Gazze,
bir katliam sahasına dönüştü.
Aileler,
enkaz halindeki evlerinden ateşler içinde kalan çadır kamplarına kaçıyorlar.
Açlıktan ölüyorlar ve erkekler, hendekler kazıyorlar.
Yahudi-Amerikalı
gençler, çocukların yüzlerine kurşun sıkıyorlar. Köpekleri ve insansız hava
araçları, bitkin ve korkmuş insanları avlıyor. Babalarının gözyaşlarına boğulduğunu
görmek zorunda kalan gençler, Allah adına alınacak intikam için yemin
ediyorlar.
Kahramanca
pusular kuran mücahitlerden, derme çatma sınıflarda okumaya çalışan çocuklardan,
gece alınlara kondurulan öpücüklerden, alev alev yanan çıplak toprak ve
çukurlaşmış yüzlerden oluşan bir millet. O, tüm bunları aynı anda tecrübe
ediyor. Bu Filistin halkıdır ki teslimiyetin o beyaz bayrağını dalgalandırması
mümkün olmayan, bitkin ve tutsak bir halk.
Her
kelime bir küfür. Şehitlerin iradesi haricinde, her bir söz, bu sefalet ve
cesaret karşısında titriyor.
İşte
bu yüzden, Gazze’deki imha savaşının başlamasından iki yıl sonra, sudaki
aksimize sakladığımız şehitlere ait iradeye yeniden bakıyoruz. New York War
Crimes [“New York Savaş Suçları”] dergisi yayın kurulu, derin bir sevgiyle
örülü emeğiyle, Gazze’nin şehit gazetecilerinin ailelerine mensup elli isimle
ve meslektaşlarıyla birlikte çalışarak, sevdiklerinin anılarını yazıya döktü ve
tercüme etti.
Gazze’nin
her bir köşesinden ulaşan sözler bunlar: Cibaliyeli bir kız Enes Şerif’in,
Şucaiyye’nin bir evladı Muhammed Kreyki’nin, bir eş, soykırımın başlamasından
iki hafta sonra kaybettiği kocasının, bir kuzen, toprağa düşen kuzeninin yasını
tutuyor.
Bu
sayfalarda, Ebubekir Abid’in öfkeli takdim yazısı yanında, Gazzeli şehitleri
anmak için kaleme alınmış sekiz yazıya yer verildi. Bunlar, Gazze’nin
tanıklığına ait.
Bu
tanıklık, dalga dalga yayılıyor. Arap kompradorlarının ayak bileklerine dolaşıyor.
Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Batı Şeria’nın zenginleri,
yaya olarak ilerleyen, toprakları alevler içinde kalan insanların ahenkli yürüyüşüyle
yüzleşiyorlar.
İki
özel yazıda, yazarlarımız, mevcut soykırıma yol açan, Arap-İran bölgesindeki
ülkeleri zorla kalkınma sürecinden kopartma, kuşatma ve normalleşme pratiğinin
yarattığı yıkımı değerlendiriyor.
Yazılara,
Lübnanlı devrimci Corc Abdullah’ın 41 yıl Fransız hapishanelerinde geçirdiği
süre boyunca yazdığı bir mektubun çevirisi eşlik ediyor. Bugün, halkına kavuşan
Abdullah, Seyyid Hasan Nasrallah’ın şehadetinin birinci yıldönümü anma
töreninde sarı giysiler içerisinde, Sana ve Dahiye sokaklarından yükselen, Arap
ve Müslüman halkının geri kalanına yönelik çağrıya iştirak ediyor: “Milyonlar
nerede?”
Soruya
cevap sunan, yokluğun kıvrımlarından süzülmüş, ABD ve Siyonizmin yürüttüğü imha
amaçlı harekâta direndikleri için büyük bedeller ödeyenlerin tanıklıklarını
aktarıyoruz.
Güney
Lübnan’ın işgalinin, bombalanmasının ve yıpratma savaşının üzerinden bir yıldan
fazla zaman geçtikten sonra, Fatma Cuma, kendi kamerasına sarılıyor: “Çektiğim
fotoğrafların ölüme direnmesini istemiştim, ancak her fotoğrafın doğuşu,
yakalanan şeyin sona erdiğinin örtük bir kabulüdür.”
Fatma,
Gazze’nin bembeyaz çölünden kopup gelen, kontrol noktaları ile “anlamsız bir
yarığın” üzerinden geçen köprüleri aşarak, koruyamadığı o şehre daha da sıkı
bağlanan Alâ Kaisi ile sohbet ediyor.
Bu
noktada, emperyalist ülkelerin başkentlerinden katkıda bulunanlar, farklı bir
dizi niyeti dile döküyorlar: “Dünya durmalı.”
Bu
sayfalarda, Milano’dan bize gönderdiği bir haberde bir yoldaşımızın yazdığı
gibi, “limanlarımızdan, havaalanlarımızdan ve tren istasyonlarımızdan tek bir
çivi bile çıkmaması” için mücadele edenlerin hikâyelerini aktarıyoruz. İsrail’in
Elbit Sistems şirketine milyonlarca dolarlık mali zarar verdikten sonra,
Filistin Hareketi, Keir Starmer’ın İşçi Partisi hükümeti tarafından terörizm
yasağına karşı kamuoyuna açıklama yapmak için sayfalarımızda kendisine yer
buluyor. Bu hükümet ki bu ay içerisinde yüzyıldır parçalamak için uğraştığı
Filistin devletini tanıdığını duyurdu.
Başka
bir yazıda, New York Times gazetesine karşı halk savaşı ilan edilirken
bir başka yazıda, Filistin Gençlik Hareketi, sendikalara, hükümetlere ve halk
hareketlerine, İsrail silahlarına, yakıtlarına ve yerleşim mallarına Akdeniz
genelinde abluka uygulamaları konusunda yardımcı olan dev nakliye şirketi
Maersk’e karşı gazetenin yürüttüğü kampanyayı anlatıyor.
Gazze
için kim ayağa kalkacak? Bu soru, kısmen cevaplandı aslında. Bu, sayımızın
manşetini oluşturan, zamanın ruhunu yansıtan, okullarımızda ve sokaklarımızda
sorulmaya değer tek soru.
Aslında
bu soru, kültüre, kültürün kendisine yönelik bir meydan okuma: küfrü çelikle,
korkaklığı kararlılıkla, ölümü yaşamla karşılamak, görüntüyü eyleme, sözü
iradeye dönüştürmek.
New York War Crimes
6 Ekim 2025
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder