03 Şubat 2026

,

Kadın Ticareti Savunucusu Olarak Sol

Seks, her daim alıcısı olan bir şeydir. Yirminci yüzyılın sonlarında veya yirmi birinci yüzyılda büyümüş herkes, bu klişeleşmiş sözü genç yaştan itibaren içselleştirmiştir. Seks her zaman satar.

Ama nedense kimse, seksin neden sattığı, kimin seksinin satıldığı, kimin için satıldığı sorularını sormaz. Neden, kimin ve kim için soruları, büyük ölçüde Batı toplumunun ve kadınlara, kızlara, erkeklere ve trans bireylere yönelik muamelesinin derinden rahatsız edici yönlerini açıklığa kavuşturur.

Küresel bir ekonomik sistemde yaşıyoruz ve egemen sınıf, kâr elde etmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Seksi kârlı hale aynı egemen sınıf getirdi. Birinin bedeninin sömürülmesi, kârlı bir iş. Pezevenklik, Hollywood ünlülerinden Washington’daki siyasetçilere kadar herkesin yapabileceği en kazançlı mesleklerden biri. Üstelik süreç içerisinde zenginler ve muktedirler, seks endüstrisi olarak adlandırılan şeyi normalleştirmek için büyük çaba sarf ettiler. Seks endüstrisi, zorla fuhuş, çocuk köleliği ve bu pratiğe iştirak etmese de onu görmezden gelenler üzerinden ilerleyen bir sektör.

Pornografi ve fuhşu da içerecek biçimde seks endüstrisi, tüm dünyadaki en kârlı sektörlerden biri. Başlıca alıcıları ve medyadaki satıcıları, ABD, İsrail, İngiltere ve eski Sovyet Bloku ülkeleri. Bu ülkeler, aynı zamanda seks ticaretinin de merkezidir.

ABD’de her yıl on binlerce kadın ve çocuk, sürekli genişleyen pazarın talebini karşılamak için cinsel köleliğe zorlanıyor. Ulusal Kayıp ve İstismar Edilen Çocuklar Merkezi tarafından incelenen çocuk cinsel istismarı vakalarında, 2008 ile 2011 yılları arasında yüzde 774’lük bir artış yaşanmış. Çocuk seksi ticaretine dair olayların sayısı, 2004 ile 2013 yılları arasında iki katına çıkmış (Adalet Bakanlığı, 2017). 2024 yılında bu rakamların daha da artması kaçınılmaz.

Seks ticaretinin, özellikle de çocuk seksi ticaretinin yaygınlığı, ana akım siyasi partiler, geleneksel medya veya daha iyi bir dünyayı desteklediklerine inanan sözde “ilericiler” arasında tartışılan bir konu değil. Esasında bugün bu sektörü “insanı özgürleştiren ve güçlendiren bir şey”miş gibi takdim edip, ona ait gerçekleri gizleyen kolektif bir çaba ortaya konuyor.

Günümüzde seks ticaretinin yayılmasının başlıca yollarından biri de doğdukları andan itibaren en çok sömürülen kadınları hedef alan “seks işçiliğini destekleyen” propaganda kampanyasıdır. Bu propaganda, seks ticaretindeki sömürüyü hem genç kadınların hem de onlara ulaşma imkânını satın almak isteyen erkeklerin gözünde meşru kılma çabasındadır. Burada her iki tarafın sürece kendi rızaları ile katıldıkları söylenerek seks ticareti normalleştirilmektedir. Cinsel istismar ise kazara gerçekleşen, kasti olmayan bir şeymiş gibi takdim edilmektedir.

Oysa seks endüstrisindeki kişilerin büyük bir çoğunluğu, insan ticaretinin kurbanlarıdır. Kaliforniya, hem dünyanın en büyük pornografi içerik üreticisidir (BBC, 2011) hem de ABD’deki insan ticaretinin merkezidir. İnsan ticareti kurbanı değilse bile her porno yıldızı, insan ticareti kurbanı olan birini illaki tanır. Seks endüstrisinin büyük ölçüde rızaen olduğu ve endüstrinin can damarı olan insan tacirlerinden başka kimseye fayda sağlamadığını kim söylüyorsa yalan söylüyordur. Bu yalanla yüzleşilmelidir.

İnsanı iliğine kadar sömüren seks endüstrisinde rıza diye bir şey olamaz. Rıza, diğer toplumsal koşullardan izole edilmiş bir halde, boşlukta var olamaz. Kapitalizmde işçilerin hayatta kalabilmek için genellikle tek meta olan emeklerini satmaları gerekir. Emeklerini satamayan bireyler, ellerinde kalan tek şeyi, bedenlerini satmaya zorlanırlar. Peki, emeğini satmakta veya hak ettiği kârı elde etmekte en çok zorlanan kimdir? Genellikle toplumumuzda en çok sömürülenler, örneğin ırksallaştırılmış ve engelli kadınlardır.

İspanya’da seks işçilerinin yüzde 90’ı göçmendir (TAMPEP, 2009). Bu insanlar, sektörden kaçmak veya kaçınılmaz olarak yüzleşecekleri sömürüyü bir yerlere bildirmek için çok az imkân bulabilmektedirler.

Eğer kapitalizmde tüm işler zorla yapılıyorsa (ki yapmazsanız ya aç kalırsınız ya da ölürsünüz), insanlar para yoluyla sekse zorlanıyorsa, bu, doğası gereği zorla seks demektir. Eğer bir seks işçisi, para olmadan biriyle seks yapamaz duruma gelmişse bunu zorla seks olarak nitelendirmek gerekir.

Seks ticareti, kapitalizmin en çok sömürülen kadınları veya diğer marjinalleştirilmiş insanları tecavüzün gerekli olmadığı diğer işlerden koparttığı, tecavüzcülerini insani gösterdiği sürecin ürünüdür. Seks işinin büyük ölçüde, hatta kısmen, rızaya dayalı olduğu söylendiğinde, insan tacirlerinin işini yapmış oluruz.

Aceprensa yayınevine verdiği röportajda, Jessa Dillow Crisp adlı Kanadalı bir kadın, çocukluğundan beri ailesinin yürüttüğü insan ticareti faaliyetinin kurbanı olduğunu söylüyor. Porno filmi çekimleri sırasında kendisine silah doğrultulduğundan, tecavüz esnasında gülümsemesi gerektiğinden, aksi takdirde onu öldüreceklerinden bahsediyor. Crisp’in durumunda olan ve seks sektöründe cinsel şiddeti bildiren birçok kadın, polis tarafından “rıza gösterdikleri” ve kayıtlarda bulunan fotoğraflardaki gülümsemelerin bunun kanıtı olduğu gerekçesiyle dikkate alınmıyor.

Cinsel ilişki satın alan bir kişi olmanın normal ve saygın bir şey olduğuna inanmamız bekleniyor. Oysa bu kişilerin cinsel ilişki satın aldığı pezevenkler, neredeyse her zaman çocukların da dâhil olduğu, seks endüstrisine ait ortamlarda faaliyet yürütüyorlar. Çocuklar, bu sektördeki en kârlı meta. Pezevenkleri birer işveren, cinsel ilişki satın alanları da birer tüketici gibi görmemiz bekleniyor. Oysa pedofiliyle sıkı bir bağ içerisinde olan sektörde insan bedenini tüketmek, bir soda veya oyun konsolu tüketmekten temelde farklı bir eylemdir. Cinsel ticarete konu olan bazı kişiler, günde en fazla kırk kez satılıyor. Bu insanlar, seks endüstrisindeki görev sürelerinin başlangıcını müteakip en fazla yedi yıl yaşıyorlar (MG Injury Firm, 2023).

Kapitalizmde cinsel istismar, epey yaygındır ve normalleştirilmiştir. Bu koşullarda “ilericiler”, OnlyFans’de içerik üretenler listesinin tepesindeki yüzde birlik dilime mensup kadınların yaptıkları işten gurur duyduklarına dair sözleri ve hikâyeleri alıyorlar, böylece, tüm bir sistemi bireyin görüşü üzerinden okuyorlar. Ama nedense bu “ilericiler”, seks ticaretinde sömürülen kadınların yüzde 89’unun başka bir geçim kaynağına sahip olmadığı, mümkün olsa hemen kaçıp kurtulacakları, seks ticareti sektöründeki kadınların yüzde 68 oranında, yani gazilerle aynı oranda travma sonrası stres bozukluğu yaşadığı gerçeğini (Journal of Trauma Practice, 2003) görmezden geliyorlar.

OnlyFans’i kadınların kendilerine yakın partnerlerce satıldığı gerçeğini göz ardı edip, bu uygulama üzerinden iş yürüten, genel seks endüstrisinin parçası olan kadınların mutlu olduklarını söyleyenler, kadın tacirlerinin ekmeğine yağ süren bir propaganda faaliyeti yürütüyorlar.

Günümüzde tanık olduğumuz cinsel istismar vakalarının yüzde 88’i, kurbanları kandırmak ve tuzağa düşürmek için kullanılan dijital platformlar kaynaklı (MG Injury Firm, 2023). “Rıza temelli”ymiş gibi takdim edilen porno filmleri bile genelde cinsel şiddetin erotikleştirilmiş bir versiyonunu sunuyor.

Tüm bu gerçekliğe karşın birçok solcu, seks endüstrisinin kadınları güçlendirdiğini söylüyor. Aslında bu solcular, işi isteyerek seçen bireylerin bile “işin getirdiği bir risk” olarak katlanmak zorunda kaldıkları kişiyi harap edici davranışları, istismarı, tacizi ve ihlalleri görmezden geliyorlar.

Bir porno filmi çekiminde kadın, sahneyi tek bir erkekle paylaşacağını sanırken sete gittiğinde düzinelerce erkeği karşısında bulabiliyor. Böylesi bir olayda yönetmen, projeyi sonlandırmasına izin vermiyor, kadın, saatlerce toplu tecavüze uğruyor. Bu olay, kayda alınıyor, ardından da ünlü porno sitesinde yayınlanıyor. Bu, münferit bir olay değil. 2020’de PornHub, rıza dışı cinsel içerik barındırdığı gerekçesiyle 13 milyon videonun 10 milyonunu kaldırmak zorunda kaldı.

Bir kişi meta haline geldiğinde, bedeni için para ödendiğinde, “kullanım değeri” değişim değerine dönüşür. Kapitalizm koşullarında o kişinin bedeni, artık başkasının otoritesine tabidir. Bir kadın, porno yönetmeninden veya seks alıcısından para aldığında, muhtemelen öldürülmekten kaçınmak için şiddet içeren eylemlerde bulunmak zorunda kalacağı durumlara zorlanır. Fuhuş esnasında kadın, “normal” seks olarak kabul ettiğimiz şeyi bekler, ancak kırbaçlanır, boğazlanır veya ayaklar altında çiğnenir.

Seks satın alan kişiler, prezervatif kullanmayı reddeder. Bu da seks sektöründeki kadınlarda HIV oranının sektör dışındaki kadınlara göre 13,5 kat daha yüksek olmasına yol açar (Ulusal Sağlık Enstitüsü, 2014). Seks satın alanlar, toplumun saygın üyeleri değil, toplumun savunmayacağı bir kadına zarar vermek isteyen tecavüzcülerdir.

Seks endüstrisini eleştirenler ki bunlar, genellikle bu endüstriden gelenlerdir, sıklıkla seks ticaretinin sömürdüğü kişileri kadın özgürlüğü hareketinden dışladıkları yönünde suçlamalarla yüzleşirler. Tam tersine, kadın özgürlüğünü engelleyen şey, bu endüstriyi eleştirenler değil, pezevenklerin ve fahişelerin aynı çıkarlara sahip olduğunu söyleyenlerdir. Gerçekte, pezevengi mahkûm etmek, fahişeyi savunmaktır.

Hiç kimse, bir CEO’nun bir konveyör bant işçisiyle aynı çıkarlara sahip olduğuna, işçilerin uzuvlarını kaybetmesine yol açan, iş güvenliği bulunmayan bir fabrikayı eleştirmenin işçilerden nefret etmek anlamına geldiğine inanmaz.

Seks ticaretine karşı olanlar, genellikle kapitalizmin gerçeklerini gizlemekle suçlanırlar, oysa o gerçekleri esasen bu endüstriyi destekleyen ve bağlamını yok sayan seks ticareti yanlısı sol gizler. Bazıları, emek sömürüsünün zararlı olduğunu, ancak cinsel sömürünün özgürleştirici olduğunu bile söyler. Bu iddia, seks işçilerinin “güçlenmesine” hizmet etmez, onlara sadece zarar verir.

Asıl insanları bu sektöre mecbur eden ekonomik koşulları ortadan kaldırmak kadını güçlendirir. Kadın, ilgili sektörü tümüyle ortadan kaldırıp, seksin bir daha asla metalaştırılmamasını sağladığımızda güçlenir. Kadın bedeni sermayenin emrinde olmadığında, güce ve hürriyete kavuşur. Birileri, sırf liberal akademi cinsel istismarın kadını güçlendirici bir şey olduğunu söyledi diye onu eleştirmekten imtina etmektedir. Oysa kadın ticaretini ve “seks işçiliği”ni desteklemek, kadını güçlendirmez.

Peki, ilerici kesimler, bu sektörü neden göz ardı ediyorlar. Kapitalizmde sömürüyle ilgili birçok tartışmada seks ticareti denilen sektör, neden tümüyle tartışma dışı tutuluyor? Bu soruların cevabı basit: Çünkü toplumumuzun en güçlü kesimi bu işten kâr elde ediyor, bu işe ortak.

Elitler, ortalama vatandaşı kâr için savaşı desteklemeye yönlendirdikleri gibi, ortalama vatandaşı kâr için cinsel istismarı desteklemeye de yönlendirebiliyorlar. Jeffrey Epstein’in ağırlıklı olarak çocuklardan oluşan cinsel istismar şebekesi artık herkesin malumu. Epstein, yüzde 1’lik dilime mensuptu. Bağlantı kurduğu önemli insanlar arasında Donald Trump, Bill Clinton, Prens Andrew ve İsrail istihbarat teşkilatı Mossad’ın birçok yetkilisi yer alıyordu. Ancak Epstein’in davası münferit bir olay değil. Son otuz-kırk yıldır seks endüstrisinde ciddi bir patlama yaşanırken, başta Batı dünyası olmak üzere hükümet yetkilileri, ünlüler ve milyarderler, seks ticareti şebekeleriyle bağlantılı hale geldi. Daha da rahatsız edici olanı, CIA, FBI ve Mossad gibi istihbarat teşkilatlarının doğrudan katılımcı olarak suçlanması.

Seksenlerde yaşanan bir olayda, Cumhuriyetçi Parti’nin yükselen yıldızı Larry King’in, Ronald Reagan, George H. W. Bush, milyarder Warren Buffet yanında Nebraskalı yargıçlar, avukatlar, polis şefleri ve iş adamlarının da parçası olduğu sansasyonel bir cinsel istismar çetesiyle hareket ettiği ortaya çıktı. İspanyol gazetesi Pronto’ya göre (ki gazete, olayı iktidardaki sınıf için rahatsız edici bir şekilde haber yapan tek Batılı medya kuruluşuydu), FBI, soruşturmayı pratikte sabote etti. Ayrıca, muhtemelen CIA, King’in pedofil çetesiyle doğrudan bağlantılıydı. Soruşturmada yer alan on beş tanık ve diğer önemli isimler öldü; milyarderlere ait Amerikan medyası ise suçlamaları “cadı avı” olarak nitelendirdi.

Başka bir olayda ise eski başsavcı Rudy Giuliani, Manhattan Beach’teki McMartin Anaokulu’nda çocukları içeren cinsel istismar çetesine dair kanıtları örtbas etti. FBI’ın yüzlerce görüşme yapmasına ve suçlayanların yüzde 80’inin fiziksel travma geçirmesine rağmen, hiçbir iddianame hazırlanmadı. Sadece Aralık 2021’de CIA, en az on çalışanının çocuklara karşı cinsel suçlara karıştığını açıkladı, ancak bunlardan sadece biri, yasal sonuçlarla karşılaşıp ceza aldı.

Cinsel şiddet ve seks endüstrisindeki büyüme de emperyalizmle bağlantılı olgulardır. ABD, pazarlarını genişletmek için savaşa girdiğinde, bu, aynı zamanda seks pazarının da genişlemesi anlamına gelir. Özellikle siyasi bağlantıları olan zengin Batılı erkeklerin işlettiği seks turizmi, giderek popülerleşen bir sektördür. Bu sektör, dünya çapında yaklaşık 750 üssü bulunan ABD ordusu tarafından desteklenmektedir. Kore ve Vietnam savaşları sırasında, ABD ordusunun üslerinin etrafında, başka geçim kaynağı olmayan Vietnamlı, Koreli, Filipinli ve Taylandlı savaş mültecilerini alıp sattığı “eğlence tesisleri” bulunuyordu. Kore’de en az 50.000 Amerikalı asker, Koreli kadınlardan seks satın aldı (New York Times, 2023). 1969’da Güney Kore, seks ticareti de dâhil olmak üzere, ABD’nin askeri işgalinden 160 milyon dolar kazanıyordu.

Askeri üslerin kendileri de seks ticaretinin merkezleridir. 1987’de ordu, 15 kreşinde çocuklara yönelik cinsel istismar iddialarıyla yüzleşti. Haziran 1988’de Panama’daki askeri üste on kadar çocuğun AIDS’e yakalandığı öğrenildi (Mercury News, 1988).

ABD’deki cinsel istismarın büyük çoğunluğu, ülkede göçmenlerin yoğun olarak yaşadıkları Kaliforniya, Teksas ve Florida gibi bölgelerde gerçekleşiyor. Özellikle Houston ve Dallas gibi Teksas eyaletine bağlı büyük şehirler, Meksika’daki çocuk cinsel köleliği ağlarıyla bağlantılı. Buralarda satın alınan çocukların çoğu, dehşet verici sahneler içeren, ölümle neticelenen tecavüzlerin ve saldırıların yer aldığı filmlerde sahne alıyor.

1996’da BBC, Meksika polisinin ABD’nde en az dört bin müşterisi olan uluslararası bir çocuk pornografisi şebekesini çökerttiği haberini paylaştı. Öte yandan bugün Amerikan  halkı, Meksikalılardan nefret etmeye ve onların sömürülmesine sempati duymamaya teşvik ediliyor. Peki bu durum, Meksikalı çocuklara tecavüz edip onları öldüren ve bunun görmezden gelinmesini isteyenlerden başka kime fayda sağlıyor?

Florida, başlı başına ayrı bir sorun. Florida’nın eski bir temsilcisi olan Matt Gaetz, genç bir kızın alınıp satılması olayına karıştı. Jeffrey Epstein’in cinsel istismar merkezi Palm Beach'te bulunuyordu. Büyük ölçüde yeraltında işleyen bu sektörde, her yıl eyalette yüzlerce vaka bildiriliyor.

Ağustos 2024’te, Hillsborough kasabasında cinsel istismar mağdurlarının alım satımına karışan 148 kişi yakalandı. Sadece Miami bile, insan tacirlerinin bir sonraki kurbanlarını avlamak için gece hayatına dalıp çıktığı küresel bir insan ticareti merkezi.

Amerikan solu, nefsinin tayin ettiği saplantılı bir yönelim dâhilinde, “sağ” olarak nitelediği kesimle arasına mesafe koymak için türlü taklalar atıyor. Tüm Amerikan halkının üzerinde mutabakata varması gereken, cinsel istismarın yaygınlığı ve bunun ortadan kaldırılması gerekliliği gibi bir meselede bile Amerikan solu, muhafazakârlarla aynı safta yer alacakları kaygısıyla bu sorunu kabule yanaşmıyor. Oysa asıl sorumsuzluğu, bilhassa sağın Meksika halkı veya Demokrat Parti’yi failmiş gibi gösterdiği, dikkatleri başka yöne çektiği koşullarda, sağcıların bizi alt etmesine izin verenlerde aramak gerekiyor.

Sınıf sömürüsünün üzerini örten perdeyi yırtıp atmayı görev bilmeli, tüm enerjimizle bu sömürüyü mahkûm etmeliyiz. Daha iyi bir dünya için mücadele, bizi bir sosyal kulüp kurmaya değil, ulusal ve nihayetinde uluslararası düzeyde, yavrularımızı üç kuruşa alıp satan kapitalist sınıftan kurtuluşa yol açacak davalara hizmet etmeye istekli, her kesimden insanın oluşturduğu kolektif bir beden kurmaya teşvik etmelidir.

Devrimci Eğitim ve Eylem Birliği
24 Ocak 2025
Kaynak

0 Yorum: