1
Mayıs 1944’te, Yunan direniş güçleri, bir Alman generalin, öldürdüler. Buna cevaben,
Naziler, Atina’nın ağırlıklı olarak Anadolu’dan göç etmiş olan Rumların yaşadıkları Kesaryani
semtinde bulunan atış poligonunda 200 Yunan komünistini idam etti.
1936’dan
beri diktatörlüğün ve antikomünist Metaksa rejiminin hüküm sürdüğü ülkede
Yunanistan Komünist Partisi üyeleri zulüm gördüler. Çoğu, Akronafliya ve Korfu
hapishanelerine atıldı. Bazıları da adalara sürgün edildi.
Nisan
1941’de Almanlar, ülkeyi işgal ettiler. Hapishanelerin kontrolünü ele geçiren
Naziler, Eylül 1943’te İtalya’nın teslim olmasının ardından, daha önce İtalyan
yönetiminde bulunan Larissa toplama kampında tutulan komünist tutsakların büyük
kısmını Atina’nın kuzeybatısında faal olan Haydari toplama kampına naklettiler.
1
Mayıs 1944’te Kesaryani semtinde bir Alman generalin öldürülmesine misilleme olarak
200 komünist tutsak edildi. Onlara gönüllü destek olan Yunan birlikleri de 100
komünisti katletti.
27
Nisan 1944’te Yunan Halkının Kurtuluş Ordusu (ELAS) mensubu partizanlar,
Lakonya’nın Molayi kasabasında Alman general Franz Krech ve yanındaki üç Alman
subayını pusuya düşürerek öldürdü. Buna cevap olarak Naziler, bir bildiri
yayınladılar ve 1 Mayıs’ta 200 komünistin idam edileceğini, Molayi hattındaki
köylerin haricinde Alman birliklerinin eline geçmiş olan tüm erkeklerin öldürüleceğini
duyurdu. Nazilerin bildirisinde, “bu işlenen suç neticesinde Yunan gönüllüler
kendi inisiyatifleriyle yüz kadar komünisti öldürmüştür” denilmekteydi.
30
Nisan’da, yaklaşan infazların haberi Haydari kampına ulaştı. Kamp komutanı
Fischer, Akronafliya’dan gelmiş olan tutsaklardan oluşan atölye ustabaşlarını
çağırdı. Ertesi gün Halkis hapishanesinden gelen tutsaklarla birlikte farklı
bir kampa taşınacaklarını söyledi. Onlara yerlerine hangi tutsakların
geçebileceğini sordu.
Tutsaklar,
bu taşınma işleminin idamın örtüsü olduğunu anladılar. Yoldaşlarına veda
ettiler. Kampın 3 numaralı hücre bloğunda doğaçlama bir veda partisi
düzenlendi.
Ertesi
sabah, Halkis’ten gelen tutsaklar, kamyonlarla kamptan taşındı. Kamp komutanı
Fischer, daha sonra bir yoklama yaptı ve infaz edilecek 200 tutsağı seçti.
Bunların neredeyse tamamı, eski Akronafliya tutsağıydı (yaklaşık 170 kişi), bunlara
Anafi adasında sürgünde kalmış birkaç tutsak daha eklendi.
Görgü
tanıklarının ifadelerine göre, tutsaklar, kamyonlar onları götürmek için
geldiğinde bile Yunan milli marşını, 16 Aralık 1803’te Osmanlı askerlerine
teslim olmak yerine kendilerini yardan aşağı atan kadınlar ve çocuklar adına
yakılmış Zalongo’nun Dansı şarkısını ve Akronafilya tutsaklarının şarkısını
söylediler.
200
tutsak, yirmişerli gruplar halinde idam edilecekleri, Kesaryani semtinde
bulunan atış poligonuna getirildi. Cesetleri Üçüncü Atina Mezarlığı’na defnedildi.
İdam edilenler arasında Napolyon Sukacidis ve Stelyos Sklavainas da vardı.
Misilleme
amacıyla masum 200 insanın idam edilmesi yönündeki kararla birlikte, Haydari
Kampı’nın Alman komutanı, tutsakların içtimaya çıkmasını emretti. İsmi okunan
tutuklular öne çıktılar, onarlı gruplara ayrıldılar. Bu işlem, 200 sayısı
doldurulana dek devam etti. Sıra yedinci gruba geldiğinde, Fischer, aldığı
hızla, Napolyon Sukacidis’in ismini haykırdı. Napolyon, gür bir sesle “Paron”
(burada) deyip sırasından çıktı. Fischer, o an yaptığı hatayı anlayıp
Napolyon’u omuzundan tutarak, ona “Yok, sen değil Napolyon” dedi. Napolyon,
infaza götürülmeyeceğini, yerine başkasının konmayacağını düşünüp, komutana
teşekkür etti. Tam sırasına dönecekken, yerine başka bir tutsağın alınacağını
anlayınca, dik bir duruş sergileyerek, Alman komutana şunu söyledi:
“Her Yunan’ın hayatı
benimkiyle aynı değerdedir. Benim gibi onu da bir ana beklemektedir. Şahsıma
gösterdiğiniz takdir için size teşekkür ederim. Ancak önerinizi kabul edersem,
olduğum kişi olmaktan vazgeçmiş, başka bir şeye dönüşmüş olurum; bir hiç olurum.
Daha da beteri, bir hain ve katil olurum. Ve unutmayın ki siz bir işgalcisiniz,
ben ise vatanının özgürlüğü için direnen bir savaşçıyım. Biz, birbirimizin
düşmanıyız.”
Komutan,
onu ikna etmek için “Gerçek kahramanlar hangi taraftan olursa olsun, askerlik
onurumuz onlara saygı göstermeyi gerektirir” dedi. Napolyon’un cevabı, “Evet
ama siz onları aşağılıyorsunuz” oldu.
Fischer
şaşkınlıkla, “Neden?” diye sordu, ancak onu, kendi yerine başkasının girmesini
ikna edemeyeceğini anlayınca “Napolyon, sen hiçbir zaman köle olmadın” dedi.
İnfazdan
kurtulma imkânı varken, kendi yerine bir başka masumun idama gönderilmesini
reddedip, yoldaşlarıyla beraber kahramanca bir ölümü tercih eden Napolyon
Sukacidis, bu onurlu fedakârlıkla tarih yazdı.
Sukacidis
ve 199 yoldaşı, 1 Mayıs 1944’te, İşçi Bayramı gününde, Atina’nın Kesaryani
semtinde kurşuna dizildi.
Kesaryani
semti, ezici çoğunluğu Anadolu kökenli olan Yunan halkının Nazilere ve daha
sonra İngiliz işgal güçlerine karşı direnişinin merkezi olmuştur.
* * *
1
Mayıs 1944’te Kesaryani’de, çoğunluğu YKP kadrosu ve üyesi olan 200 komünistin
son anlarını tasvir ettiği söylenen ve gün yüzüne çıkan fotoğrafların yanı
sıra, YKP Merkez Komitesi arşivlerinde bulunan, idam edilenlerin biyografik
bilgileri ve fotoğrafları dikkatlice incelenerek, bu kişilerin kimliklerinin
belirlenmesine dönük çalışmalar devam ediyor. Şimdiye dek yürütülen araştırmalardan,
fotoğraflardan birinin büyük olasılıkla Dimitri Papadopulos olduğu anlaşılıyor.
Dimitris
Papadopulos, Pontusluydu. En eski ve en iyi militan inşaatçılardan biriydi.
1922-1924 yılları arasında mülteci olarak Yunanistan’a gelir gelmez sendikal
harekete katıldı. 1928’de İnşaatçılar Birliği’nin yönetimine katıldı ve kısa
sürede İnşaatçılar Federasyonu Yürütme Kurulu’na yükselerek Genel Sekreteri
oldu. 1928-1936 yılları arasında inşaat işçilerinin mücadelelerini örgütledi ve
yönlendirdi. Bu mücadeleler nedeniyle birçok kez hapse atıldı ve sürgüne
gönderildi. 1936’da, Elen İnşaatçılar Federasyonu Sekreteri iken, 4 Ağustos
monarşist-faşist diktatörlüğü tarafından tutuklandı, sürgüne gönderildi ve
oradan Akronafliya'ya gitti. 1941’de monarşist-faşistler tarafından Almanlara
teslim edildi. Haydari’ye nakledildi ve 1 Mayıs 1944’te 200 halk savaşçısıyla
birlikte kurşuna dizildi.
200
savaşçıdan biri de Trasivulos Kalafatakis.
30
yaşında olan Trasivulos Kalafatakis, Gregori ve Pelagya’nın oğlu olarak 1914
yılında Girit’in Hanya şehrine bağlı Platanyas’ta varlıklı ve kalabalık bir
ailede dünyaya geldi. Uzun boylu, yapılı ve güçlü iradeli bir kişiliğe sahipti.
Meslek olarak tarım ve sütçülükle uğraşıyordu. Çok genç yaşta Ekaterini Hali
ile evlendi ve Maria ile İfigenya adında iki kızı oldu.
Genç
bir lise öğrencisiyken, çalışkanlığı ve net siyasi düşüncesiyle öne çıkıyordu.
Merkez Komite üyesi Vangelis Ktistakis tarafından YKP’ye örgütlendi. Giorgis
Tsitilos, Harilaos Psillakis, Giorgis Paterakis, Nikos Mariakakis ve Panagiotis
Kornaros ile birlikte hareket etti. Bu isimlerle birlikte, 1 Mayıs 1944’te Kesaryani
Atış Poligonu’nda 200 vatansever komünistle birlikte idam edildi. İlerici
hareketin öncülerinden biri olarak, özellikle Platanyas Jandarma Karakolu
Komutan Yardımcısı’ndan YKP’yi reddeden bir bildiri imzalaması için çok baskı
gördü. Kendisine yapılan tüm teklifleri ve tehditleri sürekli olarak reddetti.
Metaksas diktatörlüğü yıllarında faaliyetlerine devam ederek, köyünde ve
çevredeki köylerde birçok genci örgütledi. Valilik komitesinin bir üyesi
olarak, Temmuz 1938’de diğerleriyle birlikte diktatörlük karşıtı harekete
katıldı. Yoldaşlarıyla birlikte, Kral George ve Metaksas tarafından davet
edilen İngiliz gemisinin Suda limanında karşılanmasına el ilanları atarak tepki
gösterdi. Bu, o zamanlar büyük bir cesaret gerektiren bir eylemdi. 1939’da
tutuklandı, 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve Hanya hapishanesine gönderildi.
Daha sonra Atina’daki Averof hapishanesine ve oradan da Akronafliya’ya
nakledildi. Ardından Larissa’daki İtalyan kampına gitti ve Eylül 1943’ün
başlarında Akronafliyalılarla birlikte Haydari Kampı’na geldi. Kamp aşçısı
olarak, genç tutsaklara özenle ve bol miktarda yiyecek sağladı. Unutulmaz
savaşçının anısına, Hanya belediyesi Agios Lukas bölgesindeki bir sokağa onun
adını verdi.
902
16
Şubat 2026
Kaynak
* * *
Nazilerin Bildirisi
İşgalci
Alman güçlerinin Yunan partizanların bir Alman generali öldürmesine cevap
olarak, Keysaryani’de 200 komünist tutsağın idam edileceğini söyleyen bildirisi.
Bu
kan sizin elinize de bulaştı.
Alman
ordusu açıklaması şu şekildedir:
27
Nisan 1944 günü komünist gerillalar, Molotoflarla gerçekleştirdikleri yoğun bir
saldırı sonucu bir Alman generalini ve maiyetindeki üç subayı öldürdü. Bu saldırı
sırasında birkaç Alman askeri de yaralandı.
Buna
cevap olarak aşağıdaki kararlar alınmıştır:
1)
1 Mayıs 1944 günü 200 komünist idam edilecek.
2)
Hora bölgesi haricinde kalan, Molaon-Sparti hattı üzerinde yaşayan tüm erkekler
Alman askerlerince infaz edilecek.
Bu
işlenen suça cevap olarak Yunan gönüllü birlikleri, kendi inisiyatifleriyle yüz
kadar komünisti öldürmüştür.
Yunan halkı şunu idrak etmek zorundadır: doğru düşünenlerin safında yer alıp partizanların işledikleri suçları kınamakla yetinemezsiniz, azınlık bir grubu ifade eden bu partizanların tüm davranışlarına ve eylemlerine karşı çıkmanız gerekmektedir.






0 Yorum:
Yorum Gönder