ABD
Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma,
Küresel Güney’deki sömürgelerin kurtuluşunu, “beş yüzyıllık Batı emperyalizminin
refahını yok eden yıkıcı bir komünist komplo” olarak tasvir etmesi ve Avrupalı liderleri,
Batı emperyalizmini geçmişin o ihtişamlı günlerine yeniden döndürmek için Trump önderliğinde ilerleyen ABD’nin bayrağı altında birleşmeye çağırması, kimilerini
şaşırttı.
“Dünyanın en güçlü ülkesinin siyasi lideri, sömürgeciliği romantize eden, faşist köktencilikle yüklü,
bu türden bir gerici konuşmayı nasıl yapabilir”di.
Oysa
bu yaklaşım yeni değil.
Burada
esasında, Fransa ve onun iyi bilinen “Françafrique” (Fransa’nın nüfuz
alanı) projesi gibi birçok gücün eski sömürgelerine karşı kullandığı gelişkin siyasi
ve kültürel stratejiden bahsediliyor.
Eski
sömürgelerden gelen, Guyanalı akademisyen Walter Rodney türü düşünürler, makalelerinde
bu yaklaşıma meydan okudular.
Rodney,
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ve Soğuk Savaş sırasında Batı’nın hâkim siyasi
bakış açısında, sömürgeleştirilmiş halkların kurtuluşunun komünizmin bir
uzantısı olarak nasıl görüldüğünü açıklıyordu.
Emperyalistler,
bu sebeple, ilgili halkların egemenlik ve bağımsız kalkınma taleplerini
gayrimeşru kılmak ve Doğu’daki merkezler yerine Batı’daki merkezlere olan
bağımlılıklarını sürdürmek için müdahaleleri gerekli görüldüler.
Rodney,
bu indirgemeci görüşün, sömürgeleştirilmiş toplumları 1955’te Bandung’da
görüldüğü üzere, Küresel Güney’den kaynaklanan alternatif kalkınma yolları
aramaya iten eşitsiz ekonomik yapıları gizlediğini savundu. Bu çabalar, askeri
darbeler, suikastler ve vekâlet savaşlarıyla engellendiler.
Günümüzü
geçmişten ayıran şey, Trump yönetiminin kibrini gizlememesi, mutlak meşruiyete
ve normatif otoriteye sahip bir merkez ve kontrol altında tutulması gereken bir
çevre olarak bölünmüş bir dünyayı sürdürmek için hem doğrudan hem de dolaylı
şiddete başvurmasıdır.
Çevre
ülkelere artık tarihsel özerklik, kalkınma öncelikleri ve egemenlik hakkı
tanınmamaktadır. Buralar, sadece güvenlik, istikrar ve barış kisvesi altında
merkezin çıkarlarına hizmet etmek için kullanılan birer alandır. Bu
politikalar, kaynakları sömürmenin ötesine geçerek, tarihi, siyaseti ve kişinin
kendi kaderini tayin etme yeteneğini kontrol altına alacak girişimleri de içermektedir.
K. Diallo
16 Şubat 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder