11 Mart 2026

,

Emperyalizm İlerici Değildir


İmparatorluk, ölüm döşeğinde. Her hafta muktedir sınıfın yol açtığı, yeni felâketlere sebep olacak olaylara tanık olunuyor. Savaşın tozu dumanı her yanı sararken, bir şey giderek daha da netleşiyor: devlet kurumlarımızın her biri yozlaşmış durumda.

Bir zamanlar cumhuriyetçi ile demokratı ayıran yanılsamalar, ortadan kalktı. Müesses nizama bağlı isimler, o anlamsız sağ-sol ayrımını terk ettiler, giderek daha çok birlik içinde, imparatorluğun ölmekte olan canavarı için yalvarıyorlar.

Petrol için, diktatör için, demokrasi için, ABD’nin çıkarları için Venezuela’da savaş istiyorlar.

İnsan hakları için, özgürlük için, ABD’nin çıkarları için İran'da savaş istiyorlar.

Hegemonya için, statüko için, ABD’nin çıkarları için Küresel Ekonomik Savaş istiyorlar.

Ne yazık ki, bu ülkenin canına can katan ve adını taşıyan biz emekçi insanlarız, ama buna rağmen, ABD’nin çıkarları henüz bizim çıkarlarımızı dikkate almıyor. Şimdilik bu çıkarlar, tümüyle özel kişilere, finans kuruluşlarına ve uluslararası kurumlara ait.

Bu özel çıkarlar, şehirlerde, kırsal kesimde ve medyada, mavi vaizler ve kırmızı vaizler aracılığıyla savunuldu. Tüm bu vaizler, işçinin dikkatini dağıtmak ve kendi maddi çıkarlarından başka her şeyle aynı hizaya getirmek için dramatik bir kukla gösterisinde tilkiler ve kurtlar gibi davrandılar.

Ülkemizde, ABD vatandaşlarına tanınan tüm haklar, gündüz gözü elimizden alınıyor. Bu sırada, Demokratların çoğunlukta oldukları şehirlerdeki seçilmiş yetkililer, kendilerine bir ödül verilene dek hırsızı boş yere kınayan, can sıkmaktan gayrı bir işe yaramayan, havlayıp duran birer köpekten farksızlar.

Bu yetkililer, yabancı ülkelerin halklarının özgürlükleri adına konuşuyorlar, ancak ekonomilerine yaptırım uyguluyorlar, halklarını yoksullaştırıyorlar, liderlerini kaçırıp öldürüyorlar.

Bu yetkililer, şu anda direniş yanlısı. İran’da Mossad’ın yardımıyla isyanları kışkırtıyor, polisleri öldürüyor, camileri yakıyorlar, ancak Filistin halkına yönelik aktif soykırıma karşı direnişi eleştiriyorlar. Kendi ülkelerinin egemenliğini cesurca savunanların seslerini susturdular, bunun yerine, ABD’deki muktedir sınıfın söylemlerini, imgelerini ve resmi anlatısını güçlendiriyorlar.

Bu yetkililer, Trump yönetiminin kaba davranışlarını ve doğru kanallar aracılığıyla yönetme yeteneğini yüzeysel olarak eleştiriyorlar, ancak ABD’ye ait emperyalist sistemin amaç ve eylemlerine açıkça karşı çıkmıyorlar. “Adil yargılama”, “kongre denetimi” ve “reform” gibi kutsal tabirleri sadakatle anıyorlar, ancak görünüşe göre bunların hiçbir faydası olmuyor.

Desantis, Küba’yı yıkacak faaliyetlere; Rubio, Venezuela’yı yıkacak faaliyetlere, Eskamani, İran’ı yıkacak faaliyetlere destek veriyor. Maxwell ise kolluk kuvvetlerinin gücünü ve dünya çapındaki çatışmaları savunuyor. Ve hepsi de İsrail’i destekliyor.

Hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, milyarderlerden oluşan uluslararası bir pedofil çetesinin üyesi.

Hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, yabancı bir terörist devlet tarafından finanse ediliyor ve onun tehditleriyle dize getiriliyor.

Demokrat ve Cumhuriyetçi düzenin halk nezdinde bir kıymeti yok. Muktedir sınıfın iki tarafı arasında yaşanan bu karşılıklı atışma, ABD halkının sistemdeki içsel çelişkilere yönelik dikkatini başka yönlere yönlendirmeye yetmiyor.

Bu gebermekte olan canavarı acılarından kurtarmalıyız.

Şirket yanlısı müesses nizam, kâr amacı gütmeyen kuruluşların teşkil ettiği karmaşık ağ aracılığıyla yüzüne güvenilirlik maskesi takıyor. Rockefeller ve Ford’un nüfuzu, kırmızı veya maviye boyanmış, milyonlarca fon, proje ve kampanya aracılığıyla yayılmıştır. Milyarderlerin hayırseverliği, muktedir sınıfın döngüsel ekonomisi olarak işlev görür. CEO’lar, yönetim kurulu başkanları ve politikacılardan oluşan bir zemin bu. Bu STK’lar hadlerini aşmazlar, yoldan şaşmazlar, halkın en acil ihtiyaçlarını gidermek için yetersiz hizmetler sunarlar. Düşünce kuruluşları ve aktivist grupları, seçim kampanyaları, uyumlu kontrollü muhalefete fon sağlama ve “Krallara Hayır” eylemleri gibi usulüne uygun olarak izin verilen gösteriler aracılığıyla hoşnutsuzluğu ve devrimci enerjiyi sisteme geri aktarır. Bu gayri resmi “hükümet dışı” kurumlar, iki partili oligarşik yapının hizmetkârları gibi hareket ederler. Daha fazla zaman ve yetenek, bu cazibenin anlamsızlığına harcanmadan önce, bu değişim zokasından uzak durmalıyız. Artık bahanelere, kayıplara tahammülümüz yok. Boynumuza basacak asker botlarına karşı koymak için gerçek güce yatırım yapmalıyız.

O botlar şehrinize geliyor. Zaten oradalar. Bu yetkililer, halkın hoşnutsuzluğu kendilerinin başa çıkamayacağı düzeye çıkmasın diye milyonlarca dolarlık belediye fonunu devreye soktular. İster gizli olsunlar ister olmasınlar, kolluk kuvvetleri, belediye yatırımlarının büyük çoğunluğundan faydalanmaya devam edecek. Şehir idaresine, eyalet yönetimine ve merkezi devlete bağlı kolluk kuvvetleri, her daim müesses nizama bağlı görevlilerle işbirliği içinde hareket edecek. Bu nedenle, ICE’ı veya devlet şiddetini ve gözetimini kınayıp eleştirseler de, bu statükoyu korumak ve kurulu düzeni iktidarda tutmak konusunda birleşmişlerdir. Müesses nizam, zaman kolluk kuvvetlerini her zaman destekleyecektir.

Demokratlar, George Floyd’un linç edilmesine yönelik haklı öfkeyi, artırılmış polis bütçeleri ve vücut kameralarının kabulüne dönüştürmeyi başardılar. Şimdi hepimizin elinde geriye, bu dehşet verici olaylara dair kişisel bir bakış açısı kaldı. Klasik faşist şok ve dehşet taktiğidir bu. Yıllarca süren ve her gün avcunuzun içine kadar ulaşan o korkunç Filistin soykırımının iki parti tarafından da desteklenmesinin ardından, bu sisteme sadık kalmanızı bekliyorlar. Şimdi, bu hasta, insanlık dışı sistemden kabul etmemiz beklenen iğrenç kötülüğün sınırının olmadığını görüyoruz. Savaş suçlularını eyaletimize, şehirlerimize kabul edecekler. Onları, güçlerini bize karşı kullanmak üzere, soykırım taktikleri konusunda eğitecekler.

Halk, bu zulmü daha fazla kabul etmeyecek. ABD yönetiminin ve küresel nüfuzunun her damarında ve organında açıkça görülen ahlaksızlığın derinliğini hep birlikte gördük. Bu hasta pedofil elitler, ABD halkını avladılar, ülkemizi aşağılayıcı bir duruma sürüklediler. Bunu kabul edemeyiz.

O liberal maske faşizmin yüzünden düştükçe, bu durum, her geçen gün daha da belirginleşiyor. Müesses nizam; reform, savaşsızlık ve ekonomik refah vaat ediyor, ancak devletin haydutları, sokaklarda infazlara devam ediyor, her siyasetçi, savaş çağrısında bulunuyor ve halk, kendilerinden ne kadar çok şeyin çalındığını anlamaya başlıyor.

Emperyalizm, ev sahibi ülke de dâhil olmak üzere, ulusları yutar. Epstein rejimi, milyarder elitler, şirket yanlısı, iki partili oligarşik yapı, müesses nizam... bunların hepsi, sermaye, nüfuz ve kendi çıkarlarının belirgin bir farkındalığıyla birleşmiş bir sınıfı ifade etmektedir.

Bir ülkenin ekonomisine ve politikasına sızarlar, kendi pozisyonlarını pazarlamak ve söylemi yönlendirmek için politikacıları ve medya markalarını satın alırlar. BBC / Breitbart / New York Times / FOX / CNN / MSNBC / Guardian / Washington Post... hepsi aynı şeydir ve muktedir sınıfın iç içe geçmiş anlatılarını yönetirler. Bu sınıf, nihayetinde ulusötesi bir sınıftır. Uygun bayraklar kullanabilirler, ancak sadakatleri, milliyetleri, halkları yoktur. Güney Afrika’da, Arjantin’de, İsrail’de veya ABD’de doğmuş olmaları fark etmez. Bir gün savaş suçlusu veya televizyon yıldızı olabilirler, ertesi gün CEO veya başkan olabilirler.

Onların ortak çabası, kendi sınıf bilincimizin gelişimini baltalama amacını güder. Tarih, bu çabanın şiddet içerdiğini ancak sonuçsuz kaldığını kanıtlamıştır.

Şimdi ayrım, artık aleni. Bir halk var, bir de milyarderlerin egemenliği. Bu hasta sistemin çıkarları, asla halkın çıkarlarıyla örtüşemez. Demokratlar veya Cumhuriyetçiler, Sol veya Sağ, bunlar birer yanılsama. Bu yozlaşmış sistemle herhangi bir ittifak, geniş işçi kitlelerinin çıkarlarına ihanettir.

Bugün Trump’ı destekleyen herkes, ancak akıl sağlığını yitirmiş, yaklaşan savaş ve ekonomik çöküş gerçekleri karşısında şaşkına dönmüş olabilir. Demokratları destekleyen herkes, ne kadar ilerici görünürlerse görünsünler, düşman, aldatıcı, gerici olarak nitelendirilir. Başka türlü nasıl olabilir ki? Kanıtlar bu kadar açık, bu kadar gerçek olamazdı. Yönetimler arasındaki emperyalist süreklilik ve bu ülkedeki uyumlu muhalefetin mutlak beceriksizliği, hiç bu kadar açık olmamıştı.

Gelecek bize, emekçi halka aittir. Halkın iradesi, tarihin akışı gibi amansızdır ve bu imparatorluk da ezici ağırlığı altında yıkılacaktır. Çıkarlarımız, bu çökmüş, kötü, hilekâr, müesses nizamın canavarların çıkarlarıyla asla yan yana düşmeyecek. Onlara kayıtsız şartsız karşıyız. Pedofillerle hiçbir uzlaşma yapılamaz; bu çürüyen sistem düzeltilemez. Mevcut iktidar yapısını değiştirmek için ona bel bağlamaya devam edemeyiz. Halkımıza güvenmeliyiz. Bize öğretilen yanıltıcı farklılıklara rağmen birbirimize güvenmeliyiz. Ülkemizi işgal eden ve özgürlüklerimizi çalan bu manipülatif, soykırımcı, pedofil seçkinlere karşı bir ulus olarak birleşmeliyiz. Birbirimizi desteklemek, kendimizi korumak ve ihtiyaçlarımızı karşılayacak kapasiteyi oluşturmak için birleşmeliyiz ki, üzerimize dayatılan bu kargaşa döneminden sağ çıkabilelim.

Hep birlikte, onların şedit pençelerini kıracağız.

Devrimci Eğitim ve Eylem Birliği
18 Şubat 2026
Kaynak

0 Yorum: