02 Şubat 2026

Tezgâh


Chomsky, dil teorisini “Sovyet propagandası”nın belini kırmak için dönüştürülen Amerikan akademisi adına üretiyor. Ününü bu hizmetine borçlu. O, her zaman Amerikan devletine çalıştı. Bugün Epstein belgelerine yansıdığı kadarıyla, Chomsky, “Venezuela’da gerçek sosyalizm olmadığını” söylüyor. Bugün Amerika’nın saldırısı altında olan Venezuela konusunda Evrensel gazetesi de aynı tespiti yapıyor.[1] Trump’ın sapladığı hançere bir hançer de o ekliyor. İşini yapıyor. 

EMEP büroları polis baskınına uğrasa o gün EMEP de reformistti diye yazılmaz. EMEP bu ahlakı idrak edemiyor.

Evrensel gazetesi, Suriye ve Libya’yı harap eden emperyalizmin safında olmayı Marksizm diye pazarlama becerisi sebebiyle halen daha yayında. Bunların işçiyle alakaları, sendika aidatlarını cebe indirip İtalya’da domuz eti yemekle sınırlı. Son tartışmada kullanılan tabirle, işçi sınıfını pazar olarak görüyorlar, oraya “tezgâh” açıyorlar. Sosyalist hareketi “sömürüden pay alalım” diyenler yönetiyor. Çubukçu gibi isimler, bu sebeple “Millet ve “İnsanlık” kavramlarını aşmış bir solculuğu reklâm ediyorlar. Herkesin liberal birey önünde, Epstein adasındaki ağaların huzurunda diz çökmelerini istiyorlar. Onların kanlı dişlerine uygun bir solculuk üretiyorlar.


Bugün o kanını emmek istedikleri işçilerden biri, “Adı Tuncay soyadı Özilhan, Allah değil ya!” diye bağırıyor. Orhan Gökdemir’inden Emrah Cilasun’a, Fatih Yaşlı’sından Önder İşleyen’ine sol, din-i İslam’a bu söz ve ihtimal sebebiyle saldırıyor. O Tuncay’ı ve o Özilhan’ı burjuva devrimciliğinden ve burjuva ideolojisinden ayrıştırıyorlar. O devrimciliği ve ideolojiyi aklıyorlar. Onu “senden büyük Allah var” diyen öfkeye karşı korumaya çalışıyorlar. Eski yargının ve askerin görevini üstlenmeyi sosyalizm diye yutturuyorlar. “Burjuvazinin bayrağı bizde” diye bağırıyorlar. Yüz yıldır tek siyasetleri bu. O nedenle, Suphilerin katillerini aklamaya, temize çıkartmaya çalışıyorlar.[2]

İslam ve Müslüman düşmanlığı, bu solcuları İsrail beslemesi milliyetçilerin yanına savuruyor. TKP, bayrak sevdalısı olduğundan değil, İslam’ı kovmak için bayrağı eline alıyor. Bayrak, Kemal ve millet pozları, tümüyle yalan. Kemal Okuyan da Emrah Cilasun’un Avakyan’ı da dini izleri Marksizmden kovmak için uğraşan liberaller. Emperyalizmin dişine uygun Marksizm imal ediyorlar. O, bireyin ötesine uzanmasın, bakmasın istiyorlar. Liberal Eric Hoffer’in Kesin İnançlılar’ından gayrı bir şey söylemiyorlar. Kemal Okuyan’ın “takım tutun ama o kadar fanatik olmayın” talimatını vermesinin sebebi bu. Aslında içeriye mesaj veriyor. Buradan anlıyoruz ki en ufak virajda Okuyan, her fikrini satabilir, her eylemini sırtından bıçaklayabilir. Çünkü o, Gorbaçev solculuğunun yetiştirdiği bir liberal. Eskiden İstanbul’da yapılan etkinliğin Ankara’ya taşınması, İngilizce tvitlerinde “başkentimiz” ibaresinin kullanılması, muhtemelen DİSK’in Ankara’ya gelişiyle ve bu gelişin ardındaki iradeyle bağlantılı.

Bir TKP yöneticisinin itiraf ettiği gibi, semtevleri esasında “Kadıköy’ün dış temsilcilikleri”. Eski tekstil fabrikası müdürü, yoldaşlarıyla birlikte Kadıköy’de oturuyor. Moda sahilinde “Anadolu halkını nasıl güderiz, nasıl kandırırız” diyerek içkilerini tokuşturuyorlar. Bu tür sol örgütlerin sermaye ve devletin emrinden çıkması mümkün değil. Moda, Bahariye çıkmaz ki onlar çıksın! Hep birlikte yazın pikniği nerede yapacaklarını düşünüyorlar.

* * *

Epstein dosyasında herkes, kendi meşrebince bir şey bulup saldırıyor. Emperyalizme vurgu yapana rastlanmıyor. Dün emperyalizm adına komploculuk eleştirileri döşenenler, o komploların bilfiil uygulamada olduğunu görünce, deliklerine kaçıyorlar. “Özü alırız, kabuğu atarız, bize bir şey olmaz” diye düşünüyorlar. O adadaki işret âlemlerine hizmet ediyorlar.

Herkes, kendince sallıyor kaşığını. HDP’li LGBT lideri, “pedofili” kelimesinin karalanmasına karşı çıkıyor. Çünkü “pedofili”yi bireyin özgürce seçebileceği bir cinsel tercih olarak görüp yüceltiyor. Oğlancılığı ve sübyancılığı aklıyor. Pedofilinin Trump ve Biden’la kirlenmesine izin vermek istemiyor. Emperyalizmin akıttığı paralar kesilmesin diye uğraşıyor.

Nevşin Mengü, “dangalak” kelimesiyle, “emperyalist ilişkileri, kendisinin hizmetçiliğini ve bekçiliğini yaptığı düzeni aklamaya çalışıyor. Meseleyi basit bir akli-ahlaki zaafa, münferit kişisel bir sapmaya indirgiyor. Savunduğu düzenin ne olduğuna dair basit bir ifşaatı o düzeni koruma altına alarak karşılıyor. İşini yapıyor.

İranlı kadınları soymaya çalışanların Epstein eleştirileri yalan. Sovyet sonrası fuhuş sektörüne akan kadın sayısı, onların ekmeği. Şimdi hep birlikte İran pornoları izlemek istiyorlar.

Özgürlüğün diyarı tatil beldelerinde 18’inde küçük delikanlılara direk dansı ve striptiz yaptırıp yaşlı yabancı turistleri eğlendiriyorlar. Anaokullarında ve kreşlerinde küçük kız çocuklarına makyaj yapmayı, partilemeyi, direk dansını öğretiyorlar. Dizileriyle, kültür kurumlarıyla Epstein Adası’na kurban yetiştiriyorlar. Neticede solun tezgâhı, Robert Koleji’nde imal edildi.

Bugün solun arkasındaki devlet ve sermaye, o emperyalist düzenle ilişkisi içerisinde, belirli diziler çekiyor. Bu dizilerin arkasında hep solcular var. Dizileri buranın sermayesi ve devleti kendi çıkarları doğrultusunda, dış ilişkilerde ve dış pazarda kullanıyor. Doğu’nun dönüşümü, bu dizilerle sağlanıyor. Yasaklanan uydu yayınlarından sızamayanlar, Türk dizileriyle sızıyorlar. O diziler, LGBT, feminizm ve bireycilikten başka bir şey söylemiyor. O feminizm, Epstein belgeleri hakkında tek bir şey söylemeyecek, tek bir eylem yapmayacak. Bebek kanı içenler karşısında veganlar susacak.

* * *

Emperyalizm, dışa dönük faşizm; faşizm, içe dönük emperyalizm. İçeride gençlere mafyacılık oynamak düşüyor. Solcuların çektikleri dizilerde seçilen müzikler ve karakterler nedense hep Alevi. Sonra bir istatistik veriliyor: İstanbul’da emekçi mahallelerine hâkim olan çete reislerinin onunun yedisi Alevi! Demek ki Çukur’unda, Eşref’inde, Yeraltı’sında Alevi gençler, bilerek ve kasten çetelerin kucağına itiliyorlar. Örgütlerden çekilen güç, iç emperyalizme ve dış faşizme peşkeş çekiliyor.

2014’te Çayan mahallesinde bir örgüte saldırıldı. Saldırının bahanesi, bir Alevi derneğiydi. Örgüte saldıranların yanında çeteler de vardı. Çatışma sırasında İbrahim diye bir genç katledildi. Ateşi körüklemek isteyen Ahmet Saymadi, sosyal medyada ölen gencin “Şırnaklı” olduğu yalanını yaydı ki bölgeye intikal eden Kürt birlikleri içinde ağırlığı teşkil eden Şırnaklılar gaza gelsin, mahalleleri dümdüz etsin. Oysa öldürülen genç, Karabüklüydü.[3] Bugün Saymadi, halen daha solda koltuk sahibi. Sokak çocuklarını dayaktan geçiren bu zat, halen daha solun lideri. Emlak işleriyle iştigal ediyor. Kentsel dönüşümle birlikte herkes, ranttan pay istiyor. Çayan, bu rant üzerinden mesele haline geliyor.

Çayan mahallesindeki saldırı sonrası mahalleler, çetelerin eline geçti. Halkevleri o dönemde Gazi mahallesiyle ilgili haberinde “insanlar örgütlerin silahından külahından bıktı. Bunlar bitsin artık” diyordu. Her şey tasfiye edildi.

Uyuşturucu kullanım yaşı epey düştü. Bir sosyalist örgüt, verdiği özeleştiride, mahallelerdeki yoldaşlarının çeteleştiğini itiraf ediyor.[4] Bazıları çek-senet, bazıları uyuşturucu, bazıları gasp işlerini üstleniyor.

Çayan’a saldırı, esasen Gazi’de cezalandırılan, küçük kızları satan pezevenk kadının intikamıydı. İntikamı bizzat sosyalist örgütler aldı. O pezevenge onlar sahip çıktılar. Bunu aslında Epstein Adası’nın ardındaki irade olarak emperyalizmle kurulan ilişki emrediyordu.

Aynı emir uyarınca, uyuşturucuya methiyeler düzme, politik hermönetiğini yapma işini solcular üstlendi. Gezi zamanı Ezilenlerin Postası hesabı, yedi yaşındaki çocukların seks yapması gerektiğini söyleyen, bir transın elinden çıktığı iddia edilen mektubu dolaşıma sokuyordu. Halkevleri, “3 yaşında translar var, cinsiyetleri değiştirilsin” diye bağırdı. Ama 10 yaşındaki kız çocuğuna takılan başörtüsüne küfretti.

Fuhuş sektörü, kadın ticareti, “insanı özgürleştiren ve güçlendiren bir şey”miş gibi takdim edilip, ona ait gerçekleri gizleyen kolektif bir çaba ortaya konuluyor.[5] Bu işi bizzat solcular üstleniyor. “Seks işçiliği” kılıfı bu yüzden örülüyor. Sol, ideolojisini emperyalizmle, Epstein Adası’yla ilişkisi dâhilinde, seks ve içki üzerine kuruyor. Budünyada cennet kavgası, prenslerin, ağaların, paşaların yanına oturmak için veriliyor.

* * *

AKP ve faşizm bahanesiyle her türden değer, ilke ve ahlak, ayaklar altına alındı. “Özgürlük” denilen tılsımlı sözcüğün arkasına saklanıldı. Sol, her türden ahlaksızlığa “özgürlükçü ve devrimci” diyerek sarıldı. Epstein’de ortalığa saçılan pislik, biraz da onu ilgilendiriyor.

Yıllardır öykündükleri, hizmet ettikleri, övdükleri, kaçıp sığındıkları, hizmet ettikleri Batı düzeni işte bu. Çektikleri diziler, küçük kızları zenginlere pazarlıyor. Bugün gerçekte genç kızlar, Arap şeyhlerine servis ediliyor. Bunu özgürlükçü eylem diye kutsamaksa sola düşüyor.

Epstein belgelerinde adı geçen Gates “böcek yenmeli” diyor, burada TKP “böcek yenilmeli” diyen makaleyi yayımlıyor. Belgelerde geçen bir isim, aşıcılık yapıyor, burada sosyalistler aşı şirketi reklâmı yapıyorlar. “Biraz kapitalizmden bişiy olmaz” diyen solcular kaplıyor ortalığı.

İran’da ayaklanma oldu. Emperyalizmin basını ve uşakları, yüz binlerin öldürüldüğünü iddia etti. Bu yalanlara en çok da buranın sosyalistleri kandı. Kanmak istedi. Ölenlerin resimleri paylaşıldı. Bu resimlerden birinde Tuba Büyüküstün vardı. Bir diğeri Tel Avivli bir kadındı. Amerikalı bir dizi oyuncusunun resmi de paylaşıldı. Büyüküstün gibi isimler, Arap şeyhlerinin partilerinde dolaştırılan isimlerden. Resim, kasten seçilmiş. Kadının imajından ve popülerliğinden istifade edilmek istenmiş. Ayrıca, Arap illerine mesaj iletiliyor. İran düşmanlığını körüklemek için her yol deneniyor. Belirli isimler, o dizi oyuncularını Arap illerinde zenginlere pazarlıyor. O tezgâhı savunmak, sola düşüyor. Sol, devletin ve sermayenin açmasına izin verdiği tezgâhlara put gibi tapıyor.

Eren Balkır
1 Şubat 2026

Dipnotlar:
[1] Özgür Orhangazi, “Chávez’den Maduro’ya: 21. yüzyıl sosyalizminin yükselişi ve çöküşü II”, 17 Ocak 2026, Evrensel.

[2] Münip Ermiş, “Büyük Suskunluk, Büyük Teslimiyet: Mustafa Suphi Ve Yoldaşlarının Katli”, 30 Ocak 2026, Sendika.

[3] Eren Balkır, “İbrahim'iz, Öksüzüz”, 2 Ağustos 2014, İştiraki.

[4] “Devrimci Kamuoyuna Çağrı”, 18 Temmuz 2025, Kolektifmücadele.

[5] Revolutionary Education & Action League, “The Pro-Sex Trafficking Left”, 24 Ocak 2025, Substack.

0 Yorum: