14 Ekim 2026

Emperyalizm İlerici Değildir



İmparatorluk ölüm döşeğinde ve her hafta çarpık yönetici sınıfın yol açtığı, felâketlere yazgılı yeni olaylar yaşanıyor. Savaşın yol açtığı sis, ufuğu kaplarken, bir gerçek, giderek daha da netleşiyor: bizi yöneten müesses nizamın her parçası yozlaşmış durumda.

Bir zamanlar Cumhuriyetçi ile Demokrat’ı ayıran yanılsamalar ortadan kalktı. Müesses nizamın sözcüleri, o anlamsız sol-sağ ayrımını terk etti, artık hep bir ağızdan, imparatorluğun ölmekte olan canavarı için yalvarıyorlar.

Petrol için, diktatör için, demokrasi için, ABD’nin çıkarları için Venezuela’da savaş istiyorlar.

İnsan hakları için, özgürlük için, ABD’nin çıkarları için İran’da savaş istiyorlar.

Hegemonya için, statüko için, ABD’nin çıkarları için Küresel Ekonomik Savaş istiyorlar.

Ne yazık ki, bu ülkenin gücünü elinde tutan, isminin yükünü omuzlayan biz emekçiler olmasına rağmen, ABD’nin çıkarları, henüz bizim çıkarlarımızı dikkate almıyor. Şimdilik, tümüyle özel olan, finans âlemine ait, beynelmilel nitelikte olan çıkarlar konuşuyor.

Bu özel çıkarlar, şehirlerde, kırsal kesimde ve medyada, mavi vaizler ve kırmızı vaizler aracılığıyla faaliyet yürüttü. İşçinin dikkatini dağıtmak ve kendi maddi çıkarlarından başka her şeyle yan yana getirmek için gerçekleştirilen kukla gösterisinde tilkiler ve kurtlar gibi davrandılar.

Ülkemizde, ABD vatandaşlarına tanınan tüm haklar gündüz gözü elimizden alınıyor. Bu sırada, Demokratların çoğunlukta olduğu şehirlerdeki seçilmiş yetkililer, kendilerine bir ödül verilene dek hırsızı boş yere kınayan, insanın canını sıkan, havlayıp duran köpekten farksızlar.

Bu yetkililer, yabancı ülkelerin halklarının özgürlükleri adına konuşuyorlar, ancak ekonomilerine yaptırım uyguluyorlar, halklarını yoksullaştırıyorlar, liderlerini kaçırıp öldürüyorlar.

Bu yetkililer, şu anda direniş yanlısı. İran’da Mossad’ın yardımıyla isyanları kışkırtıyor, polisleri öldürüyor, camileri yakıyorlar; ancak Filistin halkına yönelik aktif soykırıma karşı direnişi eleştiriyorlar. Kendi ülkelerinin egemenliğini cesurca savunanların seslerini susturdular, bunun yerine, ABD’deki egemen sınıfın söylemlerini, imgelerini ve resmi anlatısını pekiştiriyorlar.

Bu yetkililer, Trump yönetiminin kaba davranışlarını ve doğru kanallar aracılığıyla yönetme yeteneğini yüzeysel olarak eleştiriyorlar, ancak ABD emperyalizmine ait sistemin amaç ve eylemlerine açıktan karşı çıkmıyorlar. “Adil yargılama”, “kongre denetimi” ve “reform” gibi kutsal kelimeleri sadakatle anıyorlar, ancak görünüşe göre bu lafların kimseye faydası olmuyor.

Desantis Küba’nın, Rubio Venezuela’nın, Eskamani İran’ın yıkılış sürecini destekliyor. Maxwell ise kolluk kuvvetlerinin gücünü ve dünya çapındaki çatışmaları savunuyor. Hepsi de İsrail’i destekliyor.

Hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, milyarderlerden oluşan beynelmilel pedofil çetesinin parçası.

Hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, yabancı bir terörist devlet tarafından finanse ediliyor, onun sopasıyla hareket ediyor.

Halkın gözünde Demokrat ve Cumhuriyetçi düzenin pul kadar değeri yok. Yönetici sınıfın iki tarafı arasında oynanan bu karşılıklı atışma oyunu, ABD halkının sistemdeki içsel çelişkileri görmesine mani olmaya yetmiyor.

Bu gebermekte olan canavarı çektiği acılardan kurtarmak zorundayız.

Şirketlerin düzeni, STK’lar üzerinden oluşturduğu güvenilirlik kılıfı ile birlikte işler. Rockefeller ve Ford’un nüfuzu, kırmızı veya maviye boyanmıştır, milyonlarca fon, proje ve kampanya aracılığıyla satha yayılmıştır. Milyarderlerin hayırseverliği, egemen sınıfın döngüsel ekonomisi olarak iş görmektedir. CEO’lar, Yönetim Kurulu Başkanları ve politikacılardan oluşan bir döner kapıdır bu. Bu STK’lar belirlenen çizginin dışına çıkmaz, halkın en acil ihtiyaçlarını gidermek için yetersiz hizmetler sunar. Düşünce kuruluşları ve aktivist grupları, oy kampanyaları, uyumlu kontrollü muhalefete fon sağlama ve “Krallara Hayır Protestoları” gibi usulüne uygun olarak izin verilen gösteriler aracılığıyla hoşnutsuzluğu ve devrimci enerjiyi sisteme geri aktarır. Bu gayri resmi “sivil” kurumlar, iki güçten oluşan düzenin hizmetkârları gibi hareket eder. Daha fazla zaman ve yetenek, bu cazibenin anlamsızlığına harcanmadan önce, bu değişimin iğvasından kurtulmak zorundayız. Artık bahanelere, kayıplara tahammülümüz yok. Boynumuza basacak botlara direnmek için gerçek güce yatırım yapmalıyız.

O botlar şehrinize geliyor. Zaten oradalar. Bu yetkililer, halkın hoşnutsuzluğunun asla başa çıkamayacakları düzeye çıkmasın diye milyonlarca belediye fonunu bu alana teksif ettiler. İster gizli olsunlar ister olmasınlar, kolluk kuvvetleri, belediye yatırımlarının büyük çoğunluğundan faydalanmaya devam edecek. Yerele, eyalete ve federal devlete bağlı kolluk kuvvetleri, her zaman müesses nizama bağlı yetkililer içinden işbirlikçiler bulacak. Bu nedenle, ICE’ı veya devlet şiddetini ve gözetimini kınasalar veya eleştirseler de, bu statükoyu korumak ve kurulu düzeni iktidarda tutmak konusunda birleşmişlerdir. Müesses nizam, her zaman kolluk kuvvetlerini destekleyecek.

Demokratlar, George Floyd’un linç edilmesine yönelik haklı öfkeyi, artırılmış polis bütçeleri ve vücut kameralarının kabulüne dönüştürmeyi başardılar. Şimdi hepimiz, bu dehşet verici olayları şahsen tecrübe ediyoruz. Faşizmin klasik şok ve dehşet taktiği devrede. Yıllarca süren ve her gün avucunuzun içine kadar yayınlanan korkunç Filistin soykırımının iki parti tarafından açıktan desteklenmesinin ardından, bu sisteme sadık kalmanızı bekliyorlar. Şimdi, bu hasta, insanlık dışı sistemden kabul etmemiz beklenen iğrenç kötülüğün sınırının olmadığını görüyoruz. Savaş suçlularını eyaletimize, şehirlerimize kabul edecekler. Güçlerini bize karşı kullanmak üzere, onları soykırım taktikleri konusunda eğitecekler.

Halk, bu zulmü daha fazla kabul etmeyecek. ABD yönetiminin ve küresel nüfuzunun her damarında ve organında açıkça görülen ahlaksızlığın derinliğini hep birlikte gördük. Bu hasta pedofil elitler, ABD halkını ele geçirdiler, ülkemizi aşağılayıcı bir duruma sürüklediler. Bunu kabul edemeyiz.

Liberal maske, faşizmin yüzünden düştükçe, bu durum her geçen gün daha da belirginleşiyor. Müesses nizam; reform, savaşsızlık ve ekonomik refah vaat ediyor; ancak devletin haydutları, sokaklarda infazlara devam ediyor, her politikacı, savaş çağrısında bulunuyor ve artık halk, kendilerinden ne kadar çok şeyin çalındığını anlamaya başlıyor.

Emperyalizm, ev sahibi ülke de dâhil olmak üzere, ulusları yutar. Epstein rejimi, milyarder elitler, şirket tekeli, müesses nizam; bunların hepsi, sermaye, nüfuz ve kendi çıkarlarına dair bilinç üzerinden birleşmiş bir sınıfı ifade eder. Bir ülkenin ekonomisine ve politikasına sızarlar, kendi pozisyonlarını pazarlamak ve söylemi yönlendirmek için politikacıları ve medya kuruluşlarını satın alırlar. BBC / Breitbart / New York Times / FOX / CNN / MSNBC / Guardian / Washington Post hepsi aynı şeydir, egemen sınıfın iç içe geçmiş anlatılarını yönetirler. Bu sınıf, nihayetinde ulusötesi bir sınıftır. Uygun bayrakları eline alır, ancak sadakatleri, milliyetleri, halkları yoktur. Güney Afrika’da, Arjantin’de, İsrail’de veya ABD’de doğmuş olmaları fark etmez. Bir gün savaş suçlusu veya televizyon yıldızı, ertesi gün CEO veya başkan olabilirler.

Onlar, hep birlikte, sınıf bilincimizin gelişimini engellemek için uğraşıyorlar. Tarih, bu çabanın şiddet içerdiğini ancak sonuçsuz kaldığını kanıtlamıştır.

Şimdi baktığımızda, ayrımı net bir biçimde görebiliyoruz. Bir halk var, bir de milyarderlerin egemenliği. Bu hasta sistemin çıkarları, asla halkın çıkarlarıyla örtüşemez. Demokratlar veya Cumhuriyetçiler, Sol veya Sağ, bunlar birer yanılsama. Bu yozlaşmış sistemle kurulan her türden ittifak, geniş işçi kitlelerinin çıkarlarına ihanettir. Bugün Trump’ı destekleyen herkes, ancak akıl sağlığını yitirmiş, yaklaşan savaş ve ekonomik çöküş gerçekleri karşısında şaşkına dönmüş olabilir. Demokratları destekleyen herkes, ne kadar ilerici görünürlerse görünsünler, düşman, aldatıcı, gerici olarak nitelendirilir. Başka türlü nasıl olabilir ki? Kanıtlar bundan daha açık, daha gerçek olamazdı. Yönetimler arasındaki emperyalist süreklilik ve bu ülkedeki uyumlu muhalefetin mutlak beceriksizliği, hiç bu kadar aleni ve bariz olmamıştı.

Gelecek bize, emekçi halka ait. Halkın iradesi, tarihin akışı gibi amansızdır, bu imparatorluk da ezici ağırlığı altında yıkılacaktır. Çıkarlarımız asla bu çökmüş, kötü, hilekâr müesses nizamın canavarlarının çıkarlarıyla asla örtüşmeyecek. Onlara her koşulda karşıyız. Pedofillerle asla uzlaşılamaz. Bu yozlaşmış düzen asla düzeltilemez. Mevcut iktidar yapısını değiştirmek için ona bel bağlamaya devam edemeyiz. Halkımıza güvenmeliyiz. Bize öğretilen yanıltıcı farklılıklara rağmen, birbirimize güvenmeliyiz. Ülkemizi işgal eden ve özgürlüklerimizi çalan bu manipülatif, soykırımcı, pedofil seçkinlere karşı bir ulus olarak birleşmeliyiz. Birbirimizi desteklemek, kendimizi korumak ve ihtiyaçlarımızı karşılayacak kapasiteyi oluşturmak için birleşmeliyiz ki, üzerimize dayatılan bu kargaşa döneminden sağ çıkabilelim. Onların şiddete yazgılı pençelerini birlikte kıracağız.

Devrimci Eğitim ve Eylem Birliği
18 Şubat 2026
Kaynak

0 Yorum: