Dr.
Ziad Hamid’in bu mektubu ilkin, Arapça olarak Falasteen
al-Muslima [“Müslüman Filistin”] dergisinin 7. cildinde, Temmuz 2000'de
yayımlandı.
* * *
Siyonist
düşmanın hapishanesinde hücre hapsinde bulunan kıymetli hocam Yahya Sinvar’a:
Öncelikle
şunu söyleyeyim ki, ben ne kalem ustasıyım ne de bildiriler yazan biriyim. Ben,
sadece sevgi ve özlemle dolu, “Allah, sevginin kıymetini bilenlere merhamet
etsin” sözünden ilham alarak, sana mektup yazan biriyim.
Sevgili
kardeşim Yahya, Ebu İbrahim, Allah’ın selamı senin ve yanındakilerin üzerine olsun.
1987
yılının sonlarında, o mübarek İntifada’nın ilk günlerinde, İslam Üniversitesi’ndeki
son görüşmemizin üzerinden on üç yıldan fazla zaman geçti. O gün bir daha hiç görüşemeyeceğimizi
düşünmemiştim.
Kısa
bir süre sonra yakalandın, hapishane duvarlarının ardında kayboldun. Gene de seni
o vakitler hayal kırıklığıyla parmaklarını ısırırken, bazen yaptığın gibi
saçlarını yolarken, düşmana dilediğin kadar sert vuramadığın için öfkelenmişken
anımsıyorum.
Seninle
ilk kez İntifada’dan dört yıl önce, üniversite kampüsünde, biz ve birçok
kardeşimiz öğrenci örgütlenmesinde yer alırken tanıştım. Ama sen, sadece bir
üniversite öğrencisi değildin. Sadece öğrenci birliğinde faaliyet
yürütmüyordun. Bir yandan da geçimini sağlamak için inşaatlarda beton döküyordun.
Aynı zamanda Gazze’yi kuzeyden güneye, yorulmak bilmeden günlerce ve gecelerce
dolaşıyordun. Peugeot 404’ünle, tembel ve aylak insanlara bağırarak, coşku ve
azim aşılamaya çalışıyordun. Cihat ve dava için, halkımızın ve milletimizin
gelecekteki zaferi için zamanla yarışıyordun.
Şimdi
sen, kardeşlerinle birlikte düşmanın hücrelerinde tutuluyorsun. Tek kişilik
hücrenin zincirlerine bağlısın. Sürgünden sana duyduğum özlem ve hasret,
kalbimi tam da bu sebeple sıkıştırıyor.
Bugün
kardeşlerimiz ve yoldaşlarımız aklıma düştüğünde hayal gücüm bana yük oluyor:
Bazılarımız kenarda oturmayı seçti, bazılarımız, hayatın rahatlığına ve
zenginliğine yöneldi, bazılarımız da ancak siyasetin afyonuyla vatanın
varlığını tanımak adına, cihadı eleştirdi, ondan el çekti. Bazılarımız para,
çocuklar, yüksek lisans ve yurtdışındaki rahat hayatlarıyla meşgul.
Oysa
sen Yahya, o zindanlarda kahraman yoldaşlarınla birlikte, vatanın küllerine
sarılarak, onu bu kadar derinden sevmenin
bedelini ödüyor, Filistin ve Kudüs uğruna yıllarını heba ediyorsun.
Biz
ise Allah’tan mağfiret ve selamet diliyoruz.
Sizin
için, hocamız Dr. Attallah Ebu Âlâ’nın eski şiirlerinden birindeki son dizesini
yineleyecek, “Çok yaşa Yahya Sinvar!” diye dua edeceğim.
Ziad Hamid
Temmuz 2000
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder