“Az
ya da çok bilinçli bir şekilde, gençliğin haykırdığı şey kapitalist sistemin
sonu ve devrimdir.” Bu ifade, Eylül ortasından beri tüm ulusu sarsan, kahraman
Paris Komünü’ne, Büyük Vatanseverlik Savaşı sırasında Anti-Faşist Direniş’e ve
Mayıs 1968 ayaklanmalarında “Maoizmin baharına” sahne olmuş mücadeleci
gençliğin o büyük isyanı hakkında AND’ye özel röportaj veren Fransa Komünist
Gençlik Ulusal Komitesi’ne (KG) ait. 6 Ekim’de 450.000 kişiyi sokaklara döken gösteriyle doruğa ulaşan kitlesel
gösterilerde yer alan örgüt, öğrenci mücadelesinin işçi mücadelesiyle ve gerici
Fransız devletinin emperyalist kirli savaşa hazırlanmasına karşı mücadeleyle
birleştiğini söylüyor.
3-6
Nisan 2026’da Paris’te düzenlenen 12. Kongresiyle 1920’de kurulan Fransa Komünist
Gençlik Federasyonu’nun tarihsel geleneğini sürdüren KG, ülke genelinde
liselerde ve işçi mahallelerinde faaliyet yürütüyor. Fransa’daki eylemler,
İspanya, Belçika, Yunanistan, İrlanda, Almanya, İtalya, Hollanda ve diğer
Avrupa ülkelerini kasıp kavuran protestolara ekleniyor; halk kitlelerinin
yüksek patlama gücü, Avrupa’da ve tüm dünyada dengesiz bir şekilde gelişen
devrimci durumun somut ifadesi. Bu devrimci durum, Dünya Devrimi’nin öznel
güçlerinin ilerlemesi için muazzam bir nesnel zemin oluşturuyor.
Röportajda
isyanın nasıl başladığını anlatan genç komünistler, emperyalist devletin
acımasız baskısını eleştiriyor, halihazırda talepleri arasında benzin fiyatında
indirim de bulunan hareketliliğin kapsamını genişletmeyi hedefliyorlar. Büyük
bir iyimserlikle, “Bu, her yönüyle Sarı Yelekliler hareketine benzeyen bir
başlangıç” değerlendirmesinde bulunuyorlar.
Liselilerin
Sorunlarından Ulusal İsyana
Hareket,
Paris’in kenar mahallerinden birinde yer alan Seine-Saint-Denis’de başladı.
Fransa’da “lise” olarak adlandırılan okullarda öğrenciler, insana yakışır
koşullar için taleplerini uzun zamandır demlediler. Komünist Gençlik bir okulun
durumunu aktarıyor; bu okulda aylardır bir okul hemşiresinin işe alınması için
mücadele ediliyor.
Hareket,
Paris’in kenar mahallelerinde yer alan Seine-Saint-Denis bölgesinde başladı.
“Bu örnek, münferit bir
olay değil. Her lisede reform, işe alım gibi benzer talepler var... Bu nokta
bize önemli geliyor: mevcut hareket, kendiliğinden ortaya çıkmadı. Birçok
lisede insanca koşullar için verilen uzun bir mücadelenin sonucu.”
İlk
abluka eylemleri, öğrencileri öğretmenlerin mücadelesine daha da yaklaştırdı: “Öğretmenlerin
talepleriyle dayanışma göstermek ve hiçbir toplantı, tartışma veya dilekçenin
bizi bir yere götürmediğini ortaya koymak amacıyla, Saint-Denis’deki liseleri
ve özellikle S. okulunu, tüm Fransa için örnek teşkil eden ilk abluka
eylemlerini başlattı.”
KG,
“Fransız liselerinin büyük bir bölümünün harekete katılmasının yanı sıra, 6
Ekim’den itibaren işçi sınıfının ve ‘yetişkinlerin’ bir kesiminin de
katıldığını” tespit etti.
Savaş
Hazırlığı Uğruna Eğitim ve İstihdam Feda Edildi
Örgüt,
eğitimin bozulmasını, gerici Fransız devletinin emperyalist savaşa
hazırlanmasıyla ilişkilendiriyor. Fransız emperyalizmi, eski burjuva
demokrasisinin gerici dönüşümü çerçevesinde içteki militarizasyonu artırırken,
Avrupalı emperyalist ortaklarına nükleer şemsiye sunmak da dâhil,
emperyalistler arası çatışmadaki konumunu güçlendirmek için askeri gücünü artırmayı
amaçlıyor.
“Hükümet,
savaşa giderek daha açık bir şekilde hazırlanıyor. 2025 yılında Fransız Silahlı
Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı, gelecekteki bir savaşta ‘çocuklarımızı
kaybetmeyi kabullenmemiz’ gerekeceğini söyledi. Bu hazırlık, eğitim ve tekeller
(özellikle silah tekelleri) arasındaki bağı güçlendiren, gerektiğinde zorunlu
askerlik haline gelmesi amaçlanan ‘esnek’ askerlik hizmeti biçimlerini gündeme
getiren bir dizi eğitim reformuna ve politikasına yol açtı.”
Kesintiler,
günlük öğrenim koşullarını da etkiliyor: “Ayrıca, ulusal eğitim sistemi hem
altyapı hem de personel açısından önemli bir bütçe kesintisiyle karşı karşıya.”
Üniversitelerde ise KG, bursların azaltılması, konut yardımlarının kesilmesi ve
kontenjanların kısıtlanmasıyla işçi çocuklarının okula girişini engelleyen bir
seçme ve özelleştirme politikasını eleştiriyor.
“Gençler,
aynı zamanda artan işsizlikten (15-24 yaş arası gençler arasında işsizlik oranı
yüzde 21,6) ve güvencesiz işlerden ilk etkilenen kesim” diyor. “Fransız
burjuvazisi bizi kirli savaşına hazırlıyor, ancak biz zaten sınıfımıza karşı
yürüttüğü savaşın acısını çekiyoruz: 2025 yazında, 18 yaşın altındaki altı genç,
iş kazalarında hayatını kaybetti.”
Ayaklanmalarla
Şekillenen Bir Nesil
KG,
birbirini izleyen ve giderek yoğunlaşan ayaklanmaların ortasında büyüyen bir
nesli şöyle tanımlıyor: “Sarı Yelekliler hareketi sırasında ilkokuldaydık, Nail
isyanları ve emeklilik reformuna karşı ayaklanmalar sırasında lisedeydik.”
Ayrıca KG, bu neslin, Filistin’deki soykırıma karşı mücadele ve geleceğinin
üzerinde asılı duran emperyalist savaş tehdidiyle şekillendiğini de vurguluyor.
Sarı
Yelekliler, Kasım 2018’de yüksek yakıt fiyatlarına ve Macron’un diğer halk
karşıtı önlemlerine karşı başlayan kitlesel bir hareketti. Adını
protestocuların giydiği fosforlu yeleklerden aldı. Öte yandan Nail
protestoları, Haziran 2023'te Nanterre’de 17 yaşındaki bir gencin polis memuru
tarafından öldürülmesinin ardından gerçekleşti. Aynı yıl, emeklilik “reform”una
karşı mücadele, 7 Mart’ta 3,5 milyon insanı sokaklara döktü.
Her
okulun talepleri, toplumsal dönüşüme yönelik kapsamlı özlemle örtüşüyor. “Ancak
bu büyüklükteki bir hareketi yönlendiren şey, çok daha geniş siyasi
taleplerdir. Bu talepler, hükümet için birçok sorun yaratıyor, çünkü hükümet,
durumu yatıştırmak için neyi teklif edeceğini bilmiyor.”
“Gerçekte
bunlar yaygın fikirler, ilk bakışta belirsiz görünebilecek taleplerdir, ancak
meselenin özü her zaman aynıdır: değişim, halka hizmet eden eğitim.” KG, gençlerin
devrim arzusuna ilişkin olarak ise şunları ekliyor: “Bunu her zaman bu kadar
kararlı bir şekilde ifade etmiyorlar ve oraya ulaşmak için izlenecek yoldan her
zaman çok emin değiller, ancak vardıkları sonuç her zaman bu oluyor.”
KG,
yalnızlığı aşmak ve örgütsel gücü büyütmek için şunları vurguluyor: “Diyaloga
girmek, gençliği yalnızlıktan kurtarmak, şüphesiz ki tartışma ve yüzleşme
alanları yaratmak gerekiyor.”
Kriz,
Demokrasiye Dair Vehimleri Yok Ediyor
KG,
“Gerçekte Fransa, yıllardır her geçen dakika kötüleşen ve emperyalizmin demokrasiye
dair vehimlerini yavaş yavaş yok eden bir krizden geçiyor” diyor.
Eski
burjuva demokrasisinin itibar kaybı ve iflası, Sciences Po’daki Siyasi
Araştırmalar Merkezi CEVIPOF’un Siyasi Güven Barometresi’nde açıkça görülüyor:
Ocak 2026’da, yüzde 76’sı, Fransa’da demokrasinin kötü işlediğini
değerlendirirken, yüzde 82’si, demokratik bir siyasi sistemi iyi bulduğunu
söylüyor. Halkın demokratik özlemleri, bu eski, çürüyen demokrasiyle çatışıyor:
egemen sınıflar için demokrasi, proletarya ve diğer halk sınıfları için
diktatörlük. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a güvenenlerin oranı sadece yüzde 18.
Bu
arada, özellikle gençler arasında, Aydınlanma’nın Ülkesi’nde Marksizm
güçleniyor, kapitalizme yönelik reddiye güçleniyor. Mart 2023 sonunda L'Humanité
için yapılan bir Ifop anketinde, görüşülen yetişkinlerin yüzde 83’ü sınıf
mücadelesinin bir gerçeklik olmaya devam ettiğini kabul ederken, yüzde 72’si
işçilerin şirketlerinin yönünü belirleme hakkını savunuyordu. 18-30 yaş arası
gençler arasında, Kasım 2020’deki Ifop anketine kıyasla, yüzde 29’u komünizmi
gelecek için uygulanabilir bir fikir olarak değerlendirdi. O dönemde, 18-30 yaş
arası 1006 Fransızın yüzde 60’ı kapitalizme olumsuz, yüzde 35’i ise komünizme
olumlu bakıyordu. Ekim 2017’de Gabriel Péri Vakfı için yapılan bir Viavoice
anketinde, Fransızların yüzde 38’i Karl Marx’ın düşüncesinin kapitalizmin nasıl
işlediğini anlamak için yararlı olduğunu düşündüğünü ortaya koyuyordu.
Eylül
2025’te, “Her Şeyi Bloke Edelim” (“Bloquons tout”) hareketi, Fransız
emperyalist devletinin kemer sıkma politikalarını esas alan bütçesine karşı bir
günlük abluka hazırlığı yaparken, Lille Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü
olan Marion Carrel, Guardian’a ülkede “devrim öncesi”ne özgü bir hava
olduğunu söylemişti. Bir yıl sonra, mücadeleci gençliğin mevcut isyanı, Fransız
halkı arasında geniş destek buluyor: 7 Ekim’de yayınlanan Elabe anketine göre,
katılımcıların yüzde 72’si, lise öğrencilerinin taleplerini meşru buluyorken,
18-24 yaş arası gençlerin yüzde 73’ü harekete onay veriyor. Fransızların yüzde 64’ü
ise bunun diğer sektörlere de yayılacağını öngörüyor.
Proleterlerin
Çocukları İşçilerle Omuz Omuza
KG,
öğrenci isyanını işçi mücadelesinden ayırma girişimini reddederek şunları
belirtiyor: “Bu hareket, işçi sınıfının çocuklarının hareketidir. Cephedeki
liseler, işçi mahallelerindeki liselerdir. Cephedeki gençler, proleterlerin
çocuklarıdır.”
“Şu
anda yürürlükte olan kontrgerilla siyaseti, isyanı işçi sınıfından koparmayı
amaçlıyor.” Bu bağ, hem öğretmenlerle ortak mücadele hem de işçilerin polis
şiddetine karşı duyduğu öfke sayesinde güçlendi. “Bu yakınlaşma, sadece bu
öfkeye değil, aynı zamanda ulusal düzeyde dile getirilen geniş talepler
etrafındaki birliğe de bağlı.”
“Komünist
Gençlik, nerede olursa olsun işçi hareketinin mücadelelerini desteklemeye
kararlıdır.” Örgüt, bu çalışmanın eylemlerinde nasıl ifade edildiğini şöyle
açıklıyor: “Bazı şehirlerde sendikalarla güçlü bağlar kurmayı ve grevleri
desteklemeyi başardık. Bu bağlantı, bugün ayaklanmalar sırasında işçilerle omuz
omuza yürümemizi sağlıyor. Şehirlerimizden birinde, ayaklanmaya genç
yoldaşlarımızla birlikte işçi mahallesindeki sendika şubesi önderlik etti.”
Burjuvazi
İsyanı İzole Etmeye Çalışıyor
KG,
burjuva medya tekellerinin isyanın öğrenci niteliğini inkâr etme ve gençleri
manipüle edilmiş olarak gösterme kampanyasını eleştiriyor: “Gençliği dağıtmak
amacıyla medya, bunların lise öğrencisi olmadığını veya birilerinin etkisi
altında olduklarını tekrarlayıp duruyor. Gençlerin aptal olduğuna, şu ya da bu
sosyal demokrat parti ya da şu ya da bu ülke tarafından manipüle edildiğine
inanmamızı sağlamaya çalışıyorlar.”
Bu
manipülasyon suçlaması, tekelci basın kuruluşu TF1-LCI’nin 5 Ekim’de
alıntıladığı Fransız istihbarat servislerinden gelen bir notta da yer alıyor. Lise
öğrencilerini öğrenci birliği yapılarıyla bağlantılı “aşırı sol unsurlar”ın
etkilediğini söyleyen belge, “genç devrimci komünistlerden" bahsediyor.
Hatta polis karakollarının önünde gözaltına alınanlarla dayanışmak için yapılan
eylemler bile, sendikaların hareketi kontrol ettiğine dair bir kanıt olarak
sunuluyor.
Örgüt,
ayrıca bir polis memuruyla yaşanan bir çatışmanın görüntülerinin nasıl
yayınlandığını da anlatıyor: “Bir polis memurunun yerde dövüldüğü görüntüleri
defalarca gördük. Medya organları, polisin bir genci nehirde boğmaya çalıştığı,
çok öncesine ait videoyu ancak ertesi gün yayınlamaya başladı.”
KG’ye
göre, bu gerici karşı propaganda, gençleri nüfusun diğer kesimlerinden ayırmayı
amaçlıyor: “Burjuvazi, aynı çıkarları paylaşsak bile, nüfusun bir bölümünü
uzaklaştırmak için isyanların şiddetini bahane olarak kullanıyor. Gençlerin (bu
olayda olduğu gibi günlük hayatta da) maruz kaldığı şiddet, bu kirli propaganda
tarafından meşrulaştırılıyor.”
Baskı
ve Dayanışmanın Örgütlenmesi
Örgüt,
hareketin başından beri 6.500’den fazla tutuklama vakası kaydetti, gençlere
yönelik şiddeti kınadı. “Bu konuya daha ayrıntılı değinmeden önce, Avrupa’nın
en şiddet yanlısı polis gücü karşısında eğitimleri için kaynak talep eden 14
ila 17 yaş arası gençlerden bahsettiğimizi hatırlatmak isteriz.”
Eli
el bombasıyla kopan 15 yaşındaki bir çocuğun durumunu gündeme getiren, polisi
eleştiren KG, ayrıca diğer yaralanma vakaları üzerinde de durdu: “14 yaşındaki
Eden, hâlâ hastanede. Polis, yüzüne yakın mesafeden göz yaşartıcı gaz bombası
attığı için sadece pipetle yemek yiyebiliyor. Diğer üç kişi ise plastik
mermilerle vurulduktan sonra bir gözünü kaybetti.”
"Gözaltına
alınan gençler, yaşlarına bağlı olarak, farklı cezalarla yüzleşme riskiyle karşı
karşıya: gösterilere katılma yasağı, kamu hizmeti cezası, hapis ve her zaman
olduğu gibi, avukat masraflarına ek olarak yüksek para cezalarıyla
yüzleşebilirler.” KG, bir yandan da gözaltına alınanların aileleriyle iletişim
kurmasınlar diye önlerine çıkartılan engellerden, ayrıca gözaltına alınmamış
olsalar bile, abluka eylemlerine katılan gençlerin sosyal yardımlarının
kesilmesi tehditlerinden bahsediyor.
Baskılar,
örgütü de doğrudan etkiliyor. “Birçok yoldaşımız bayrağımızı taşıdılar diye tutuklandı.
Bu henüz suç teşkil etmediği için, ‘şiddet eylemleri gerçekleştirme amacıyla
toplantılar düzenlemek’ suçlamasıyla hâkim önüne çıkarıldılar.” KG, hareketin
başlatıcıları olarak tanımlanan örgütlerin dağıtılmasına dönük adımları eleştiriyor.
"Devletin
amacı açık: Gençleri korkutmak ve her türlü yolla onları düzensizleştirmek.”
Komünistlerse tutsaklara ve ailelerine destek sunarak cevap veriyor: “Kendimizi
örgütlemeli, dayanışmayı harekete geçirmeliyiz.”
KG,
baskıdan etkilenenlere verdiği desteği şu şekilde açıklıyor: “Yoldaşlarımızın
ve ailelerinin yalnız kalmaması için mağdurları tespit etmeye, insani ve mali
dayanışmayı organize etmeye şimdiden başladık.”
“Bağış
toplama kampanyaları çoktan başladı. Her tutuklama, polis karakollarının önünde
gösterilere neden oluyor, ilerici avukatlardan oluşan hukuk ekipleri kuruluyor.”
Yol gösterici ilke, şu ifadeyle özetlenebilir: “Baskılara verilecek en iyi cevap
örgütlenmektir.”
17
Ekim ve İsyanın İlk Zaferi
Ülke
genelindeki eylemler için hazırlanan 17 Ekim planı, engellemelerden önce
dijital platformlarda dolaşıma girdi. Örgüt, eylem çağrısının nasıl yayıldığını
şu şekilde anlatıyor: “Lise öğrencileri hareketinin başlangıcından bu yana, bu
tarih, militan ‘solcu’ örgütlerin dışında, büyük bir seferberlik günü olarak
giderek daha fazla dile getiriliyor.”
KG,
bu süreci Sarı Yelekliler hareketine benzetiyor: “Bu, her yönüyle Sarı
Yelekliler hareketine benzeyen bir başlangıç. Bu nedenle, 17 Ekim’in mevcut
harekette yeni bir dönüm noktası olacağını, bunun bir sonraki seçim fiyaskosuna
kadar sürebileceğini varsayabiliriz. Umudumuz bu, bunun için mücadele edeceğiz.”
8
Ekim’de Cause du Peuple [“Halkın Davası”] gazetesinde yer alan habere
göre, Eylemlilik süreci, benzinin litre fiyatında geçici olarak 12 ilâ 18 kuruşluk
bir indirim yapılmasıyla sonuçlandı. KG, yakıt fiyatlarının protestolarla
ilgili temel taleplerden biri olduğunu vurguluyor: “Bu karar, tek bir şeyi
kanıtlıyor: İsyan etmekte haklıyız. Eğer biz onlardan söke söke almazsak, onlar
bize hiçbir şey vermeyecek.”
Hareketin
ölçek ve kapsamını genişletmek için genç komünistler, onu yatıştırma ve isyanı
oy kazanmak için kullanma girişimlerine karşı mücadele ediyorlar: “Gericiler
daha fazla baskı çağrısında bulunuyor, sosyal demokrasi ise gösterilere entegre
olarak, sükunet çağrısında bulunuyor, kendisini bizimle polis arasına yerleştirip
daha çok geçit törenine benzeyen ‘yasal’ gösteriler düzenlemek suretiyle
gençlerin desteğini kazanmaya çalışıyor.”
KG,
gençlerin isyan etme hakkını savunuyor: “Lise öğrencileri, tüm Fransa için
mükemmel bir örnek teşkil ediyor. Her zaman şunu vurgulamalıyız: İsyan etmek
için nedenimiz var. Ortada gayrimeşru bir şiddet varsa o da daha iyi bir yaşam
talep ettikleri için çocukları ölüme mahkûm etmeye hazır olanların şiddetidir.”
Röportajın
sonunda, Fransa Komünist Gençlik Ulusal Komitesi, Brezilyalı okurlara şu mesajı
iletiyor: “Mücadelelerini dikkatle takip ettiğimiz Brezilya halkına kardeşçe
selamlarımızı ve Brezilya gençliğine tüm desteğimizi gönderiyoruz. Bizim için
endişelenmeyin: Savaşa korkusuzca giriyoruz, kazanmaya mahkûmuz!”
Yeni Demokrasi
11
Ekim 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder