12 Ekim 2026

,

Baskılara Verilecek En İyi Cevap Örgütlenmektir



“Az ya da çok bilinçli bir şekilde, gençliğin haykırdığı şey kapitalist sistemin sonu ve devrimdir.” Bu ifade, Eylül ortasından beri tüm ulusu sarsan, kahraman Paris Komünü’ne, Büyük Vatanseverlik Savaşı sırasında Anti-Faşist Direniş’e ve Mayıs 1968 ayaklanmalarında “Maoizmin baharına” sahne olmuş mücadeleci gençliğin o büyük isyanı hakkında AND’ye özel röportaj veren Fransa Komünist Gençlik Ulusal Komitesi’ne (KG) ait. 6 Ekim’de 450.000 kişiyi sokaklara döken gösteriyle doruğa ulaşan kitlesel gösterilerde yer alan örgüt, öğrenci mücadelesinin işçi mücadelesiyle ve gerici Fransız devletinin emperyalist kirli savaşa hazırlanmasına karşı mücadeleyle birleştiğini söylüyor.

3-6 Nisan 2026’da Paris’te düzenlenen 12. Kongresiyle 1920’de kurulan Fransa Komünist Gençlik Federasyonu’nun tarihsel geleneğini sürdüren KG, ülke genelinde liselerde ve işçi mahallelerinde faaliyet yürütüyor. Fransa’daki eylemler, İspanya, Belçika, Yunanistan, İrlanda, Almanya, İtalya, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerini kasıp kavuran protestolara ekleniyor; halk kitlelerinin yüksek patlama gücü, Avrupa’da ve tüm dünyada dengesiz bir şekilde gelişen devrimci durumun somut ifadesi. Bu devrimci durum, Dünya Devrimi’nin öznel güçlerinin ilerlemesi için muazzam bir nesnel zemin oluşturuyor.

Röportajda isyanın nasıl başladığını anlatan genç komünistler, emperyalist devletin acımasız baskısını eleştiriyor, halihazırda talepleri arasında benzin fiyatında indirim de bulunan hareketliliğin kapsamını genişletmeyi hedefliyorlar. Büyük bir iyimserlikle, “Bu, her yönüyle Sarı Yelekliler hareketine benzeyen bir başlangıç” değerlendirmesinde bulunuyorlar.

Liselilerin Sorunlarından Ulusal İsyana

Hareket, Paris’in kenar mahallerinden birinde yer alan Seine-Saint-Denis’de başladı. Fransa’da “lise” olarak adlandırılan okullarda öğrenciler, insana yakışır koşullar için taleplerini uzun zamandır demlediler. Komünist Gençlik bir okulun durumunu aktarıyor; bu okulda aylardır bir okul hemşiresinin işe alınması için mücadele ediliyor.

Hareket, Paris’in kenar mahallelerinde yer alan Seine-Saint-Denis bölgesinde başladı.

“Bu örnek, münferit bir olay değil. Her lisede reform, işe alım gibi benzer talepler var... Bu nokta bize önemli geliyor: mevcut hareket, kendiliğinden ortaya çıkmadı. Birçok lisede insanca koşullar için verilen uzun bir mücadelenin sonucu.”

İlk abluka eylemleri, öğrencileri öğretmenlerin mücadelesine daha da yaklaştırdı: “Öğretmenlerin talepleriyle dayanışma göstermek ve hiçbir toplantı, tartışma veya dilekçenin bizi bir yere götürmediğini ortaya koymak amacıyla, Saint-Denis’deki liseleri ve özellikle S. okulunu, tüm Fransa için örnek teşkil eden ilk abluka eylemlerini başlattı.”

KG, “Fransız liselerinin büyük bir bölümünün harekete katılmasının yanı sıra, 6 Ekim’den itibaren işçi sınıfının ve ‘yetişkinlerin’ bir kesiminin de katıldığını” tespit etti.

Savaş Hazırlığı Uğruna Eğitim ve İstihdam Feda Edildi

Örgüt, eğitimin bozulmasını, gerici Fransız devletinin emperyalist savaşa hazırlanmasıyla ilişkilendiriyor. Fransız emperyalizmi, eski burjuva demokrasisinin gerici dönüşümü çerçevesinde içteki militarizasyonu artırırken, Avrupalı emperyalist ortaklarına nükleer şemsiye sunmak da dâhil, emperyalistler arası çatışmadaki konumunu güçlendirmek için askeri gücünü artırmayı amaçlıyor.

“Hükümet, savaşa giderek daha açık bir şekilde hazırlanıyor. 2025 yılında Fransız Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı, gelecekteki bir savaşta ‘çocuklarımızı kaybetmeyi kabullenmemiz’ gerekeceğini söyledi. Bu hazırlık, eğitim ve tekeller (özellikle silah tekelleri) arasındaki bağı güçlendiren, gerektiğinde zorunlu askerlik haline gelmesi amaçlanan ‘esnek’ askerlik hizmeti biçimlerini gündeme getiren bir dizi eğitim reformuna ve politikasına yol açtı.”

Kesintiler, günlük öğrenim koşullarını da etkiliyor: “Ayrıca, ulusal eğitim sistemi hem altyapı hem de personel açısından önemli bir bütçe kesintisiyle karşı karşıya.” Üniversitelerde ise KG, bursların azaltılması, konut yardımlarının kesilmesi ve kontenjanların kısıtlanmasıyla işçi çocuklarının okula girişini engelleyen bir seçme ve özelleştirme politikasını eleştiriyor.

“Gençler, aynı zamanda artan işsizlikten (15-24 yaş arası gençler arasında işsizlik oranı yüzde 21,6) ve güvencesiz işlerden ilk etkilenen kesim” diyor. “Fransız burjuvazisi bizi kirli savaşına hazırlıyor, ancak biz zaten sınıfımıza karşı yürüttüğü savaşın acısını çekiyoruz: 2025 yazında, 18 yaşın altındaki altı genç, iş kazalarında hayatını kaybetti.”

Ayaklanmalarla Şekillenen Bir Nesil

KG, birbirini izleyen ve giderek yoğunlaşan ayaklanmaların ortasında büyüyen bir nesli şöyle tanımlıyor: “Sarı Yelekliler hareketi sırasında ilkokuldaydık, Nail isyanları ve emeklilik reformuna karşı ayaklanmalar sırasında lisedeydik.” Ayrıca KG, bu neslin, Filistin’deki soykırıma karşı mücadele ve geleceğinin üzerinde asılı duran emperyalist savaş tehdidiyle şekillendiğini de vurguluyor.

Sarı Yelekliler, Kasım 2018’de yüksek yakıt fiyatlarına ve Macron’un diğer halk karşıtı önlemlerine karşı başlayan kitlesel bir hareketti. Adını protestocuların giydiği fosforlu yeleklerden aldı. Öte yandan Nail protestoları, Haziran 2023'te Nanterre’de 17 yaşındaki bir gencin polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından gerçekleşti. Aynı yıl, emeklilik “reform”una karşı mücadele, 7 Mart’ta 3,5 milyon insanı sokaklara döktü.

Her okulun talepleri, toplumsal dönüşüme yönelik kapsamlı özlemle örtüşüyor. “Ancak bu büyüklükteki bir hareketi yönlendiren şey, çok daha geniş siyasi taleplerdir. Bu talepler, hükümet için birçok sorun yaratıyor, çünkü hükümet, durumu yatıştırmak için neyi teklif edeceğini bilmiyor.”

“Gerçekte bunlar yaygın fikirler, ilk bakışta belirsiz görünebilecek taleplerdir, ancak meselenin özü her zaman aynıdır: değişim, halka hizmet eden eğitim.” KG, gençlerin devrim arzusuna ilişkin olarak ise şunları ekliyor: “Bunu her zaman bu kadar kararlı bir şekilde ifade etmiyorlar ve oraya ulaşmak için izlenecek yoldan her zaman çok emin değiller, ancak vardıkları sonuç her zaman bu oluyor.”

KG, yalnızlığı aşmak ve örgütsel gücü büyütmek için şunları vurguluyor: “Diyaloga girmek, gençliği yalnızlıktan kurtarmak, şüphesiz ki tartışma ve yüzleşme alanları yaratmak gerekiyor.”

Kriz, Demokrasiye Dair Vehimleri Yok Ediyor

KG, “Gerçekte Fransa, yıllardır her geçen dakika kötüleşen ve emperyalizmin demokrasiye dair vehimlerini yavaş yavaş yok eden bir krizden geçiyor” diyor.

Eski burjuva demokrasisinin itibar kaybı ve iflası, Sciences Po’daki Siyasi Araştırmalar Merkezi CEVIPOF’un Siyasi Güven Barometresi’nde açıkça görülüyor: Ocak 2026’da, yüzde 76’sı, Fransa’da demokrasinin kötü işlediğini değerlendirirken, yüzde 82’si, demokratik bir siyasi sistemi iyi bulduğunu söylüyor. Halkın demokratik özlemleri, bu eski, çürüyen demokrasiyle çatışıyor: egemen sınıflar için demokrasi, proletarya ve diğer halk sınıfları için diktatörlük. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a güvenenlerin oranı sadece yüzde 18.

Bu arada, özellikle gençler arasında, Aydınlanma’nın Ülkesi’nde Marksizm güçleniyor, kapitalizme yönelik reddiye güçleniyor. Mart 2023 sonunda L'Humanité için yapılan bir Ifop anketinde, görüşülen yetişkinlerin yüzde 83’ü sınıf mücadelesinin bir gerçeklik olmaya devam ettiğini kabul ederken, yüzde 72’si işçilerin şirketlerinin yönünü belirleme hakkını savunuyordu. 18-30 yaş arası gençler arasında, Kasım 2020’deki Ifop anketine kıyasla, yüzde 29’u komünizmi gelecek için uygulanabilir bir fikir olarak değerlendirdi. O dönemde, 18-30 yaş arası 1006 Fransızın yüzde 60’ı kapitalizme olumsuz, yüzde 35’i ise komünizme olumlu bakıyordu. Ekim 2017’de Gabriel Péri Vakfı için yapılan bir Viavoice anketinde, Fransızların yüzde 38’i Karl Marx’ın düşüncesinin kapitalizmin nasıl işlediğini anlamak için yararlı olduğunu düşündüğünü ortaya koyuyordu.

Eylül 2025’te, “Her Şeyi Bloke Edelim” (“Bloquons tout”) hareketi, Fransız emperyalist devletinin kemer sıkma politikalarını esas alan bütçesine karşı bir günlük abluka hazırlığı yaparken, Lille Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olan Marion Carrel, Guardian’a ülkede “devrim öncesi”ne özgü bir hava olduğunu söylemişti. Bir yıl sonra, mücadeleci gençliğin mevcut isyanı, Fransız halkı arasında geniş destek buluyor: 7 Ekim’de yayınlanan Elabe anketine göre, katılımcıların yüzde 72’si, lise öğrencilerinin taleplerini meşru buluyorken, 18-24 yaş arası gençlerin yüzde 73’ü harekete onay veriyor. Fransızların yüzde 64’ü ise bunun diğer sektörlere de yayılacağını öngörüyor.

Proleterlerin Çocukları İşçilerle Omuz Omuza

KG, öğrenci isyanını işçi mücadelesinden ayırma girişimini reddederek şunları belirtiyor: “Bu hareket, işçi sınıfının çocuklarının hareketidir. Cephedeki liseler, işçi mahallelerindeki liselerdir. Cephedeki gençler, proleterlerin çocuklarıdır.”

“Şu anda yürürlükte olan kontrgerilla siyaseti, isyanı işçi sınıfından koparmayı amaçlıyor.” Bu bağ, hem öğretmenlerle ortak mücadele hem de işçilerin polis şiddetine karşı duyduğu öfke sayesinde güçlendi. “Bu yakınlaşma, sadece bu öfkeye değil, aynı zamanda ulusal düzeyde dile getirilen geniş talepler etrafındaki birliğe de bağlı.”

“Komünist Gençlik, nerede olursa olsun işçi hareketinin mücadelelerini desteklemeye kararlıdır.” Örgüt, bu çalışmanın eylemlerinde nasıl ifade edildiğini şöyle açıklıyor: “Bazı şehirlerde sendikalarla güçlü bağlar kurmayı ve grevleri desteklemeyi başardık. Bu bağlantı, bugün ayaklanmalar sırasında işçilerle omuz omuza yürümemizi sağlıyor. Şehirlerimizden birinde, ayaklanmaya genç yoldaşlarımızla birlikte işçi mahallesindeki sendika şubesi önderlik etti.”

Burjuvazi İsyanı İzole Etmeye Çalışıyor

KG, burjuva medya tekellerinin isyanın öğrenci niteliğini inkâr etme ve gençleri manipüle edilmiş olarak gösterme kampanyasını eleştiriyor: “Gençliği dağıtmak amacıyla medya, bunların lise öğrencisi olmadığını veya birilerinin etkisi altında olduklarını tekrarlayıp duruyor. Gençlerin aptal olduğuna, şu ya da bu sosyal demokrat parti ya da şu ya da bu ülke tarafından manipüle edildiğine inanmamızı sağlamaya çalışıyorlar.”

Bu manipülasyon suçlaması, tekelci basın kuruluşu TF1-LCI’nin 5 Ekim’de alıntıladığı Fransız istihbarat servislerinden gelen bir notta da yer alıyor. Lise öğrencilerini öğrenci birliği yapılarıyla bağlantılı “aşırı sol unsurlar”ın etkilediğini söyleyen belge, “genç devrimci komünistlerden" bahsediyor. Hatta polis karakollarının önünde gözaltına alınanlarla dayanışmak için yapılan eylemler bile, sendikaların hareketi kontrol ettiğine dair bir kanıt olarak sunuluyor.

Örgüt, ayrıca bir polis memuruyla yaşanan bir çatışmanın görüntülerinin nasıl yayınlandığını da anlatıyor: “Bir polis memurunun yerde dövüldüğü görüntüleri defalarca gördük. Medya organları, polisin bir genci nehirde boğmaya çalıştığı, çok öncesine ait videoyu ancak ertesi gün yayınlamaya başladı.”

KG’ye göre, bu gerici karşı propaganda, gençleri nüfusun diğer kesimlerinden ayırmayı amaçlıyor: “Burjuvazi, aynı çıkarları paylaşsak bile, nüfusun bir bölümünü uzaklaştırmak için isyanların şiddetini bahane olarak kullanıyor. Gençlerin (bu olayda olduğu gibi günlük hayatta da) maruz kaldığı şiddet, bu kirli propaganda tarafından meşrulaştırılıyor.”

Baskı ve Dayanışmanın Örgütlenmesi

Örgüt, hareketin başından beri 6.500’den fazla tutuklama vakası kaydetti, gençlere yönelik şiddeti kınadı. “Bu konuya daha ayrıntılı değinmeden önce, Avrupa’nın en şiddet yanlısı polis gücü karşısında eğitimleri için kaynak talep eden 14 ila 17 yaş arası gençlerden bahsettiğimizi hatırlatmak isteriz.”

Eli el bombasıyla kopan 15 yaşındaki bir çocuğun durumunu gündeme getiren, polisi eleştiren KG, ayrıca diğer yaralanma vakaları üzerinde de durdu: “14 yaşındaki Eden, hâlâ hastanede. Polis, yüzüne yakın mesafeden göz yaşartıcı gaz bombası attığı için sadece pipetle yemek yiyebiliyor. Diğer üç kişi ise plastik mermilerle vurulduktan sonra bir gözünü kaybetti.”

"Gözaltına alınan gençler, yaşlarına bağlı olarak, farklı cezalarla yüzleşme riskiyle karşı karşıya: gösterilere katılma yasağı, kamu hizmeti cezası, hapis ve her zaman olduğu gibi, avukat masraflarına ek olarak yüksek para cezalarıyla yüzleşebilirler.” KG, bir yandan da gözaltına alınanların aileleriyle iletişim kurmasınlar diye önlerine çıkartılan engellerden, ayrıca gözaltına alınmamış olsalar bile, abluka eylemlerine katılan gençlerin sosyal yardımlarının kesilmesi tehditlerinden bahsediyor.

Baskılar, örgütü de doğrudan etkiliyor. “Birçok yoldaşımız bayrağımızı taşıdılar diye tutuklandı. Bu henüz suç teşkil etmediği için, ‘şiddet eylemleri gerçekleştirme amacıyla toplantılar düzenlemek’ suçlamasıyla hâkim önüne çıkarıldılar.” KG, hareketin başlatıcıları olarak tanımlanan örgütlerin dağıtılmasına dönük adımları eleştiriyor.

"Devletin amacı açık: Gençleri korkutmak ve her türlü yolla onları düzensizleştirmek.” Komünistlerse tutsaklara ve ailelerine destek sunarak cevap veriyor: “Kendimizi örgütlemeli, dayanışmayı harekete geçirmeliyiz.”

KG, baskıdan etkilenenlere verdiği desteği şu şekilde açıklıyor: “Yoldaşlarımızın ve ailelerinin yalnız kalmaması için mağdurları tespit etmeye, insani ve mali dayanışmayı organize etmeye şimdiden başladık.”

“Bağış toplama kampanyaları çoktan başladı. Her tutuklama, polis karakollarının önünde gösterilere neden oluyor, ilerici avukatlardan oluşan hukuk ekipleri kuruluyor.” Yol gösterici ilke, şu ifadeyle özetlenebilir: “Baskılara verilecek en iyi cevap örgütlenmektir.”

17 Ekim ve İsyanın İlk Zaferi

Ülke genelindeki eylemler için hazırlanan 17 Ekim planı, engellemelerden önce dijital platformlarda dolaşıma girdi. Örgüt, eylem çağrısının nasıl yayıldığını şu şekilde anlatıyor: “Lise öğrencileri hareketinin başlangıcından bu yana, bu tarih, militan ‘solcu’ örgütlerin dışında, büyük bir seferberlik günü olarak giderek daha fazla dile getiriliyor.”

KG, bu süreci Sarı Yelekliler hareketine benzetiyor: “Bu, her yönüyle Sarı Yelekliler hareketine benzeyen bir başlangıç. Bu nedenle, 17 Ekim’in mevcut harekette yeni bir dönüm noktası olacağını, bunun bir sonraki seçim fiyaskosuna kadar sürebileceğini varsayabiliriz. Umudumuz bu, bunun için mücadele edeceğiz.”

8 Ekim’de Cause du Peuple [“Halkın Davası”] gazetesinde yer alan habere göre, Eylemlilik süreci, benzinin litre fiyatında geçici olarak 12 ilâ 18 kuruşluk bir indirim yapılmasıyla sonuçlandı. KG, yakıt fiyatlarının protestolarla ilgili temel taleplerden biri olduğunu vurguluyor: “Bu karar, tek bir şeyi kanıtlıyor: İsyan etmekte haklıyız. Eğer biz onlardan söke söke almazsak, onlar bize hiçbir şey vermeyecek.”

Hareketin ölçek ve kapsamını genişletmek için genç komünistler, onu yatıştırma ve isyanı oy kazanmak için kullanma girişimlerine karşı mücadele ediyorlar: “Gericiler daha fazla baskı çağrısında bulunuyor, sosyal demokrasi ise gösterilere entegre olarak, sükunet çağrısında bulunuyor, kendisini bizimle polis arasına yerleştirip daha çok geçit törenine benzeyen ‘yasal’ gösteriler düzenlemek suretiyle gençlerin desteğini kazanmaya çalışıyor.”

KG, gençlerin isyan etme hakkını savunuyor: “Lise öğrencileri, tüm Fransa için mükemmel bir örnek teşkil ediyor. Her zaman şunu vurgulamalıyız: İsyan etmek için nedenimiz var. Ortada gayrimeşru bir şiddet varsa o da daha iyi bir yaşam talep ettikleri için çocukları ölüme mahkûm etmeye hazır olanların şiddetidir.”

Röportajın sonunda, Fransa Komünist Gençlik Ulusal Komitesi, Brezilyalı okurlara şu mesajı iletiyor: “Mücadelelerini dikkatle takip ettiğimiz Brezilya halkına kardeşçe selamlarımızı ve Brezilya gençliğine tüm desteğimizi gönderiyoruz. Bizim için endişelenmeyin: Savaşa korkusuzca giriyoruz, kazanmaya mahkûmuz!”

Yeni Demokrasi
11 Ekim 2026
Kaynak

0 Yorum: