“1979 İran Devrimi, 28
Şubat 2026 itibarıyla ‘İran Devrimi’ olmaktan çıktı. Artık İnsanlığın Devrimi
ve en büyük davasıdır. Kaderimiz, onun ellerindedir.”
[Profesör Jeannette
Graulau, Anti-Emperyalist Akademisyenler Kolektifi Kurucusu]
Anti-Emperyalist
Akademisyenler Kolektifi (AISC), içine girdiği çöküş sürecinin en önemli
aşamasında ABD emperyalizminin uyguladığı vahşete karşı İran İslam Cumhuriyeti’nin
gösterdiği cesur tepkiyle dayanışma içindedir.
1979’dan
beri, ABD ve Siyonist teşekkül, İslam Cumhuriyeti’ni yok etmeyi, balkanlaştırmayı
ve yeryüzünden silmeyi amaçlamıştır. Bu çaba, birçok biçim almıştır:
▪
ABD’nin Irak Savaşı ve çok farklı güçlerin dâhil olduğu yaptırımlar üzerinden
yürüttüğü vekâlet savaşı;
▪
İran’a ait varlıkların çalışması;
▪
Suikastlar ve liderlerin katledilmesi;
▪
Haziran 2025’teki 12 Gün Savaşı;
▪
Bugünkü Ramazan Savaşı ve Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney’in katledilmesi.
ABD,
2001’de Afganistan’ı, 2003’te Irak’ı işgal ettiğinde, İran’ın ABD eliyle işgal
edilme ihtimali ufukta belirmişti.
İran
ve ABD, nükleer konusunda müzakereler yürütürken, ABD’nin ve Siyonistlerin 12
Gün Savaşı’nı başlatması, ABD’nin savaş hamlesinin hızlandığının, imparatorluğun
hızla ilerleyen çöküş sürecinden kendisini kurtarmak için umutsuz bir çaba
içine girdiğinin delilidir.
Ramazan
Savaşı, 28 Şubat Cumartesi günü ABD ve İsrail’in İran genelinde hava
saldırıları düzenlemesiyle başladı. Savaşın şimdiye kadarki en ölümcül
saldırısı, ABD’nin Minab’daki bir ilkokulda en az 175 kız öğrenci ve personeli
öldürdüğü ilk günde gerçekleşti. Ancak görünüşe göre savaşın ilk hamlesi, Yüksek
Lider Ayetullah Hameney’in evindeki bir toplantı sırasında suikasta uğramasıydı.
Bu
küstahça eylemin büyüklüğü hafife alınamaz. ABD, meşru bir devlet başkanına
karşı önceden planlanmış suikastın sorumluluğunu derhal üstlendi, hatta bunu
büyük bir başarı olarak nitelendirdi. Görevdeki bir devlet başkanının başka bir
devlet başkanı tarafından öldürülmesi, küresel politika ve uluslararası
ilişkilerde felâket niteliğinde ve geri döndürülemez bir dönüşümü ifade
etmektedir.
Dünya,
ölmekte olan bir imparatorluğu kurtarmaya yönelik umutsuz bir girişim sebebiyle
insanlık tarihinin en tehlikeli aşamalarından birine tanık olmaktadır.
Ramazan
Savaşı, bu tarihsel ve jeopolitik bağlam dâhilinde idrak edilmelidir.
Bugün
İran, Batı Asya’da ABD emperyalizmine ait tüm güçlere karşı bölgesel bir savaş
yürütüyor. Amacı, ABD emperyalizminin bölgeden sökülüp atılmasıdır.
Dolayısıyla
bu, Filistin’in kaderi için bir savaş ve Afrika’nın güney kıyılarından
kuzeydeki Rusya’ya, doğudaki Çin ve Kore’ye, batıdaki Küba ve Venezuela’ya
kadar ABD emperyalizminin terörize ettiği herkesin savaşıdır.
Ayrıca
bu savaş, Kuzey Amerika kıtasına çöreklenmiş emperyalizmin yürüttüğü
politikaların kurbanı olan, aynı kıtada yaşayan sömürgeleştirilmiş ve
boyunduruk altına alınmış halklar için yürütülmektedir.
Ramazan
Savaşı, İran İslam Devrimi’nin bir devamıdır, ancak artık tüm insanlığın
devrimci savaşıdır.
İran
dimdik ayakta duruyorsa biz de bölgenin cesur halklarıyla omuz omuza olacağız.
Gezegenin kaderi, buna bağlı.
Anti-Emperyalist Akademisyenler Kolektifi
6 Mart 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder