Nina
Turner, eski Ohio Senatosu üyesi. Demokrat Partili. Bugün solcular onu öven
sözler ediyorlar, cümlelerini alıntılıyorlar, sosyal medyalarında ona ait
tespitleri paylaşıyorlar. Çünkü o, “sınıf” gibi şeylerden dem vuruyor. Bir tvitinde “Size yattığınız yerden bir yaşlı
kadın ya da adam para vermiyorsa ve geçinmek için çalışıyorsanız, siz işçi
sınıfına mensupsunuz” demişliği bile var. Ancak kimse, onun “sınıf” kelimesini
yanlış kullandığını görmüyor.
Yukarıda
bahsini ettiğimiz tvit, kendisini solcu olarak tanımlayanların sınıfı ve onu
şekillendiren maddi çelişkileri nasıl tamamen yanlış anladığının mükemmel bir
örneği. “Geçinmek için çalışıyorsanız, siz işçi sınıfına mensupsunuz” kulağa
hoş gelen bir slogan, ama yanlış.
Şirkette
önemli bir hisseye sahip bir CEO’nun çalışmadığını söyleyebilir miyiz?
Elbette çoğu insanın “iş”le ilişkilendirdiği el emeği veya hizmet işlerini
yapmıyorlar, ancak geçimlerini sağlamak için bir iş yapıyorlar. Aynı şekilde, küçük
işletme sahipleri gibi küçük burjuvazinin birçok üyesi de geçimlerini sağlamak
için çalışıyorlar. Peki ama bu insanlar, işçi sınıfına mensup mu? Uzun vadeli
çıkarları, nihayetinde işçi sınıfıyla aynı olsa da (ki bu insanlar, tekelleşme
ve genel olarak servetin yukarı doğru aktarımı neticesinde proleterleşecekler),
kesinlikle işçi değiller.
Çalışıyor
olsalar da, bu grupların hiçbiri “işçi sınıfı”nın parçası değil, çünkü üretim
araçlarıyla ilişkileri işçi sınıfından temelde farklı. Onlar, emeği ücret
veya maaş karşılığında satmak yerine, emeği kontrol ediyorlar, yönetiyorlar,
ondan değer çıkartıyorlar. Sermayeden en çok da CEO’lar istifade ediyor. Küçük burjuvazi,
altındaki işçileri sömürerek bu CEO’ların safına katılmayı hedefliyor.
Buradaki
sorun, “iş yapmak” denilen eylemin ayrıştırma ve tasnif için kullanılmasıdır. Bugün
her türden faaliyete “iş” diyebiliriz, ancak kapitalizmde önemli olan, birinin çalışıp
çalışmaması değil, üretim araçlarına sahip olan, böylece emeği
toplumsallaştıran biri için çalışıp çalışmamasıdır. Bu, kapitalizmin temel,
tanımlayıcı çelişkisidir: Üretimin toplumsallaştırılması, ancak ürün ve kârın
özel mülkiyete geçmesi. “Sınıfları” var eden maddi çelişki budur.
Dolayısıyla,
mülkiyetin keyfi olmadığını, nedensiz yere ortaya çıkmadığını, somut bir maddi
ilişki olduğunu anlamamız gerekiyor. Sınıfsal konumunuzu, kaç saat çalıştığınız
veya hangi görevleri yerine getirdiğiniz değil, sermayede anlamlı bir paya
sahip olup olmadığınız (bununla birlikte, üretimi toplumsallaştırıp toplumsallaştırmadığınız)
belirliyor.
CEO’ların
veya ev sahiplerinin “çalışmasının” nedeni bu: emekleri, öncelikle üretimle
olan maddi ilişkilerini sürdürmekle, ikincil olarak da servet biriktirmeyle
ilgili.
Bu
Nina Turner, “yattığı yerden yaşlı bir adamdan ya da kadından para almayanlar”a
cazip geliyor. Peki bu para veren kişi “patron” değil midir? Birisi, ister seks
işçiliği, ister arkadaşlık, isterse başka bir şey adına olsun, başkasına
metalaştırılmış bir faaliyet için para ödüyorsa, aslında bir tür emek satan bir
astını istihdam ediyor demektir. Verimli bir ilişki olmasa da bu, gene de
metalaştırılmış bir sistemde emektir.
Buradaki
sorun açık: Nina Turner’ın tviti, “iş” kavramını tamamen yüzeysel, maddi bir
ayrım gözetmeyen bir kategori olarak ele alıyor. Liberaller/solcular, sınıf ve toplumsal
ilerleme hakkında konuşmaya çalıştıklarında, işte bu sorunla karşılaşıyorlar:
sınıflı toplumun merkezinde duran gerçek maddi çelişkiyi göz ardı ediyorlar.
Sınıf,
sadece çalışıp çalışmamakla ilgili değil. Üretim araçlarıyla olan ilişkiniz ve
onlarla ne yaptığınızla ilgili. Üretim araçlarına sahipseniz, ancak (küçük
çaplı, bireysel bir çiftçi veya Uber şoförü gibi) üretimi toplumsallaştırmadan
kendi başınıza yapıyorsanız, burjuva değilsiniz. Bu ilişki, köylünün üretimle
ilişkisi üzerinden tasnif edilebilir, ancak bu ilişkide genelde yasal zeminde
tanınmayan bir istihdam söz konusudur. Uber şoförleri, yasal zeminde “serbest
meslek erbabı küçük işletme sahipleri” olarak görülürler, ancak fiiliyatta
sosyal haklardan yoksun çalışanlardır.
Üretim
araçlarına sahip olan bir kişi üretimi toplumsallaştırdığında, kapitalizmin
temel çelişkisi onda ifade kanalı bulmuş olur. Böylelikle sınıflandırabileceğimiz
maddi koşullar oluşur.
Sınıf
anlayışını maddi farklılıklar üzerinden kavradığımızda, gerçek ilerlemeyi
sağlamanın yoluna girmiş oluruz. Bu anlayış olmadan, fikirler ve idealler,
sınıf çıkarlarından bağımsız olarak herkesin hizmetine sunulabilir. Bu
ayrımları yapmadığımızda, “işçi sınıfı” gibi etiketler ve terimler, işçilerin
koşullarını ele almakla ilgilenmeyen kişiler tarafından kullanılır. Bu, kafa
karışıklığı yaratır, nihayetinde dili ve fikirleri kendi çıkarları için
kullanabilen egemen sınıfın ekmeğine yağ sürer.
Analizimizi
maddi ilişkilere, örneğin üretim araçlarının mülkiyetine odakladığımızda,
çözülmesi gereken somut bir çelişkiye odaklanmış oluruz. Amacımız, idealleri
belirli bir anlatıya uydurmak için değiştirmek veya yeniden yorumlamak değil, bu
ideallerin gerçekleşmesini engelleyen temel çelişkiyi ele almaktır.
Burjuva
devrimlerinin ideallerini ele alalım: özgürlük, eşitlik ve kardeşlik. Bunlar,
iyi ideallerdir, ancak yalnızca teoride evrenseldirler.
Kapitalizm
koşullarında bu idealler, egemen sınıfın çıkarlarına hizmet ederler. Özgürlük
vardır, ancak yalnızca özgür olmak için gerekli sermayeye sahip olanlar için
geçerlidir. Eşitlik vaat edilir, ancak alt sınıftan artı değerin sömürülmesiyle
tanımlanan bir sistemde var olamaz. Kardeşlik asil bir kavramdır, ancak karşıt
çıkarlara sahip sınıflar gerçek anlamda bir topluluk duygusunu paylaşamazlar.
İdealleri
maddi sınıf analizine tabi kılarak, bu ideallerin egemen sınıfın çıkarlarına
hizmet edecek şekilde nasıl çarpıtıldığını anlamamızı sağlayan bir çerçeve
oluşturuyoruz. Bu da egemen sınıfın dili kendi çıkarlarına kullanmasını
zorlaştırıyor. Başka bir deyişle, maddi sınıf anlayışı, belirsizliği ortadan
kaldırmak ve muhalefeti yatıştırmak, yanıltmak veya etkisiz hale getirmek için
tasarlanmış taktiklere direnmek için bize araçlar sağlıyor.
Sonuç
olarak, idealler, ancak sınıfın maddi çelişkisi çözüldüğü takdirde herkese
hizmet edebilir. Bu da sınıfı gerçekte var olduğu haliyle idrak etmeyi gerekli
kılar: sadece birinin “çalışıp çalışmaması” değil, üretim araçlarıyla olan
ilişkisidir önemli olan.
Peter Coffin
9 Eylül 2024
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder