Pedofili
rejimini yenmek için, sistemin içine işlemiş çocuk kaçakçılığı şebekelerini
araştırıp ifşa etmemiz gerekiyor. Bu şebekeler, Epstein, onlar içerisinde
belirli bir görev üstlenmezden önce de varlardı. Bu şebekeler, Epstein’in çevresinin
yapıp ettiklerine dair ifşaatlara rağmen, hiçbir engelle karşılaşmadan
faaliyetlerine devam ediyorlar.
Hikâyenin
bu kısımlarına baktığımızda, kendilerini elitlerdeki pedofiliye karşı
muhalefetin liderleri olarak konumlandıran “ilerici” veya “demokratik sosyalist”
siyasi aktörlerin, bu sadist operasyonlara suç ortaklığı yaptıklarını
görüyoruz. Çünkü bu operasyonlar, ABD’deki dış politika mekanizması eliyle yürütülüyorlar.
ABD siyasetinde faal olan “ilerici” kanat, NATO yanlısı duyarcılık ideolojisini
savunuyor.
Ukrayna’daki
vekâlet savaşına destek vermek, küresel çocuk kaçakçılığı makinesine destek
vermek demek. Çünkü elitler içerisindeki Trampçı kanatla yakından bağlantılı
olan cinsel istismar ve şantaj şebekesiyle İsrail ve Ukrayna birbirinden
ayrılamayacak olgulardır. Çünkü ABD dış politikası, tüm yönleriyle, çocukların
kaçırılması ve çocuklara yönelik cinsel istismar üzerine kuruludur. Ukrayna’nın
kendisinin bu doğaya aykırı suçlar için bir merkez haline gelmesinin sebebini
burada aramak gerekiyor.
İşte
tam da bu noktada, 2004 yılında yayımlanan Programmed to Kill: The Politics
of Serial Murder [“Öldürmeye Programlı: Seri Katilin Politikası”] adlı kitabının
yazarı David McGowan’ın araştırmasına bakmak gerekiyor. Kitap, siyasi
düzenimizin nasıl işlediğini anlamak için hayati öneme sahip.
Kamuya
açık bilgilerden istifade eden yazar, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerine
sürekli olarak temin edilen reşit olmayan cinsel köleleri tartışıyor. Burada amaç,
sisteme dâhil olan yetkililerin çocuklara karşı işlenen suçlara bizzat katılmalarını
sağlamanın yanında, onları bu istismar sistemiyle temasa geçirmek suretiyle
savaş makinesine hizmet edenlerin başında sürekli sopa sallandırmaktır. Çocuklara
yönelik cinsel istismara ortak olmak, ABD imparatorluğunun en üst düzey lider
kadrosunun bir üyesi olmanın şartıdır. Amerikan dış politikasının temel
işleyişi hakkındaki bu bağlam üzerinden, dış politika altyapısının ürettiği
diğer tüm pedofili suçları tamamen mantıklı hale geliyor.
Amerika
halkı, başındaki bankacı diktatörlüğünü yıkana dek, zenginlerin ve
muktedirlerin bugün hâlâ icra ettikleri çocuk istismarı eylemleri tam anlamıyla
ifşa edilemeyecek. Ama gene de pedofili şebekelerine dair alametlerin tarihin
bu noktasında nerede ortaya çıktığına bakarsak, bu suçların ne kadar yaygın
olduğunu ölçebiliriz. Bu istismarın yoğun yaşandığı yerlerden biri de Ukrayna.
Ukrayna’nın müttefik bulduğu yerler de bu tür eylemlere tanık olunan yerler. Emperyalizme
ait çocuk istismarı aygıtının bu katmanına odaklanmak önemli, çünkü Amerikan
siyasetinin her iki tarafının bu istismar suçunu nasıl işlediklerini ortaya
çıkardığımızda, halk, pedofiliyi nasıl yok edeceğine dair çok daha net bir
anlayışa sahip olacaktır.
Ukrayna’daki
pedofili şebekesinin bir ucu, öncelikle sosyalizmin çöküşünden beri Doğu Avrupa’da
yaygınlık kazanan, Kiev’de ABD eliyle gerçekleştirilen darbeyle kurulan rejimin
de desteklediği organ kaçakçılığı şebekelerine uzanıyor.
Bu
rejim, hem Ukrayna’da hem de diğer emperyalist merkezlerde pedofiliyi, Kan
Tapınağı ve 764 gibi şeytani istismar tarikatları üzerinden teşvik ederek
besliyor. Bu tarikatlar, doğrudan Ukrayna’nın iktidardaki Nazi cuntası ile
bağlantılıdır ve çocukları terör silahlarına dönüştürmek amacıyla cinsel olarak
travmatize etmeyi amaçlıyor.
Bu
pratik, kurucusu David Myatt ile dünyaya yayan isim olarak Joshua Sutter’ın
Batı’ya ait istihbarat ağının bir parçası olduğu, şemsiye niteliğindeki Dokuz
Açı Tarikatı’na aittir. Sutter, Ukrayna’daki Azak hareketinin dostudur.
Liderleri, onu etkinliklerine davet etmiş, onun beyaz üstünlükçülüğü anlayışına
yakın durduğunu söylemiştir. Bu anlayış, Demokrat Parti’nin ideolojisiyle tümüyle
uyumludur. Bu partinin postmodern, emperyalizm yanlısı, şovenist niteliğe sahip
toplumsal ilerlemecilik anlayışı, Azak Taburu’nda gördüğümüz Hitlercilikle kolaylıkla
sentezlenebilecek bir anlayıştır. İlgili sentez, geçen yılki Minneapolis
saldırısını ortaya çıkaran insanlık karşıtı eğilimlerin birleşimi olan “Amerikan
Azakçılığı”nı üretmiştir. Saldırıyı gerçekleştiren isim olan Robin Westman, hem
Naziliğine hem de translığına atıfta bulunmuştur. Bu iki özelliği satanizmle
ilişkilendirmektedir.
Benzer
eğilimler ya da Nazi/satanizm bileşkesini içeren görüşler, Nikolas Cruz’dan Natalie
Rupnow’a dek birçok silahlı saldırganın hikâyelerinde rastladığımız
hususlardır. Westman her ne kadar yaptıklarından pişmanlık duysa da, bu anlamda
adını andığımız saldırganlar içerisinde bir istisnayı teşkil etse de onu
hükümetimizin silahlı saldırganlar yaratmak için yürüttüğü operasyonların ilk
örneği olarak görebiliriz.
Bugün
ilaç endüstrisi, trans bireyleri sömürmek için uğraşıyor. Çocukları zihin
kontrolü operasyonları için hazırlayan federal ajanlar, sürekli olarak yeni
savunmasız bireyler arıyor.
İşte
Demokrat Parti’nin altyapısının bu kadar uğursuz bir rol üstlendiği yer, tam da
burası. Zira bu altyapı, sorunlu gençleri bu psikolojik operasyonların talep
ettiği kişilere dönüştürmek için bir kanal işlevi görüyor. Bu ideoloji,
gelişmemiş beyinleri bir şekilde maniple ediyor. Bu noktada, “madem ilaç prospektüsleri
her şeyin en iyisini dile getiriyor, o zaman gidin ailenizi reddedin” diyor. Bu
zihniyet, aileleri parçalayarak toplumumuzu daha da atomize ederken, en
savunmasız insanları emperyalist yıkımı sürdürmek için çalışan bürokrasinin kucağına
atıyor.
Çocuk
istismarı rejimini yıkmak istiyorsak bu gerçeği ve bu bağlamı idrak etmemiz
gerekiyor. Egemen sınıfın her iki kanadının da çocuklara nasıl saldırdığını
anladığımızda, düşmanın neye benzediğine dair belirsiz kavramlar yerine, egemen
sınıfın belirli kurumlarını hedef almamızı sağlayacak anlaşılabilir bir bakış
açısı kazanırız. Egemen sınıfın bu suçları hakkında farkındalık yaratmak, ancak
hareketimizi finans kapitali devirmek üzerine kurarsak ve finans kapitali kendi
başına bir sistem olarak anlarsak, failler yenilecektir.
Bankacılığın
iktidarı, “Yahudi sorunu”ndan dem vurup duran psikolojik operasyonun iddia
ettiği gibi Yahudilerin vekil gücü değil, bugün var olan kapitalizmin ta
kendisidir. Bankacılığın iktidarının kullandığı silahlar, ancak kapitalist
kontrolün tek panzehiri olan proleter ikili iktidarı temel alan bir hareket
inşa ederek karşılanabilir.
Maddi,
ideolojik ve manevi düzeyde, pedofili, proletaryanın temsil ettiği şeyle
çelişir. Toplumun üreticileri olarak işçiler, temelde insanlığın zekâsının,
zenginliğinin ve gücünün ilerlemesine bağlıdırlar. Proleter siyaset, pornografi
kültürünün, pedofili kültürünün, narsist bireyciliğin ve bu egemen sınıfa
mensup çocuk tecavüzcülerinin taptığı her şeyin yok edecek güçtür.
Örgütlerimiz,
bu siyaseti ne kadar çok benimser, işçileri kapitalizmin yıkıcı davranışlarını
reddetmeye yönlendirirse, işçi iktidarını inşa edecek imkân ve beceriye o
ölçüde kavuşuruz.
Epstein
ifşaatlarından almamız gereken en önemli derslerden biri şudur: Karşı karşıya
olduğumuz düşman, bizi de beraberinde aşağı çekmeye çalışan bir düşmandır. Dolayısıyla
amacımız, bu düşmanın temsil ettiği kötülükleri ortadan kaldırmaktır.
Rainer Shea
4 Şubat 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder