İran’a
yönelik acımasız saldırıları sebebiyle ABD emperyalizmine ve Siyonist İsrail’e
yönelik öfke had safhada.
Filipinler
Komünist Partisi (FKP), faşist deli Donald Trump’ın emperyalist ABD hükümeti ile aynı derecede faşist Binyamin Netenyahu’nun Siyonist İsrail devletinin 28 Şubat’ta
İran’a karşı gerçekleştirdiği büyük füze saldırılarını büyük bir öfkeyle
karşılıyor.
Bu
küstahça askeri saldırı, nükleer müzakereler sürerken, sebepsiz yere ve hainlikle
gerçekleştirilmiştir. Filipinler’deki tüm devrimci güçlerle birlikte Parti,
İran’ın özgürlüğünü seven halkıyla dayanışma içinde olduğunu ifade ederek, İran’ın
egemenliğine yönelik ağır bir saldırı ve evrensel olarak kabul görmüş
uluslararası yasalara aykırı olan füze saldırılarını şiddetle kınamaktadır.
İran’ın
hükümet merkezine yönelik büyük çaplı saldırılar düzenlendi ve bu saldırılarda
ülkenin Lideri Ayetullah Ali Hamaney ve hükümetin diğer önemli liderleri
öldürüldü. Trump, Hamaney’i, İran halkını ABD’nin askeri, ekonomik ve siyasi talimatlarını
kabul etmeye ve İran’ın egemenliğinden vazgeçmeye zorlayacağı yanılgısıyla katletti.
Oysa bu cinayetler, uzun zamandır emperyalist boyunduruğa direnen İran halkını
daha da fazla birleştirecektir.
Donald
Trump ve Binyamin Netenyahu’yu, emirleri doğrultusunda gerçekleştirilen büyük
çaplı saldırılar sonucu yaşanan çok sayıda ölümden sorumlu tutuyoruz. İlk
raporlar, Minab sahil kentindeki bir ilkokula düzenlenen füze saldırısı sonucu
148’i kız olmak üzere 200’den fazla kişinin öldüğünü ortaya koyuyor. Ölü
sayısının daha fazla olduğu tahmin ediliyor.
ABD
ve İsrail’in egemenliğine yönelik askeri saldırıları karşısında İran, özellikle
Ortadoğu’da, İsrail askeri tesislerine, ABD askeri üslerine ve uçak gemilerine
karşı misilleme saldırıları düzenleyerek, kendini savunma hakkına sahiptir.
Bölgedeki silahlı çatışmaların tırmanması, ABD’nin emperyalist müdahalesinin ve
askeri hegemonyasının doğrudan bir sonucudur.
Ortak
askeri saldırının amacı, İran halkını ABD emperyalist taleplerine boyun eğmeye,
egemenliklerinden ve petrol ile diğer maden kaynakları üzerindeki ulusal
kontrollerinden vazgeçmeye zorlamaktır. İran, ulusal egemenliğini savunduğu ve
Amerikan emperyalizmine direnen diğer güçleri desteklediği için, ABD, uzun
zamandır Ortadoğu’da kimsenin itiraz etmeyeceğini düşündüğü hegemonyayı kurmak
amacıyla bu ülkeyi boyun eğdirmeyi hedeflemiştir.
Bu,
ABD emperyalistlerinin son askeri saldırganlık eylemidir. Uzun süren ekonomik
kriz ve artan rekabetle karşı karşıya kalan ABD’nin tekelci kapitalistleri,
petrol ve kritik minerallerin kaynaklarını ele geçirmeye ve fazla mallarını
küresel pazarlara boşaltmaya çalışıyorlar. İşte bu bağlamda, iki aydan kısa bir
süre önce, ABD emperyalistleri Venezuela’ya saldırdı ve ülkenin petrol
kaynaklarını ele geçirme girişiminde bulunarak, ülkenin lideri Nicolas Maduro’yu
eşi Cilia Flores ile birlikte kaçırdı.
Bunu,
Trump’ın ABD askeri güçlerine Venezuela’dan petrol tankerlerini ele geçirme
emri vermesi, Küba’ya yönelik ekonomik yaptırımları artırması ve ülkeyi yıkma
girişimleri, Trump’ın Monroe Doktrini’ni yeniden canlandırmasına karşı çıkan
Meksika, Kolombiya ve diğer Latin Amerika ülkelerine yönelik tehditler,
Grönland’ı ele geçirme yönündeki açık beyanlar, Birleşmiş Milletler’i baltalama
ve diğer tek taraflı eylemleri izledi. Bütün bunlar, “kurallara dayalı düzen”
denilen şeyin tam bir ikiyüzlülük olduğunu ortaya koymaktadır. ABD, Gazze’deki
Filistin halkına karşı hegemonik amaçlarını dayatmak için İsrail ile işbirliği
yapmaya devam etmektedir.
ABD,
Tayvan’ı bağımsızlığını ilan etmeye kışkırtma girişimlerini aralıksız sürdürüyor.
Filipinler’e silah depoluyor, Amerikan birliklerini konuşlandırıyor, savaş
tatbikatları düzenliyor. Bu anlamda ABD, Asya’da güttüğü, Çin ile askeri
gerilimlerinin tırmandırılmasını temel alan hedefleri uyarınca hareket ediyor.
Filipinler
Komünist Partisi, Ortadoğu’daki göçmen işçiler de dâhil olmak üzere, Filipin
halkını, ABD’nin askeri saldırılarına direnen ve egemenliklerini boyunduruk
altına alma girişimlerine karşı savunmak için mücadele eden İran halkının
yanında yer almaya çağırıyor. Tüm vatansever ve anti-emperyalist güçleri, ABD’nin
dünya çapındaki askeri saldırganlığına karşı kararlı bir şekilde durmaya ve
Amerikan çıkarları adına daha fazla savaş başlatmasını engellemeye çağırıyoruz.
ABD’nin
kışkırttığı bir savaşa sürüklenme tehdidi karşısında, Filipin halkı, ABD’nin
savaş provokasyonlarına karşı geniş ve birleşik bir cephe oluşturmalıdır. ABD
ile Filipin hükümetleri, Filipinler’deki tüm ABD askeri üslerini ve tesislerini
söküp atmalıdır. Ülkede gizli yerlerde depolanan ABD füzeleri ve diğer savaş
silahları kaldırılmalıdır. Ülkedeki tüm ABD birlikleri geri çekilmeli, Batı
Filipin Denizi ile Güney Çin Denizi’ndeki ABD’ye ait deniz varlığı sona erdirilmelidir.
Ayrıca, Geliştirilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması (EDCA), Misafir Kuvvetler
Anlaşması (VFA), Karşılıklı Savunma Anlaşması (MDT) ve ABD ile yapılan, onun hayrına
olan tüm askeri anlaşmalar feshedilmeli, bağımsız bir dış politika izlenmelidir.
Güney
Kore ve Japonya’da, Amerikan askeri varlığından kurtarılmayı talep edenlerle ve
dünyanın dört bir yanındaki ABD savaş makinesine son verilmesini isteyen
halklarla uluslararası dayanışma ağı kurulmalıdır.
Dünya
genelinde işçi sınıfının ve devrimci proletaryanın birleşerek tüm demokratik ve
anti-emperyalist güçlere önderlik etmesi, emperyalizmle ve savaş tehditleriyle
mücadele etmesi şarttır. İşçi sınıfı ve devrimci proletarya, emperyalist
savaşları sona erdirmek ve gerçek küresel barışı sağlamak için kilit önem
taşıyan ulusal kurtuluş ve sosyalizm için devrimci savaşlar yürütmeli, tüm
ülkelerde devrimci mücadelelere önderlik etmelidir.
Marco Valbuena
Filipinler Komünist Partisi
Baş Enformasyon Bürosu
1 Mart 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder