02 Mart 2026

,

Emperyalist Savaş Tehlikesi Üzerine


İranlı sol komünist Avetis Sultanzade, İran Komünist Partisi’nin kurucusu ve Komintern’in yürütme kurulu üyesiydi. 1920’lerin ortalarında toprağın kolektivizasyonuna yönelik adımları desteklemesi ve Komintern’in ilerici milliyetçilere yönelik yönelimine karşıtlığı nedeniyle uzun süre kenara itilen Sultanzade, Komintern’in “Üçüncü Dönem”e geçmesiyle birlikte liderliğe geri döndü. Komintern’in 6. Dünya Kongresi’nde bazıları: Bölgede İngiliz emperyalizminin faaliyetleri ve savaş tehlikesi hakkında bir konuşma yaptı. Program tartışmasında Buharin ve Hilferding’i finans-kapitalizm konusunda eleştirdi. Kusinen’in İran’ın statüsü ve orada bir işçi devrimi olasılığı hakkındaki tezlerine karşı çıktı. 1932’de partiden ihraç edildi, daha sonra tasfiye sürecinin kurbanı oldu. 16 Temmuz 1938’de idam edildi.

* * *

 

Yoldaşlar, savaşın baş kışkırtıcısının İngiltere olacağına hiç şüphe yok: sahada hangi ülkenin şok birlikleri olursa olsun, ipleri her daim Londra’nın elinde olacaktır.

İngiltere’nin Yakın Doğu’nun tamamında açık veya gizli olarak yürüttüğü tüm hazırlıklar, onun son birkaç yıldır, yaklaşmakta olan silahlı çatışma için yoğun bir şekilde hazırlandığının inkâr edilemez bir göstergesidir. Bir sonraki savaşta Orta ve Yakın Doğu’nun Sovyetler Birliği’ne yapılacak saldırının ana başlangıç noktası olacağına kesinlikle inanıyorum.

Mısır’dan başlayıp Filistin, Ürdün, Mezopotamya, Arabistan, İran ve Hindistan’dan geçerek, İngiltere tarafından tamamen veya kısmen boyunduruk altına alınmış birçok farklı ülke var. Kısa süre önce İngiliz Sömürge Bakanı Emery, şu açıklamayı yaptı:

“Yakın Doğu’daki nüfuzumuzu güvence altına almak ve Süveyş Kanalı’nı sağlamlaştırmak için, başta Mısır olmak üzere, tüm bu ülkelerdeki gücümüzü artırmalı, Kanal'a komşu tüm halkların dostluğunu kazanmalıyız.”

İngiliz Savaş Bakanlığı’nın bu askeri programı, şu anda Mısır’daki İngiliz Yüksek Komiseri tarafından yürütülüyor. Burada ordunun en yüksek komutanlığı, İngiltere tarafından ele geçirildi, parlamento feshedildi, İngiliz yüksek askeri komutanlığına gerekli tüm hazırlıkları sakin bir şekilde yürütme konusunda tam özgürlük verildi. Dahası, gelecekteki savaşta Filistin de önemli bir rol oynayacak. Küçük ve önemsiz bir ülke olan Filistin, şimdi yüksek komiserin iradesiyle, en ateşli Siyonistlerin bile hayal edemeyeceği kadar genişletiliyor. Şu anda Hayfa’da askeri liman inşa ediliyor, bu inşaat için bir buçuk milyon sterlin tahsis edildi. On binlerce askerin barınması için askeri kışlalar ve diğer tesisler inşa ediliyor.

Ayrıca, Kahire’den Karaçi’ye uzanan ve Filistin, Mezopotamya, İran üzerinden Hindistan’a kadar gidecek olan gelecekteki hava yolu hattının kurulması için hazırlıklar devam ediyor. Filistin’de bir dizi modern havacılık üssü halihazırda kurulmuştur. Dahası, stratejik karayolları ağı inşa edilmektedir. Kudüs’ten Bağdat’a çöl üzerinden geçen karayolu zaten tamamlanmıştır. Son olarak, Kantara’dan Hayfa’ya uzanan hat da tamamlanmış olup, gelecekteki Kahire-Bağdat-Kalküta ana hattının bir bölümünü oluşturmaktadır.

Filistin’in yakınındaki Trans-Ürdün bölgesi, “bağımsız” bir krallığa bağlıdır. Bu “bağımsız” krallık, üç ay önce İngiltere ile bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşmaya göre İngiltere kralı, savunma ve “asayişin sağlanması” amacıyla bu ülkede dilediği sayıda asker konuşlandırma hakkına sahiptir, ancak askerlerin bakım masrafları Trans-Ürdün tarafından kendi bütçesinden karşılanmalıdır. Kısacası, 1925 yılında Kızıldeniz’deki Akabe limanı kendisine verilmiş olan bu “bağımsız” ülke, gelecekteki savaşta İngiliz Savaş Bakanlığı için oynayacağı role artık daha fazla hazırlanmaktadır.

Savaş hazırlıkları konusunda bir sonraki adımı Irak ve Mezopotamya atıyor. İngiltere’nin bu ülkeyi Alman emperyalistlerinden geri almak için ne gibi zorlukların üstesinden geldiğini biliyorsunuz. Bağdat demiryolu, her daim İngiliz emperyalizminin gözündeki diken olagelmiştir. Almanya tarafından inşa edilen bu demiryolu, İngiliz toprakları için sürekli bir tehdit teşkil etmiştir. Bugün bu bölge, İngiltere’nin Milletler Cemiyeti’nden aldığı bir manda idaresine tabi “bağımsız” bir ülkedir. Burada da İngiliz yetkililer tarafından olağanüstü askeri önlemler alınmaktadır. Her şeyden önce, bu ülkenin topraklarında devasa havaalanları inşa ediliyor. Basra’dan Bağdat’a, İran sınırından geçen demiryolu hattı, Türkistan üzerinden Sovyetler Birliği’ne karşı bir saldırı için en kısa yolu sunan son derece elverişli bir stratejik demiryolu oluşturmaktadır.

Şattülarap Nehri’nin yatağı genişletilip derinleştirildi, böylece okyanus gemileri doğrudan Basra’ya gidebiliyor.

Son dönemde Fao’da askeri kale inşa edildi ve donatıldı, böylece kale, tüm bölgeye hâkim kılındı. İngilizlerin bu bölgedeki kışkırtmaları özellikle yoğun bir şekilde devam ediyor. İran ve Türkiye Kürdistanı’ndan İngiltere'nin himayesi altında bir Kürdistan devleti kurulması için bir kışkırtma faaliyeti yürütülüyor. Bu plan hayata geçirilirse, askeri hat, Kürdistan üzerinden doğrudan Sovyetler Birliği sınırına kadar uzanacaktır.

İran Körfezi, uzun zamandır bir İngiliz gölü haline gelmişken, İngiltere, kasıtlı olarak Bahreyn Adaları’nı ele geçirmeye çalışıyor.

İngiliz Yüksek Komutanlığı’nın İran’daki politikası, son dönemde, İran hükümetine İran toprakları üzerinden Hindistan’a uçuş yapma hakkını elde etme konusunda ısrarcı bir şekilde baskı yapmaktan ibaretti. Halk kitlelerinin baskısıyla karşılaşan İran hükümeti, bu koşulları kabul etme konusuna yakın zamana kadar hep tereddütlü yaklaştı. Ancak son dönemde ülke genelinde meydana gelen bir dizi isyan nedeniyle, İran hükümeti, İngiltere’nin talebine uymayı, İran topraklarında birkaç hava sahası kurulmasına izin vermeyi gerekli gördü.

Yoldaşlar, tüm bu ülkelerde sadece savaş için teknik hazırlıklar yapılmıyor, İngiltere, aynı zamanda siyasi olarak da faal. Gerektiği her yerde kendi hükümdarlarını ve küçük Çarlarını tahta çıkarıyor. Parlamentonun feshedilebileceği ve temsili hükümetlerin kaldırılabileceği her yerde, bu adımları İngiltere atıyor, hemen İngiliz emperyalizminin bir aracı olarak hizmet eden bir hükümet kuruluyor. Mısır’da yaşanan budur. Aynı gelişmelerin Filistin ve Mezopotamya’da, en nihayetinde de İran’da yaşandığını görüyoruz. Burada yeni hanedan, doğrudan İngiltere tarafından tahta oturtuldu. Eski Kaçar hanedanlığının yerini alan bu yeni hanedanlık, yavaş ama sistematik bir şekilde, neredeyse her konuda İngiliz komutanlarının emirlerine boyun eğiyor. İran hükümeti, Bağdat’tan Hazar Denizi’ne uzanan bir demiryolu hattı inşa ediyor. Bu hattın son noktası olan Bender-i Gez’de bir liman inşa ediliyor. Bu liman, Sovyetler Birliği’nin sanayi merkezlerinin hammadde kaynaklarını kesmek amacıyla Bakû’ye karşı operasyonlar yapılmasını sağlayacak bir denizaltı üssü olarak hizmet verecek.

Avetis Sultanzade
11 Eylül 1928
Kaynak

0 Yorum: