri düşüktü. Bunlar arasında Menşevikler yanında, Ermeni partileri Hınçak ve Taşnaksutyun, hatta Sosyalist Devrimciler bulunuyordu. Bu partilerin rolleri ve faaliyetleri, bu makalenin kapsamı dışında kalıyor.

[2] Basil Nikitin, Khaterat va Safarnameh (2. Baskı, Tahran, 1976): s. 104.

[3] Hostarya’nın faaliyetleri konusunda bkz.: A.g.e. s. 101-107.

[4] Hassan Hakimian, “Wage labor and migration: Persian workers in southern Russia, 1880-1914”, International Journal of Middle Eastern Studies, 17 (1985): s. 457. Maclaren, decypher of télégramme Sayı. 2, 2 Ocak 1915. Ayrıca bkz.: Resht News, 2, 31 Ocak 1915. İngiliz konsolosunun Reşt’ten Tahran’a düzenli gönderdiği raporlar Reşt News’te yayınlanmış. Aksi belirtilmedikçe tüm belgelerin kaynağı Londra’da bulunan Devlet Arşivleri Kurumu.

[5] Grigor Eghikian, “Saranjam-e Saran-e Enqelab-e Roussieh”, Yayına Hz.: Borzouye Dehgan, Showravi va Jonbesh-e Jangal içinde (Tahran, 1985): s. 433-439. Grigor Eğikyan, Hınçak partisi üyesi gazeteci. Batı Ermenistan’da doğan Eğikyan’ın yolu, olayların seyri neticesinde Anayasa Devrimi sırasında Gilan’a düştü. Bolşeviklere ve Türklere yönelik nefreti yüzünden İngilizlerle (1917-1918 sonrası) işbirliği yaptı. Hatıratı Kasım 1921’den 1922’e dek İngiliz yanlısı Sitare İran gazetesinde tefrika edildi. Bu dönem, İran’da İngilizlerle Sovyetler arasında süren politik mücadelenin en hararetli seyrettiği dönemdi. İran meclisi, Şubat 1921’de Sovyet-İran anlaşmasını görüştü. Hatıratı esas olarak Bolşeviklerin cumhuriyet döneminde Gilan’daki gizli çalışmalarıyla ilgili. Bu makalelerin bazılarının Almanca çevirisi için bkz.: Persien, Politik 5, Band 3 ve Persien, Politik SB, Band 7, Alman Dışişleri Bakanlığı. Makaleler şurada yeniden yayımlandı: A. Mahrad, Iran auf dent Weg гиг Diktatur -Militarisierung und Widerstand 1919-1925 (2. Baskı, Hannover, 1976): s. 216-235. Eğikyan’ın 1943-1945 arası dönemde ufak değişikliklerle yeniden yayımlanan hatıratı, İkinci Dünya Savaşı sırasında da belirlediği amaca bir kez daha hizmet etti. Dehgan’ın gerçekleştirdiği baskıda her iki versiyon kıyaslandığı gibi Eğikyan’a ait üç makaleye yer veriliyor.

[6] Maclaren to Ramsden, 10 Ocak 1916, FO 248X1149.

[7] Decypher Sayı. 7, 19 Ocak 1916, FO 24841138.

[8] ReshtNews, 14 Ekim 1916 ve 26 Ağustos 1916, FO24SM 149.

[9] G. Eghikian, a.g.e., s. 438.

[10] Report No. 38, 12 Aralık 1917, FO 248X1168.

[11] s.

[12] Bolşeviklerin açıklamalarını ele alan ayrıntılı bir tartışmaya birkaç kaynakta rastlamak mümkün.

[13] Report No. 35, 28 Kasım 1917, FO 248X1 168.

[14] Sommer, No. 108, 17 Ekim 1917, R19152 (Politisches Archiv des Auswàrtigen Amis, Bonn (bundan sonra AA olarak anılacak)].

[15] Jangal, 11, 26 Eylül 1917 (10 Zilhicce 1335): s. 1-5. Cengel’de denildiğine göre, Şubat Devrimi sonrası Rus garnizonları komitesi temsilcileri, Cengelilere Rus ordusunun İran’dan ayrılacağı vaadinde bulunmasına karşın Gilan’a daha fazla sayıda asker ayak bastı.

[16] Report No. 35. 28 Kasım 1917, FO 2484 168.

[17] Maclaren to Scott, 4 Aralık 1917, FO 248\1 168.

[18] Report No. 1, 1 Ocak 1918, FO 24841212.

[19] L.C. Dunsterville, Adventures of Dunslerforce (2. Baskı, Londra, 1932): s. 42.

[20] A.g.e., s. 37, 169. 4 Ağustos 1918’deki giriş konusunda bkz.: The War Diary of Intelligence section, Dunsterforce, 1 Ağustos 1918-31 Ağustos 1918 (bundan sonra Dunsterforce İstihbarat Günlüğü olarak anılacak).

[21] X.J. Eudin, R.C. North, Soviet Russia and the East, 1920-1927 (Stanford, 1964): s. 94 ve Harish Kapur, Soviet Russia and Asia, 1917-1927 (Cenevre, 1966): s. 156.

[22] Dunsterforce Intelligence Diary, özet no. 23, 9 Ağustos 1918’de biten hafta konusunda.

[23] Bu askeri komitenin varlığının kanıtını Cengel gazetesinin 23. sayısında ayrıca Rusya’nın eski Tahran büyükelçisi Von Etter’in Londra’daki Rus büyükelçisine yazdığı mektupta bulmak mümkün. Her iki kaynak da aşağıda paylaşılıyor.

[24] Rawlandson, 11 Şubat 1918, FO 24841203.

[25] Intercepted letter from litter to the "Russian ambassador' in London, WO 106X55.

[26] A.g.e. ve L.C. Dunsterville, a.g.e., s. 41. Ayrıca bkz.: L.C. Dunsterville, télégramme No. 95, 23 Temmuz 1918, FO248M213.

[27] Movarrekh-od-Dowleh Sepehr, Iran dar Jang-e Bozorg (2. Baskı, Tahran, 1983): s. 494. Ayrıca bkz.: Abdolhossein Mas’ud Ansari, Zendegani-ye Man va Negahi be Tarikh-e Mo'aser-e Iran va Jahan (Tahran, 1972) I: s. 250-251.

[28] R. Abikh, "Natsional'noe i revoliutsionnoe dvizhenie v Persii v 1919-1920 gg. (vospominaniia Ekhsan-ully-khana)", Novy Vostok, part 29, 1930: 103-104. İddialarına rağmen İhsan o dönem Gilan'daki durumdan bihaberdi. 1917 sonu veya 1918 başına dek Cengeli hareketine katılmadı, 1919'a dek hareket içinde öne çıkmadı.

[29] Rasht Kargozar, 11 Mart, 1918, FO 248X1202.

[30] Jangal, 17, 24 Kasım 1917 (8 Safar 1335): 7.

[31] Toplantıyla ilgili değerlendirme ve anlaşmanın metni için bkz.: Jangal, 23, 23 Ocak 1918 (10 Rebiülahir 1336): s. 1-5. Ayrıca bkz.: Report No. 6, 14 Şubat 1918, FO 248X1203.

[32] L.C. Dunsterville, a.g.e., s. 29.

[33] A.g.e., s. 27.

[34] Reports No. 48 ve 52, 17 ve 18 Şubat 1918, TO 248X1203. Ayrıca bkz.: Rasht Kargozar (İran Dışişleri Bakanlığı’nın temsilcisi), 19 Şubat 1918, FO 248X1202. İngiliz misyonu hakkında yanıltıcı bir anlatım için bkz. L.C. Dunsterville, a.g.e. Bu konuyla ilgili çok değerli bir yorum ise A.M. Arslanyan’ın “Dunsterville’s Adventure: A Reappraisal” [“Dunsterville’in Macerası: Yeni Değerlendirme”] başlıklı makalesidir; International Journal of Middle Eastern Studies, 12 (1980): s. 199-216. Cengeliler, Dunsterforce Gilan’a ulaşmadan önce Ruslarla ilk kez bir araya geldi. Toplantıda bir Cengeli, İngilizlerin İran’ın güneyinde olduğu gibi Gilan’ı da ele geçirme niyetinde olduklarını ve onlarla savaşacaklarını söyledi. Ardından, Rusların tutumunu sordu. Ruslar, üst makamlara danışmak için zaman istedi. Cengeli’nin ikinci sorusuna cevap olarak, Cengelilere saldıracaklarını söylediler ve üçüncü seferde on beş günlük bir süre istediler. Cengeliler de kaçınılmaz olarak bunu kabul ettiler. Ardından Cengeliler, Kargüzar’a İngiliz başkonsolos yardımcısı Maclaren’a “İngiliz subaylarının geçişi için 15 günlük bir süre tanındığını resmi olarak bildirmesi” talimatını verdiler. Dunsterville durumdan bu şekilde haberdar olmuş olmalı.

[35] Report No. 67, 27 Şubat 1918, FO 248X1203.

[36] Report No. 62, 25 Şubat 1918. FO 248X1212.

[37] Ronald Grigor Suny, The Baku Commune, 1917-1918: class and nationality in the Russian Revolution (Princeton. 1972): s. 214-222.

[38] B. Nikilin, a.g.e., s. 306.

[39] Etter’in mektubu: No. 25.

[40] B. Nikitin, a.g.e., s. 306.

[41] A.M. Arslanian, a.g.e., s. 207.

[42] В. Nikitin, a.g.e., s. 306.

[43] Dunsterforce Intelligence Diary, özet No. 21, 26 Temmuz 1918.

[44] A.g.e. Bu mektup, başka şeylerin yanında, Tahran’daki Bolşeviklerin yazdığı açık mektubu da getiren Avusturyalı askeri casus Edmund Von Tisholdz’un (Tischoldz?) eşyaları arasında bulundu. Dediğine göre casus, özel bir görevle, Mazenderan ve Türkistan üzerinden Moskova’ya gitmektedir. Tischoldz, Tüm Bolşevik komitelerinden yardım talebinde bulunur.

[45] Madaren, 4 Mart 1918, FO 248M212.

[46] Örneğin bkz.: Maclaren to Goodwin. 7 Nisan 1918, FO 248M212.

[47] Kargüzar’ın ele geçirilen mektubu, 31 Mayıs 1918, FO 24841202.

[48] Eğikyan, Cengeli heyetine tercüman olarak eşlik ederek Bakû’ye gitti. O, Shaumian ile müzakere ederken Chcliabin’in aniden odaya girdiğini belirtir. Rusya’nın artık Almanya, Avusturya ve Türkiye ile savaş halinde olmamasına rağmen Osmanlıların saldırganlıklarından vazgeçmediklerini ve şu anda Bakü’nün Musavatçılar ile Osmanlı güçleri tarafından kuşatma altında olduğunu savunur. “Küçük Han da onlarla bağlantılıdır, çünkü Avusturyalı ve Osmanlı subaylar ormanda onunla işbirliği yaparken, aynı zamanda Bolşevik hükümetine karşı savaşıyorlar.” (G. Eghikian, a.g.e.: 415-420). İngiliz bakana yazdığı mektupta ise farklı bir hikaye anlatıyordu:

“[...] Cengelilerle ve Bolşeviklerle dostluk kurdum. Büyük bir çaba ve emekle her ikisinin de güvenini kazanmayı başardım. Cengeliler, beni Bolşeviklerin huzurunda davalarını savunmam için Bakû’ye göndermiş olsalar da, Bolşevikler ile Cengeliler arasında bizim askerlere (İngiliz askerlerine) karşı kurulması muhtemel işbirliğini bozmayı başardım. Cengeliler, beni silah istemek üzere kendilerine göndermiş olsalar da, Bolşeviklerin liderini, Cengelilerin talep ettikleri silahları vermeyi reddetmeye ikna etmeyi başardım.” (Eğikyan’ın 14 Ekim 1918 tarihli mektubu, FO 248M212). Cengeli heyetinin Şaumyan ile görüştüğü sırada Bakû’de bulunan ve Eğikyan’ın mektubunu yazdığı sırada Enzeli’de bulunan Binbaşı MacDonel, İngiliz Büyükelçisi Percy Cox’a bir mektup göndererek şunları söyledi: “Eğikyan’ın mektubunda Bakû’deki görevden bahsettiği kısmın tamamen doğru olduğunu teyit edebilirim. Bakû’deyken bana büyük yardımı oldu, onun İngiliz hükümetine hizmet etmek için elinden geleni yaptığından eminim.” (MacDonel to Cox, 2 Kasım 1918, FO 248X1212).

[49] Noel’in faaliyetleriyle ilgili değerlendirmesine bakınız: 29 Eylül 1918, FO 2484203.

[50] Ranald MacDonel, “[...] And nothing long” (Londra, 1938): s. 205. MacDonel, Bakû Komünü bakanlarından Civanşir’le bir araya geldi. Noel’in Kafkasya’da faaliyet yürüttüğünü ortaya koyan belgeleri takdim etti. Diğer faaliyetleri yanında Noel ve MacDonel, karşı-devrimci general Polovtsov’u gizlice Rusya’dan çıkarttı. Civanşir, ayrıca MacDonel’dan belirli belgeleri Tahran’da bulunan İngiliz bakanına götürmesini istedi ve kendisine Cengeli topraklarından güvenle geçeceğine dair güvence verdi (a.g.e., s. 206).

[51] Şahrud’da bulunan Saffaryan’dan gelen mektubun çevirisi: 27 Mayıs 1918, FO 24841202.

[52] Bkz.: Muhammed Ali’nin İttihad-ı İslam Komitesi’ne yazdığı mektup ayrıca Hüseyin’in Küçük Han’a gönderdiği mektup. FO 24841202.

[53] Bravin’in 28 Mart 1918 tarihli telgrafının metni için bkz.: Sommer’in 7 Haziran 1918 tarihli raporu, A24145(AA).

[54] M. Sepehr, a.g.e., s. 495.

[55] Bravin’s letter to Chicherin, 19 Haziran 1918, FO. 2484213. Bu mektup ve diğer mektuplar Aşkabad telgrafhanesinde bulundu. Türkistan’daki Bolşevik karşıtı güçlerce İngiliz ordusuna teslim edilmişler.

[56] Dunsterforce Intelligence Diary, 1-31 Ağustos 1918.

[57] LC. Dunsterville, a.g.e., s. 209-210.

[58] Trudy Instituta istorii partii pri Tsk KP Azerbaidzhana (Bakû, 1967): s. 56; Stephen Blank, “Soviet politics and the Iranian revolution of 1919-1921”, CMRS, XXI, 2 (1980): s. 175. Türkçesi: İştiraki. Ayrıca bkz.: Solmaz Rostamova-Towhidi, Malbu at-e Kommonisti-ye Iran dar Mohajerat (1917-1932), (n.p., 1985): s. 14.

[59] Dunsterforce Intelligence Diary, No. 25 ve 26.

[60] Ja'far Pishevari, Tarikhcheye Hezbe Edalat (Tahran, 1980-1981): s. 44. 1926’da İrandust (Vladimir Osetrov) yazdığı makalede, 1918’de Adalet partisinin esasında Gilan’da kurulduğunu, Cengelilerin partiyi kendi iktidarlarına yönelik bir tehdit olarak değerlendirdiklerini söylüyor. Devamında İrandust, Gaffarzade’yi Cengelilerin öldürdüğü imasında bulunuyor. (Irandust, “Klassy i partii sovremennoi Persii”, Mirovoe khoziaistvo i mirovaia politika, 2 (1926): s. 84-85). İrandust bu açıklamaları, Sovyetler Birliği ile 1921’de darbe yapan Savaş Bakanı Rıza Şah’ın kurduğu yeni İran hükümeti arasındaki dostane ilişkilerin kurulması arifesinde yapıyor. Sonrasında Rıza Şah, Gilan Sovyet Cumhuriyeti’ni eziyor. Birkaç ay sonra, Rıza Han’ın ülkede yeni bir Pehlevi hanedanlığı kurup taç giymesi ardından İrandust kendisine desteklerini sunuyor (Pravda, 15 Aralık 1925). Ertesi gün Sovyetler’in yaklaşımı daha da netleşiyor. Izvestiia, Komintern ve İranlı komünistlerin düştüğü şerhlere rağmen, Rıza Şah’ı İran’daki ulusal kurtuluş hareketinin lideri olarak kabul ediyor ve İngiltere’nin bu durumdan avantaj sağlamaya çalışacağını ama bir sonuç alamayacağını söylüyor. Gazeteye göre İran, “Sovyetler Birliği’yle kurduğu işbirliğine geçici süre ara verecek olsa da Pehlevi monarşisi ulusal kurtuluş hareketi bağlamında Kaçar monarşisine kıyasla büyük bir ilerlemeyi ifade ediyor” (Izvestiia, 16 Aralık 1925).

[61] Eldeki kanıtlar, Zamolenko’nun Bolşevik olduğunu ortaya koyuyor. Biçerahov, esas olarak Bolşeviklerin bertaraf edilmesi”yle ilgileniyor. Norperforce Intelligence Diary, No. 34, 25 Ekim 1918 ve No. 35, 1 Kasım 1918.

[62] Decypher to Percy Cox in Tehran, 30 Nisan 1919, FO 248X1243.

[63] “Statement and examination of prisoners of war, Arestu Ismailovich Gajiev and Fcodor Sreda”, 25 Nisan 1919, FO 24841244. Bir Cengeli hareketi üyesi, Gajiyev’in Kafkaslı Arastu Han olduğunu, kendisinin Cengeli topçu bölüğüne komuta ettiğini söylüyor. M. H. Saburi-Dailami, Negahi az Darun be Enqelabe Mosallahane-ye Jangal (Tahran, 1979-1980): s. 55. Saburi Daylemi’nin hatıratına göre Gajiyev solcu Cengelilerin üyesiydi. Mümkün olduğunca teslim olma fikrine karşı çıktı.

[64] Decypher No. P.R. 1 16, 22 Mayıs 1919, FO 248X1244.

[65] Örneğin bkz.: “Resht situation report”, No. 20, 30 Eylül 1919 ve “Enzeli situation report”, No. 4, 20 Ekim 1919, FO 248/1260.

66. Mektup Rusça yazılmış. Farsçası için bkz.: Esmail Jangali, Qiam-e Jangal (Tahran, 1980): s. 128-132.

67. Ebrahim Fakhraii, Sardar-e Jangal (10. Baskı, Tahran, 1983): s. 227-230 ve E. Jangali, a.g.e., s. 133.

68. St. Blank, a.g.e., s. 175-176. Ayrıca bkz.: C. Chaqueri, L’Union Soviétique et les tentatives de soviets en Iran (Paris, 1983): s. 20-25.

69. Bu belgelerin İngilizce çevirisi için bkz.: FO 248X1244. Astara şehrinden, İranlı Ahundzade, Adalet partisine 1918’de katıldı. Partinin başkanı değildi. Sadece Astara şubesine başkanlık etti. Bkz.: S. B. Akhundzade, “Khalcrat-e rafiq Sirouss-Bahram (Mirza Mohammad Akhundzade)”, Donya, IV, 1 (1973): s. 73.

[70] Mektubun devamı şu şekilde:

“Eğer ona şu soruları sorarsak, şüphesiz kendini ele verecektir. Geçen Ağustos ayında Enzeli’den Bakû’ye neden gitti, orada neden iki hafta kaldı, işçi komitesinin toplantı yaptığı kulübe neden sürekli gitti, neden geceleri farklı teknelerde saklandı? Komiteden ne kadar ve ne tür bir para alıyor ve neden? Herhangi birine Küçük Han’ın hizmetine girmesini söyledi mi? Herhangi birini Bolşevik ajanı olmaya çağırdı mı, para göstererek hizmete girmek için büyük nakit ödüller vaat etti mi? Eylül ayında neden Enzeli’den Bakû’ye gitti, neden Samuel adıyla Tiflis’e seyahat izni aldı, 20 gün içinde neden geri döndü? İzin, 5 Eylül tarihliydi. Azerbaycan’ın siyasi departmanında çok sayıda Bolşevik2in çalıştığından haberdar değil miydi? Eylül ayında neden farklı teknelerde saklandı? İşlerinde son derece dikkatli ve zekidir, gerçek işini yaparken onu yakalamak zor olacaktır. Bu işte karısı Belagaya ona yardım ediyor. Kadın, Bakû’deyken kocasından aldığı haberleri birkaç İranlıya iletiyordu. Bana göre dükkânda çalışan Varanoff da suç ortağı.”

Bu, 8 Kasım 1919 tarihli orijinal Rusça belgenin kaba bir İngilizce çevirisidir. Bkz.: FO248U 244.

[71] “Political Resht”, 27-28 Haziran 1919, FO 24841260.

[72] Cox to Foreign Office, 19 Ağustos 1919, FO 248X1261.

[73] Bu belgenin İngilizce çevirisi FO 248X1236’da bulunabilir. 1919’da, bir dizi ideolojik değişimden sonra, Küçük Han’ın nihayet kendisini tam anlamıyla bir demokrat olarak ilan etmesi ilginçtir. Aynı zamanda İran Demokrat Partisi’nin en radikal kesimi olan İran Azerbaycanı Demokratlarıyla da temas halindeydi. Küçük Han, “demokratların da kendisiyle aynı özlemlere sahip olduğuna ikna olduğunu” söylüyor. Bkz.: "Resht Situation Report", No. 4, 27 Şubat 1919, FO 248X1260.

[74] Ali Shamida, “Haidar Amu-oghly, Qahraman-e Azadi”, Donya, IV, 1 (1973): s. 115 ve Rahim Re’issnia, Haidar Amu-oghli dar Gozar az Toufanha (Tahran, 1981 ): s. 225.

[75] Eldrid, Priority decypher No. 21, 17 Şubat 1919, FO 24841243. Ayrıca bkz.: “Resht Situation Report”, No. 2, Şubat 1919, FO 24841260.

[76] “Resht Situation Report”, No. 4, 27 Şubat 1919, FO 24841260. Şubat 1919’da hareketin sağ kanadının halen daha kopuş sürecinde olduğunu belirtmek gerek. Küçük Han, zihniyetini değiştirmek için çok uğraştı.

[77] Cengelilerin programı konusunda bkz.: E. Fakhraii, a.g.e., s. 56-58.

[78] “Resht Situation Report”, No. 22, 2 Ekim 1919, FO 248M260.

[79] “Resht Situation Report”, No. 29, 8 Kasım 1919 ve No. 30, 17 Kasım 1919, FO 24841260.

[80] Report No. PR 520, 6 Aralık 1919. FO 248X1260.

[81] A. Sultanzade, “Soziale Revolution Persiens (1920)”, Politische Schriften içinde (Floransa, 1975): s. 39.

[82] Bkz.: “Le premier Congrès des communistes persans”, L’Internationale communiste, 14 (Kasım 1920): s. 2876-2877.

[83] Assistant Political Officer, Reşt, 21 Şubat 1920, FO 24841309.

[84] R. Abikh, a.g.e., s. 100.

[85] G. Eghikian, a.g.e., s. 25.

[86] Decypher No. B.87, 18 Şubat 1920, FO 24841310. Burada ayrıca İngilizlerin o dönemde Bolşevik karşıtı tutumu benimsediğinden emin olduklarını değinmek gerek. İngiliz kaynakları, Mirzoyan ile Vezirov’un Gilan’dan kovulduklarını iddia ediyor.

[87] Yahya Dowlatabadi, Hayat-e Yahya (2. Baskı, Tahran, 1982): IV: s. 138.

[88] A.g.e., s. 141.

[89] E. Jangali, a.g.e., s. 138.

[90] M.H. Saburi-Dailami, a.g.e., s. 151. Saburi Daylemi, Küçük Han’ın şu sözünü aktarıyor: “Ben vatanın işlerini yabancılarla birlikte görmeyi hiçbir zaman istemedim. Bolşevikler İran topraklarına İngilizlerle savaşmak için ayak bastılar. Onların İran’a girmelerine mani olacak güce sahip olmadığımızdan onlarla dostane ilişkiler kurduk. Belki de onların dostluğu sayesinde isteklerimizi yerine getirebileceğiz.” (a.g.e., s. 153-154). Bu söz doğru mu bilmiyoruz. Olaylar yaşandıktan yıllar sonra aktarılmış. Birbiriyle çelişecek yorumlara kapı aralayan bir söz bu. Birkaç ay sonra, 1920 yılının sonlarına doğru Küçük Han Bolşevikleri Gilan’a davet etmediğini söylüyor. İhsanullah Han’a ve hareketin Kürt lideri Halo Kurban’a yazdığı mektupta Petrovski’den aldığı mektuba değiniyor ama “Bolşevikler, Enzeli’ye mektupa cevap vermeden evvel girdiler” diyor. (E. Fakhraii, a.g.e., s. 320).

[91] Bkz.: S.L. Agaev, V.N. Plastun, “Iz istorii razrabotki programmy i taktiki iranskoi kommunisticheskoi partii v 1920-1921 gg.”, Národy Azii i Afriki, 3 (1976): s. 32. Küçük Han, gene de İKP’nin maksimum programının gelecekte değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

[92] Cengeliler, Bolşevik güçlerinden bir miktar nem kapıyorlar. Cengelilerle ilgili kitabının giriş bölümünde İsmail Rain, Küçük Han’ın adamlarını Bolşeviklerden uzak tuttuğunu, onlardan ayırdığını, bu konuda dikkatli bir tutum içerisinde olduğunu ortaya koyan belgelere yer veriyor (s. 36-45). Cumhuriyetin ilanıyla ilgili özgün belge için bkz.: A. Mahrad, a.g.e., s. 129-130; ayrıca bkz.: E. Jangali, a.g.e., s.141-147 ve E. Fakhraii, a.g.e., s. 246-250. Özgün nüshalar, İngiliz ve Alman arşivlerinde mevcut.