Şu
anda muktedir sınıfın “küreselci” kanadı, Trump kanadının cinsel suçlarıyla
ilgili ifşaatları toplumsal bir rahatlama aracı, bir tür tahliye vanası olarak
kullanmaya çalışıyor.
Trump’ın
temsil ettiği iç politikayı temel alan kanadın aksine, çıkarları küresel finansa
bağlı olan kapitalist sınıfın ilgili kesimi, Epstein’e dair önemli gerçeklerin
ortaya çıkmasına izin verdi. Bu ifşa eyleminin Trump kanadına taktiksel bir
darbe indirmek denilen o bariz amacın ötesinde, birden fazla amacı var. Bu
amaçlardan biri, suçları ortaya çıkan kişilerin hiçbirinin yargılanmayacağı
için pedofiliyi normalleştirmek, bir diğeri de ABD’nin çöküş sürecini yönetmektir.
Bu çöküşü, bizi yönetenler tercih etmezler, ama aynı zamanda ilgili güçler,
çöküş süreci Amerikan halkının devrimci zaferiyle neticelenmesin diye sürecin
dizginlerini ellerine almak isterler.
Bu
ifşaatların gerçekleşmesine ve sosyal medyada kısıtlama olmaksızın
paylaşılmasına izin veren aktörler, bu bilgiyi gizli tutmayı seçerek, kendi
çıkarlarına yönelik bazı risklerden kaçınabilirlerdi. Trump’la birçok başka
konuda anlaşan küreselci kanat, bu bilgilerin üzerini örtme konusunda Trump
kanadıyla işbirliği yapabilir, böylece egemen sınıfın pedofili sorunu konusunda
kitlesel bilincin daha da gelişmesine mani olabilirdi. Ancak, bu bilincin daha
da gelişmesine izin vermenin, normalleşmenin getireceği faydalara kıyasla kabul
edilebilir bir bedel olduğuna karar verdiler. Gerçekten de Amerikan halkının
Epstein suçlarına karşı etkili bir cevap verebilecek halk örgütlenmesini
sağlayamayacağına, insanların bu bilgileri ne kadar şok edici olursa olsun
kabullenip normal hayatlarına devam edeceğine inanıyorlar.
Gazze’deki
soykırımın canlı yayınlanmasını engelleyemediklerinde de aynı duyarsızlaştırma
taktiğine başvurmuşlardı. Yönetici sınıfa ait istismar şebekeleri, Gazze veya
yöneticilerimizin devam eden diğer suçları söz konusu olduğunda, bilginin somut
bir anlam ifade etmesinin tek yolu, örgütlenmektir. Kapitalistlerin nesiller
önce Amerikalılardan koparttığı, işçi sınıfının kolektif mücadelesine ait
gelenekleri yeniden öğrenmektir.
Epstein
üzerinden yaşanan gelişmelere karşı tepkimizin özü şudur: Sınıf savaşında
çıkarlarımızı savunmamızı sağlayacak araçları bulmalıyız. Ancak mevcut görevin
tamamı bundan ibaret olsaydı, Amerikan devrimci siyaseti çoktan kazanmış
olurdu. Benim gibi Marksistler, sadece sınıf savaşına dair temel ifadeleri
tekrarlamakla yetinir, Amerikalı halk kitleleri de ne yapacaklarını otomatik
olarak bilirlerdi. Oysa bizim bugün bu suçları üreten kapitalist iktidar
yapısına karşı halk direnişini inşa etmek, halka hissettikleri öfkeye bir çıkış
yolu sunmak için, günümüz Amerika’sında var olan sınıf iktidarının niteliğini
tespit etmemiz gerekiyor.
Yöneticilerimizin
devasa bir çocuk istismarı sistemi için gerekli zemini hazırlamalarının, ardından
bu istismarı, onları sorumlu tutamayacağımızdan emin olarak kamuoyuna
duyurmalarının yolu, bize muhalefet için sahte yollar sunmalarından geçiyor. Bu
yolların en önemlisi ve en büyüğü, doğrudan Amerika’nın küresel emperyalist
savaş makinesiyle bağlantılı.
Şu
anda Epstein’i bir tür tahliye vanası, rahatlama kanalı olarak kullanan “küreselci”
ekiplerden biri de emperyalizmi desteklemek için makinede özel bir role sahip
olan “demokratik sosyalistler”dir. Bu ekip, sınıfsal çıkarları açısından,
ilerici, hatta sosyalist olduğunu iddia eden, “teknoloji” sahasında çalışan
işçi aristokrasisinin bazı kesimleriyle aynı çizgidedir. Bu, emperyalist tabaka
içinde dikkatimizi hak eden bir unsurdur, çünkü sosyal demokrat politikaları kapitalizmde
baskın çizgiyi ifade etmiyor olsa da, bu politikalar, gerçek işçi sınıfı
hareketi karşısında kritik bir kapı bekçisi görevi görmektedir.
Bunlar,
gerçek bir işçi partisi, güçlü sendikalar, güçlü kırsal işçi örgütlenmesi veya
modern, ırklar arası bir proletarya ittifakının yokluğunda ortaya çıkan
“sosyalist” politikalardır. Bunlar, işçi sınıfının tamamen sanayisizleştirilip
güçsüzleştirildiği, profesyonel-yönetici sınıfının “anti-kapitalist” olduğunu
iddia eden politikalara hâkim olmasına izin verildiği bir dönemde, liberal
teknokratların bize “sosyalizm” olarak sunduğu şeylerdir. Kontrollü muhalefetin
“devrimci” politikası, neticede Epstein ile alakalıdır, çünkü Trump kanadına
böylesine bir darbe vurulduktan, halk eşi benzeri görülmemiş şekillerde hayal
kırıklığına uğradıktan sonra, finans kapitalin profesyönel-yönetici sınıfına
mensup uşakları, pedofil düzenine karşı gerçek bir halk ayaklanmasını engellemek
için ortaya konulacak çabaların ön saflarında yer alacaklardır.
Profesyonel-yönetici
sınıfına mensup solun politikaları, kitlelerden giderek daha az destek görüyor.
Bunun kanıtı, geleneksel Demokrat tabanının (özellikle gençlerin) 2024’te Gazze
yüzünden Kamala Harris’e sırtlarını dönmesidir. Ne var ki bu politikaların amaçlarına
hizmet edebilmeleri için popüler olmalarına gerek yok. Amaçları, işçi sınıfını
söylem ve temsilin dışında tutmaktır. Demokratlar muhalefet partisi olarak
kalsalar bile, altyapıları olduğu gibi kalacak, halk mücadelesine karşı kritik
bir engel olmaya devam edeceklerdir. İşte tam da bu altyapı, sol politikadaki
bu atalet sebebiyle, “demokratik sosyalist” ve “ilerici kapitalist” Demokratlar,
Epstein ifşaatlarıyla teselli buluyorlar.
Eğer
işçi kitleleri, kapitalist devleti bir anda tehdit edebilecek araçlara
kavuşursa, emperyalist yapı içindeki bu “ilerici” aktörler, şu ankinden çok
farklı bir zihniyete sahip olacaklardır. Şu anda, egemen sınıfın her iki kanadı
da genel olarak kendinden emindir. Bu durum, hükümetimizin kamuoyuna ne kadar
az önem verdiğinden de anlaşılmaktadır. Ancak bu göreceli güven ortamında, şu
anda bir kargaşa yaşanıyor. Amerikan medeniyetinin çöküşü, kimsenin gerçekten
kontrol edebileceği bir süreç değil. Bu elitler, en güçlü kesim olarak
görüldüklerinden, dizginler sanki onların elindeymiş gibi görünüyor. İşçi
örgütlerimiz, büyük bir ivme kazanmaya, Kovid sonrası nesil içerisinde
milyonlarca insanı kazanmaya başladığı anda, her iki kanattan çok daha büyük
bir tepkilere tanıklık edeceğiz.
Elitler
arası çatışmanın yoğunlaşması, sistemin ne kadar istikrarsız hale geldiğinin ve
elitlerin nerede belirsizlik içinde olduklarının bir göstergesidir.
Hükümetimiz, şehirlerdeki muhalifler için bir tuzak kuruyor. ICE karşıtı
protestoları (ve buna eşlik eden diğer sistem karşıtı eğilimleri) kontrgerilla
faaliyetinin ekmeğine yağ sürecek şekilde, çıkmaz sokaklara yönlendirmeye
çalışıyor. Emperyalizm yanlısı “sosyalistler”, ICE karşıtı hareketi Demokrat
Parti’ye yönlendirme, hareketi metropol merkezleriyle sınırlı tutma rolünü
üstleniyorlar. İşçi sınıfı siyasetinin, küçük burjuva radikalizminin hâkim
olduğu bölgelerin ötesine yayılmasını istemiyorlar. Oysa siyasetimizin gerçek
manada işçi sınıfı siyaseti olabilmesi, bizim bu bölgelere uzanmamıza bağlı.
Sınıf
düşmanlarımız, cevaplarımızın ve tepkilerimizin her parçasının dar bir kapsamda
kalmasını istiyor. Muhalefetin yalnızca internet sahasında veya sürdürülebilir
kitle örgütlenmesine evrilmesine mani olunan protestolarda gerçekleşmesini
istiyorlar. Halkın öfkesini etkili bir direnişe dönüştürme misyonumuz dâhilinde,
düşmanlarımızın bizi yoldan çıkartmaya çalıştıklarını, sermayenin belirli bir
kesiminin muhalefeti yeniden ele geçirmek için bir operasyon yürüttüğünü fark
etmemiz gerekiyor.
Demokrat
Parti ve yandaşlarını, kitlemizi anladığımızda ve onlara Demokratların neden
ikiyüzlü olduklarını doğru bir şekilde nasıl açıklayacağımızı bildiğimizde
kolaylıkla itibarsızlaştırabiliriz. Mevcut kontrollü muhalefet projesiyle
mücadele edecek dile sahibiz. Bir sonraki adım, düşmanlarımızın halk
mücadelesini ezmesini engelleyebilecek ikili iktidarı inşa etmektir.
Rainer Shea
2 Şubat 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder