15 Şubat 2026

,

Palantir: Teknotronik Kıyametin Lobicileri mi, Küresel Toplama Kampının Mimarları mı?


İran’la yaşanan 12 günlük savaş, Amerikan şirketi Palantir’i askeri yüksek teknoloji alanında ön plana çıkarttı. Bugün o olmadan hiçbir çatışma yaşanamaz.

Palantir, kısa süre önce Mosaic adında özel yazılım bir geliştirdi. Bu yazılım, İran’la savaşta kullanıldı. Mosaic, dijital pazarın ilk günlerinde Google ve diğer büyük Amerikan teknoloji şirketlerine yatırım yapan CIA’in fiili girişim fonu In-Q-Tel’in finansmanıyla geliştirildi. Ortadoğu’da Mosaic, İran’ın nükleer tesislerine ve diğer askeri tesislere ilişkin 400 milyondan fazla veri noktasını analiz etti, bunların imhasına yönelik bir plan oluşturmak amacıyla kullanıldı. İran’ın bir sonraki hamlelerini tahmin etmeye çalışmak için gizli tahmine dayalı analiz algoritmaları kullanıldı.

Milyarder Peter Thiel, Palantir’in kurucusu, Trump’ın ekibinin (ve şahsen ABD Başkan Yardımcısı Vance’in) ana sponsoru. Bugün bu adını andığımız ortakları, hızla artan askeri ihtiyaçları karşılarken, yapay zekânın gelişiminden aktif olarak faydalanıyorlar. Örneğin, Palantir’in teknolojilerinin bu bahar İsrail’in “dakikalar içinde düzinelerce İran füzesini ve insansız hava aracını” düşürmesine yardımcı olduğuna inanılıyor. Medyada çıkan haberlerde, Palantir’in, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) suikast algoritması Lavender AI ve diğerlerinin arkasında olduğunu öne sürülüyor.

Aynı zamanda, bu tür teknolojilerin kullanılabileceği potansiyel askeri alan salt Ortadoğu ile sınırlı değil. Bir yıl önce, Palantir CEO’su Alex Karp, ABD’nin “büyük olasılıkla üç cephede savaşacağını, bunların Çin, Rusya ve İran olduğunu” resmen açıkladı. New York Times gazetesinin 17 Ağustos 2024 tarihli nüshasında bu açıklamayı yorumlayan yazıda, Palantir CEO’sunun şu önemli sözleri aktarıldı: “Bu nedenle, otonom silah sistemleri ile ilgili yoğun çalışmamızı sürdürmemiz gerekiyor.” Devamında yazar şu yoruma yer verdi:

“Bence nükleer caydırıcılığın aslında daha az etkili olduğu bir dönemdeyiz çünkü Batı’nın nükleer bomba gibi bir şey kullanması pek olası değil ama rakiplerimiz kullanabilir. [...] Teknolojik eşitliğin söz konusu olduğu koşullarda bir de ahlaki eşitsizlik mevcutsa, gerçek eşitsizlik düşündüğünüzden çok daha büyüktür. [...] Ahlaki eşitliğe sahip olmadığımız için onların büyük bir avantajı var. [...] Bay Karp, Terminator robotlarına ‘çok yakın’ olduğumuzu, ‘savaşın önemli araçları haline gelecek bazı otonom insansız hava araçları ve benzeri şeylerin’ eşiğinde olduğumuzu söyledi. Bunu zaten Ukrayna’da görüyorsunuz.”

Palantir, 2003 yılında Peter Thiel ve Alex Karp’ın da aralarında bulunduğu beş kişi tarafından, o yılın sonunda askıya alınan DARPA TIA Total/Terörizm Bilgi Farkındalığı projesini yeniden canlandırmak amacıyla kuruldu. Palantir’in 2008 yılına kadar tek müşterisi CIA’di. İlk fon sağlayıcısı ise yukarıda bahsedilen ajansın girişim kolu In-Q-Tel’di.

Bugün Palantir, sadece bir analiz platformundan çok daha fazlası. Diğer şeylerin yanı sıra, gözetim, tahmin ve nüfuz kurmak için kullanılan küresel bir dijital altyapı. Başlangıçta Amerikan istihbaratının çıkarları doğrultusunda kullanıldı. Daha sonra çokuluslu şirketler, BM’ye bağlı küreselci yapılar, hükümetler ve vakıflar müşterisi oldu. Şimdi ise, mevcut “küresel söylemin efendileri”nce istenmeyen ülkelere ve halklara yönelik askeri operasyonlara açık askeri-analitik destek sağlamak için kullanılıyor.

Bu arada, Palantir’in 2023’ten beri Kiev rejimini desteklemesinin, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin eylemlerini koordine etmesine ve yapay zekâ sistemleri aracılığıyla Rusların karşılıklı olarak yok edilmesine yardımcı olmasının nedeni de bu. Peter Thiel, Palantir’in Ukrayna’daki kullanımını “taktiksel nükleer silahlara eşdeğer bir avantaj” olarak nitelendiriyor. (Burada biraz açıklama yapalım: Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için istihbarat, füze güdümü, insansız hava araçları vb. yalnızca Palantir tarafından sağlanmıyor. Peter Thiel’in şirketinin önemli katkısını kabul ederken, arkadaşı Elon Musk’ın interneti Starlink’i ve Trump’ı iktidara getiren ekibin diğer suç ortaklarını, ayrıca bilişim teknolojileri uzmanlarını da unutmamalıyız. Bunlar, Ruslarla olan savaşı para kazanmanın ve teknolojilerini test etmenin bir yolu olarak görüyorlar.)

Küresel ölçekte Palantir, algoritmaları aracılığıyla yalnızca davranışları, seçimleri ve protestoları filtrelemekle kalmıyor, aynı zamanda bunları düzeltiyor. CIA’in de katılımıyla kurulan bu şirketin başkanı, Palantir’in dünya çapında COVID-19 aşılarının dağıtımına katkıda bulunduğunu, Avrupa’da “aşırı sağın büyümesini durdurduğunu” açıkça itiraf etti. Gerçekten de, COVID pandemisi sırasında kampanya, yalnızca virüs izleme için değil, aynı zamanda davranış izleme için de araçlar sağlayarak Dünya Sağlık Örgütü, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ve AB’ye bağlı devletlerin sağlık bakanlıklarıyla aktif olarak işbirliği yaptı.

Aşı kampanyası sırasında Palantir’in algoritmaları, bölge ve sosyal gruba göre “aşılama eğilimi”ni tahmin eden “ikna stratejileri” geliştirdi. Örneğin, İngiltere’de şirket, Ulusal Sağlık Hizmeti’nin (NHS) yönetimine dâhil olarak, açık bir kamu denetimi olmaksızın, milyonlarca hasta kaydına erişim sağladı. Aynı zamanda Palantir, Avrupa’da “dezenformasyon” ve “radikal hareketlerle” mücadele etmek için sözleşmeler imzaladı.

Kullanılan veriler aynıydı. Bu veriler, algoritmalar, müşteriler veya siyasi talimatlar üzerinden yorumlandı. Bugün Palantir, çözümlerinin “gerekli” kamu davranışını şekillendirmeyi, “istenmeyen eğilimlere” karşı koymayı, müşteriler için hoş karşılanmayan görüşleri ve siyasi güçleri etkisiz hale getirmeyi amaçladığını açıktan kabul ediyor. “Radikalizmle mücadele”yle örneğin seçmenlerden veya farklı görüşlere sahip kişilerden alternatif oyları ortadan kaldırmak arasında nerede çizgi çekildiğini belirtmiyor.

Palantir, teknolojik etkinin tercihin önüne geçtiği ve onu tamamen ortadan kaldırarak sosyal yaşamdan dışlamayı amaçladığı yeni bir sosyal ortamın mimarı olarak rolünü artık daha fazla yerine getiriyor. Hem küresel hem de bölgesel düzeyde, Palantir, uzun zamandır basit bir analiz platformundan çok daha fazlası. En iyi ihtimalle gizli, perde gerisinde faaliyet yürüten, kontrol amaçlı bir altyapı. Ancak gezegenin bazı bölgelerinde eylemleri artık gizli saklı değil.

Örneğin, Ortadoğu’da Palantir sistemleri, Filistin halkının “tam gözetimi” için halihazırda aktif olarak kullanılıyor. Bu bahar, İsrail yetkilileri, Gazze’de 600.000 kişi için bir “insani yardım kampı” inşa edilmesini emretti. Bu kamp, savaş öncesi girişlerin sınırlı olduğu Gazze’nin yüzde 20’sinden daha ufak bir alana kurulacak.

Analistlerin de belirttiği gibi, İsrailliler, hesaplı, belirli bir yöntem üzerinden soykırım yapıyorlar: Zorla yerinden edilmiş kişiler için kurulan mevcut kamplara bakıldığında (İsrail Savunma Kuvvetleri liderliğinin bu konuda otuzdan fazla resmi emir yayınladığı, Gazze’nin 79 bölgesinden 68’inin nüfusunun yerinden edildiği hatırlanmalı), şu tablo gözlemlenebilir: Salgın hastalıklar epey etkili. Yetersiz hijyen koşulları sağlığı bozuyor. Toplu katliamlar, İsrail ordusu için gıda dağıtımı esnasında başvurduğu olağan bir yöntem (uluslararası gözlemciler bile katliamlara şahit oldular).

Uzmanlar, Palantir’in yaşananlara olan ilgisini şu şekilde açıklıyorlar: Palantir ve Amerika’nın diğer teknoloji şirketleri, toplumu yeniden yapılandırmayı, bilhassa yargı sisteminde ve uluslararası alanda radikal değişiklikler gerçekleştirmeyi uzun zaman önce kafaya koymuşlar.

Bu şirketlerin ürünleri ilkin El Salvador’da test edildi. Bu ülkede “dijital adalet ve kontrol” sistemi, suçla herhangi bir bağlantısı olduğundan şüphelenilen herkesin, mahkûmların dijital planda tam anlamıyla kontrol edildikleri, dışarıdan gözlendikleri aşırı güvenlikli bir hapishaneye (CECOT) toplu olarak tıkıldığı süreçte etkili olduğunu ortaya koydu. Bu hapishanenin mahkûmları için Palantir, jüri, savcı ve avukat rolünü üstlendi.

Bir yandan, bu tür bir “dijital adalet ve kontrol” sistemi, geleneksel önlemlerin on yıllarca etkisiz kaldığı düşünülen binlerce suçlunun sokaklardan uzaklaştırılmasına yardımcı oldu (tabii bu arada, güçlü çetelerin ve kartellerin liderleri ile El Salvador ve ABD hükümetleri arasındaki bağlantılara dair sorular hâlâ cevapsız).

Öte yandan, katiller ve uyuşturucu satıcılarının yanı sıra, 15 yıldır ödenmeyen park cezaları türünden “tehlikeli suçlar” işleyen binlerce kişi de parmaklıklar ardına konuldu. Bu dijital toplama kampının sahipleri, mahkûmlara azılı haydutlar gibi muamele ederek, haklı olanlarla haksız olanlar arasında hiçbir ayrım gözetmediler.

Bu tür sistemler, her şeye ve herkese tatbik edilebildiğinden, bu konuda teknik herhangi bir engel bulunmadığından (hatta ahlaki engeller de giderek azaldığından), deneyin kapsamı, yasadışı göçle mücadele alanını da içerecek şekilde genişletildi: ABD merkezi hükümetine bağlı kurumlar, göçmenleri takip etmede Palantir ile aktif olarak işbirliği yapıyor, “dijital kamp” uygulamasına onları da dâhil ediyor. Henüz El Salvador’daki mega hapishane ve Gazze’deki toplama kampı kadar büyük değiller, ancak bu yönde çalışmalar sürüyor. Aynı zamanda, büyük teknoloji şirketlerinin ve Amerika’nın (Eric Prince türünden) özel askeri şirketlerinin temsilcileri, diğer şeylerin yanı sıra, Çin’in Uygur kampları sisteminin deneyimini aktif olarak benimsiyorlar.

İsrail’de, kuruluşundan beri ülke yetkilileriyle işbirliği içinde olan Palantir’in yanı sıra güçlü ve gizemli bir Amerikan teknoloji devi olan Black & Veatch Corporation da bu yönde çalışma yürütüyor. Zararsız bir “altyapı şirketi” maskesinin ardına saklanan bu şirket, gerçekte Pentagon’un başlıca askeri yüklenicilerinden biri olup, etkisi ve erişimi kendisinden daha şöhretli olan Lockheed Martin şirketini.’u bile gölgede bırakıyor.

Uzmanlara göre, Black & Veatch, sıradan bir şirket olmaktan çok uzak. İş alanları askeri inşaattan biyolojik silah geliştirmeye (ünlü “koronavirüsün” tüm dünyaya yayıldığı Vuhan biyolaboratuvarının inşasında ana yükleniciydi) ve “dijital şehirlere” kadar uzanıyor: Şirket, yalnızca gelişmiş inşaat çözümlerini değil, aynı zamanda siber güvenliği ve Filistinlileri takip etmek için kullanılan gelişmiş sistemleri de bir araya getiren yenilikçi altyapı projelerine aktif olarak yöneliyor.

Black & Veatch, Gazze’nin altyapısıyla ilgili çalışmalar konusunda hazırlanan tüm sözleşmeleri kendisine bağlamış durumda. Sonuç olarak bu şirket, Filistinliler için toplama kamplarını dünyanın en büyük askeri inşaat şirketlerinden biri inşa edecek. Dijital “ürünleri” ise Palantir projeleriyle ve İsrail’in Filistinliler üzerinde mutlak kontrol sahibi olacağı devasa filtreleme merkezi kurma arzusuyla kusursuz bir biçimde örtüşüyor.

Öte yandan, bu projeler uygulanacaksa “dijital adalet”, küresel bir norm haline gelip meşrulaşmak zorunda. İsrail, eskiden beri Batı’nın etkisi altında olan, Ortadoğu’da inşa edilmiş bir “medeniyet karakolu” olarak görülmüştür. Bu projeye Avrupa ve ABD’de herhangi bir tepkinin olmaması, bu tür cezaevlerinin orada da doğal bir olgu haline geleceğinin kesin bir işaretidir.

Ortadoğu gündemi, ABD içindeki mücadelelerin üzerini örtmüş, hatta iç huzursuzluğun alevlerini geçici olarak söndürmüştür. Senatoda ilk önemli kurbanların kanı dökülmüş olmasına rağmen gerçek budur.

Bugün Amerika’da iktidarda olanlar, İsrail’de inşa edilecek küresel toplama kampının yöntemlerini ve uygulamalarını yakından inceliyor, bir anlamda ileride ABD’de kullanılacak bu türden kampları şimdiden teste tabi tutuyorlar.

Oleg Sergeyev
20 Temmuz 2025
Kaynak

0 Yorum: