İranlı
sol komünist Avetis Sultanzade, İran Komünist Partisi’nin kurucusu ve Komintern’in
yürütme kurulu üyesiydi. 1920’lerin ortalarında toprağın kolektivizasyonuna
yönelik adımları desteklemesi ve Komintern’in ilerici milliyetçilere yönelik
yönelimine karşıtlığı nedeniyle uzun süre kenara itilen Sultanzade, Komintern’in
“Üçüncü Dönem”e geçmesiyle birlikte liderliğe geri döndü. Komintern’in 6. Dünya
Kongresi’nde bazıları: Bölgede İngiliz emperyalizminin faaliyetleri ve savaş
tehlikesi hakkında bir konuşma yaptı. Program tartışmasında Buharin ve
Hilferding’i finans-kapitalizm konusunda eleştirdi. Kusinen’in İran’ın statüsü
ve orada bir işçi devrimi olasılığı hakkındaki tezlerine karşı çıktı. 1932’de
partiden ihraç edildi, daha sonra tasfiye sürecinin kurbanı oldu. 16 Temmuz
1938’de idam edildi.
* * *
Yoldaşlar,
savaşın baş kışkırtıcısının İngiltere olacağına hiç şüphe yok: sahada hangi
ülkenin şok birlikleri olursa olsun, ipleri her daim Londra’nın elinde
olacaktır.
İngiltere’nin
Yakın Doğu’nun tamamında açık veya gizli olarak yürüttüğü tüm hazırlıklar, onun
son birkaç yıldır, yaklaşmakta olan silahlı çatışma için yoğun bir şekilde
hazırlandığının inkâr edilemez bir göstergesidir. Bir sonraki savaşta Orta ve
Yakın Doğu’nun Sovyetler Birliği’ne yapılacak saldırının ana başlangıç noktası
olacağına kesinlikle inanıyorum.
Mısır’dan
başlayıp Filistin, Ürdün, Mezopotamya, Arabistan, İran ve Hindistan’dan
geçerek, İngiltere tarafından tamamen veya kısmen boyunduruk altına alınmış birçok
farklı ülke var. Kısa süre önce İngiliz Sömürge Bakanı Emery, şu açıklamayı yaptı:
“Yakın Doğu’daki
nüfuzumuzu güvence altına almak ve Süveyş Kanalı’nı sağlamlaştırmak için, başta
Mısır olmak üzere, tüm bu ülkelerdeki gücümüzü artırmalı, Kanal'a komşu tüm
halkların dostluğunu kazanmalıyız.”
İngiliz
Savaş Bakanlığı’nın bu askeri programı, şu anda Mısır’daki İngiliz Yüksek
Komiseri tarafından yürütülüyor. Burada ordunun en yüksek komutanlığı,
İngiltere tarafından ele geçirildi, parlamento feshedildi, İngiliz yüksek
askeri komutanlığına gerekli tüm hazırlıkları sakin bir şekilde yürütme
konusunda tam özgürlük verildi. Dahası, gelecekteki savaşta Filistin de önemli
bir rol oynayacak. Küçük ve önemsiz bir ülke olan Filistin, şimdi yüksek
komiserin iradesiyle, en ateşli Siyonistlerin bile hayal edemeyeceği kadar
genişletiliyor. Şu anda Hayfa’da askeri liman inşa ediliyor, bu inşaat için bir
buçuk milyon sterlin tahsis edildi. On binlerce askerin barınması için askeri
kışlalar ve diğer tesisler inşa ediliyor.
Ayrıca,
Kahire’den Karaçi’ye uzanan ve Filistin, Mezopotamya, İran üzerinden Hindistan’a
kadar gidecek olan gelecekteki hava yolu hattının kurulması için hazırlıklar
devam ediyor. Filistin’de bir dizi modern havacılık üssü halihazırda kurulmuştur.
Dahası, stratejik karayolları ağı inşa edilmektedir. Kudüs’ten Bağdat’a çöl
üzerinden geçen karayolu zaten tamamlanmıştır. Son olarak, Kantara’dan Hayfa’ya
uzanan hat da tamamlanmış olup, gelecekteki Kahire-Bağdat-Kalküta ana hattının
bir bölümünü oluşturmaktadır.
Filistin’in
yakınındaki Trans-Ürdün bölgesi, “bağımsız” bir krallığa bağlıdır. Bu “bağımsız”
krallık, üç ay önce İngiltere ile bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşmaya göre
İngiltere kralı, savunma ve “asayişin sağlanması” amacıyla bu ülkede dilediği
sayıda asker konuşlandırma hakkına sahiptir, ancak askerlerin bakım masrafları
Trans-Ürdün tarafından kendi bütçesinden karşılanmalıdır. Kısacası, 1925
yılında Kızıldeniz’deki Akabe limanı kendisine verilmiş olan bu “bağımsız”
ülke, gelecekteki savaşta İngiliz Savaş Bakanlığı için oynayacağı role artık
daha fazla hazırlanmaktadır.
Savaş
hazırlıkları konusunda bir sonraki adımı Irak ve Mezopotamya atıyor. İngiltere’nin
bu ülkeyi Alman emperyalistlerinden geri almak için ne gibi zorlukların
üstesinden geldiğini biliyorsunuz. Bağdat demiryolu, her daim İngiliz
emperyalizminin gözündeki diken olagelmiştir. Almanya tarafından inşa edilen bu
demiryolu, İngiliz toprakları için sürekli bir tehdit teşkil etmiştir. Bugün bu
bölge, İngiltere’nin Milletler Cemiyeti’nden aldığı bir manda idaresine tabi “bağımsız”
bir ülkedir. Burada da İngiliz yetkililer tarafından olağanüstü askeri önlemler
alınmaktadır. Her şeyden önce, bu ülkenin topraklarında devasa havaalanları
inşa ediliyor. Basra’dan Bağdat’a, İran sınırından geçen demiryolu hattı,
Türkistan üzerinden Sovyetler Birliği’ne karşı bir saldırı için en kısa yolu
sunan son derece elverişli bir stratejik demiryolu oluşturmaktadır.
Şattülarap
Nehri’nin yatağı genişletilip derinleştirildi, böylece okyanus gemileri
doğrudan Basra’ya gidebiliyor.
Son
dönemde Fao’da askeri kale inşa edildi ve donatıldı, böylece kale, tüm bölgeye
hâkim kılındı. İngilizlerin bu bölgedeki kışkırtmaları özellikle yoğun bir
şekilde devam ediyor. İran ve Türkiye Kürdistanı’ndan İngiltere'nin himayesi
altında bir Kürdistan devleti kurulması için bir kışkırtma faaliyeti yürütülüyor.
Bu plan hayata geçirilirse, askeri hat, Kürdistan üzerinden doğrudan Sovyetler
Birliği sınırına kadar uzanacaktır.
İran
Körfezi, uzun zamandır bir İngiliz gölü haline gelmişken, İngiltere, kasıtlı
olarak Bahreyn Adaları’nı ele geçirmeye çalışıyor.
İngiliz
Yüksek Komutanlığı’nın İran’daki politikası, son dönemde, İran hükümetine İran
toprakları üzerinden Hindistan’a uçuş yapma hakkını elde etme konusunda ısrarcı
bir şekilde baskı yapmaktan ibaretti. Halk kitlelerinin baskısıyla karşılaşan İran
hükümeti, bu koşulları kabul etme konusuna yakın zamana kadar hep tereddütlü
yaklaştı. Ancak son dönemde ülke genelinde meydana gelen bir dizi isyan
nedeniyle, İran hükümeti, İngiltere’nin talebine uymayı, İran topraklarında
birkaç hava sahası kurulmasına izin vermeyi gerekli gördü.
Yoldaşlar,
tüm bu ülkelerde sadece savaş için teknik hazırlıklar yapılmıyor, İngiltere,
aynı zamanda siyasi olarak da faal. Gerektiği her yerde kendi hükümdarlarını ve
küçük Çarlarını tahta çıkarıyor. Parlamentonun feshedilebileceği ve temsili
hükümetlerin kaldırılabileceği her yerde, bu adımları İngiltere atıyor, hemen İngiliz
emperyalizminin bir aracı olarak hizmet eden bir hükümet kuruluyor. Mısır’da
yaşanan budur. Aynı gelişmelerin Filistin ve Mezopotamya’da, en nihayetinde de
İran’da yaşandığını görüyoruz. Burada yeni hanedan, doğrudan İngiltere
tarafından tahta oturtuldu. Eski Kaçar hanedanlığının yerini alan bu yeni
hanedanlık, yavaş ama sistematik bir şekilde, neredeyse her konuda İngiliz komutanlarının
emirlerine boyun eğiyor. İran hükümeti, Bağdat’tan Hazar Denizi’ne uzanan bir
demiryolu hattı inşa ediyor. Bu hattın son noktası olan Bender-i Gez’de bir
liman inşa ediliyor. Bu liman, Sovyetler Birliği’nin sanayi merkezlerinin
hammadde kaynaklarını kesmek amacıyla Bakû’ye karşı operasyonlar yapılmasını
sağlayacak bir denizaltı üssü olarak hizmet verecek.
Avetis Sultanzade
11 Eylül 1928
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder