08 Ekim 2026

,

Aksa Tsunamisi



Aksa Tufanı, tüm gezegeni bir devrim misali sarstı. Dünyayı şaşırtan Filistin saldırısı, Filistin halkının ulusal kurtuluş mücadelesinde en kararlı politik tavrı ve Filistin’in Siyonizasyonu sürecini tamama erdirmek için onlarca çabalayan uluslararası Siyonizme karşı bilinçli bir eylemi temsil ediyordu.

7 Ekim’de, sel suları sonsuza dek sürecekmiş gibi görünen bir imha kampının baraj duvarlarını yıktı. Onlarca yıldır “İsrail” adı verilen bu yapay teşekkülün varlığını normalleştirmeye çalışılıyorlardı. Amaç, yerleştirme sürecini normal ve Filistin halkının üçüncü ülkelerden gelen yerleşimcilerle değiştirilmesini kaçınılmaz göstermekti. Filistin saldırısı, bu yanılsamayı paramparça etti.

Filistin’deki çeşitli siyasi örgütlerin mücadele birliğini temsil eden Filistin Direnişi, eylemleriyle dünyaya Filistin’in ve Filistin halkının hâlâ var olduğunu, “uluslararası toplum” denilen şeyin hoş görüp desteklediği Siyonist canavarlığın, Filistinlilerin gerçekten özgür ve sömürgecilikten arınmış bir Filistin’de yaşamak denilen meşru hakkı elde edebilmeleri için tamamen ortadan kaldırılana dek karşı konulması gerektiğini hatırlattı.

Gelgelelim bu Tufan’ın suları, Akdeniz ve Ürdün Nehri arasında sınırlı kalmadı. Dalgalar, bölgeye yayılmaya başladı. Lübnan’dan Yemen’e, Irak’tan İran’a kadar diğer cepheler, artık Filistin sınırları içinde kalmayan anti-Siyonist mücadeleye katıldı. Hizbullah, Ensarullah, Irak Halk Seferberlik Güçleri ve İran, suların, onlarca bölgede uluslararası Siyonizmin inşa ettiği politik ve askeri mimarinin temelleri olarak kabul edilen alanları tehdit etmesine neden oldu. Babülmendep’ten Hürmüz Boğazı’na kadar, dünyadaki mal ve enerji akışının nefes aldığı iki büyük su yolunda, Filistinlilerin başlattığı dalga devrimci potansiyelini ortaya koydu.

Bu sel, Ortadoğu’da da durmadı. Suları dünyanın büyük şehirlerine ulaştı, uluslararası işçi sınıfını emperyalizm ve Siyonizmin yol açtığı o derin uyuşukluktan uyandırdı. Filistin halkını desteklemek için binlerce işçi ve öğrenci, sokaklarda yürüdü, üniversiteleri işgal etti, boykotlar düzenledi, iş yerlerini felç etti, salt folklorik bir sembole dönüştürülmüş olan Filistin bayrağını her yerde dalgalandırdı.

7 Ekim’in değeri, uluslararasılaşmış kapitalizmin derin bağlantılarını ortaya koymasında ve Siyonizmin Ortadoğu’da emperyalizmin bir uzantısı olduğunu göstermesinde yatmaktadır. Bu durum, özellikle Filistinlileri etkilese de, uluslararası işçi sınıfını da etkilemektedir.

Gassân Kenefâni’nin de dediği gibi, “Filistin davası, sadece Filistinlilerin davası değil, nerede olurlarsa olsunlar, her devrimcinin, çağımızın sömürülen ve ezilen kitlelerinin davasıdır.”

Üç yıl sonra bile dalgalar yükselmeye devam ediyor. Filistin davası, dünya çapındaki işçilere tutarlı proletarya enternasyonalizminin emperyalizme karşı mücadelede en güçlü silahımız olduğunu hatırlatan devrimci ve anti-emperyalist bir katalizör haline geliyor.

7 Ekim 2023’te ortaya çıkan durumun ardından, militarizm, otoriterlik ve emperyalizme karşı mücadelenin temellerini sağlamlaştırmak, uluslararası işçi sınıfına düşüyor. Bir sel, bir süre setler ve duvarlarla kontrol altında tutulabilir, ancak her yeni devrimci akım, devrimci akışı engelleyen tüm bariyerler, sonunda patlayana kadar baskıyı artırır.

“Terörizm” veya “antisemitizm” suçlamaları, yavaş yavaş gerçek bir anti-emperyalist tsunamiye dönüşen bu selin önüne geçemez. Filistin halkı, ulusal kurtuluş mücadelesiyle emperyalizme karşı mücadelede çok önemli bir rol oynamaktadır. Filistin’de başlayan bu hareket, Ortadoğu’da dalgalar yaratmış, dünyanın dört bir yanındaki sokaklara, üniversitelere ve iş yerlerine yayılmıştır.

Aksa Tufanı denilen olay, sadece Filistin halkı için değil, sömürgeciliğe, Siyonizme ve emperyalizme karşı mücadelenin aynı tarihsel akımın bir parçası olduğunu anlayan tüm halklar ve işçiler için de kaçınılmaz bir zaferin şafağı olarak tarihe geçecektir.

Yaşasın Filistin halkının mücadelesi,

Yaşasın Filistin Direnişi!

Oier Pérez Mancisidor
7 Ekim 2026
Kaynak

0 Yorum: