“Bir
sınıf, toplumda kendisini ortak sorunlara, çıkarlara ve beklentilere sahip bir
grup olduğuna dair bilinci belli düzeyde sergilemeden var olamaz.”
[Harry Braverman]
“Sol”
terimi, burjuva siyasetinin ürünü. Fransız Devrimi ile birlikte, cumhuriyetçi
grupların monarşinin solunda yer alması neticesinde ortaya çıktı. Doğuşundan
itibaren “sol”, yükselen burjuvazinin bakış açısını taşıdı, ilerlemeyi,
laikliği ve kanun önünde eşitliği savundu. Bu idealler, insanın özgürleşmesini
evrensel terimlerle, ancak her zaman özel mülkiyet, meta üretimi ve burjuva
yönetiminin kurumları sınırları içinde ele alan Aydınlanma’dan kaynaklanıyordu.
Sözde “evrensel” değerleri, tek bir sınıfa hizmet ediyordu: burjuvaziye.
Marx,
bu yanılsamayı paramparça etti. Kapitalizmde eşitlik ve adalet söyleminin
yalnızca sermaye diktatörlüğünü gizlediğini ortaya koydu.
İşçi
sınıfı, sömürü üzerine kurulu bir sistem içinde kendini özgürleştiremez.
Kapitalizm mükemmelleştirilemez; devrilmesi gerekir. Marx, idealist felsefeyi
reddederek yerine tarihsel materyalizmi koydu. Boş soyutlamaları bir kenara
bırakıp, sınıf mücadelesi ve devrimci dönüşümün bilimsel anlayışını getirdi.
Marksizm,
burjuva solunun bir uzantısı değil, onun inkârıdır, liberal siyasi yelpazenin
tamamen dışında yer alır ve reform için değil, sınıflı toplumunun kendisinin
ortadan kaldırılması için mücadele eden proletaryanın örgütlü bilincini temsil
eder.
Lenin,
emperyalizmi kapitalizmin en yüksek ve en vahşi aşaması, küresel yağma ile
beslenen tekel ve finans kapitalinin diktatörlüğü olarak tarif etti. Emperyalizm
varlığını, sosyal demokrat solu destekleyen işçi aristokrasisini ve küçük
burjuva tabanını satın alarak sürdürüyor. Bu “sol”, emperyalizme bir meydan
okuma değil, onun siyasi cephesidir. “Adalet”, “eşitlik” ve “reform”
sloganlarının ardında imparatorluğu korur.
Sosyal
demokrat “sol”, kontrollü bir muhalefettir. Sadece marjinal reformlar vaat
eder; rolü, kapitalist üretim biçimine ve emperyalist asalaklığa karşı ortaya
çıkabilecek her türlü devrimci meydan okumayı etkisiz hale getirmek için
tasarlanmış bir emniyet supabı olarak egemen sınıfa hizmet etmektir. “İlerici”
söylemi, hoşnutsuzluğu burjuva düzeninin sınırları içinde hapsederek, isyanı
yönetilen bir muhalefete dönüştürür.
Marksizm-Leninizm,
emperyalizmin solundan tamamen farklı ve ayrı bir konumdadır. İçeriği
anti-emperyalist, yöntemi bilimsel, amacı devrimcidir.
Sosyalizm,
parlamentarizm ve burjuva seçimleriyle tek tek reformlarla kazanılamaz. Devrime
ihtiyaç duyar. Proletaryanın örgütlü gücünün sınıflı toplumunu yıkması,
iktidarı ele geçirmesi ve sosyalizmi inşa etmek için proletarya diktatörlüğünü
kurması gerekir.
Emperyalizm,
temel çelişkidir. Siyasi ayrım, sol ve sağ arasında değil, emperyalizme karşı
çıkanlar ve emperyalizme hizmet edenler arasındadır.
“Sol”,
aldatmacalarla parıldayan burjuva sahtekârlığının bir parçasıdır. Biz, bu
yanılsamanın bir parçası değiliz.
Ian Foster
5
Kasım 2025
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder