22 Mart 2026

,

Enternasyonal’in Eski Muhafızları



Rosa Luxemburg ve Leo Jogiches’in yoldaşı Julian Marçlevski (Karski 17 Mayıs 1866-22 Mart 1925), 1893’te Zürih’teki sürgünleri sırasında kurdukları Polonya ve Litvanya Krallığı Sosyal Demokrat Partisi’nden ve bu partinin, 1898’de Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin kurulmasından, hatta 1903’te Bolşeviklerden önce bile benimsediği solcu ve enternasyonalist tutumlardan bahsetmektedir.

* * *

 

Polonya Komünist Partisi, Üçüncü Enternasyonal’in kuruluşunda Bolşevikler, Spartakistler ve İtalyanlarla işbirliği yapmış olsa da, bugüne dek kongremize Polonya, doğrudan herhangi bir delege göndermemiştir. Parti, her zaman yasadışı olarak faaliyet yürütmek zorunda kalmış, kelimenin tam anlamıyla dış dünyadan tamamen izole edilmiştir. Bugün de tümüyle yasadışıdır ve mevcut kongreye delege göndermeyi başarıp başaramayacağı kesin değildir.

Bununla birlikte, bu parti, yabancı yoldaşlarının ilgisini hak etmektedir. Çarlık döneminde ve daha sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman işgali döneminde olduğu gibi, Polonya Komünist Partisi de son iki buçuk yıldır, yani kapitalist Polonya Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana, Çarlık rejiminde kullanılanlardan çok daha sert önlemlerle sistematik olarak zulme uğramış, faaliyetleri engellenmiştir. (Polonyalı sosyalistler jandarmada, poliste vb. görev yapmaktadır ve vatanseverler, şahsen tanıdıkları yoldaşlarımıza ihanet etmektedir.)

Gene de, parti üyelerinin yarısının sıklıkla hapiste olmasına, partinin savaş ve tarifsiz ekonomik yıkımla dağılmış ve güçsüzleşmiş bir proletarya ile çalışmak zorunda kalmasına rağmen, dağılmamış, aksine kendini kurmuş ve güçlendirmiş, Polonya proletaryasının saflarında büyük bir etki yaratmış, işçiler arasında giderek daha fazla otorite tesis etmiştir.

Bu durum, proletaryanın partisine olan inancından ve onu denenmiş bir lider gibi benimsemesinden kaynaklanmaktadır. İşçiler, partinin kuruluşundan (1893) bu yana geçen 28 yıl içinde şekillenen program ve politikalarının, ihtiyaç duydukları anda onları yarı yolda bırakmayacağını biliyorlar. Polonya proletaryasının pahasına bile olsa, ilkelerine sarsılmaz bağlılığı, 1893’ten beri var olan eski Polonya ve Litvanya Krallığı Sosyal Demokrat Partisi (SDKPIL) ile 1906’da kurulan, nispeten daha genç olan, Polonya Sosyalist Partisi’nin (PPS) sol kanadını bir araya getiriyor.

SDKPIL, 1893 yılında, aynı yıl kurulan ve “Polonya’nın Bağımsızlığı” gibi milliyetçi, küçük burjuva sloganı ortaya atan Sosyalist Vatansever PPS’nin (Polonya Sosyal Demokrat Partisi) bölünmesi sonucu ortaya çıktı. Lenin’in birkaç yıl sonra Menşevikler konusunda dile getirdiği “İki Parti” sloganı, SDKPIL sayesinde Polonya’daki hareketin başından itibaren uyduğu bir kural haline geldi. Bu parti, kendisini Polonya Nasyonal Sosyalist Partisi’nden ayırmak ve belirli bir bölgede, yani Polonya Kongresi’nde (1815) faaliyet gösteren bir parti olduğunu açıkça belirtmek için “Polonya Sosyal Demokrat Partisi” adını aldı. Rosa Luxemburg, Varski, Marçlevski ve Tizka tarafından kurulan bu parti, sadece sosyal vatanseverliğe değil, aynı zamanda sosyal reformizme, revizyonizme ve Rus topraklarındaki Menşevizme de karşı mücadele etti. Rusya’daki sosyal demokrat hareket ortaya çıkmadan önce bile Rus devrimci hareketinin çizgisi uyarınca kaleme alınmış bildiriler yayınladı. Rusya Sosyal Demokrat Partisi kurulduğunda, onunla ittifak kurdu. Ayrıca, İkinci Enternasyonal’in ulusal bağımsız partiler temelinde kurulmasına karşı çıktı, ulusal partilerin Enternasyonal ile daha fazla merkezileşmesini ve organik bağlantı kurmasını talep etti. Partinin en büyük zaferi, sosyal-vatanseverlerin bağımsızlık anlayışının iflas ettiği, savunucusu PPS’nin ikiye bölündüğü 1905 Devrimi oldu.

O zamandan beri PPS’nin “Sol Kanat”ı, SDKPIL’inkine benzer bir politika izlemeye başladı. Çoğunluğu elde etti ve 1906’da “Sağ Kanat”ı partiden ihraç etti.

Sol Kanat, böylece sosyal-vatanseverlikten kurtulduktan sonra, kendi saflarındaki Rus Menşevizmine meyilli olanların kararsızlıklarına ve kendi merkezci unsurlarına karşı mücadele eden SDKPIL’in bakış açısına sürekli olarak yaklaştı. Savaşın başından beri Sol Kanat, toplumsal devrim ve diktatörlüğün partisi olarak SDKPIL ile aynı safta yer aldı ve kapitalist Polonya devletinin kurulmasında kullanılan sosyal-vatansever aldatmacalara karşı mücadele etti. SDKPIL ile birlikte Zimmerwald ve Kienthal konferanslarına katıldı. 1918 Birleşme Kongresi’nde Polonya Komünist Partisi, İkinci Enternasyonal’in yıkıntıları üzerine Üçüncü Enternasyonal’in kurulmasının gerekli olduğunu görüşünü kabul etti.

Partinin kurucu ilkeleri, “ayrışma” politikası, “Sağ”a ait unsurlardan net bir şekilde ayrılma, “Kutsal Birlik”e ve “vatan savunması” anlayışına karşı tutarlı mücadeleden oluşuyordu. Bu son bahsi edilen mücadele, Polonya’nın üç Büyük Güç tarafından maruz kaldığı korkunç ulusal baskının bir sonucuydu. Dahası, sadece 25 yıllık gelenekler değil, diğer son derece elverişli koşullar da Polonya’da birleşik bir komünist partinin kurulmasına katkıda bulundu. Menşevizm ve Merkezcilik, Polonya burjuvazisinin tamamen gerici karakteri ve burjuva “liberalizminin” tamamen yokluğu nedeniyle, Polonya’da uzun vadede imkânsızdı. “Sol Kanat”, Almanya’dan bağımsızlığı savunan kesimin sol kanadıyla da kıyaslanamaz, çünkü ilki savaşın hayal kırıklıklarıyla değil, çok daha önce, 1906’da “Sağ Kanat”tan radikal bir kopuşla komünist olmuştur.

1918’den beri parti içinde ciddi bir çatışma yaşanmadı. Geçen yıl Varşova’ya yapılan saldırı sırasında parti, Sovyet Rusya’nın yanında tutarlı bir tavır sergileyerek, “hain parti” olarak kendini askeri mahkemelerin, infazların ve Beyaz Terör’ün korkunç intikamına açık hale getirdi. O dönemde saflarımızda oluşan boşluklar, neyse ki şimdi dolduruldu.

Parlamenter eylemi boykot etme yönünde gelişen, pek önemsenmemesi gereken eğilim, Şubat 1921’deki Ulusal Konferans’ta fazla zorluk çekmeden aşıldı. Bu parlamento karşıtı hareket, Almanya’dakinden farklı gerekçelerle ortaya çıkmıştı. Polonya’da parlamentarizmin baştan beri önemsiz olduğunu söylüyor, bu iddiasını da Alman meclisinin sadece burjuvazinin diktatörlüğünü gizlemeye yarayan bir kurgu olduğu düşüncene dayandırıyordu. Aynı konferans, sorunsuz kabul ettiği 21 maddeyle ilgili olarak, partinin bu maddeler hazırlanmadan çok önce bunların içeriğine tamamen uygun olarak çalıştığını belirtti.

Birlik ve deneyim açısından Polonya Komünist Partisi, yalnızca Rus partisiyle kıyaslanabilir. Ancak, ondan on yıl daha eskidir. Partinin kaderi, Alman Komünist Partisi’nin kaderiyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Enternasyonal’in bu iki çok önemli bölümü arasındaki bağlar, mümkün olduğunca güçlendirilmelidir ki Polonya partisi, Berlin’de komünizmin zafere ulaşacağı anda tarihi görevini yerine getirebilsin, sosyalist Almanya ile Sovyet Rusya arasında bir köprü kurabilsin ve Batı emperyalizmi Kızıl Almanya’yı boğmaya kalkışırsa, devrilmiş Polonya burjuvazisinin Alman proletaryasını sırtından bıçaklamasını engelleyebilsin. Dilerim, İngiltere ve Fransa’da proletarya, o zamana dek komünizm bayrağı altında birleşip kendilerini örgütleyerek, burjuvazilerinin çabalarını boşa çıkarabilecek duruma gelir.

Julian Marçlevski
Moscow Sayı 12.
7 Haziran 1921
Kaynak

[Moscow, Komintern’in 1921 yılında Moskova’da düzenlediği üçüncü Kongrenin İngilizce yayın yapan gazetesiydi. T. L. Akselrod’un yayın yönetmenliğini üstlendiği gazete, yayın hayatına kongreden bir ay önce, 25 Mayıs’ta başladı, 12 Temmuz günü kapandı.]

0 Yorum: