Suriye’de yaşanan gelişmeler üzerine bir X kullanıcısı, sosyalistlere “Bakın biz yine haklı çıktık demeye başlamayın, biz dün de haklıydık bugün de” diyor. Bu paylaşım, Kürt politik hareketinin tüm bileşenlerinin ve hizasına aldığı solun ortak söylemidir.
Her yazıda ısrarla belirttiğimiz gibi yine belirtmek
zorundayız ki çağımız emperyalizm çağıdır ve bireyden uluslara kadarki tüm
gelişmeler, emperyalizme göre açıklanmak zorundadır. Suriye, İran, Grönland ve
Latin Amerika, bu zorunluluk üzerinden okunmadığı sürece geriye saflık kalır.
Latin
Amerika’yla ilgili yazılarımızda “devrim, eskiye dair tüm yapılanmayı altüst
edip eskinin yeniyi hiçbir şekilde tehdit edemeyecek şekilde bertaraf
edilmesidir” yönündeki tespitte ısrar etmiştik. İlerleyen süreçte Maduro
özelinde Bolivarcı Chavez sosyalizminin “iç düşmanı” alt edemediği için işgale
uğradığı gerçeği tarihe geçti.
Ardından
Suriye... Her iki ülkede yaşananlar, sosyalizmin ne olduğunun tam idrak
edilemeyip gerekliliklerinden kaçmanın ağır bedellere yol açacağını kanıtladı.
Aynı şekilde yazılarımızda Ortadoğu’da hesapların bir günde ve her gün
değişebileceğini kaydettik. Tarihin bizi doğrulaması ideolojik zafer, elindeki
güce güvenmeyip emperyalizme dayanan, halkların pusulasını bozanların durumu
yenilgidir, çünkü devrim demek iktidar demektir.
Yaklaşık
iki haftadır Kürt politikasının İran’dan Suriye'ye kadar her bölgede
dillendirdiği çağrı, ideolojik-politik yenilginin çığlığıdır. Sanatçıdan
politikacıya kadar sirayet eden söylem, ABD özelinde emperyalizmin kendilerini “kurtarması”
yönündedir. İhanete uğradıkları, müttefik halkın yalnız bırakıldığı,
uluslararası komplonun işlediği, insanlığın ve AB’nin yaşananlara karşı sessiz
kaldığı, IŞİD tehdidinin kuvveden fiile geçeceği yönündeki söylemler sıkça
tekrarlanıyor. Böyle bir politika, ezilen ve sömürülen halklar için ihanettir.
Öncelikle
hiçbir ezilmiş halka emperyalizm müttefik olmaz. Barrack Obama’nın doktrini Tom
Barrack’ın rolüyle sonlandırıldı. IŞİD tehdidi, zaten Suriye’de kurumsal bir
yapı hâline gelip iktidar oldu. Aynı IŞİD, Hamas’a lanet okuyor, bunun nedeni, IŞİD’in
Golan Tepeleri’nin işgaline karşı koymayıp HTŞ giysisini giymesindendir. O yeni
giysi, dün olduğu gibi bugün de ABD’nin müttefiklik formasıdır.
Bugün
SDG’nin stratejik ittifaklığının kalmadığı Barrack tarafından söyleniyorsa,
burada düşünmesi gereken, radikal demokrasi hareketidir ve soldur. Suriye’nin
kuzeyinde enternasyonal tabur kurulduğunu, İspanya İç Savaşı’nı aşan bir
mücadele sergilendiğini, Ortadoğu’da yeni kurulan denklemin kalıcı bir deneyim
olduğunu iddia edenlerin tezleri iki haftada yerle bir olmuştur.
12
yıl önce Barzani peşmergelerini Suriye’nin kuzeyinden çıkaranlarla Barzani’nin
bugün tek ses olmasının nedeni, ABD ittifaklığını yitirme kaygısıdır. Daha önce
belirtmiştik, yineleyelim: Tamiller, 20 bin militan, 2 savaş uçağı ve deniz
filosuna sahip olmasına rağmen yenildi. Yenilgi de zafer de askerî
güçsüzlük/güçlülük değil, ideolojik netlikle ilgilidir.
Fiziksel,
yapısal ve ulusal imhayı göze alamayan, buna uygun politika ve direniş öremeyen
hiçbir kuvvetin emperyalizm çağında ayakta kalma imkânı yoktur. Suriye Kürd’ünün
ideolojik bilincini bulandıranların kimler olduğu çok nettir: “Perspektif”
metni adı altında sosyalizmi tahrif edip halklara ve sömürülenlere teslimiyeti
dayatıp iktidar olma hedefini lanetleyenlerdir.
Rojava
deneyiminin gösterdiği gerçek emperyalizmle ittifak olunmayacağıdır,
emperyalizmle kurulan her işbirliğinde kazanan, yine emperyalizmdir. Emperyalist
odaklara değil Arap aşiretlerine “Truva atı” yakıştırması yapmak, mücadeleyi
baştan kaybetmektir.
Mınbiç’te
Arap aşiretlerinin güvenlik kontrol noktasına kendi taleplerini dile getirmek
için düzenlediği protesto yürüyüşüne SDG’nin açtığı ateş sonucu 8 insan
yaşamını yitirmişti. Bugün halkların kardeşliğini öremeyenler, güç dengesine
göre konum belirleyip milliyetçiliğe ideoloji diye sarılanlardır.
Sovyetler
dağıldıktan sonra Balkanlar’da yaşananlarla Suriye’de yaşananlar arasında fark
yoktur. Bugün sadece Rojava deneyimi değil, Bookchin, Negri-Hardt, Marcuse’nin ideolojik-politik
tezleri iflas etmiştir.
Şimdi
başa dönersek, Kobani’nin ABD ve koalisyon güçleri uçaklarıyla savunulmasında
karadan hareket eden ülkemiz sosyalistlerinin yapacağı açıklamaların hiçbir
değeri ve geçerliliği yoktur. Kürt halkına bu ideolojik safsatalarla bedel
ödeten politik çevrelerin yenilgisinden ve emperyalizm tarafından “aldatılmasından”
İran Kürtleri ve partileri ders çıkarmadığı sürece Ortadoğu’da halkların yüzü
gülmeyecektir.
12
yıl önceye dönersek, Rojava’da devrim olmadığı tezi, şimdi daha ayakları
üzerine oturtulabilir. Hiçbir devrim, emperyalizmden medet ummaz. Evet,
uluslararası komplodan bahsedilecekse Arap Baharı’yla başlayıp Suriye’yle devam
eden sürece bakmak gerekir.
Yunanistan
İç Savaşı’nı kazanan ABD, bugün Suriye’de rolleri yeniden dağıtandır. Dünkü
düşmanları bugünkü muhatapları, dünkü ittifakları bugünkü yalnız
bıraktıklarıdır. “Son yüzyılın en saldırgan gücü Rusya” diyen Kürt politik
hareketi, bugünkü tabloyu kendi halkına açıklayamamaktadır. Uluslararı komplo,
Suriye özelinde yeniden üretilmiştir.
“Suriye
ve İran sınırında temizlenen mayınlar için emperyalistler neden fon
ayırmaktadır?” sorusunu sormayan sol hareket de sosyalist değildir. Jerusalem
Post’a “ABD isterse bir günde mücadeleyi bırakırız” diyenlerin bugünkü
durumla ilgili feryat etmesi anlamsızdır.
Eğer
Öcalan’ın ve “Perspektif” metninin dünya halklarına önerdiği Rojava deneyimi
buysa sonuç ortadadır. İktidar olmayı hedeflemeyen, yenilgiye de mahkûmdur.
Daha
açık söylersek, El Hol ve diğer kamplardan IŞİD’liler bırakılmış, SDG
emperyalizm eliyle hapsedilmiştir. Tarihe düşülecek bir not da bugün kızılana
dün dua edilmesi, dün dua edilene bugün kızılmasıdır.
Ortada
tek sorumlu varsa o da Kürt halkına “Biji Obama” sloganını attıranlardır.
Sinan Akdeniz
22 Ocak 2026


0 Yorum:
Yorum Gönder