Saksonya
eyaletinin Chemniz kentinde 22 Ekim 1871 günü yapılan “Koruma ve Savunma
Üzerine” başlıklı konuşmadan kısa bir bölüm. [Wilhelm Liebknecht, Zu Trutz ve
Schutz. Festrede, gehalten zum Stiftungsfest des Crimmitschauer Volksvereins am
22. Oktober 1871, dördüncü baskı. Leipzig, Genossenschafts-buchdruckerei, 1874,
s. 33–35.]
* * *
[...]
Birkaç
cümleyle olsa karşı karşıya kaldığım ilk suçlamayla[1] ilgili birkaç şey söylemek
istiyorum. Bize diyorlar ki “bunlar, kültürümüzü yok etmek isteyen on dokuzuncu
yüzyılın barbarlarıdır. Sosyal demokrasinin zaferi, medeniyetin çökmesi demektir.”
Tüm
halka ücretsiz eğitim verilmesini, genel manada tüm eğitim kurumlarını ücretsiz
kılmayı hedefleyen bir parti, demez ki “bu suçlama bana yönelik”. Ama biz
belirli bir açıdan bu suçlamayı kabul etmeliyiz.
Evet,
rakiplerimizin “kültür” ve “medeniyet” dediği şeyi yok etmek istiyoruz.
Köleliği ve baskıyı, insanlar arasında ekilen nefret ve anlaşmazlık tohumlarını,
kardeşlerimizin büyük çoğunluğunun düştüğü cehaleti, manevi karanlığı yok etmek
istiyoruz.
Evet,
burjuvazinin beyleri, kültürünüzün düşmanları olarak biz, cehaleti yok etmek
istiyoruz! Sizin kültürünüzse tam da kültürün zıttıdır: Kendini ancak insanları
aptallığa mahkûm ederek, onlardan gerçek kültürün hazinelerini utanmazca
esirgeyerek, eğitimin mabedini onlara kapatarak kurtarabilir. Bu mabedi halka
açmaktır bizim amacımız: Sizin seçilmiş birkaç kişinin tekelinde tuttuğunuz,
kendi çıkarlarınıza hizmet etmediği sürece bir kırıntı ekmek bile
esirgemediğiniz bilimi, herkesin ortak malı yapmak istiyoruz. Bu da gerçek
ilköğretim okulları sistemiyle yapılmalıdır. Bugün devlet okullarında kural
haline gelen ve adını alaya alan ezberci öğrenme değil, öğretmenlerinin
fiziksel, öğrencilerinin manevi olarak aç bırakıldıkları, yoksul çocukların
önüne ruhu beslemeye yetmeyen birkaç cılız kırıntı atan ilköğretim okulları
değil, en düşük bilgi düzeyinin öğretildiği ilköğretim okulları değil, hayır,
kelimenin gerçek anlamıyla ilköğretim okulları, halk için okullar, tüm
çocuklara mümkün olan en yüksek düzeyde eğitim veren, her çocukta tüm
yetenekleri uyandırıp geliştiren ve bugün olduğu gibi gerçek eğitimin başladığı
yaşta durmayan okullara ihtiyaç vardır.
Sosyalizm:
“kültüre düşman”! Çünkü her yeteneği geliştirme ihtimali bulunduğu için düşman
öyle değil mi? Kültürel ilerlemenin muazzam bir kaldıraç noktası, gerçek halk
eğitiminin bu basit gerçeğinde yatıyor!
Yetenekler,
insanlar arasında eşit olarak dağılmıştır. Bu, bilimin her türden şüphe
örtüsünü üzerinden söküp aldığı, sosyalist ve demokratik dünya görüşünün
temelini oluşturduğu için uymamız gereken bir gerçektir. Ancak günümüz toplumu,
yeteneklerini geliştirme fırsatını yalnızca çok az kişiye sunuyor. Bu az
sayıdaki kişiye bile, nadir istisnalar dışında, tek taraflı ve sakat bir eğitim
veriyor. Yeteneklerin büyük çoğunluğu artık tamamen bastırılıyor.
İnsan,
sık sık neden belirli dönemlerde bu kadar çok önemli insanın ortaya çıktığını
merak eder. Bunlar, uyuyan yeteneklerin kendilerini ifade etme ve aktif olma
fırsatı bulduğu dönemlerdir. Bu durum, özellikle yeni fikirleri ve kurumları
savunmak için yeni güçlere ihtiyaç duyulan devrimci dönemlerde geçerlidir.
Örneğin,
Fransız Devrimi’ni karakterize eden büyük devlet adamları, hatipler ve
generalleri ele alalım. Bu tür zamanlarda normal zamanlardan daha fazla yetenek
yoktur, ancak ekonomik bir ifadeye atıfla, bu dönemlerde yeteneğe olan talep
daha fazladır.
Fırsat,
sadece hırsızları değil, aynı zamanda “büyük insanlar”ı da ortaya çıkarır.
“Büyük
insan”, “büyük” olma fırsatını yakalamış sıradan bir insandır. Demek ki,
toplumun bir gün herkesin yeteneklerini mümkün olan en yüksek seviyeye
çıkarmayı en büyük görevi olarak görmesi için kültürümüz geliştirilmeli, başka bir
ifadeyle, herkes için mümkün olan en yüksek eğitim seviyesine çıkartılmalıdır!
Bilimi
herkesçe erişilebilir ve özgür kılmak istiyoruz. Artık bilim zincirlenmemeli,
hizmeti maddi yoksulluğa veya entelektüel fahişeliğe mahkûm edilmemeli. Evet,
kültürünüzü yok etmek istiyoruz. Onu yok etmek istiyoruz, çünkü kültürünüz gerçek
kültüre düşmandır; çünkü gerçek medeniyetle bağdaşmaz; çünkü bilimi zenginliğe
ve güce satmaya zorlar; çünkü adaletsizliğe dayalı olarak tamamen ahlaksızdır
ve bilimin fahişeliğini sahte kültürümüzün en çirkin lekesi olan kadının fahişeliğine
bağlamıştır.
[...]
Wilhelm Liebknecht
22 Ekim 1871
Kaynak
Dipnotlar:
Liebknecht burada, Fransa-Prusya Savaşı’nı finanse edecek savaş kredilerine oy vermeyi reddettiği için “vatan hainliği” suçlamasıyla yargılanacağı ceza davasına atıfta bulunuyor. Liebknecht ve parlamentodaki arkadaşı August Bebel, kendilerine isnat edilen suçlar üzerinden ikişer yıl hapis cezasına çarptırıldı, ancak davanın büyük yankı uyandırması, onlara Alman devletinin karşısına sosyalist alternatifi çıkartma ve bu konuda propaganda faaliyeti yürütme fırsatı sundu. Bu tür konuşmalar, Liebknecht’in Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin 1872 ve 1873 yılları arasında üye sayısında yüze 50 civarında bir artışın yaşandığı sürece katkıda bulundu. (Raymond H. Dominick, Wilhelm Liebknecht and the Founding of the German Social Democratic Party, The University of North Carolina Press, 15 Ocak 2011, s. 215).


0 Yorum:
Yorum Gönder