07 Şubat 2026

Maddi Çelişkiler ve Sınıfın Kötüye Kullanımı



Nina Turner, eski Ohio Senatosu üyesi. Demokrat Partili. Bugün solcular onu öven sözler ediyorlar, cümlelerini alıntılıyorlar, sosyal medyalarında ona ait tespitleri paylaşıyorlar. Çünkü o, “sınıf” gibi şeylerden dem vuruyor. Bir tvitinde “Size yattığınız yerden bir yaşlı kadın ya da adam para vermiyorsa ve geçinmek için çalışıyorsanız, siz işçi sınıfına mensupsunuz” demişliği bile var. Ancak kimse, onun “sınıf” kelimesini yanlış kullandığını görmüyor.

Yukarıda bahsini ettiğimiz tvit, kendisini solcu olarak tanımlayanların sınıfı ve onu şekillendiren maddi çelişkileri nasıl tamamen yanlış anladığının mükemmel bir örneği. “Geçinmek için çalışıyorsanız, siz işçi sınıfına mensupsunuz” kulağa hoş gelen bir slogan, ama yanlış.

Şirkette önemli bir hisseye sahip bir CEO’nun çalışmadığını söyleyebilir miyiz? Elbette çoğu insanın “iş”le ilişkilendirdiği el emeği veya hizmet işlerini yapmıyorlar, ancak geçimlerini sağlamak için bir iş yapıyorlar. Aynı şekilde, küçük işletme sahipleri gibi küçük burjuvazinin birçok üyesi de geçimlerini sağlamak için çalışıyorlar. Peki ama bu insanlar, işçi sınıfına mensup mu? Uzun vadeli çıkarları, nihayetinde işçi sınıfıyla aynı olsa da (ki bu insanlar, tekelleşme ve genel olarak servetin yukarı doğru aktarımı neticesinde proleterleşecekler), kesinlikle işçi değiller.

Çalışıyor olsalar da, bu grupların hiçbiri “işçi sınıfı”nın parçası değil, çünkü üretim araçlarıyla ilişkileri işçi sınıfından temelde farklı. Onlar, emeği ücret veya maaş karşılığında satmak yerine, emeği kontrol ediyorlar, yönetiyorlar, ondan değer çıkartıyorlar. Sermayeden en çok da CEO’lar istifade ediyor. Küçük burjuvazi, altındaki işçileri sömürerek bu CEO’ların safına katılmayı hedefliyor.

Buradaki sorun, “iş yapmak” denilen eylemin ayrıştırma ve tasnif için kullanılmasıdır. Bugün her türden faaliyete “iş” diyebiliriz, ancak kapitalizmde önemli olan, birinin çalışıp çalışmaması değil, üretim araçlarına sahip olan, böylece emeği toplumsallaştıran biri için çalışıp çalışmamasıdır. Bu, kapitalizmin temel, tanımlayıcı çelişkisidir: Üretimin toplumsallaştırılması, ancak ürün ve kârın özel mülkiyete geçmesi. “Sınıfları” var eden maddi çelişki budur.

Dolayısıyla, mülkiyetin keyfi olmadığını, nedensiz yere ortaya çıkmadığını, somut bir maddi ilişki olduğunu anlamamız gerekiyor. Sınıfsal konumunuzu, kaç saat çalıştığınız veya hangi görevleri yerine getirdiğiniz değil, sermayede anlamlı bir paya sahip olup olmadığınız (bununla birlikte, üretimi toplumsallaştırıp toplumsallaştırmadığınız) belirliyor.

CEO’ların veya ev sahiplerinin “çalışmasının” nedeni bu: emekleri, öncelikle üretimle olan maddi ilişkilerini sürdürmekle, ikincil olarak da servet biriktirmeyle ilgili.

Bu Nina Turner, “yattığı yerden yaşlı bir adamdan ya da kadından para almayanlar”a cazip geliyor. Peki bu para veren kişi “patron” değil midir? Birisi, ister seks işçiliği, ister arkadaşlık, isterse başka bir şey adına olsun, başkasına metalaştırılmış bir faaliyet için para ödüyorsa, aslında bir tür emek satan bir astını istihdam ediyor demektir. Verimli bir ilişki olmasa da bu, gene de metalaştırılmış bir sistemde emektir.

Buradaki sorun açık: Nina Turner’ın tviti, “iş” kavramını tamamen yüzeysel, maddi bir ayrım gözetmeyen bir kategori olarak ele alıyor. Liberaller/solcular, sınıf ve toplumsal ilerleme hakkında konuşmaya çalıştıklarında, işte bu sorunla karşılaşıyorlar: sınıflı toplumun merkezinde duran gerçek maddi çelişkiyi göz ardı ediyorlar.

Sınıf, sadece çalışıp çalışmamakla ilgili değil. Üretim araçlarıyla olan ilişkiniz ve onlarla ne yaptığınızla ilgili. Üretim araçlarına sahipseniz, ancak (küçük çaplı, bireysel bir çiftçi veya Uber şoförü gibi) üretimi toplumsallaştırmadan kendi başınıza yapıyorsanız, burjuva değilsiniz. Bu ilişki, köylünün üretimle ilişkisi üzerinden tasnif edilebilir, ancak bu ilişkide genelde yasal zeminde tanınmayan bir istihdam söz konusudur. Uber şoförleri, yasal zeminde “serbest meslek erbabı küçük işletme sahipleri” olarak görülürler, ancak fiiliyatta sosyal haklardan yoksun çalışanlardır.

Üretim araçlarına sahip olan bir kişi üretimi toplumsallaştırdığında, kapitalizmin temel çelişkisi onda ifade kanalı bulmuş olur. Böylelikle sınıflandırabileceğimiz maddi koşullar oluşur.

Sınıf anlayışını maddi farklılıklar üzerinden kavradığımızda, gerçek ilerlemeyi sağlamanın yoluna girmiş oluruz. Bu anlayış olmadan, fikirler ve idealler, sınıf çıkarlarından bağımsız olarak herkesin hizmetine sunulabilir. Bu ayrımları yapmadığımızda, “işçi sınıfı” gibi etiketler ve terimler, işçilerin koşullarını ele almakla ilgilenmeyen kişiler tarafından kullanılır. Bu, kafa karışıklığı yaratır, nihayetinde dili ve fikirleri kendi çıkarları için kullanabilen egemen sınıfın ekmeğine yağ sürer.

Analizimizi maddi ilişkilere, örneğin üretim araçlarının mülkiyetine odakladığımızda, çözülmesi gereken somut bir çelişkiye odaklanmış oluruz. Amacımız, idealleri belirli bir anlatıya uydurmak için değiştirmek veya yeniden yorumlamak değil, bu ideallerin gerçekleşmesini engelleyen temel çelişkiyi ele almaktır.

Burjuva devrimlerinin ideallerini ele alalım: özgürlük, eşitlik ve kardeşlik. Bunlar, iyi ideallerdir, ancak yalnızca teoride evrenseldirler.

Kapitalizm koşullarında bu idealler, egemen sınıfın çıkarlarına hizmet ederler. Özgürlük vardır, ancak yalnızca özgür olmak için gerekli sermayeye sahip olanlar için geçerlidir. Eşitlik vaat edilir, ancak alt sınıftan artı değerin sömürülmesiyle tanımlanan bir sistemde var olamaz. Kardeşlik asil bir kavramdır, ancak karşıt çıkarlara sahip sınıflar gerçek anlamda bir topluluk duygusunu paylaşamazlar.

İdealleri maddi sınıf analizine tabi kılarak, bu ideallerin egemen sınıfın çıkarlarına hizmet edecek şekilde nasıl çarpıtıldığını anlamamızı sağlayan bir çerçeve oluşturuyoruz. Bu da egemen sınıfın dili kendi çıkarlarına kullanmasını zorlaştırıyor. Başka bir deyişle, maddi sınıf anlayışı, belirsizliği ortadan kaldırmak ve muhalefeti yatıştırmak, yanıltmak veya etkisiz hale getirmek için tasarlanmış taktiklere direnmek için bize araçlar sağlıyor.

Sonuç olarak, idealler, ancak sınıfın maddi çelişkisi çözüldüğü takdirde herkese hizmet edebilir. Bu da sınıfı gerçekte var olduğu haliyle idrak etmeyi gerekli kılar: sadece birinin “çalışıp çalışmaması” değil, üretim araçlarıyla olan ilişkisidir önemli olan.

Peter Coffin
9 Eylül 2024
Kaynak

0 Yorum: