ABD
ve İsrail’in bu savaşı kazanma ihtimali yok.
Bunun
nedeni, sadece İran’ın cevabının önceki çatışmalardan niteliksel olarak farklı
olması değil, aynı zamanda, açıkladıkları stratejik hedeflerin o kadar
maksimalist olmasıdır ki, buna “varoluşsal savaş” demek bile yetersiz kalır.
ABD
ve İsrail’in başlattıkları şey, devleti yok etme harekâtıdır.
Bu
hırs, ulaşılması mümkün olmayan çok yüksek bir stratejik çıta belirlemiştir.
Trump,
açıktan, rejim değişikliği ve İran'ın tamamen silahsızlandırılmasını, sadece
nükleer programının değil, füze programının, yani savunma yeteneklerinin de
ortadan kaldırılmasını talep etti.
Bu
arada İsrailli yetkililer, “İran’ın geçmiş, şimdiki ve gelecekteki tüm siyasi
ve askeri liderliğine saldırıyoruz” diyorlar.
Bu
tür bir dil, talep ettikleri şeyin, İran’ın bir devlet olarak varlığını
sürdürebileceği yeni bir Epstein soykırım düzeni içinde teslim olmanın bile
ötesine geçtiğini gösteriyor.
Onların
talep ettiği şey, sadece İran’ın İslami devrimci bir cumhuriyet olmaktan
çıkması değil, İran’ın tümüyle bir devlet olmaktan çıkması ve kendini savunma
yeteneğinden mahrum bırakılarak, gelecekte bir daha asla devlet olarak yeniden
kurulmasının engellenmesidir.
İran,
bugün sadece kendini savunma hakkını, hatta Filistin’i savunma ve direniş
projesini bir bütün olarak sürdürme hakkını değil, tüm devletlerin ve halkların
kendi topraklarını kontrol etme ve kaderlerini özgürce belirleme hakkını
savunmaktadır.
Emel Saad
28 Şubat 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder