22 Ocak 2026

, ,

Barak Havası: Eser Miktarda Devrim


Suriye’de yaşanan gelişmeler üzerine bir X kullanıcısı, sosyalistlere “Bakın biz yine haklı çıktık demeye başlamayın, biz dün de haklıydık bugün de” diyor. Bu paylaşım, Kürt politik hareketinin tüm bileşenlerinin ve hizasına aldığı solun ortak söylemidir. 

Her yazıda ısrarla belirttiğimiz gibi yine belirtmek zorundayız ki çağımız emperyalizm çağıdır ve bireyden uluslara kadarki tüm gelişmeler, emperyalizme göre açıklanmak zorundadır. Suriye, İran, Grönland ve Latin Amerika, bu zorunluluk üzerinden okunmadığı sürece geriye saflık kalır.

Latin Amerika’yla ilgili yazılarımızda “devrim, eskiye dair tüm yapılanmayı altüst edip eskinin yeniyi hiçbir şekilde tehdit edemeyecek şekilde bertaraf edilmesidir” yönündeki tespitte ısrar etmiştik. İlerleyen süreçte Maduro özelinde Bolivarcı Chavez sosyalizminin “iç düşmanı” alt edemediği için işgale uğradığı gerçeği tarihe geçti.

Ardından Suriye... Her iki ülkede yaşananlar, sosyalizmin ne olduğunun tam idrak edilemeyip gerekliliklerinden kaçmanın ağır bedellere yol açacağını kanıtladı. Aynı şekilde yazılarımızda Ortadoğu’da hesapların bir günde ve her gün değişebileceğini kaydettik. Tarihin bizi doğrulaması ideolojik zafer, elindeki güce güvenmeyip emperyalizme dayanan, halkların pusulasını bozanların durumu yenilgidir, çünkü devrim demek iktidar demektir.

Yaklaşık iki haftadır Kürt politikasının İran’dan Suriye'ye kadar her bölgede dillendirdiği çağrı, ideolojik-politik yenilginin çığlığıdır. Sanatçıdan politikacıya kadar sirayet eden söylem, ABD özelinde emperyalizmin kendilerini “kurtarması” yönündedir. İhanete uğradıkları, müttefik halkın yalnız bırakıldığı, uluslararası komplonun işlediği, insanlığın ve AB’nin yaşananlara karşı sessiz kaldığı, IŞİD tehdidinin kuvveden fiile geçeceği yönündeki söylemler sıkça tekrarlanıyor. Böyle bir politika, ezilen ve sömürülen halklar için ihanettir.

Öncelikle hiçbir ezilmiş halka emperyalizm müttefik olmaz. Barrack Obama’nın doktrini Tom Barrack’ın rolüyle sonlandırıldı. IŞİD tehdidi, zaten Suriye’de kurumsal bir yapı hâline gelip iktidar oldu. Aynı IŞİD, Hamas’a lanet okuyor, bunun nedeni, IŞİD’in Golan Tepeleri’nin işgaline karşı koymayıp HTŞ giysisini giymesindendir. O yeni giysi, dün olduğu gibi bugün de ABD’nin müttefiklik formasıdır.

Bugün SDG’nin stratejik ittifaklığının kalmadığı Barrack tarafından söyleniyorsa, burada düşünmesi gereken, radikal demokrasi hareketidir ve soldur. Suriye’nin kuzeyinde enternasyonal tabur kurulduğunu, İspanya İç Savaşı’nı aşan bir mücadele sergilendiğini, Ortadoğu’da yeni kurulan denklemin kalıcı bir deneyim olduğunu iddia edenlerin tezleri iki haftada yerle bir olmuştur.

12 yıl önce Barzani peşmergelerini Suriye’nin kuzeyinden çıkaranlarla Barzani’nin bugün tek ses olmasının nedeni, ABD ittifaklığını yitirme kaygısıdır. Daha önce belirtmiştik, yineleyelim: Tamiller, 20 bin militan, 2 savaş uçağı ve deniz filosuna sahip olmasına rağmen yenildi. Yenilgi de zafer de askerî güçsüzlük/güçlülük değil, ideolojik netlikle ilgilidir.

Fiziksel, yapısal ve ulusal imhayı göze alamayan, buna uygun politika ve direniş öremeyen hiçbir kuvvetin emperyalizm çağında ayakta kalma imkânı yoktur. Suriye Kürd’ünün ideolojik bilincini bulandıranların kimler olduğu çok nettir: “Perspektif” metni adı altında sosyalizmi tahrif edip halklara ve sömürülenlere teslimiyeti dayatıp iktidar olma hedefini lanetleyenlerdir.

Rojava deneyiminin gösterdiği gerçek emperyalizmle ittifak olunmayacağıdır, emperyalizmle kurulan her işbirliğinde kazanan, yine emperyalizmdir. Emperyalist odaklara değil Arap aşiretlerine “Truva atı” yakıştırması yapmak, mücadeleyi baştan kaybetmektir.

Mınbiç’te Arap aşiretlerinin güvenlik kontrol noktasına kendi taleplerini dile getirmek için düzenlediği protesto yürüyüşüne SDG’nin açtığı ateş sonucu 8 insan yaşamını yitirmişti. Bugün halkların kardeşliğini öremeyenler, güç dengesine göre konum belirleyip milliyetçiliğe ideoloji diye sarılanlardır.

Sovyetler dağıldıktan sonra Balkanlar’da yaşananlarla Suriye’de yaşananlar arasında fark yoktur. Bugün sadece Rojava deneyimi değil, Bookchin, Negri-Hardt, Marcuse’nin ideolojik-politik tezleri iflas etmiştir.

Şimdi başa dönersek, Kobani’nin ABD ve koalisyon güçleri uçaklarıyla savunulmasında karadan hareket eden ülkemiz sosyalistlerinin yapacağı açıklamaların hiçbir değeri ve geçerliliği yoktur. Kürt halkına bu ideolojik safsatalarla bedel ödeten politik çevrelerin yenilgisinden ve emperyalizm tarafından “aldatılmasından” İran Kürtleri ve partileri ders çıkarmadığı sürece Ortadoğu’da halkların yüzü gülmeyecektir.

12 yıl önceye dönersek, Rojava’da devrim olmadığı tezi, şimdi daha ayakları üzerine oturtulabilir. Hiçbir devrim, emperyalizmden medet ummaz. Evet, uluslararası komplodan bahsedilecekse Arap Baharı’yla başlayıp Suriye’yle devam eden sürece bakmak gerekir.

Yunanistan İç Savaşı’nı kazanan ABD, bugün Suriye’de rolleri yeniden dağıtandır. Dünkü düşmanları bugünkü muhatapları, dünkü ittifakları bugünkü yalnız bıraktıklarıdır. “Son yüzyılın en saldırgan gücü Rusya” diyen Kürt politik hareketi, bugünkü tabloyu kendi halkına açıklayamamaktadır. Uluslararı komplo, Suriye özelinde yeniden üretilmiştir.

“Suriye ve İran sınırında temizlenen mayınlar için emperyalistler neden fon ayırmaktadır?” sorusunu sormayan sol hareket de sosyalist değildir. Jerusalem Post’a “ABD isterse bir günde mücadeleyi bırakırız” diyenlerin bugünkü durumla ilgili feryat etmesi anlamsızdır.

Eğer Öcalan’ın ve “Perspektif” metninin dünya halklarına önerdiği Rojava deneyimi buysa sonuç ortadadır. İktidar olmayı hedeflemeyen, yenilgiye de mahkûmdur.

Daha açık söylersek, El Hol ve diğer kamplardan IŞİD’liler bırakılmış, SDG emperyalizm eliyle hapsedilmiştir. Tarihe düşülecek bir not da bugün kızılana dün dua edilmesi, dün dua edilene bugün kızılmasıdır.

Ortada tek sorumlu varsa o da Kürt halkına “Biji Obama” sloganını attıranlardır.

Sinan Akdeniz
22 Ocak 2026

0 Yorum: