Giriş
Bu
makale, Hamas yetkilileri Mahmud Merdavi ile Jasir Bergusi’nin Yahya Sinvar’ın
Aksa Tufanı Sel Operasyonu için kamuflaj planı[1] olarak adlandırdığı, Aksa
Tufanı öncesi yıllarda hazırlanan planı gözden geçirip analiz etmektedir.
Bilhassa 2021’deki “Kudüs Kılıcı” savaşı ile 7 Ekim 2023 operasyonu arasındaki
döneme odaklanan yazar, Aksa Tufanı operasyonunu tetikleyen bağlamı ve yakın
tarihi incelemektedir.
Bu
makalenin iki amacı var:
1.
2022 sonu ile 2023 yılları arasında Gazze’deki muhtelif direniş örgütlerinin
Ortak Operasyonlar Odası bünyesinde yürüttükleri askeri hazırlık
faaliyetlerini, bilhassa Sinvar’ın Hamas’ı kontrol altında tutuyormuş gibi
yaparken işgalin gözetimi altında kasıtlı olarak kamuoyu önünde yürütülen
çalışmaları incelemek;
2.
İstihbarat ve karşı-istihbarat araştırmacısı Netanel Flamer’in yakın tarihli
kitabı Hamas’ın İsrail’e Karşı İstihbarat Savaşı’nda (2024) öne sürdüğü
çarpıcı iddiayı değerlendirmek.
Flamer,
kitabında, Aksa Tufanı öncesi gerçekleştirilen “İsyancı Gençlik” eylemlerinin,
7 Ekim 2023’teki operasyonun kimi bazı yönleri için yolu açan önemli bir
istihbarat toplama çabası içinde olduğunu iddia ediyor.[2]
Bu
araştırmanın kapsamına uygun olarak, makale, iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm,
Ağustos 2022’de başlayıp Eylül 2023 ortalarında Gazze’deki sınır
protestolarının yeniden canlanmasından hemen önce sona eren bir zaman
çizelgesini özetliyor. İkinci bölüm ise yalnızca 17 Eylül’de başlayan ve 28
Eylül 2023’te durdurulan bu son olaya odaklanıyor.[3]
I.
2021 Kudüs Kılıcı Savaşı ile Eylül 2023 “İsyancı Gençlik” Sınır Protestoları
Arasındaki Direniş Olaylarının Zaman Çizelgesi
5
Ağustos 2022’de Siyonist işgal güçleri, Gazze’deki Filistin İslami Cihadı
hareketine bağlı hedeflere ve personele yönelik sürpriz saldırılar düzenledi.
Üç gün süren operasyonda 49 Filistinli hayatını kaybetti, birçok kişi
yaralandı. Hamas, bu saldırılarda hedef alınmadı, kendisi de askeri müdahalede
bulunmadı. Hareketin kenarda kalma kararı, Filistin toplumunun bazı
kesimlerince eleştirildi. Hareket, Gazze Şeridi’ni ve halkını daha fazla
zorluktan korumak ve sükuneti sağlamak gerektiğini söyleyerek ilgili tutumunu
savundu. Geriye dönüp bakıldığında, özellikle ertesi yıl gerçekleşen Aksa Tufanı
saldırısı ışığında değerlendirildiğinde, Hamas’ın bu tutumu, operasyon
hazırlıklarını aksatabilecek veya geciktirebilecek erken bir çatışmaya
girmekten kaçınma çabasıyla tutarlılık arz ettiği görülüyor.
13
Mart 2023’te, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Megiddo Kavşağı’nda, Lübnan’dan sızan
silahlı bir Filistinli, gelişmiş bir Claymore tipi anti-personel bombayı
patlattı. İşgalci güce bağlı istihbarat yetkilileri, saldırıyı Hizbullah ve
İran’a bağladı, daha sonra Hizbullah’ın Rıdvan gücünün operasyonu düzenlediği
doğrulandı. Patlamada bir yerleşimci yaralandı.
Nisan
2023’te, güney Lübnan’da faaliyet yürüten Hamas eylemcileri, işgal altındaki
kuzey Filistin’e otuz dört roketten oluşan bir saldırı başlattı. Bu, 2006’dan
bu yana Lübnan topraklarından yapılan en büyük roket saldırısıydı. Bu
saldırılar, işgalciye bağlı kontrgerilla güçlerinin Aksa Camii’ne girmesi,
oradaki eylemcilerle ve ibadet edenlerle çatışmalarının ardından gerçekleşti.
Daniel Sobelman’ın tespitiyle, “bu olay, Gazze, Doğu Kudüs ve Lübnan arasında
benzeri görülmemiş bir stratejik bağlantının yansımasıydı.”[4]
Hamas
üyeleri Mahmud Merdavi ve Jasir Bergusi, 27 Şubat 2025’te sunucu Ahmed Mansur
ile yaptıkları röportajda Yahya Sinvar’ın Aksa Tufanı Operasyonu için
hazırladığı kamuflaj planı”nı gündeme getirdiler. Bilhassa operasyonla ilgili
sorulan soruya Bergusi, “Ebu İbrahim [Yahya Sinvar’ın kod adı] amacına nasıl
ulaşacağını anladıktan sonra, aldatma planını devreye soktu” dedi.[5] Bergusi
daha sonra, “durumun normal olduğu izlenimini vermek istediği için, kendisinin
de girebilmesi amacıyla işçilerin İsrail’e girmesine izin vermek üzere Siyonist
işgal ile müzakere etmekten ibaret olan bu “aldatma planı”nı özetledi.[6]
6
Ekim 2021’de Gazze Ticaret Odası, 1948’de işgal edilen topraklarda veya Batı
Şeria’da çalışmak isteyen binlerce Filistinli vatandaştan başvuru almaya
başladı.[7] Sivil İşler Kurumu, duyurudan kısa bir süre sonra “ticaret izni”
kategorisi altında işleme alınan 2.600 başvuru aldı.[8] Ocak 2022’de, “ekonomik
ihtiyaçlar” izin programı aracılığıyla, “Yeşil Hat”ın ötesine seyahat etmesine
izin verilen işçi kotası 7.000’den 10.000’e çıkarıldı.[9] Bu sayı, Ekim 2023’e dek
15.000’i aştı.[10]
Bergusi’nin
belirttiği gibi, “aldatma stratejisi”nin bir parçası olarak Sinvar, Aksa Tufanı
operasyonundan önceki iki yıl boyunca kontrol altında hareket ediyormuş gibi
davrandı. Örneğin, “ticareti geliştirmek için Mısırlılara gitti” ve “Gazze’deki
ekonominin kapsamını genişletmek için Katarlılarla görüştü.”[11] Bergusi, “tüm
bu meseleler, aldatmanın bir parçası olarak ele alınıyordu” diyor.[12]
Eş
zamanlı olarak Sinvar, Hamas’ın işgalle normalleştirilmiş ilişkiler aradığı
izlenimini daha da derinleştirmek için Kassam’ın “Seçkin Kuvvet”ini (Kuvvetü’n-Nuhba
) kamuoyu önünde dağıttıklarını açıkladı. “Seçkin Birim” veya Nuhba
Kuvveti dağıtıldıktan sonra, “her şey, tugaylar üzerinden yeniden
yapılandırıldı.”[13] Bu hücre tabanlı yeniden düzenleme, birçok açıdan seksenlerin
ortalarından sonlarına ve Birinci İntifada’ya ait, erkenden dağıtılmış ola
Mücahidün-i Filastiniyyun ve Kassam oluşumlarına bir geri dönüş olup, koşullar
izin verirse, yarı özerk olarak faaliyet gösterebilecek, merkezi olmayan
yapılara imkân sağlayacaktı.[14]
Kimi
gizli hazırlıklar yürütüldü. Bunlardan biri de başta halkın kullanımına açık
olan, ancak kısa süre sonra aşırı yüksek fiyatlar uygulayarak militan
olmayanların uçmasını engelleyen, böylece direnişin ekipmanlarını kullanarak
eğitim almasına izin veren bir paravan şirket kurulması ile ilgiliydi. İşin
arkasında Sinvar vardı.
Mahmud
Merdavi’nin röportajında belirttiği üzere, 7 Ekim 2023’te insanların gördüğü “yamaç
paraşütü, başlangıçtan beri uzun vadeli bir planın parçasıydı.”[15] Hamas, uçuş
ekipmanlarını kiralayacak bir şirket kurdu. Başlangıçta, “uçmak isteyen herkes
uçabiliyordu.”[16] Ancak kısa süre sonra “fiyat o kadar yükseltildi ki kimse o
parayı verip uçamadı. İnsanların ödeyemeyeceği varsayımıyla fiyatı
yükselttiler.”[17] Çoğu sıradan yamaç paraşütçüsü caydırıldıktan sonra, şirket
fiyatı tekrar düşürdü, ancak bu noktada yamaç paraşütü “esas olarak sadece
Kassam Tugayları’nın eğitimi içindi”, çünkü gelecekteki tüm seanslar
rezerve edilmişti.[18] Nitekim, Muhammed Abdu’nun 20 Mayıs 2025 tarihli, “3.
No’lu Bildiri” başlıklı makalesinde dile getirdiği biçimiyle, Sinvar’ın bu
girişime öncülük etmesi, “gizli aldatma” planıyla ilişkiliydi. Bu makalenin yazıldığı
sırada bu mekanizma üzerine tek bilimsel değerlendirme olan Abdu’nun makalesi
şunları söylüyordu:
“Zaman zaman, yamaç
paraşütü şirketi, Gazze kıyısındaki Bahr Caddesi’ni bir günlüğüne kapatarak,
genellikle Siyonist teşekkül eliyle ‘uçuşa yasak bölge’ olarak kabul edilen
gökyüzünde paraşütçü birliklerinin ustalaşmasına imkân sağlıyordu. Eğitim
günlerinde, Gazze’deki Filistinlilerin sahile gitmesinin yasaklanıyor, bunun
yerine (Hamas tarafından) Siyonist düşmanı kör etmek için alternatif
eğlencelerin düzenlendiği Selahaddin Caddesi’ne gitmeleri söyleniyordu.”
25
Ağustos 2023’te, o zamanki Hamas siyasi büro başkan yardımcısı Salih Aruri,
savaşın değişen niteliğine dair ileriye dönük bir değerlendirme dile getirdi. Kassam’ın
işgale karşı bundan sonra nasıl bir yaklaşım sergileyeceğine dair ipuçları
veren açıklamalarında Aruri şunları söylüyordu:
“Savaş değişti. Savaşlar,
artık Haziran 1967’deki gibi değil. O vakitler İsrail Hava Kuvvetleri Arap hava
kuvvetlerini yok etmiş, kara kuvvetlerine istediğini yapmaya başlamıştı […]
Bugün akıllı silahlar, hassas güdümlü silahlar, siber savaşlar var; savaşlar
değişti.”[19]
Eylül
2023’te işgalci güç, 4 Eylül 2023’te Hamas’ın işgal altındaki Filistin ve Batı
Şeria’ya yapılacak tekstil ürünü sevkiyatı içine gizlenmiş yüksek kaliteli
patlayıcıları kaçırma girişimini engelledikten sonra, Kerem Şalom Sınır Kapısı
üzerinden Gazze’den yapılan ihracatı durdurdu.[20] Ayrıca Gazzeli işçilerin
girişini de askıya aldı. Birkaç gün içinde Filistinli gruplar, işgalin bu
yaptırımları uygulamaya devam etmesi halinde, sınır isyanlarının yeniden
başlayacağını dile getirdiler.[21]
12
Eylül 2023’te Filistinli direniş örgütleri, bir acil durum halinde direnişin
tepkisinin hızını ve koordinasyonunu değerlendirmek amacıyla Rüknü’ş-Şedid 4”
(Kudretli Sütun 4) adlı ortak tatbikatı gerçekleştirdi. Filistin Halk Kurtuluş
Cephesi’nin askeri kanadı olan Ebu Ali Mustafa Tugayları’nın Kuzey Taburu’nda
bir keskin nişancı timinin komutanı olan Abdülfettah Tanani, tatbikattan
döndüğünde, tatbikatı çarpıcı ifadelerle nitelendirdi. Sözlerinde ne sıradan ne
de rutin bir eğitimden bahsediyor, onun “tümüyle farklı”[22] olduğunu
söylüyordu.
Tanani’ye
göre, fark, teknik detaylarda değil, tatbikatın temel konseptinde yatıyordu.
Tatbikat sırasında uygulanan taarruz modeli, savunma senaryolarının ötesine
geçerek, işgalcilerin tahkimatlarına araçlarla yapılan saldırıların yanı sıra
yer üstü manevralarına odaklanmıştı. Bu simülasyon, çatışmanın son anında
yaşanacakları mümkün olduğunca yakından taklit etmek üzere tasarlanmıştı.
Ortak
Operasyonlar Odası tarafından düzenlenen bu tatbikat, özellikle Kassam
Tugayları’nın askeri ilişkiler komutanı, askeri konsey üyesi, Merkez Bölge
Tugayı komutanı ve eski askeri istihbarat başkanı Eymen Nufal’ın doğrudan
gözetiminde gerçekleştiği için büyük önem taşıyordu. Onun liderliği, Aksa
Muharebesi hazırlıkları ve işgal güçlerinin Gazze Şeridi’ne yönelik büyük
ölçekli saldırısına karşı kapsamlı bir savunma çerçevesinin geliştirilmesi
bağlamında Ortak Operasyonlar Odası’na atfedilen olağanüstü önemi vurguluyordu.
Metras’a verdiği
özel röportajda FHKC’ye bağlı Ebu Ali Mustafa Tugayları’ndan bir savaşçı, ortak
komuta altında gerçekleştirilen son oturumlarda tanksavar yeteneklerine önemli
bir vurgu yapıldığını dile getiriyordu. İlk kez, Yassin 105 silahı, üst düzey
askeri liderlerin doğrudan ilgisiyle birlikte, ortak eğitim ortamına dâhil
edildi. Bu silah, Kassam Tugayları, Ebu Ali Mustafa Tugayları, Seraye Kudüs ve Nasır
Selahaddin Tugayları komutanlarının katıldığı saha incelemeleri ve eğitim
alanlarına yapılan ziyaretlerde ele alındı. Hamas üyesi Mahmud Merdavi’nin
Ahmed Mansur ile yaptığı, yukarıda bahsedilen röportajda belirttiği gibi, Sinvar,
bu eğitim operasyonunu denetleyen komutanlara, eğitimin kamuoyuna açık bir
şekilde yapılmasını sağlamaları talimatını vermişti, çünkü “düşman, uçaklar
aracılığıyla herhangi bir gizli operasyonu tespit ederdi.”[23] Bu, en azından
eğitim oturumuna katılan direniş askerlerine sunduğu gerekçeydi. Asıl sebep,
aslında ileri görüşlülükle alakalıydı: Sinvar, tatbikatın açık bir şekilde
yapılması halinde, Hamas’ın işgale karşı askeri olarak mücadele etme
stratejisini terk ettiğinden endişe duyan sıradan üyelerini susturmaya
çalıştığı izlenimi oluşmuştu. Zira, son dönemde Nuhba Gücü’nün dağıtılması,
Hamas’ın “kontrol altında olduğuna” dair, giderek güçlenen izlenim, Kassam
liderliğinin Filistin İslami Cihadı ile işgal güçleri arasında 5-7 Ağustos 2022’de
“Sahaların Birliği” ile 9-13 Mayıs 2023’te “Özgürlerin İntikamı” çatışmalarına
doğrudan katılmama kararı göz önüne alındığında bu endişeler haksız ve temelsiz
değildi. Nitekim, işgalciye bağlı Şin Bet isimli istihbarat kuruluşu da açık
askeri tatbikatı tam da bu şekilde algıladı. Bu durum, tatbikat sonrası
değerlendirmesinde de açıkça görülüyor.[24]
Savaşçılar,
başta kapsamlı stratejik hedeften haberdar edilmemiş olsalar da, tatbikatın
örgütsel ayrılıkları gidermeye ve farklı gruplardan gelen komutanlar ve
savaşçılar arasında ortak bir operasyonel dil oluşturmaya yardımcı olduğu
sonradan görüldü.
II.
Eylül 2023’teki Sınır Protestoları
Eylül
başlarında genç Filistinli göstericiler, “Genç ve Devrimci Nesil” örgütünü
kurarak, Gazze’nin doğusundaki sınır duvarının yakınında toplandılar.[25] 2018-2019’daki
“Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü”nü anımsatan eylemde genç protestocular, hızla
“isyancı gençler” olarak anılmaya başlandı, Aksa Camii’nde ibadet edenlerin
gördüğü zulüm ile kutsal mekâna yönelik son dönemde gerçekleşen ihlaller gibi
konularda milleti ilgilendiren davalara desteklerini dile getirdiler. Ayrıca,
tutuklu Filistinli mahkûmlar konusunu vurgu yapan gençler, onlarca yıldır süren
ablukanın sona ermesini yüksek sesle talep ettiler. Buna karşılık, işgal
güçleri, bu gösterileri gerçek mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanarak bastırdı.
Protestocular da bunun üzerine havai fişek ve yanıcı balonlar gibi araçlar
kullandılar.[26] Gazeteci Vissam Ebu Şamalat protestoları şu şekilde anlatıyordu:
“Gazze cephesinde,
düşmanın Gazze’nin doğusunda kurduğu askeri duvarın kenarında direnen
insanların sayısında dikkat çekici bir artış yaşandı. İsyancı gençler olarak
bilinen grup, 2018’deki geri dönüş yürüyüşleri sırasında kurulan geri dönüş
kamplarına her gün akın etmeye başladı, bu yürüyüşlerde bir şehit verildi,
birkaç kişi yaralandı. Cuma günü, isyancı gençlerin geri dönüş kampları boyunca
yayılması, Gazze cephesinde saldırganlığa karşı halk direnişinin tırmanma
olasılığını gösteriyor. Ayrıca, yaklaşık beş yıl önce gerçekleşen ilk geri
dönüş yürüyüşlerinin tekrarlanması olasılığından da bahsediliyor.
[…]
Halk hareketinin geri
dönüş kamplarına dönüşüyle birlikte, Gazze Şeridi’ndeki
Filistin halkı, inisiyatifi yeniden ele
geçiriyor. Bu gelişme, Kudüs Kılıcı Savaşı’ndan bu yana niteliksel değişimler geçiren Filistin cephesindeki genel ve kapsamlı
değişikliklerle
örtüşüyor. En önemlisi, bu değişimler, ‘alanların birliği’ denkleminin somutlaşması ve
cephelerin konsolidasyonunu içeriyor.
Sonuç olarak, çeşitli cepheler, düşmanla olan çatışma düzeylerini
artırdı. Bu
dinamik, özellikle direniş operasyonlarının yoğunlaştığı, ardı
ardına dalgalar halinde gerçekleştiği Batı Şeria’da belirgin. Aynı zamanda,
Gazze ve Lübnan cephelerindeki direniş güçleri, kışkırtma, Yahudileştirme ve
bölünme karşısında Batı Şeria’da stratejik caydırıcı gücün artırılmasına katkıda
bulundu.
[…]
Netenyahu-Smotriç-Ben Gvir
üçlüsünün önderliğindeki faşist sağcı hükümetin iktidara gelmesiyle Kudüs,
Mescid-i Aksa ve tutsaklara yönelik saldırılar çoğaldı. Batı Şeria’daki
yerleşim alanları genişletildi, yerleşimci saldırılarının hızı arttı. Bilhassa
Cenin ve Nablus olmak üzere, Batı Şeria şehirlerine yapılan baskınlarda ciddi
bir artış gözlemlendi. Bu gelişmeler, Gazze Şeridi’ndeki direnişle yaşanan iki
askeri çatışmaya ve Lübnan cephesinde düzenlenen komando operasyonlarına yol
açtı. En önemlisi de Ramazan ayında yaklaşık 30 roketin fırlatılması ve geçen
Mart ayında düzenlenen Mecdu operasyonuydu. Daha yakın zamanlarda, özellikle Hiyam
sorunu olarak bilinen olayda, Lübnan’ın işgal altındaki Filistin sınırında halk
seferberliği arttı.
Gazze’deki gençlik
ayaklanması, düşmanın Aksa Camii’ne ve tutsaklara yönelik politikası kapsamında
uygulanan yaptırımların reddinin bir ifadesi olarak başladı. Aynı zamanda Batı
Şeria’da derinleşen devrimci duruma bir cevap olarak ortaya çıktı. Aynı
zamanda, Gazze’de direnişe yönelik faaliyetlerin tekrar artması, alanların
birliği denklemine doğrudan verilen bir cevap. Mevcut aşamada bu cevap, Gazze’yi
de kapsayan büyük ölçekli bir askeri çatışmayı gerekli kılmayabilir. Bunun
yerine, geri dönüş kamplarındaki gençlik ayaklanması yoluyla dile dökülebilir.”[27]
Protestolar
ayrıca, Erez sınır kapısından geçişin ciddi şekilde kısıtlanması ve 18.000
işçinin işgal altındaki Filistin’e girişini engellemesi nedeniyle kötüleşen
ekonomik krizden de etkilenmişti (bahsedilen yeni “ekonomik ihtiyaçlar” izin
sistemi kapsamında). Özellikle, 17 Eylül 2023’te işgalci güce bağlı yetkililer,
Beyt Hanun sınır kapısının işçilere kapatıldığını duyurdu. Onuncu günde bu
durum, 11 milyon doları aşan kayıplara neden oldu. İşgalci güç, sınır kapısını
kapalı tutmaya devam etti ve bu konuda Yom Kippur bayramını gerekçe gösterdi, ama
sınır kapısının işçilere ne zaman veya açılıp açılmayacağı konusunda bilgi
vermedi. İşgalci güç, sadece “duruma ilişkin değerlendirmelere devam ettiğini”
dile getirdi.[28] Bu dönemde Katar da Gazze’ye verdiği aylık ödeneği azaltmaya
karar verdi, bu da ekonomik durumun daha da kötüleşmesine neden oldu. Bunun
sonucunda Gazze’deki Hamas hükümeti, çalışanlarının maaşlarının yüzdesini yüzde
60’tan yüzde 55’e düşürmek zorunda kaldı.
Ayrıca,
sınır protestocularının da açıklamalarında dile getirdiği biçimiyle, 15 Eylül
2023’ten itibaren ve Roş Haşana Yahudi bayramıyla eş zamanlı olarak, sağcı
Siyonist yerleşimciler, Aksa Camii’ne baskın düzenlemeye başladılar. Yahudi
Yeni Yılı’nın ikinci gününde, 230’dan fazla yerleşimci ve Yahudi aşırılıkçı,
yoğun güvenlik koruması altında, Aksa Camii avlusuna girdi. Aynı zamanda,
işgalciler, camiye gitmek isteyenlere kısıtlamalar getirdi, Aksa’nın içinden on
beş ibadet edeni çıkardı. Toplu olarak “Tapınak grupları” şemsiyesi altında
bilinen çeşitli dini Yahudi örgütleri de yerleşimcileri Aksa’ya daha büyük
baskınlar düzenlemeye teşvik ederek, bayram döneminde yerleşimcileri ücretsiz
olarak taşıyacak otobüsler sağlayacaklarını duyurdu.[29]
Tüm
bu faktörler, protestocuların öfkesini besledi. Maske takan genç
göstericilerden birinin şunları dediğine şahit olundu:
“İşgalci güç, Gazze
kuşatmasını sürdürdüğü ve Mescid-i Aksa ile hapishanelerindeki mahkûmlara
yönelik ihlallerini artırdığı sürece, bu bölgelerde [sınır duvarının yakınında]
gösteri yapmaya devam edeceğiz […] Tüm dünya, Filistin davasına ve işgalcilerin
tekrarladıkları ihlallere dikkat kesilmeli.”[30]
Şimdiye
dek protestolar, Flamer’ın yukarıda belirtilen değerlendirmesiyle çelişen
organik bir gençlik hareketine işaret ediyor. Bu noktada şu soru gündeme
geliyor: Hamas, bu protestolara ne ölçüde iştirak etti? Bu sorunun cevabı pek
net olmasa da, çeşitli Hamas üyelerinin açıklamaları bize bir dereceye kadar
açıklık sağlıyor. Bununla birlikte, Daniel Sobelman gibi kişilerin iddialarının
aksine[31], protestoların başta Hamas tarafından organize edildiğine
dair kesin bir kanıt bulunmadığı da görülmeli. Türk medya kuruluşu Anadolu
Ajansı’nın Arapça platformuna verdiği bir röportajda, Hamas hareketinin resmi
sözcüsü Hazım Kasım şunları söyledi:
“Mescid-i Aksa’da ve Kudüs
şehrinde yaşananlar, bunun yanında, Gazze’ye yönelik kuşatmanın
sıkılaştırılmasıyla birlikte devam eden suçlar, suikastler ve cinayetler
nedeniyle isyancı gençlerin de farkına vardığı o büyük provokasyon ışığında, bu
durum, mevcut öfkenin bir ifadesi olarak kabul edilmektedir.”[32]
Kasım,
sözlerinin devamında, Siyonist teşekkülün Gazze’deki Hamas askeri mevzilerini
tekrar tekrar bombalamasındaki amacın “isyancı gençlerin halktan destek gören
protesto faaliyetlerini sonlandırmalarını sağlamak ve bu gençleri korkutmak” olduğunu
söyledi.[33] Hamas’ın doğrudan (her ne kadar gizli olsa da) güvenlik müdahalesi
olasılığını ortaya koyan Kasım, Siyonist işgalin “mevcut çatışma kurallarını
değiştirme” girişiminin hoş görülmeyeceğini, “bu kurallar ihlal edilirse,
durumun yeniden değerlendirileceğini” sözlerine ekledi.[34]
Hamas
siyasi büro üyesi İsmail Rıdvan, bu sınır protestolarının “alanlarn birliği
denklemi”nin somut bir ifadesi olduğunu dile getirdi.[35] Bu son derece önemli
açıklama, alanların birliğinin habercisiydi.
Gazeteci
Ali Avvar, durumu analiz ederken, “Hamas’ın sınır gösterilerine yeniden
başlamasının ve kundaklama amaçlı balonlar gibi şiddet eylemlerinin ardında
ekonomik ve politik nedenler olduğunu” söylüyordu.[36] Avvar’ın kundaklama
amaçlı balonlar hakkındaki değerlendirmesinin bir miktar abartıya vardığı görülmeli.
Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü sırasında “gece kargaşası” olarak adlandırılan, bir
biçimde popüler hale gelen bu balonlar, anlamlı bir kinetik yükten ziyade,
küçük bir duman patlaması üretiyor. Amaçları, Gazze sınırları içindeki
“kibbutz” yerleşimcilerini rahatsız etmekti. Bununla birlikte, balonlar, işgalcilerin
öfkesini tetiklemeye yettiler.
22
Eylül 2023 Cuma günü geç saatlerde, bir grup Filistinli protestocu, “İsrail’e
balonlar fırlatarak, sınırın diğer tarafındaki, bitki örtüsüyle kaplı geniş bir
alanda karartma uyguladı.”[37] Buna karşılık, işgalci güç, protestoculara ateş
açarak 28 Filistinliyi yaraladı. Ardından gelen bir hava saldırısı, Siyonist
ordunun “üç askeri karakol” olduğunu iddia ettiği yerleri vurdu. Bu durum, kısa
sürede bir kalıba dönüştü.
Bu
arada, saha uygulanan “alanların birliği denklemi”ne paralel olarak, en büyük
üç direniş grubu, önemli bir toplantı gerçekleştirdi. 23 Eylül 2023 Cumartesi
günü, üç Filistinli grup (Hamas, Filistin İslami Cihadı (FİC) ve Filistin Halk
Kurtuluş Cephesi) Beyrut’ta bir araya geldi. Parti temsilcileri arasında FHKC
Genel Sekreter Yardımcısı Cemil Mazhar, FİC Genel Sekreteri Ziyad Nahali ve
Hamas Siyasi Bürosu Başkan Yardımcısı Salih Aruri yer aldı. Ertesi gün, örgütlerin
işgale karşı mücadelelerini tırmandırmaya ve işbirliğini artırmaya yönelik
ortak bir karar aldıklarını ifade eden resmi bir açıklama yayınlandı.
Aynı
gün işgal ordusu, Agence France-Presse’e isimsiz bir “Filistinli güvenlik
kaynağı”nın “Gazze şehrinin doğusunda Hamas’a ait olduğunu söylediği” bir
gözetleme kulesine akşamüstü saldırı düzenledi.[38] İşgal güçlerinin ateşlediği
mühimmat nedeniyle üç genç gösterici yaralandı.
Dikkat
çekici bir şekilde, açıklamalarıyla protestolara dolaylı olarak dâhil
olduklarını ortaya koyan direniş örgütleri, Hamas’tan ayrı bir konum aldılar.
Hamas, FHKC ve İslami Cihad ile birlikte Beyrut’ta düzenlediği toplantıdan bir
gün sonra FHKC Genel Merkez Komitesi üyesi İyad Avvadullah, Gazze’nin doğu
sınırında yaşananların işgalle açık çatışmanın ve sürekli çatışmaların bir
parçası olduğunu dile getirdi.[39] Avvadullah, Arabiyyü’l-Cedid’e yaptığı
açıklamada, işgalci gücün direnişin Gazze’de sahip olduğu kabiliyetleri zayıflatma
ve yok etme girişimlerinde birden fazla kez tehdit teşkil ettiğini, Gazze’ye
yönelik saldırılarla birlikte çatışmanın daha da tırmanmasının muhtemel
olduğunu söyledi. Avvadullah, işgalin Filistin halkını yoksullaştırarak abluka
yoluyla direnişe yönelik halk desteğini ortadan kaldırmayı hedeflediğini
savundu. Buna karşılık, “isyancı gençliğin” halktan destek gören bir direniş
hareketi olarak ortaya çıktığına dair iddiasını dile getirdi.
Ertesi
gün (25 Eylül 2023 Pazartesi akşamı) işgalci güce ait savaş uçakları, Doğu
Gazze’de Hamas’a ait olduğunu iddia ettikleri bir askeri karakolu hedef aldı.
Ertesi gün, işgale ait savaş uçakları, Doğu Gazze’deki iki askeri bölgeyi daha
bombaladı. Siyonist işgalci güç, sözde misilleme eylemi için “şiddete
başvurulan isyanlar”ı gerekçe gösterdi.[40] Oysa asıl neden, “isyancı gençler”ce
havaya bırakılan bir kundaklama balonunun Gazze bölgesindeki Kfar Aza “kibbutz”una
ulaşmış olmasıydı. Ardından Şa'ar Hanegev Bölge Konseyi’ne ait bölgede küçük
bir yangın çıktı.
İşgal
güçlerinin hedef aldığı ilk yer, Refah’ın doğusundaydı. Burasının Kassam
Tugayları’na ait olduğu bildirildi. Buraya insansız hava aracıyla saldırı
düzenlendi. Daha sonra işgalci güç, Gazze’nin kuzeydoğu kesiminde (Muntar-Karni
sınır kapısı yakınlarında) ve Refah bölgesinde olmak üzere iki yeri daha
bombaladıklarını açıkladı, bombalamanın bir savaş helikopteri ve bir tankla
gerçekleştirildiği söylendi. Bombalama, sınırda yapılan gösterilerin sona
ermesinden sonra gerçekleşti. Yerel kaynaklar, onlarca Filistinli gencin
kullanılmış lastikleri ateşe verdiğini, sınır duvarına Filistin bayrağını
astığını ve ses bombası attığını bildirdi. Buna karşılık, doğu sınırı boyunca
konuşlanmış işgal güçleri, onları dağıtmak amacıyla göz yaşartıcı gaz bombası
attılar. Protestoları bastırmaya çalışan Siyonist işgal güçleri on bir genci yaraladı.
25
Eylül 2023’te gazeteci Yusuf Faris, Lübnan gazetesi Ahbar’da, o
ana kadar yaşanan olayları özetleyen bir yazı yayınladı. Bu yazıyı tercüme
etmek ve uzun uzun alıntılamak yerinde olacak:
“Gazze’nin doğu sınırında
devam eden olaylar, Katar Büyükelçisi Muhammed İmadi’nin bu ayın başından beri
yaptığı ziyaretlerin, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı hafifleteceği bir
anlaşmayla sonuçlanmadığının delili. Ayırma duvarının tahrip edilmesi ve
kundaklama amaçlı balonların fırlatılması gibi sert önlemlerle birlikte ‘sınır
faaliyetleri’ne kademeli olarak geri dönme kararı, bu ayın başında Katar’ın
teşkil ettiği, Gazze’nin Yeniden İnşası Komitesi’nin Hamas hükümeti
çalışanlarının maaşlarını ödemek için ayrılan hibeden 6 milyon dolar kesme
kararı almasının ardından, işgalci gücün Gazze işçilerine Beyt Hanun/Erez sınır
kapısını kapatma ve Kerem Şalom sınır kapısından mal hareketini azaltma
kararıyla eş zamanlı olarak alındı. Bu adımlar hep birlikte, bölgedeki ‘Hükümet
Çalışmaları Takip Komitesi’ni ciddi bir mali krize sürüklemek suretiyle,
çalışan maaşlarının payını yüzde 5 oranında azaltıp, toplam maaşın yüzde 60’ından
yüzde 55’ine indirmesine, maaş ödemelerini normal tarihlerinden yedi gün
geciktirmesine yol açtı.
Ancak kriz, çalışanların
maaşlarının ötesine geçerek, tıbbi malzeme sıkıntısı çeken hastanelerdeki durum
gibi daha hassas konulara da uzanıyor. Böbrek hastaları, haftalık tedavi
protokollerini tamamlamak için gerekli ekipman konusunda ciddi bir eksiklik
çekiyorlar. Mevcut mali durumun devam etmesi, diğer hizmet sektörleri de krize
sürüklenme tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor. Direniş örgütleriyle gayri resmi
olarak bağlantılı olan ‘İsyancı Gençlik’ birimlerinin önderliğinde, sınırda yürütülen
faaliyetler, bu ayın ortasında lastik yakma ve ayırma duvarını tahrip etme gibi
gösterilerle başladı. Ardından, geçen haftanın sonunda, gece kargaşası’
birimlerinin ve kundaklama balonlarının devreye alınması kararı alındı, geçen
Cuma günü Kibbutz Be'eri, Ebu Katron Ormanı ve Kissufim’de ayrım hattı dâhilinde
beş dönümlük alanı yok eden birkaç yangın çıktı. Aynı gün, onlarca kundaklama
balonu daha fırlatıldı.
İşgalci ordusu, Gazze’nin
doğu sınırındaki üç direniş gözlem noktasına bomba atarak karşılık verdi ve
güçlerinin genç bir adam tarafından ateş altına alındığını iddia etti.
Cumartesi ve Pazar günleri halk eylemleri, kundaklama amaçlı balonların
fırlatılması ve ayırma duvarının tahrip edilmesine dönük çalışmalar sürdü. Bu
eylemler, ‘Kuşatmayı Kırmak İçin Yüksek Ulusal Komite’nin önceki gün Gazze
limanında bir etkinlik düzenleyerek, şehrin limanlarının açılmasını ve
uygulanan kuşatmanın sona erdirilmesini talep etmesiyle daha organize bir hal
aldı. Kriz, çalışan maaşları meselesinin ötesine, daha hassas politik konulara
uzanıyor. Hamas’ın sürece vakıf olan isimlerinden biri, ablukanın
sıkılaştırılması kararına geri dönülmesinin ve [2021’deki] ‘Kudüs Kılıcı’
savaşından sonra varılan barış anlaşmalarından cayılmasının, İsraillilerin
Gazze’deki hareketi ve diğer direniş örgütlerini işgal altındaki Batı Şeria’da
süren direnişi desteklemekten vazgeçmeye zorlamak için kullandığı bir şantaj
bağlamında gerçekleştiğini dile getiriyor. Örgütler, bu konuda herhangi bir
taviz vermeyi reddederken, ‘sınır faaliyetleri’, işgalcileri Gazze sakinlerinin
yaşam haklarını Batı Şeria’da sükuneti sağlamak için bir pazarlık kozu olarak
kullanmaktan vazgeçmeye mecbur etti.”[41]
Makalenin
geri kalanında yazar, Hamas lideri İsmail Rıdvan’ın sınır faaliyetlerinin “alanların
birliği” ve “Gazze’nin işgal altındaki Batı Şeridi ile iç içe geçmesi”
denkleminin kurulmasına dönük faaliyetlerin bir parçası olduğuna dair tespitini
aktarıyor.[42] Rıdvan, Hamas adına düzenlediği resmi bir basın açıklamasında tespitine
şunları ekledi:
“Bölgede çatışmalar
tırmanacak olursa, bunun asıl sorumlusu işgalci güçtür. Zaman ve mekânda
ayrışmayı dayatan, sürekli ortaya koyduğu çabalarıyla işgalci güç, Mescid-i
Aksa’ya karşı, caminin yıkılmasına, kalıntıları üzerine sözde tapınağın inşa
edilmesine yol açacak herhangi bir aptalca adımı atmama konusunda dikkatli
olmalıdır.”[43]
İşgalci
gücün “isyancı gençliği” kışkırtmanın sonuçlarından tamamen sorumlu olduğunu dile
getiren Rıdvan, devam eden kuşatmanın çatışmaları tehlikeli bir biçimde
tırmandıracağı konusunda uyarıda bulundu.[44]
Ertesi
gün, 26 Eylül 2023 Salı günü, işgal güçleri, Refah’ta Hamas’a ait olan iki
gözlem noktası ile Zeytun’daki bir yeri daha hedef aldı. İşgal güçleri, X
sosyal medya sitesindeki bir paylaşımda, bir savaş helikopteri ve tank
kullanarak iki Hamas bölgesine daha saldırdıklarını iddia etti.[45]
Sonraki
üç gün boyunca Hamas ile Siyonist işgalci güç arasında müzakereler gerçekleşti.
29 Eylül 2023 Cuma günü, Mısır ve Katar’ın arabuluculuğuyla bir anlaşmaya
varıldı. “İsyancı gençler”, işgal altındaki topraklarda çalışmasına izin
verilen Gazzeli işçi sayısının iki katına çıkarılması ve “Katar yardımlarının
değerinin 100.000’den fazla vatandaşı kapsayacak şekilde artırılması”
karşılığında sınır protestolarını askıya almayı kabul etti.[46] Hamas’ın
müzakereye istekli olması, işgalciyle uzun süreli bir çatışmadan kaçınmayı
amaçladığına dair izlenim yaratmaya ve işgalin gardını düşürmeye yaradı.
AMAN,
Şabak ve Mossad ile yakından bağlantılı olan, onlara eleman sağlayan
kurumlardan Bar İlan Üniversitesi’nde profesör olan, istihbarat ve karşı-istihbarat
uzmanı Netanel Flamer’a göre, protestolar, sadece alanların birliği açısından Aksa
Tufanı’nı muştulamakla kalmadı, aynı zamanda belirli istihbarat operasyonlarını
da önceden haber verdi. Flamer şunları söylüyor:
“Hamas, sınırın
yakınlarında protestolar düzenleyerek, bu protestoların kılıfı altında,
ajanlarının sınır duvarına yaklaşarak, görünüşte gösterilerin bir parçasıymış
gibi, duvarın yanına cihazlar ve yapılar yerleştirmesini sağladı. Bu şekilde
Hamas, saldırı hazırlıklarını ilerletebildi, İsrail ordusunun sınır duvarı boyunca
sahip olduğu yeteneklerle ilgili hayati istihbaratı toplam işlemini tamama
erdirdi.”[47]
İlk
bakışta, iddialarına herhangi bir kaynak sunmayan Flamer, “İsyancı Gençlik”
protestolarını tamamen yanlış takdim ediyor. Dahası, bu sınır protestolarını
“Hamas’ın kışkırttığı” da doğru değil. Bununla birlikte, Telegram aracılığıyla
dolaşan gizli materyaller ve tanık ifadeleri, protestoların bir araştırma veya
keşif işlevi içerdiği olasılığını güçlendiren bir dizi istihbaratla ilgili
ayrıntıyı ortaya koyuyor. Bunlar arasında işgalcilerin sınırdaki kameralarına
yönelik saldırılar, özellikle (Gazze şehrinin doğusundaki) Malaka askeri
yerleşkesinin kapısı ile (Han Yunus'un doğusundaki) Necar kapısı olmak üzere duvar
ve kapıları hedef alan patlayıcıların yerleştirilmesi işlemi yer alıyor.[48]
Örneğin 17 Eylül 2023’te Quds Breaking “Gazze’nin doğusundaki Malaka
askeri yerleşkesinin kapısına, Aksa eylemleri sırasında gençlerin patlayıcı bir
cihazı infilak ettirdiği haberini paylaştı.[49] Eylemci ve gazeteci Hamza Mısri’nin
de dile getirdiği biçimiyle, Han Yunus’un doğusundaki Necar Kapısı da isyancı
gençlerce “baskına uğradı”.[50]
Bilindiği
üzere, 7 Ekim 2023 operasyonu sırasında direniş savaşçıları Nahal Oz ve Kfar
Aza sınır duvarlarını ele geçirdi. Malaka ve doğu Zaytoun sektöründeki “İsyancı
Gençlik” protestoları, Kfar Aza’ya değil, 7 Ekim’de gerçekten vurulan ve ele
geçirilen, özellikle de Nahal Oz üssünde gerçekleşen Nahal Oz-Karni (Muntar)
sınır koridoruna karşılık gelmektedir. Group 194 sitesinde aktarılan, ismi
verilmeyen bir subayın açıklamasına göre, “İsyancı Gençlik” protestoları
sırasında “Hamas’ın sınırı test ettiği açıktı, çünkü bariyer inşa edilene dek
böyle bir şeye asla izin verilmemişti.”[51]
Duvarın
hedef alınması, işgalci gücün güvenlik ve askeri yetkilileri arasında bazı
şüpheleri uyandırmış olsa da, bunlar, ancak olaydan sonra dile
getirilmiştir. Haaretz gazetesi askeri işler muhabiri Yaniv Kuboviç’in
bir haberinde, adı açıklanmayan bir “subayın” şu sözlerine yer verilmesi dikkat
çekici: “Bölgeyi ve Gazze’yi bilen herkes için Hamas’ın İsrail’in sınırlarını
test ettiği açıktı. Yeraltı savunma bariyeri inşa edilene dek böylesi bir teste
asla izin verilmezdi.”[52]
Ancak
söz konusu bariyer, Ekim 2022’de inşa edilmişti ve 2014 savaşından sonra Gazze
sınırının ötesine uzanan, Kassam tarafından yürütülen muhtelif tünel
operasyonlarının bir sonucuydu.[53] Bu, Kuboviç’in geriye dönük analizine
rağmen, işgalci güce bağlı istihbaratın güvenlik aygıtından yeterli ilgiyi
görmediğini ortaya koyuyor.
27
Eylül 2023’te “İsyancı Gençlik” eylemcilerinden bir kısmının Han Yunus’un
doğusundaki duvarın yakınında ev yapımı bir patlayıcı düzeneği patlattığı gün,
Gazze’deki direnişe bağlı bir keskin nişancı, Gazze’nin doğusundaki işgal
güçlerinin gözetleme kameralarını hedef aldı.[54] 7 Ekim 2023’te, direnişe
bağlı keskin nişancılar, patlayıcılarla donatılmış ticari insansız hava
araçlarıyla birlikte, aynı şekilde, gözetleme kameralarını hedef aldı.
Bilindiği gibi, Nahal Oz’da, gözetleme kameralarının çoğu ilk önlem olarak
devre dışı bırakıldı. Bu, Gazze sınırına sızan paraşütçüler ve insansız hava
araçları kullanılarak gözetleme kameralarını, iletişim kulelerini ve diğer
istihbarat toplama araçlarını hedef alıp kör etmeye odaklanan ana operasyondan
önce yapılan önemli bir ön operasyondu.[55] Züheyr Hamdani ve Talal Maşati’nin
haberine göre, işgal güçleri, uzaktan algılama ve sınır izleme ekipmanına aşırı
derecede bağımlı hale gelmişti. Direniş savaşçıları, bu ekipmanı hızla devre
dışı bırakmayı bildiler, bu da onların sızma faaliyetine, üs baskınlarına ve
işgalcinin subay ve askerlerine yönelik ani saldırılarına imkân sağladı.[56] Bununla
birlikte, 7 Ekim 2023’te direnişin gözetleme cihazlarını hedef almasının tek
yolunun keskin nişancılar olmadığı da söylenmeli. Hamas’a bağlı hackerlar,
operasyonun hemen öncesinde kameralara ve askerlerin telefonlarına sızmış,
önceki günlerde sivil güvenlik kameralarına erişerek, önemli istihbarat toplama
faaliyetlerinde bulunmuşlardı.[57]
Sonuç
Aksa
Tufanı’na yakın tarihe dair bir inceleme, Sinvar’ın kontrol altında olma ve
sosyalleşmeye dair görünümünü nasıl araçsallaştırdığını ortaya koyuyor.[58] Bu
görünüm, işgalci gücün endişelerini giderdi, direnişin pususunu daha gizli bir
şekilde planlamasına imkân sağladı.
En
ilginç olaylardan biri de yeniden canlanan sınır protestolarıydı. Bununla
birlikte, “İsyancı Gençlik” eylemlerinin Aksa Tufanı operasyonu için bir eğitim
alanı olarak hizmet ettiğini söylemek ama ayırma duvarının ve kameraların hedef
alındığına ilişkin abartılı yaklaşımlardan da uzak durmak gerekiyor. Gerçekten
de, bu organik protestoları keşif ve istihbarat toplama faaliyetine kapatmamak
şart. Bununla birlikte, olgu ve olayları yakından inceleyen bir analiz,
direnişe değerli bilgiler sağlayabilecek gözetim ve hedefleme ile ilgili yönlerin
olduğunu ortaya koyuyor. “İsyancı Gençlik” protestolarının yerleşimcilerin
Aksa külliyesine baskın düzenlemesiyle (ki Muhammed Deyf’e göre, Aksa Tufanı’na
neden olan kritik koşullardan biri bu baskındı[59]) tetiklendiği göz önüne
alındığında, elde bu protestoları Aksa Tufanı’na bağlamamızı, arada illiyet
kurmamızı gerektiren sebepler mevcuttur.
Ek
Haaretz
gazetesinden
Şlomi Eldarand ile Ruth Yuval’ın 8 Eylül 2026’da yayınladığı, yakında çıkacak
olan Hostages: 843 Days of Abandonment [“Rehineler: 843 Gün Süren Terk Edilmişlik”]
kitabında alıntı yapılan kaynaklara atıfta bulunan bir makaleye göre, Muhammed
Bin Zayid’in “Gazze’den yıllar önce Abu Dabi’ye göç etmiş olan yakın danışmanı”
(burada örtük olarak Muhammed Dahlen’e atıfta bulunuluyor), Aksa Tufanı’dan
önceki haftalarda BAE kralını yaklaşan bir operasyon hakkında bilgilendirdi. Haaretz
haberine göre, Bin Zayid, daha sonra 7 Ekim 2023’ten bir buçuk hafta önce Netenyahu’yu
arayarak, Sinvar’ın “büyük plan”ı konusunda uyardı. (8 Eylül 2026 Haaretz).
İlk
bakışta, Dahlen’in önceden bilgi sahibi olma ihtimali akla yatkın görünüyor.
Makalenin iddialarından bağımsız olarak, bu ihtimali, 7 Ekim 2023 planlaması
hakkında bağımsız olarak doğrulayabildiğimiz bilgilere dayanarak ele alalım.
Kassam
Tugayları’nın en üst komuta kademesi hariç, direniş üyeleri Aksa Tufanı
saldırısının planlaması sırasında hiçbir şeyden haberdar edilmemişti. (7 Kasım
2023, Guardian) Bu nedenle, Dahlen’in sadık
adamlarından birinin, Aksa Şehitleri Tugayları’nın Nidal-i Amudi Tümeni’nde
(Dahlen’in Fetih - Demokratik Reform Bloğu ile ilişkili direniş biriminin bir
kolu) önceden bilgi sahibi olması, son derece düşük bir ihtimal. Ancak, Dahlen’in
Nidal-i Amudi Tümeni üyelerinin Aksa Tufanı’na katıldığı, aylar öncesindeki
hazırlık önlemlerinden birinin, Kassam Tugayları dışındaki gruplar da dâhil
olmak üzere, direniş savaşçılarını eğitmek için bir paraşütçü birliği kurulması
olduğu belirtilmeli. (Mecma Hareketi, “Yahya Sinvar’ın Kamuflaj Planı”, Mujamma)
Dahası,
Dahlen’in Nidal-i Amudi Tümeni, her yıl düzenlenen Filistin “Ortak Operasyonlar
Odası” “Güçlü Sütun” eğitim tatbikatlarına da katılmıştı. Bu nedenle, Dahlen’e
sadık birinin bu eğitim programı sırasında bilgileri dışarı sızdırmış olması
mümkün.
Ancak,
özellikle seçim dönemine yakın bir zamanda araçsallaştırıldığı göz önüne
alındığında, bu anlatıya şüpheyle yaklaşmak gerek. Haaretz gazetesinde
çıkan makale, iddialarını “üç yabancı üst düzey kaynağa dayandırdığını”
söylüyor. (8 Eylül 2026, Haaretz) Bu kaynaklar muhtemelen, işgalci
gücün istihbarat veya siyaset cephesinde yer alan, Netenyahu karşıtı kanada ait.
Siyonist istihbarat ve komuta merkezlerinin 7 Ekim’le ilgili istihbaratı göz
ardı ettiği anlatısı, Netenyahu karşıtı grupların kolayca harekete geçirilmesini
sağlayacak, etkili bir sopa haline geldi. Tıpkı Netenyahu’nun Hamas ile 2018-2019’da
gerçekleşen Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü müzakerelerinin ardından Katar tarafından
verilen fonları sivil yeniden yapılanma çabalarına izin verdiği anlatısı da
aynı şekilde kullanıldı. (1 Aralık 2023, Times of Israel; 10 Şubat 2026, Times of Israel)
Bu
anlatı, Yahya Sinvar’ın Kassam Tugayları’nın Nuhba gücünü kamuoyu önünde
dağıtma, İslami Cihad ile Hamas arasında iç çatışmalar olduğuna dair (Hamas’ın,
FİC’in işgalciyle silahlı direnişe devam etme isteğine karşı çıktığı iddiası üzerinden)
tespiti kamuoyuna açıklama, Mısır ve Katar ile ekonomik düzenlemeleri
genişletme ve Gazzeli işçilerin 1948’de işgal edilen topraklara girişini
sağlama, Hamas’ın Ağustos 2022 ve Mayıs 2023’teki işgalciyle çatışmaktan özel
olarak kaçınması, Kassam’ın paraşütçü eğitimini sivil bir paravan şirket
arkasına gizleme ve kasıtlı olarak kamuoyu önünde ortak askeri tatbikatlar
düzenleyerek bunların büyük bir taarruz hazırlığı yerine, hoşnutsuz sıradan
savaşçıların susturulması girişimi olduğuna dair bir izlenim yaratmak gibi
başlıkları içeren “aldatma stratejisi”ni göz ardı ediyor. Tüm bunlar, Hamas’ın
kontrol altına alındığı, Gazze’de sükuneti ve ekonomik istikrarı korumaya
giderek daha fazla yatırım yaptığı izlenimini yarattı. (Mecma Hareketi, “Yahya
al-Sinwar'ın Kamuflaj Planı”; Mujamma; Times of Israel/Reuters, 9 Ekim 2023;
Tİ)
Şunu
belirtmek gerek: Haaretz’deki makale, bu türden bir açıklama sunmuyor. Makaleye
göre, 2023 yılının başlarında “İsrail” ile Sinvar arasında gizli bir müzakere
kanalı kurulmuştu. Bu kanalın amacı, Gazze için bir geçici ateşkesin (hudna)
ilan edilmesi ve geniş kapsamlı, uzun vadeye yayılacak bir düzenleme çabasının
ortaya konulmasıydı. Makalede iddia edildiğine göre, Sinwar, Hamas Siyasi
Bürosu üyesi Gazi Hamid’i bu kanalın kurulması işinde görevlendirmiş, Haaretz’in
“Kömür Göz” takma adıyla andığı, hem Hamas hem de Şin Bet tarafından güvenilir
kabul edilen, İbranice konuşan üst düzey bir Fetih yetkilisi ise aracı olarak
görev yapmış. İbraniceyi akıcı bir şekilde konuşan Hamid ve Kömür Göz’ün, eski
Filistin Yönetimi Sivil İşler yetkilisi Nasır Sarrac’ın Gazze’deki evinden Şin
Bet yetkilisi Adi Rotem ile “neredeyse doğrudan” görüşmeler gerçekleştirdiği söyleniyor.
(8 Eylül 2026; Haaretz)
Makaleye
göre, müzakereler, ablukanın kademeli olarak hafifletilmesi, gıda ve hammadde
ithalatının artırılması, binlerce kişiye iş imkânı sağlayacak sınır ticaret
bölgeleri, Mısır’ın Şarm’eş-Şeyh havaalanından “güvenli geçiş” sağlaması, Gazze’ye
doğal gaz tedariki, nihayetinde esir takası konularını kapsıyordu. Makaleye
göre, 2023 yazına gelindiğinde, iyimser bir hava oluşmuştu. “Kömür Göz”
defalarca bir anlaşmanın “her zamankinden daha yakın” olduğunu bildiriyordu. Bir
Hamas yetkilisi ise toplantılardan “Nihayet oluyor!” gibi coşkulu ifadelerle döndüğünü
aktarıyordu. (8 Eylül 2026; Haaretz.)
Makale,
daha sonra Sinvar’ın Eylül başlarında kanalı aniden kapattığını iddia ediyor.
İddiaya göre Sinvar, ardından Kömür Göz’ü yanına çağırdı ve ilerleme olmazsa “İsrailliler
için büyük bir sürpriz, bir zilzal (deprem) hazırladığı konusunda
uyarmasını emretti. Kömür Göz, Eylül ortasında onunla tekrar görüştüğünde, Sinvar’ın
uyarıyı “tüm sürprizlerin anası bu. Korkunç bir operasyon. Olağanüstü bir şey”
şeklinde nitelendirdiğini, sözlerinin kelimesi kelimesine iletilmesini açıkça
talep ettiğini söylüyor. (8 Eylül 2026; Haaretz.)
İddiaya
göre, Kömür Göz ve Muhammed bin Zayid’in Filistinli danışmanı, 15 Eylül’de Şin
Bet’e uyarıyı iletti. Haaretz’e göre, bu durum, 17 Eylül 2023’te
güvenlik görüşmelerine yol açtı, ancak istihbarat yetkilileri, tehdidin
yaklaşmakta olan Aksa Tufanı operasyonu olduğunu anlayamadı. Şin Bet personeli,
bunun yerine, diğer olasılıkların yanı sıra, Sinvar’ın Hamas’ın esir
takasındaki gücünü artırmak için o sırada Irak’ta tutulan “İsrailli”
araştırmacı Elizabeth Tsurkov’u ele geçirmeyi amaçladığı hipotezini
değerlendirdi. (8 Eylül 2026; Haaretz.)
Ancak
yukarıda yeniden oluşturulan aldatma stratejisiyle birlikte okunduğunda, Kömür
Göz kanalı, böyle bir stratejiye karşı kanıt olmaktan ziyade, bir başka
kamuflaj katmanı oluşturmuş olabilir. Önemi sadece Hamas’ın Aksa Tufanı’nı
hazırlarken aynı anda müzakere etmesinde değil, bu müzakerelerin içeriğinde de
yatıyor: neredeyse her teklif, Sinvar’ın geniş aldatma önlemlerini geliştirme
amacını güdüyor. Hamas liderliği, ekonomik rahatlama, hareket özgürlüğü,
istihdam, mahkûmların serbest bırakılması ve Gazze’yi yönetecek kalıcı bir
uzlaşma ile giderek daha fazla meşgul olduğuna ilişkin değerlendirmeyi aldatma
stratejisinin parçası olarak kullanıyor. “Kömür Göz”, daha sonra fraksiyonlarca
ve Şin Bet tarafından güvenilir bulunmuş. Böylelikle ilgili kanalın yol açtığı
iyimser değerlendirme, işgalci güce bağlı istihbarat aygıtının karşı tarafa
güvenilir bir kaynak üzerinden ulaşabileceğine dair bir yanılsamaya kapılmasına
neden olmuş. (8 Eylül 2026; Haaretz.)
Nitekim,
Haaretz’in kendi haberine göre, “Kömür Göz”, defalarca “nihayet oluyor”
diyerek inancını dile getirmiş. Demek ki kanal aldatma stratejisinin parçası,
aracı kişininse bu sürece bunun bilincinde olarak katılmasına gerek duyulmamış.
Sinvar’ın Eylül ayında dile getirdiğ olağanüstü uyarılar bile bu yorumu ille de
çürütmeyebilir. Haaretz’in alıntı yaptığı üst düzey bir istihbarat
yetkilisinin şimdi kabul ettiği gibi, bir olasılık da uyarıların kendilerinin “Büyük
Aldatma” planının bir parçası olması ve “İsrail Savunma Kuvvetleri’nin
hazırlığını test etmeyi” amaçlaması. (8 Eylül 2026; Haaretz.)
Sinvar,
ne bir tarih, ne bir hedef, ne bir operasyon yöntemi, ne de önceden hazırlanmış
Aksa Tufanı planının varlığı konusunda bir açıklama yaptı. Bunun yerine, tehdit
olarak dile getirdiği “deprem”i İsrail’in müzakerelerde ayak sürümesinin bir
sonucu olarak anlamlandırdı. Bu anlamlandırma girişimi, muhtemelen işgalcinin
süreci tırmandırma uyarısına nasıl tepki vereceğini teste tabi tuttu, ayrıca,
temeldeki aldatma girişimini korumak adına, istihbarat yetkililerini her türden
şiddet eylemini, müzakerelerin o bilindik diliyle yorumlamasını sağladı.
Nitekim, makaledeki anlatım özellikle önemli, zira alıntı yapılan üst düzey
istihbarat yetkilisinin benimsediği alternatif yorum, tam da Sinvar’ın “İsrail'in
ayak sürümesinden bıktığı” tespitini, “bizi bir anlaşmaya zorlamak istiyorlar”
değerlendirmesini ve “onun savaş başlatmaya o kadar da istekli olmadığı”
analizini temel alıyordu. (8 Eylül 2026; Haaretz.)
Görünüşe
göre, olan tam olarak buydu. Makaleye göre, uyarıyı aldıktan sonra bile Şin Bet
personeli, Sinvar’ın Elizabeth Tsurkov’u ele geçirerek, Hamas’ın esir
takasındaki pazarlık gücünü artırmayı planladığı ihtimalini değerlendirdi.
Dahası, üst düzey bir Şin Bet yetkilisi, geçmişe yönelik değerlendirmesinde, “Ek
uyarıları bilseydik, tüm değerlendirme tablomuzu değiştirebilirdik. Yetkililer,
Sinvar’ın müzakerelerden aniden çekilmesini farklı şekilde yorumlarlardı” dedi.
(8 Eylül 2026; Haaretz.)
Bu
nedenle Kömür Göz vakası olayı, kamuflaj stratejisine önemli bir boyut daha
ekliyor: göze çarpan ekonomik uzlaşmanın yanı sıra, Hamas’ın FİC ile
çatışmalardan uzak durması, Nuhba gücüyle ilgili olarak verilen yanıltıcı
sinyaller, kamuya açık askeri tatbikatlar ve gizli yamaç paraşütü
hazırlıklarıyla birlikte, Sinvar muhtemelen, işgal güçlerini Hamas kaynaklı
artan tehditleri, genel anlayışı altüst eden bir girişim değil de mevcut bir
çerçeve içinde yürütülen pazarlık olarak anlamaları konusunda teşvik eden,
görünüşte umut vadeden bir müzakere süreci işletti.
Mecma Hareketi
29 Mart 2026
Kaynak
Dipnotlar:
1. Mahmoud Mardawi and Jasser al-Barghouti Interview with Ahmed Mansour, “Why
did Sinwar reject the establishment of a state in Gaza?”, “Shāhid ʿalā al-ʿAṣr” (“A Witness to the Era”), Jazeera,
27 Şubat 2025: Mansur.
2.
Netanel Flamer, The Hamas Intelligence War against Israel (Cambridge:
Cambridge University Press, 2024).
3.
“Occupation bombs resistance observation posts in Gaza as protests continue
near the fence,” 26 Eylül 2023; Arab48; “After Israeli ‘pledges,’ “rebel
youth” halt protests in Gaza,” 28 Eylül 2023: Arabi.
4.
Daniel Sobelman, Axis of Resistance Asymmetric Deterrence and Rules of the
Game in Contemporary Middle East Conflicts (Albany, SUNY Press, 2025), p.
129; ayrıca bkz.: Henriette Chacar ve Nidal Al-Mughrabi, “Israeli Strikes
Target Hamas in Lebanon and Gaza after Rocket Attack,” Reuters, 7 Nisan
2023.
5.
Mahmoud Mardawi and Jasser al-Barghouti Interview with Ahmed Mansour, “Why did
Sinwar reject the establishment of a state in Gaza?”, a.g.e.
6.
A.g.e.
7.
Youssef Abu Watfa, “Gaza: Rush for Work Permits,” 7 Ekim 2021, s. 9; PDF.
8.
““Labor” Reveals Details on Issuing Work Permits in the Occupied Territories,”
6 Ekim 2021, Felestin.
9.
Raed Musa, “After a year marked by suffering and crises... Here are the
expectations of Gaza’s residents for 2022,” 1 Ocak 2022: Jazeera.
10.
“Israel Considers Easing Restrictions on Gaza,”, 2 Ekim 2023: Ghad.
11.
Mahmoud Mardawi and Jasser al-Barghouti Interview with Ahmed Mansour, “Why did
Sinwar reject the establishment of a state in Gaza?”, a.g.e.
12.
A.g.e.
13.
A.g.e.
14.
Filistin İslami hareketinin oluşturduğu bu ilk hücrelerle ilgili daha fazla
bilgi için bkz.: Mujamma Haraket, “The History Behind Hamas’s Intelligence
Apparatus and Understanding its Approach to the Abu Shabab Gang and Other
Collaborator Networks: On Al-Majd, Al-Mujahidun Al-Filastiniyyun, and Al-Qiwa
Al-Tanfîdîyâ,” 27 Eylül 2025: Substack.
15.
Mahmoud Mardawi and Jasser al-Barghouti Interview with Ahmed Mansour, “Why did
Sinwar reject the establishment of a state in Gaza?”, a.g.e. Hamas’ın
yamaç paraşütlerini kullanımına ilişkin, şiirsel bir dille kaleme alınmış,
kapsamlı bir değerlendirme için bkz.: Mohamed Abdou, “Communiqué #3: “And He
(Allah) Sent Against Them Swarms of Birds,’” End Times (Substack).
16.
A.g.e.
17.
A.g.e.
18.
A.g.e. Benjamin Weinthal, “Exclusive: Hamas document reveals devious
paraglider terrorism attack plan,” 12 Ağustos 2024: Fox. Fox News IDF’in eline Hamas’ın
hazırladığı bir askeri planın geçtiğini, özgün haliye planın Arapça olduğunu,
İngilizceye tercüme edildiğini ve Fox News Digital tarafından gözden
geçirildiğini söylüyor. Fox News ile işgalci ordu bu haberin kaynağı olduğundan
habere güven olmaz. Habere kuşkuyla yaklaşılmalı. Bize göre Hamas kaynaklı
makale şu şekildeydi:
“Bu işlem, gizli fırlatma
noktaları kullanılarak gerçekleştirilebilir. Askeri deneylerin ve eğitimlerin
kamufle edilmesi gerek. Sivil deneyler kapsamında çift amaçlı kullanımla
maliyetlerin düşürülmesi şart. Askeri faaliyetlere katkı sağlayabilecek diğer
spor dallarındaki sivil faaliyetlerden yararlanma imkânının yaratılmalı. Sivil
faaliyetler yoluyla elde edilen yabancı kaynaklı bilgilerden faydalanılmalı.
[…]
Vizyon: Kurtuluş
projesinin hizmetinde askeri ve sivil bir havacılık gücü oluşturulmalı. Sorun:
İşgalci güç, bu gücün kurulmasını engellemeye çalışıyor, elindeki tüm
imkânlarla buna karşı mücadele ediyor. Çözüm yollarından biri: Bu model ifşa
edilmeli, düşmanın onu sonlandırmasını engelleyecek bir biçimde toplumla
bütünleştirilmesi yönünde çalışılmalı. Düşmanı, bu durumu bir şekilde
kabullenmeye zorlayacak bir gerçeklik yaratılmalı.”
19.
Salih Aruri’den aktaran: Mayadin, 25 Ağustos 2023.
20.
“Israel Halts Gaza Exports at Key Crossing after Explosives Found,” Reuters,
4 Eylül 2023.
21.
Rajab al-Madhun, “Factions Lean Toward Heating Up Gaza Borders: Enemy Returns
to ‘Suffocation’ Policy,” Akhbar, 7 Eylül 2023.
22.
Ahmed Al-Tanani, “The Biography of Tufan al-Rifaaq,” 10 Şubat 2026, Metras.
23.
Mahmoud Mardawi and Jasser al-Barghouti Interview with Ahmed Mansour, “Why did
Sinwar reject the establishment of a state in Gaza,” a.g.e.
24.
“Israeli Intelligence Failure: Shin Bet Internal Investigation Summary (7 Ekim
2023).” PDF.
25.
“Israel Considers Easing Restrictions on Gaza,” Al-Ghad News, a.g.e.
26.
“After Israeli ‘pledges,’ ‘rebel youth’ halt protests in Gaza,”Al-Araby,
a.g.e.
27.
Wissam Abu Shamala, “The youth uprising in Gaza... Will it bring back the
return marches?,” Vefagh, 19 Eylül 2023: PDF.
28.
A.g.e.
29.
“Hundreds of Jewish settlers and extremists storm Al-Aqsa courtyards,” 17 Eylül
2023; Jazeera.
30.
Akt.: “Occupation bombs resistance observation posts,” Arab48, a.g.e.
31.
Daniel Sobelman, Axis of Resistance Asymmetric Deterrence and Rules of the
Game in Contemporary Middle East Conflicts (Albany, SUNY Press, 2025), s.
129. Bu kitapta “2023 yılının Eylül ayı ortalarında Hamas’ın yaklaşık üç yılın
ardından sınır protestolarının fitilini yeniden ateşlediği” iddia ediliyor.
32.
Akt.: Nour Mahd Ali Abu Aisha, “Gaza’s incendiary balloons: motives and
consequences (report)”, Anadolu Ajansı Arabic, 27 Eylül 2023, AA.
33.
A.g.e.
34.
A.g.e.
35.
Yusuf Faris, “Border Activities Continue: Gaza Will Not Give Up West Bank,” Akhbar,
25 Eylül 2023.
36.
Abu Shomala, Wissam. “The rebel youth movement in Gaza... Will it bring back
the return marches?” Vefagh, 19 Eylül 2023 PDF.
37.
“Gaza Strip: 28 Palestinians wounded by Israeli fire in border clashes,” Le
Monde with AP, 22 Eylül 2023 Monde.
38.
Akt.: “Israel strikes Gaza again amid Palestinian border protests,” AFP,
23 Eylül 2023: Ahram.
39.
Youssef Abu Watfa, “Escalation continues on Gaza border... Unity of the arenas
confirmed,” Al-Araby Al-Jadeed, 24 Eylül 2023.
40.
A.g.e.
41.
Youssef Faris, “Border Activities Continue: Gaza Will Not Give Up West Bank,” Akhbar,
25 Eylül 2023, Ahbar.
42.
Akt.: A.g.e.
43.
Akt.: A.g.e.
44.
Akt.: A.g.e.
45.
“Occupation forces bomb targets in Gaza and cause injuries near the separation
fence,” 26 Eylül 2023 Jazeera.
46.
Rajab al-Madhun, “Resistance Imposes Its Conditions for a Calm-Down: Gaza
Activities Suspended in Exchange for Not Attacking Al-Aqsa,” Akhbar, 29 Eylül
2023.
47.
Netanel Flamer, The Hamas Intelligence War against Israel (Cambridge:
Cambridge University Press, 2024), s.3. Flamer, Eliezer Tauber’in öğrencisi. Akıl
hocası gibi o da Siyonist anlatılara göre konuşuyor. Buna karşın, yaptığı
araştırmanın, önemli güvenlik belgelerinden istifade etmiş kıymetli bir çalışma
olduğunu söylemek gerekiyor.
48.
Bu olayın belgesi RasadAlmedan Telegram hesabının 27 Eylül 2023 günü paylaştığı
“Saha Raporu”nda yer alıyor: “Gençler, ev yapımı patlayıcı cihazları Han Yunus’un
doğusundaki ayırma duvarı yakınlarında patlattı.” Bkz.: Field Report,
@RasadAlmedan Telegram.
49.
Quds Breaking, @Qudsn_Brk, 17 Eylül 2026: Telegram.
Gaza Live telegram hesabının paylaştığı videoda da “Filistinli gençlerin
Gazze’nin doğusundaki ayırma duvarını geçtikleri görülüyor: Telegram.
50.
Hamza al-Masri, @hamza20300: Telegram.
51.
Akt.: “For the Israeli press: ‘The Daily Report.’ Press Office – Group 194,
24.” 22 Mart 2024: Group194.
26 Eylül 2023 Salı, Field Monitor News Network (@MatabieNews): Telegram.
52.
Yaniv Kubovich, “Israeli Army Braced for a Yom Kippur Attack. A Month Later,
Hamas Found a Defenseless Gaza Border.” HaAretz, 21 Mart 2024.
53.
Flamer’ın aktardığı biçimiyle (a.g.e.,s. 132-133):
“İsrail, Hamas
mensuplarının tüneller aracılığıyla İsrail’e sızmasını önlemek amacıyla, Gazze sınırındaki
duvar boyunca ileri teknolojilerle donatılmış bir yeraltı bariyeri inşa etti.
Koruyucu Hat Operasyonu’nun ardından ve konuya ilişkin Devlet Denetçisi
raporundan çıkarılan dersler ışığında İsrail, ilgili proje ortakları arasındaki
iş birliğini de gözeterek, düzenli bir bariyer inşa süreci başlattı. Bariyerin
inşası için en uygun güzergaha dair nihai karar Haziran 2016’da alındı. İsrail, bu çalışma için yaklaşık 3 milyar Yeni İsrail Şekeli
(NIS) tutarında bir yatırım yapmayı üstlendi.
Plan, 60 kilometreyi aşkın sınır hattı boyunca
yerin onlarca metre altına inen
ve zemin üzerinde yaklaşık 6 metre yükselen
bir bariyerin inşasını öngörüyordu. Yaklaşık üç yıl
boyunca gece gündüz demeden çalışan onlarca mühendis ve işçinin emeğiyle proje,
Ekim 2020’de tamamlandı.”
Ayrıca
bkz.: Raphael D. Marcus, “Learning ‘Under Fire’: Israel’s Improvised Military
Adaptation to Hamas Tunnel Warfare,” Journal of Strategic Studies 42, Sayı.
3–4 (2019): 344–370; Mühendislerin ve işçilerin tanıklıkları, “Solel boneh
mazigah – hamikhshol hatat karkai bigvul rezuat azah,” 30 Aralık 2018, Youtube.
54.
RasadAlmedan, “Field Report,” a.g.e., 27 Eylül 2023. Kısa bir süre sonra
aynı Telegram hesabı, “Filistinlilerin İsrail ordusunun Gazze sınırı boyunca
yerleştirdiği kameralara saldırdığını” söyledi.
55.
Al Jazeera Investigative Unit. “7 أكتوبر.” 21 Mart 2024, Jazeera.
56.
Zuhair Hamdani ve Talal Mashati, “‘The Shame’ That Befell Israel... Details of
the First Hours of the Collapse,” 15 Ekim 2023: Jazeera.
57.
“’Israeli Intelligence in Shock’... Hamas Hacked Soldiers’ Cameras and Phones
Before October 7,” 14 Mart 2024 Mayadeen.
Ayrıca bkz.: Mujamma Haraket, “The Hackers of the Islamic Resistance Movement,”
19 Mart 2026, Mujamma.
58.
Bu taktiğinin hareketin onu inceleyen akademisyenlerin görüşlerini de
etkilediği görülüyor. Tarık Baconi’nin ulaştığı şu sonuç bu etkinin delili: “Hamas,
bir kez daha Gazze’de kuşatılmış, geçici süreliğine pasifize edilmiş olduğu
görülüyor.”, Hamas Contained (Stanford: Stanford University Press,
2018), s. 223; ayrıca bkz.: “Tarek Hamoud’s references to the socializing
influence of the “Axis of Containment” (viz., Turkey, Qatar, Egypt) in
“Socialising Hamas. Evaluating the Structural Political Developments in the
Islamic Palestinian Resistance Movement as A Ruling Authority Between
2006-2017”, Filistin Çalışmaları Alanında Felsefe Doktoru, Exeter Üniversitesi,
2023, s. 50, 225-227, 233-238, s. 329-330.
59.
Hamas yetkilisi Jasir Bergusi’nin aktardığına göre Aksa Camii’ne yönelik baskınlar
konusunda Muhammed Deyf “Eğer politik liderler hazırsa ben hazırım” demiş, bu
anlamda 7 Ekim 2023’ü önceden haber vermiş. Deyf’ten aktaran: Mahmoud Mardawi ve
Jasir Bergusi’nin Ahmed Mansur’la gerçekleştirdiği röportaj, “Why did Sinwar
reject the establishment of a state in Gaza?”, a.g.e.