Amerikan
başkanlarından Truman, “Amerika, dünya sistemi olmadan yaşayamaz” görüşünü öne
sürüyor. Bu görüş, Soğuk Savaş yıllarından başlayarak hayatı geçirildi, tüm
işgal, sömürü ve çürüme gerçeğiyle sürdürülüyor.
Avrupa’da
onur yürüyüşünde dans eden eden polis, eşcinsel karakterlere yer veren diziler,
beş yaşında çocuğa trans kimlik biçenler, uyuşturucuyu “özgürlük” diye
pazarlayan, pornografiyi “cinsel devrim” diye savunanlar eliyle; Ortadoğu,
Kuzey Afrika, Asya ülkelerinin işgal edilmesi, Balkanlar’ın “iç” savaşlarla
parçalanması; emperyalistlerden fon alan sendikalar, sivil toplum kuruluşları,
muhalif medya eliyle sürdürülüyor yeni dünya düzeni.
“Tarihin
sonunun geldiği” masalına ilk kulak veren, sol oldu. Sovyetler’in dağılmasının
ardından Soros aracılığıyla milyarlarca dolar Balkanlar ve Ortadoğu’ya sivil
toplum kuruluşlarını destekleme fonlarıyla dağıtıldı.
Bugün
MESEM’e karşı eylem ve söylem geliştirip çocuk komisyonları kuran, kadın
bültenlerinde KAOS GL’ye sayfalar ayıran KESK-Eğitim Sen’in Epstein bataklığı
karşısında tek cümle kuramaması, mandacılık ilişkisi dışında bir şeyle
açıklanamaz. Onur yürüyüşü yasağının Ramazan’ı deldiğini öpüşen iki kadının
görseliyle manşetine taşıyan Evrensel’in bugün Epstein için yaptığı
haberlerin yaşanan gerçeklikle uzaktan yakından ilgisi olamaz. İnsan haklarını
sınıfsal ilişkilerin dışında konumlandıran İHD’nin; Suriye özelinde saç örme ve
İran özelinde temsili saç flamasıyla İran konsoloslukları önünde eylemleri
düzenleyen çevrelerin; Avrupa'daki gençlik festivalinde trans dansöz oynatmayı
politika diye üretenlerin; Sarıgazi’de yeğenini pazarlayan fahişeyi
savunanların bu rezilliğe dair emperyalistlerin konsoloslukları önüne gitmemesi
olağandır, aynılar aynı yerde hizalanmalıdır. O hizayı çeken, emperyalizmdir.
Bu
solun sahiplendiği Chomsky'nin dil teorisi, kolektif yapı içinde dil yeteneğini
geliştiren insan gerçeğinin karşısında konumlanıp emperyalizmin birey kurgusunu
teorize eder.
Ergenlik
dönemini 18 yaşına kadar hormon baskılama ilaçlarıyla erteleyip, sonrasında
tıbbî müdahaleyle çocuğun cinsiyetinin değiştirilebileceğini söyleyen kadın
akademisyenler, bugün sessizdir. Bunun adı, tüm bu çevrelerin suçüstü
yakalanmasıdır.
Altı
yaşındaki çocuğun çarşafa büründürülmesine karşı çıkanlar, aynı yaştaki çocuğun
cinsiyet beyanında bulunmasını esas alıp cinsiyet değiştirme müdahalesini
savunuyor. Bunu emperyalizm adına yapıyor.
Sol,
mide bulandırmakla kalmıyor, emperyalizmin askerliğini yapıyor. Savundukları
aşının ve tam kapanma safsatasının salgın öncesinde planlandığı gerçeği,
yazışmalarda ortaya çıkıyor.
İnternete
verilen görüntülerde Epstein adasında yaşlı burjuvaların çocuklarla yaptığı
satanist ayinlere yer veriliyor. Burjuvazinin dini hiçbir zaman halkın
inancıyla ortak paydada buluşmaz, burjuvazi şeytana iman eder. Hakka iman
edenlere savaş açar.
İran
hedeftir, hedef olmak zorundadır. Ülkemizdeki solcular, İran rejiminin Tude’yi yok
ettiğini kitlelere anlatıp emperyalizmin saldırıları karşısında “taraf”
olunmamasını ajite ediyor. Tude’nin liderlerinin devrimi nasıl sattığını
anlatamazlar, anlattıklarında kendilerinin makyajı akacaktır. Tude’nin ileri
kadrolarının Humeyni saflarına geçilmesi için duvar yazıları yazma “hakkını”
nasıl kullandıklarını anlatmazlar. O ileri kadrolarla solun şefleri arasında
bir fark bulunmuyor.
İranlı
kadınları burjuvaziyi pazarlama işini sol üstlenmemelidir. Ebu Gureyb zindanlarında
yaşananlarla Epstein adasında yaşananlar arasında biçim farkları olsa da özü
aynıdır. Emperyalizmin doğası budur, doğasına uygun hareket etmek zorundadır.
Solun doğası bu değildir, ruhunu şeytana satanlara taraf olmak, insan onuruna
aykırıdır. Bugün emperyalizme karşı mücadele, insan onurunun gereğidir.
Çocuk
ve yaşlı algısını burjuvazi şekillendirmeye çalışıyor. Biz, “çocuk”
denildiğinde Filistinli çocukları ve Küçükarmutlu'daki Sevcan’ı, “yaşlı”
denildiğinde Yahya Sinvar’ı ve Alman emperyalizminin mahkemelerine Filistin
kefiyesiyle çıkıp elindeki defteri “Filistin’e Özgürlük’ dövizine çeviren
Daniela’Klette’i aklımıza getiriyoruz.
Burjuvazinin
yaşlısı şeytanın vekilidir, çocuğu kurban eder. Bugün ortaya saçılan rezillik
emperyalizmin gerçek yüzüdür, görmek istemeyenler için emperyalizmin özü budur.
Epstein’in
ve şürekasının bireysel rezilliği olarak propaganda yapıp feryat koparanlar,
emperyalizmin suçlarının üstünü örtemezler. Emperyalizmin kurmak istediği yeni
dünya düzeninin laboratuvarı, Epstein adasıdır. Bu ada kapanır, başka ada
açılır.
Epstein
adası neyse emperyalizmin kurduğu hapishaneler de odur. Bu gerçeği kabul
etmemek, sosyalist mücadelenin gerçeklerinden halkı kaçırmaktır. Emperyalizm
zihinlere karargâh kurar, kurduğunda hiçbir fiziksel işgale gerek kalmaz.
Solun
sol eliyle bitirilmesi, bu zihin işgaliyle ve fonlarla gerçekleşti. Avrupa ve
ülkemiz solu emperyalizme teslim oldu. Trans çocuğu, fahişeliği, alkolü savunan
politikalar Epstein’in değirmenine su taşıdı. Bu sürecin emperyalizmin
çürümüşlüğü olduğu halklara teşhir edilmediği sürece ABD’nin dolaşıma soktuğu
üç milyon sayfa belge ve görüntünün, adaletin kılıcı diye yine ezilen-sömürülen
halklara reklâm-propaganda çalışmasına evrilmesi kaçınılmazdır ki şu an süreç
bu şekilde işliyor.
Eşcinselliğin
sınıflı toplumlarla gelişmesi köle sahipleriyle başlamış, feodal ve kapitalist
dönemde fuhşun sömürünün yeni biçimleri olarak insanlık tarihinde görülmesiyle
devam ettirilmiştir. Burjuvazi, insanın değer yaratma sürecinde toprağa gömdüğü
tüm gerilikleri özgürlük diye pazara çıkardı.
İran’da
elektrik sayacı ve uydu sinyalleri üzerinden porno izleyenleri cezalandırma
yönünde kulaklara fısıldanan saldırı, emperyalizmin solunun eseridir. Seküler
kesimlerin aradığı otuz yıl önceki ülke, kırmızı nokta filmlerin yayınlandığı
döneme denk geliyor. Fuhşu seks işçiliği diye savunan varsa bunu kendi ailesine
önersin. Bu gerçeği açık yüreklilik, berrak bir ideoloji ve dille
savunmadığımız sürece kaybetmeye mahkûmuz.
Sünneti
“erkek çocuğun bedenine müdahale” diyerek yaygara kopartanlar, trans çocuk reklâmı
yapıyorlar. Zorla aşı yapılmasını, aşı yaptırmayanların kamu kurumlarındaki
görevine devam edemeyeceğini, tam kapanmanın şart olduğunu söyleyen sol, bunu “bedene
zorla müdahale” diye kabul etmiyor. O sol ki açlık grevindeki insanların
bedenine zorla müdahale edilip sakat bırakılmalarını savunan öjeni
uzmanlarından ibarettir.
İki
öpüşen kadının Ramazan yasağını deldiğini manşet yapan kafa, emperyalizmin
ideolojisinin ürünüdür. Aynı kafa, yoldaşı olması gereken kadını taciz ettiği
için dövülerek parti saflarından atılanı sahiplenir, parti gerçeğine savaş
açar. Partiyi aile olarak görmeyenler, aile içinde kabul görmeyecek sapmalara
sessiz kalır.
Yarın
yine sol, MESEM, iş cinayetleri, kadın ve çocuk hakları, LGBT’ye kalkan olmak için
alanlara çıkacak. O zaman suratına tükürülmeyi hak eden de bu soldur. Bizim
yıkılmaz tek kale olan kitlelerden/halktan başka dayanağımız olamaz. Marjinale
siyaset örenler; şeytana tapan, çocukları katleden, genç kızların zorla ırzına
geçen emperyalizme taraftır.
Emperyalizme
hiçbir zaman taraf olmayacağız, tüm değerlerine saldırılıp birbirine düşman
edilen halklarımıza sırtımızı hiçbir zaman dönmeyeceğiz.
Sinan Akdeniz
9 Şubat 2026



0 Yorum:
Yorum Gönder