İnnâ
lillâhi ve innâ ileyhi raciun
Ali
Hameney, hayatını imparatorluğa karşı direnerek kurdu.
Genç
bir devrimci olarak, Şah’ın ABD destekli SAVAK polis teşkilâtı tarafından
defalarca tutuklandı ve işkence gördü. Bir suikast girişiminden sağ kurtuldu.
İran-Irak Savaşı’nı cephede, o zamanlar ABD tarafından silahlandırılmış Saddam
Hüseyin’e karşı savaşarak geçirdi.
Liderliği
altında İran, Batı Asya'da Batı egemenliğine karşı direnişin omurgası haline
geldi.
Filistin’deki
direnişin en tutarlı küresel savunucularından ve maddi destekçilerinden biriydi.
Filistin direnişini, mezhepsel bir mücadele olarak değil, işgale ve yerleşimci
sömürgeciliğine karşı direnişin merkezi olarak değerlendirdi.
Güney
Afrika’daki ırk ayrımcılığı karşıtı hareketlerle, Latin Amerika’daki kurtuluş
mücadeleleriyle ve emperyalist kontrolün yörüngesinden kurtulmak için savaşan tüm
uluslarla dayanışma ilişkisi kurdu. İrlandalı devrimcilere destek verdi. Bobby
Sands ve ölüm orucu şehitleri için konuşma yaptı. İran o süreçte İngiltere
elçiliğinin olduğu sokağın adını Bobby Sands olarak değiştirdi.
Hameney,
hem ulusal zenginliğin artmasını hem de Batı kapitalist egemenliğinden
kurtulmayı ve kendi kendine yeterliliği sağlamayı amaçlayan bir “Direniş
Ekonomisi” aracılığıyla sosyal adaletin yönetimini hedefleyen bir ekonomi
anlayışını savundu.
Batı’nın
seküler solundan onu eleştirmek isteyenler, Hameney’in otoritesinin, geniş bir
teolojik külliyat üreten, ömür boyu süren İslami devrimci ilimlere dayandığını
kabul etmelidir.
Devlet
lideri rolünün yanı sıra, her şeyden önce Şii İslam’ın 12 İmamcı Caferi
mezhebinde yüksek bir liderlik pozisyonu olan Marci-e Taklid (örnek alınacak
kişi) idi ve yüz milyonlarca takipçiye hizmet etti. Muhafazakâr sosyal
pozisyonları keyfi emirler değil, Şii geleneğinin ana akım yorumları ve
inançlarıyla derinden tutarlıydı.
Hamaney’i
anti-emperyalist mücadele tarihinde bir kahraman olarak görmeyip onu başka
türlü değerlendirenler, düşmana hizmet ediyorlardır.
Fergie Chambers
1 Mart 2026
Kaynak



0 Yorum:
Yorum Gönder