İmparatorluk
ölüm döşeğinde ve her hafta çarpık yönetici sınıfın yol açtığı, felâketlere
yazgılı yeni olaylar yaşanıyor. Savaşın yol açtığı sis, ufuğu kaplarken, bir
gerçek, giderek daha da netleşiyor: bizi yöneten müesses nizamın her parçası
yozlaşmış durumda.
Bir
zamanlar Cumhuriyetçi ile Demokrat’ı ayıran yanılsamalar ortadan kalktı. Müesses
nizamın sözcüleri, o anlamsız sol-sağ ayrımını terk etti, artık hep bir ağızdan,
imparatorluğun ölmekte olan canavarı için yalvarıyorlar.
Petrol
için, diktatör için, demokrasi için, ABD’nin çıkarları için Venezuela’da savaş
istiyorlar.
İnsan
hakları için, özgürlük için, ABD’nin çıkarları için İran’da savaş istiyorlar.
Hegemonya
için, statüko için, ABD’nin çıkarları için Küresel Ekonomik Savaş istiyorlar.
Ne
yazık ki, bu ülkenin gücünü elinde tutan, isminin yükünü omuzlayan biz emekçiler
olmasına rağmen, ABD’nin çıkarları, henüz bizim çıkarlarımızı dikkate almıyor.
Şimdilik, tümüyle özel olan, finans âlemine ait, beynelmilel nitelikte olan
çıkarlar konuşuyor.
Bu
özel çıkarlar, şehirlerde, kırsal kesimde ve medyada, mavi vaizler ve kırmızı
vaizler aracılığıyla faaliyet yürüttü. İşçinin dikkatini dağıtmak ve kendi
maddi çıkarlarından başka her şeyle yan yana getirmek için gerçekleştirilen kukla
gösterisinde tilkiler ve kurtlar gibi davrandılar.
Ülkemizde,
ABD vatandaşlarına tanınan tüm haklar gündüz gözü elimizden alınıyor. Bu
sırada, Demokratların çoğunlukta olduğu şehirlerdeki seçilmiş yetkililer,
kendilerine bir ödül verilene dek hırsızı boş yere kınayan, insanın canını
sıkan, havlayıp duran köpekten farksızlar.
Bu
yetkililer, yabancı ülkelerin halklarının özgürlükleri adına konuşuyorlar,
ancak ekonomilerine yaptırım uyguluyorlar, halklarını yoksullaştırıyorlar,
liderlerini kaçırıp öldürüyorlar.
Bu
yetkililer, şu anda direniş yanlısı. İran’da Mossad’ın yardımıyla isyanları
kışkırtıyor, polisleri öldürüyor, camileri yakıyorlar; ancak Filistin halkına
yönelik aktif soykırıma karşı direnişi eleştiriyorlar. Kendi ülkelerinin
egemenliğini cesurca savunanların seslerini susturdular, bunun yerine, ABD’deki
egemen sınıfın söylemlerini, imgelerini ve resmi anlatısını pekiştiriyorlar.
Bu
yetkililer, Trump yönetiminin kaba davranışlarını ve doğru kanallar
aracılığıyla yönetme yeteneğini yüzeysel olarak eleştiriyorlar, ancak ABD
emperyalizmine ait sistemin amaç ve eylemlerine açıktan karşı çıkmıyorlar. “Adil
yargılama”, “kongre denetimi” ve “reform” gibi kutsal kelimeleri sadakatle
anıyorlar, ancak görünüşe göre bu lafların kimseye faydası olmuyor.
Desantis
Küba’nın, Rubio Venezuela’nın, Eskamani İran’ın yıkılış sürecini destekliyor.
Maxwell ise kolluk kuvvetlerinin gücünü ve dünya çapındaki çatışmaları
savunuyor. Hepsi de İsrail’i destekliyor.
Hem
Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, milyarderlerden oluşan beynelmilel pedofil
çetesinin parçası.
Hem
Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler, yabancı bir terörist devlet tarafından
finanse ediliyor, onun sopasıyla hareket ediyor.
Halkın
gözünde Demokrat ve Cumhuriyetçi düzenin pul kadar değeri yok. Yönetici sınıfın
iki tarafı arasında oynanan bu karşılıklı atışma oyunu, ABD halkının sistemdeki
içsel çelişkileri görmesine mani olmaya yetmiyor.
Bu
gebermekte olan canavarı çektiği acılardan kurtarmak zorundayız.
Şirketlerin
düzeni, STK’lar üzerinden oluşturduğu güvenilirlik kılıfı ile birlikte işler.
Rockefeller ve Ford’un nüfuzu, kırmızı veya maviye boyanmıştır, milyonlarca
fon, proje ve kampanya aracılığıyla satha yayılmıştır. Milyarderlerin
hayırseverliği, egemen sınıfın döngüsel ekonomisi olarak iş görmektedir. CEO’lar,
Yönetim Kurulu Başkanları ve politikacılardan oluşan bir döner kapıdır bu. Bu
STK’lar belirlenen çizginin dışına çıkmaz, halkın en acil ihtiyaçlarını
gidermek için yetersiz hizmetler sunar. Düşünce kuruluşları ve aktivist grupları,
oy kampanyaları, uyumlu kontrollü muhalefete fon sağlama ve “Krallara Hayır
Protestoları” gibi usulüne uygun olarak izin verilen gösteriler aracılığıyla
hoşnutsuzluğu ve devrimci enerjiyi sisteme geri aktarır. Bu gayri resmi “sivil”
kurumlar, iki güçten oluşan düzenin hizmetkârları gibi hareket eder. Daha fazla
zaman ve yetenek, bu cazibenin anlamsızlığına harcanmadan önce, bu değişimin
iğvasından kurtulmak zorundayız. Artık bahanelere, kayıplara tahammülümüz yok.
Boynumuza basacak botlara direnmek için gerçek güce yatırım yapmalıyız.
O
botlar şehrinize geliyor. Zaten oradalar. Bu yetkililer, halkın
hoşnutsuzluğunun asla başa çıkamayacakları düzeye çıkmasın diye milyonlarca
belediye fonunu bu alana teksif ettiler. İster gizli olsunlar ister olmasınlar,
kolluk kuvvetleri, belediye yatırımlarının büyük çoğunluğundan faydalanmaya
devam edecek. Yerele, eyalete ve federal devlete bağlı kolluk kuvvetleri, her
zaman müesses nizama bağlı yetkililer içinden işbirlikçiler bulacak. Bu
nedenle, ICE’ı veya devlet şiddetini ve gözetimini kınasalar veya eleştirseler
de, bu statükoyu korumak ve kurulu düzeni iktidarda tutmak konusunda
birleşmişlerdir. Müesses nizam, her zaman kolluk kuvvetlerini destekleyecek.
Demokratlar,
George Floyd’un linç edilmesine yönelik haklı öfkeyi, artırılmış polis
bütçeleri ve vücut kameralarının kabulüne dönüştürmeyi başardılar. Şimdi
hepimiz, bu dehşet verici olayları şahsen tecrübe ediyoruz. Faşizmin klasik şok
ve dehşet taktiği devrede. Yıllarca süren ve her gün avucunuzun içine kadar
yayınlanan korkunç Filistin soykırımının iki parti tarafından açıktan
desteklenmesinin ardından, bu sisteme sadık kalmanızı bekliyorlar. Şimdi, bu
hasta, insanlık dışı sistemden kabul etmemiz beklenen iğrenç kötülüğün
sınırının olmadığını görüyoruz. Savaş suçlularını eyaletimize, şehirlerimize
kabul edecekler. Güçlerini bize karşı kullanmak üzere, onları soykırım
taktikleri konusunda eğitecekler.
Halk,
bu zulmü daha fazla kabul etmeyecek. ABD yönetiminin ve küresel nüfuzunun her
damarında ve organında açıkça görülen ahlaksızlığın derinliğini hep birlikte
gördük. Bu hasta pedofil elitler, ABD halkını ele geçirdiler, ülkemizi
aşağılayıcı bir duruma sürüklediler. Bunu kabul edemeyiz.
Liberal
maske, faşizmin yüzünden düştükçe, bu durum her geçen gün daha da
belirginleşiyor. Müesses nizam; reform, savaşsızlık ve ekonomik refah vaat
ediyor; ancak devletin haydutları, sokaklarda infazlara devam ediyor, her
politikacı, savaş çağrısında bulunuyor ve artık halk, kendilerinden ne kadar
çok şeyin çalındığını anlamaya başlıyor.
Emperyalizm,
ev sahibi ülke de dâhil olmak üzere, ulusları yutar. Epstein rejimi, milyarder
elitler, şirket tekeli, müesses nizam; bunların hepsi, sermaye, nüfuz ve kendi
çıkarlarına dair bilinç üzerinden birleşmiş bir sınıfı ifade eder. Bir ülkenin
ekonomisine ve politikasına sızarlar, kendi pozisyonlarını pazarlamak ve
söylemi yönlendirmek için politikacıları ve medya kuruluşlarını satın alırlar.
BBC / Breitbart / New York Times / FOX / CNN / MSNBC / Guardian / Washington
Post hepsi aynı şeydir, egemen sınıfın iç içe geçmiş anlatılarını yönetirler.
Bu sınıf, nihayetinde ulusötesi bir sınıftır. Uygun bayrakları eline alır,
ancak sadakatleri, milliyetleri, halkları yoktur. Güney Afrika’da, Arjantin’de,
İsrail’de veya ABD’de doğmuş olmaları fark etmez. Bir gün savaş suçlusu veya
televizyon yıldızı, ertesi gün CEO veya başkan olabilirler.
Onlar,
hep birlikte, sınıf bilincimizin gelişimini engellemek için uğraşıyorlar.
Tarih, bu çabanın şiddet içerdiğini ancak sonuçsuz kaldığını kanıtlamıştır.
Şimdi
baktığımızda, ayrımı net bir biçimde görebiliyoruz. Bir halk var, bir de
milyarderlerin egemenliği. Bu hasta sistemin çıkarları, asla halkın
çıkarlarıyla örtüşemez. Demokratlar veya Cumhuriyetçiler, Sol veya Sağ, bunlar
birer yanılsama. Bu yozlaşmış sistemle kurulan her türden ittifak, geniş işçi
kitlelerinin çıkarlarına ihanettir. Bugün Trump’ı destekleyen herkes, ancak
akıl sağlığını yitirmiş, yaklaşan savaş ve ekonomik çöküş gerçekleri karşısında
şaşkına dönmüş olabilir. Demokratları destekleyen herkes, ne kadar ilerici
görünürlerse görünsünler, düşman, aldatıcı, gerici olarak nitelendirilir. Başka
türlü nasıl olabilir ki? Kanıtlar bundan daha açık, daha gerçek olamazdı.
Yönetimler arasındaki emperyalist süreklilik ve bu ülkedeki uyumlu muhalefetin
mutlak beceriksizliği, hiç bu kadar aleni ve bariz olmamıştı.
Gelecek
bize, emekçi halka ait. Halkın iradesi, tarihin akışı gibi amansızdır, bu
imparatorluk da ezici ağırlığı altında yıkılacaktır. Çıkarlarımız asla bu
çökmüş, kötü, hilekâr müesses nizamın canavarlarının çıkarlarıyla asla örtüşmeyecek.
Onlara her koşulda karşıyız. Pedofillerle asla uzlaşılamaz. Bu yozlaşmış düzen
asla düzeltilemez. Mevcut iktidar yapısını değiştirmek için ona bel bağlamaya devam
edemeyiz. Halkımıza güvenmeliyiz. Bize öğretilen yanıltıcı farklılıklara rağmen,
birbirimize güvenmeliyiz. Ülkemizi işgal eden ve özgürlüklerimizi çalan bu
manipülatif, soykırımcı, pedofil seçkinlere karşı bir ulus olarak
birleşmeliyiz. Birbirimizi desteklemek, kendimizi korumak ve ihtiyaçlarımızı
karşılayacak kapasiteyi oluşturmak için birleşmeliyiz ki, üzerimize dayatılan
bu kargaşa döneminden sağ çıkabilelim. Onların şiddete yazgılı pençelerini birlikte
kıracağız.
Devrimci Eğitim ve Eylem Birliği
18
Şubat 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder