10 Ekim 2026

,

7 Ekim Operasyonunun Meşruiyeti



7 Ekim 2023 tarihli operasyonun askeri, politik, ilkesel, stratejik ve geleceğe yönelik olmak üzere çok sayıda ve istisnai boyutu bulunmaktadır. Bu boyutların ilki, operasyonun meşruiyeti ve adaletiyle ilgilidir. Söz konusu boyut, savaşların adaletini belirlemede uluslararası alanda kabul gören bir kriter olan uluslararası hukuka göre, bu operasyonun gayrimeşru bir saldırı olarak değerlendirilmesine izin vermez. Bu durum, Birleşmiş Milletler Şartı’nda da ifade edilmiştir.

Elbette, çatışmalarda ve savaşlarda esas alınan başka kriterler ve ilkeler de vardır. Ancak bunların hepsi, uluslararası düzeyde üzerinde uzlaşma sağlanmamış olup, Uluslararası Adalet Divanı nezdinde dayanak olarak kabul edilmez.

Bu nedenle, bu vesileyle uluslararası hukuka odaklanmak, uluslararası alanda ikna edici, küresel kamuoyunda yankı bulan, Siyonist teşekkül ve müttefikleri veya “Aksa Tufanı” operasyonuna eleştirel bir tavır takınanlar (Filistin topluluğunun bir parçası, dış aktörler veya aradaki kişiler) için utanç verici olan en iyi referans noktasıdır.

Uluslararası hukuk, Filistin örneğinde olduğu gibi, sömürgeleştirilmiş ülkeler için kendi kaderini tayin hakkını, sömürgeleştirmeden önce bu topraklarda yaşayan halka özgü bir hak olarak kabul eder. Sömürgeci güç tarafından söz konusu ülkeye dayatılan her türlü hukuki, coğrafi veya demografik önlemi, Filistin örneğinde olduğu gibi, gayrimeşru sayar. Bu, Siyonistlerin Filistin’e göçünden Siyonist bir teşekkülün oluşturulmasına kadar sonraki tüm eylemlerin gayrimeşru olduğu anlamına gelir.

Bu nedenle, Filistin’i bölen ve orada bir Yahudi devleti kurma “hakkı” tanıyan 1947 tarihli BM Genel Kurulu’nun 181 sayılı kararı, gayrimeşru, uluslararası hukuka ve BM Şartı’na aykırı kabul edilir.

Sonuç olarak, uluslararası hukuk, Filistin halkına işgale ve Siyonist teşekküle karşı her türlü direniş biçimini kullanma hakkı tanır. 1967’den sonra Birleşmiş Milletler, Filistin halkının işgale karşı silahlı direniş hakkını teyit eden çeşitli kararlar yayınlamıştır.

Bu nedenle, “Aksa Tufanı Operasyonu”, tartışmasız bir şekilde, Filistin halkının işgale karşı direnme hakkı kapsamındadır. Bu, meşru direniş hakkı çerçevesinde ve Filistin davasının adaleti ve Filistin halkının son yıllardaki küresel gösterilerde ifade edildiği gibi, vatanlarını “nehirden denize” kadar özgürleştirme hakkı çerçevesinde gerçekleştirilmiş bir direniş eylemidir.

Kısacası, kim olursa olsun, hiç kimsenin “Aksa Tufanı Operasyonu”nu uluslararası hukuka göre meşru bir direniş eylemi olarak görmeme hakkı yoktur, özellikle de bu meşruiyeti uluslararası hukuktan bile daha güçlü bir şekilde doğrulayan tarihi ve dini kriterler mevcutken.

Bu operasyonun ayrıntılarına gelince: en önemli husus, işgal ordusunun en önemli askeri birliği olan Gazze Tümeni’ne yönelik bir saldırı olmasıdır. İzzeddin Kassam Tugayları ile Gazze Tümeni arasında tam teşekküllü bir askeri çatışma yaşandı. Gazze Tümeni, Kassam Tugayları’nın hızla gerçekleştirdikleri saldırı neticesinde elde ettikleri kesin zafer karşısında yenilgiye uğradı. Bu felâket, işgalci ordunun ve onun zaaflarının yanı sıra, hazırlıklarında Allah’ın zaferine güvenen saldırganların sergilediği hassasiyet, cesaret ve becerinin de bir sonucu.

Özetle, “Aksa Tufanı Operasyonu”, üstün bir askeri güce karşı yürütülen bir askeri operasyondu. Siyonist ordusunun yenilgisinden kaynaklanan, yüzlerce yerleşimci ve askerin esir alınmasını da içeren olaylar ikincil öneme sahipti. “Çocukların yakılması”, “kadınlara ve tutsaklara kötü muamele edilmesi” gibi haksız suçlamalar, hızla ortadan kalktı. Burada, Netenyahu’nun yürüttüğü yasadışı ve suç teşkil eden imha savaşı ve kara savaşı, dengeleri değiştirmede, “Aksa Tufanı Operasyonu”nun küresel öneminin artmasına katkıda bulunmada rol oynadı.

Dolayısıyla, Siyonistlerin “Aksa Tufanı Operasyonu’na verdiği, kara savaşı ve imha savaşı biçimini alan cevaplar, kara savaşında oluşan askeri denge ve halk direnişi, operasyonun direnişin eşi benzeri görülmemiş bir askeri, politik ve stratejik başarısına dönüşmesini sağladı.

Münir Şefik
10 Ekim 2026
Kaynak

0 Yorum: