03 Şubat 2026

, ,

Filistin Defterini Tümüyle Kapatma Stratejisi

 

Neo-muhafazakâr Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Siyonist Tzedek Derneği’nin düzenlediği konferansta, Amerika’nın İran’da rejimi değiştirmeyi öngören politikasının gerçek sebebini açıkladı: Filistinlileri Ortadoğu’da tecrit etmek, İsrail’in bölge üzerinde tesis edeceği hâkimiyet için yol açmak.

Graham, İran’daki rejim değişikliği konusunda şunları söyledi:

“Eğer bu işi başarabilirsek, bu, Ortadoğu’da bin yıl içinde yaşanan en büyük değişiklik olur: Hamas ve Hizbullah gider, Husiler gider, İran halkı düşman değil müttefik olur, Arap dünyası yüzünü korkmadan İsrail’e çevirir, Suudi Arabistan-İsrail ilişkileri normalleşir, 7 Ekim olayları bir daha yaşanmaz.”

Başka bir deyişle, Lindsey Graham ve ABD, İran’da gerçekleşecek olası bir rejim değişikliğinin, Filistin direnişinin ve onunla ittifak halinde olan Hizbullah ve Ensarullah gibi örgütlerin çöküşüne yol açacağına, Ortadoğu güçlerinin Filistinlilere hiçbir taviz vermeden İsrail ile normalleşmesini sağlayacağına, böylece Gazze ve Batı Şeria’da etnik temizlik için gerekli zeminin oluşacağına, Büyük İsrail projesine hizmet etmek üzere, İsrail’in Suriye ve Lübnan’a daha fazla yayılması için gerekli yolları inşa edeceğine inanıyor.

Bu inanç ve arzu, yalnızca İran’da rejim değişikliği arzusunu körüklemekle kalmıyor, aynı zamanda 11 Eylül’den bu yana ABD’nin Ortadoğu’daki dış politikasının da temel motivasyonunu teşkil ediyor. Bu dış politikanın derdi, “terörle mücadele” değil.

1996’da, Bush yönetiminde üst düzey görevlere gelen Richard Perle, Douglas Feith ve David Wurmser gibi isimler, o dönemde yeni seçilen Binyamin Netanyahu’ya danışmanlık yaparken, kendisine “Defteri Tümüyle Kapatma: Bölgeyi Güvence Altına Almak İçin Yeni Bir Strateji” başlıklı bir mektup göndererek, Filistinlilerle yürütülen barış görüşmelerini tümüyle sonlandırmasını, bunun yerine, öncelikle “Saddam Hüseyin’i Irak’taki iktidardan uzaklaştırmasını (ki bu, İsrail için başlı başına önemli bir stratejik hedef)” diyerek Filistinlileri bölgede tecrit etme işine etmeye odaklanmasını istediler.

Netanyahu sözünü tuttu. Başbakan olarak, ilk döneminde Oslo Anlaşması’ndan “tümüyle koptu”, daha sonra da yaptığıyla övündü.

Netanyahu, eski ABD Dışişleri Bakanı Warren Christopher’ı, Batı Şeria’nın hangi kısımlarının askeri bölge olarak tanımlanacağına İsrail’in tek başına karar vermesine izin vermeye nasıl zorladığını şöyle anlatıyor:

“Bana o mektubu vermek istemediler, bu yüzden onlarla Hebron anlaşmasını [Hebron’u Filistinlilere geri veren anlaşmayı] imzalamadım. Kabine toplantısını kısa kestim ve ‘İmzalamıyorum’ dedim. Ancak o toplantı sırasında, mektup bana ve Arafat'a ulaştığında Hebron anlaşmasını onayladım. Bu, neden önemli? Çünkü o andan itibaren fiilen Oslo anlaşmalarına son vermiştim.”

Kısa süre sonra, “defteri tümüyle kapatma” önerisinde bulunan belgenin yazarları, George W. Bush yönetiminde Ortadoğu konusunda önemli danışmanlık koltuklarına oturdular.

11 Eylül saldırılarından sonra, İsrail, bu saldırıyı “İsrail’in önemli stratejik hedefi” olan “Saddam Hüseyin’i Irak’ta iktidardan uzaklaştırmak” için kullandı; zira Saddam Hüseyin, Filistinlilere fazla sempati duyuyordu.

“Defteri tümüyle kapatma” önerisini sunan belgenin yazarlarından, eski ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin Ortadoğu Danışmanı David Wurmser'in daha sonra itiraf ettiği üzere, “İsrail açısından, Yasir Arafat’ın ileride Saddam gibi bir süvari birliğine sahip olmamasını istedik.”

George W. Bush’un danışmanı Philip Zelikow, “Irak’tan gelen gerçek tehdit İsrail’e yöneliktir. Bu, kimsenin ağzına almaya cesaret edemediği türden bir tehdittir, çünkü Avrupalılar, bu tehdidi pek önemsemiyorlar. Amerikan hükümeti de bunu söylemsel olarak çok fazla dillendirmek istemiyor, çünkü bu, popüler bir söylem değil” dedi.

Ancak İsrail ve Bush yönetimi için Irak savaşı, Ortadoğu’daki tüm düşmanlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan “defteri tümüyle kapatma stratejisi”nin sadece ilk aşamasıydı.

ABD Generali Wesley Clark’ın açıkladığı gibi, defteri tümüyle kapatma planı, önce Irak’ta Saddam Hüseyin’i devirmeyi öngörürken, “Irak’tan başlayarak, Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan, son olarak da İran’ı bitirmeyi hedef alan saldırı dâhilinde yedi ülkeyi beş yıl içerisinde ortadan kaldırma hedefine doğru evrildi.

Clark’ın daha sonra katıldığı Piers Morgan Şov’unda açıkladığı gibi, liste, İsraillilerin finanse ettikleri bir çalışmada hazırlanmıştı. Çalışmada, “İsrail’i korumak arzusundaysanız, onun başarılı olmasını istiyorsanız, İsrail’i çevreleyen devletlerden kurtulmalısınız” deniliyordu.

ABD ve İsrail’in müdahalesiyle hedef ülkeler listesindeki diğer tüm ülkeler ya zayıflatıldı (Lübnan, Somali, Sudan) ya da tamamen ortadan kaldırıldı (Irak, Libya, Suriye). Bu durum karşısında neo-muhafazakârlar ve Siyonistler, İran’ı “Defteri tümüyle kapatma” planının uygulanmasının önündeki son engel olarak görüyorlar.

Dissident
21 Ocak 2026
Kaynak

0 Yorum: