Rosa
Luxemburg ve Leo Jogiches’in yoldaşı Julian Marçlevski (Karski 17 Mayıs 1866-22 Mart 1925), 1893’te Zürih’teki
sürgünleri sırasında kurdukları Polonya ve Litvanya Krallığı Sosyal Demokrat
Partisi’nden ve bu partinin, 1898’de Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin
kurulmasından, hatta 1903’te Bolşeviklerden önce bile benimsediği solcu ve
enternasyonalist tutumlardan bahsetmektedir.
* * *
Polonya
Komünist Partisi, Üçüncü Enternasyonal’in kuruluşunda Bolşevikler,
Spartakistler ve İtalyanlarla işbirliği yapmış olsa da, bugüne dek kongremize
Polonya, doğrudan herhangi bir delege göndermemiştir. Parti, her zaman yasadışı
olarak faaliyet yürütmek zorunda kalmış, kelimenin tam anlamıyla dış dünyadan
tamamen izole edilmiştir. Bugün de tümüyle yasadışıdır ve mevcut kongreye
delege göndermeyi başarıp başaramayacağı kesin değildir.
Bununla
birlikte, bu parti, yabancı yoldaşlarının ilgisini hak etmektedir. Çarlık
döneminde ve daha sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman işgali döneminde
olduğu gibi, Polonya Komünist Partisi de son iki buçuk yıldır, yani kapitalist
Polonya Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana, Çarlık rejiminde kullanılanlardan
çok daha sert önlemlerle sistematik olarak zulme uğramış, faaliyetleri
engellenmiştir. (Polonyalı sosyalistler jandarmada, poliste vb. görev
yapmaktadır ve vatanseverler, şahsen tanıdıkları yoldaşlarımıza ihanet
etmektedir.)
Gene
de, parti üyelerinin yarısının sıklıkla hapiste olmasına, partinin savaş ve
tarifsiz ekonomik yıkımla dağılmış ve güçsüzleşmiş bir proletarya ile çalışmak
zorunda kalmasına rağmen, dağılmamış, aksine kendini kurmuş ve güçlendirmiş,
Polonya proletaryasının saflarında büyük bir etki yaratmış, işçiler arasında
giderek daha fazla otorite tesis etmiştir.
Bu
durum, proletaryanın partisine olan inancından ve onu denenmiş bir lider gibi
benimsemesinden kaynaklanmaktadır. İşçiler, partinin kuruluşundan (1893) bu
yana geçen 28 yıl içinde şekillenen program ve politikalarının, ihtiyaç
duydukları anda onları yarı yolda bırakmayacağını biliyorlar. Polonya
proletaryasının pahasına bile olsa, ilkelerine sarsılmaz bağlılığı, 1893’ten
beri var olan eski Polonya ve Litvanya Krallığı Sosyal Demokrat Partisi
(SDKPIL) ile 1906’da kurulan, nispeten daha genç olan, Polonya Sosyalist
Partisi’nin (PPS) sol kanadını bir araya getiriyor.
SDKPIL,
1893 yılında, aynı yıl kurulan ve “Polonya’nın Bağımsızlığı” gibi milliyetçi,
küçük burjuva sloganı ortaya atan Sosyalist Vatansever PPS’nin (Polonya
Sosyal Demokrat Partisi) bölünmesi sonucu ortaya çıktı. Lenin’in birkaç yıl
sonra Menşevikler konusunda dile getirdiği “İki Parti” sloganı, SDKPIL
sayesinde Polonya’daki hareketin başından itibaren uyduğu bir kural haline geldi. Bu
parti, kendisini Polonya Nasyonal Sosyalist Partisi’nden ayırmak ve belirli bir
bölgede, yani Polonya Kongresi’nde (1815) faaliyet gösteren bir parti olduğunu
açıkça belirtmek için “Polonya Sosyal Demokrat Partisi” adını aldı. Rosa
Luxemburg, Varski, Marçlevski ve Tizka tarafından kurulan bu parti, sadece
sosyal vatanseverliğe değil, aynı zamanda sosyal reformizme, revizyonizme ve
Rus topraklarındaki Menşevizme de karşı mücadele etti. Rusya’daki sosyal demokrat
hareket ortaya çıkmadan önce bile Rus devrimci hareketinin çizgisi uyarınca
kaleme alınmış bildiriler yayınladı. Rusya Sosyal Demokrat Partisi
kurulduğunda, onunla ittifak kurdu. Ayrıca, İkinci Enternasyonal’in ulusal
bağımsız partiler temelinde kurulmasına karşı çıktı, ulusal partilerin
Enternasyonal ile daha fazla merkezileşmesini ve organik bağlantı kurmasını
talep etti. Partinin en büyük zaferi, sosyal-vatanseverlerin bağımsızlık
anlayışının iflas ettiği, savunucusu PPS’nin ikiye bölündüğü 1905 Devrimi oldu.
O
zamandan beri PPS’nin “Sol Kanat”ı, SDKPIL’inkine benzer bir politika izlemeye
başladı. Çoğunluğu elde etti ve 1906’da “Sağ Kanat”ı partiden ihraç etti.
Sol
Kanat, böylece sosyal-vatanseverlikten kurtulduktan sonra, kendi saflarındaki
Rus Menşevizmine meyilli olanların kararsızlıklarına ve kendi merkezci
unsurlarına karşı mücadele eden SDKPIL’in bakış açısına sürekli olarak
yaklaştı. Savaşın başından beri Sol Kanat, toplumsal devrim ve diktatörlüğün
partisi olarak SDKPIL ile aynı safta yer aldı ve kapitalist Polonya devletinin
kurulmasında kullanılan sosyal-vatansever aldatmacalara karşı mücadele etti.
SDKPIL ile birlikte Zimmerwald ve Kienthal konferanslarına katıldı. 1918 Birleşme
Kongresi’nde Polonya Komünist Partisi, İkinci Enternasyonal’in yıkıntıları
üzerine Üçüncü Enternasyonal’in kurulmasının gerekli olduğunu görüşünü kabul
etti.
Partinin
kurucu ilkeleri, “ayrışma” politikası, “Sağ”a ait unsurlardan net bir şekilde
ayrılma, “Kutsal Birlik”e ve “vatan savunması” anlayışına karşı tutarlı
mücadeleden oluşuyordu. Bu son bahsi edilen mücadele, Polonya’nın üç Büyük Güç
tarafından maruz kaldığı korkunç ulusal baskının bir sonucuydu. Dahası, sadece
25 yıllık gelenekler değil, diğer son derece elverişli koşullar da Polonya’da
birleşik bir komünist partinin kurulmasına katkıda bulundu. Menşevizm ve
Merkezcilik, Polonya burjuvazisinin tamamen gerici karakteri ve burjuva
“liberalizminin” tamamen yokluğu nedeniyle, Polonya’da uzun vadede imkânsızdı.
“Sol Kanat”, Almanya’dan bağımsızlığı savunan kesimin sol kanadıyla da kıyaslanamaz,
çünkü ilki savaşın hayal kırıklıklarıyla değil, çok daha önce, 1906’da “Sağ Kanat”tan
radikal bir kopuşla komünist olmuştur.
1918’den
beri parti içinde ciddi bir çatışma yaşanmadı. Geçen yıl Varşova’ya yapılan
saldırı sırasında parti, Sovyet Rusya’nın yanında tutarlı bir tavır
sergileyerek, “hain parti” olarak kendini askeri mahkemelerin, infazların ve
Beyaz Terör’ün korkunç intikamına açık hale getirdi. O dönemde saflarımızda
oluşan boşluklar, neyse ki şimdi dolduruldu.
Parlamenter
eylemi boykot etme yönünde gelişen, pek önemsenmemesi gereken eğilim, Şubat
1921’deki Ulusal Konferans’ta fazla zorluk çekmeden aşıldı. Bu parlamento
karşıtı hareket, Almanya’dakinden farklı gerekçelerle ortaya çıkmıştı. Polonya’da
parlamentarizmin baştan beri önemsiz olduğunu söylüyor, bu iddiasını da Alman
meclisinin sadece burjuvazinin diktatörlüğünü gizlemeye yarayan bir kurgu
olduğu düşüncene dayandırıyordu. Aynı konferans, sorunsuz kabul ettiği 21
maddeyle ilgili olarak, partinin bu maddeler hazırlanmadan çok önce bunların
içeriğine tamamen uygun olarak çalıştığını belirtti.
Birlik
ve deneyim açısından Polonya Komünist Partisi, yalnızca Rus partisiyle
kıyaslanabilir. Ancak, ondan on yıl daha eskidir. Partinin kaderi, Alman
Komünist Partisi’nin kaderiyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır.
Enternasyonal’in bu iki çok önemli bölümü arasındaki bağlar, mümkün olduğunca güçlendirilmelidir
ki Polonya partisi, Berlin’de komünizmin zafere ulaşacağı anda tarihi görevini
yerine getirebilsin, sosyalist Almanya ile Sovyet Rusya arasında bir köprü
kurabilsin ve Batı emperyalizmi Kızıl Almanya’yı boğmaya kalkışırsa, devrilmiş
Polonya burjuvazisinin Alman proletaryasını sırtından bıçaklamasını
engelleyebilsin. Dilerim, İngiltere ve Fransa’da proletarya, o zamana dek komünizm
bayrağı altında birleşip kendilerini örgütleyerek, burjuvazilerinin çabalarını
boşa çıkarabilecek duruma gelir.
Julian Marçlevski
Moscow Sayı 12.
7 Haziran 1921
Kaynak
[Moscow, Komintern’in 1921 yılında Moskova’da düzenlediği üçüncü Kongrenin İngilizce yayın yapan gazetesiydi. T. L. Akselrod’un yayın yönetmenliğini üstlendiği gazete, yayın hayatına kongreden bir ay önce, 25 Mayıs’ta başladı, 12 Temmuz günü kapandı.]


0 Yorum:
Yorum Gönder