29 Mart 2026

,

Evet Düşmanlarımızın “Kültür” ve “Medeniyet” Dediği Her Şeyi Yok Edeceğiz

Saksonya eyaletinin Chemniz kentinde 22 Ekim 1871 günü yapılan “Koruma ve Savunma Üzerine” başlıklı konuşmadan kısa bir bölüm. [Wilhelm Liebknecht, Zu Trutz ve Schutz. Festrede, gehalten zum Stiftungsfest des Crimmitschauer Volksvereins am 22. Oktober 1871, dördüncü baskı. Leipzig, Genossenschafts-buchdruckerei, 1874, s. 33–35.]

* * *

[...]

Birkaç cümleyle olsa karşı karşıya kaldığım ilk suçlamayla[1] ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Bize diyorlar ki “bunlar, kültürümüzü yok etmek isteyen on dokuzuncu yüzyılın barbarlarıdır. Sosyal demokrasinin zaferi, medeniyetin çökmesi demektir.”

Tüm halka ücretsiz eğitim verilmesini, genel manada tüm eğitim kurumlarını ücretsiz kılmayı hedefleyen bir parti, demez ki “bu suçlama bana yönelik”. Ama biz belirli bir açıdan bu suçlamayı kabul etmeliyiz.

Evet, rakiplerimizin “kültür” ve “medeniyet” dediği şeyi yok etmek istiyoruz. Köleliği ve baskıyı, insanlar arasında ekilen nefret ve anlaşmazlık tohumlarını, kardeşlerimizin büyük çoğunluğunun düştüğü cehaleti, manevi karanlığı yok etmek istiyoruz.

Evet, burjuvazinin beyleri, kültürünüzün düşmanları olarak biz, cehaleti yok etmek istiyoruz! Sizin kültürünüzse tam da kültürün zıttıdır: Kendini ancak insanları aptallığa mahkûm ederek, onlardan gerçek kültürün hazinelerini utanmazca esirgeyerek, eğitimin mabedini onlara kapatarak kurtarabilir. Bu mabedi halka açmaktır bizim amacımız: Sizin seçilmiş birkaç kişinin tekelinde tuttuğunuz, kendi çıkarlarınıza hizmet etmediği sürece bir kırıntı ekmek bile esirgemediğiniz bilimi, herkesin ortak malı yapmak istiyoruz. Bu da gerçek ilköğretim okulları sistemiyle yapılmalıdır. Bugün devlet okullarında kural haline gelen ve adını alaya alan ezberci öğrenme değil, öğretmenlerinin fiziksel, öğrencilerinin manevi olarak aç bırakıldıkları, yoksul çocukların önüne ruhu beslemeye yetmeyen birkaç cılız kırıntı atan ilköğretim okulları değil, en düşük bilgi düzeyinin öğretildiği ilköğretim okulları değil, hayır, kelimenin gerçek anlamıyla ilköğretim okulları, halk için okullar, tüm çocuklara mümkün olan en yüksek düzeyde eğitim veren, her çocukta tüm yetenekleri uyandırıp geliştiren ve bugün olduğu gibi gerçek eğitimin başladığı yaşta durmayan okullara ihtiyaç vardır.

Sosyalizm: “kültüre düşman”! Çünkü her yeteneği geliştirme ihtimali bulunduğu için düşman öyle değil mi? Kültürel ilerlemenin muazzam bir kaldıraç noktası, gerçek halk eğitiminin bu basit gerçeğinde yatıyor!

Yetenekler, insanlar arasında eşit olarak dağılmıştır. Bu, bilimin her türden şüphe örtüsünü üzerinden söküp aldığı, sosyalist ve demokratik dünya görüşünün temelini oluşturduğu için uymamız gereken bir gerçektir. Ancak günümüz toplumu, yeteneklerini geliştirme fırsatını yalnızca çok az kişiye sunuyor. Bu az sayıdaki kişiye bile, nadir istisnalar dışında, tek taraflı ve sakat bir eğitim veriyor. Yeteneklerin büyük çoğunluğu artık tamamen bastırılıyor.

İnsan, sık sık neden belirli dönemlerde bu kadar çok önemli insanın ortaya çıktığını merak eder. Bunlar, uyuyan yeteneklerin kendilerini ifade etme ve aktif olma fırsatı bulduğu dönemlerdir. Bu durum, özellikle yeni fikirleri ve kurumları savunmak için yeni güçlere ihtiyaç duyulan devrimci dönemlerde geçerlidir.

Örneğin, Fransız Devrimi’ni karakterize eden büyük devlet adamları, hatipler ve generalleri ele alalım. Bu tür zamanlarda normal zamanlardan daha fazla yetenek yoktur, ancak ekonomik bir ifadeye atıfla, bu dönemlerde yeteneğe olan talep daha fazladır.

Fırsat, sadece hırsızları değil, aynı zamanda “büyük insanlar”ı da ortaya çıkarır.

“Büyük insan”, “büyük” olma fırsatını yakalamış sıradan bir insandır. Demek ki, toplumun bir gün herkesin yeteneklerini mümkün olan en yüksek seviyeye çıkarmayı en büyük görevi olarak görmesi için kültürümüz geliştirilmeli, başka bir ifadeyle, herkes için mümkün olan en yüksek eğitim seviyesine çıkartılmalıdır!

Bilimi herkesçe erişilebilir ve özgür kılmak istiyoruz. Artık bilim zincirlenmemeli, hizmeti maddi yoksulluğa veya entelektüel fahişeliğe mahkûm edilmemeli. Evet, kültürünüzü yok etmek istiyoruz. Onu yok etmek istiyoruz, çünkü kültürünüz gerçek kültüre düşmandır; çünkü gerçek medeniyetle bağdaşmaz; çünkü bilimi zenginliğe ve güce satmaya zorlar; çünkü adaletsizliğe dayalı olarak tamamen ahlaksızdır ve bilimin fahişeliğini sahte kültürümüzün en çirkin lekesi olan kadının fahişeliğine bağlamıştır.

[...]

Wilhelm Liebknecht
22 Ekim 1871
Kaynak

Dipnotlar:

Liebknecht burada, Fransa-Prusya Savaşı’nı finanse edecek savaş kredilerine oy vermeyi reddettiği için “vatan hainliği” suçlamasıyla yargılanacağı ceza davasına atıfta bulunuyor. Liebknecht ve parlamentodaki arkadaşı August Bebel, kendilerine isnat edilen suçlar üzerinden ikişer yıl hapis cezasına çarptırıldı, ancak davanın büyük yankı uyandırması, onlara Alman devletinin karşısına sosyalist alternatifi çıkartma ve bu konuda propaganda faaliyeti yürütme fırsatı sundu. Bu tür konuşmalar, Liebknecht’in Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin 1872 ve 1873 yılları arasında üye sayısında yüze 50 civarında bir artışın yaşandığı sürece katkıda bulundu. (Raymond H. Dominick, Wilhelm Liebknecht and the Founding of the German Social Democratic Party, The University of North Carolina Press, 15 Ocak 2011, s. 215).

0 Yorum: