16 Şubat 2026

,

Kesaryani Şehitleri

1 Mayıs 1944’te, Yunan direniş güçleri, bir Alman generalin, öldürdüler. Buna cevaben, Naziler, Atina’nın ağırlıklı olarak Anadolu’dan göç etmiş olan Rumların yaşadıkları Kesaryani semtinde bulunan atış poligonunda 200 Yunan komünistini idam etti.

1936’dan beri diktatörlüğün ve antikomünist Metaksa rejiminin hüküm sürdüğü ülkede Yunanistan Komünist Partisi üyeleri zulüm gördüler. Çoğu, Akronafliya ve Korfu hapishanelerine atıldı. Bazıları da adalara sürgün edildi.

Nisan 1941’de Almanlar, ülkeyi işgal ettiler. Hapishanelerin kontrolünü ele geçiren Naziler, Eylül 1943’te İtalya’nın teslim olmasının ardından, daha önce İtalyan yönetiminde bulunan Larissa toplama kampında tutulan komünist tutsakların büyük kısmını Atina’nın kuzeybatısında faal olan Haydari toplama kampına naklettiler.

1 Mayıs 1944’te Kesaryani semtinde bir Alman generalin öldürülmesine misilleme olarak 200 komünist tutsak edildi. Onlara gönüllü destek olan Yunan birlikleri de 100 komünisti katletti.

27 Nisan 1944’te Yunan Halkının Kurtuluş Ordusu (ELAS) mensubu partizanlar, Lakonya’nın Molayi kasabasında Alman general Franz Krech ve yanındaki üç Alman subayını pusuya düşürerek öldürdü. Buna cevap olarak Naziler, bir bildiri yayınladılar ve 1 Mayıs’ta 200 komünistin idam edileceğini, Molayi hattındaki köylerin haricinde Alman birliklerinin eline geçmiş olan tüm erkeklerin öldürüleceğini duyurdu. Nazilerin bildirisinde, “bu işlenen suç neticesinde Yunan gönüllüler kendi inisiyatifleriyle yüz kadar komünisti öldürmüştür” denilmekteydi.

30 Nisan’da, yaklaşan infazların haberi Haydari kampına ulaştı. Kamp komutanı Fischer, Akronafliya’dan gelmiş olan tutsaklardan oluşan atölye ustabaşlarını çağırdı. Ertesi gün Halkis hapishanesinden gelen tutsaklarla birlikte farklı bir kampa taşınacaklarını söyledi. Onlara yerlerine hangi tutsakların geçebileceğini sordu.

Tutsaklar, bu taşınma işleminin idamın örtüsü olduğunu anladılar. Yoldaşlarına veda ettiler. Kampın 3 numaralı hücre bloğunda doğaçlama bir veda partisi düzenlendi.

Ertesi sabah, Halkis’ten gelen tutsaklar, kamyonlarla kamptan taşındı. Kamp komutanı Fischer, daha sonra bir yoklama yaptı ve infaz edilecek 200 tutsağı seçti. Bunların neredeyse tamamı, eski Akronafliya tutsağıydı (yaklaşık 170 kişi), bunlara Anafi adasında sürgünde kalmış birkaç tutsak daha eklendi.

Görgü tanıklarının ifadelerine göre, tutsaklar, kamyonlar onları götürmek için geldiğinde bile Yunan milli marşını, 16 Aralık 1803’te Osmanlı askerlerine teslim olmak yerine kendilerini yardan aşağı atan kadınlar ve çocuklar adına yakılmış Zalongo’nun Dansı şarkısını ve Akronafilya tutsaklarının şarkısını söylediler.


200 tutsak, yirmişerli gruplar halinde idam edilecekleri, Kesaryani semtinde bulunan atış poligonuna getirildi. Cesetleri Üçüncü Atina Mezarlığı’na defnedildi. İdam edilenler arasında Napolyon Sukacidis ve Stelyos Sklavainas da vardı.

Misilleme amacıyla masum 200 insanın idam edilmesi yönündeki kararla birlikte, Haydari Kampı’nın Alman komutanı, tutsakların içtimaya çıkmasını emretti. İsmi okunan tutuklular öne çıktılar, onarlı gruplara ayrıldılar. Bu işlem, 200 sayısı doldurulana dek devam etti. Sıra yedinci gruba geldiğinde, Fischer, aldığı hızla, Napolyon Sukacidis’in ismini haykırdı. Napolyon, gür bir sesle “Paron” (burada) deyip sırasından çıktı. Fischer, o an yaptığı hatayı anlayıp Napolyon’u omuzundan tutarak, ona “Yok, sen değil Napolyon” dedi. Napolyon, infaza götürülmeyeceğini, yerine başkasının konmayacağını düşünüp, komutana teşekkür etti. Tam sırasına dönecekken, yerine başka bir tutsağın alınacağını anlayınca, dik bir duruş sergileyerek, Alman komutana şunu söyledi:

“Her Yunan’ın hayatı benimkiyle aynı değerdedir. Benim gibi onu da bir ana beklemektedir. Şahsıma gösterdiğiniz takdir için size teşekkür ederim. Ancak önerinizi kabul edersem, olduğum kişi olmaktan vazgeçmiş, başka bir şeye dönüşmüş olurum; bir hiç olurum. Daha da beteri, bir hain ve katil olurum. Ve unutmayın ki siz bir işgalcisiniz, ben ise vatanının özgürlüğü için direnen bir savaşçıyım. Biz, birbirimizin düşmanıyız.”

Komutan, onu ikna etmek için “Gerçek kahramanlar hangi taraftan olursa olsun, askerlik onurumuz onlara saygı göstermeyi gerektirir” dedi. Napolyon’un cevabı, “Evet ama siz onları aşağılıyorsunuz” oldu.

Fischer şaşkınlıkla, “Neden?” diye sordu, ancak onu, kendi yerine başkasının girmesini ikna edemeyeceğini anlayınca “Napolyon, sen hiçbir zaman köle olmadın” dedi.

İnfazdan kurtulma imkânı varken, kendi yerine bir başka masumun idama gönderilmesini reddedip, yoldaşlarıyla beraber kahramanca bir ölümü tercih eden Napolyon Sukacidis, bu onurlu fedakârlıkla tarih yazdı.

Sukacidis ve 199 yoldaşı, 1 Mayıs 1944’te, İşçi Bayramı gününde, Atina’nın Kesaryani semtinde kurşuna dizildi.

Kesaryani semti, ezici çoğunluğu Anadolu kökenli olan Yunan halkının Nazilere ve daha sonra İngiliz işgal güçlerine karşı direnişinin merkezi olmuştur.

* * *


1 Mayıs 1944’te Kesaryani’de, çoğunluğu YKP kadrosu ve üyesi olan 200 komünistin son anlarını tasvir ettiği söylenen ve gün yüzüne çıkan fotoğrafların yanı sıra, YKP Merkez Komitesi arşivlerinde bulunan, idam edilenlerin biyografik bilgileri ve fotoğrafları dikkatlice incelenerek, bu kişilerin kimliklerinin belirlenmesine dönük çalışmalar devam ediyor. Şimdiye dek yürütülen araştırmalardan, fotoğraflardan birinin büyük olasılıkla Dimitri Papadopulos olduğu anlaşılıyor.

Dimitris Papadopulos, Pontusluydu. En eski ve en iyi militan inşaatçılardan biriydi. 1922-1924 yılları arasında mülteci olarak Yunanistan’a gelir gelmez sendikal harekete katıldı. 1928’de İnşaatçılar Birliği’nin yönetimine katıldı ve kısa sürede İnşaatçılar Federasyonu Yürütme Kurulu’na yükselerek Genel Sekreteri oldu. 1928-1936 yılları arasında inşaat işçilerinin mücadelelerini örgütledi ve yönlendirdi. Bu mücadeleler nedeniyle birçok kez hapse atıldı ve sürgüne gönderildi. 1936’da, Elen İnşaatçılar Federasyonu Sekreteri iken, 4 Ağustos monarşist-faşist diktatörlüğü tarafından tutuklandı, sürgüne gönderildi ve oradan Akronafliya'ya gitti. 1941’de monarşist-faşistler tarafından Almanlara teslim edildi. Haydari’ye nakledildi ve 1 Mayıs 1944’te 200 halk savaşçısıyla birlikte kurşuna dizildi.


200 savaşçıdan biri de Trasivulos Kalafatakis.

30 yaşında olan Trasivulos Kalafatakis, Gregori ve Pelagya’nın oğlu olarak 1914 yılında Girit’in Hanya şehrine bağlı Platanyas’ta varlıklı ve kalabalık bir ailede dünyaya geldi. Uzun boylu, yapılı ve güçlü iradeli bir kişiliğe sahipti. Meslek olarak tarım ve sütçülükle uğraşıyordu. Çok genç yaşta Ekaterini Hali ile evlendi ve Maria ile İfigenya adında iki kızı oldu.

Genç bir lise öğrencisiyken, çalışkanlığı ve net siyasi düşüncesiyle öne çıkıyordu. Merkez Komite üyesi Vangelis Ktistakis tarafından YKP’ye örgütlendi. Giorgis Tsitilos, Harilaos Psillakis, Giorgis Paterakis, Nikos Mariakakis ve Panagiotis Kornaros ile birlikte hareket etti. Bu isimlerle birlikte, 1 Mayıs 1944’te Kesaryani Atış Poligonu’nda 200 vatansever komünistle birlikte idam edildi. İlerici hareketin öncülerinden biri olarak, özellikle Platanyas Jandarma Karakolu Komutan Yardımcısı’ndan YKP’yi reddeden bir bildiri imzalaması için çok baskı gördü. Kendisine yapılan tüm teklifleri ve tehditleri sürekli olarak reddetti. Metaksas diktatörlüğü yıllarında faaliyetlerine devam ederek, köyünde ve çevredeki köylerde birçok genci örgütledi. Valilik komitesinin bir üyesi olarak, Temmuz 1938’de diğerleriyle birlikte diktatörlük karşıtı harekete katıldı. Yoldaşlarıyla birlikte, Kral George ve Metaksas tarafından davet edilen İngiliz gemisinin Suda limanında karşılanmasına el ilanları atarak tepki gösterdi. Bu, o zamanlar büyük bir cesaret gerektiren bir eylemdi. 1939’da tutuklandı, 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve Hanya hapishanesine gönderildi. Daha sonra Atina’daki Averof hapishanesine ve oradan da Akronafliya’ya nakledildi. Ardından Larissa’daki İtalyan kampına gitti ve Eylül 1943’ün başlarında Akronafliyalılarla birlikte Haydari Kampı’na geldi. Kamp aşçısı olarak, genç tutsaklara özenle ve bol miktarda yiyecek sağladı. Unutulmaz savaşçının anısına, Hanya belediyesi Agios Lukas bölgesindeki bir sokağa onun adını verdi.

902
16 Şubat 2026
Kaynak

* * *


Nazilerin Bildirisi

 

İşgalci Alman güçlerinin Yunan partizanların bir Alman generali öldürmesine cevap olarak, Keysaryani’de 200 komünist tutsağın idam edileceğini söyleyen bildirisi.

Bu kan sizin elinize de bulaştı.

Alman ordusu açıklaması şu şekildedir:

27 Nisan 1944 günü komünist gerillalar, Molotoflarla gerçekleştirdikleri yoğun bir saldırı sonucu bir Alman generalini ve maiyetindeki üç subayı öldürdü. Bu saldırı sırasında birkaç Alman askeri de yaralandı.

Buna cevap olarak aşağıdaki kararlar alınmıştır:

1) 1 Mayıs 1944 günü 200 komünist idam edilecek.

2) Hora bölgesi haricinde kalan, Molaon-Sparti hattı üzerinde yaşayan tüm erkekler Alman askerlerince infaz edilecek.

Bu işlenen suça cevap olarak Yunan gönüllü birlikleri, kendi inisiyatifleriyle yüz kadar komünisti öldürmüştür.

Yunan halkı şunu idrak etmek zorundadır: doğru düşünenlerin safında yer alıp partizanların işledikleri suçları kınamakla yetinemezsiniz, azınlık bir grubu ifade eden bu partizanların tüm davranışlarına ve eylemlerine karşı çıkmanız gerekmektedir.

0 Yorum: