“O kurşunlar, Che’nin görüntüsünden çok ruhunu hedef almışlardı.”[1]
[Thomas Sankara, “You Cannot Kill Ideas”]
Onun
kellesini istiyorlardı. İzini sürmek için dünya genelinde, hiçbir masraftan
kaçınmadıkları bir insan avı başlattılar. İmparatorluğun efendileri ve onların
yardakçıları, kendilerini zekâsıyla alt eden, “bir, iki, üç daha fazla Vietnam”
yaratma hedefini açıkça dile getiren o adamın kellesine muhtaçlardı.[2]
Karayipler’de ve Afrika’da zaten büyük hasar verilmiş, sıra Güney Amerika'ya
gelmişti. Bu görevi mecazi bir anlamda ele almıyorlardı. Görünüşe göre,
kellesinin bir kavanoza konup savaş ganimeti olarak hızla Washington’a
gönderilebilmesi için, kelimenin tam anlamıyla başının kesilmesini
istiyorlardı.[3]
Dünya
genelinde yabancı hükümetleri devirme konusunda imparatorluğa model teşkil
edecek olan o darbede, Amerikan imparatorluğunun yürüttüğü psikolojik savaşı deşifre
eden isyancının kellesini istiyorlardı. Olaylar, ellilerin başında Guatemala’da
geçiyordu.
Devlet
Başkanı Jacobo Árbenz, ülkesinin sefil bir şekilde az gelişmiş bir “muz
cumhuriyeti” olarak kalmasına izin vermek yerine, ulusal kalkınma yolunu
izlemeye karar vermişti. Böyle bir duruş, onu ülkeyi bir yarı-sömürge olarak
kontrolü altında tutan Birleşik Meyve Şirketi ile çatışmaya soktu.[4] Árbenz'in
gitmesi gerekiyordu, ayrıca o dönemde Ernesto Guevara adıyla bilinen,
imparatorluğun bir diğer düşmanı da tüm bu sürecin bizzat tanığıydı.
ABD,
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana elliden fazla hükümeti devirdiği, o uzun hükümet
yıkma tarihinde imparatorluğun “çifte darbesi” (veya “arka arkaya iki yumruk
atma”) olarak adlandırabileceğimiz yöntemle, militan eylemler ile psikolojik
savaşı sürekli olarak bir arada kullandı.[5] Sayısız kurum içi belgenin de
doğruladığı üzere, “gönülleri ve zihinleri kazanma” savaşı, ABD’nin
imparatorluk inşası çabalarının temel unsuruydu.
Guatemala
örneğinde ise, tüm operasyonu Birleşik Meyve Şirketi adına, modern
propagandanın önde gelen isimlerinden biri, aynı zamanda bizzat Freud’un iki taraftan
da yeğeni olan kişi yönetiyordu. Kırkların başından itibaren şirketin “halkla
ilişkiler danışmanı” olarak görev yapan Edward Bernays, yüksek kazançlı bir
kitle zihni manipülasyonu faaliyeti yürütmek amacıyla, amcasının teorilerinden oportünist
bir biçimde istifade etti.[6]
Şirket
aynı zamanda Washington’da, Merkezi Haber Alma Teşkilâtı (CIA) içinde yakın
dostları bulunan, Árbenz’in muhaliflerini silahlandırmayı amaçlayan “Kısmet
Operasyonu” adı verilen CIA komplosunda yer almış Thomas G. Corcoran isimli bir
lobici de bünyesinde bulunduruyordu.[7] Kısa süre sonra, ABD hükümetinin
çeşitli kurumları, amacı Guatemala hükümetini devirmek olan ve ileride “Başarı
Operasyonu” adıyla anılacak girişime dâhil oldu. Burjuvazi ile burjuva devleti
arasındaki sıkı ilişki göz önüne alındığında, bu durum hiç de şaşırtıcı değildi:
“Dışişleri Bakanı John
Foster Dulles, onlarca yıl boyunca şirketin en önemli hukuk danışmanlarından
biriydi. Kardeşi ve aynı zamanda CIA Direktörü olan Allen da şirket için hukuki
işler yürütmüş, şirketin hisselerinden önemli bir kısmına sahip olmuştu.
Amerika Ülkeleri Arası İlişkilerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı John
Moors Cabot ise şirketin büyük hissedarlarından biriydi. Dışişleri Bakanlığı’nda
uluslararası güvenlik işleri direktörü olan, daha önce Birleşik Meyve Şirketi’nin
başkanlığını yapmış kardeşi Thomas Dudley Cabot da öyleydi.”[8]
Böylece
Dulles’ın başında olduğu CIA, kurumla işbirliği yapan Bernays’in yürüttüğü
kampanyayla birlikte büyük bir psikolojik savaş operasyonuna girişti. ABD’nin
ana akım basını da onların belirlediği bu tempoya tam bir uyum içinde eşlik
etti.[9] dürüstlükten zerre nasiplenmemiş olan gazeteler, Árbenz’i Sovyetler
Birliği ile bağlantıları olan koyu bir komünistmiş gibi tasvir ederek,
halihazırda yoğun bir antikomünist propaganda bombardımanına maruz kalmış olan
ABD kamuoyunun öfkesini körüklediler.[10]
“Gönülleri
ve zihinleri kazanma” savaşı, CIA’in 1954’teki darbesi için gerekli ideolojik
zemini hazırladı. Bu darbe, acımasız diktatör Carlos Castillo Armas’ı iktidara
getirerek, “40 yıl sürecek askeri yönetim, ölüm mangaları, işkence, zorla
kaybetmeler, toplu infazlar ve hayal bile edilemeyecek zulümlerle dolu bir
dönemi başlattı. Toplamda 200.000’den fazla kurbanın verildiği bu süreç,
tartışmasız bir biçimde yirminci yüzyılın en insanlık dışı sayfalarından
biriydi.”[11]
Guevara,
darbenin gerçekleşme sürecine tanık olurken radikalleşti, anti-emperyalist
direnişe destek vermek amacıyla, bir sağlık ekibine katıldı. Ayrıca,
özgürleşmiş bir halkın kendi savunması için silahlandırılması gerekliliği gibi
önemli dersler çıkaran Guevara, savaşın aynı anda iki cephede yürütüldüğünü
kavradı. Psikolojik savaş, emperyalist savaşın zeminini hazırlıyor, onsuz
tahayyül bile edilemeyecek olan askeri saldırılara zemin sağlıyordu. Aynı
zamanda psikolojik savaş, hem olay sırasında hem de sonrasında bir kalkan
işlevi görüyordu, zira psikolojik savaş, askeri savaşa eşlik eden bir gölgeydi.
Dünya
çapında Che adıyla tanınan adam, savaşını iki cephede yürütüyordu. ABD destekli
bir diğer diktatör Fulgencio Batista’yı devirmek üzere Küba halkıyla başarılı
bir şekilde örgütlendikten sonra, uluslararası çapta bir fikirsel kurtuluş
savaşına girişti. Diğer girişimlerinin yanı sıra, bilgi emperyalizminin
zincirlerini kıran bir haber kuruluşu olan Prensa Latina’nın (Prela)
kurulmasına da öncülük etti. Prela bünyesinde çalışan iki genç gazeteci,
Gabriel García Márquez ve Rodolfo Walsh, Küba hükümetini devirmek amacıyla
planlanan Domuzlar Körfezi çıkarmasını konu alan bir CIA teleksini ele geçirip
deşifre ettiler.[12] Bu bilgiyi, durumdan başka kanallar aracılığıyla zaten
haberdar olan ülke liderleriyle paylaştılar, böylece Küba halkı saldırıya karşı
hazırlandı ve Teşkilât’ın (CIA) işgal girişimini başarıyla püskürttü.
İmparatorluğu zekâlarıyla alt eden Kübalılar, her şeye kadir olduğunu
göstermeye çalışan kudretli bir devlet kurumunu küçük düşürdüler.
Onu
Küba’da öldüremeyen, Afrika’da yenilgiye uğratamayan güçler, ABD destekli bir
başka diktatörlüğü daha devirmek üzere, gerillaları eğittiği Bolivya’da buldular
izini. 1962 ile 1968 yılları arasında 15 milyon dolar aktararak ülkedeki
karşı-devrimci taburları finanse eden, silahlandıran ve eğiten ABD savaş
makinesi, CIA subaylarının komutası altında her türlü yöntemi kullanarak onu
avlama girişimini sürdürdü.[13] Nihayet izini bulduklarında onu sağ ele
geçirdiler. Uluslararası anti-emperyalist hareketin bir sembolü ve birleştirici
gücü olarak ne denli büyük bir etkiye ulaştığından korktukları için, onu utanç
verici bir şekilde katlettiler. Böylece hareketin başı kesilmiş oldu ya da
onlar öyle umuyorlardı.
Ne
var ki, sadece o adamı öldürmekle yetinmek istemiyor, onun temsil ettiği
fikirleri ve değerleri de yok etmek istiyorlardı. Bu nedenle, Bolivya
günlüğünün yayımlanma sürecini denetim altına alarak, onun edebi mirasını
kontrol etmeye yönelik bir mücadeleye giriştiler. Belgeler, ABD’nin bölgedeki zalim
maşası ve Bolivya diktatörü René Barrientos’un eline geçmişti. Barrientos da
bunların birer kopyasını derhal CIA’e, Pentagon’a ve ABD hükümetine
göndermişti.[14] Barrientos rejimi, bir süre sonra yayın haklarını en yüksek
teklifi verene açık artırmayla satma yoluna gitti.
Bu
hakları elde etmek için iki istihbarat bağlantılı isim yarışa girdi. ABD Ordusu
istihbarat servisinde çalışmış, casusluk örgütleriyle bağlantısı olduğundan
şüphelenilen Andrew Saint George, Magnum Publishing adına pazarlık yürüttü.[16]
Ardından Sol Stein, kendi yayıneviyle devreye girdi. Stein; en az iki kez CIA
bordrosunda yer almış, teşkilât destekli Amerikan Kültürel Özgürlük
Komitesi’nin (ACCF) icra direktörlüğünü yapmış, ACCF’in yayın organı New
Leader’ı yönetmiş, Psikolojik Strateji Kurulu (PSB) ile işbirliği yapmış,
(Frankfurt Okulu akademisyeni Leo Löwenthal ile birlikte) ABD’nin propaganda
kurumu Voice of America (Amerika’nın Sesi) bünyesinde çalışmış, koyu bir
anti-komünist propaganda uzmanıydı.[16] Henry Butterfield Ryan, Stein’ın
yayınevine Bolivya günlüklerini (CIA’in kendi içindeki adlandırmasıyla) “Şirket”in
(Company) teslim ettiğini öne sürüyor.[17]
Sol,
bu süreçte bir karşı saldırıya geçti. Gazeteci Michèle Ray, Fransız yayıncı
Jean-Jacques Pauvert adına görüşmeler yürüttü. Ancak Amerikalılar, onu adım
adım izliyor, istihbarat raporlarını Bolivya generalleriyle paylaşıyordu. Üstelik
Ray’in, sunduğu abartılı tekliflere rağmen, bu işe ayırabildiği bütçe, teşkilâtla
işbirliği yapanların bir araya getirebileceği meblağın çok altındaydı. Grove Yayınevi’nden
Barney Rosset de şansını denedi ve Che’nin günlüğünün altı sayfasını Evergreen
Review dergisinde yayımlamayı başardı. Buna tepki gösteren Kübalı muhalif
sürgünler, New York şehir merkezindeki Grove Yayınevi bürolarını bombaladılar.
Che’nin konuşması sırasında Birleşmiş Milletler binasına bazuka doğrulttukları
1964 yılındakinin aksine, bu sefer hedeflerini ıskalamadılar. Grove Yayınevi,
CIA’i bombalama eyleminin arkasında olmakla, ayrıca Praeger A.Ş.. ile Fodor
A.Ş. gibi Grove Yayınevi’nin rakiplerini gizlice finanse ederek gözetleme,
sızma ve ekonomik sabotaj faaliyetleri yürütmekle suçlayan bir dava açtı.[18]
Castro ise elindekileri mümkün olan en kısa sürede yayımladı ve İngilizce
çevirilerin tefrika edilmesi için Ramparts ile bir anlaşma imzaladı.[20]
Bu,
sınır tanımayan, tam anlamıyla bir fikir savaşıydı. Che’ye suikast düzenleyen
Teşkilât, onun öldürülmesiyle yetinmemiş; devrimci mirasını ve temsil ettiği
fikirleri de yok etmeye girişmişti. Teşkilâta mensup ajanlar, tarihi kendi
anlatılarına uyacak şekilde yeniden yazarak, geçmişi ve bugünü sahiplenmeye,
ardından da işbirlikçi akademisyenler, gazeteciler, yayıncılar ve halkla
ilişkiler uzmanlarının yardımıyla ürettikleri emperyalist propagandayı piyasaya
sürmeye kararlıydı.
Yayıncı
Stein, ki kendisi, o simgeleşmiş devrimcinin öldürülmesinden sorumlu olan
teşkilâtla aynı kurum bünyesinde çalışmıştı, Che’nin Bolivya günlüğünün kendi
versiyonunu yayımlamak üzere, CIA ajanı olduğuna dair pek çok emare taşıyan editör
Daniel James ile işbirliği yaptı. Tabii bu işin “Şirket”in işi olduğuna hiç
değinmedi (CIA jargonunda “ajan”, teşkilâtın gündemi doğrultusunda harekete
geçirilen herkesi ifade eder. Bazen maaşlı bir saha görevlisi anlamında
kullanılsa da, “memur” terimi, teşkilâtın tam zamanlı çalışanlarını tanımlar).[20]
Onların
tarih anlatısına göre, Che’nin Bolivya’daki müdahalesinin amacı, diktatörlükten
kurtuluş sağlamak değil, “Bolivya hükümetini büyük çaplı bir Amerikan
müdahalesi talep etmeye mecbur bırakacak kadar sorun yaratmak”tı.[21] Ne var
ki, CIA bağlantılı bu yazarın yaklaşık 60 sayfalık giriş yazısında öne sürdüğü
üzere, “Che, askeri bir harekât planlama becerisinden yoksundu. Anlaşılan o ki
yedi yıl boyunca şoförlü limuzinlerle gezip nispeten refah içinde bir hayat
sürdükten sonra, 39 yaşında gerilla yaşamına geri dönmek hiç kolay olmamıştı.”[22]
Gene de, kendisine atfedilen bu yetersizliklere ve burjuva yaşam tarzının
getirdiği rehavete rağmen, Che, görünüşe göre denemeye ve başarısız olmaya
mecburdu. Zira aksi takdirde “yol kenarında kalıp tarihin tozlu sayfalarında
kaybolup gidecekti”: “Devrimin ona duyduğu ihtiyaç, onun devrime olan ihtiyacından
daha azdı.”[23] Yazara göre, onun şöhret ve zafer peşinde koşarken ortaya
koyduğu Don Kişotvari çaba, “büyük bir gerilla taktikçisi olarak Che Guevara
efsanesi”nin kesin bir biçimde yıkılmasından başka bir sonuca yol açmamıştı.[24]
Bu
satırların yazarı Daniel James’in CIA ile ilişkisi, muhtemelen teşkilâtın
finanse ettiği dergilerden biri olan New Leader’da gazetecilik yaptığı
dönemde başlamıştı. Bu dergi ACCF ağının bir parçasıydı ve yukarıda sözü
edilen, Guatemala’ya karşı yürütülen yoğun propaganda kampanyasında aktif rol
oynamıştı (Bernays’in dergiyle yakın bir ilişkisi vardı ve derginin yazı işleri
müdürü Sol Levitas’ın da arkadaşıydı).[25] Hatta James, Guatemala’daki toprak
reformunun karanlık bir Sovyet komplosunun parçası olduğunu iddia eden bir
kitap kaleme alarak, bu antikomünist kampanyaya büyük katkıda bulunmuştu.
Kitapta, isyancıların şüpheli bir hamisi olmasına rağmen, CIA’den hiç söz
edilmiyordu.[26] Oysa eser, “CIA’yle işbirliğinin ürünü olduğuna dair açık
belirtiler” taşıyordu. Zaten Şirket’in (CIA’in) bir aracı kuruluşu tarafından
yayımlanmıştı.[27]
James’in
Red Design for the Americas: Guatemalan Prelude [“Amerika Kıtası İçin
Kızıl Tasarı: Guatemala Peşrevi”] adlı eseri, Birleşik Meyve Şirketi tarafından
o kadar çok beğenilmişti ki, 1954 darbesinin arkasındaki bu şirket, kitabın
nüshalarını satın alıp medyaya dağıtmıştı. Böylece, CIA çizgisindeki bu yazar,
hem Guatemala’daki yönetimi devirmeye yönelik psikolojik savaşta hem de Che’nin
mirasını sahiplenme mücadelesinde rol almış oluyordu.
Emperyalist
propagandacılar, Castro, Ray, Ramparts ve diğer pek çokları sayesinde bu
muharebeden mağlup çıkmış olsalar da, fikir savaşından kesinlikle
vazgeçmediler. Meslekten propagandacı Daniel James, Che üzerine bir biyografi
çalışmasına girişti. Kitap, 1969’da Stein’ın CIA bağlantılı yayınevi tarafından
basıldı. Bayat bir anti-komünizm anlayışının damgasını taşıyan kitap, Che’yi
“bir devrim yapıcısından ziyade bir şiddet dininin havarisi” olarak
resmediyordu.[28] Kitapta dillendirilen, “Che yaşıyor” sloganının Batı’da
“neredeyse yalnızca küçük ve hastalıklı bir azınlık nezdinde karşılık bulduğu”yla
ilgili çıkarımı, eserin genel üslubuna dair net bir fikir veriyordu:
“Daha geniş bir kesimde
ilgi uyandırdığı Batı’da bile Che, esasen küçük azınlık grupları için ‘yaşıyordu’:
müfrit öğrenciler, Yeni Sol ve Eski Sol’un yeniden ısıtılıp piyasaya sürülmüş
versiyonları, caudillo (otoriter lider) tipi semboller olmadan
yaşayamayan iflah olmaz romantik liberaller; isyankâr ergenler ve hayal
kırıklığına uğramış orta yaşlılar... Bu son grup, tıpkı Che’ye duydukları
hayranlık gibi, Bonnie ve Clyde’a, Boston Kasabı’na ve alametifarikası şiddet
olan her türlü anti-kahramana da hayranlık duyan kimselerdi.”[29]
Edward
Bernays, bir dergi yazarının ve yayın yönetmeninin sözlerine atıfta bulunarak,
“Propagandanın devası daha fazla propagandadır” diyordu.[30] Bu, Che’nin hayatı ve mirası üzerine süregelen savaş
için
de, ABD hükümetini onun katlindeki sorumluluktan aklama yönündeki
bitmek bilmeyen girişimler için de geçerli bir tespit.
Michael
Ratner ve Michael Steven Smith, bu girişimlerin bazılarına dair genel bir bakış
sunarken, aynı zamanda aksini gösteren kapsamlı belgesel kanıtları da ortaya
koyuyor ve okurlarına, suçlanan tarafın tanınmış bir seri katil olduğunu (ABD,
1948 ile 1967 yılları arasında en az on sekiz önde gelen liderin suikastına
karıştığı gerçeğini) hatırlatıyor:
“Che’nin öldürülmesi, ABD
hükümetinin çıkarınaydı. CIA ve ABD Özel Kuvvetleri, Che’yi ele geçiren Bolivya
Korucu Taburu’nu bizzat eğitmişti. Bolivya subayı kılığına girmiş CIA ajanları,
sahada koruculara eşlik etmişti. ABD, gerekli silah ve istihbaratı sağlamıştı. Üstelik
bir CIA ajanı, görünüşe göre Che’nin öldürüldüğü sırada olay mahalindeydi.”[32]
En
ilginç çalışmalardan biri, Oxford Üniversitesi Yayınları’nın 1998’de yayımladığı
Henry Butterfield Ryan imzalı The Fall of Che Guevara [“Che Guevara’nın
Ölümü”] adlı eserdir. Ratner ve Smith, Ryan’ın kitabını “Che'nin öldürülmesine
dair en iyi araştırılmış çalışma” olarak nitelendirir. Nitekim, Ryan da diğer
yayınlara kıyasla “sorumluluğu ABD’ye yükleme” konusunda daha net bir tavır içindedir.[32]
Gene de nihayetinde şu görüşü savunur: “ABD hükümeti, Guevara meselesinde
Bolivya’daki müttefikleri sakinleştirmiş, onu ne bizzat öldürmüş ne de
öldürülmesi için emir vermiştir.”[33]
Ulaşılan
böylesi bir sonucu idrak edebilmek için, tıpkı Daniel James örneğinde olduğu
gibi, Ryan’ın da çalışmalarını daha geniş kapsamlı bir fikir savaşı bağlamında
değerlendirmemizi sağlayan bir dizi bağlantıya sahip olduğunu bilmek yararlı
olacaktır. Kitapta kendisinden yalnızca “emekli bir ABD Dışişleri Bakanlığı
görevlisi ve profesyonel tarihçi” olarak bahsedilse de, Ryan, yirmi beş yıl
boyunca ABD Enformasyon Kurumu’nda (USIA) çalışmıştır.[34] Eski USIA direktörü
Alvin Snyder, kurumun rolünü şu türden bir açık sözlülükle tarif etmiştir:
“ABD hükümeti, dünyanın en
büyüğü olan ve ABD’nin en büyük yirmi ticari halkla ilişkiler firmasının toplam
büyüklüğüne denk gelen, kapsamlı hizmet sunan bir halkla ilişkiler örgütü
yönetiyordu. Yaklaşık 150 ülkeye yayılmış 10.000’den fazla tam zamanlı personeli;
yılda 2 milyar doları aşkın bir bütçeyle ve 70’ten fazla dilden oluşan, aşırı
gürültülü bir merkez aracılığıyla, haftada 2.500 saat boyunca Amerika’nın
imajını parlatıp Sovyetler Birliği’ni karalıyordu. Bu propaganda makinesinin en
büyük kolu, ABD Enformasyon Kurumu (USIA) olarak adlandırılır.”[35]
Reed
Harris, USIA’in kitap programının hedeflerini şu ifadelerle ortaya koymuştur:
“Kendi belirlediğimiz şartlar
uyarınca yazılmış, başka türlü zaten yayımlanmayacak olan, özellikle de alabildiğine
anti-komünist olan kitaplara sahibiz. […] Kitabın, tasarlanma aşamasından nihai
düzenlenmiş taslağına kadar her aşamasını biz kontrol ediyoruz.”[36]
Ryan,
kariyerini bu propaganda ajansı için çalışarak geçirmiştir. Che’nin öldürülmesi
üzerine yazdığı kitap, ulusal güvenlik devleti görevlileriyle dolu olan ve
Ryan’ın denetimine katkıda bulunduğu 1993 tarihli bir USIA raporunun
yayımcılığını da üstlenen Georgetown Üniversitesi Diplomasi Çalışmaları
Enstitüsü’nde kaleme alınmıştır.[37] Dahası, kitabının ABD’li yetkililer ve bir
CIA görevlisi tarafından incelendiğini (ancak Castro veya destekçileri
tarafından incelenmediğini) kabul etmiştir.[38] Hayatı boyunca propaganda
faaliyetleri yürüten bu kişinin, tarihi kirden pastan arındırma ekibinin bir
parçası olduğu, devletin dezenformasyon faaliyetini akademik yollarla aklayarak
imparatorluğun suçlarını temize çıkarmaya çalıştığı açık. Dünya düşünce savaşı
hiç durmaksızın devam etmektedir.
Şimdi
o CIA yazarının Boston Kasabı’na benzettiği adama dönelim. Onlar, kelimenin tam
anlamıyla Che’nin kellesini istiyorlardı. Onu öldürenler, başını kesip La Paz
üzerinden Washington’a göndermek niyetindeydi. Böyle bir savaş ganimeti,
ellerine kan bulaştırmadan, “biz yapmadık” diyerek o makul inkâr etme imkânından
yararlanmayı tercih etmek suretiyle, oyunu kuran ve bu işin emrini, talimatını
veren efendilerden takdir toplamayı hak ediyordu. Ancak bunun yerine bir
parmağın kesilmesini öneren sahadaki CIA görevlisi Félix Rodríguez’in çarpıcı
ifadesiyle, bu fikir, görünüşe göre “fazla barbarca” bulunmuştu.[39] Varılan
uzlaşma da bir o kadar önemliydi: Katilleri, devrimcinin ellerini kesmeye karar
verdiler. Emperyalizmin oligarkları, genellikle kurbanlarının gözlerinin içine
bakmak istemediklerinden, barbarca bir çehre barındırmayan bir kafa kesme
yöntemini tercih ederler.
Suikastçılarının
elleri sayesinde, istediklerini elde edeceklerdi. Nihayetinde, onun kellesini, mecazi
anlamda, almayı tercih ettiler: onun ölmesini istiyorlardı; ayrıca mirasına el
koyup temsil ettiği fikri de öldürerek, küresel anti-emperyalist hareketin
başını kesmeyi amaçlıyorlardı.
Sol
cenahtan bir müttefik kaybedildiğinde sıkça dile getirilen bir söz vardır: “Bir
insanı öldürebilirsiniz ama bir fikri öldüremezsiniz.” Elinizdeki bu üç ciltten
oluşan eser, dünyada çok daha radikal bir tezi, yani komünizm fikrini öldürerek
çok daha fazla insanı ve bizzat gezegeni yok edebileceğiniz tezini sınamaya
girişen güçler üzerine yapılmış kapsamlı bir incelemedir. Bu güçlerin
başarısızlığa uğraması, insanlığın bağlanması gereken bir ahittir.
Gabriel Rockhill
[Kaynak:
Who Paid the Pipers of Western Marxism?: The Intellectual World War /Marxism
versus The Imperial Theory Industry, Cilt I, Monthly Review Press, 2025, s.
14-24.]
Dipnotlar:
1. Thomas Sankara, Thomas Sankara Speaks: The Burkina Faso Revolution 1983–87
(New York: Pathfinder Press, 2007), 456.
2.
Ernesto Che Guevara, Che Guevara Reader: Writings on Politics &
Revolution, yh. David Deutschmann ve María del Carmen Ariet (Havana: Ocean
Press, 2013), 361.
3.
See Joel Whitney, Finks: How the C.I.A. Tricked the World’s Best Writers (New
York: OR Books, 2016), 249 ve Jon Lee Anderson, Che Guevara: A Revolutionary
Life (New York: Grove Press, 1997), 742.
4.
Bkz.: Stephen Schlesinger ve Stephen Kinzer, Bitter Fruit: The Story of the
American Coup in Guatemala (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1999).
5.
William Blum, Rogue State: A Guide to the World’s Only Superpower (Londra:
Zed Books, 2014), x, ayrıca yazarın şu başlığı taşıyan, internette yer alan
envanterine de bakılabilir: “Overthrowing Other People’s Government: The Master
List,” William Blum.
6.
Edward L. Bernays, Biography of an Idea: The Founding Principles of Public
Relations Counsel Edward L. Bernays (New York: Simon & Schuster, 1965),
744. Ayrıca bkz.: Robert Skvarla, “Edward Bernays: Propaganda and the
U.S.-Backed 1954 Guatemalan Coup,” Covert Action Magazine (10 Aralık
2021) ve Adam Curtis, The Century of the Self, BBC, 2002, film.
7.
Bkz.: Schlesinger ve Kinzer, Bitter Fruit.
8.
Stephen Kinzer, Overthrow: America’s Century of Regime Change from Hawaii to
Iraq (New York: Times Books, 2007), 129–30. Kinzer şunu ekliyor: “Ulusal
Güvenlik Konseyi Başkanı General Robert Cutler, Birleşik Meyve Şirketi’nin eski
yönetim kurulu başkanıydı. Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası Başkanı John
J. McCloy, şirketin eski bir yönetim kurulu üyesiydi. Hem Dışişleri Bakanlığı
Müsteşarı Walter Bedell Smith hem de ABD’nin Kosta Rika Büyükelçisi Robert
Hill, kamu görevinden ayrıldıktan sonra yönetim kuruluna katılacaklardı” (130).
ABD’nin kapitalist egemen sınıfı, burjuva devleti ve Guatemala’daki darbe
arasındaki çok sayıdaki bağlantı hakkında bkz. Stephen Kinzer, The Brothers:
John Foster Dulles, Allen Dulles, and Their Secret World War (New York:
Times Books, 2013).
9.
Yayınlanan belgeler, en azından 1958 ve 1959 yıllarında Bernays’in CIA ile
yazıştığını ve kurumla bilgi paylaştığını ortaya koyuyor. Bkz.: “Letter to Mr.
Edward L. Bernays from (Sanitized),” 4 Nisan 1958, the CIA FOIA Electronic
Reading Room, CIA; “Letter to Mr. Edward L. Bernays
from (Sanitized),” June 30, 1958, the CIA FOIA Electronic Reading Room, CIA; “Letter to Mr. & Mrs. Edward
L. Bernays from (Sanitized),” 20 Nisan 1959, the CIA FOIA Electronic Reading
Room, CIA.
10.
Bu noktada, propaganda kampanyası aksini iddia etse de, ABD hükümetinin,
Moskova’nın sözde komünizm virüsünü ABD’nin Birleşik Devletleri'nin eşiğine
kadar yaymak için bir komplo kurmadığını gayet iyi bildiğini belirtmek gerekiyor.
“Sovyetler’in Guatemala ile hiçbir askeri, ekonomik, hatta diplomatik ilişkisi
yoktu” ve “Dışişleri Bakanlığı’nın bizzat yaptığı bir çalışma, Guatemala’daki
az sayıdaki komünistin ‘bölgenin yerlisi’ olduğunu ortaya koymuştu.” Kinzer, Overthrow,
136.
11.
William Blum, Rogue State: A Guide to the World’s Only Superpower (Londra:
Zed Books, 2014), 168. Bkz.: Allan Francovich’in belgesel filmi The Houses
Are Full of Smoke (1987), film ilk bölümde Guatemala’ya odaklanıyor.
12.
Bkz.: Whitney, Finks, 185–86 ve Joel Whitney, Flights: Radicals on
the Run (New York: OR Books, 2024), 78.
13.
Bkz.: Michèle Ray, “The Execution of Che by the CIA,” Ramparts, Mart
1968, 37.
14.
Fidel Castro, “A Necessary Introduction,” Ernesto Che Guevara, The Bolivian Diary:
Authorized Edition içinde (New York: Seven Stories Press, 2006), 13. Castro
devamında “CIA ile bağlantılı gazetecilerin aynı zamanda Bolivya içinde
belgelere de erişimi bulunduğunu” söylüyor.
15.
Bkz.: Whitney, Finks, 245. Carlos Soria Galvarro T.’nin tarifine göre Saint
George “CIA ile bağlantılı”ydı. Galvarro aynı zamanda bu George’a gene CIA ile
bağlantılı olan gazeteci Juan de Onis’le birlikte orijinal günlüğe erişim
imkânı verilmişti. Bkz.: “La odisea del Diario del Che en Bolivia,” Carlos
Soria Galvarro T., El Che en Bolivia: Documentos y testimonios içinde (La
Paz: La Razón, 2005), 7-8.
16.
Bkz.: Whitney, Finks, 245–46 ve Henry Butterfield Ryan, “Introduction”, Daniel
James, Ché Guevara: A Biography içinde (New York: Cooper Square Press,
2001), x. Psikolojik Strateji Kurulu ile kurduğu işbirliği konusunda bkz.: Memorandum
for the Record re Luncheon with Mr. Sol Stein, 19 Ocak 1955, Edward P. Lilly:
Papers, 1928–1992, Box 55, Folder Freedom Academy (4), Dwight D. Eisenhower
Library.
17.
Ryan, “Introduction,” xi.
18.
Bkz.: United Press International, “Grove Press Sues CIA in Bombing,” San
Francisco Examiner, 18 Temmuz 1975; “Grove Press Sues CIA; Asks $10-Million
Damages,” Publisher’s Weekly, 28 Temmuz 1975; Anna Marcum, “Grove Press:
Cuba Libre, Che, and the CIA,” 26 Temmuz 2022, Village Preservation; “Court Bars a
Move to Seize C.I.A. Files,” New York Times, 21 Ağustos 1975, NYT.
19.
Fidel’in Che’nin günlüğünü nasıl ele geçirdiğiyle ilgili bilgi için bkz.: Soria
Galvarro T., “La odisea del Diario del Che en Bolivia.”
20.
İkincil önemdeki çalışmaların önemli bir kısmı dâhil olmak üzere birçok makale
ve kitapta “CIA ajanı” tabiri genelde CIA çalışanlarını ifade etmek için
kullanılsa da bu kitapta “ajan” kelimesi kimi yerlerde daha kapsamlı bir anlama
sahip. Terimin nasıl kullanıldığına göre içeriğinin de netliğe kavuşturulması
gerekiyor.
21.
Daniel James, “Preface,” The Complete Bolivian Diaries of Ché Guevara and
Other Captured Documents içinde, yh. Daniel James (New York: Stein and Day
1968), 7.
22.
Daniel James, “Introduction”, The Complete Bolivian Diaries of Ché Guevara
and Other Captured Documents içinde, yh. Daniel James, 68, 69.
23.
A.g.e., 69, 68.
23.
A.g.e., 67. James’e göre Che ve Fidel teoriye öyle çok dalmışlar, Küba’daki
deneyimlerine öyle çok vurgulamışlardı ki “Bolivya’nın gerçekliğini
görememişlerdi.” (a.g.e.)
25.
Bkz.: Ryan, “Introduction,” xi; Whitney, Finks, 43 ve 155–56;
Schlesinger ve Kinzer, Bitter Fruit, 80, 89, 107.
26.
Ryan, “Introduction,” xi.
27.
A.g.e. Kitabı “CIA’in propaganda faaliyetlerine yönelik ihtiyaçları
doğrultusunda kara propaganda yayınları yapan bir sürü CIA elemanından biri
olan” John Day bastı. Whitney, Finks, 156.
28.
James, Ché Guevara, 346.
29.
A.g.e., 304–5.
30.
Bernays, Biography of an Idea, 384. Yazar, New Republic
dergisinin yayın yönetmeni Bruce Bliven.
32.
Michael Ratner ve Michael Steven Smith, Who Killed Che? How the CIA Got Away
with Murder (New York: OR Books, 2011), 30 (ayrıca bkz.: s. 31). Bu kitapta
yer verilen belgeler yanında Che suikastı ile ilgili belgeleri içeren Ulusal
Güvenlik Arşivi’nin internette en az iki havuzu mevcut: Nsarchive ve Archive.
32.
Ratner ve Smith, Who Killed Che?, 29.
33.
Henry Butterfield Ryan, The Fall of Che Guevara: A Story of Soldiers, Spies,
and Diplomats (Oxford: Oxford University Press 1998), 3–4.
34.
Bu bilgiye internette bulabileceğimiz, şu türden biyografilerde ulaşmak mümkün:
Prabook
ve Encyclopedia.
35.
Alvin A. Snyder, Warriors of Disinformation: American Propaganda, Soviet
Lies, and the Winning of the Cold War (New York: Arcade Publishing, 1995),
xi.
36.
Aktaran: Claude Julien, America’s Empire, çev. Renaud Bruce (New York:
Pantheon Books, 1971), 313, çeviri bir miktar değiştirildi.
37.
Bkz.: Hans Binnendijk, Henry Butterfield Ryan ve Robert R. Gosende, yh., USIA:
New Directions for a New Era (Washington D.C.: Institute for the Study of
Diplomacy, Georgetown University, March 1993).
38.
Ryan, The Fall of Che Guevara, x.
39. Anderson, Che Guevara, 742. Ayrıca bkz.: Soria Galvarro T., “La odisea del Diario del Che en Bolivia” ve Jorge I. Pérez, “‘Lo único llevado a Cuba son las manos’ del Che, afirma quien lo capturó,” SWI swissinfo.ch, 6 Temmuz 2022, Swissinfo.


0 Yorum:
Yorum Gönder