16 Şubat 2026

Rubio’ya Karşı Rodney



ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma, Küresel Güney’deki sömürgelerin kurtuluşunu, “beş yüzyıllık Batı emperyalizminin refahını yok eden yıkıcı bir komünist komplo” olarak tasvir etmesi ve Avrupalı liderleri, Batı emperyalizmini geçmişin o ihtişamlı günlerine yeniden döndürmek için Trump önderliğinde ilerleyen ABD’nin bayrağı altında birleşmeye çağırması, kimilerini şaşırttı.

“Dünyanın en güçlü ülkesinin siyasi lideri, sömürgeciliği romantize eden, faşist köktencilikle yüklü, bu türden bir gerici konuşmayı nasıl yapabilir”di.

Oysa bu yaklaşım yeni değil.

Burada esasında, Fransa ve onun iyi bilinen “Françafrique” (Fransa’nın nüfuz alanı) projesi gibi birçok gücün eski sömürgelerine karşı kullandığı gelişkin siyasi ve kültürel stratejiden bahsediliyor.

Eski sömürgelerden gelen, Guyanalı akademisyen Walter Rodney türü düşünürler, makalelerinde bu yaklaşıma meydan okudular.

Rodney, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ve Soğuk Savaş sırasında Batı’nın hâkim siyasi bakış açısında, sömürgeleştirilmiş halkların kurtuluşunun komünizmin bir uzantısı olarak nasıl görüldüğünü açıklıyordu.

Emperyalistler, bu sebeple, ilgili halkların egemenlik ve bağımsız kalkınma taleplerini gayrimeşru kılmak ve Doğu’daki merkezler yerine Batı’daki merkezlere olan bağımlılıklarını sürdürmek için müdahaleleri gerekli görüldüler.

Rodney, bu indirgemeci görüşün, sömürgeleştirilmiş toplumları 1955’te Bandung’da görüldüğü üzere, Küresel Güney’den kaynaklanan alternatif kalkınma yolları aramaya iten eşitsiz ekonomik yapıları gizlediğini savundu. Bu çabalar, askeri darbeler, suikastler ve vekâlet savaşlarıyla engellendiler.

Günümüzü geçmişten ayıran şey, Trump yönetiminin kibrini gizlememesi, mutlak meşruiyete ve normatif otoriteye sahip bir merkez ve kontrol altında tutulması gereken bir çevre olarak bölünmüş bir dünyayı sürdürmek için hem doğrudan hem de dolaylı şiddete başvurmasıdır.

Çevre ülkelere artık tarihsel özerklik, kalkınma öncelikleri ve egemenlik hakkı tanınmamaktadır. Buralar, sadece güvenlik, istikrar ve barış kisvesi altında merkezin çıkarlarına hizmet etmek için kullanılan birer alandır. Bu politikalar, kaynakları sömürmenin ötesine geçerek, tarihi, siyaseti ve kişinin kendi kaderini tayin etme yeteneğini kontrol altına alacak girişimleri de içermektedir.

K. Diallo
16 Şubat 2026
Kaynak

0 Yorum: