07 Şubat 2026

NATO'nun Şeytani Pedofili Şebekesi

Pedofili rejimini yenmek için, sistemin içine işlemiş çocuk kaçakçılığı şebekelerini araştırıp ifşa etmemiz gerekiyor. Bu şebekeler, Epstein, onlar içerisinde belirli bir görev üstlenmezden önce de varlardı. Bu şebekeler, Epstein’in çevresinin yapıp ettiklerine dair ifşaatlara rağmen, hiçbir engelle karşılaşmadan faaliyetlerine devam ediyorlar.

Hikâyenin bu kısımlarına baktığımızda, kendilerini elitlerdeki pedofiliye karşı muhalefetin liderleri olarak konumlandıran “ilerici” veya “demokratik sosyalist” siyasi aktörlerin, bu sadist operasyonlara suç ortaklığı yaptıklarını görüyoruz. Çünkü bu operasyonlar, ABD’deki dış politika mekanizması eliyle yürütülüyorlar. ABD siyasetinde faal olan “ilerici” kanat, NATO yanlısı duyarcılık ideolojisini savunuyor.

Ukrayna’daki vekâlet savaşına destek vermek, küresel çocuk kaçakçılığı makinesine destek vermek demek. Çünkü elitler içerisindeki Trampçı kanatla yakından bağlantılı olan cinsel istismar ve şantaj şebekesiyle İsrail ve Ukrayna birbirinden ayrılamayacak olgulardır. Çünkü ABD dış politikası, tüm yönleriyle, çocukların kaçırılması ve çocuklara yönelik cinsel istismar üzerine kuruludur. Ukrayna’nın kendisinin bu doğaya aykırı suçlar için bir merkez haline gelmesinin sebebini burada aramak gerekiyor.

İşte tam da bu noktada, 2004 yılında yayımlanan Programmed to Kill: The Politics of Serial Murder [“Öldürmeye Programlı: Seri Katilin Politikası”] adlı kitabının yazarı David McGowan’ın araştırmasına bakmak gerekiyor. Kitap, siyasi düzenimizin nasıl işlediğini anlamak için hayati öneme sahip.

Kamuya açık bilgilerden istifade eden yazar, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerine sürekli olarak temin edilen reşit olmayan cinsel köleleri tartışıyor. Burada amaç, sisteme dâhil olan yetkililerin çocuklara karşı işlenen suçlara bizzat katılmalarını sağlamanın yanında, onları bu istismar sistemiyle temasa geçirmek suretiyle savaş makinesine hizmet edenlerin başında sürekli sopa sallandırmaktır. Çocuklara yönelik cinsel istismara ortak olmak, ABD imparatorluğunun en üst düzey lider kadrosunun bir üyesi olmanın şartıdır. Amerikan dış politikasının temel işleyişi hakkındaki bu bağlam üzerinden, dış politika altyapısının ürettiği diğer tüm pedofili suçları tamamen mantıklı hale geliyor.

Amerika halkı, başındaki bankacı diktatörlüğünü yıkana dek, zenginlerin ve muktedirlerin bugün hâlâ icra ettikleri çocuk istismarı eylemleri tam anlamıyla ifşa edilemeyecek. Ama gene de pedofili şebekelerine dair alametlerin tarihin bu noktasında nerede ortaya çıktığına bakarsak, bu suçların ne kadar yaygın olduğunu ölçebiliriz. Bu istismarın yoğun yaşandığı yerlerden biri de Ukrayna. Ukrayna’nın müttefik bulduğu yerler de bu tür eylemlere tanık olunan yerler. Emperyalizme ait çocuk istismarı aygıtının bu katmanına odaklanmak önemli, çünkü Amerikan siyasetinin her iki tarafının bu istismar suçunu nasıl işlediklerini ortaya çıkardığımızda, halk, pedofiliyi nasıl yok edeceğine dair çok daha net bir anlayışa sahip olacaktır.

Ukrayna’daki pedofili şebekesinin bir ucu, öncelikle sosyalizmin çöküşünden beri Doğu Avrupa’da yaygınlık kazanan, Kiev’de ABD eliyle gerçekleştirilen darbeyle kurulan rejimin de desteklediği organ kaçakçılığı şebekelerine uzanıyor.

Bu rejim, hem Ukrayna’da hem de diğer emperyalist merkezlerde pedofiliyi, Kan Tapınağı ve 764 gibi şeytani istismar tarikatları üzerinden teşvik ederek besliyor. Bu tarikatlar, doğrudan Ukrayna’nın iktidardaki Nazi cuntası ile bağlantılıdır ve çocukları terör silahlarına dönüştürmek amacıyla cinsel olarak travmatize etmeyi amaçlıyor.

Bu pratik, kurucusu David Myatt ile dünyaya yayan isim olarak Joshua Sutter’ın Batı’ya ait istihbarat ağının bir parçası olduğu, şemsiye niteliğindeki Dokuz Açı Tarikatı’na aittir. Sutter, Ukrayna’daki Azak hareketinin dostudur. Liderleri, onu etkinliklerine davet etmiş, onun beyaz üstünlükçülüğü anlayışına yakın durduğunu söylemiştir. Bu anlayış, Demokrat Parti’nin ideolojisiyle tümüyle uyumludur. Bu partinin postmodern, emperyalizm yanlısı, şovenist niteliğe sahip toplumsal ilerlemecilik anlayışı, Azak Taburu’nda gördüğümüz Hitlercilikle kolaylıkla sentezlenebilecek bir anlayıştır. İlgili sentez, geçen yılki Minneapolis saldırısını ortaya çıkaran insanlık karşıtı eğilimlerin birleşimi olan “Amerikan Azakçılığı”nı üretmiştir. Saldırıyı gerçekleştiren isim olan Robin Westman, hem Naziliğine hem de translığına atıfta bulunmuştur. Bu iki özelliği satanizmle ilişkilendirmektedir.

Benzer eğilimler ya da Nazi/satanizm bileşkesini içeren görüşler, Nikolas Cruz’dan Natalie Rupnow’a dek birçok silahlı saldırganın hikâyelerinde rastladığımız hususlardır. Westman her ne kadar yaptıklarından pişmanlık duysa da, bu anlamda adını andığımız saldırganlar içerisinde bir istisnayı teşkil etse de onu hükümetimizin silahlı saldırganlar yaratmak için yürüttüğü operasyonların ilk örneği olarak görebiliriz.

Bugün ilaç endüstrisi, trans bireyleri sömürmek için uğraşıyor. Çocukları zihin kontrolü operasyonları için hazırlayan federal ajanlar, sürekli olarak yeni savunmasız bireyler arıyor.

İşte Demokrat Parti’nin altyapısının bu kadar uğursuz bir rol üstlendiği yer, tam da burası. Zira bu altyapı, sorunlu gençleri bu psikolojik operasyonların talep ettiği kişilere dönüştürmek için bir kanal işlevi görüyor. Bu ideoloji, gelişmemiş beyinleri bir şekilde maniple ediyor. Bu noktada, “madem ilaç prospektüsleri her şeyin en iyisini dile getiriyor, o zaman gidin ailenizi reddedin” diyor. Bu zihniyet, aileleri parçalayarak toplumumuzu daha da atomize ederken, en savunmasız insanları emperyalist yıkımı sürdürmek için çalışan bürokrasinin kucağına atıyor.

Çocuk istismarı rejimini yıkmak istiyorsak bu gerçeği ve bu bağlamı idrak etmemiz gerekiyor. Egemen sınıfın her iki kanadının da çocuklara nasıl saldırdığını anladığımızda, düşmanın neye benzediğine dair belirsiz kavramlar yerine, egemen sınıfın belirli kurumlarını hedef almamızı sağlayacak anlaşılabilir bir bakış açısı kazanırız. Egemen sınıfın bu suçları hakkında farkındalık yaratmak, ancak hareketimizi finans kapitali devirmek üzerine kurarsak ve finans kapitali kendi başına bir sistem olarak anlarsak, failler yenilecektir.

Bankacılığın iktidarı, “Yahudi sorunu”ndan dem vurup duran psikolojik operasyonun iddia ettiği gibi Yahudilerin vekil gücü değil, bugün var olan kapitalizmin ta kendisidir. Bankacılığın iktidarının kullandığı silahlar, ancak kapitalist kontrolün tek panzehiri olan proleter ikili iktidarı temel alan bir hareket inşa ederek karşılanabilir.

Maddi, ideolojik ve manevi düzeyde, pedofili, proletaryanın temsil ettiği şeyle çelişir. Toplumun üreticileri olarak işçiler, temelde insanlığın zekâsının, zenginliğinin ve gücünün ilerlemesine bağlıdırlar. Proleter siyaset, pornografi kültürünün, pedofili kültürünün, narsist bireyciliğin ve bu egemen sınıfa mensup çocuk tecavüzcülerinin taptığı her şeyin yok edecek güçtür.

Örgütlerimiz, bu siyaseti ne kadar çok benimser, işçileri kapitalizmin yıkıcı davranışlarını reddetmeye yönlendirirse, işçi iktidarını inşa edecek imkân ve beceriye o ölçüde kavuşuruz.

Epstein ifşaatlarından almamız gereken en önemli derslerden biri şudur: Karşı karşıya olduğumuz düşman, bizi de beraberinde aşağı çekmeye çalışan bir düşmandır. Dolayısıyla amacımız, bu düşmanın temsil ettiği kötülükleri ortadan kaldırmaktır.

Rainer Shea
4 Şubat 2026
Kaynak

0 Yorum: