Chomsky, dil teorisini “Sovyet propagandası”nın belini kırmak için dönüştürülen Amerikan akademisi adına üretiyor. Ününü bu hizmetine borçlu. O, her zaman Amerikan devletine çalıştı. Bugün Epstein belgelerine yansıdığı kadarıyla, Chomsky, “Venezuela’da gerçek sosyalizm olmadığını” söylüyor. Bugün Amerika’nın saldırısı altında olan Venezuela konusunda Evrensel gazetesi de aynı tespiti yapıyor.[1] Trump’ın sapladığı hançere bir hançer de o ekliyor. İşini yapıyor.
EMEP büroları polis baskınına uğrasa o gün EMEP de reformistti diye yazılmaz. EMEP bu ahlakı idrak edemiyor.
Evrensel gazetesi,
Suriye ve Libya’yı harap eden emperyalizmin safında olmayı Marksizm diye
pazarlama becerisi sebebiyle halen daha yayında. Bunların işçiyle alakaları,
sendika aidatlarını cebe indirip İtalya’da domuz eti yemekle sınırlı. Son
tartışmada kullanılan tabirle, işçi sınıfını pazar olarak görüyorlar, oraya
“tezgâh” açıyorlar. Sosyalist hareketi “sömürüden pay alalım” diyenler
yönetiyor. Çubukçu gibi isimler, bu sebeple “Millet ve “İnsanlık” kavramlarını
aşmış bir solculuğu reklâm ediyorlar. Herkesin liberal birey önünde, Epstein
adasındaki ağaların huzurunda diz çökmelerini istiyorlar. Onların kanlı dişlerine
uygun bir solculuk üretiyorlar.
Bugün
o kanını emmek istedikleri işçilerden biri, “Adı Tuncay soyadı Özilhan, Allah
değil ya!” diye bağırıyor. Orhan Gökdemir’inden Emrah Cilasun’a, Fatih
Yaşlı’sından Önder İşleyen’ine sol, din-i İslam’a bu söz ve ihtimal sebebiyle
saldırıyor. O Tuncay’ı ve o Özilhan’ı burjuva devrimciliğinden ve burjuva
ideolojisinden ayrıştırıyorlar. O devrimciliği ve ideolojiyi aklıyorlar. Onu
“senden büyük Allah var” diyen öfkeye karşı korumaya çalışıyorlar. Eski
yargının ve askerin görevini üstlenmeyi sosyalizm diye yutturuyorlar. “Burjuvazinin
bayrağı bizde” diye bağırıyorlar. Yüz yıldır tek siyasetleri bu. O nedenle,
Suphilerin katillerini aklamaya, temize çıkartmaya çalışıyorlar.[2]
İslam
ve Müslüman düşmanlığı, bu solcuları İsrail beslemesi milliyetçilerin yanına
savuruyor. TKP, bayrak sevdalısı olduğundan değil, İslam’ı kovmak için bayrağı
eline alıyor. Bayrak, Kemal ve millet pozları, tümüyle yalan. Kemal Okuyan da
Emrah Cilasun’un Avakyan’ı da dini izleri Marksizmden kovmak için uğraşan
liberaller. Emperyalizmin dişine uygun Marksizm imal ediyorlar. O, bireyin
ötesine uzanmasın, bakmasın istiyorlar. Liberal Eric Hoffer’in Kesin
İnançlılar’ından gayrı bir şey söylemiyorlar. Kemal Okuyan’ın “takım tutun
ama o kadar fanatik olmayın” talimatını vermesinin sebebi bu. Aslında içeriye
mesaj veriyor. Buradan anlıyoruz ki en ufak virajda Okuyan, her fikrini
satabilir, her eylemini sırtından bıçaklayabilir. Çünkü o, Gorbaçev
solculuğunun yetiştirdiği bir liberal. Eskiden İstanbul’da yapılan etkinliğin Ankara’ya
taşınması, İngilizce tvitlerinde “başkentimiz” ibaresinin kullanılması, muhtemelen
DİSK’in Ankara’ya gelişiyle ve bu gelişin ardındaki iradeyle bağlantılı.
Bir
TKP yöneticisinin itiraf ettiği gibi, semtevleri esasında “Kadıköy’ün dış
temsilcilikleri”. Eski tekstil fabrikası müdürü, yoldaşlarıyla birlikte Kadıköy’de
oturuyor. Moda sahilinde “Anadolu halkını nasıl güderiz, nasıl kandırırız”
diyerek içkilerini tokuşturuyorlar. Bu tür sol örgütlerin sermaye ve devletin
emrinden çıkması mümkün değil. Moda, Bahariye çıkmaz ki onlar çıksın! Hep birlikte yazın pikniği nerede yapacaklarını düşünüyorlar.
* * *
Epstein
dosyasında herkes, kendi meşrebince bir şey bulup saldırıyor. Emperyalizme
vurgu yapana rastlanmıyor. Dün emperyalizm adına komploculuk eleştirileri
döşenenler, o komploların bilfiil uygulamada olduğunu görünce, deliklerine
kaçıyorlar. “Özü alırız, kabuğu atarız, bize bir şey olmaz” diye düşünüyorlar.
O adadaki işret âlemlerine hizmet ediyorlar.
Herkes,
kendince sallıyor kaşığını. HDP’li LGBT lideri, “pedofili” kelimesinin
karalanmasına karşı çıkıyor. Çünkü “pedofili”yi bireyin özgürce seçebileceği
bir cinsel tercih olarak görüp yüceltiyor. Oğlancılığı ve sübyancılığı aklıyor.
Pedofilinin Trump ve Biden’la kirlenmesine izin vermek istemiyor. Emperyalizmin
akıttığı paralar kesilmesin diye uğraşıyor.
Nevşin
Mengü, “dangalak” kelimesiyle, “emperyalist ilişkileri, kendisinin
hizmetçiliğini ve bekçiliğini yaptığı düzeni aklamaya çalışıyor. Meseleyi basit
bir akli-ahlaki zaafa, münferit kişisel bir sapmaya indirgiyor. Savunduğu
düzenin ne olduğuna dair basit bir ifşaatı o düzeni koruma altına alarak
karşılıyor. İşini yapıyor.
İranlı
kadınları soymaya çalışanların Epstein eleştirileri yalan. Sovyet sonrası fuhuş
sektörüne akan kadın sayısı, onların ekmeği. Şimdi hep birlikte İran pornoları
izlemek istiyorlar.
Özgürlüğün
diyarı tatil beldelerinde 18’inde küçük delikanlılara direk dansı ve striptiz
yaptırıp yaşlı yabancı turistleri eğlendiriyorlar. Anaokullarında ve
kreşlerinde küçük kız çocuklarına makyaj yapmayı, partilemeyi, direk dansını
öğretiyorlar. Dizileriyle, kültür kurumlarıyla Epstein Adası’na kurban
yetiştiriyorlar. Neticede solun tezgâhı, Robert Koleji’nde imal edildi.
Bugün
solun arkasındaki devlet ve sermaye, o emperyalist düzenle ilişkisi içerisinde,
belirli diziler çekiyor. Bu dizilerin arkasında hep solcular var. Dizileri
buranın sermayesi ve devleti kendi çıkarları doğrultusunda, dış ilişkilerde ve
dış pazarda kullanıyor. Doğu’nun dönüşümü, bu dizilerle sağlanıyor. Yasaklanan
uydu yayınlarından sızamayanlar, Türk dizileriyle sızıyorlar. O diziler, LGBT,
feminizm ve bireycilikten başka bir şey söylemiyor. O feminizm, Epstein
belgeleri hakkında tek bir şey söylemeyecek, tek bir eylem yapmayacak. Bebek kanı
içenler karşısında veganlar susacak.
* * *
Emperyalizm,
dışa dönük faşizm; faşizm, içe dönük emperyalizm. İçeride
gençlere mafyacılık oynamak düşüyor. Solcuların çektikleri dizilerde seçilen
müzikler ve karakterler nedense hep Alevi. Sonra bir istatistik veriliyor:
İstanbul’da emekçi mahallelerine hâkim olan çete reislerinin onunun yedisi
Alevi! Demek ki Çukur’unda, Eşref’inde, Yeraltı’sında Alevi gençler, bilerek ve
kasten çetelerin kucağına itiliyorlar. Örgütlerden çekilen güç, iç emperyalizme
ve dış faşizme peşkeş çekiliyor.
2014’te
Çayan mahallesinde bir örgüte saldırıldı. Saldırının bahanesi, bir Alevi
derneğiydi. Örgüte saldıranların yanında çeteler de vardı. Çatışma sırasında
İbrahim diye bir genç katledildi. Ateşi körüklemek isteyen Ahmet Saymadi, sosyal
medyada ölen gencin “Şırnaklı” olduğu yalanını yaydı ki bölgeye intikal eden
Kürt birlikleri içinde ağırlığı teşkil eden Şırnaklılar gaza gelsin,
mahalleleri dümdüz etsin. Oysa öldürülen genç, Karabüklüydü.[3] Bugün Saymadi,
halen daha solda koltuk sahibi. Sokak çocuklarını dayaktan geçiren bu zat,
halen daha solun lideri. Emlak işleriyle iştigal ediyor. Kentsel dönüşümle
birlikte herkes, ranttan pay istiyor. Çayan, bu rant üzerinden mesele haline
geliyor.
Çayan
mahallesindeki saldırı sonrası mahalleler, çetelerin eline geçti. Halkevleri o
dönemde Gazi mahallesiyle ilgili haberinde “insanlar örgütlerin silahından
külahından bıktı. Bunlar bitsin artık” diyordu. Her şey tasfiye edildi.
Uyuşturucu
kullanım yaşı epey düştü. Bir sosyalist örgüt, verdiği özeleştiride,
mahallelerdeki yoldaşlarının çeteleştiğini itiraf ediyor.[4] Bazıları
çek-senet, bazıları uyuşturucu, bazıları gasp işlerini üstleniyor.
Çayan’a
saldırı, esasen Gazi’de cezalandırılan, küçük kızları satan pezevenk kadının
intikamıydı. İntikamı bizzat sosyalist örgütler aldı. O pezevenge onlar sahip
çıktılar. Bunu aslında Epstein Adası’nın ardındaki irade olarak emperyalizmle
kurulan ilişki emrediyordu.
Aynı
emir uyarınca, uyuşturucuya methiyeler düzme, politik hermönetiğini yapma işini
solcular üstlendi. Gezi zamanı Ezilenlerin Postası hesabı, yedi
yaşındaki çocukların seks yapması gerektiğini söyleyen, bir transın elinden
çıktığı iddia edilen mektubu dolaşıma sokuyordu. Halkevleri, “3 yaşında
translar var, cinsiyetleri değiştirilsin” diye bağırdı. Ama 10 yaşındaki kız
çocuğuna takılan başörtüsüne küfretti.
Fuhuş
sektörü, kadın ticareti, “insanı özgürleştiren ve güçlendiren bir şey”miş gibi
takdim edilip, ona ait gerçekleri gizleyen kolektif bir çaba ortaya
konuluyor.[5] Bu işi bizzat solcular üstleniyor. “Seks işçiliği” kılıfı bu
yüzden örülüyor. Sol, ideolojisini emperyalizmle, Epstein Adası’yla ilişkisi
dâhilinde, seks ve içki üzerine kuruyor. Budünyada cennet kavgası, prenslerin,
ağaların, paşaların yanına oturmak için veriliyor.
* * *
AKP
ve faşizm bahanesiyle her türden değer, ilke ve ahlak, ayaklar altına alındı.
“Özgürlük” denilen tılsımlı sözcüğün arkasına saklanıldı. Sol, her türden
ahlaksızlığa “özgürlükçü ve devrimci” diyerek sarıldı. Epstein’de ortalığa
saçılan pislik, biraz da onu ilgilendiriyor.
Yıllardır
öykündükleri, hizmet ettikleri, övdükleri, kaçıp sığındıkları, hizmet ettikleri
Batı düzeni işte bu. Çektikleri diziler, küçük kızları zenginlere pazarlıyor.
Bugün gerçekte genç kızlar, Arap şeyhlerine servis ediliyor. Bunu özgürlükçü
eylem diye kutsamaksa sola düşüyor.
Epstein
belgelerinde adı geçen Gates “böcek yenmeli” diyor, burada TKP “böcek
yenilmeli” diyen makaleyi yayımlıyor. Belgelerde geçen bir isim, aşıcılık
yapıyor, burada sosyalistler aşı şirketi reklâmı yapıyorlar. “Biraz
kapitalizmden bişiy olmaz” diyen solcular kaplıyor ortalığı.
İran’da
ayaklanma oldu. Emperyalizmin basını ve uşakları, yüz binlerin öldürüldüğünü iddia etti. Bu
yalanlara en çok da buranın sosyalistleri kandı. Kanmak istedi. Ölenlerin
resimleri paylaşıldı. Bu resimlerden birinde Tuba Büyüküstün vardı. Bir diğeri
Tel Avivli bir kadındı. Amerikalı bir dizi oyuncusunun resmi de paylaşıldı.
Büyüküstün gibi isimler, Arap şeyhlerinin partilerinde dolaştırılan isimlerden.
Resim, kasten seçilmiş. Kadının imajından ve popülerliğinden istifade edilmek
istenmiş. Ayrıca, Arap illerine mesaj iletiliyor. İran düşmanlığını körüklemek
için her yol deneniyor. Belirli isimler, o dizi oyuncularını Arap illerinde
zenginlere pazarlıyor. O tezgâhı savunmak, sola düşüyor. Sol, devletin ve
sermayenin açmasına izin verdiği tezgâhlara put gibi tapıyor.
Eren Balkır
1
Şubat 2026
Dipnotlar:
[1] Özgür Orhangazi, “Chávez’den Maduro’ya: 21. yüzyıl sosyalizminin yükselişi
ve çöküşü II”, 17 Ocak 2026, Evrensel.
[2]
Münip Ermiş, “Büyük Suskunluk, Büyük Teslimiyet: Mustafa Suphi Ve Yoldaşlarının
Katli”, 30 Ocak 2026, Sendika.
[3]
Eren Balkır, “İbrahim'iz, Öksüzüz”, 2 Ağustos 2014, İştiraki.
[4]
“Devrimci Kamuoyuna Çağrı”, 18 Temmuz 2025, Kolektifmücadele.
[5] Revolutionary Education & Action League, “The Pro-Sex Trafficking Left”, 24 Ocak 2025, Substack.




0 Yorum:
Yorum Gönder