Ekim
ayı, İkinci Dünya Savaşı’nın veya birçok ülkede bilindiği gibi Dünya
Anti-faşist Savaşı’nın tarihinde özel bir öneme sahip. Seksen yıl önce Nürnberg
Mahkemeleri’nde Nazi savaş suçluları aleyhindeki kararlar bu ay içinde verildi.
Ayrıca, aylarca süren bir savaşı başlatan ve Üçüncü Reich orduları için felaket
bir yenilgiyle neticelenen Almanların Moskova’ya yönelik taarruzu olan Tayfun
Operasyonu’nun başlatılmasının da 85. yıl dönümü.
Bu
büyüklükteki savaşlar tesadüfen olmaz. Mümkün olduğunca fazla yıkıma yol açmak
için titizlikle planlanırlar. Propaganda, insanların savaşa rıza göstermesini
sağlar. Böylece o insanlar kurbanlarını insanlık dışı varlıklar olarak gösterip
onlardan nefret etme imkânı bulurlar. İkinci Dünya Savaşı’nda kurbanlar, Avrupa’daki
Yahudi toplulukları, komünistler, anti-faşistler, başta Sovyetler Birliği ve
Çin olmak üzere, Avrupa ve Asya genelindeki etnik azınlıklardı.
SSCB’nin
Mayıs 1945’te Berlin’de Hitler güçlerini yenmesinin ardından birçok Nazi,
dünyanın dört bir yanına dağıldı. Bazıları, ABD istihbaratının gizli bir
girişimi olan ve 1.600’den fazla Alman bilim insanı, mühendis ve teknisyeni işe
alan Ataş Operasyonu gibi programlar aracılığıyla kasıtlı olarak ABD’ye
getirildi. Bunlar arasında, daha sonra NASA’nın Apollo ay programının uygulanma
sürecinde katkında bulunan eski SS subayı Wernher von Braun da vardı.
Ancak
belki de en şok edici örnek, Hitler’in Doğu Cephesi’ndeki en üst düzey
istihbarat şefi Reinhard Gehlen’in durumuydu. ABD hükümeti, onun geçmişine
sadece göz yummakla kalmadı. Gehlen’in liderliğini yaptığı, eski SS ve Gestapo
subaylarıyla kadrosunu oluşturduğu, Münih yakınlarında karargâhı bulunan, Batı
Almanya’nın istihbarat servisinin omurgasını oluşturan bir istihbarat teşkilâtını
finanse etti.
İmha
Savaşı
22
Haziran 1941’e gelindiğinde, savaş, Avrupa ve Asya’da tüm şiddetiyle devam
etmekteydi. O gün, Üçüncü Reich, Sovyetler Birliği’ni işgal ederek, Hitler için
tüm savaşın temel amacı olan SSCB’yi felç edip ortadan kaldırma planını
yürürlüğe koydu.
Nazi
Almanyası, faşist İtalya, Finlandiya, Romanya, Macaristan, Slovakya ve
Hırvatistan’dan gelen birliklerden oluşan işgalci gücün tek bir amacı vardı:
Sovyet devletini yok etmek. Barbarossa Harekâtı ile birlikte bir terör ve
soykırım süreci başladı. Tahminlere göre, savaşın sonunda Sovyetler Birliği
yaklaşık 27 milyon insanını kaybetti.
Bu
ölçekte bir imha savaşı, hassas planlama ve muazzam kaynaklar gerektiriyordu,
bu desteğin bir kısmı Amerikan sanayisinden geldi. Ford Motor Şirketi’nden Henry
Ford, IBM’den Thomas J. Watson ve General Motors’tan James D. Mooney, Reich’a
yardım ettiler, üçü de Nazi Almanyası’nın yabancılara verdiği en yüksek onur
olan Alman Kartalı Nişanı’nı aldılar. Onların ve daha birçoklarının katkıları,
Holokost’u ve Barbarossa Operasyonu’nu sadece mümkün kılmakla kalmadı, aynı
zamanda bu kadar ölüme yol açmasını sağladı.
Hitler’in
Casus Şefi
Gehlen,
Barbarossa Harekâtı’nın planlama ve hazırlık aşamalarında önemli bir rol
oynadı. Ordunun başkomutanı Mareşal Walther von Brauchitsch’in irtibat subayı
olarak görev yaptıktan sonra, Genelkurmay Başkanı General Franz Halder’in
kadrosuna katıldı. Temmuz 1941’e gelindiğinde, yarbay rütbesiyle Doğu Cephesi’nde
görev yapan Gehlen, Almanya’nın savunulması sürecinin planlanmasına katkıda
bulundu.
Barbarossa
Harekâtı, başta epey yıkıma yol açtı, ancak o sonbaharda Moskova’ya
ulaştığında, taarruz duraklamaya başlamış, hedeflerine ulaşamamıştı. Gehlen’in
üstleri, sorunun askeri güç eksikliği değil, Sovyet yetenekleri ve direnişi söz
konusu olduğunda yetersiz istihbarat olduğu sonucuna vardılar.
Doğu
Cephesi’ndeki Alman ordusunun istihbarat birimi olan Fremde Heere Ost’un
(Doğu Yabancı Ordular Birimi -FHO) başında Albay Eberhard Kinzel bulunuyordu.
Halder ve diğer üst düzey subaylar, Gehlen’i FHO’nun başına geçmesi ve
istihbarat toplama faaliyetlerini daha titiz hale getirmesi için yetiştirdiler.
Barbarossa Harekâtı’nın sona erdiği 1942 baharında komutayı devraldı.
Hitler’in
Doğu Cephesi’ndeki askeri istihbarat şefi olarak Gehlen, sonraki üç yılını FHO’yu
yeniden yapılandırmakla ve Führer ile giderek daha sık çatışmakla geçirdi.
Raporları zafer yolunu göstermeyince, Hitler, onu Nisan 1945’te, savaşın
bitmesinden sadece birkaç gün önce, “bozguncu” olduğu gerekçesiyle görevden
aldı.
Washington’yla
Anlaşma
Kaçınılmaz
görevden alınmasından önce Gehlen, artısını eksisini hesap ettiği bir karar
aldı: Personeline, FHO’nun Sovyetler Birliği hakkındaki istihbarat arşivinin
tüm içeriğini kopyalamalarını emretti. İstihbarat dünyasından birinin ona Batı
ile Sovyetler Birliği arasında yaklaşan bir çatışma hakkında bilgi verip
vermediği veya bunu kendisinin tahmin edip etmediği belirsizdir.
Bilinen
şu ki, materyaller titizlikle kopyalandı, 50 ağır çelik sandığa yerleştirildi,
Gehlen’in personelinin seçilmiş üyeleri tarafından dağlara götürüldü ve ücra
yerlere gömüldü.
Görevden
alındıktan sonra Gehlen, aynı dağlarda saklandı, Almanya’nın teslim olmasını
bekledi. 22 Mayıs 1945’te kendisi ve ekibi ortaya çıktı. ABD Kara Kuvvetleri
Karşı İstihbarat Birliği’ne teslim oldu. Sovyet istihbaratına ait 50 dosyanın
tamamını teslim etti. Bu takas, kendisine ve seçtiği ekibine özgürlüklerinden
çok daha fazlasını kazandırdı.
Aylar
süren sorgu sürecinin ardından, ABD’de geçirdiği bir dönem de dâhil olmak
üzere, Gehlen 1946’da Almanya’ya döndü, ABD Kara Kuvvetleri Komutanlığı için
yeni bir casus ağı kurdu. 1949’da ise bu ağ, Merkezi İstihbarat Teşkilâtı (CIA)
tarafından devralındı.
Amerikan
parası ve desteğiyle Gehlen Örgütü, Münih yakınlarındaki Pullach’ta karargâh
kurdu. Safları, çoğu Üçüncü Reich’ın soykırım suçlarına katılmış olan Wehrmacht
(Nazi Almanyası silahlı kuvvetleri), SS ve Gestapo gazileriyle doldu.
Batı
Almanya’nın Casuslarını Yönetmek
Gehlen
Örgütü, Batı Almanya’nın Federal İstihbarat Servisi olan Bundesnachrichtendienst’in
(BND) çekirdeğini oluşturdu. Gehlen, 1956’dan 1968’de emekliliğe zorlanana
kadar kuruluşun kurucu başkanı olarak görev yaptı.
1957
yılında Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nde bir kamu bilgilendirme panosu, Batı
Almanya’nın politik ve askeri kurumlarında önemli pozisyonlarda bulunan eski
Nazileri ifşa ediyor. Başlıkta “Faşist katiller yeniden iş başında” yazıyor. Listede
Gehlen, sekizinci sırada gösteriliyor. | Manfred Niermann / CC BY-SA 4.0
Görev
süresi tartışmalarla geçti. En utanç verici olay, 1961’de Heinz Felfe’nin KGB
ajanı olarak ifşa edilmesiyle yaşandı. 1951’de Gehlen Örgütü'ne katılmış olan
eski SS subayı Felfe, Sovyetler Birliği ve Doğu Almanya’ya karşı BND’nin karşı-istihbarat
operasyonlarının başına geçmişti. Orada geçirdiği on yıl boyunca Felfe, Moskova’ya
15.000’den fazla gizli belge teslim etmiş, yaklaşık 100 Batı Alman istihbarat
subayının kimliğini ifşa etmişti.
Aynı
yıl, Alman Demokratik Cumhuriyeti Berlin Duvarı’nı inşa ettiğinde BND tamamen
hazırlıksız yakalandı.
Rahat
Bir Emeklilik
Zorunlu
emekliliğinin ardından, daha sonra ABD tarafından finanse edilen Nazi terörünün
mimarlarından biri olan Gehlen, hayatının geri kalanını Bavyera’da rahat içinde
geçirdi. Gehlen, kazançlı yayıncılık anlaşmalarının ve devletten aldığı cömert
bir emekli maaşının keyfini sürdü. Ayrıca, CIA’deki hizmetleri karşılığında ek
bir emekli maaşı aldığına dair uzun zamandır söylentiler vardı. 1979’da 77
yaşında öldü.
Ekim
1946’da Nürnberg’deki yargıçlar, 12 Nazi liderini ölüm cezasına çarptırdı.
Bundan sadece iki ay sonra, Washington, Hitler’in casus şeflerinden birini
tekrar göreve getirdi.
ABD’deki
anti-komünizm, salt bir görüş ayrılığı meselesi değil. Ülkemizin yönetici
elitleri tarafından satın alınmış ve finanse edilmiş, doğrudan Üçüncü Reich’tan
gelen istihbarat ve propaganda ile desteklenmiştir.
R. L. Richards
14
Ekim 2026
Kaynak



0 Yorum:
Yorum Gönder