
Lord
Curzon’un İranlı uşakları Başbakan Vusuk ve Dışişleri Bakanı Firuz aracılığıyla
Ağustos 1919 anlaşmasını dayatmasıyla İngilizler, İran’ın efendisi olarak yeni
rollerini üstlendiklerinde, hem İran’da hem de Batı’da rüzgâr, zaten
aleyhlerine dönmüştü. Belki de Hindistan’ın eski genel valisinin, Dışişleri
Bakanlığı’nda İran sorunu konusunda tanınmış bir otorite olan kişinin yaptığı
en büyük hata, Bolşeviklerin jestlerinin ve propagandasının ezilmiş ve
aşağılanmış bir İran üzerindeki etkisini yanlış değerlendirmesiydi.[1] Bu
hatalı (belki de kibirli) değerlendirme, İngiltere’nin 1918 ve 1919’da
Cengelilere karşı kazandığı iki zaferden etkilenmiş olabilir. Bu zaferler,
yabancı egemenliğine karşı tek geçerli direniş ateşini söndürmüş gibi
görünüyordu. Cengeliler arasında o kadar büyük bir karamsarlık hâkimdi ki,
içlerinde Küçük Han’ın Afganistan’a kaçtığına dair yaygın söylentiler bile
dolaşıyordu.[2] İran’ın politik ufkunda yeni bir İngiliz karşıtı fırtınanın
kopmaya hazırlandığı koşullarda, Mirza Küçük Han, olayların gidişatı karşısında
hayal kırıklığına uğramış olmasına rağmen, İngilizlere karşı bir başka savaşa
hazırlanıyordu.
Küçük
Han’ın umutlu olmak için bir nedeni vardı. Ülkenin siyasete ilgisini yitirdiği
birkaç yılın ardından, bilinçlenmiş kentli halk kitlelerinin desteğiyle İran’ın
tüm politik elitleri kendilerine dayatılan Curzon-Vusuk anlaşmasına tepki
olarak ayaklanıyordu. Eski İran topraklarının Çarlık rejiminin pençelerinden
kurtarıldığı, İran’ın diğer komşularının yabancı kontrolünü ortadan kaldırmak
için mücadele ettiği bir dönemde, İngilizlere köle olma fikri bile siyaset
sınıfını epey sarsmıştı.[3] İsimsiz kaleme alınan “gece mektupları” ile yeraltı
hareketi olarak başlayan İngiliz karşıtı kampanya, kısa sürede yayıldı.[4]
Belirtildiği gibi, bir diğer önemli faktör de Curzon-Vusuk anlaşmasına sadece
İranlılar değil, İngiliz kamuoyunun ve yönetici sınıfının önemli kesimleri de
dâhil olmak üzere, çoğu Batılı güç de karşı çıkıyordu.[5] O günlerde elçi
Caldwell, ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği raporda şunları söylüyordu:
“Halk, tesadüfen kendini
ortaya koyup Meclis’e vatansever ve dürüst üyeler seçtiğinde, Tahran’daki
Kabine, seçimin dürüstçe yapılmadığı bahanesiyle derhal bir kararnameyle bu
seçimi geçersiz kılıyor. Bu, Tebriz, Kaşan ve Kazvin gibi birçok yerde yapıldı.
Milliyetçilerin seçileceğinden emin olunan diğer yerlerde ise seçim yapılmadı
ve yapılmayacak. Elbette, Meclis için ‘doğru adamı’ güvence altına almanın asıl
amacı, İngiliz-İran Antlaşması’nın onaylanması için oy kullanacak kişilere
sahip olmaktır, antlaşmaya karşı neredeyse oybirliğiyle var olan halk
düşmanlığı nedeniyle bunu yapacak güvenilir adaylar veya üyeler bulmak zordur.
Bununla birlikte, süreci yakından takip eden gözlemciler sık sık, İngiliz
Hükümeti ve himayelerindeki İranlı eşhasın antlaşmanın reddedilmesi riskini
göze alacak kadar aptal olmayacakları için hiçbir meclisin asla
toplanmayacağını söylüyorlar. Antlaşmanın formüle edilmesinde ve meclis üyelerinin
seçilmesinde izlenen vahim ve baskıcı yöntemler yanında seçilen kişilerin
karakteri, Bolşevizmin İran genelinde yayılmasını büyük ölçüde teşvik
etmiştir.”[6]
Böylece,
hem İran’da hem de yurtdışında Ağustos 1919 anlaşmasına karşı çıkan kargaşa,
Küçük Han’ı, hareketinin yüzleştiği ciddi aksiliklere rağmen yoluna devam etme
konusunda teşvik etti.
Hareketin
Yeniden Canlanması
1919
baharında Cengelilerin İngilizler tarafından ikinci kez yenilgiye
uğratılmasının ardından Küçük Han’ın tümüyle halktan koptuğu, biçare ve kaçak
haliyle sıkıntılar yaşadığı gerçeklikte, hareketin bahtı bağlanmış gibi
görünüyordu. Ancak çok geçmeden, sadece Kuzey’de değil, Horasan ve Tahran’a
kadar Cengelilerin hükümet güçleriyle savaştığı söylentileri yayılmaya
başladı.[7] Haziran başlarında, Hazar bölgesindeki casusluk ağları aracılığıyla
İngilizler, Reşt çevresinde Cengeli faaliyetlerinin yeniden canlandığını
öğrendiler.[8] Bir ay içinde, Halo Kurban ve İhsan önderliğindeki küçük seyyar
grupların Gurab Zermih bölgesinde hükümet askerlerini silahsızlandırdığı
bildirildi. Bu olaylar, zalim Genel Vali Teymurtaş’ı korkuttu.[9] 1919
sonbaharına gelindiğinde, eski Cengeliler veya Kazaklar da dâhil olmak üzere,
silahlı grupların tekrar Küçük Han’ın safına geçtiği biliniyordu.[10]
Cengelilerin sayısı bir ay içinde 200’den 500’e çıkınca güçleri yeniden
organize edildi.[11]
Temmuz
ayında (Rus ve Müslüman) kimi Kafkas işçilerinin gizlice Küçük Han’a yardım
etmek için geldiğini iddia eden genel vali[12], Kasım ayına dek Tahran’dan
Cengelilere karşı yeni askeri operasyonlar yürütmek için acilen 25.000 tomanlık
önemli bir meblağ talep edildi.[13]
Vali,
tuhaf bir tavır sergiliyordu, zira İngiliz konsolos yardımcısıyla yaptığı
görüşmede Küçük Han’ın adamlarını, köylülere ödeme yapmadan yiyecek alıp para
cezası keserek zulmeden, halkın nefretle karşıladığı Kazaklarla kıyaslamış,
onları şiddetle eleştirmişti. Bunun sonucunda Küçük Han’ın popülaritesi
artıyordu. Valinin tespiti şu yöndeydi: “Küçük Han bugün sancağı göndere
çekseydi, en azından Gilanlılarca bir kahraman olarak görülürdü. Buraya geri
dönerse, bir hayırsever olarak alkışlanırdı.”[14]
Nitekim,
İngilizlerin Gilan’dan gönderdikleri raporlar, köylülerin Küçük Han’a tekrardan
“gönül rızasıyla” bir şekilde vergi ödediklerini, Küçük Han’ın da Kazakları
eleştirdiğini ortaya koyuyor.[15] Hareketin yeniden canlanmasına yardımcı olan
bir diğer faktör ise, Emin Devlet gibi büyük toprak sahiplerinin, âdeta intikam
alıyor gibi davranmalarıydı. Bir köylü, Emin ve adı kötüye çıkmış karısı
tarafından dövülerek öldürüldü ve bunun sonucunda Leşt-i Nişa’dan bazı köylü
kadınlar ve çocuklar, Reşt’teki İngiliz konsolosluğunda sığınma talebinde
bulundular.[16] Gerçekten de, Küçük Han’ın popülaritesi o kadar istikrarlı bir
şekilde artıyordu ki, hükümet askerleriyle birlikte Cengelilerle savaşan Emir
Muktedir, savaşa devam etmekte isteksizdi.[17] Hatta kendisinin ve Emir
Eşayer’in Cengelilere yiyecek sağladığı bile bildirildi.[18]
Hükümetin
çaresiz durumunun bir göstergesi olarak, Temmuz 1919’da (Cengelilerin
dağıtılmasından sadece iki ay sonra) İngiltere’nin Konsolos Yardımcısı Eldrid
şunları yazıyordu:
“Yerel halk çok endişeli,
toprak sahibi sınıfı hükümetin durumu tek başına ele alma gücüne pek güvenmiyor
ve Kazakların bölgelerdeki aşırılıkları köylüleri hükümetin yanından ayırdı.
Hükümet, bugün geçen Mart ayına göre çok daha az popüler. Hoş olmayan bir
gerçeği kabul etmek, hoş olsa bile yanlış bir yanılgıya kapılmaktan evladır.
Yakın zamanda, Küçük Han’ın Gilan’a dönmesi durumunda popülaritesinin artacağı
görüşünü dile getirdim. Bu görüşün doğrulanması, Gurab Zermih’e yaptığı gece
ziyaretine dair raporda bulunuyor. Burada ellerine tırpanı, orağı almış birkaç
yüz köylünün onu alkışladığı, kendisine Kazakların aşırılıklarının
ayrıntılarını aktardığı söyleniyor. Küçük Han hakkında, bu raporları aldığında
hissettikleri konusunda oldukça doğru bir tahminde bulunmamızı sağlayacak kadar
bilgiye sahibiz. Gene de, adamlarının iki veya üç Kazak yakaladığı vakit bu
kişilerin hiçbir ceza almadıklarını, sadece silahsızlandırıldıklarını,
kendilerine para verilip serbest bırakıldıklarını görmek öğreticidir. Kısa bir
süre sonra Küçük Han’ın Kazaklara veya Şah’a karşı savaşmadığını söylediği, ‘Yaşasın
Şah!’ diye bağırdığı söyleniyor. Hiç şüphe yok ki bu, Kazakların içinde
ihtilafa yol açmayı amaçlayan mükemmel bir propaganda çalışmasıdır.”[19]
Kafkasya
Yolu ve Bolşeviklerin Yardımı
Curzon-Vusuk
anlaşmasının merkezde durduğu iç karışıklıklarla tanımlı sürecin yanında,
sınırın kuzeyinde Cengeli Hareketi’ne daha fazla ivme kazandıracak başka önemli
olaylar da meydana geliyordu. Böylece hareketin yeniden canlanması,
Bolşeviklerin Rusya’daki iç savaşında gösterdikleri başarı, Komünist
Enternasyonal’in kurulması ve pratikte yürüttükleri çalışmalar, Rus
İmparatorluğu’nun eskiden hâkim olduğu Asya topraklarında Bolşeviklerin Doğu’da
devrimci faaliyete daha fazla dikkat kesildiği döneme denk geldi. Bu nedenle
İngilizler, Temmuz 1919 ortalarında Güney Kafkasya’daki Bolşeviklerin Küçük
Han’a iki mektup gönderdiğini öğrenince hiç şaşırmadılar.
Adalet
Partisi’nin Bakû’deki komitesinden gönderilen ilk mektupta Stepan Afonyan’ın
İran’da partiyi “örgütlemek”le görevlendirilmiş temsilcileri olduğu dile
getiriliyordu.[20] Hazar Denizi’nin güneybatısındaki kıyı kenti Lenkoran’dan
gönderilmiş olan ikinci mektupsa Küçük Han ile daha önceki temaslara[21] atıfta
bulunarak aynı Afonyan’ı Küçük Han’a Lenkoranlı komünistlerin temsilcisi olarak
takdim ediyordu. İkinci mektubun yazarları, Bakû’ye gerçekleştirilen acil bir
ziyaretin ardından Küçük Han’ı ziyaret edeceklerine söz verdiler.[22]
İngiliz
istihbarat kaynakları, Temmuz ortasında Küçük Han ile dört Bolşevik arasında
bir görüşme gerçekleştiğini belirtiyor: bir Ermeni (Afonyan?), bir Türk (Tatar,
Azeri?) ve iki Rus. Ona 300 silahlı adam teklif ettiler, ancak Cengeli lideri,
“İngilizlerin olaya karışması riskini almak istemediği” için teklifi
reddetti.[23] Büyük olasılıkla, bu ilk temastan sonra, davasını oradaki
Bolşeviklerle görüşmek üzere iki meslektaşıyla birlikte Lenkoran’a gitmeye
karar verdi.[24]
Derviş
kılığına girmiş olmasına rağmen, düşmanı Talişli aşiret lideri Emir Muktedir’e
hizmet eden adamlar, Küçük Han’ı tanındılar ve onu tutukladılar, ancak Küçük
Han özgürlüğünü bir şekilde satın almayı bildi. Lenkoran’daki durumun
elverişsiz olduğunu, çünkü Rus Azerbaycan’ındaki İngiliz yanlısı hükümetin önde
gelen Bolşeviklerle görüşmeyi imkânsız hale getiren bir Bolşevik karşıtı
kampanya başlattığını bildirdi. Küçük Han’ın orada herhangi bir Bolşevik ile görüşüp
görüşmediği bilinmiyor. Yirmi altı günlük yolculuk başarısızlıkla
sonuçlandı.[25]
Bolşeviklerin
Cengeli liderine olan ilgilerinin devam ettiğini biliyoruz. Belirtildiği gibi,
Stalin’in Milliyet İşleri Bakanlığı’nın resmi yayın organı, Azeri Bolşeviklerin
Küçük Han ve İran’daki devrimci hava hakkında yazdığı bir dizi makale
yayınladı. İkinci olarak aynı bakanlık, Vusuk’un gerici kabinesine karşı daha
agresif bir tavır takındı. 20 Ekim 1919’da Gürcü Bolşevik V. Naneyşvili, Kirov
ile Küçük Han’a yardım etme olasılığını görüştü.[26] Benzer bir ilgi, Küçük Han
ile Bakû Bolşevik Komitesi arasındaki ilişkiler hakkında bilgi isteyen isimsiz
bir mektupta da dile döküldü. Bu ilgi, komitenin temsilcisi Stepan Afonyan
aracılığıyla canlı tutuldu.[27] Türkistan hükümetinin bir temsilcisi olan
Emanullah, 1919 yazında liderin yokluğunda Küçük’ün yeğeniyle görüştüğünü
bildirdi.[28] Nitekim, bir İngiliz istihbarat raporu, Ekim 1919’da Cengeliler
arasında sadece “bazı Kafkaslıların” değil, aynı zamanda Bakû ve Elizabetpol’de
(Gence) birkaç Cengeli temsilcisinin de bulunduğunu söylüyordu.[29]
Bu
kesintisiz ilginin Cengelilerin Kafkasya’daki gruplarla olan temaslarından
kaynaklandığına hiç şüphe yoktu. Küçük Han’ın başarısız gezisinden sonra,
yeğeni İsmail Han’ın Ağustos ayında silah ve mühimmat almak için Bakû’ye
gittiği bildirildi. Azerbaycan hükümeti tarafından iyi karşılanmasına rağmen,
kendisine hiçbir yardım yapılmadı. Aynı amaçla Gence’ye, oradan da Tiflis’e
gönderildi. 15 Ekim’de sadece bir katır yükü tüfekle Enzeli’ye döndü.[30] Büyük
olasılık hepsi de İranlı olan birçok Bakûlü, Küçük Han’ı destekledi ve ona
katılmaya hazır oldukları söyledi.[31] Silah, mühimmat ve eğitmenler isteyen
Küçük Han ise bunlara ayda 300-600 toman maaş ödemeye hazır olduğunu
iletti.[32]
Biri
Tatar diğeri Rus, iki Bolşevik elçisiyle yaptığı ikinci bir görüşmede Küçük
Han’a İran hükümetine karşı savaşmak için 60.000 adam teklif edildi. Küçük Han,
daha önce belirtilen gerekçelerle bu teklifi de reddetti. Ayrıca, bu kadar çok
Bolşevik’in yardımıyla İran’ı özgürleştirse bile, Bolşevikleri daha sonra
kovamayacağını, bunu yapmak için İngiltere’nin yardımına ihtiyaç duyacağını da
ekledi: Kısacası, İran’ın durumu daha iyi olmayacaktı![33] Ekim ayında
Bolşeviklerden, Türk (Tatar) sosyalistlerinden ve Azerbaycan hükümetinden mali
ve askeri yardım istedi. Azerbaycanlılar reddetti, Bolşevikler hiçbir şey
veremedi. Yalnızca sosyalistler bir miktar yardım gönderdiler.[34] Yeğenini
Bakû’ye, İhsan’ı Tiflis’e ve sekreterini de İsfahan’a Bahtiyar aşireti reisleriyle
görüşmeleri için gönderdi.[35]
Asıl
önemlisi, Gilan bölgesinde Cengeli nüfuzunun devam ettiğine dair kimi
göstergelerin mevcut olmasıydı. Lenkoran’dan döndükten sonra Küçük Han’ın
şehirdeki köylülerden hediyeler almaya ve onlardan kira toplamaya başladığı,
ayrıca zengin bir toprak sahibinin pirinç stoklarına el koyup Cengeli
Hareketi’ni desteklemek için sattığı bildirilmektedir.[36] Hazar kıyısında
Cengeli otoritesinin devam ettiği, Tahran tümeninden Rus Kazak komutanı R.
Kikaçinkov’un Eylül 1919 tarihli mektubunda Küçük Han’ı Tahran hükümetine karşı
çıkmanın ciddi sonuçları konusunda uyardığı ve teslim olmaya davet ettiği
belirtilmektedir. Küçük Han’a güvenli geçiş teklif edilmiş, hayatının geri
kalanında “huzur, saygı ve iyi bir konum” vaat edilmiştir.[37]
İngilizlere
satılmış olduğunu düşündüğü bir hükümete hizmet eden yabancı bir subay
tarafından imzalanan bir teklifi şiddetle reddeden Cengeli lideri, her
zamankinden daha kendinden emin ve daha radikal bir tavır takındı. 1918 yazında
İngilizlerin yaptıkları benzer bir teklifi reddettiğini hatırlatarak
Kikaçinkov’a şunları söyledi:
“Dünya tarihi bize, ülkeyi
yabancı düşmanların egemenliğinden kurtaramayan her hükümeti devirmeyi öğretir.
Ülkenin Londra’da hiçbir şeye satılması gerektiğini düşünen mevcut kabineye
karşı vatanın kurtuluşu için ayaklanmak halkın görevidir! [...] Bugün dünyadaki
devrimler bizi İran’da bir cumhuriyet ilan etmeye ve emekçileri avare sınıfın
elinden kurtarmaya teşvik ediyor, zira saray mensupları, ülkemizi demokrasi ve
anayasa hukuku ideallerine göre yönetmemize izin vermiyorlar.”
Kazak
subayına, geçmişte Haşmet ve diğerlerine verdiği sözü tutmayan hükümetin
sözünde durmayacağını söyledi. Tahran’daki yöneticilerle kendisi arasındaki
uçurumun aşılamaz olduğuna inanıyordu.[39]
Yeniden
canlanan, ancak hâlâ zayıf olan Cengelilere yapılan bir sonraki saldırı onları
tekrar diz çöktürmedi. Küçük Han’ın cumhuriyet ilan etme ve “emekçileri
özgürleştirme” ile ilgili kararlılığı, aldıkları bu yeni ve radikal konum,
Bolşevik elçileriyle (belki de yukarıda bahsedilen Lenkoran gezisi sırasında)
gerçek bir görüşmeden değilse bile, en azından önceki müttefiklerinden duyduğu
hayal kırıklıklarından kaynaklanmış olabilir. Bolşevik ajanları ve
sempatizanları tarafından İran’da hızla yayılan, Bolşevik başarılarına dair son
haberler de onu cesaretlendirmiş olabilir.[40] Gerçekten de, Küçük Han’ın Kazak
komutanına verdiği cevap, Tahran hükümeti ve İngilizlere karşı politik
stratejisinde bir dönüm noktası oluşturmaktadır.
Nedeni
ne olursa olsun, 1919 sonbaharının başlarında Cengeli Hareketi tekrar doğdu.
Bir İngiliz istihbarat raporu, askeri duruma ışık tutarak, Kazakların (garnizon
ve mobil birliklerin) ve Talişli aşiret reislerine bağlı kuvvetlerin yaklaşık
970 kişiden oluştuğunu tahmin ediyor. Kazaklar arasında “yüksek hastalık oranı”
da bulunan bu kuvvet, en fazla 200 kişiden oluşan yeniden organize edilmiş bir
Cengeli kuvvetiyle karşı karşıya gelecekti. Bunların yarısı, önceki baharda
Hacı Ahmed Kasmai ile birlikte teslim olduklarında kötü muamele gördükten sonra
Küçük Han’a yeniden katılmıştı. Bu adamlar, Gilan’ın dört bir yanındaki farklı
bölgelerde yeni operasyonlar için yeniden organize edilirken, Zencan ve
Halhal’dan “isyancılar” da Küçük Han’a katılıyordu. Cengelilerin konumu hâlâ
çok kırılgan olmasına rağmen, İngilizler, hükümetin “son darbeyi
indiremeyeceğini” düşünüyordu. Gilan valisi ve Kazak komutanı, Kazakların “işi
bitirmeyi umamayacaklarını, bunu yapmaya dair hiçbir planlarının olmadığını”
kabul ettiler.[41]
Öte
yandan, zalim genel valinin görevden alınması yönündeki artan baskı,
Norperforce siyasi subayı Binbaşı Edmonds’u, Teymurtaş’ın yerine Ahmed Han
Azeri’yi geçici vali olarak atamayı önermeye yöneltti.[42] Tahran hükümetinin,
Doğu’da Sovyet devriminin genişlemesinin giderek artan bir tehdit oluşturduğu
bir dönemde Cengeli Hareketi’nin dirilişiyle başa çıkamaması, Başbakan Vusuk’u
sonunda Küçük Han’a elçiler göndererek bir anlaşma arayışına itti.[43] Elçi,
“Küçük Han ve onunla birlikte olanların iyi niyetine ikna olmuş bir şekilde”
geri döndü.[44] Birkaç gün içinde Gilan’ın geçici valisi, ateşkes koşullarını
ve Cengelilerin merkezi hükümete “teslim olma” şartlarını açıkladı.[45]
Bazıları, Küçük Han’ın “sadık hizmetlerini” güvence altına almanın İran hükümeti
için büyük bir “avantaj” olacağını düşündü, çünkü o “belirgin bir yeteneğe ve
vatanseverlik duygusuna sahip olduğunu ortaya koydu.”[46]
Önerilen
anlaşmaya göre, Küçük Han ve kuvvetleri, düşmanlıkları sona erdirecek,
kaderlerini Başbakan Vusuk’un ellerine bırakacaktı. Karşılığında, canları ve
malları “affedilecek”ti. Küçük Han, “ülkeye geçmişte verdiği hizmetler
sebebiyle her zaman saygıyla karşılanacak”, Gilan eğitim idaresini denetleyerek
ülkesine sunduğu hizmete devam edecekti. Cengelilere yaşadıkları kayıplar
karşılığında tazminat ödenecek, kendilerine bağlı “silahlı kuvvetler” Jandarma
adı altında korunacak, Gilan’daki görevlerini yerel yönetimin emriyle ifa
edeceklerdi. Söz konusu kuvvetlerin komutası, Gilan’ın geçici valisince
önerilecek olan, Tahran’dan gelecek bir subaya verilecekti.[47]
Şubat
1920 ortalarında Azeri, Cengelilere önemli tavizler veren üç ek maddeyi
onayladı. İki madde şu şekildeydi:
1.
Kuvvetleri jandarmaya katıldığında komuta gene Küçük Han’da olacak;
2.
Hükümete bağlı askerler, Fumen’i tahliye edecek. (Azeri, Binbaşı Edmonds’a bu
vaatleri yerine getirme niyetinde olmadığını, sadece hareketin dağılmasını
sağlamak istediğini söylemişti!)[46]
Bu
tavizlerin samimi olup olmadığından bağımsız olarak asıl şu soru sorulmalı:
Cengeli lideri, bu anlaşmayı neden kabul etti? Hatırlatmak gerekir ki, daha
önce yaşadığı iki yenilgiye rağmen, Küçük Han hükümete boyun eğmeyi kesinlikle
reddetmişti. Dahası, bu sırada Cengeliler, güçlerini yavaş da olsa topluyor,
buna karşılık hükümetin altındaki toprak, bilhassa Sovyet tehdidi sebebiyle,
kayıyordu. Küçük Han’ın kabul ettiği tavizler, İngilizlerin, hatta Çarlık
komutanının sundukları kadar uygun değildi. Küçük Han neden aniden bu
dezavantajlı koşulları kabul etmişti?
Bir
cevap, tavizlerden beklenen etkilerde yatıyor olabilir. Yani, Küçük Han,
Binbaşı Edmonds’un da dediği gibi, yaprakların ağaçlardan döküldüğü “tehlikeli
kış aylarını atlatmak”, Cengelilerin güçlerini ikiye katlamalarını sağlamak ve
adamları toplamak için gerekli zemine kavuşmak istemiş olabilirdi.[49] Başka
bir cevap ise Cengeli liderinin Bolşeviklere karşı beslediği güçlü umutlarda
veya onlarla yaptığı gizli bir anlaşmada bulunabilir. Bu görüşü destekleyen çok
az kanıt olmasına rağmen, önceki yazdan beri Bolşeviklerle yaptığı çeşitli
temaslar bu cevabı teyit ediyor. Dolayısıyla, Küçük Han’ın tavizleri kabul etme
sebebinin, onun Bolşeviklerin İngiliz yanlısı güçleri bölgeden uzaklaştırması
için zaman kazanması gerektiğine inanması olduğunu söylemek mümkün.
Cengelilerin Tahran ile Ocak 1920’de yapılan anlaşmayı uygulamak için hiçbir
şey yapmamış olmaları göz önüne alındığında, bu, güçlü bir ihtimal.[50]
25-26
Mart 1919’da bir İngiliz siyasi subayıyla yapılan toplantıda, beş Cengeli
lideri, sözleşmenin kendi paylarına düşen kısmını yerine getirmeye hazır
olduklarını beyan ederken, aynı zamanda daha fazla zaman ve para elde etmek
için yeniden müzakere masasına oturmaya hazır olduklarını söyledi.[51] İlginç
bir şekilde, bu toplantı sırasında Küçük Han, güçlerini Kazaklara ve aşiret
ittifaklarına karşı korumak için silah satın almasını açıktan dile getirdi.
Böylece yeni anlaşma, yalnızca Kazakları terhis edilmesine ve toparlanmakta
olan Cengeli güçlerine karşı olası saldırıların önlenmesine katkıda
bulundu.[52] Küçük Han, uzlaşmacı taktiklerini kış boyunca ve 1920 baharına
kadar sürdürmüş gibi görünüyor. Daha önceki bir İngiliz siyasi subayıyla
yaptığı görüşmede Küçük Han, İngilizlere karşı her zamanki gibi dostane ve
uzlaşmacı davranmış, hatta “İngiltere-İran Anlaşması’nın kalıcı olmasını
umduğunu, bunun İran’ın çıkarına olduğuna inandığını” söylemişti. İngilizlerin
daha sonra öğrendiği üzere Küçük Han, “bu konuda samimi değildi”, aslında zaman
kazanmaya çalışıyordu.[53]
Sovyetler’in
Hamleleri ve Enzeli Çıkarması
Sekizinci
Bölüm, Tahran’ın sertleşen tutumuna karşılık olarak artan Bolşevik
propagandasına kısaca değinmişti. İran’ın başında bulunan, Sovyetler’in
diplomatik girişimlerine karşı koyan İngiliz yanlısı hükümet, Curzon-Vusuk
arasında imza edilen anlaşmayla ülkenin tümüyle İngilizlerin eline geçmesine
zemin hazırlıyordu. Ancak Sovyetler’in Doğu’da, bilhassa Doğulu komünistlerin
politik liderliğinde elde ettiği başarılar, Cengelileri doğal olarak etkiledi
ve Gilanlı devrimcilerin ittifaka dâhil olmalarını kolaylaştırdı.
Artık
Bolşeviklerin askeri başarılarını politik cephede kullanmanın vakti gelmişti.
Taşkent’teki Bolşevik komiserinin “İran Demokratlarına” (yani esas olarak
Cengelilere) yaptığı çağrıda, Cengelilerin 1907’den beri İngiltere ve-Çarlık
rejiminin uyguladığı baskılara karşı sergiledikleri direniş övülüyor,
cesaretlerinin ve özverilerinin karşılıksız kalmayacağına dair güvence
veriliyordu. Komiser, açıklamasının bir yerinde “Afganistan zaten İngilizlere
savaş açarak Devrime katıldı. [...] Hindistan uyanıyor! Türkiye isyan ediyor!”
diyordu.
“Ey zillet vadisinde
bulunanlar, savaşa hazırlanın, bunun için birleşik cepheyi oluşturun. [...]
İngiliz denilen düşmanı bu şekilde mağlup edeceğiz! Size zulmedenleri ezin!
Yaşasın İran devrimi!”[54]
Benzer
İngiliz karşıtı broşürler ve gazete makaleleri kuzey İran’a da gönderildi.
Bolşevik propagandası giderek İslami bir çizgi izledi. Örneğin, Bakû’de
yayınlanan Fukara Sedası gazetesi, İngilizleri “tüm ulusları Haç altına
toplamaya çalışmakla” suçluyordu.[55] İngilizlerin Mezopotamya’daki İmam Ali
Türbesi’ne “acımasız silahlarıyla sıktıkları mermilerle dinlerine duydukları
nefreti ortaya koyduklarını” söyleyen gazete Müslümanlara, “Sovyet hükümeti
hepinizi özgürleştirmek için kuruldu!” diyordu. Lenin’e, İslam’a ve “İslam’ın
gerçek takipçilerine” uzun ömürler dileniyordu.[56] İranlılara ve Kafkaslara
sürekli olarak Troçki’nin İran’da Çarlık rejimine verilen tüm tavizleri yürürlükten
kaldırdığını anımsatan Fukara Sedası gazetesi yanında, Zahmet ismindeki
(Kafkasya’da çıkan, İran’da dağıtılan Azeri) gazetesi de okurlarına
İngilizlerin dünya Müslümanlarını, bilhassa İranlıları yeryüzünden silmeye
çalıştığını söylüyordu.[57]
Küçük
Han’ın vakit kazanmak için Tahran’la anlaşma imzaladığı günlerde Doğu Devrim
Komitesi, yaptığı açıklamada, karşı-devrimci Beyaz orduların “artık Kızıllarla
başa çıkamayacak durumda olduğunu”, tüm dünyayı soyanların sonlarının
geldiğini, Sovyet Rusya’nın “dünya emperyalizmine, özellikle de İngiltere’nin
gücüne ve yönetimine karşı aktif olarak savaşan veya mücadeleye yeni başlayan
partileri veya grupları elindeki tüm araçlarla desteklemeye karar verdiğini”
söylüyordu.[58]
Devrimi
doğuya doğru genişletme hazırlıkları yapılırken, Tahran’daki İngiliz yanlısı
rejime karşı daha somut propaganda yürütüldü. “Uluslararası Doğu Konseyi”nce
yayınlanan, aralarında İran ve Türkiye’nin önde gelen iki komünist lideri
Sultanzade ile Mustafa Suphi’nin de bulunduğu kişilerce imzalanan bir
bildiride, Doğu ülkelerinin halkları “ayağa kalkmaya, Rusya’nın emekçi
sınıflarıyla el ele vermeye” davet edildi. Bildiride, “Bu tür bir birlik ve iş
birliği, yalnızca sizi değil, aynı zamanda Türkiye, Arabistan, Afganistan ve
İran’daki talihsiz kardeşlerinizi de kurtaracaj” denilmekteydi.[59] Daha
somutta, Küçük Han, “İran’ın bağımsızlığının ünlü savunucusu ve İran’daki
İngiliz emperyalizmine hiç de azımsanmayacak bir tehdit oluşturan kişi” olarak
methediliyordu.[60] Adalet Partisi’nin İranlı işçilere yaptığı bir çağrıda,
iktidardaki hanedanın para cezaları, gasp edilmiş vergiler ve hırsızlık yoluyla
“tüm İran halkını en büyük sıkıntıya düşürdüğü”, ülkenin egemenliğini
İngilizlere bıraktığı dile getiriliyordu. “Tanrıtanmaz rahipler ve mülk
sahipleri”, “kendilerini İngiliz altınına sattıkları” için eleştiriliyor,
“İranlılar her yönden kuşatılmış ve en düşük yoksulluk seviyesine
ulaşmışlardır” deniliyordu. Tüm İranlıları devrimci bayrak altında toplanmaya
davet eden Adalet, “yalnızca kendisinin İran’ı özgürleştirebileceğini, ulusun
haklarını aşırı vergiler, cezalar ve haraçlardan kurtarabileceğini”
söylüyordu.[61] Ancak, Çarlık döneminin hoş olmayan anılarının Sovyet rejimiyle
ilişkilendirilmemesi için, Adalet, Rus “köylülerinin İran’ın gerçek dostları”
olduğunu, “bugünkü Rusya’nın, 1906’da İran’ı yutmak için İngiliz hükümetine
destek sunan Çarlık Rusya’sı ile aynı olmadığını” özenle vurguluyordu.[62]
Tüm
bu propaganda boşuna değildi. Sovyetler’in Enzeli’ye çıkarma yapmasından iki
hafta önce, Muhyi, üç kardeşi, Mirza Hüseyin Han Kasmai, adı açıklanmayan bir
Kazak subayı ve (çoğu Küçük Han’a karşı ve onu kıskanan) yedi katılımcıyla
Kafkasya’daki Bolşeviklerin durumunu ve İran üzerindeki etkisini değerlendirmek
üzere gizli bir toplantı yaptı. Aynı zamanda, Meşedi Bagi, İran’da bir Bolşevik
partisi kurmaya çalışıyordu, kendisi, Tahran ile Reşt arasında mekik dokuyor,
Bolşevik propagandasına katkı sunuyordu.[63] Sovyetler’in İran’da ulaştığı
başarının niteliğini, hükümetin ve İngiliz hamilerindeki korkunun düzeyinden ve
Bolşevik karşıtı kampanyalarının yoğunluğundan anlamak mümkün. Bolşevizme
yönelik beğeninin artması, gizli diplomatik kayıtlarla da teyit edilen bir
olguydu. Tahran’daki ABD elçisi şunları söylüyordu:
"Bolşevizme yönelik
eğilim İran’da her geçen güçleniyor. Birkaç ay önce İranlıların Bolşeviklere
kesin ve değişmez bir şekilde karşı olduğu görülürken, bugün bu davaya destek
veren çok sayıda insana rastlanıyor. [...] Bolşeviklerin Kafkasya’dan İran’a
girmeyi başarmaları halinde İranlıların onlara açık kollarla karşılayacaklarını
sıklıkla işitiyoruz.”
Elçi,
Bolşeviklerin halktan gördüğü desteği şu şekilde açıklıyordu:
“İran’da Bolşevizmin
güçlenmesi, eskiden İranlıların Almanlara duydukları sempatiyle
ilişkilendiriliyor. Esasında Bolşevikleri veya ilkelerini sevmiyorlar, sadece
Bolşeviklerin İngilizlere şiddetle karşı çıkmalarını önemsiyorlar. Çok sayıda
vatansever İranlı, İngilizlerin en büyük düşmanları olduğuna kesin olarak
inanıyor. [...] Bolşevizmin İran’da sağlam bir yer edinmesinin pek mümkün
olmadığı düşünülse de, gene de bu ülkenin Bolşeviklerin en azılı düşmanı
tarafından işgal edilmiş olması sebebiyle, Bolşevizmin İran’a yayılma
tehlikesinin büyük olduğunu görmek gerekiyor.”[64]
Sebastian
Beck’e göre, temsili hükümetin getirilmesine rağmen sömürülen köylünün hâlâ
toprak sahibinin insafına kaldığı, zenginliğin birkaç kişinin elinde
toplandığı, İngilizlere rehin verilebilen, baskıdan başka bir şey olmayan bir
ülkede, tüm bu kölelikten kurtuluşu vaaz eden Bolşevizm, en geniş kitlelerce
kabul görüyordu. Toplumun muhtelif kesimleri, Bolşevikleri tüm dertlerin çaresi
olarak görüyor, onları coşkuyla karşılıyordu. Bunun en açık kanıtı, öğretileri
İslam’ınkine benzeyen Bolşevizmin, Hz. Muhammed’in din alanında başlattığı
çalışmanın ikinci, modern politik aşamasını gerçekleştireceği, Bolşeviklerin
İranlıların “manevi dostları” olduğu yönündeki iddiaları dillendiren İran
isimli gazetede çıkan bir dizi makaledir. İran gazetesi ayrıca,
Bolşeviklerin toplumsal pratiklerini önceden haber veren, İslam’daki “çok
eşlilik ve boşanma hakkını” örnekler olarak göstermiştir! Bunun dışında, Seda-ye
Tehran gazetesi ise Lenin’i Hz. Muhammed ile kıyaslamıştır.[65]
Bu
dönemdeki Bolşevik politikasının ayrıntılarına vakıf değiliz. Bununla birlikte,
tek tip bir Doğu politikası olmadığı kesindir: aynı politikanın çeşitli tonları
veya farklı politikalar, aynı anda hararetle tartışılmış ve uygulanmıştır.
Görüleceği üzere, bu tartışmada iki ana fraksiyon öne çıkmaktadır: Lenin ve
Troçki gibiler Batı Avrupa’da devrimi desteklerken, Sultangaliyev gibi
isimlerse dünya devriminin ancak Doğu’daki, yani sömürgelerdeki emperyalist
egemenliğin ortadan kalkmasıyla gerçekleşebileceğine inanıyorlardı.[66] Bu
tartışma sürerken, Müttefikleri (özellikle İngilizleri) eski Rus imparatorluk
topraklarından ve muhtemelen İran gibi İngiliz sömürgelerinden ve yarı
sömürgelerinden çıkarmak için her cephede pratik önlemler alınıyordu. Ancak
yaklaşık yetmiş yıl geçmesine rağmen, devrimci ajitasyonun doğuya doğru
genişlemesini denetleyecek, gerekli kararları alacak organlar ile 18 Mayıs
1920’de Enzeli’ye Sovyet birliklerinin çıkarma yapmasına yol açan süreçler
konusunda halen daha çok az şey biliyoruz. Asker çıkarmadaki amaç,bu
çıkarmaların ilan edilen amacı, Bolşevikler tarafından Rusya’dan dışlanan
General Denikin komutasındaki Beyaz Rus güçlerini silahsızlandırmaktı (bu daha
sonra daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır).
Mayıs
1920’de Kopenhag’daki Fransız elçiliğinde hazırlanan bir istihbarat raporuna
göre, Sovyet Dışişleri Bakanlığı, “İtilaf devletlerine ve her şeyden önce
İngiltere’ye karşı ortak siyasi ve askeri yürüyüş” üzerine “gizli bir
konferans” düzenledi.[67] Konferansa Lenin, Çiçerin, Radek, Kalinin, Karahan ve
General Kamenev gibi önde gelen Bolşevik liderlerin yanı sıra Türkiye, İran,
Afganistan, Gürcistan, Ermenistan ve Rusya Azerbaycanı’ndan komünist
temsilciler de katıldı. Sovyetler’in ilk İran elçisi Bravin ile Sovyet
Dışişleri Bakanı Doğu Dairesi Başkanı Vojnesenski de konferansta hazır
bulundu.[68] Şüphesiz ki, böylesine büyük bir konferans, Sovyet birliklerinin
İran’a indirilmesi, ardından gelen diğer faaliyetlere ilişkin kararı
kesinleştirmiş olmalıdır.
Yapılan
haberlere göre Konferans sırasında Bravin şu açıklamayı yaptı:
“Bolşevikler, Müslümanlar
arasında verimli bir zemin buluyorlar. Bolşeviklerin vaazlarını eşitlik ilkesi
nedeniyle çekici buluyorlar. Müslümanlar, Bolşevizmi büyük bir hevesle
kullanıyorlar, ancak sadece ulusal bir biçimde, çünkü ulusal kimliklerini korumak
istiyorlar. Artık Bolşevizmin emperyalist olmadığına ikna olmuş durumdalar.”
Haberlerde
ayrıca Lenin’in de konuşma yaptığı, İngiltere’ye şiddetle saldırdığı, Türkiye,
İran ve tüm Asya’dan “İngiltere’nin emperyalist ruhunu temizlemeyi” talep
ettiği aktarılıyordu: “Hindistan’da İngiltere’ye en korkunç darbeyi
indirmeliyiz. Nasıl hareket edeceğimizi bilirsek, bu amaca ulaşmak zor
olmayacaktır.”
Olan
bitenden detaylarıyla haberdar olan İsviçreli yetkililere göre[69] Bolşevikler,
o dönemde Türk milliyetçileriyle işbirliği yaparak, Hindistan’ı işgal etmek
için İranlılar, Tatarlar ve Türkler arasından toplanan 20.000 kişilik bir
seferi ordusu kurmuşlardı. Amaçları, “Müslüman ve Hindu ırklar arasında
İngiltere’nin otoritesine karşı kapsamlı bir ayaklanmanın fitilini
ateşlemek”ti. Enver Paşa’nın da bu planla bağlantılı olduğu söyleniyordu.
Lenin, Sovyet hükümetinin desteğini geri çekmeyeceğine dair “kesin güvence”
vermişti, çünkü Lenin, “kendi çıkarı için kapitalist güçlere vermek zorunda
kalabileceği sözlere rağmen, Doğu politikasını sürdürmeye kararlıydı”
Sovyetler’in Beyaz ordulara karşı elde ettiği hızlı başarılar hakkındaki bu ve
diğer raporlar, 1919 yazında İran’ı elinde tuttuğunu düşünen Lord Curzon gibi
kibirli sömürgeci politikacıları sarsmış olmalıydı.
Daha
da önemlisi, Bolşevik başarıları ve propagandaları, Tahran’daki Vusuk
hükümetinin ve İngiliz hamilerinin konumunu zayıflatmış gibi görünüyor. Lord
Curzon, Müttefiklerin kabul ettiği “ortak kaynakların azami miktarı”nın İran
veya Kafkasya’daki durumu “güvenli” kılamayacağının “tümüyle farkındaydı.”
Tahran’daki adamlarına, Hazar bölgesindeki durumun Londra’da “tamamen
anlaşıldığını ve kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini”, İngiltere’nin
durumu istikrara kavuşturmak için elinden gelen her şeyi yaptığını, ancak
himayesindeki başbakana karşı sabrının tükendiğini açıklamak için büyük çaba
sarf etti.[70] İngiliz yanlısı yönetici elitin hissettiği çaresizlik,
Tahran’daki İngiliz elçiliği ile Dışişleri Bakanlığı arasındaki yazışmalarda
açıkça görülüyor. Bakan Cox, Londra’ya Kazaklara yönelik sübvansiyonlar için
baskı yaparken, Vusuk’un Bakû’deki temsilcisi S. Ziya Tabatabai, acilen “son
Bolşevik başarılarına ve Bolşevik tehdidinin canlılığına” dikkat çekerek,
Tahran hükümetini (oldukça geç de olsa) Sovyet liderlerine “Bolşevikler
saldırganlıktan ve müdahaleden kaçınıp kışkırtıcı propagandayı bırakırlarsa,
İran’ın onlara karşı saldırmak gibi bir amaç gütmeyecek” güvencesini vermek
üzere bir heyet veya temsilci göndermeye zorladı.[71]
28
Nisan 1920’de Bakû’nün Sovyetler’in eline geçmesinden sonra ve kaçınılmaz hale
gelen çıkarma işlemi dâhilinde görevlendirilen Bolşevik askerlerin İran
kıyılarına yaklaşması, Tahran’da, İngiltere’nin en sadık destekçileri arasında
bile gerginliğe yol açtı. 14 Mayıs’ta İngiliz bakan, Curzon’a durumlarının
umutsuz olduğunu söyledi:
“Bazıları, Bolşevizm ve
İslam arasında ortak zemin bulmaya çalışıyor, bazıları Bolşevizmi İngiliz-İran
Anlaşması’na saldırmak için bir dayanak olarak kullanıyor. Herkes,
birliklerimizin İran’daki Bolşeviklerin acil hedefi olduğunu ve geri
çekilmelerini talep ettiğini veya rica ettiğini oybirliğiyle savunuyor. Her
zaman İngiliz-İran Anlaşması’nı ve mevcut kabinenin politikasını destekleyen Rad
gazetesi bile şimdi sessiz kalıyor, Times muhabiri ve benim sunduğum
karşı eleştirileri yayınlama cesaretini göstermiyor.[72]
Bu
gidişatın değişmesinin nedeni açıktı: İran’daki herkes Bolşeviklerin gelişini
bekliyordu[73] çünkü kuzey İran’da herkesin de bildiği üzere, Mirza Küçük Han
Bolşeviklerin devrime yardım etme niyetinde olduklarını öğrenmişti. Gelen
mesajın kaynağı, Rus Komünist Partisi’nin (RKP) Lenkoran Komitesi’, yani
yaklaşık bir yıl önce kendisiyle ilişkileri başlatan komiteydi. “Kızıl Rus ve
Azerbaycanlı işçiler, köylüler ve askerler” adına gönderilmişti.[74] Uzun
mektup, İngiliz burjuvazisini Doğu halklarını, bilhassa “büyük ve kadim Pers
ulusunu” köleleştirmekle suçluyor, Cengeli liderini, İran’ın “ezilen” halkını
kurtarmak için “İngiliz hırsızlarına” karşı muhalefet bayrağını kaldıran “tek”
kişi olarak takdim edip övüyordu. Lenkoran komünistleri, “İranlı emekçilerin
Büyük Şefi” Küçük Han’a, Sovyet Rusya’nın, İran halkının isterse İngilizleri
kovmasına yardım edebilecek durumda olduğunu söylüyordu. Mektup, şu sözlerle
sona eriyordu: “Yoldaş! Bil ki İran halkı her konuda bize güvenebilir.” Köklü
Müslüman geleneğine uygun olarak, mektuba bir madalya bir de tabanca eşlik
ediyordu.
Görünüşe
göre, Petrovsk’tan bir Sovyet deniz komutanı tarafından Küçük Han’a Sovyet
kuvvetlerinin yakında geleceğini bildiren ikinci bir mektup da
gönderilmişti.[75] Bu mektupları alan Küçük Han, Lenkoran’a iki elçi göndererek
komiteyle temas kurmaya çalıştı. Ancak sınıra ulaşmadan önce Sovyet kuvvetleri
İran’ın Enzeli limanına varmışlardı.[76]
Böylece,
18 Mayıs 1920 şafağında, Bolşevik Amiral Raskolnikov komutasındaki on üç savaş
gemisinden oluşan Sovyet Hazar filosu, Enzeli liman tesislerini ve Gazyan’da
demirlemiş gemileri bombaladı, İngilizlerden Enzeli’yi “limanda Rusya’ya ait
gemilerin ve savaş malzemelerinin bulunması nedeniyle” Enzeli’yi teslim
etmesini istedi. Kabul ederlerse, İngiliz birliklerinin ve sivillerin güvenliği
güvence altına alınacaktı. Sovyet komutanı, “Moskova’dan emir almadan kendi
inisiyatifiyle hareket ettiğini, bu adımları Hazar filosunun güvenliği için
gerekli gördüğünü”, filodan “sorumlu” olduğunu söyledi.[77] İlginç bir şekilde,
Gilan’da kalan kuvvetlerin Sovyet komutanı, General Champain’e, toplam 1.600
kişilik Sovyet kuvvetinin yarısının piyade, yarısının süvari olduğunu,
aralarında bir dizi İranlı Mücahidin gönüllü olarak bulunduğunu” bildirdi.[78]
Tahran’da
bulunan, İran’daki Sovyet girişimlerini engellemek ve “İran hükümetinin
çıkarları doğrultusunda” faaliyet yürütmek için hızla harekete geçen İngiliz
elçisi Cox, Raskolnikov da aynısını yaparsa ateşkesi tanıyacağını söyledi.
Sovyet komutanına, İran hükümetinin tutumunun “tarafsızlığının sıkı bir şekilde
korunması yönünde” olduğunu bildirdi. Bu nedenle, Rusya’da üç yıl süren kanlı
iç savaştan sonra yenilgiye uğradıktan sonra sürülen Çarlık komutanı Denikin’in
gemileri Enzeli’ye girmeye çalıştığında, teslim olmaları ve silahtan
arındırılmaları şartıyla bu askerlere izin verildi. Bununla birlikte, İran
hükümeti, Sovyet filosuna yönelik herhangi bir tehlike konusunda onunla
müzakere etmeye ve “içini rahatlatmaya” hazırdı.[79] Cox’un çaresizliği ve umutsuzluğu,
Paris’te çıkan Journal de Debats gazetesine şu şekilde
yansıyordu: “3 Ağustos 1919 tarihli İngiliz-İran Anlaşması, İran’ı Bolşevik
işgaline karşı koruma konusunda hiçbir şekilde başarılı olamadı.”[80]
Olaylara
hızla tepki veren Küçük Han da, Reşt’teki İngiliz yetkililerine Gilan’ı terk
etmelerini isteyen bir mektup yazdı. “Gilan’da barış ve uyum, kan dökülmesini
önlemek için eyaletin kadın sakinlerinin kutsallığının korunması, son olarak,
İngiliz ulusunun özgürlük ve demokrasi sevgisi adına” yalvardı, Gilan’ın dara
düşmüş halkı adına, “saldıran güçlerin Enzeli’yi bombalamasının sizin
askerlerinizin varlığından kaynaklandığına hiç şüphe yok” diyerek, İngilizlere
eyaletlerini boşaltmaları için çağrıda bulundu.[81]
Bu
arada Sovyetler, elde ettikleri askeri başarıların propaganda sahasında Doğu
halkları dâhilinde yol açtıkları sonuçların meyvelerini topluyordu. Tocsin’de
yayınlanan bir makale, Enzeli limanının işgalinin “İngiliz soyguncuları ve Şah
hükümetinin kuklaları arasında yoğun bir paniğe yol açtığını”, “bu insanlar,
kendilerini İngilizlere sattıklarından, işgalin İran’daki devrimci hareketi
önemli ölçüde etkilediğini” söylüyordu. Makale, oldukça yanlış bir tespit
dâhilinde, “İran ulusal hareketinin lideri Mirza Küçük Han’ın, İngilizlerin ve
Şah yetkililerinin panik halindeki tutumundan yararlanarak, askerleriyle
Tebriz, Reşt, Kazvin ve Enzeli şehirlerini işgal ettiğini” sözlerine ekliyordu.
Sovyet gazetesi, Sovyet Komutanı Raskolnikov ile Küçük Han arasındaki görüşmeye
atıfta bulunarak, bunun sonucunda “İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Sovyet
bakanları, nihayetinde Mirza Küçük Han önderliğindeki İran Sovyet Cumhuriyeti
Devrimci Askeri Sovyeti”nin kurulduğunu söylüyordu.[82] Doğu Milletleri
Propaganda Konseyi’nin bir başka broşürü ise, “Mirza Küçük Han’ın İranlı
devrimcilerin başında Enzeli’ye varması, Batum’un İngiliz birliklerince tahliye
edilmesi ve Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu’da Türk milliyetçilerinin
elde ettiği başarı, hep birlikte, teşkil edilmiş olan birliğin ulaştığı mutlu
sonuçlardır” diyordu.[83]
Diplomatik
Konumlar ve Adımlar
Belirtildiği
gibi, Amiral Raskolnikov, “kendi inisiyatifiyle” hareket ettiğini iddia ederek,
“Moskova hükümetinden önceden talimat almadan hızla devreye soktuğu önlemlerin
tek amacının Hazar Denizi’ni kontrol altında tutmak” olduğunu söyledi.[84] Olay
yerine gelen valiyle yaptığı görüşmede Raskolnikov, “Denikin’in savaş
gemilerini ve mühimmatını elinde tutmaktan başka bir niyeti olmadığını, bu
amaca ulaşıldığında Sovyet güçlerinin Enzeli’yi tahliye edeceğini açıkça
vurguladı.” Onun talimatıyla Sovyet birlikleri, Tahran’ın “Pers hükümetince
alıkonulduğunu söylediği, Denikin’e ait savaş gemilerini ve mühimmatını ele
geçirmek için Enzeli’ye çıktı.[85] Sovyet işgalinin amacı ne olursa olsun,
İngiliz kuvvetleri, Reşt’e çekilmeye, ardından güneye, Kazvin’e doğru hareket
etmeye başlayınca Gilan’da, özellikle İngiltere destekçileri arasında panik
yaşandı. Londra, bu dönemde Bolşeviklere karşı çıkmanın söz konusu olmadığını
açıkça belirtmişti.[86]
İngilizlerin
geri çekilmesiyle karşı karşıya kalan İngiliz yanlısı başbakan, aynı anda iki
adım attı: Dışişleri Bakanı Firuz’a Milletler Cemiyeti’ne Sovyet Rusya’ya karşı
protestoda bulunması talimatını verdi, bir yandan da Sovyet hükümetine
uzlaşmacı bir mesaj gönderdi. Milletler Cemiyeti genel sekreteri Sör Eric
Drummond’a hitaben yazdığı bir mektupta Firuz, uluslararası kuruluşa
Sovyetler’in Enzeli’ye saldırısını ve komutanın eylem için açıkladığı nedenleri
bildirdikten sonra “önceden herhangi bir uyarı yapılmadan ve İran tarafından
herhangi bir provokasyon veya saldırganlık olmaksızın tarafsız bir limanın
bombalanmasını” protesto etti. İran hükümetinin Bolşevik güçleriyle ön müzakere
yürütmeye hazır olduğunu, ancak “hiçbir şekilde Enzeli’nin işgaline izin
veremeyeceğini” sözlerine ekledi.[87] Vusuk’un protestosundaki yumuşaklık,
İngilizlerce yüzüstü bırakılması ve Ruslarla uzlaşma sağlama ihtiyacı göz önüne
alındığında anlaşılır bir sonuç.
Vusuk,
Sovyet dışişleri bakanı Çiçerin’e gönderdiği bir yazıda, İran’ı bağımsız bir
devlet olarak tanıyan ve Çar hükümetinin Şah ile yaptığı tüm anlaşmaları
fesheden 1918 tarihli Sovyet bildirisine atıfta bulundu. Bakan
yazıda,Azerbaycan ve Sovyet Rusya hükümetleriyle dostane ilişkiler kurmak için
şunları söylüyordu:
“İran hükümeti, biri
Bakû’ye diğeri Moskova’ya olmak üzere iki heyet gönderme sözü veriyor. Aynı
zamanda, İran sularında faaliyet gösteren Sovyet Rus gemilerinin Sovyet Rusya
ve Azerbaycan limanlarına hiçbir engelle karşılaşmadan dönmeleri güvence altına
alınmıştır. İran hükümeti, ayrıca Sovyet Rusya ile ticari ilişkilerini yeniden
başlatma ve bu ilişkilerin kapsamını genişletme arzusunu dile getiriyor. Son
olarak, İran hükümeti, Azerbaycan Sovyeti hükümetinin önceden feshedilmiş olan
Azerbaycan hükümetiyle Türkiye arasında imzalanan anlaşmayı onaylamaya istekli
olup olmadığı konusunda bilgilendirilmesini talep etmektedir.”[88]
Vusuk’un
girişimini memnuniyetle karşılamasına rağmen, Dışişleri Bakanı Çiçerin, İran’da
İngilizlerin işbirliğiyle gerçekleşen, Kolomitsev’in vurulması gibi çeşitli
düşmanca eylemleri uzun uzun eleştirdi.[89] Sovyetler’in Enzeli’ye yönelik
saldırısına getirdiği açıklamada Çiçerin şunları söyledi:
“Beyaz Muhafızlar’ın ve
Devrim Karşıtı General Denikin’in filosunun Enzeli’ye çekilmesi, Hazar Denizi
ticaretini tehdit etti, Kızıl Ordu ile Hazar Denizi’ne kıyısı olan tüm
bölgelerdeki Sovyet Hükümeti yetkilileri için sürekli bir tehlike oluşturdu.
Sovyet Rusya ile İran arasındaki ilişkiler duracak, iki ülke arasındaki ticaret
onarılamaz bir şokla yüzleşecekti. Bu ilişkilerin kesilmesinden ne İran ne de
Rusya suçluydu. Dolayısıyla, İran Dışişleri Bakanı’nın ilişkilerin kesilmesine
yönelik şikâyeti kesinlikle haklı ve meşrudur. Bu tahammülü zor ve tehlikeli
koşullara son vermek için, Hazar Denizi’ndeki Cumhuriyetçi Filo Komutanı,
Sovyet Hükümeti’nden herhangi bir talimat almadan bir dizi ihtiyati tedbir
aldı. Bunu yaparak, Komutan, yalnızca Rusya ve İran’ın karşılıklı çıkarlarını
korumayı, Denikin’in askeri ve deniz kuvvetlerinin son kalıntılarını yok etmeyi
amaçladı. Bu eylemler göz önüne alındığında, işgalci İngiliz birlikleri
Enzeli’yi boşalttı, tahliye sonrası limana çıkan Sovyet askeri, İran halkı ve
yetkililerince sıcak bir şekilde karşılandı. Sovyet hükümeti adına, Sovyet
Ordusu’na stratejik gereklilikler aşılır aşılmaz İran topraklarını boşaltma
talimatı verildiğini söylemekten onur duyarım.”[90]
Tahran’ın
Moskova’ya bir heyet gönderme kararını “memnuniyetle” karşılayan Çiçerin,
hükümetinin “Tahran ile posta ve telgraf ilişkilerini derhal yeniden kurmaya,
Orta Asya’nın tüm ırklarına yönelik uzlaşma ve barış politikasını sürdürmeye
hazır olduğunu” ilan etti. İran’ın içinde bulunduğu zor duruma “anlayış”
gösteren Çiçerin, Tahran hükümetinin Sovyet Rusya’nın yeni temsilcilerinin ve
konsoloslarının “İran’da hâlâ kalan yabancı birliklerin elinden gelebilecek
olası şiddete karşı” tam güvenliğini sağlama şartıyla geçmişi geride bırakmaya
hazırdı.[91]
Sovyet
bakanındaki uzlaşmacı dil, Tahran’daki kriz atmosferini dağıtmak için kamuoyuna
bir açıklama yayınlayan Vusuk kabinesini yatıştırdı. Bildiride, hükümet
yetkililerinin “Bolşevik yetkililerle İran’ın sınır bölgelerini boşaltmaları
için yoğun bir şekilde görüşmelerde bulundukları, bu nedenle halk, özellikle
Tahran halkı için, herhangi bir tehlike, sebep veya karışıklık nedeni olmadığı”
açıkça dile getirildi.[92] Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Cecil Harmsworth
ayrıca, Sovyet güçlerinin hâlâ Enzeli’de olmasına rağmen, “yakın gelecekte
ayrılacaklarına inanıldığını” ifade etti.[93]
Gerçekten
de, tüm operasyonun son derece dikkatli bir şekilde yürütüldüğü anlaşılıyor.
Bir İngiliz yetkilisi, sonrasında “Bolşevik planının tamamının dikkatle
düşünülüp mükemmel bir şekilde uygulandığını, Enzeli’nin uyarı yapılmadan
bombalanması ve bildirilen zorla asker toplama gibi iki ciddi istisna
haricinde, Bolşevik davranışının nadir görülecek ölçüde özel olduğunu, tüm
olayın sonuçları bakımından salt kınamayla karşılabileceğini” söyledi.[94]
Acil
hedeflerine ulaşan Sovyet hükümeti, 26 Mayıs’ta Amiral Raskolnikov’a İran
topraklarını ve sularını terk etmesi talimatını verdi.[95] Raskolnikov ve
siyasi komiseri S. Orjonikidze, Çiçerin’in yardımcısı Karahan tarafından
Enzeli’nin sınırlarını aşmamaları ve orada Sovyet birliklerinin bulunmasına
rağmen şehirde iktidarın İran’a ait olduğunu kamuoyuna ilan etmeleri konusunda
uyarılmıştı.[96] Bu emirlere sıkı sıkıya uyulmuş gibi görünüyor.
Ancak,
Rus ve Azerbaycan silahlı birliklerinin Gilan’da ve Hazar kıyısı boyunca diğer
yerlerde varlığını sürdürmesi ve Küçük Han önderliğinde İran komünistleriyle
“koalisyon” halinde Reşt’te cumhuriyetçi bir hükümet kurulması (bkz. 10.
Bölüm), İran hükümetini Sovyetler’in müdahalesini Milletler Cemiyeti’nde
protesto etmeye sevk etti. Cemiyetin görüşmelerinin sonuçları Vusuk kabinesini
hayal kırıklığına uğratırken[97], Çiçerin’in (Vusuk’un 16 Haziran’da Tahran'da
herkese duyurduğu) cevabı cesaret vericiydi. Cevap, tam da antikomünist
başbakana hitap ediyordu. “İran hükümetinin Sovyet hükümetiyle dostane
ilişkiler kurma arzusundan dolayı teşekkürlerini ifade eden Çiçerin, Vusuk’a
bir kez daha üzüntüyle “Sovyet Cumhuriyeti temsilcilerine İran’da nasıl
davranıldığını” hatırlattı. Troçki ve kendisinin İran’a dayatılan eski Çarlık
imtiyazlarını ve anlaşmalarını iptal ettiklerini bir kez daha dile getirdi.
Ayrıca İran başbakanına, “Enzeli’deki çıkarmayı öğrenir öğrenmez” Sovyet
filosunun İran topraklarından ve sularından ayrılması emrini verdiğini, bu
emrin “zaten yerine getirildiğini” söyledi. Sovyetler’in İran’ın egemenliğine
saygı duyduğunu bir kez daha dile getiren Çiçerin, ilişkilerin kurulması için
müzakerelerin başlamasını umduğunu söyledi. Vusuk, daha sonra halkına şunları
söyledi: “Görünüşe göre Sovyet güçlerinin tamamı İran’dan ayrıldı, ülkenin
hiçbir yerinde mevcut değiller. Bu nedenle, Reşt’teki son olaylardan yerel
unsurlar ve Bakû’den dönen İranlılar sorumlu tutulmalıdır, İran hükümetinin
Gilan’daki faaliyetlerini bastırmak ve eyalette düzeni sağlamak için alacağı
önlemler, İran hükümeti ile Sovyet Rusya arasındaki ilişkileri etkilemeyecektir.”[98]
Dışişleri
Bakanı Firuz’un 23 Temmuz tarihli iletişimine cevaben Çiçerin önemli bir
politika açıklamasında bulundu:
“Sizin gündeme
getirdiğiniz soruyu ayrıntılı olarak inceledikten sonra [...] elimdeki kesin
verilere dayanarak, size kesin olarak şunu bildirebilirim ki, artık İran
topraklarında veya sularında Rus Cumhuriyeti’ne ait hiçbir askeri veya deniz
gücü bulunmamaktadır. Sizin beyanlarınıza göre, sizin belirttiğiniz bölgelerde
bulunan güçlerin hükümetimizle hiçbir ilişkisi yoktur, yetkililerimiz
tarafından veya onların koruması altında hiçbir silah sevkiyatı yapılmamıştır.
İran’da devam eden iç çatışmalara karşı Rus hükümetinin tutumu, Reşt’te kurulan
hükümet ile Rus hükümeti arasındaki fikir benzerliğine rağmen, müdahale etmeme
yönündedir. Müdahale etmeme ilkesi, İran’da sadece savunulan değil, aynı
zamanda uygulanan bir ilkedir ve bu ilkeyi her iki tarafa da uyguluyoruz. Ne
Tahran’da kurulan hükümeti Reşt’teki hükümete karşı destekleyebiliriz ne de
Reşt’teki hükümeti Tahran’daki hükümete karşı savunabiliriz. Dolayısıyla,
Sovyet yetkililerinin, sizin istediğiniz gibi, Reşt’te kurulan hükümete veya
onun taraftarlarına karşı baskıcı önlemler alması imkânsızdır.”
Çiçerin
açıklamasında aslında yalan söylüyordu. İran’daki faaliyetlerde kendisine
yardımcı olan (İranski müstear adını kullanan) Pastuhov bu gerçeği sonrasında
itiraf edecekti.
Pastuhov,
1923’te yazdığı bir yazıda, Karahan’ın Ocak 1921’de Tahran hükümetinin, ülkede
İngiliz birliklerinin varlığının devam etmesi gerekçesiyle, Sovyet
birliklerinin İran’dan ayrılması talebini reddettiğini hatırlattı. Pastuhov, bu
dönemde Sovyetler’in sergilediği “kararlılığın son derece önemli olduğunu”,
zira “bu kararlılığın, İngiliz kuvvetlerinin İran’ı tahliye etmesine yol
açtığını” söylüyordu.
Ancak
zaman geçtikçe, Çiçerin’in, nihayetinde Sovyet Rusya’nın hangi hükümeti
desteklediği netleşti. Bu arada, Tahran ve Sovyet yetkilileri arasındaki
görüşmeler, Haziran’da Vusuk’un yerine geçen Başbakan Müşir tarafından bir
dostluk antlaşması için resmi müzakereler başlatılana dek devam etti. Haziran
(bkz. 11. Bölüm). Müşir’in Ekim 1920 sonlarında görevinden ayrıldığı sırada,
Milletler Cemiyeti’ndeki İran heyeti şu açıklamayı yapmıştı: “Sovyet Hükümeti,
İran ile samimi dostluğunu resmen ilan etmiştir. Kuzey İran’ı işgal eden bu
isyancı grupların hiçbir şekilde Kızıl Ordu’nun bir parçası olmadığı ve
Moskova’dan emir almadığı defalarca söylenmiştir.”[101]
Sovyet
Çıkarmasının Dâhili Sonuçları
İngilizler
ve müttefiklerinin Tahran’da ve başka yerlerde özenle çizdiği tabloya
rağmen[102], İranlıların Sovyetler’e karşı herhangi bir düşmanlık hissettiğine
dair hiçbir kanıt yoktur. Gece yarısı bombaların sesiyle uyanan Enzeli halkında
ilk başta bir panik yaşandığı doğrudur, ancak savaş tehlikesinin olmadığı
konusunda güvence verildikten sonra bu panik havası bir biçimde dağılmıştır.
Hatta kent, ilk saldırı sonrası Bolşevikleri coşkuyla selamladı. Raskolnikov ve
İhsan gibi isimlerin raporlarına ek olarak, Bolşeviklere düşman bir gözlemci
olan Yağikyan da halkın Bolşevikleri sevinçle karşıladığı iddiasını doğruluyor.
Bu sevinç, doğal olarak İngilizlerin ayrılmasıyla ilişkilendirilmiştir.[103]
Ancak, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, zenginler ve Gilan’daki İngiliz yanlısı
unsurlar ciddi şekilde sarsıldılar ve bölgeyi terk etmeye başladılar.[104]
İran’daki
iktidar elitleri arasındaki paniğin düzeyini reformist “burjuva” aydınların
sesi olan Seda-ye Tehran gazetesindeki bir başyazı üzerinden ölçmek mümkün.
Sovyet birliklerinin İran topraklarına girişinden üç gün sonra yayınlanan
başyazı şu çağrıyı yaptı:
“Hükümet, tümüyle
demokratik hale gelmeli, demokrasinin üç temel ve önemli ilkesini uygulamaya
koymalıdır:
1. Ulusal Meclis derhal
toplanmalı, milletin en yüksek gücü bu meclise devredilmelidir.
2. Politik güçle dini güç
birbirinden tümüyle ayrıştırılmalıdır.
3. Hükümete ve büyük
toprak sahiplerine ait tüm topraklar, demokrasi ilkelerine uygun olarak
çiftçiler ve köylüler arasında paylaştırılmalıdır.”
Başyazı,
aksi takdirde, “ikinci talebin zorla yerine getirileceği, üçüncüsünün mülkiyet
haklarının tamamen ortadan kaldırılmasıyla sonuçlanacağı” uyarısında
bulunuyordu.[105]
Sovyet
müdahalesi İran’da önemli bir siyasi sonuca yol açtı: İngiltere’ye karşı
muhalefeti güçlendirdi, Cengeli hareketini yeniden canlandırdı ve İngiltere’nin
desteğinden mahrum kalan, sonunda istifa etmek zorunda kalan Vusuk’un İngiliz
yanlısı hükümetini zayıflattı. Ancak daha çarpıcı olan, bu olayların, savaşta
kazandıkları zafer ve kendi felç durumları nedeniyle İngilizleri her şeye kadir
olarak gören İranlılar üzerindeki etkisiydi.
Sovyet
filosuna Enzeli’ye kadar eşlik eden Bolşevik gazeteci Larissa Reissner, olaylar
hakkında, her yana çekiştirilebilecek bir değerlendirmede bulundu:
“İngilizlerin sömürgecilik
politikası, Enzeli’de İşçi Devleti’nin gerçek güçleriyle karşı karşıya kalınca
yenilgiye uğradı. Bu yenilgiye tam da dünyada başka bir yerde değil, her türden
şantaja dayalı anlaşmayla aşağılanmış, yoksullaştırılmış ve zayıflatılmış,
İngiltere ile ittifaka zorlanmış olan İran’da tanık olundu. Hazar Denizi
kıyılarını terk ederken, İngilizler skandal niteliğindeki yenilgilerinin komik
ve hüzünlü yönlerini yerlilerin kötü niyetli bakışlarından gizleyemediler.
[...] Tüm şehir halkı, her zamanki işlerini bırakıp iskeleye oturdu, çekirdek
çitleyip eski kudretli efendilerinin Rus komandolarının taleplerini hızla
yerine getirişlerini izledi.”
Reissner,
dikkat çekici bir iddiada bulunuyordu:
“Doğu halkları keskin bir
gözlem yeteneğine sahiptir, eski efendilerindeki korku ve zayıflık
özelliklerini fark ettiklerinde bunları asla unutmazlar. Dün hâlâ bir köpek
gibi alçakgönüllü olan İran, bugün yabancıyla karşılaştığında yerinden
kıpırdamadan durur, onun suratına dik dik ve bilinçli bir şekilde bakar.”[106]
Gilan
veya Tahran’daki hakim ruh halinin bir yönüyle ilgili bu anlatım ne kadar doğru
olursa olsun, yönetici elit arasındaki şüpheciler, İngilizlerin kendilerini
rezil eden geri çekilme hamlesinin hesaplanmış bir adım olabileceğini
düşündüler. İngiltere’deki insanlar Bolşeviklerle çatışma sürecinin devam
etmesine destek sunmadıklarından, kabineleri özellikle Sovyet Rusya ile
ilişkiler kurmanın Hindistan’daki İngiliz çıkarlarını tehdit etmediği için
Vusuk ile yapılan anlaşmayı feda etmeye hazırdı. Hatta, “İran’ın bağımsızlığı”
Sovyetler’in Hindistan’a doğru ilerleyişini durdurabilir, İngilizler’in
Sovyetler’in iç işlerine müdahale etmesine mani olabilirdi. Bu nedenle, iki
rakip devlet, İran’da barışı sağlama ve onu bağımsız kılma konusunda zımni bir
anlaşma imzaladı.[107]
Başka
bir görüşe göre, İngilizlerin herkesi şaşırtan geri çekilme hamlesi “İran
halkını ve ülkedeki kapitalistleri korkutmayı" amaçlıyordu. Bolşevikleri
İran’ın içlerine çekip İran’ın bağımsızlığı hakkında yaygara koparınca,
İran’daki nüfuzlu kişiler, şahı İngilizlere kalmaları konusunda yalvarmaya
zorlayacak, böylece şah, 1919 anlaşmasını fiilen yürürlüğe koyacaktı.[108] Bu
alabildiğine yavan ve basit olan görüşler, İran’da hâkim olan “komplocu”
zihniyetin yansımasıydı. Ülkedeki durum çok daha karmaşık ve çetrefilliydi.
Üçüncü
bir görüşe göre, Sovyet birliklerinin Bakû’de yoğunlaşması ve İngilizlerin hem
kendi ülkelerinde hem de İran’da yaşadığı zorluklar göz önüne alındığında,
Bolşevik-Cengeli koalisyonunun İngilizlere karşı kurulma ihtimali, Sovyetler’e
karşı herhangi bir direnişi veya çatışmayı akılsızca bir girişim haline
getiriyordu.[109]
Sonuç
Cengelilerin
1919 baharındaki ikinci yenilgisinin ertesi günü güç ve itibarlarının
zirvesinde olan İngilizler, İran’ın mutlak hâkimiydiler. İran kurtuluş hareketi
ise paramparça olmuş, kitle desteğinden tümüyle mahrum kalmış,
moralsizleşmişti. Ancak, Rus iç savaşı Beyaz ordulara karşı ardı ardına gelen
Bolşevik zaferleriyle sona ererken, İran’daki durum tersine dönmeye başladı.
Umudunu hiçbir şekilde yitirmemiş olan Küçük Han, güçlerini yavaş yavaş yeniden
örgütledi, ancak hareketini asıl, Sovyetler’in Bolşevik devrimini Doğu’ya ihraç
etme girişimlerinin tehdidi (veya buna dair algı) canlandırdı. Hem Cengeliler
hem de Tahran’daki muhalifleri bu dış faktörden kesin olarak etkilendiler. Bu,
başbakanın Ocak 1920’de Küçük Han ile bir anlaşmaya varmak ve onun da onayını
almak için yaptığı manevrayı açıklıyor. Başbakan, Bolşeviklerin ilerleyişine
mani olmak isterken, Küçük Han zaman kazanmak istiyordu. Cengelilerin ve
gelecekteki (geçici) müttefiklerinin elini en fazla kolaylaştıran bir diğer
önemli faktör, 1919’da Curzon ve Vusuk arasında yapılan anlaşmanın
saçmalığıydı. İran, artık tamamen İngilizlere karşıydı. Öte yandan Bolşevikler,
İran sınırına yaklaştıkça, Cengelilerin planları daha pratik bir önem kazandı.
Sovyet başarılarının bir diğer sonucu da Cengeli liderini radikalleştirmek
oldu. radikalleşen Küçük Han, Sovyet birliklerinin Enzeli’ye inişinden aylar
önce cumhuriyetçiliği seçti.
Az
önce tartışılan, ilk elden ortaya çıkan sonuçların yanında, İngilizlerle
Sovyetler arasındaki ticari görüşmeler tüm ciddiyetiyle devam ederken devrimi
doğuya doğru genişletme niyetini işaret eden bir olay olarak Sovyetler’in İran
topraklarına girmesi, kapsamlı sonuçlar doğurdu. Devrim sahasını eski Rus
İmparatorluğu topraklarıyla sınırlayan işgal pratiği istikrarı tesis etti. İran
ile kuzeydeki, artık Bolşevik olan komşusu arasındaki ilişkileri canlandırdı ve
İran’ın muktedir elitinin kimi üyelerinin toplumdaki rollerini yeniden gözden
geçirmelerine neden oldu.
Bu
değişiklikler, büyük ölçüde (muhtemelen Rus Komünist Partisi içi yaşanan
ayrışmaların yansıması olan) Sovyetler’in Doğu sorunuyla ilgili ikili
politikası sayesinde yaşandı. Başlangıçta tutarsızlıklarla malul olsa da, bu
politika, Lenin, Troçki ve Çiçerin önderliğinde kademeli olarak tutarlı, uzun
vadeli, iki yönlü bir stratejiye dönüştürüldü. Stalin ile diğer Sovyet
liderleri sonraki yıllarda bu yolu dikkatle yürüdüler. Sonraki bölümlerde de
görüleceği üzere, Enzeli çıkarmasından sonra İran Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti’nin kurulması, çelişkili biçimde, İran’da devrimi teşvik etmek
şöyle dursun onu kontrol altına almak suretiyle, Sovyetler’in çıkarlarına
hizmet etti.
Hüsrev Şakiri
[Kaynak:
Birth of the Travma: The Soviet Socialist Republic of Iran, 1920-1921,
University of Pittsburgh Press, 1995, s. 166-187.]
Dipnotlar:
1. 1919 tarihli, tarihsiz ve anonim bir İngiliz karşıtı “mektupta” şu ifadeler
yer alıyordu: “Bolşevikler, ilahi merhametin melekleri mi yoksa işkence ve
sefaletin canavarları mı, fark etmez, dış etkilerle buraya çekilmedikçe bu
ülkeye girmeleri mümkün değil.” Bir diğer mektupta ise İslam ve komünizmin
birbirine zıt olduğu, Bolşeviklerin “barışçıl niyetlerini ilan etmelerine
rağmen, Bolşevizmin İran’da kök salması durumunda, Vusuk’un küstah politikası
ve İngiliz Elçiliği’nin onun ihanetlerine verdiği destek ve savunmanın,
gelişmesindeki en önemli faktör olacağı” iddia ediliyordu. (USNA 891.00, Rolls
5 and 33).
2.
M. Marchenko (Martçenko), “Mirza Kutchuk, dit Kutchuk Khan, sa Vie et son
Oeuvre,” Revue du Monde Musulman 40-41 (Eylül-Aralık 1920): 104.
Türkçesi: İştiraki.
3.
“Siyaset sınıfı”ndaki insanlar vatansever dürtülerle hareket etmiyorlardı. Hatta
bazıları, manda sisteminde kendi imtiyazlarını yitireceklerinden
korktuklarından İngiliz karşıtı harekete katıldı.
4.
Bu “gece mektuplarının” ve şiirlerinin çevirisi için bkz.: USNA, 891.00, Rolls
5 and 33.
5.
Curzon ve Şehzade Firuz’un görüşleri için bkz.: “Banquet to Persian Foreign
Minister,” Near East, 5 Aralık 1919, s. 627-28; İngilizlerin Fransız
basınının muhalefetine dönük rahatsızlığı konusunda bkz.: a.g.e. 22
Ağustos 1919, pp. 220-21. Anlaşmaya yönelik itiraz konusunda bkz.: J. M.
Balfour, Recent Happenings in Persia (Londra, 1922), 5. Bölüm; FAC.
Forbes-Leith, Checkmate, Fighting Tradition in Central Asia (Londra,
1928; rpt. New York, 1973), s. 78; S. A. Armitage-Smith, ‘Teheran and the Road
There and Back,” Persia Magazine 1, Sayı. 3 (Eylül 1921): 77-85;
F. Stanwood, War, Revolution, & British Imperialism in Central Asia (Londra,
1983), 1. Bölüm; ve H. Nicolson, Curzon: The Last Phase, 1919-1925 (Londra,
1934), 5. Bölüm; N. S. Fatemi, Diplomatic History of Persia, 1917-1921 (New
York, 1952), 4. Bölüm.
6.
Caldwell to State Department, quarterly report no. 6, Tahran, 9 Ocak 1920, USNA
891.00/1148.
7.
1919 yazının ortalarında hareketin yeniden dirildiğine dair haberler Horasan’da
sürgünde olan esir Cengelilere bile ulaştı (M. H. Sabouri-Dailami, Negahi az
Daroun heh Enqelab-i Mossallahaneh-yi Jangal [Tahran, 1979], s. 128-31).
8.
Reports no. 191 ve no. 193, 10 Haziran 1919, FO 248/1244; Resht situation
report no. 13, 18 Temmuz 1919, FO 248/1260.
9.
Report no. 203, 17 Temmuz 1919, FO 248/1244.
10.
Reports, 20 ve 25 Ekim 1919, FO 248/1244.
11.
Reports, 17 Ekim ve 28 Kasım 1919, FO 248/1244.
12.
Eldrid letter, 18 Temmuz 1919, FO 248/1244.13. Report no. 244, 25 Kasım 1919,
FO 248/1244.
14.
Report no. 193, 10 Haziran 1919, FO 248/1244. Küçük Han zaten bir efsaneydi.
Reşt yakınlarındaki Gilan ormanlarında bulunduğu sıralarda, çeşitli raporlara
göre, insanlar onun Kazvin’e, oradan da Şah Abdülazim’e (Tahran yakınlarındaki
bir türbeye) ve kutsal Kum şehrine hac yolculuğuna gittiğine inanıyorlardı. Marçenko
ise onun Afganistan’a gittiğini söylüyordu! Bir başka söylenti ise, eski bir
kitapta “Ormanda bir kurtarıcının ortaya çıkacağı ve on beş yıl sonra Seyyid
Hüseyin tarafından öldürüleceği”ni okuduğu için asla teslim olmayacağı
yönündeydi. Bkz. Reşt durum raporları Sayı. 13, 18 Temmuz ve Sayı. 18, 13 Eylül
1919, FO 248/1260.
15.
Report, 9 Ekim 1919, FO 248/1244.
16.
Bir grup Gilanlı toprak sahibi, Emin ve eşinin yaptığı “zulümleri” İngiliz
konsolos yardımcısına iletti. Letter, 25 Eylül1919, FO 248/1260. Toprak
sahipleri ve eyaletin önde gelen isimleri, bir yandan da genel validen
kurtulmak için uğraşıyorlardı (Resht situation report no. 18, 12 Eylül 1919, FO
248/1260).
17.
Report, 9 Ekim 1919, FO 248/1244; Muhtemelen Emir Muktedir’i bir yandan da Rus iç
savaşında Bolşeviklerin elde edeceği zaferin İran’daki siyaset sahnesinde yol
açacağı olası sonuçlar korkutmuştu.
18.
Eldrid, Resht situation report no. 13, 18 Temmuz 1919, FO 248/1260.
19.
A.g.e. Kazakların yapıp ettiklerinden rahatsız olan Eldrid’in
Cengelilere sempatiyle yaklaştığına hiç şüphe yok. Eylül ayı içinde Cengelilerin
elindeki tutsaklarla ilgilil olarak valiyle konuşan Eldrid, bunların serbest
bırakılması gerektiğini söyledi. Bkz.: Report no. 100, 18 Eylül1919, FO
248/1260.
20.
17 Temmuz 1919 tarihli mektubun altında IKP’nin önde gelen lideri Ahundzade
Kater ile N. Turani isimli bir komünistin imzası vardı. (Bkz.: Eldrid letter, 6
Ağustos 1919, FO 248/1244.) İlginç olan şu ki hatıratında Ahundzade, Küçük Han’la
gizli kurulan bu temastan hiç bahsetmiyor ama onu “bağnaz ve demagog” olmakla
suçluyor. Bkz.: A. Shamideh, Mirzeh Mohammad Akhundzadeh, Bahram Sirus (Bakû,
1974), s. 34.
21.
Burada muhtemelen Kafkas Bolşeviklerinin 1918 yazında, Reşt’te bulunan Küçük
Han’ın Ermeni Bolşevik Vatsek’ten polisin veya milislerin kendi idaresine
verilmesini istediği günlerde onunla kurulan temaslara atıfta bulunuluyor. A.
Ibrahimov, Iran Kommunist Partiasinyn Iaranmasy [Bakû, 1963], s. 140).
22.
Eldrid letter, 6 Ağustos 1919, FO 248/1244; İkinci mektup tarihsiz, altında
İpolenko ve Ogonev isimli iki Bolşeviğin imzası var. Ayrıca bkz.: Resht
situation report no. 14, 12 Ağustos1919, FO 248/1260.
23.
Situation report no. 4, 28 Ocak 1920, FO 248/1310. Hınçak üyesi Yağikyan’ın
Ermeni gazetesi Zenk’te çıkan makalesi de bu bilgileri destekliyor.
Aktaran: Mirza Isma’il Khan Jangali, Mirza Isma’il Khan Jangali, Qiyam-i
Jangal, Ydd-dasht-ha-yi Mirza Esma’il Jangali [Memoirs], (Jangali), yayına
hz.: ve takdim yazısını yazan: E. Ra’in (Tahran, 1978), s. 135-36.
24.
Bu bilgiler, Reşt’in önde gelen âlimlerinden Bahri Ulum’a Emanullah’ın yazdığı
22 Ağustos 1919 tarihli mektupta yer alıyor. Eldrid, mektubun postanede kendilerinin
eline geçtiğini iddia ediyor! İngilizlerle yakınlığı ve sahip olduğu politik
konum dikkate alındığında mektubu muhtemelen bizatihi molla teslim etmiş
olmalı. Bkz.: Eldrid letter, 24 Ağustos 1919, FO 248/1244.
25.
Muhbirin iddiasına göre Küçük Han yaptığı değerlendirmeyi 16 Ağustos 1919 günü
Tabirgurab’daki ev sahibine iletti. Bkz.: Letter, 24 Ağustos 1919, FO 248/
1244; ayrıca bkz.: Resht situation report no. 16,1919, FO 248/1260. Bu değerlendirmenin
farklı biçimleri Farsça olarak paylaşıldı. Rıza Hacavi, Rus devrimcilerinin
Küçük Han’ı Kafkasya’ya tartışma için davet ettiğini söylüyor (“Memoirs,” yayınlanmamış
el yazması, s. 51). Sağlığını bahane eden Küçük Han yola çıktı ve kısa süre
sonra anlaşmayı yapmış olarak yurda geri döndü. Cengeli hareketinden bir
yoldaşı Küçük Han’ın Lenkoran’a yaptığı seyahatten kendisine söz ettiğini
söylüyordu. Endişelerine ve “işbirliğini onursuzluk addeden” yaklaşımına rağmen
Lenkoran’daki Bolşevik temsilcilerinin ısrarı üzerine, Hasan Han Muin Ruaya ve
Meşhedi Enam ile birlikte gitmeyi kabul etti, orada Sovyet politik
temsilcileriyle bir araya geldi. Küçük Han anlaşmaya da dostluk kurulmasına da
karşıydı. Bkz.: M. J. Taheri (Reshti), Sholeh-yi Sham‘i Jangal (Reşt,
1980), s. 122— 23. Olayı anlatan iki isim de Küçük Han’ın Lenkoran’daki Bolşeviklerle
yaptığı tartışma konusunda birbiriyle çelişen değerlendirmelerde bulunuyor.
26.
M. C. Iskenderov, Iz Storii Borbyi Kommunisticheskoi Partii Azerbaid- zhana
za Pobedu Sovetskoi Vlasti (Bakû, 1958), s. 311-12.
27.
Kasım 1919 gibi erken bir tarihte Rusça olarak yazılmış isimsiz bir mektup
İngiliz istihbaratının eline geçti. Rus Gönüllü Ordusu temsilcisi Albay Balyas’a
hitaben yazılmış mektup, Afonyan’ın Küçük Han’la ilişkilerini, özellikle onun
herkesin Küçük Han’ın hizmetine girmesini istemesini sorguluyordu. Küçük Han’ın
Bolşevik yanlısı ajitasyon faaliyeti için para aldığını söyleyen mektup, bir
yandan da Küçük Han’ın Bolşeviklerle temas kurmak için Tiflis’e gittiğini
söylüyordu (Enzeli’deki Siyasi Subay Yardımcısı’nın (ismi okunmuyor) raporu, 8
Kasım 1919, FO 248/1244).
28.
Report by Amannullah, in Assistant Political Officer’s letter, 24 Ağustos 1919,
FO 248/1244.
29.
Edmonds report, Kazvin, 12 Ekim 1919, FO 248/1244.
30.
Reports no. 22, 21 Eylül 1919; no. 233, 13 Ekim 1919; no. 226, 18 Ekim 1919 (FO
248/1244); no. 138, Kasım 1919; ve no. 112, 2 Ekim 1919 (FO 248/1260).
31.
Report no. 112, 2 Ekim 1919, FO 248/1260.
32.
Report no. 119, 12 Ekim 1919, FO 248/1260.
33.
Situation report no. 4, 28 Ocak 1920, FO 248/1310. Küçük Han’ın Bolşeviklerle
yaptığı sohbet Yağikyan’ın makalesinde de aktarılıyor (Bkz.: n. 23). Bu dönemde
kimin kime söylediğini tespit etmek mümkün değil.
34.
Report no. 131, 1 Kasım 1919, FO 248/1260.
35.
Report no. 149, 11 Aralık FO 248/1260. Yakın arkadaşı Mir Salih Muzafferzade yaz
başında Bahtiyari aşiretleriyle görüşmekle görevlendirildi ama görüşme sonuçsuz
kaldı. Resht situation report no. 14, 12 Ağustos 1919, FO 248/1260.
36.
Report by Amannullah, in letter from British Assistant Political Officer at
Anzali [name illegible], 24 Ağustos 1919, FO 248/1244.
37.
Kikachinkov letter to Kuchek Khan, 16 Eylül 1919, A. A. Sepehr, Iran dar
Jang-i Bozorg içinde (Tahran, 1956), s. 388 ve E. Fakhra’i, Sardar-i
Jangal, 4. Baskı (Tahran, 1972) (Sardar), s. 217-18.
38.
Kuchek Khan letter to Kikachinkov, 18 Eylül 1919. İran’daki eski krallıkla
ilgili görüşleri değişti. İngiliz diplomatıyla sohbetinde cumhuriyetin kurulmasına
karşı çıktı. Yazın tutsak Kazakların karşısında “Yaşasın Şah!” diye bağırdı. (Eldrid
letter, 27 Şubat 1919, FO 248/1260.)
39.
A.g.e.
40.
ABD elçisi Caldwell (quarterly report no. 6, Tahran, 9 Ocak 1920, USNA
891.00/1148) de Rus Bolşevik propagandacıların Azerbaycan’a, Gilan’a, Mazenderan’a
ve Horasan’a geldiklerini söylüyor. Ayrıca bkz.: 10 Nisan 1920 tarihli Bolşeviklerin
Azerbaycan’daki fiili varlığına dair raporu (USNA 891.00/1157). Adaletçilerin o
dönemde İran’a girişleri ile ilgili değerlendirmeler için bkz.: Ibrahimov, Iran
Kommunist Partiasinyn Iaranmasy, s. 163; ve Le Mouvement Communiste en
Iran, yayına hz.: C. Chaqueri (Floransa, 1979), s. 120-32.
41.
Edmonds report, Kazvin, 12 Ekim 1919, FO 248/1244.
42.
Edmonds report no. 244, 15 Ekim 1919, FO 248/1244.
43.
Sör Percy Cox, Başbakan Vusuk’un korkularını Ocak 1920’de Lord Curzon’a iletti.
“Mevcut durumu endişe ve korkuyla karşılayan Başbakan Vusuk, İran’a yönelik
Bolşevik tehdidinin İran hükümetinin iç meselesi olarak görülemeyeceğini
söyledi.” Bu sebeple başbakan, para ve askeri teçhizat talep etti. “Başbakan, Bolşeviklerin
İran’a yönelik planları esasen özelde İngiltere’nin genelde Müttefiklerin saldırıya
uğracağı en önemli yerin İran olması gerçeğini esas aldığını düşünüyordu.” (Cox
letter, 17 Ocak 1920, FO 416/66, s. 20).
44.
Report, 19 Ocak 1920, FO 248/1292.
45.
Bkz.: Reports no. 252, 17 Aralık 1919; ve no. 260, 30 Aralık 1919; FO 248/1244.
Ehsanollah Khan, “Revolutionary and National Movement in Persia, 1914-1917,
Memoirs of a Contemporary Witness” (“Memoirs”), pt. 3, The Revolutionary
Movement in Iran versus Great Britain and Soviet Russia, 1914-1932 içinde,
yh.: C. Chaqueri (Floransa, 1979) (RMI), s. 711-12. Şakiri, bu kitabında
yeni Cengeli Komitesi’nde bulunan herkesin anlaşmayı razı geldiğini bir tek
Küçük Han’ın kabul etmediğini söylüyor.
46.
Bir örnek için bkz.: Caldwell, quarterly report no. 6, 9 Ocak 1920, USNA
891.00/1148.
47.
İngilizce çevirisi: FO 248/1292 ve USNA 891.00, Roll 5; Farsça metin: Sardar,
s. 221-22. Farsçası İngilizce çevirisinden farklı.
48.
Edmonds report, 18 Mart 1920, FO 248/1292.
49.
A.g.e.
50.
Rad gazetesinin 31 Mart 1920 tarihli nüshasına göre Gilan valisi 1920 yılının
Mart ayının sonlarında Reşt’e gitti. Sebebi “Cengelilerin ünlü lideri Küçük Han’ın
kendisi ve hükümet arasında imza edilen barış anlaşması şartlarına sadık
kalmayı reddetmesi”ydi.
51.
Küçük Han yanında Hasan Han Muin Ruaya, Mirza İsmail Han, Halo Kurban ve İhsan
da toplantıya katılmıştı (bkz.: report no. 25, Jangali file, 30 Mart 1920, FO
248/1292).
52.
Sabouri (Negahi az Daroun, s. 149) 1920 baharında Cengelilerin yeni
karargâhına geldikten sonra barış anlaşmasının Küçük Han açısından salt zaman
kazanmak için başvurulmuş bir taktik olduğunu anladığını söylüyor.
53.
İngiliz subayı Butters’a göre Küçük Han toplantının 1920 yılının Mart ayının
başlarında yapılmasını istedi. Bkz.: Butters report, Reşt, 9 Mart 1920 and
comments FO, 14 Temmuz 1920, FO 371/4918, s. 100-08; ve telegram, 27 Mart 1920,
FO 248/1292. İhsan kendisinin toplantıya katılmayı reddettiği iddiasında. Fakat
Butters bu iddiayı doğrulamıyor. İhsan ne Küçük Han’ın taviz veriyormuş gibi
yaptığından da toplantıyı asıl Küçük Han’ın istediğinden de habersiz. Bkz.:
Ehsan, “Memoirs,” pt. 3, RMI, s. 713.
54.
Bolshevik Commissar of Tashkent, ‘To the Democrats of Persia,” 20 Ağustos 1919,
FO 248/1236.
55.
“Bolshevik and Pan-Islamic Propaganda in Turkestan,” Foqara-Sedasi, 29
Ağustos 1919, çeviri: FO 248/1249.
56.
A.g.e.
57.
Zaria ve Zahmat, 1 Eylül 1919; Assistant Political Officer to
Political Officer, Norperforce, 9 Eylül 1919, FO 248/1236. İran ve diğer
yerlerde iktidarla mollalar arasındaki ittifakı gören Bolşevikler onların eline
koz vermemeye çalıştılar, bu noktada “hain mollalar”a saldırmamayı, onları ifşa
etmemeyi seçtiler (Foqara-Sedasi, 29 Ağustos 1919).
58.
Malleson telegram, Meşhed, no. M.D. 02987, 18 Ocak 1920, FO 248/ 1311.
59.
“Translation of Bolshevik Leaflet from Turkish Addressed to the Oppressed
Nations of the East,” FO 371/4917, s. 6.
60.
Tocsin, 21 Nisan 1920, çeviri: FO 371/4917.
61.
“Appeal to Persian Workmen from the Adalat Committee,” FO 371/ 4917, s. 56-57.
62.
A.g.e., s. 57, 42.
63.
Report no. 40, 5 Mayıs 1920, FO 248/1310.
64.
Caldwell to Department of State, 10 Nisan 1920, USNA 891.00/1157.
65.
Sebastian Beck, “Uebersicht fiber die politischen und militarishcen Ereignisse
in Persien,” Der Neue Orient 3 (1920): 104; Iran gazetesindeki
makaleleri akt.: “Le bolchevisme progresse chez les Persans,” Correspondance
d’Orient, no. 238, 30 Mayıs 1920, s. 468.
66.
Doğulu komünistlerin devrimci çizgisi konusunda bkz.: A. Bennigsen ve C.
Lemercier-Quelquejay, Islam in the Soviet Union (Londra, 1967), pt. 2; ve
C. Chaqueri, “The Baku Congress,” Central Asian Survey 2, no. 2 (1983).
67.
French legation in Cophenhagen, report prepared ca. May 10 on the “basis of
information provided by an agent habituellement bien informe,“ 29 Mayıs
1920, Archives du MAEF, Asie, Serie E, Perse, 1919-1929, doss. 35, s. 118-20.
68.
A.g.e.; Kimilerinin iddiasına göre konferansa Tevfik Bey, Mustafa Efendi
ve Enver Paşa da katıldı.
69.
De Whyte Williams report, 25 Haziran 1920, Archives Nationale de France, Paris,
F 7/13467.
70.
Curzon letter to Cox, 7 Şubat 1920, FO 416/66, s. 31.
71.
Cox letters to Curzon, 2, 5 ve 14 Nisan 1920, FO 416/66, s. 67, 75.
72.
Cox letter to Curzon, 14 Mayıs 1920, FO 416/66, s. 119-20.
73.
Yağikyan, Sovyet filosunun Enzeli’ye varışından bir ay önce bir Sovyet ajanının
Mayıs sonunda veya Haziran başında Sovyet askerlerinin ülkeye geleceklerine
dair haberlerin dolaştığını söylüyor. (Hist. Doc., 13:155); ayrıca bkz.:
Ehsan, “Memoirs,” pt. 3 (RMI, s. 716). Burada da aynı şey söyleniyor.
74.
Letter from Lenkoran Committee of the RCP, 30 Nisan 1920, yayınlayan: G.
Yaghikian, Setareh-yi Iran, Kasım 1921 (rpt. Hist. Doc., 13:156-62).
Serdar ve Cengeli gazetelerinde başka şekilde aktarılıyor.
Yağikyan’ın verdiği yanlış tarih (1921) tekrar veriliyor. Almanca
çevirisi için bkz.: RMI, s. 737-40.
75.
Aktaran: Ehsan, “Memoirs,” pt. 3 (RMI, s. 716). Şurada örtük olarak
aktarılıyor: Sardar, s. 222. Yağikyan bu mektuptan hiç bahsetmiyor.
76.
Ehsan, “Memoirs,” pt. 3 (RMI, s. 716-17). İhsan bu çalışmasında S. Derviş
ile Hacı Muhammed Cafer’in isimlerini veriyor. Ayrıca Sovyet güçlerinin gelişi
konusunda Cengeli karargâhını bilgilendiren Rus yoldaşın ardından elçilerin
gönderildiğini söylüyor. Jangali, s. 134. Burada Lenkoran’a iki
Cengelinin gönderildiğinden bahsediliyor. Fahrai’nin (Sardar, s. 227-29)
Küçük Han’ı Lenkoran’a önceki yaz değil de bu dönemde neden gönderdiği merak
konusu!
77.
Cox letter to Curzon, 18 Mayıs 1920, FO 416/66, s. 125. Enzeli’nin bombalanması
konusunda bkz.: Ehsan, “Memoirs,” pt. 3 (RMI, s. 717) ve Sardar, s.
233. Raskolnikov süreci şu şekilde anlatıyor:
Filomuz
ateş açtı. Enzeli kentini değil de İngiliz güçlerinin ve personelinin bulunduğu
Kazan’ı (Gazyan’ı) bombaladı. Enzeli bombalanırken torpido gemimiz Reşt
yakınlarında dolaşınca İngilizler süvarilerini Enzeli’nin doğusuna gönderdi. [...]
Karaya çıktık. Böylece İngilizlerin Reşt’e gitmelerine mani olduk. Bu sayede İngilizleri
tuzağa düşürdük. İlk başta direnmeye çalıştılar, iki bölük keskin nişancıyı
üzerimize saldılar. Ama gemiden atılan birkaç top mermisiyle dağıldılar ve geri
çekilmek zorunda kaldılar. Hiçbir ümidin kalmadığını gören İngilizler, ateşkes
görüşmeleri için elçiler gönderdiler. Kendilerine Enzeli’nin geleceği konusunda
şunları söyledim: ‘Bu mevcut durum Rusya ve İngiltere arasında yapılacak diplomatik
müzakerelerle çözüme kavuşturulacaktır.’ General Champain’i uyardım. Kendisi sürenin
iki saat daha uzatılmasını istedi. İran hükümetinden hemen cevap alamayacağını,
kendisinin onun çıkarlarını temsil ettiğini söyledi.”
Mülâkatı
yapan: Pravda, 15 Temmuz 1920; çeviri: Soviet Russia, 23 Ekim
1920, s. 394.
78.
Information given by the Soviet commander Kozhanov to General Champain, FO
371/4907.
79.
Cox letter to Curzon, 18 Mayıs 1920, FO 371/4907.
80.
Journal de Debats, FO 371/4907, s. 132.
81.
Küçük Han’ın Butters’a mektubu. Çevirisi tarihsiz ama 18 veya 19 Mayıs günü yazılmış
olmalı. Butters’ın telgrafına iliştirilmiş, 20 Mayıs 1920, FO 248/1310.
82.
Tocsin, 25 Haziran 1925; çeviri: FO 371/4917.
83.
“Persian Leaflet” circulated by the Bolsheviks, FO 371/4917.
84.
Rad, 19 Mayıs 1920.
85.
Iran, 20 Mayıs 1920.
86.
22 Mayıs 1920 günü Bonard Law Avam Kamarası’nda “Majestelerinin hükümeti İngiltere-İran
Anlaşması uyarınca, İran’ı savunmak gibi bir yükümlülüğe sahip değildir” dedi.
21 Mayıs’ta Londra’da çıkan Times gazetesi şu soruyu sordu: “Bizim Kuzey
İran’da bir ya da iki adet tugayımızın olduğu bugüne dek neden hiç söylenmedi,
elimizde sadece Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın Hazar Denizi’nde küçük bir
deniz gücü oluşturmak konusunda neden bir çaba içine girildiğine ilişkin
açıklaması var.”
87.
Firouz letter to Drummond, 19 Mayıs 1920; USNA 761.66, Roll 9.
88.
Vosouq telegram to Chicherin, Pravda, 21 Mayıs 1920; çeviri: Soviet
Russia, 31 Temmuz 1920, s. 101. Cox’un ilk başta İran hükümetinin
Moskova’ya “böyle bir telgraf göndermediğini” iddia ettiğini unutmamak gerek.
“Telgrafın, amiral gemisi Rosa Luxemburg’un Bolşevik komutanı tarafından
uydurulmuş olması mümkün görünüyor.” Daha sonra Cox, Vusuk’tan Çiçerin’e
gönderilen telgrafın “gizemini” çözmeyi başardı: S. Ziya Tabatabai’nin
yardımcısına, yeni Bakû hükümetinden, eski hükümetle imzalanan anlaşmanın hâlâ
geçerli olup olmadığını sorgulaması talimatı verilmişti. Bakû, Moskova’nın
kontrolü altında olmadığından, konu Çiçerin’e havale edilmişti. Çiçerin’in
“telgrafı, yukarıdaki” sorunun cevabıydı! (Cox’un Curzon’a yazdığı mektuplar,
27 ve 28 Mayıs 1920, FO 416/66, s. 138-39). Muhtemelen Vusuk, sadakatsiz
hamisini gereksiz yere kızdırmadan mesajını Sovyetler’e ulaştırmak için dolaylı
bir yola başvurmuştu.
89.
Bkz.: Cox letters to Curzon, 27 ve 28 Mayıs 1920, FO 416/66, s. 139.
90.
Chicherin communique to Vosouq, Iran, 31 Mayıs 1920.
91.
Chicherin statement, 31 Temmuz 1920, s. 101.
92.
Public declaration by Vosouq government, Iran, 26 Mayıs 1920.
93.
Harmsworth report, Temps, 5 Haziran 1920.
94.
Balfour, Recent Happenings in Persia, s. 188.
95.
A. N. Kheifets, Sovetskaia Rossiia i SopredeVnye Strany Vostoka v Gody
Gradazhdanskoi Voiny, 1918-1920 (Moskova, 1964), s. 235.
96.
A.g.e.
97.
Gilan’daki hükümetin Cengeliler ve müttefiklerince ele geçirilmesinin ardından
Vusuk, Şehzade Firuz’u Milletler Cemiyeti’nde Pers İmparatorluğu hükümetini
temsil etmekle görevlendirdi. Şehzade, bu görevi yerine getirdi, ancak
Milletler Cemiyeti Konseyi toplansa da, muhtemelen (Sovyetler ile müzakereler
içinde olan) Londra ile (Sovyet Rusya ile diyaloga karşı çıkan) Paris
arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle pek bir sonuç elde edilemedi. Bkz.: S.
Fatemi, Diplomatic History of Persia, 1917-1921, s. 210-16.
98.
Chicherin, public declaration published in Iran, 16 Haziran 1920.
99.
Chicherin communique to Firouz, 10 Temmuz 1920; bkz.: Soviet Russia, 14
Ağustos 1920, s. 174; Sardar, s. 235-38. Burada Sovyetler’le müzakere
için bir heyetin görevlendirildiğinden bahsediliyor. Ayıca Çiçerin’in cevabının
tamamına yer veriliyor. Ayrıca bkz.: Kheifets, Sovetskaia Rossiia i
SopredeVnye Strany, s. 246.
100.
C. Iranskii [Pastukhov], “Russko-Persidskie Otnosheniia za Piat’ Let,” Novyi
Vostok 3 (1923): 109.
101.
“Statement presented by the Persian Delegation to the Plenary Assembly of the
League of Nations,” Cenevre, 6 Aralık 1920, Societe des Nations, La
Situation de la Perse (Cenevre, 17 Aralık 1920), s. 3.
102.
Bkz.: Temps, 5 Haziran 1920; Rad, 23 Mayıs 1920: “Bolşevikler, Enzeli’ye
beş yüz piyade ve iki yüz süvari, ayrıca Langerud’a da iki yüz piyade çıkardılar;
70.000 kişinin Erdebil’e gönderildiği söyleniyor!” Rad, 27 Mayıs 1920:
“Reşt ve Anzali’den bir dizi mülteci Kazvin’e ulaşmıştır. İngiliz takviye
birlikleri her gün Hamedan’dan buraya gelip Gilan’a gidiyor”; İran, 17
Mayıs 1920: “Astara’ya çıkıp Erdebil’e giden bir grup Kafkasyalı Azeri Bolşevik
asker, halkın sığırlarını, eşyalarını ve paralarını yağmaladı. Şahseven
kabilesi mensupları, Kafkasyalılarla çatışarak ganimetleri geri aldı.” Rad,
24 Haziran 1920: “Bazı insanlar, Reşt’ten uzak sınır bölgelerine göç etmiş,
bazıları ise Reşt’ten Tahran’a gitmiştir. Kapitalistlerden ve varlıklı
tüccarlardan maddi yardım tahsil edilmiştir.”
103.
Bakû’de Raskolnikov, “Enzeli’nin tüm halkı tarafından, Vali’nin başını çektiği
rejimin resmi temsilcileri, İran Kazakları, Starosselski tümeni ve İran
jandarmaları da dâhil olmak üzere sevinçle karşılandıklarını” belirtti. Şehrin
sakinleri, Rusları büyük bir misafirperverlikle evlerine davet ederek, her
zaman yenilmezlikleriyle övünen İngilizleri nasıl mağlup ettiklerini sordular.
Hayretleri sınır tanımıyordu!” (“Seizure of Anzali by the Bolsheviks,” Kommunist
[Bakû], 31 Mayıs; Slovo [Tiflis], 3 Haziran 1920; çeviri: Archives
du MAEF, Europe, Serie Z, Russie 1918-29, 630, 653-1, 1920, s. 20). Ayrıca
bkz.:also Soviet Russia, 23 Ekim 1920, s. 394; Ehsan, “Memoirs,” pt. 3 (RMI,
s. 720) ve Hist Doc., 13:168-69; ve G. Yaghikian, Showravi va
Jonbesh-i Jangal, yh. B. Dehgan (Tahran, 1984), s. 41-42.
104.
Sabouri, Negahi az Daroun, s. 150.
105.
Seda-yi Teheran, 21 Mayıs 1920; gazetenin yayın yönetmeni Seyyid Muhammed
Tedeyyün’dü. Eski molla olan Tedeyyün sonrasında Rıza Şah’ın danışman
kadrosunda yer aldı.
106.
L. Reissner, Oktober (Berlin, 1927; rpt. Konigstein, 1979), s. 163-65. Reissner’in
heyecanına İngilizlerdeki gizli keder ve öfke eşlik ediyordu. Bu İngilizlerden
biri, “Kuzey İran Anıları” (Near East, 13 Ekim 1921, s. 455) başlıklı
yazısında duygularını şu şekilde dile getiriyordu:
“İran’ın
tüm ihtişamı, kar, güneş ve değişen ışık altındaki tüm güzelliği, tüm ayvaları,
narları, kavunları ve balı... neredeyse üç yıl önce Hazar Denizi kıyısındaki Gazyan’da
iyi bir İngiliz içkisinin yokluğunu telafi edemezdi. [...] İç kesimde yaklaşık 35
kilometre uzaklıkta bulunan, 60.000 nüfuslu canlı bir şehir olan Reşt ise
bambaşka bir manzara sunuyor. [...] Diğer İran şehirlerine kıyasla oldukça
Avrupai bir görünüme sahip olmasına karşın şehrin ana caddesi boyunca görünüşe
göre at arabası sürücülerinden gelen sürekli kırbaç şakırtısı ve dilenciler,
sakatlar ile seyyar satıcıların uzun, rahatsız edici uğultusu duyuluyor. Bahsetmeye
değer bir sağlık hizmetine sahip değil. Her yerde görülen kirlilik ve çöp, bu
halkın hem görünüşüne hem de sağlığına aynı derecede kayıtsız olduğunu ortaya
koyuyor. [...] Bir Batılıya göre, Muharrem ayındaki çile ayininde kederlerinin
doruk noktasına ulaştığı anda, onların çığlıkları, ilahileri ve ağıtları ile
kendilerinde ve küçük çocuklarında açtıkları yaralar, Müslüman denilen
karakterin en uğursuz ve en az hayranlık uyandıran yönlerini yansıtıyor. [...] Reşt’te
eğlence iki şekilde karşımıza çıkıyor: her ikisi de bir süre sonra monotonlaşıyor.
Bir yanda sinema, diğer yanda ise Ermeniler tarafından açlık çeken
yurttaşlarını rahatlatmak amacıyla düzenlenen danslar duruyor. Bunlar, oldukça
coşkulu ve alabildiğine komik danslar. Kimse bunların tam olarak ne zaman
başladığını ve ne zaman bittiğini bilmiyor. [...] Halk şarkıları, ozanların
dilinden dökülen türküler, meyhane şarkıları, milli şarkılar ve balalayka
eşliğinde söylenen şarkılar söyleniyor. O alabildiğine çılgın olan danslara
herkes bir biçimde eşlik ediyor. Herkes, keyifli bir telaş içinde odanın içinde
bir aşağı bir yukarı koşturuyor. [...] Ama neredeyse her zaman, bildiğimiz tüm
şarkılardan daha hüzünlü, kalbi ve hafızayı çok daha keskin bir şekilde delen hüzünlü
bir şarkı söyleniyor ve şenliğe gölgesini düşürüyor. O an kendinize kesin deliller
eşliğinde, şunu söylüyorsunuz: ‘İşte Doğu budur!’ [...]”
107.
Bkz.: A. Mostofi, Sharh-i Zendegani-yi Man, ya Tarikh-i Ejtema’i va Edari-
yi Dorek-yi Qajar (Tahran, 1981), 3:170-72.
108.
Sardar, s. 233-34.
109. Hist. Doc., 13:175-76.