Birinci
Doğu Halkları Kurultayı, 1-8 Eylül 1920 tarihleri arasında Bakû’de düzenlendi.
Bu kurultay, türünün tek örneğiydi; zira kurultayı düzenleme kararı veren
Komünist Enternasyonal, o günden bu yana Ortadoğu delegelerine ve eski Rus
İmparatorluğu’nun milliyetlerinin o kurultayda aynı coşkuyla bir araya gelmiş
olan temsilcilerine– bir daha hiç hitap etmedi. Bu kurultay, esas olarak Rusya,
Orta Asya ve Kafkasya’daki Müslüman bölgeleri, Ermenistan, Gürcistan ve Ortadoğu’ya
komşu ülkeleri kapsıyordu (Arap, Hint, Çin ve Kore heyetleri de kurultaya
katıldı, ancak bu insanlar Bakû’deki tartışmalarla pek ilgili değillerdi).
Komünist
Enternasyonal, ulus ve sömürge meselelerini daha önce ikinci kongresinde
(Temmuz-Ağustos 1920) tartışmış, daha sonra Moskova ve Petrograd’da düzenlenen
Uzak Doğu İşçileri Kongresi (1922), Brüksel’de gerçekleştirilen Emperyalizm ve
Sömürgeci Baskıya Karşı Kongre (1927) gibi Doğu meseleleriyle alakalı kimi
toplantılar düzenlemişti.
Bununla
birlikte, Birinci Doğu Halkları Kurultayı’nın gerçekleştiği tarihsel bağlam,
ona tamamen kendine has bir nitelik kazandırdı: Kurultay, Doğu’daki
milliyetçiler ile devrimcilerin, Kafkasya, İran ve Anadolu halklarının, Birinci
Dünya Savaşı’ndan galip çıkan Müttefikler ile Sovyet iktidarının çıkarlarının
çatıştığı bir dönem ve bir coğrafyada düzenlendi. Bakû, Doğu’nun politik açıdan
belirli bir öneme sahip tek şehriydi.
Doğu’da
belirli bir proleter ve devrimci deneyime sahip tek şehir olan ve petrol
kuyuları Sovyet Rusya’nın ekonomik yeniden inşası için vazgeçilmez olan Bakû, birkaç
aydır Azerbaycan Bolşevik hükümetinin merkeziydi. Ayrıca Haziran 1920’nin
başında Reşt’te İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilan edilmişti. Bununla
birlikte, Batılı güçler tarafından desteklenen beyaz karşı-devrimi yenilgiye
uğratan Rus Sovyet iktidarı, Wrangel’in kuvvetlerinin direniş gösterdiği Bakû,
Kuzey Kafkasya ve Kırım’da, ayrıca Basmacı isyanının hüküm sürdüğü Türkistan’da
hâlâ tehdit altındaydı. Kurultay, bu bölgede ortaya çıkan sorunlara devrimci
bir çözüm sunmayı, bir doğu devrimi projesi önermeyi amaçlıyordu.
Komünist
Enternasyonal Yürütme Komitesi, Haziran 1920’de bir Doğu Halkları Kurultayı
düzenleme kararı aldı.[1] Kararı faaliyet raporunu okurken[2] ikinci kongre
delegelerine bildiren komite, ardından “İran, Ermenistan ve Türkiye’deki ezilen
halk kitlelerine” yönelik bir çağrı yayınlayarak, onları “İran, Ermenistan ve
Türkiye İşçi ve Köylü Kongresi”ne temsilciler göndermeye davet etti.[3] Bu
çağrı, aynı zamanda Mezopotamya, Suriye ve Arabistan’daki köylüleri de hedef
alıyordu ve şu şekilde devam ediyordu:
“Öncelikli olarak Yakın
Doğu’nun işçi ve köylülerini çağırıyoruz ancak Sovyet Rusya ile hür ilişkiler
geliştiren Müslüman halkın temsilcileri kadar daha uzaklarda yaşayan Hindistan
gibi diğer halk kitlelerinin temsilcilerini de aramızda görmek istiyoruz.”[4]
Bu
çağrının başlığı, Transkafkasya’daki Sovyet iktidarının ilk kalesi olan
Azerbaycan’ın komşuları olan İran, Ermenistan ve Türkiye’ye özel bir yer
ayırıyordu; ayrıca, bu ülkelerde ulusal ve toplumsal devrimlerin gerçekleşmesi,
uzak Arap veya Hint ülkelerine kıyasla daha muhtemel görünüyordu.
Bu
kurultayın hazırlık çalışmalarının yürütülmesi yürütme komitesi, G. K. Orjonikidze[5],
E. D. Stasova[6], A. P. Mikoyan[7], Neriman Nerimanov[8] ve Said Gabiyev’in yer
aldığı Birinci Doğu Halkları Kurultayı Örgütlenme Bürosu’nu kurdu.[9] Bu komite,
Temmuz ayı başında toplanarak, İran, Türkiye, Ermenistan, Gürcistan,
Azerbaycan, Sovyet Türkistanı, Hive, Buhara, Afganistan ve diğer ülke veya
halkları heyet göndermeleri için davet etti. Komite, Bakû’ye 3.280 delegenin
gelmesini öngörüyordu.[10]
Bakû’de
ülkelerini veya bölgelerini temsil etmek üzere gelen delegeler nasıl seçildiler?
Bunu kesin olarak bilmek imkânsız. Mikoyan, Mustafa Suphi[11] ile Süleyman Nuri’nin[12]
yönettiği, Bakü’deki Türk komünistlerinin bürosunun ve aynı şehirdeki İranlı
komünistlerin bürosunun, kendi ülkelerinin temsilcilerini getirme görevini
üstlendiğini söylüyor.[13] Azerbaycan’da ise ilçe komiteleri, Azerbaycan
Komünist Partisi’nin 27 Temmuz tarihli talimatlarına uygun olarak[14], tüm
emekçi halkın davet edildiği delege seçimlerini düzenleyecekti. Son olarak,
Bolşeviklerin kontrolündeki doğu bölgelerinde geniş çaplı bir propaganda
kampanyasının başlatıldığına da değiniliyor. Siyasi propaganda amacıyla
görevlendirilmiş, “Ekim Devrimi”, “Kızıl Doğu” ve “Sovyet Kafkasyası” gibi
isimler verilmiş olan tren ve gemiler bu kampanyaya dâhil edildi.[15] Çeşitli
şehirlerde halk mitingleri düzenlendi. Bu mitinglerde Bolşevik yetkililer, Bakû
Kurultayı’nın önemini ve buraya delege gönderilmesinin gerekliliğini kendilerince
izah ettiler.[16] Bu geniş çaplı tanıtım, “komünist cumartesi” etkinlikleri[17]
ve kurultay onuruna kurban edilen sığırların Bakû’ye gönderilmesi[18] gibi
coşkulu dayanışma gösterilerine yol açtı.
Türk
ve İran heyetleri, pek çok zorluğu aşıp maceralar yaşadıktan sonra Bakû’ye
ulaşabildiler. Görünüşe göre İran heyetinin bazı üyeleri, İran Komünist Partisi
ve Kızıl Ordu’nun Bakû’ye gidilmesi için zorladığı, bilhassa kuzeyden gelen
aydınlardan oluşuyordu.[19] Türk delegeler ise, Karadeniz’de devriye gezen
İngiliz gemilerinin İstanbul’a dönmek zorunda bırakan şiddetli fırtına
sayesinde Tuapse’ye ulaşabildiler.[20] İngiliz hava kuvvetlerinin Enzeli’ye
düzenlediği bir hava saldırısı sırasında, İran heyetini taşıyan Kursk gemisi
bombalara hedef oldu. Bu saldırı sonucunda heyetten iki kişi hayatını kaybetti,
birçoğu da yaralandı.[21]
Birinci
Doğu Halkları Kurultayı’nın hazırlıkları, Kızıl Ordu’nun Varşova’ya doğru
ilerlemesinin yarattığı siyasi kargaşa ve coşku ortamında yürütüldü. Bu coşku
ortamına, Polonya’nın karşı saldırısı nedeniyle yaşanan hayal kırıklığı,
Wrangel’in operasyonlarının yarattığı endişe ve Bakû’deki toplantıya karşı
çıkan İngilizlerin neden olduğu olaylar eşlik etti. Bu koşullarda, önceden
belirlenmiş kurallara göre temsili heyetlerin seçimini yapmak oldukça zor bir
işti. Bu konuda elde ettiğimiz ayrıntıların bizi yanıltmasına izin vermemek
gerek.
Heyetlerin
oluşturulmasına ve Bakû’ye yolculuklarına mani olan tüm engellere rağmen, kurultaya
2.000’den fazla delege katıldı.[22] Kimlerdi bunlar? Bölgeleri veya halkları
temsil eden siyasi liderler mi? Kendi içinden çıktıkları emekçi kitlelerce
görevlendirilmiş köylüler veya işçiler mi? Stenografi tutanağında, öncelikle heyetler
milliyetlerine göre tasnif ediliyor, ardından delegeler, komünist ve partisiz
olarak ayrıştırılıyor. Dolayısıyla önce etnik kökenlerini, ardından siyasi
aidiyetlerini inceleyeceğiz. Daha sonra delegeleri belirli bir homojenliğe
sahip gruplar halinde sunmaya çalışacağız.
A.
Delegelerin Etnik Kökenleri
Burada,
oturum tutanaklarının öncesinde yer alan stenogramdaki tabloyu aktarıyoruz. Bu
tablo, delegelerin kendileri tarafından doldurulan anketlere dayanılarak
hazırlanmış olması nedeniyle ilgi çekicidir.
Bu
tablo, Bakû Kurultayı’nın kapsadığı bölgelerin etnik açıdan karmaşık yapısını
ortaya koymaktadır. Türkler, “Persler ve Farslar”[23], Ermeniler ve Gürcülerden
oluşan büyük gruplara ait olmayan delegeler, çok sayıda heterojen etnik gruba
mensup olduklarını belirtmektedirler.
Kafkasya,
Ermeni ve Gürcü gruplarının yanı sıra Çeçenler (82 delege), Kumuklar (33),
Lezgiler (25), Osetler (17), İnguşlar (13), Adjarlar (10), Kabartaylar (9),
Kürtler (8), Avarlar (7) ve Abhazlar (2) tarafından temsil edilmektedir. Azeri
grubu ayrı olarak sayılmamıştır. Azerbaycanlılar, kendilerini Türk olarak
tanımlıyorlar mı? Milliyetlerini belirtmeyenler arasında mı yer alıyorlar?
Tatarlar da bu listede yer almıyor. Oysa Sovyet arşivlerine göre 336
Azerbaycanlı delege (Azeri Türkler, Ermeniler, Ruslar...) ve 70 Tatar[24]
vardı. Dolayısıyla, bir kısmı Azeriler, Tatarlar ve Rusya’daki diğer
Müslümanların kendilerini “Türk” olarak beyan ettiklerini düşünmek için
nedenlerimiz var. Bu tutum, Bolşeviklere katılan Rus Müslüman milliyetçileri
arasında çok sayıda taraftarı olan Türkçülük akımına sadık olduklarının delili.
İkinci
bölge, gene o büyük etnisite çeşitliliğiyle öne çıkan Orta Asya’dır: Sovyet
Türkistanı, Buhara, Hive, Afganistan. Bu bölgeye 61 Tacik, 17 Kırgız, 35
Türkmen, 15 Özbek, 12 Cemşidi[25], 11 Hazar[26], 10 Sart[27], 2 Tekke[28] ve
şüphesiz birtakım Türk, Rus ve milliyetlerini belirtmemiş delegeler de bu gruba
dâhil edilebilir.
Son
olarak, Hint, Çin, Kore ve Arap heyetlerinin son derece küçük olduğunu
belirtmek gerekmektedir. Bu delegeler, tartışma tutanaklarında neredeyse hiç anılmamaktadırlar.
Bakû
Kurultayı katılımcılarının etnik çeşitliliği ve karmaşıklığı, bu büyük
heterojenliğin yol açtığı dil sorunları dışında, oturum tutanaklarının
incelenmesiyle ortaya çıkmamaktadır. Bildirilerini bildiğimiz delegeler, etnik
aidiyetin dar çerçevesini büyük ölçüde aşan ulusal, siyasi veya toplumsal
oluşumları temsil etmektedir. Narbutabekov[29] ve Riskulov[30] Propaganda ve
Eylem Konseyi’ne Türkistan ve Seyhun ile Semireçye bölgelerindeki Kırgızların
temsilcileri olarak seçilmiş olsalar da[31] kurultayda Rusya’daki Türkler ve
Müslümanlar sıfatıyla söz alırlar. Tüm İslam topluluğuna ve ezilen Doğu’ya ait
olduklarının bilincindedirler. Dağıstanlı komünist Korkmazov[32], çeşitli
milliyetleri kapsayan bir Kafkas grubu olan “Dağlı yoksullar” adına konuşuyor.
Dolayısıyla, heyetler, sayıları, etnik bileşimleri ile kurultay sırasında
yapılan tartışmaların içeriği arasında doğrudan ve kesin bir ilişki yoktur. Peki
bu koşullarda, delegelerin siyasi aidiyetleri, heyetleri tanımlamak için daha
uygun bir kriter olabilir mi?
B.
Delegelerin Siyasi Aidiyetleri
Stenografi
tutanağı, delegeler arasında bazen ayrı oturumlarda yer alan komünistleri
(1.273) ve partisizler arasında ayrım yapmaktadır etmektedir. Parti arşivleri,
Bakû’de temsil edilen siyasi akımlara dair daha net bir tablo sunmakta, 1.926
delegenin dağılımını şu şekilde vermektedir: 1.071 komünist, ЗЗ4 sempatizanı,
31 komsomol üyesi, 467 partisiz, 1 sosyalist-devrimci (SR), 1 sol
sosyalist-devrimci, 1 anarşist, 11 Komünist Bund üyesi ve 9 İranlı devrimci[33].
Çoğunluğu
Doğulu olan bu bin komünist, hangi partilere mensuptur? Bunlar, RKP(b)’nin
çeşitli örgütlerine, Kafkas, Hive veya Buhara partilerine ya da Türkiye ve
İran’da yakın zamanda kurulan komünist örgütlere bağlıdır. Bu partiler veya
örgütler hakkında birkaç ayrıntıya değinelim.
Türkistan’da,
başlangıçta yalnızca Ruslardan oluşan Taşkent Sovyeti ve RKP(b)’nin yerel
organları, Moskova’nın belirlediği politikaya uymak ve saflarına yerli
Müslümanları kabul etmek zorunda kaldılar. Eski Cedidi[34] olan bu Müslüman
komünistler, uygun Sovyet kurumları kurarak milliyetçi ve pan-Türkist
hedeflerini gerçekleştirmeye çalıştılar. Bölgesel Müslüman Bürosu (Kracmusburo)[35],
devrim koşulları elverdiğinde[36], Rusya Sovyet Federatif Sovyet Cumhuriyeti’ndeki
(RSFSC) ve komşu ülkelerdeki tüm Türkleri bir araya getirecek bir Türk Sovyet
Cumhuriyeti kurmaya çalıştı.
Moskova,
Taşkent’e Türkistan işleriyle görevli bir Komisyon (Turk-komisiya)
gönderdi; bu komisyon, Ekim 1919’dan itibaren parti içindeki Türk örgütlerinin
özerklik taleplerine karşı çıktı. Riskulov’un önderliğindeki Türkistanlı
komünistler, Mayıs 1920’de merkezi yetkililere başvurdu, ancak yetkililer, bu
planları kategorik olarak reddettiler.[37]. Ayrıca, çok sayıda “Genç Buharalı”
ve “Genç Hiveli”nın sığındığı Taşkent’te, Buhara ve Hive komünist partileri
kuruldu. Genç Buharalılar, Eylül 1918’de kurulan Buhara Komünist Partisi’ne,
emirliğe Bolşevik güçlerinin saldırısı sırasında (Eylül 1920) katıldılar.[38].
Hive (veya Harezm) Komünist Partisi ise Temmuz 1920’de Taşkent Doğu
Uluslararası Propaganda Konseyi tarafından kuruldu.[39] Partiye katılan Hive
Gençleri, o dönemde parti merkez komitesinde çoğunluğu oluşturuyoralrdı.[40]
Transkafkasya’da,
1919 yılının sonunda RKP(b) Politbüro’nun aldığı bir karar uyarınca Azerbaycan,
Ermenistan ve Gürcistan Cumhuriyetleri’nde ulusal komünist partiler kuruldu.[41]
Böylece Azerbaycan Komünist Partisi, Şubat 1920’de kuruldu; Himmet (Rusça’da Gummet)
partisinin üyeleri bu partiye katıldılar ve kuruluş kongresinde çoğunluğu
oluşturdular.[42] Ertesi yaz, Ermenistan ve Gürcistan komünist partileri
kuruldu.
Bakû
Kurultayı’na katılan yabancı Doğu komünistleri ise Türk, İranlı, Hintli, Afgan
veya Çinli olabilir. Nitekim, ilk kongresi 10 Eylül 1920’de Bakû’de düzenlenen
Türkiye Komünist Partisi, 74 delegeyi bir araya getirdi. Bunların arasında,
Mustafa Suphi’nin Bakû’ye gelişinden (1920 Mayıs’ı sonu) itibaren yönettiği
Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi’ne bağlı çok sayıda eski savaş esiri
vardı. Türkiye’den gelen, İstanbul, Ankara, Eskişehir, Erzurum, Trabzon, Rize,
Zonguldak ve Ereğli’deki örgütleri temsil eden yaklaşık kırk militan da kongreye
katıldı.[43] Bu delegelerin bir kısmının Doğu Halkları Kurultayı’na katıldığına
hiç şüphe yok.
İran
Komünist Partisi ise ilk kongresini 1920 yılının Haziran ayı sonunda Enzeli’de
düzenledi. Bu kongreye, Türkistan, Dağıstan ve Rus Azerbaycan’ındaki Adalet
Partisi’ne[44] bağlı örgütlerin yanı sıra, Enzeli’ye yapılan Bolşevik çıkarma(18
Mayıs 1920) sayesinde İran topraklarında kurulmuş olan hücrelerin delegeleri de
katıldı. Kongre, Reşt’te İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin ilan edilmesi (4
Haziran 1920)[45] vesilesiyle İran topraklarında kurulan hücrelerden gelen
delegeleri bir araya getirdi.
Son
olarak, Bakû’de bulunan Hintli veya Çinli (Uygur) komünistlere değinelim. Bunlar
muhtemelen Orta Asya’da yaşayan ve 1918’den beri orada kurdukları örgütlere
bağlı göçmenlerdi.[46] Hintli komünistlerin birçoğu, Açarya (47) ve Mukirci
(48) gibi, yurtdışından gelmişti. Ancak Bakû Kurultayı’ndan sonra Taşkent’e
gittiler ve burada Roy[49] ile birlikte Hindistan Komünist Partisi’ni kurdular
(Ekim 1920)[50].
Öte
yandan, bu çeşitli komünist partilere üye olmak ne anlama geliyor? Enver
Paşa’nın “Türkler şöyle der: Bolşevik, İngiltere’ye düşman olan kişidir”[51]
şeklindeki ifadesi, Zinovyev’in önerdiği gibi ihtiyatla değerlendirilse de, gene
de gerçekliğin bir yönünü yansıtmaktadır. Nitekim, A. Bennigsen ve S. E.
Wimbush’un analizinden de anlaşıldığı üzere, Doğu’daki ulusal elitler, komünist
ideolojiden çok, Bolşeviklerin önerdiği eylem biçimlerinin örgütsel yapısı ve faaliyetlerinden
etkilenmişlerdi.[52] İranlı milletvekili Cevadzade, Komünist Enternasyonal’in üçüncü
kongresinde (Haziran-Temmuz 1921) Doğu’daki siyasi çalışma koşullarından şu
şekilde şikâyet ediyordu:
“Doğu'da, Türkiye'de ya da
İran'da, herhangi bir paşa, aklına gelirse, komünizmi kullanarak etkisini
artırmak amacıyla bir komünist parti kurabilir. Bu amaçla, kısa sürede parti
yürütme kurulunun başına geçer ve komünist parti kurulmuş olur.”[53]
Bu
nedenle, Bakû Kurultayı’ndaki kimi delegelerin siyasi eğitim düzeyinin düşük
olması ya da bazı açıklamaların dayandığı ideolojik çarpıtmalar hiç de
şaşırtıcı değildir. En azından tüm “komünist” delegeler, Bolşevik söylemlerine
aşina olmuştur ve bunları bir şekilde kullanmaktadırlar.
Son
olarak, partiye üye olmayanlar kimlerdir? Bakû’den döndükten sonra Zinovyev,
Komintern Yürütme Komitesi’ne şu raporu sundu:
“Bakû Kurultayı, bir
komünist fraksiyon ve çok daha kalabalık bir partiye üye olmayanlar
fraksiyonundan oluşuyordu. Bu son grup da iki gruba ayrılıyordu: biri gerçekten
partiye üye olmayanlardan oluşuyordu. Bu gruba köylülerin ve şehirlerdeki
yarı-proleter kesimin temsilcileri de dâhil edilmelidir. Diğeri ise kendilerini
partiye üye olmayanlar olarak tanımlayan, ancak aslında burjuva partilerine
mensup kişilerden oluşuyordu.”[54]
Bu
tanım, stenografi tutanaklarındaki veya parti arşivlerindeki sayısal
dağılımlardan şüphesiz gerçeğe daha uygun bir tablo sunuyor. Siyasi gruplara
göre yapılan bu türden tasnifler, delegeleri belirli bir tutarlılık sergileyen
gruplara ayırmaya imkân verecek güvenilir kriterlere dayanmıyorlar.
C.
Delege Grupları ve Rolleri
Stenografi
tutanaklarının, katılımcıların tanıklıklarının ve Bakû’de temsil edilen
bölgelere ilişkin çeşitli monografilerin incelenmesi, bizi beş delege grubu belirlemeye
yöneltiyor: “tüccarlar”; Rusya ve Orta Asya’dan gelen Müslümanlar;
Transkafkasya heyetleri; yabancı doğulu delegeler; Komintern ve batılı komünist
partilerin temsilcileri.
1.
“Tüccarlar”
“Delegeler
arasında, Bakû’ye gelmelerini çeşitli ticari işlemler yapmak için fırsat olarak
değerlendiren hanlar ve beyler de vardı: bunlar, halı ve deri eşya satmak gibi
işler için geldiler. E. D. Stasova, “Spekülasyon açıkça ortadaydı ve
katılımcılar arasında derhal dışlanması gereken kişiler de mevcuttu. Ancak kurultay
delegesi sıfatıyla geldikleri için böyle bir adım atmak, kurultayı küçük
düşürmüş olacaktı” diye aktarıyor.[55]
Bu
grubun önemini tam olarak değerlendiremiyoruz. Delegelerin, bir miktar merakla
Bakû’ye geldiklerini ve pazarlık yapmak üzere yanlarında bazı yöresel ürünler
getirdiklerini göz önünde bulundurmak gerekir.
Doğulular,
hac ziyaretleri veya her türlü seyahat sırasında bu tür ticarete girişme
geleneğine sahiptir. Dışişleri Bakanlığı’nın bir raporuna göre, Müslüman
delegelerin çoğu, canlı bir ticareti besleyen yerel ürünlerle gelmişti.[56]
Doğu geleneklerinden habersiz olan Batılı devrimcilerin bu tür uygulamalar
karşısında epey öfkelendiklerini tahmin etmek zor değil. Avrupalı komünistler
de delegelerin oturumlar sırasında namaz kılmalarını görünce şaşırmışlardı.[57]
Dolayısıyla, Doğu’ya has olan bu özellik, yalnızca Doğulu siyasi konuşmacılar
tarafından işlenen bir tema olmakla kalmadı, herkes tarafından yaşanmış bir
gerçeklikti.
2.
Rusya ve Orta Asya’daki Müslümanlar
Rusya’daki
Müslümanlar, katılımcıların etnik kökenlerine ilişkin tutanakta yer alan
bilgileri incelediğimizde de görüldüğü üzere, Bakû’ye çok sayıda heyet
göndermişlerdi. Bu delegelerin konuşmaları, temsil ettikleri bölgelerin ve
akımların çeşitliliğini yansıtmaktadır. Raporun önemli bir bölümünü oluşturan
bu konuşmalar, Komintern üyeleri ve Batılı heyetler tarafından daha teorik bir
dille ele alınan Doğu Devrimi’nin sorunlarına somut bir yaklaşım
sergilemeleriyle öne çıkmaktadır.
Sovyet
Rusya’daki Müslümanları, Çarlık İmparatorluğu’nun eski himayesi altında bulunan
“bağımsız” devletler olan Harezm ve Buhara’daki din kardeşlerinden ayırmak
yapay bir yaklaşım olurdu. Bakû Kurultayı’na katılan birçok Türkistanlı delege
ile Hive heyetinin başkanı Molla Bekcan Rahmanov[58] daha sonra Türkistan, Hive
ve Buhara’da ortaya çıkan anti-Bolşevik hareketlerin liderleri oldular. Bu
hareketlere katılacak iki örgütün kuruluşu, tam da Bakû Kurultayı’nın kıyısında
cereyan etti: “Müslüman Ulusal Birlikler” merkez komitesi ve Erk Partisi.
İlki,
Türkistanlı delege Münevverkari Abdürreşidhanoğlu kongre bürosu üyesi Törökul
Canuzakov, Kara-Kırgız (veya Kırgız) delegesi, Başkurt Togan Velidov[59] ve
Enver Paşa[60] tarafından kuruldu. Erk Partisi ise 1919’un sonlarından beri
zaten mevcuttu; ancak Togan Velidov ve Canuzakov’un da üyesi olduğu yönetim
kurulu, Bakû’de Doğu Halkları Kurultayı sırasında, örgütü Rus Komünist Partisi
(Bolşevikler) ve Komintern’den bağımsız bir partiye dönüştürmek amacıyla yeni
bir program hazırladı[61] Bu iki örgüt arasında nasıl bir ilişki olduğunu
bilmiyoruz, ancak her ikisini de 1921’de Bolşeviklerin karşı çıktığı
hareketlerde faaliyet yürüttüğünü görüyoruz.
Harezm
hükümetini ele geçirmiş olan Hive milliyetçileri, örneğin Molla Bekcan Rahmanov
gibi, “Müslüman ulusal birlikler”[62] ile işbirliği içinde çalışırken, Enver
Paşa ve Togan Velidov ise Basmacıların saflarına katıldılar.
1920
yılında Bakû’de bu liderler, Bolşeviklerle ilişkilerini henüz açıktan kesmemişlerdi.
Ancak şunu belirtmek gerekir ki, Orta Asya temsilcileri, orada en iyi
örgütlenmiş doğu grubunu oluşturuyorlardı ve Kongre oturumlarında ve gizli
olarak düzenledikleri toplantılarda Komintern yetkililerinin önerilerine
kararlılıkla karşı çıkan tek gruptu.
Tutanak,
Buharalı delegeler Recebov ve Cabbarzade’nin[63] yalnızca kısa konuşmalarını
aktarıyor olsa da, aynı zamanda partiye mensup olmayan Türkistanlı
Narbutabekov’un, Türkistanlı komünist Riskulov’un ve Almaatı (bugün Jambıl)
bölgesinden kadın delege Bibinur’un uzun ve ateşli konuşmalarını da aktarıyor.
Son olarak, Rusya’daki diğer Müslümanlar, kimliği ve etnik kökeni hakkında
kesin bir bilgiye sahip olmadığımız Mutusev[64] ile komünist Korkmaxov da
görüşlerini coşkuyla savundular.
3.
Transkafkasya Heyetleri
Daha
önce de belirttiğimiz gibi, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’dan, özellikle
de Sovyet iktidarının yerellikteki ulusal çatışmalardan yararlanarak yerleşmeyi
başardığı küçük bölgelerden çok sayıda delege geldi. Bu bölgeler, bazen azınlık
konumunda olan etnik gruplardan gelen çok sayıda heyet tarafından temsil
ediliyordu. Misal, Ermenistan Komünist Partisi kurultaya 25 delege gönderdi[65],
Lori Komünist Örgütü’nden ise 17 üye de kurultaya katıldı (66). Son olarak,
Diliçan bölgesinden gelen katılımcılar, Mayıs 1920 ayaklanmasından sonra
bölgelerinin durumuna ilişkin bir sunum yaptılar ve bölgelerini terk etmek
zorunda kalarak Azerbaycan’a sığınan 30.000 kişinin sorunlarına değindiler.[67]
Dolayısıyla,
Transkafkasya’daki Bolşevik varlığının dayanak noktalarını oluşturan Lon veya
Diliçan gibi stratejik öneme sahip bölgelere orantısız bir önem atfedildi. Aynı
şekilde, Güneybatı Kafkasya Cumhuriyeti’ni (Aralık 1918-Nisan 1920) kurmuş olan
Kars, Batum, Ahıska, Ahılkelek, Sumarlinsk ve Çarur bölgelerindeki Müslümanlar,
Bakû’ye 102 kişilik güçlü bir heyet gönderdiler.[68] Son olarak, Haziran
1920’de Sovyet iktidarının ilan edildiği ve nüfusunun bir kısmının Gürcülerin
baskısından kaçmak için Kabardiye’ye sığınmak zorunda kaldığı Güney Osetya, Bakû
Kurultayı’nda kendisine bahşedilen ayrıcalıklı statüden yararlandı. Bu bölgenin
delegeleri Bidzina Kociev ve Lado Gazzaev, kendilerini Gürcistan vatandaşı
olarak kaydeden yetki komisyonu başkanı, Gürcü komünist Lado Dumbadze’nin
“şovenist” tutumundan şikâyet ettiler.[69] Bu delegelerin açıklamaları
stenografi tutanaklarında yer almıyor. Diliçan delegelerinin, güneybatı
Kafkasya’daki Müslümanların ve Güney Osetya’nın delegelerinin açıklamalarını
inceledik; bu açıklamalar, etnik ve siyasi çatışmaların özellikle zorlu maddi
koşullar yarattığı bölgelerin yerel sorunlarını ortaya koyuyorlar.
Gürcistan
ve Ermenistan delegelerinin tutumuna ilişkin elimizde hiçbir bilgi
bulunmamaktadır. Tutanaklarda yer almayan Ermenistan heyetinin açıklaması, son
derece eski ve bilindik kalıplar üzerine kuruludur. Son olarak, Azerbaycanlı Neriman
Nerimanov ve Bünyatzade[70], stenogramda aktarıldığı üzere, oldukça kaçamak
açıklamalarda bulundular. Sonuç olarak, Transkafkasya delegeleri, Bakû’de
gündemdeki konular hakkında seslerini duyuramadılar. Yalnızca Bolşevikler
tarafından korunan ve kurultayda gereğinden fazla kişiyle temsil edilen küçük
etnik gruplar, kendi özel sorunlarını dile getirdiler.
4.
Yabancı Doğu Delegeleri
Tutanak,
doğu ülkelerinden gelen yabancı heyetlere son derece sınırlı bir yer
ayırmaktadır. Komünist Enternasyonal’in 2. Kongresi’nde tartışılan tezleri
desteklemiş olan Sultanzade[71], M. Roy veya Mustafa Suphi gibi önde gelen
isimler, Bakû’de seslerini duyuramadılar. Arap, Çinli veya Koreli delegelerin
hiçbir konuşmasından bahsedilmiyor ve İranlı komünist Haydar Han (Gaydarhanov)[72],
Hintli Abdülkadir[73] ya da Kızıl Ordu’ya bir telgraf gönderilmesini öneren
Afgan Kara Taciyev’in açıklamaları ise kısadır ve pek fazla somut bilgi
içermemektedir.
Türkler,
temsil ettikleri çeşitli siyasi grupların görüşlerini ortaya koyabilen tek
gruptu: tutanaklarda, İttihat ve Terakki Komitesi’nin eski genel sekreteri
Bahaeddin Şakir ile kadın delege Naciye Hanım’ın konuşmalarının yanı sıra,
Enver Paşa ve Ankara hükümetinin temsilcisi İbrahim Tali’nin açıklamaları da
yer almaktadır. Mustafa Kemal’in İbrahim Tali’ye verdiği görev talimatında,
onun Türkiye ile ilgili karar alma yetkisi olmadığı ve hükümetine bilgi vermek
üzere kurultaydaki tartışmaları takip etmesi gerektiği belirtilmişti.[74]
Enver
Paşa ise kurultaya delege olarak katılmadı, ancak oraya bir bildiri gönderdi. Bu
bildiri, dördüncü oturumda okundu. Bildiride, Fas, Cezayir, Tunus, Trablusgarp,
Mısır ve Hindistan’daki devrimci örgütlerin birliğinin temsilcisi olduğunu dile
getirdi.[75] Zinovyev, eski İttihatçı liderlere karşı sert bir önergenin kabul
edilmesini sağlamış olsa da, Osmanlı İmparatorluğu’nun eski Savaş Bakanı Enver
Paşa’nın kurultayda bulunması bazı Avrupalı sosyalistleri şoke etti. Aralık
1920’de Tours’da düzenlenen Fransız Sosyalist Partisi Kongresi’nde J. Longuet
şöyle diyordu:
“Rus yoldaşlarımızın,
İtilaf Devletleri’nin emperyalizmine karşı verdikleri çaresiz mücadelede, kimle
olursa olsun ittifak kurmaya ihtiyaç duyduklarını anlıyorum. Onları Enver Paşa
ile ittifak kurdukları için değil, orada oportünist bir tutum sergilerken başka
yerlerde eğilip bükülmez bir uzlaşmazlık politikası uyguladıkları için eleştiriyorum.”[76]
Raporun,
büyük olasılıkla Hintli ve Afgan delegeler tarafından ele alınması gereken,
Sovyetler’in Afganistan’a İngiltere’ye karşı mücadelesinde sunduğu destek, 1919
sonlarında Kabil’de kurulan Hint halkının geçici hükümeti, Kızıl Ordu’nun
Buhara’yı işgali ya da Osmanlı halifesini kurtarmak için Bolşeviklerden yardım
isteyen muhacir hareketi gibi sorunlara hiçbir atıfta bulunulmadığı dikkat
çekmektedir. Raporda yer alan tek şey, başkanı Abdürrab tarafından imzalanmış
olan Türkistan Hint Devrimci Örgütü’nün bildirisi.[77]
Son
olarak, İran delegelerinin Bakû’de İran’daki durumu tartıştıkları ve karşı
karşıya kaldıkları acil sorunlara ilişkin yaklaşımlarının kurultay
tutanaklarında yer bulmadığını görüyoruz. Kurultaya katılan İran delegeleri
arasında bulunan Sultanzade, Haydar Han, İhsanullah Han (78) ve Cevadzade Pişevari[79]
gibi isimler, önce komünistler ile Küçük Han’a[80] bağlı Cengeliler arasında
kurulan ittifakın, ardından da Temmuz sonundan itibaren Gilan’da denenmiş olan
komünist deneyimin tanıkları ya da aktörleriydi. İran Komünist Partisi’nin
içinde, Sultanzade’nin liderliğini yaptığı toplumsal devrimciler ile,
mücadelelerini yalnızca İngilizlere ve Şah’ın hükümetine karşı yöneltmeyi kabul
eden sağcılar arasında çatışma yaşanıyordu.
Tutanaklarda
bu sorunlara değinilmemiştir. Oysa Bakû’de, Küçük Han’ın Lenin’e ve 1.
Azerbaycan Devrim Komitesi’ne gönderdiği mektupların tartışıldığı
anlaşılmaktadır. Bu mektuplarda, komünistlerin ihanetleri ve suçları
eleştirilmekteydi, ayrıca mektuplar delegeler arasında dolaşmıştı.[81] Öte
yandan, Ağazade[82] burada Tahran’a yürüyüş çağrısında bulundu.[83]
Sonuç
olarak şunu söyleyebiliriz: Bakû’de, geldikleri bölgenin siyasi yaşamında aktif
olarak yer alan Anadolu ve İranlı komünist delegelerin bulunmasına rağmen,
Doğu’dan gelen yabancı komünistlerin müdahaleleri tutanakta kendilerine çok az
yer bulmuştur. Tutanakta yalnızca çeşitli eğilimlere sahip Türk
milliyetçilerinin konuşmaları aktarılmıştır.
Şimdi
de son gruba bakalım.
5.
Komünist Enternasyonal ve Batı Komünist Partilerinin Temsilcileri
Bu
grup, kurultayda, Batı proletaryasını ve zafer kazanan Rus devrimini temsil
ettikleri için önemli bir yer tutuyor. Komünist Enternasyonal, Zinovyev, Radek
ve Béla Kun’u, sömürgeleri olan ülkelerin temsilcileriyle birlikte Bakû’ye
gönderdi: Britanya İmparatorluğu adına Tom Quelch[84], Fransa adına Alfred
Rosmer[85], Hollanda adına Jansen[86] ve ABD adına John Reed.[87] Kurultay
oturumlarının ve kurultay sonrası yürütülen çalışmaların örgütlenmesi işini M. L.
Pavloviç[88], S. Eliava[89], S. M. Kirov, E. D. Stasova ve Skaçko’ya emanet
etti.
Pavloviç,
1920 yılının Temmuz-Ağustos aylarında yayınlanan Zhizn' Natsional'nostei
[“Milletlerin Hayatı”] dergisindeki makalelerin de gösterdiği gibi, Yakın
Doğu’daki durumu, ve özellikle İran’daki durumu iyi biliyordu.[90] Skaçko ise
aynı dergide Türkiye’deki tarım sorunlarını ele alarak bu ülkeye ilişkin
derinlemesine bir bilgi birikimine sahip olduğunu ortaya koydu.[91] Kirov, Orjonikidze
gibi, birkaç yıldır Kafkasya’da çalışıyordu. Kuban cephesindeki çatışmalar
nedeniyle[92] Bakû Kurultayı’na katılamayan Orjonikidze, gene de kurultay
tarafından kurulan Propaganda ve Eylem Konseyi’nin başkanlık heyeti üyeliğine
seçildi. Son olarak, Eliava da Türkistan Komisyonu bünyesinde Türkistan
sorunları konusunda belli bir deneyim kazanmıştı. Dolayısıyla, Bakû’de bulunan
Komünist Enternasyonal yetkilileri arasında, Doğu meselelerine ilişkin uzmanlar
da yer alıyordu.
Komintern
ve Batı komünist partilerinin temsilcileri, olası muhaliflere pek söz hakkı
tanımadan, uluslararası durumu ve Asya’da devrimin örgütlenmesine ilişkin
tezleri sundular. Ayrıca onursal görevleri bizzat üstlendiler. Böylece Zinovyev,
Birinci Doğu Halkları Kurultayı’nın başkanı olarak alkışlarla seçildi. Lenin ve
Troçki ise onursal başkanlar olarak seçildiler. Son olarak, kongre bürolarının
onursal üyeleri arasında T. Quelch, A. Rosmer, Šablin[93], Jansen, Reed, Béla
Kun, Radek, Hodolo-Sihro[94] ve K. Stemhardt[95] yer aldı; aralarında tek bir
Doğulu vardı, o da Japonya delegesiydi.
Burada
her bir delege grubunun üstlendiği rolü ele aldık. Peki bu rol, Komünist
Enternasyonal liderlerinin bu kurultayı düzenlerken kendilerine atfettikleri
rolle örtüşüyor mu? Komintern temsilcilerinin, oturumlar sırasında Türk ve
İranlı komünistlerin sorunlarını tartışmalarını kasten engelledikleri açık biçimde
görülüyor olsa de, Rus sömürgeciliğinin kalıntılarına karşı şiddetli
eleştiriler yönelten ve dünya devriminin Asya odaklı bir yönelime sahip
olmasını talep eden Orta Asya delegelerini susturmadıkları da yadsınamaz bir
gerçeklik. Kurultayı örgütleyenler, Asya devrimine ikincil bir rol atfeden
kendi projeleriyle, Müslüman komünistlerin projeleri arasında bir çatışmaya
izin vermeye niyetli değillerdi. Ancak, Narbutabekov’un sert saldırısını ve Riskulov
ile Mutusev’in görüşlerini stenografi tutanaklarında yayınlamak zorunda
kaldılar.
Bu
gözlemler, Bakû’de bir araya gelen 2.000 delegenin, başrollerini kendilerine
ayıran Komintern temsilcilerince sahnelenen bir gösterinin figüranları olarak
görülmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. M. N. Roy, Birinci Doğu Halkları Kurultayı’nın
“anlamsız bir kışkırtma için zaman, enerji ve kaynakların boşuna israfı”
olmaktan öteye gidemeyeceğini düşünerek, “gizemli Doğu’nun kapılarındaki bu
renkli geçit törenine” katılmayı ve “Zinovyev Sirki”nin gösterisini izlemeyi
reddetti.[96] Ancak Doğu ülkelerinin hükümetlerinde veya siyasi partilerinde
sorumluluk sahibi olan diğer liderler, bu kurultaya katıldılar. Delegelerin
bazen rastgele seçilmesi, çeşitli etnik gruplara ayrılan kontenjanların son
derece dengesiz biçimde belirlenmesi, seyirci olarak gelen meraklılar ya da
ticarete atılmış “tüccarlar”ın varlığı konusunda dile getirilebilecek
çekincelere rağmen, Bakû Kurultayı, doğulu devrimcilerin, yani Rusya’daki
Müslümanların, kendi özgün kültürel kimliklerine sadık kalarak dünya devriminin
başrol oyuncuları olduklarını iddia ettikleri ilk uluslararası platform olarak
öne çıkmaktadır. Böylelikle, altmışlı yıllarda Avrupa haricinde gelişen sosyalist
hareketlerin öncüleri olduklarını ortaya koymuşlardır.
Édith Chabrier
Paris 1985
Kaynak
Dipnotlar:
1. G.Z. Sorkin, Pervyj s"ezd narodov vostoka (Birinci Doğu Halkları
Kurultayı), Moskova, 1961, s. 15.
2.
Protokoly vtorogo kongressa Kommumstiřeskogo Internacionala (Komünist
Enternasyonal Kongresi Tutanakları), Moskova, 1934, s. 612.
3.
Bu metin Komünist Enternasyonal dergisinde yayınlandı. 12 Temmuz 1920, s.
2259-2262.
4.
A.g.e., s. 2262.
5.
G.K. Ordžonikidze (1886-1937) : Gürcü Bolşevik. 1918’den 1921’e kadar
Kafkasya’da Kızıl Ordu’nun siyasi çalışmalarını yönetti ve Nisan 1920’de Rus
Komünist Partisi (Bolşevik) Kafkasya Bürosu’nun başkanı oldu. Transkafkasya
Parti Komitesi’nin birinci sekreteri olarak görev yaptı (1922-1926). 1937’de
intihar etti ya da Halkın İçişleri Bakanlığı’nca tarafından infaz edildi.
6.
E.D. Stasova (1873-1966): Rus Bolşevik. 1898’den beri parti üyesi olan Stasova,
önce Petrograd’da, ardından Moskova’da (1917-1920) parti merkez komitesi
sekreterliği görevini yürüttü. Temmuz 1920’de Rus Komünist Partisi (Bolşevik)
Kafkasya Bürosu sekreterliğine atanan Stasova, Bakû Kurultayı’nın ardından
Propaganda ve Eylem Konseyi başkanlık kurulu sekreteri oldu. 1921’de Almanya’ya
gönderilen Stasova, Stalinist tasfiyeler döneminde de faaliyetlerini sürdürdü
ve altmışlarda eski Bolşeviklerin en yaşlısı oldu.
7.
A. P. Mikoyan (1895-1978) : Ermeni Bolşevik. 1917’den itibaren Bakû’de faaliyet
gösterdi. 1926’da SSCB Halkın Ticaret Bakanı oldu ve 1964-1965 yılları arasında
SSCB Yüksek Sovyeti Başkanı olarak görev yaptı.
8.
Neriman Nerimanov (1871-1925): Azerbaycanlı siyasetçi. Odessa Üniversitesi
mezunu olan ve 1905’ten beri RSDİP üyesi olan Nerimanov, Himmet partisinin
kurucularından biriydi. RSFSC Dışişleri Bakanlığı’nda Yakın Doğu bölümünden
sorumlu olan Nerimanov, Nisan 1920’de kurulan Azerbaycan Devrim Komitesi’nin
başkanı, ardından 1921’de 1. Azerbaycan Halk Komiserleri Konseyi’nin başkanı,
son olarak da Transkafkasya Sovnarkom’un (Halkın Bakanlar Kurulu) başkanlarından
biri oldu. Ölümünden sonra Azerbaycan milliyetçiliği nedeniyle eleştirilen Nerimanov,
daha sonra itibarını geri kazandı.
9.
Said Gabiev : Dağıstanlı, 1918’den beri PCR(b) üyesi, 1920 ilkbaharında kurulan
Kuzey Kafkasya Devrim Komitesi üyesi ve Dağıstan Devrim Komitesi başkanı
(1920-1922).
10.
Parti Merkez Arşivleri, aktaran: G.Z. Sorkin, a.g.e., s. 16.
11.
Mustafa Suphi (1883-1921): Türk komünist. Paris Siyaset Bilimleri Okulu’ndaki
eğitiminin ardından Türkiye’de siyasi faaliyetlerde bulundu, 1913’te tutuklandı
ve Rusya’ya kaçtı. Savaş sırasında Osmanlı tebaası olarak hapsedildi; bu süre
zarfında ilk Türk komünist grubunu (1918) ve Halkın Milliyetler Bakanlığı’na
bağlı Doğu Halkları Merkez Bürosu’nun Türk şubesini kurdu. Kırım’da (1919
ilkbaharı) ve ardından Türkistan’da propaganda ve örgütlenme görevleriyle
görevlendirilen Suphi, Mayıs 1920’de Bakû’ye gitti. Orada, eski sendikacıların
kurduğu komünist örgütü yeniden düzene soktu, ardından Türkiye Komünist
Partisi’nin başkanlığını üstlendi. 1920 yılının sonunda, partisinin Anadolu’da
yerleşmesi konusunda Mustafa Kemal ile müzakere etmek üzere Ankara’ya gitti.
Muhtemelen Kemalist liderlerin kışkırttığı halkın düşmanca duygularla
düzenlediği gösterilerle karşılanan Suphi ve yoldaşları, Trabzon açıklarında
(Ocak 1921) suikasta kurban gitti.
12.
Süleyman Nuri: Türk komünisti, Bakû’de kurulan Türkiye Komünist Partisi Merkez
Komitesi üyesi. Bu partinin hayatta kalan az sayıdaki üyelerinden biriydi ve
Komintern’in III. Kongresi için Moskova’ya gitti.
13.
A.I. Mikojan, Dorogoj bor 'by (“Mücadele Yolu”), Moskova, 1971, s. 582.
14.
D.B. Guliev, Bor'ba kommunističeskoj partu za osuščestvlenie leninskoj
nacionál 'noj politiki v Azerbajdřane (“Komünist Partinin Azerbaycan’da
Leninist milliyetler politikasının uygulanması için verdiği mücadele”), Bakû,
1970, s. 641-642.
15.
A.B. Arutjunjan-Arenc, “V.I. Lenin i pervyj s"ezd narodov vostoka” (“(Lenin
ve Birinci Doğu Halkları Kurultayı”), Istcrija SSSR, 2, I960, s. 247.
16.
G.Z. Sorkin, 8 Ağustos’ta Taşkent’teki Ak Camii’nde yapılan bu tür bir
toplantıyı anlatan parti merkez arşivlerine atıfta bulunuyor (a.g.e., s.
17-18).
17.
Komünist bir hedefin gerçekleştirilmesi için işçiler tarafından gönüllü olarak
sunulan, ücret ödenmeyen çalışma günleri.
18.
G.Z. Sorkin, a.g.e., s. 17. 19. G. Lenczowski, Russia and the West in
Iran, 1918- 1948, New York, 1949, s. 9.
20.
Kommunist (Bakû), 12 Eylül 1920, akt.: G.Z. Sorkin, a.g.e., s.
20-21.
21.
A.B. Arutjunjan-Arenc, a.g.e., s. 247.
22.
Stenografi tutanağında bu sayı 1.891 olarak belirtilmiştir; G.Z. Sorkin ise
partinin merkezi arşivlerinde saklanan katılımcı listelerinde 2.050 isim
saymıştır (a.g.e., s. 21).
23.
Pers’in tüm sakinleri Perslidir; ancak yalnızca Farsça veya “farsi” dilini
konuşanlar kendilerini “Farslı” olarak adlandırabilirler.
24.
G.Z. Sorkin, a.g.e., s. 22.
25.
Cemşidiler, Afganistan’ın “Çahar Aymak” olarak bilinen dört kabilesinden birini
oluşturur. Bunlar, Herat’ın kuzey-kuzeydoğusunda yerleşik, Farsça konuşan yarı
göçebe bir halktır.
26.
Hazarlılar, Orta Afganistan’daki Farsça konuşan halk ile Moğol istilacıları
arasındaki kaynaşmanın sonucu olarak ortaya çıkan bir Afgan etnik grubudur.
27.
Sartlar, kökeni İran'a dayanan ancak zamanla Türk dilini benimsemiş olan
Türkistan'ın yerli halkı olarak adlandırılırdı. Sartlar, günümüz Özbek ulusunun
bileşenlerinden birini oluşturmaktadır.
28.
Tekke, Türkmenlerin büyük kabilelerinden biridir.
29.
Narbutabekov: Türkistanlı, herhangi bir partiye üye olmayan bir isimdir. Hakkında
hiçbir şey bilmiyoruz.
30.
Turar Riskulov (1894-1938): Semireç’teki Kırgız göçebe bir aileden gelen Riskulov,
1917’de RKP(b)’ye katıldı. 1918’de Almaatı (Jambıl) Sovyeti Başkanı olan Riskulov,
1919’da partinin Türkistan’daki Müslüman Bürosu’nu (Kracmusburo) ve Türkistan
Sovyetleri Merkez Komitesi’ni yönetti. 1920’de milliyetçi ve pan-Türkist
projeleri destekledi. Türkistan’dan uzaklaştırıldı ve Moskova’daki Milliyetler
Halk Komiserliği’nde çalıştı. Ardından 1922’den 1924’e kadar Türkistan Halk
Komiserleri Konseyi’nin başkanlığını yürüttü. Kariyeri yeniden kesintiye uğradı
ve 1925'te Komintern’i temsil etmek üzere Moğolistan’a gönderildi. Daha sonra
1926’dan 1937’ye kadar Moskova’da çeşitli görevlerde bulundu. 1937’de
tutuklandı, 1938’de idam edildi.
31.
Pervyj s"ezd narodov vostoka, Bakû 1-8 Eylül 1920. Stenografičeskie otčety
(Bakû 1. Doğu Halkları Kurultayı, 1-8 Eylül 1920. Stenografi tutanağı) (infra
PSNV), Petrograd, 1920, s. 219.
32.
Celâleddin Korkmazov (1879-1938): Günümüzde Bujnaksk denilen bölgede doğmuş bir
Dağıstanlı. Stavropol, Moskova ve Paris’te eğitim gördükten sonra muhalefet
hareketinde yer aldı ve Olonec’e sürgün edildi. 1918’de Dağıstan Bölge Komitesi
Başkanı, 1921’den 1932’ye kadar Dağıstan Halkın Bakanlar Kurulu Başkanı olarak
görev yapan Kuznetsov, 1932’den 1937’ye kadar Moskova'da yaşadı ve 1938’deki
tasfiyelerde ortadan kayboldu.
33.
G.Z. Sorkin, a.g.e., s. 21.
34.
Cedid (Arapçada “yeni”, “modern” anlamına gelen bir kelime): 1880 civarında
Kazan Tatarları arasında ortaya çıkan ve daha sonra Rus İmparatorluğu’ndaki
diğer Müslüman halklara yayılan Müslüman reform hareketinin üyesi.
35.
Mart 1919’da Türkistan’da bir Kracmusburo kuruldu ve Ocak 1920’de
feshedildi.
36.
R. Vaidyanath, The formation of the Soviet Central Asian Republics (A study
in Soviet nationalities policy, 1917- 1936), Yeni Delhi, 1967, s. 105-108.
37.
Bkz. 29 Haziran 1920 tarihli, Türkistan’daki RKP(b)’nin görevlerine ilişkin
Politbüro talimatları; metni S. Muravecki tarafından OPerki po istorii
revoljucionnogo dvižemja v Srednej Azii (Orta Asya’daki Devrimci Hareketin
Tarihi Üzerine Eserler) adlı eserinde yayınlanmıştır, Taşkent, 1926, s. 30.
38.
H. Carrère d'Encausse, Réforme et révolution chez les musulmans de l'Empire
russe, Buhara, 1867-1924, Paris, 1966, s. 224-245.
39.
A.M. Matveev, "Dejatel'nost' sověta internacional ' noj propagandy na
vostoke v Srednej Azii, 1919-1920" (“Orta Asya’da Doğu için Uluslararası
Propaganda Konseyi’nin Faaliyetleri, 1919-1920”), Národy Azu 1 Afriki (infra
NAA), 5, 1978, s. 49.
40.
M.N. Kalandarov, Obrazovanie i dejatel'nost' Horezm- skoj kommunističeskoj
partu (“Harezm Komünist Partisi’nin oluşumu ve faaliyetleri”), Taşkent,
1973, s. 113.
41.
Parti arşivlerindne akt.: G.B. Garibžanjan, V.I. Lenin 1 bol'gevistskie
organizaci! Zakavkaz'ja, 1893-1924 (V.I. Lenin ve Transkafkasya’daki
Bolşevik örgütleri, 1893-1924), Erivan, 1967, s. 423-424.
42.
Himmet: 1904 yılında Bakû’de kurulan ve Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin
(RSDİP) önderliğinde faaliyet gösteren parti. Önce grup olarak hareket eden
yapı daha sonra Müslüman sosyal demokrat partiye dönüştü. Bkz.: T.
Swietochowski , “The Himmât party. Socialism and the national question in
Russian Azerbaijan, 1904-1920”, CMRS, XIX, 1-2, 1978, s. 119-142.
43.
P. Dumont, “Bolchevisme et Orient. Le parti communiste turc de Mustafa Subhi.
1918-1921”, CMRS, XVIII, 4, 1977, pp. 388, 391, 392. Türkçesi: İştiraki.
44.
Adalet: 1916 yılında Bakû’de kurulan ve üyelerini bu şehrin İranlı proleterleri
arasından toplayan grup, daha sonra İran Sosyal Demokrat Partisi haline geldi.
Rusya’daki iç savaş sırasında, bazı üyeleri Astrahan’a, ardından da Taşkent’e
gitti; burada Ocak 1920’de partinin ilk kongresi düzenlendi. Türkistan ve
Transkafkasya’daki Adalet örgütleri, Temmuz 1920’den itibaren RKP(b)’nin yerel
örgütlerine katılmak zorunda kaldılar. Bkz. K. Shakeri, Le parti communiste
iranien, genèse, développement et fin (1916-1932), Doktora Tezi, EHESS,
Paris, 1980, s. 84-115; V.I. Plastun, “Učastie iranskih trudjaščihsja v
graždanskoj vojně v Rossu” (Rus İç Savaşı’na İranlı İşçilerin Katılımı), NAA,
2, 1972, s. 55-63, ve “Iranskie revoljucionnye organizacii v Turkestane”
(Türkistan’daki İranlı Devrimci Örgütler), NAA, 5, 1979, s. 20-29.
45.
Bu kongrenin tutanakları, Kommumstičeskij Internacional dergisinin 14
Kasım 1920 tarihli sayısı, s. 2889-2892.
46.
A.V. Matveev, 1920 yılında Türkistan’da 300 ila 350.000 yabancı uyruklu kişinin
bulunduğunu tahmin etmektedir: Semireç ve Fergana’dan gelen Uygurlar, Persler,
küçük gruplar halinde Hintli devrimciler ve Türk savaş esirleri. Matveev, bu
kişilerin önce Türkkomisya’nın propaganda organlarının (1919 sonu), ardından da
Komintern’in Türkistan Bürosu’nun (Ekim 1920’de kuruldu) himayesi altında
kurdukları örgütleri anlatmaktadır. Bkz. A.V. Matveev, “Velikij Oktjabr1 i
učastie vyhodcev îz stran vostoka v kommunističeskom dviženii v Srednej Azii”
(Büyük Ekim ve Orta Asya’daki komünist Harekete Doğu Ülkelerinden Gelenlerin
Katılımı), NAA, 2, 1969, s. 65.
47.
Madayam Parthasarathi Tirulamai Açarya ya da Prativadi Bayankar Açarya:
Madraslı bir Hintli; Batı’da bir süre kaldıktan sonra 1919’da Rusya’ya gitti. O
yıl, Suric’in Kabil’e gönderdiği Sovyet heyetine eşlik etti ve Komünist
Enternasyonal’in 1. Kongresi’ne katıldı.
48.
Abaninath Muhopadhyaya Mukirci, Şehir takma adıyla da bilinir: Kalküta doğumlu
bir Hintli; Almanya’ya eğitim için gelmiş, daha sonra ABD’ye, ardından Japonya
ve Endonezya’ya, oradan da Hollanda’ya geçmiştir. 1920’de Moskova’ya giderek
Komünist Enternasyonal’in 2. Kongresi’nde Hindistan’ı temsil etti. Kongre
sırasında, Bakû’de Urduca olarak basılan Azad Hindustan (“Özgür
Hindistan”) gazetesinin basım sorunları nedeniyle Bakû’de bulunuyordu.
49.
Manabendra N. Roy (1887-1954): 1917’den sonra Meksika’da yaşayan Bengal kökenli
bir Hintli; burada Meksika Komünist Partisi’nin kuruluşuna katıldı. Bu partinin
delegesi olarak Komünist Enternasyonal'in 2. Kongresi’nde yer aldı. 1920’nin
sonlarında Taşkent’te Komintern için çalıştı, ardından 1921-1928 yılları
arasında Komintern Yürütme Komitesi üyesi olarak görev yaptı. 1929’da
Komintern’den ihraç edilen Roy, 1931’de Hindistan’a döndü ve burada Radikal
Demokratik Parti’yi kurdu (1940).
50.
Dr. Kaushik’in incelediği Özbekistan Komünist Partisi arşivlerine atıfta
bulunan Muzaffer Ahmed’e göre, Hindistan Komünist Partisi 17 Ekim 1920
tarihinde Taşkent’te M. N. Roy, Evelina Trent Roy (Amerikalı eşi), A. Mukirci,
Rosa Fitingof (Rus asıllı eşi), Ahmed Hassan Muhammed Ali, Muhammed Şefik
Sıddık ve M. Prativadi Bayankar Açarya tarafından kurulduğu belirtilmektedir.
Yazar, bu iddiasıyla, Hindistan Komünist Partisi’nin Osmanlı halifesinin
kurtuluş mücadelesini destekleyen Hintli muhacir mülteciler arasında doğduğu
yönündeki, Roy tarafından ileri sürülen ve bir dizi tarihçi tarafından kabul
gören versiyonu çürütmektedir. Nitekim, partinin kurucularından hiçbiri bu
gruba ait değildir. Bkz. M. Ahmad, Myself and the Communist Party of India,
Kalküta, 1970, s. 46-48.
51.
"Iz protokolov Ispolkoma : zasedanie 20 sentjabrja" (“Yürütme
Komitesi Protokolleri: 20 Eylül Oturumu”), Kommumstičeskij Internacional,
14 Kasım 1920, s. 2493. Zinovyev, Bakû Kurultayı’nda Enver Paşa’nın bu
sözlerine atıfta bulunur, PSNV, s. 43.
52.
A. Bennigsen, S. E. Wimbush, Muslim National Communism In The Soviet Union. A
Revolutionary Strategy For The Colonial World, Şikago, 1979, s. 13-14.
53.
HI vsemirnyj kongress kommunistiřeskogo Internacionala, stenografičeskij
otCet (Komünist Enternasyonal’in III. Dünya Kongresi, stenografi tutanağı)
, Petrograd, 1922, s. 150.
54.
“Iz protokolov Ispolkoma...”, a.g.e., s. 2492- 2493.
55.
E.D. Stasova, Vospommanija (“Hatırat”), Moskova, 1969, s. 178.
56.
“Secret political report”, 25 Ekim 1920, akt.: S. White, “Communism and the
East: the Baku Congress, 1920”, Slavic Review, sept. 1974, p. 508. Türkçesi: İştiraki.
57.
A.g.e., s. 508 ; G.Z. Sorkin, a.g.e., s. 22.
58.
Mullah Bekčan Rahmanov : Hiveli genç, Hiva Komünist Partisi üyesi, Harezm
Cumhuriyeti Merkez Yürütme Komitesi sekreteri. Kasım 1921’de hükümetten
uzaklaştırıldı ve tutuklandı.
59.
Togan Velidov (1890-1969): Başkurt tarihçi ve siyasetçi. 1909’dan itibaren
Kazan Üniversitesi’nde tarih profesörü olarak görev yapan ve 1918’de Başkurt
ulusal hareketinin lideri olan Validov, Bolşeviklere katıldı ve 1919-1920
yılları arasında Başkurt SSC’nin halk komiseri oldu. Haziran 1920'den itibaren
Bolşeviklerle işbirliği yapmanın imkânsız olduğunu fark edince Basmaçılara
katıldı. 1922'de Afganistan'a gitti, ardından Türkiye'ye yerleşti.
60.
A.I. ISanov, Buharskaja narodnaja sovetskaja respublika (“Buhara Halk
Sovyet Cumhuriyeti”), Taşkent, 1969, s. 282. Yazar Komintern arşivlerinden
aktarıyor.
61.
A. Bennigsen, S.E. Wimbush, a.g.e., s. 166-167, 215-216.
62.
M.N. Kalandarov, a.g.e., s. 155-156.
63.
Bu iki delegeyi tespit edemedik. Buhara heyetinin başkanı, Komünist
Enternasyonal’in 2. Kongresi’ne katılmış olan komünist Sadık Muhamediyev’di.
A.I. Isanov, a.g.e., s. 137, 189.
64.
Şu kaynak onun Kafkasyalı olduğunu söylüyor: E. H. Carr, La révolution
bolchevique (1917-1923), Paris, 1974, III, s. 272.
65.
S.K. Karapetjan, Kommunističeskaja partija v bor'be za pobedu Oktjabr'skoj
revoljucn v Arménu (“Ermenistan’da Ekim Devrimi’nin Zaferi İçin Mücadele
Eden Komünist Parti”), Erivan, 1959, s. 300.
66.
A.g.e., s. 311.
67.
Velikaja Oktjabr'skaja socialističeskaja revoljucija 1 pobeda sovetskoj
vlasti v Arménu (“Büyük Ekim Sosyalist Devrimi ve Ermenistan’da Sovyet
İktidarının Zaferi”), Erivan, 1957, s. 401-402.
68.
A.g.e., s. 400-401.
69.
Bor'ba trudjaSČihsja Jugo-Osetii za sovetskuju vlast1 (“Güney Osetya
İşçilerinin Sovyet İktidarı İçin Verdiği Mücadele”), Stalinir, 1957, s.
163.
70.
Dadaş Bünyatzade (1888-1938): 1907’den beri Himmet ve RSDİP üyesi olan Azerbaycanlı.
1908-1909 İran Devrimi’ne katıldı. 1917-1918 yıllarında Himmet Merkez Komitesi
sekreteri olarak görev yapan Bünyatzade, önce Astrahan’a, ardından Moskova’ya
sığındı. Bakû’de iktidarı ele geçiren (Nisan 1920) devrim komitesinin bir üyesi
olarak, Halkın Gıda ve Tarım Bakanı ve Azerbaycan Halkının Bakanlar Kurulu
Başkanı oldu. 1938’deki tasfiyelerin kurbanı olan Bünyatzade, 1956’da itibarını
geri kazandı.
71.
Avetis Mikailyan Sultanzade (1890-1938): İranlı devrimci. 1912 yılında,
muhtemelen eğitim gördüğü Saint-Pétersbourg’da RSDİP’e katıldı. 1919’dan
itibaren Adalet’in üyesi olan bu kişi, 1920’nin başlarında Türkistan’da
partinin ilk yerel kongresinin düzenlenmesine ve İran Kızıl Ordusu’nun
kurulmasına katkıda bulundu. İran Komünist Partisi’nin kurucu kongresinin
(Enzeli, Haziran 1920) örgütçülerinden olan Sultanzade, bu partiyi Komünist
Enternasyonal’in ikinci kongresinde temsil etti. Komintern Yürütme Komitesi’ne
seçilen Sultanzade, Eylül 1920’de Bakü’deydi. İran Komünist Partisi’nin ikinci
bir merkez komitesi kurulması kararına uymayı reddetti. Komintern tarafından
tanınan tek merkez komitesi olan bu partinin ilk merkez komitesinin üyesi
olarak kaldı. 1922’den 1927’ye kadar Moskova’da bir Sovyet bankasında çalıştı.
Doğu ile İran’a ilişkin birçok eser yayınladı. Tam tarihi bilinmeyen bir
tarihte tutuklandı ve 1938 civarında idam edildi.
72.
Haydar Han Emmioğlu (1880-1921): Urmiye doğumlu bir elektrik mühendisi olan bu
kişi, İran Anayasa Devrimi’ne ve İran Sosyal Demokrat Partisi’nin kuruluşuna
katıldı (yaklaşık 1909). 1915’te Osmanlı Ordusu’nda tuğgeneral rütbesine
yükselen bu kişi, daha sonra Rusya’ya geçti. 1918’de Milliyetler Halk
Komiserliği’nin uluslararası propaganda bölümünde çalıştı. Türkistan’da Adalet
Partisi’nin ilk yerel konferansına katıldı (Nisan 1920). Eylül 1920’de Bakû’de,
Sultanzade’nin liderliğindeki ilk merkez komitesini ortadan kaldırarak İran
Komünist Partisi’nin ikinci merkez komitesinin sekreteri oldu. İran’a döndükten
sonra, Küçük Han liderliğinde hareket eden Cengelilerle ittifak kurdu (Mayıs
1921). Ağustos 1921’de Gilan’da ilan edilen Sovyet Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı
olarak görev yaparken, sebebini ve nasıl gerçekleştiğini halen daha
bilmediğimiz bir suikasta kurban gitti.
73.
Tutanakta ismi Fazlı Kadir olarak geçen delege (PSNV, s. 105), muhtemelen Abdülkadir
Sehrai’dir. Nitekim, 9 Şubat 1921 tarihli, Hindistan Bürosu’nun “Bakû
Konferansı Hakkında Bilgiler” başlıklı raporunda, Taşkent’ten gelen ve yedi
Hintliden oluşan bir heyetin başında bulunan, İngilizlerin hizmetinde çalışan
Abdülkadir’in kurultaya katıldığı belirtilmektedir. (Bkz. B. Pearce, Baku
Congress of the peoples of the East, Londra, 1977, s. 196-195.)
74.
R. N. İleri, Atatürk ve Komünizm, İstanbul, 1970, s. 150.
75.
PSNV, s. 112. Bunlar, Enver Paşa’nın Bolşeviklerin desteğiyle örgütlemeye
çalıştığı İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı’nın faaliyet gösterdiği
ülkelerdir. Berlin’den Moskova’ya geçen Enver Paşa, orada projelerini görüştü
(Ağustos 1920) ve ardından Bakû’ye gitti. Ekim 1920’den Şubat 1921’e kadar
Avrupa’da kaldı ve önce Roma’da, ardından Berlin’de İslam İhtilal Cemiyetleri
İttihadı’nın ilk kongresini düzenledi. (Bkz. P. Dumont, “Bolşevizmin Büyüsü,
Enver Paşa ve Halk Sovyetleri Partisi. 1919-1922”, CMRS, XVI, 2, 1975, s.
Kl-166.) Türkçesi: İştiraki. Mahul Bey adlı bir kişi, Komünist
Enternasyonal’in III. Kongresi’nde bu örgütün çalışmalarından bahseder.
76.
Le Congrès de Tours, Paris, 1980, s. 536.
77.
Mevlevi Abdürrab: Hintli, muhtemelen Peşaver kökenli. Bağdat’taki İngiliz
büyükelçiliğinde üst düzey görevlerde bulundu ve savaş sırasında orada
Alman-Türk tarafıyla yakın ilişkiler kurdu. 1919’da Suric’in başını çektiği
Sovyet heyeti ile birlikte Kabil’e gitti, ardından Taşkent’e geçti ve burada
muhacirler arasında Hintli Devrimciler Örgütü’nü kurdu.
78.
İhsanullah Han: İran’da (1915-1916) bir mücahit (milliyetçi savaşçı) alayının
komutanı ve 1917’de Tahran’da kurulan “İntikam Komitesi” adlı terör örgütünün
üyesiydi. Daha sonra Küçük Han’ın isyancı birliklerine katıldı. Gilan’ın ilk
devrimci hükümetinin bir üyesi (Haziran-Temmuz 1920), İran Ulusal Kurtuluş Komitesi’nin
başkanı (Temmuz-Ekim 1920) ve son koalisyon hükümetinin bir üyesi
(Ağustos-Eylül 1921) olarak, Temmuz 1921’de Tahran’a bir yürüyüş girişiminde
bulundu. Kasım 1921’de Bakû’ye ulaştı.
79.
Cevadzade Pişevari: Sultanzade’ye yakın bir İranlı komünist. 1921 yılında
Tahran’daki parti komitesinin başındaydı. N. S. Fatemi, Diplomatic history
of Persia, New York, 1949, s. 168.
80.
Küçük Han (1880-1921): Reştli. 1909’da Tahran2a giren devrimci birliklerde
mücahid. 1912’de kurulan İttihad-ı İslam (İslam Birliği) komitesinin üyesiydi,
1915’te Gilan ormanlarında gönüllü birlikler kurdu. İngilizlere karşı
mücadelede öne çıktı (1917-1918), hükümet birlikleri tarafından kovalandı,
ardından Tahran hükümeti ile barış imzaladı. Haziran 1920’de Reşt’te ilan
edilen İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkanı oldu. Temmuz sonunda
komünistlerle yollarını ayırdı, Mayıs 1921'de onlarla ikinci bir ittifak
girişiminde bulundu. Eylül 1921 yenilgisinden ve son Sovyet birliklerinin
ayrılmasından sonra mücadeleyi bırakmadı. Kasım 1921’de Taliş dağlarında donmuş
halde bulundu.
81.
28 Ekim 1920 tarihli Tiflis’in Slovo gazetesine göre. Bu gazeteden bir
makale, çevrilmiş ve AMAEF’te saklanmış. Aktaran: C. Chaqueri, Histoire du
mouvement ouvrier et révolutionnaire en Iran, Floransa, 1979, III, s. 849.
82.
Ağazade: İran Komünist Partisi’nin ilk kongresinin çalışmalarına başkanlık eden
ve II. Komünist Enternasyonal Kongresi’nde partinin delegesi olan İranlı
komünist.
83.
M. A. Persic, “V.I. Lenin o levosektanskih oSibkah pervyh kommunistov vostoka
(1918-ijul* 1920)” (V. I. Lenin ve Doğulu İlk Komünistlerin Solcu Ve Bölücü
Hataları” (1918- Temmuz 1920), NAA, 2, 1970, s. 63.
84.
Thomas Quelch (1886-1954): İngiliz, barışçıl ve uluslararası eğilimli bir
sosyalistti, Komünist Enternasyonal’in Birinci Kongresi’ne katıldı ve orada
yürütme komitesine seçildi. 1923-1925 yılları arasında Britanya Komünist
Partisi’nin merkez komitesinin üyesiydi, 1924'ten 1953’e kadar inşaat işçileri
sendikasının merkez bürosunda çalıştı.
85.
Alfred Rosmer (1877-1964): Fransız, Troçki’nin arkadaşı, Birinci Dünya Savaşı
sırasında barış hareketi içinde yer aldı. Komünist Enternasyonal kongresine
katıldı ve burada yürütme komitesine seçildi. 1924’te Moskova politikasını
eleştirdi, Fransız Komünist Partisi’nden atıldı. 1939’da Meksika’da bulunan Troçki’nin
yanına gitti.
86.
Jansen (1890-?): Ressam, 1918’den itibaren Hollanda Komünist Partisi üyesi,
Moskova’ya Komünist Enternasyonal’in İlk Kongresi’ne katılmak için gitti ve
burada yürütme komitesine seçildi. 1926’a Hollanda Komünist Partisi’nden
ayrıldı.
87.
John Reed (1887-1920): Amerikalı gazeteci, Dünyayı Sarsan On Gün (1919)
kitabının yazarı ve Komünist İşçi Partisi lideri. Bakû’den döndüğünde, Bakû Kurultayı’nı
“belirleyen demagojiyi ve gösterişi eleştirdi.” Bkz.: A. Balabanova, My life
as a rebel, Bloomington, 1973 yeniden basım, s. 291. John Reed, Ekim 1920’de
Moskova’da tifüs hastalığından öldü.
88.
Mihail Lazarevic Weltmann Pavloviç (1871-1929): Rus bir doğubilimci ve
devrimci. Menşevik, Paris’e sürgün edildi, Şubat 1917’de Rusya’ya döndü. Kasım
1917’den itibaren Halkın Dışişleri Bakanlığı’nda görev yaptı. Bakû Propaganda
ve Eylem Konseyi’nin (1920-1921) başlıca sorumlularından biriydi. Doğu
Araştırmaları Bilim Derneği’nin başkanı oldu.
89.
Şalva Eliava (1885-1937): Militan Bolşevik, 1917’de Vologda Sovyeti başkanı,
Ekim 1919’da RKP(b) tarafından Türkistan’a gönderilen Turkistan Komisyonu
üyesi, 1919 sonlarında İstanbul’da Karakol isimli gizli cemiyetle temas kuran
bir Bolşevik heyetinin başındaki isimdi. Ardından 1920-1921’de Propaganda ve
Eylem Konseyi başkanlık kurulu üyesi oldu. 1937’de hapiste öldü.
90.
“Ekonomičeskoe razvitie i agrarnyj vopros v Persii XX-go stoletija" (“20.
Yüzyıl İran’ında Ekonomik Kalkınma ve Toprak Meselesi”), žizn' nacionál'
nostej , 24(81), 25 Temmuz 1920, 25(82), 1 Ağustos 1920.
91.
“Agrarnyj vopros v Turcn" (“Türkiye’de Tarım Meselesi”), Eylül 1920’den
Aralık 1920’ye kadar yayımlanan uzun makaleler dizisi, a.g.e., 27(84),
28(85), 29(86), 30(87), 32(89), 33(90), З4(94, 36(93), 37(94).
92.
G.K. Ordžonikidze, Staťi i řeči (“Makaleler ve Konuşmalar”) Moskova,
1956, I, s. 495.
93.
İvan Nedelkov, Şablin (1881-1925): Bulgar, 1919’da Bulgar Komünist Partisi olan
Bulgar Sosyalist Partisi (Tesnjak) üyesi. Komünist Enternasyonal'in 1. Kongresi’ne
delege olarak katıldı ve yürütme komitesine seçildi. Gizli olarak siyasi
faaliyet yürüttü ve 1925’te öldürüldü.
94.
Rus yazımına göre adını yazdığımız bu Japon temsilcisi, Yoşivaro Gentaro
olabilir., B. Pearce, a.g.e., s. 191.
95.
Karl Steinhardt (1875-1963): Avusturyalı, sol görüşlü bir sosyalistti; 1918
Kasım’ında Avusturya Komünist Partisi’nin kurucularından biri oldu. Komünist
Enternasyonal’in birinci ve ikinci kongrelerinde yer aldı, yürütme komitesine
seçildi. 1925’ten itibaren Viyana’da yaşayan Steinhardt, 1945 sonrası burada
önemli bir rol oynadı.
96. M. N. Roy, Memoirs, Bombay, New Delhi, Kalküta, 1964, s. 391-392.



