09 Ekim 2026

, ,

Che’nin Başı

“O kurşunlar, Che’nin görüntüsünden çok ruhunu hedef almışlardı.”[1]

[Thomas Sankara, “You Cannot Kill Ideas”]

 

Onun kellesini istiyorlardı. İzini sürmek için dünya genelinde, hiçbir masraftan kaçınmadıkları bir insan avı başlattılar. İmparatorluğun efendileri ve onların yardakçıları, kendilerini zekâsıyla alt eden, “bir, iki, üç daha fazla Vietnam” yaratma hedefini açıkça dile getiren o adamın kellesine muhtaçlardı.[2] Karayipler’de ve Afrika’da zaten büyük hasar verilmiş, sıra Güney Amerika'ya gelmişti. Bu görevi mecazi bir anlamda ele almıyorlardı. Görünüşe göre, kellesinin bir kavanoza konup savaş ganimeti olarak hızla Washington’a gönderilebilmesi için, kelimenin tam anlamıyla başının kesilmesini istiyorlardı.[3]

Dünya genelinde yabancı hükümetleri devirme konusunda imparatorluğa model teşkil edecek olan o darbede, Amerikan imparatorluğunun yürüttüğü psikolojik savaşı deşifre eden isyancının kellesini istiyorlardı. Olaylar, ellilerin başında Guatemala’da geçiyordu.

Devlet Başkanı Jacobo Árbenz, ülkesinin sefil bir şekilde az gelişmiş bir “muz cumhuriyeti” olarak kalmasına izin vermek yerine, ulusal kalkınma yolunu izlemeye karar vermişti. Böyle bir duruş, onu ülkeyi bir yarı-sömürge olarak kontrolü altında tutan Birleşik Meyve Şirketi ile çatışmaya soktu.[4] Árbenz'in gitmesi gerekiyordu, ayrıca o dönemde Ernesto Guevara adıyla bilinen, imparatorluğun bir diğer düşmanı da tüm bu sürecin bizzat tanığıydı.

ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana elliden fazla hükümeti devirdiği, o uzun hükümet yıkma tarihinde imparatorluğun “çifte darbesi” (veya “arka arkaya iki yumruk atma”) olarak adlandırabileceğimiz yöntemle, militan eylemler ile psikolojik savaşı sürekli olarak bir arada kullandı.[5] Sayısız kurum içi belgenin de doğruladığı üzere, “gönülleri ve zihinleri kazanma” savaşı, ABD’nin imparatorluk inşası çabalarının temel unsuruydu.

Guatemala örneğinde ise, tüm operasyonu Birleşik Meyve Şirketi adına, modern propagandanın önde gelen isimlerinden biri, aynı zamanda bizzat Freud’un iki taraftan da yeğeni olan kişi yönetiyordu. Kırkların başından itibaren şirketin “halkla ilişkiler danışmanı” olarak görev yapan Edward Bernays, yüksek kazançlı bir kitle zihni manipülasyonu faaliyeti yürütmek amacıyla, amcasının teorilerinden oportünist bir biçimde istifade etti.[6]

Şirket aynı zamanda Washington’da, Merkezi Haber Alma Teşkilâtı (CIA) içinde yakın dostları bulunan, Árbenz’in muhaliflerini silahlandırmayı amaçlayan “Kısmet Operasyonu” adı verilen CIA komplosunda yer almış Thomas G. Corcoran isimli bir lobici de bünyesinde bulunduruyordu.[7] Kısa süre sonra, ABD hükümetinin çeşitli kurumları, amacı Guatemala hükümetini devirmek olan ve ileride “Başarı Operasyonu” adıyla anılacak girişime dâhil oldu. Burjuvazi ile burjuva devleti arasındaki sıkı ilişki göz önüne alındığında, bu durum hiç de şaşırtıcı değildi:

“Dışişleri Bakanı John Foster Dulles, onlarca yıl boyunca şirketin en önemli hukuk danışmanlarından biriydi. Kardeşi ve aynı zamanda CIA Direktörü olan Allen da şirket için hukuki işler yürütmüş, şirketin hisselerinden önemli bir kısmına sahip olmuştu. Amerika Ülkeleri Arası İlişkilerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı John Moors Cabot ise şirketin büyük hissedarlarından biriydi. Dışişleri Bakanlığı’nda uluslararası güvenlik işleri direktörü olan, daha önce Birleşik Meyve Şirketi’nin başkanlığını yapmış kardeşi Thomas Dudley Cabot da öyleydi.”[8]

Böylece Dulles’ın başında olduğu CIA, kurumla işbirliği yapan Bernays’in yürüttüğü kampanyayla birlikte büyük bir psikolojik savaş operasyonuna girişti. ABD’nin ana akım basını da onların belirlediği bu tempoya tam bir uyum içinde eşlik etti.[9] dürüstlükten zerre nasiplenmemiş olan gazeteler, Árbenz’i Sovyetler Birliği ile bağlantıları olan koyu bir komünistmiş gibi tasvir ederek, halihazırda yoğun bir antikomünist propaganda bombardımanına maruz kalmış olan ABD kamuoyunun öfkesini körüklediler.[10]

“Gönülleri ve zihinleri kazanma” savaşı, CIA’in 1954’teki darbesi için gerekli ideolojik zemini hazırladı. Bu darbe, acımasız diktatör Carlos Castillo Armas’ı iktidara getirerek, “40 yıl sürecek askeri yönetim, ölüm mangaları, işkence, zorla kaybetmeler, toplu infazlar ve hayal bile edilemeyecek zulümlerle dolu bir dönemi başlattı. Toplamda 200.000’den fazla kurbanın verildiği bu süreç, tartışmasız bir biçimde yirminci yüzyılın en insanlık dışı sayfalarından biriydi.”[11]

Guevara, darbenin gerçekleşme sürecine tanık olurken radikalleşti, anti-emperyalist direnişe destek vermek amacıyla, bir sağlık ekibine katıldı. Ayrıca, özgürleşmiş bir halkın kendi savunması için silahlandırılması gerekliliği gibi önemli dersler çıkaran Guevara, savaşın aynı anda iki cephede yürütüldüğünü kavradı. Psikolojik savaş, emperyalist savaşın zeminini hazırlıyor, onsuz tahayyül bile edilemeyecek olan askeri saldırılara zemin sağlıyordu. Aynı zamanda psikolojik savaş, hem olay sırasında hem de sonrasında bir kalkan işlevi görüyordu, zira psikolojik savaş, askeri savaşa eşlik eden bir gölgeydi.

Dünya çapında Che adıyla tanınan adam, savaşını iki cephede yürütüyordu. ABD destekli bir diğer diktatör Fulgencio Batista’yı devirmek üzere Küba halkıyla başarılı bir şekilde örgütlendikten sonra, uluslararası çapta bir fikirsel kurtuluş savaşına girişti. Diğer girişimlerinin yanı sıra, bilgi emperyalizminin zincirlerini kıran bir haber kuruluşu olan Prensa Latina’nın (Prela) kurulmasına da öncülük etti. Prela bünyesinde çalışan iki genç gazeteci, Gabriel García Márquez ve Rodolfo Walsh, Küba hükümetini devirmek amacıyla planlanan Domuzlar Körfezi çıkarmasını konu alan bir CIA teleksini ele geçirip deşifre ettiler.[12] Bu bilgiyi, durumdan başka kanallar aracılığıyla zaten haberdar olan ülke liderleriyle paylaştılar, böylece Küba halkı saldırıya karşı hazırlandı ve Teşkilât’ın (CIA) işgal girişimini başarıyla püskürttü. İmparatorluğu zekâlarıyla alt eden Kübalılar, her şeye kadir olduğunu göstermeye çalışan kudretli bir devlet kurumunu küçük düşürdüler.

Onu Küba’da öldüremeyen, Afrika’da yenilgiye uğratamayan güçler, ABD destekli bir başka diktatörlüğü daha devirmek üzere, gerillaları eğittiği Bolivya’da buldular izini. 1962 ile 1968 yılları arasında 15 milyon dolar aktararak ülkedeki karşı-devrimci taburları finanse eden, silahlandıran ve eğiten ABD savaş makinesi, CIA subaylarının komutası altında her türlü yöntemi kullanarak onu avlama girişimini sürdürdü.[13] Nihayet izini bulduklarında onu sağ ele geçirdiler. Uluslararası anti-emperyalist hareketin bir sembolü ve birleştirici gücü olarak ne denli büyük bir etkiye ulaştığından korktukları için, onu utanç verici bir şekilde katlettiler. Böylece hareketin başı kesilmiş oldu ya da onlar öyle umuyorlardı.

Ne var ki, sadece o adamı öldürmekle yetinmek istemiyor, onun temsil ettiği fikirleri ve değerleri de yok etmek istiyorlardı. Bu nedenle, Bolivya günlüğünün yayımlanma sürecini denetim altına alarak, onun edebi mirasını kontrol etmeye yönelik bir mücadeleye giriştiler. Belgeler, ABD’nin bölgedeki zalim maşası ve Bolivya diktatörü René Barrientos’un eline geçmişti. Barrientos da bunların birer kopyasını derhal CIA’e, Pentagon’a ve ABD hükümetine göndermişti.[14] Barrientos rejimi, bir süre sonra yayın haklarını en yüksek teklifi verene açık artırmayla satma yoluna gitti.

Bu hakları elde etmek için iki istihbarat bağlantılı isim yarışa girdi. ABD Ordusu istihbarat servisinde çalışmış, casusluk örgütleriyle bağlantısı olduğundan şüphelenilen Andrew Saint George, Magnum Publishing adına pazarlık yürüttü.[16] Ardından Sol Stein, kendi yayıneviyle devreye girdi. Stein; en az iki kez CIA bordrosunda yer almış, teşkilât destekli Amerikan Kültürel Özgürlük Komitesi’nin (ACCF) icra direktörlüğünü yapmış, ACCF’in yayın organı New Leader’ı yönetmiş, Psikolojik Strateji Kurulu (PSB) ile işbirliği yapmış, (Frankfurt Okulu akademisyeni Leo Löwenthal ile birlikte) ABD’nin propaganda kurumu Voice of America (Amerika’nın Sesi) bünyesinde çalışmış, koyu bir anti-komünist propaganda uzmanıydı.[16] Henry Butterfield Ryan, Stein’ın yayınevine Bolivya günlüklerini (CIA’in kendi içindeki adlandırmasıyla) “Şirket”in (Company) teslim ettiğini öne sürüyor.[17]

Sol, bu süreçte bir karşı saldırıya geçti. Gazeteci Michèle Ray, Fransız yayıncı Jean-Jacques Pauvert adına görüşmeler yürüttü. Ancak Amerikalılar, onu adım adım izliyor, istihbarat raporlarını Bolivya generalleriyle paylaşıyordu. Üstelik Ray’in, sunduğu abartılı tekliflere rağmen, bu işe ayırabildiği bütçe, teşkilâtla işbirliği yapanların bir araya getirebileceği meblağın çok altındaydı. Grove Yayınevi’nden Barney Rosset de şansını denedi ve Che’nin günlüğünün altı sayfasını Evergreen Review dergisinde yayımlamayı başardı. Buna tepki gösteren Kübalı muhalif sürgünler, New York şehir merkezindeki Grove Yayınevi bürolarını bombaladılar. Che’nin konuşması sırasında Birleşmiş Milletler binasına bazuka doğrulttukları 1964 yılındakinin aksine, bu sefer hedeflerini ıskalamadılar. Grove Yayınevi, CIA’i bombalama eyleminin arkasında olmakla, ayrıca Praeger A.Ş.. ile Fodor A.Ş. gibi Grove Yayınevi’nin rakiplerini gizlice finanse ederek gözetleme, sızma ve ekonomik sabotaj faaliyetleri yürütmekle suçlayan bir dava açtı.[18] Castro ise elindekileri mümkün olan en kısa sürede yayımladı ve İngilizce çevirilerin tefrika edilmesi için Ramparts ile bir anlaşma imzaladı.[20]

Bu, sınır tanımayan, tam anlamıyla bir fikir savaşıydı. Che’ye suikast düzenleyen Teşkilât, onun öldürülmesiyle yetinmemiş; devrimci mirasını ve temsil ettiği fikirleri de yok etmeye girişmişti. Teşkilâta mensup ajanlar, tarihi kendi anlatılarına uyacak şekilde yeniden yazarak, geçmişi ve bugünü sahiplenmeye, ardından da işbirlikçi akademisyenler, gazeteciler, yayıncılar ve halkla ilişkiler uzmanlarının yardımıyla ürettikleri emperyalist propagandayı piyasaya sürmeye kararlıydı.

Yayıncı Stein, ki kendisi, o simgeleşmiş devrimcinin öldürülmesinden sorumlu olan teşkilâtla aynı kurum bünyesinde çalışmıştı, Che’nin Bolivya günlüğünün kendi versiyonunu yayımlamak üzere, CIA ajanı olduğuna dair pek çok emare taşıyan editör Daniel James ile işbirliği yaptı. Tabii bu işin “Şirket”in işi olduğuna hiç değinmedi (CIA jargonunda “ajan”, teşkilâtın gündemi doğrultusunda harekete geçirilen herkesi ifade eder. Bazen maaşlı bir saha görevlisi anlamında kullanılsa da, “memur” terimi, teşkilâtın tam zamanlı çalışanlarını tanımlar).[20]

Onların tarih anlatısına göre, Che’nin Bolivya’daki müdahalesinin amacı, diktatörlükten kurtuluş sağlamak değil, “Bolivya hükümetini büyük çaplı bir Amerikan müdahalesi talep etmeye mecbur bırakacak kadar sorun yaratmak”tı.[21] Ne var ki, CIA bağlantılı bu yazarın yaklaşık 60 sayfalık giriş yazısında öne sürdüğü üzere, “Che, askeri bir harekât planlama becerisinden yoksundu. Anlaşılan o ki yedi yıl boyunca şoförlü limuzinlerle gezip nispeten refah içinde bir hayat sürdükten sonra, 39 yaşında gerilla yaşamına geri dönmek hiç kolay olmamıştı.”[22] Gene de, kendisine atfedilen bu yetersizliklere ve burjuva yaşam tarzının getirdiği rehavete rağmen, Che, görünüşe göre denemeye ve başarısız olmaya mecburdu. Zira aksi takdirde “yol kenarında kalıp tarihin tozlu sayfalarında kaybolup gidecekti”: “Devrimin ona duyduğu ihtiyaç, onun devrime olan ihtiyacından daha azdı.”[23] Yazara göre, onun şöhret ve zafer peşinde koşarken ortaya koyduğu Don Kişotvari çaba, “büyük bir gerilla taktikçisi olarak Che Guevara efsanesi”nin kesin bir biçimde yıkılmasından başka bir sonuca yol açmamıştı.[24]

Bu satırların yazarı Daniel James’in CIA ile ilişkisi, muhtemelen teşkilâtın finanse ettiği dergilerden biri olan New Leader’da gazetecilik yaptığı dönemde başlamıştı. Bu dergi ACCF ağının bir parçasıydı ve yukarıda sözü edilen, Guatemala’ya karşı yürütülen yoğun propaganda kampanyasında aktif rol oynamıştı (Bernays’in dergiyle yakın bir ilişkisi vardı ve derginin yazı işleri müdürü Sol Levitas’ın da arkadaşıydı).[25] Hatta James, Guatemala’daki toprak reformunun karanlık bir Sovyet komplosunun parçası olduğunu iddia eden bir kitap kaleme alarak, bu antikomünist kampanyaya büyük katkıda bulunmuştu. Kitapta, isyancıların şüpheli bir hamisi olmasına rağmen, CIA’den hiç söz edilmiyordu.[26] Oysa eser, “CIA’yle işbirliğinin ürünü olduğuna dair açık belirtiler” taşıyordu. Zaten Şirket’in (CIA’in) bir aracı kuruluşu tarafından yayımlanmıştı.[27]

James’in Red Design for the Americas: Guatemalan Prelude [“Amerika Kıtası İçin Kızıl Tasarı: Guatemala Peşrevi”] adlı eseri, Birleşik Meyve Şirketi tarafından o kadar çok beğenilmişti ki, 1954 darbesinin arkasındaki bu şirket, kitabın nüshalarını satın alıp medyaya dağıtmıştı. Böylece, CIA çizgisindeki bu yazar, hem Guatemala’daki yönetimi devirmeye yönelik psikolojik savaşta hem de Che’nin mirasını sahiplenme mücadelesinde rol almış oluyordu.

Emperyalist propagandacılar, Castro, Ray, Ramparts ve diğer pek çokları sayesinde bu muharebeden mağlup çıkmış olsalar da, fikir savaşından kesinlikle vazgeçmediler. Meslekten propagandacı Daniel James, Che üzerine bir biyografi çalışmasına girişti. Kitap, 1969’da Stein’ın CIA bağlantılı yayınevi tarafından basıldı. Bayat bir anti-komünizm anlayışının damgasını taşıyan kitap, Che’yi “bir devrim yapıcısından ziyade bir şiddet dininin havarisi” olarak resmediyordu.[28] Kitapta dillendirilen, “Che yaşıyor” sloganının Batı’da “neredeyse yalnızca küçük ve hastalıklı bir azınlık nezdinde karşılık bulduğu”yla ilgili çıkarımı, eserin genel üslubuna dair net bir fikir veriyordu:

“Daha geniş bir kesimde ilgi uyandırdığı Batı’da bile Che, esasen küçük azınlık grupları için ‘yaşıyordu’: müfrit öğrenciler, Yeni Sol ve Eski Sol’un yeniden ısıtılıp piyasaya sürülmüş versiyonları, caudillo (otoriter lider) tipi semboller olmadan yaşayamayan iflah olmaz romantik liberaller; isyankâr ergenler ve hayal kırıklığına uğramış orta yaşlılar... Bu son grup, tıpkı Che’ye duydukları hayranlık gibi, Bonnie ve Clyde’a, Boston Kasabı’na ve alametifarikası şiddet olan her türlü anti-kahramana da hayranlık duyan kimselerdi.”[29]

Edward Bernays, bir dergi yazarının ve yayın yönetmeninin sözlerine atıfta bulunarak, “Propagandanın devası daha fazla propagandadır” diyordu.[30] Bu, Che’nin hayatı ve mirası üzerine süregelen savaş için de, ABD hükümetini onun katlindeki sorumluluktan aklama yönündeki bitmek bilmeyen girişimler için de geçerli bir tespit.

Michael Ratner ve Michael Steven Smith, bu girişimlerin bazılarına dair genel bir bakış sunarken, aynı zamanda aksini gösteren kapsamlı belgesel kanıtları da ortaya koyuyor ve okurlarına, suçlanan tarafın tanınmış bir seri katil olduğunu (ABD, 1948 ile 1967 yılları arasında en az on sekiz önde gelen liderin suikastına karıştığı gerçeğini) hatırlatıyor:

“Che’nin öldürülmesi, ABD hükümetinin çıkarınaydı. CIA ve ABD Özel Kuvvetleri, Che’yi ele geçiren Bolivya Korucu Taburu’nu bizzat eğitmişti. Bolivya subayı kılığına girmiş CIA ajanları, sahada koruculara eşlik etmişti. ABD, gerekli silah ve istihbaratı sağlamıştı. Üstelik bir CIA ajanı, görünüşe göre Che’nin öldürüldüğü sırada olay mahalindeydi.”[32]

En ilginç çalışmalardan biri, Oxford Üniversitesi Yayınları’nın 1998’de yayımladığı Henry Butterfield Ryan imzalı The Fall of Che Guevara [“Che Guevara’nın Ölümü”] adlı eserdir. Ratner ve Smith, Ryan’ın kitabını “Che'nin öldürülmesine dair en iyi araştırılmış çalışma” olarak nitelendirir. Nitekim, Ryan da diğer yayınlara kıyasla “sorumluluğu ABD’ye yükleme” konusunda daha net bir tavır içindedir.[32] Gene de nihayetinde şu görüşü savunur: “ABD hükümeti, Guevara meselesinde Bolivya’daki müttefikleri sakinleştirmiş, onu ne bizzat öldürmüş ne de öldürülmesi için emir vermiştir.”[33]

Ulaşılan böylesi bir sonucu idrak edebilmek için, tıpkı Daniel James örneğinde olduğu gibi, Ryan’ın da çalışmalarını daha geniş kapsamlı bir fikir savaşı bağlamında değerlendirmemizi sağlayan bir dizi bağlantıya sahip olduğunu bilmek yararlı olacaktır. Kitapta kendisinden yalnızca “emekli bir ABD Dışişleri Bakanlığı görevlisi ve profesyonel tarihçi” olarak bahsedilse de, Ryan, yirmi beş yıl boyunca ABD Enformasyon Kurumu’nda (USIA) çalışmıştır.[34] Eski USIA direktörü Alvin Snyder, kurumun rolünü şu türden bir açık sözlülükle tarif etmiştir:

“ABD hükümeti, dünyanın en büyüğü olan ve ABD’nin en büyük yirmi ticari halkla ilişkiler firmasının toplam büyüklüğüne denk gelen, kapsamlı hizmet sunan bir halkla ilişkiler örgütü yönetiyordu. Yaklaşık 150 ülkeye yayılmış 10.000’den fazla tam zamanlı personeli; yılda 2 milyar doları aşkın bir bütçeyle ve 70’ten fazla dilden oluşan, aşırı gürültülü bir merkez aracılığıyla, haftada 2.500 saat boyunca Amerika’nın imajını parlatıp Sovyetler Birliği’ni karalıyordu. Bu propaganda makinesinin en büyük kolu, ABD Enformasyon Kurumu (USIA) olarak adlandırılır.”[35]

Reed Harris, USIA’in kitap programının hedeflerini şu ifadelerle ortaya koymuştur:

“Kendi belirlediğimiz şartlar uyarınca yazılmış, başka türlü zaten yayımlanmayacak olan, özellikle de alabildiğine anti-komünist olan kitaplara sahibiz. […] Kitabın, tasarlanma aşamasından nihai düzenlenmiş taslağına kadar her aşamasını biz kontrol ediyoruz.”[36]

Ryan, kariyerini bu propaganda ajansı için çalışarak geçirmiştir. Che’nin öldürülmesi üzerine yazdığı kitap, ulusal güvenlik devleti görevlileriyle dolu olan ve Ryan’ın denetimine katkıda bulunduğu 1993 tarihli bir USIA raporunun yayımcılığını da üstlenen Georgetown Üniversitesi Diplomasi Çalışmaları Enstitüsü’nde kaleme alınmıştır.[37] Dahası, kitabının ABD’li yetkililer ve bir CIA görevlisi tarafından incelendiğini (ancak Castro veya destekçileri tarafından incelenmediğini) kabul etmiştir.[38] Hayatı boyunca propaganda faaliyetleri yürüten bu kişinin, tarihi kirden pastan arındırma ekibinin bir parçası olduğu, devletin dezenformasyon faaliyetini akademik yollarla aklayarak imparatorluğun suçlarını temize çıkarmaya çalıştığı açık. Dünya düşünce savaşı hiç durmaksızın devam etmektedir.

Şimdi o CIA yazarının Boston Kasabı’na benzettiği adama dönelim. Onlar, kelimenin tam anlamıyla Che’nin kellesini istiyorlardı. Onu öldürenler, başını kesip La Paz üzerinden Washington’a göndermek niyetindeydi. Böyle bir savaş ganimeti, ellerine kan bulaştırmadan, “biz yapmadık” diyerek o makul inkâr etme imkânından yararlanmayı tercih etmek suretiyle, oyunu kuran ve bu işin emrini, talimatını veren efendilerden takdir toplamayı hak ediyordu. Ancak bunun yerine bir parmağın kesilmesini öneren sahadaki CIA görevlisi Félix Rodríguez’in çarpıcı ifadesiyle, bu fikir, görünüşe göre “fazla barbarca” bulunmuştu.[39] Varılan uzlaşma da bir o kadar önemliydi: Katilleri, devrimcinin ellerini kesmeye karar verdiler. Emperyalizmin oligarkları, genellikle kurbanlarının gözlerinin içine bakmak istemediklerinden, barbarca bir çehre barındırmayan bir kafa kesme yöntemini tercih ederler.

Suikastçılarının elleri sayesinde, istediklerini elde edeceklerdi. Nihayetinde, onun kellesini, mecazi anlamda, almayı tercih ettiler: onun ölmesini istiyorlardı; ayrıca mirasına el koyup temsil ettiği fikri de öldürerek, küresel anti-emperyalist hareketin başını kesmeyi amaçlıyorlardı.

Sol cenahtan bir müttefik kaybedildiğinde sıkça dile getirilen bir söz vardır: “Bir insanı öldürebilirsiniz ama bir fikri öldüremezsiniz.” Elinizdeki bu üç ciltten oluşan eser, dünyada çok daha radikal bir tezi, yani komünizm fikrini öldürerek çok daha fazla insanı ve bizzat gezegeni yok edebileceğiniz tezini sınamaya girişen güçler üzerine yapılmış kapsamlı bir incelemedir. Bu güçlerin başarısızlığa uğraması, insanlığın bağlanması gereken bir ahittir.

Gabriel Rockhill

[Kaynak: Who Paid the Pipers of Western Marxism?: The Intellectual World War /Marxism versus The Imperial Theory Industry, Cilt I, Monthly Review Press, 2025, s. 14-24.]

Dipnotlar:
1. Thomas Sankara, Thomas Sankara Speaks: The Burkina Faso Revolution 1983–87 (New York: Pathfinder Press, 2007), 456.

2. Ernesto Che Guevara, Che Guevara Reader: Writings on Politics & Revolution, yh. David Deutschmann ve María del Carmen Ariet (Havana: Ocean Press, 2013), 361.

3. See Joel Whitney, Finks: How the C.I.A. Tricked the World’s Best Writers (New York: OR Books, 2016), 249 ve Jon Lee Anderson, Che Guevara: A Revolutionary Life (New York: Grove Press, 1997), 742.

4. Bkz.: Stephen Schlesinger ve Stephen Kinzer, Bitter Fruit: The Story of the American Coup in Guatemala (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1999).

5. William Blum, Rogue State: A Guide to the World’s Only Superpower (Londra: Zed Books, 2014), x, ayrıca yazarın şu başlığı taşıyan, internette yer alan envanterine de bakılabilir: “Overthrowing Other People’s Government: The Master List,” William Blum.

6. Edward L. Bernays, Biography of an Idea: The Founding Principles of Public Relations Counsel Edward L. Bernays (New York: Simon & Schuster, 1965), 744. Ayrıca bkz.: Robert Skvarla, “Edward Bernays: Propaganda and the U.S.-Backed 1954 Guatemalan Coup,” Covert Action Magazine (10 Aralık 2021) ve Adam Curtis, The Century of the Self, BBC, 2002, film.

7. Bkz.: Schlesinger ve Kinzer, Bitter Fruit.

8. Stephen Kinzer, Overthrow: America’s Century of Regime Change from Hawaii to Iraq (New York: Times Books, 2007), 129–30. Kinzer şunu ekliyor: “Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı General Robert Cutler, Birleşik Meyve Şirketi’nin eski yönetim kurulu başkanıydı. Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası Başkanı John J. McCloy, şirketin eski bir yönetim kurulu üyesiydi. Hem Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Walter Bedell Smith hem de ABD’nin Kosta Rika Büyükelçisi Robert Hill, kamu görevinden ayrıldıktan sonra yönetim kuruluna katılacaklardı” (130). ABD’nin kapitalist egemen sınıfı, burjuva devleti ve Guatemala’daki darbe arasındaki çok sayıdaki bağlantı hakkında bkz. Stephen Kinzer, The Brothers: John Foster Dulles, Allen Dulles, and Their Secret World War (New York: Times Books, 2013).

9. Yayınlanan belgeler, en azından 1958 ve 1959 yıllarında Bernays’in CIA ile yazıştığını ve kurumla bilgi paylaştığını ortaya koyuyor. Bkz.: “Letter to Mr. Edward L. Bernays from (Sanitized),” 4 Nisan 1958, the CIA FOIA Electronic Reading Room, CIA; “Letter to Mr. Edward L. Bernays from (Sanitized),” June 30, 1958, the CIA FOIA Electronic Reading Room, CIA; “Letter to Mr. & Mrs. Edward L. Bernays from (Sanitized),” 20 Nisan 1959, the CIA FOIA Electronic Reading Room, CIA.

10. Bu noktada, propaganda kampanyası aksini iddia etse de, ABD hükümetinin, Moskova’nın sözde komünizm virüsünü ABD’nin Birleşik Devletleri'nin eşiğine kadar yaymak için bir komplo kurmadığını gayet iyi bildiğini belirtmek gerekiyor. “Sovyetler’in Guatemala ile hiçbir askeri, ekonomik, hatta diplomatik ilişkisi yoktu” ve “Dışişleri Bakanlığı’nın bizzat yaptığı bir çalışma, Guatemala’daki az sayıdaki komünistin ‘bölgenin yerlisi’ olduğunu ortaya koymuştu.” Kinzer, Overthrow, 136.

11. William Blum, Rogue State: A Guide to the World’s Only Superpower (Londra: Zed Books, 2014), 168. Bkz.: Allan Francovich’in belgesel filmi The Houses Are Full of Smoke (1987), film ilk bölümde Guatemala’ya odaklanıyor.

12. Bkz.: Whitney, Finks, 185–86 ve Joel Whitney, Flights: Radicals on the Run (New York: OR Books, 2024), 78.

13. Bkz.: Michèle Ray, “The Execution of Che by the CIA,” Ramparts, Mart 1968, 37.

14. Fidel Castro, “A Necessary Introduction,” Ernesto Che Guevara, The Bolivian Diary: Authorized Edition içinde (New York: Seven Stories Press, 2006), 13. Castro devamında “CIA ile bağlantılı gazetecilerin aynı zamanda Bolivya içinde belgelere de erişimi bulunduğunu” söylüyor.

15. Bkz.: Whitney, Finks, 245. Carlos Soria Galvarro T.’nin tarifine göre Saint George “CIA ile bağlantılı”ydı. Galvarro aynı zamanda bu George’a gene CIA ile bağlantılı olan gazeteci Juan de Onis’le birlikte orijinal günlüğe erişim imkânı verilmişti. Bkz.: “La odisea del Diario del Che en Bolivia,” Carlos Soria Galvarro T., El Che en Bolivia: Documentos y testimonios içinde (La Paz: La Razón, 2005), 7-8.

16. Bkz.: Whitney, Finks, 245–46 ve Henry Butterfield Ryan, “Introduction”, Daniel James, Ché Guevara: A Biography içinde (New York: Cooper Square Press, 2001), x. Psikolojik Strateji Kurulu ile kurduğu işbirliği konusunda bkz.: Memorandum for the Record re Luncheon with Mr. Sol Stein, 19 Ocak 1955, Edward P. Lilly: Papers, 1928–1992, Box 55, Folder Freedom Academy (4), Dwight D. Eisenhower Library.

17. Ryan, “Introduction,” xi.

18. Bkz.: United Press International, “Grove Press Sues CIA in Bombing,” San Francisco Examiner, 18 Temmuz 1975; “Grove Press Sues CIA; Asks $10-Million Damages,” Publisher’s Weekly, 28 Temmuz 1975; Anna Marcum, “Grove Press: Cuba Libre, Che, and the CIA,” 26 Temmuz 2022, Village Preservation; “Court Bars a Move to Seize C.I.A. Files,” New York Times, 21 Ağustos 1975, NYT.

19. Fidel’in Che’nin günlüğünü nasıl ele geçirdiğiyle ilgili bilgi için bkz.: Soria Galvarro T., “La odisea del Diario del Che en Bolivia.”

20. İkincil önemdeki çalışmaların önemli bir kısmı dâhil olmak üzere birçok makale ve kitapta “CIA ajanı” tabiri genelde CIA çalışanlarını ifade etmek için kullanılsa da bu kitapta “ajan” kelimesi kimi yerlerde daha kapsamlı bir anlama sahip. Terimin nasıl kullanıldığına göre içeriğinin de netliğe kavuşturulması gerekiyor.

21. Daniel James, “Preface,” The Complete Bolivian Diaries of Ché Guevara and Other Captured Documents içinde, yh. Daniel James (New York: Stein and Day 1968), 7.

22. Daniel James, “Introduction”, The Complete Bolivian Diaries of Ché Guevara and Other Captured Documents içinde, yh. Daniel James, 68, 69.

23. A.g.e., 69, 68.

23. A.g.e., 67. James’e göre Che ve Fidel teoriye öyle çok dalmışlar, Küba’daki deneyimlerine öyle çok vurgulamışlardı ki “Bolivya’nın gerçekliğini görememişlerdi.” (a.g.e.)

25. Bkz.: Ryan, “Introduction,” xi; Whitney, Finks, 43 ve 155–56; Schlesinger ve Kinzer, Bitter Fruit, 80, 89, 107.

26. Ryan, “Introduction,” xi.

27. A.g.e. Kitabı “CIA’in propaganda faaliyetlerine yönelik ihtiyaçları doğrultusunda kara propaganda yayınları yapan bir sürü CIA elemanından biri olan” John Day bastı. Whitney, Finks, 156.

28. James, Ché Guevara, 346.

29. A.g.e., 304–5.

30. Bernays, Biography of an Idea, 384. Yazar, New Republic dergisinin yayın yönetmeni Bruce Bliven.

32. Michael Ratner ve Michael Steven Smith, Who Killed Che? How the CIA Got Away with Murder (New York: OR Books, 2011), 30 (ayrıca bkz.: s. 31). Bu kitapta yer verilen belgeler yanında Che suikastı ile ilgili belgeleri içeren Ulusal Güvenlik Arşivi’nin internette en az iki havuzu mevcut: Nsarchive ve Archive.

32. Ratner ve Smith, Who Killed Che?, 29.

33. Henry Butterfield Ryan, The Fall of Che Guevara: A Story of Soldiers, Spies, and Diplomats (Oxford: Oxford University Press 1998), 3–4.

34. Bu bilgiye internette bulabileceğimiz, şu türden biyografilerde ulaşmak mümkün: Prabook ve Encyclopedia.

35. Alvin A. Snyder, Warriors of Disinformation: American Propaganda, Soviet Lies, and the Winning of the Cold War (New York: Arcade Publishing, 1995), xi.

36. Aktaran: Claude Julien, America’s Empire, çev. Renaud Bruce (New York: Pantheon Books, 1971), 313, çeviri bir miktar değiştirildi.

37. Bkz.: Hans Binnendijk, Henry Butterfield Ryan ve Robert R. Gosende, yh., USIA: New Directions for a New Era (Washington D.C.: Institute for the Study of Diplomacy, Georgetown University, March 1993).

38. Ryan, The Fall of Che Guevara, x.

39. Anderson, Che Guevara, 742. Ayrıca bkz.: Soria Galvarro T., “La odisea del Diario del Che en Bolivia” ve Jorge I. Pérez, “‘Lo único llevado a Cuba son las manos’ del Che, afirma quien lo capturó,” SWI swissinfo.ch, 6 Temmuz 2022, Swissinfo.

0 Yorum: