13 Ocak 2026

,

İradeyi Korumak

Gazze, bir katliam sahasına dönüştü.

Aileler, enkaz halindeki evlerinden ateşler içinde kalan çadır kamplarına kaçıyorlar. Açlıktan ölüyorlar ve erkekler, hendekler kazıyorlar.

Yahudi-Amerikalı gençler, çocukların yüzlerine kurşun sıkıyorlar. Köpekleri ve insansız hava araçları, bitkin ve korkmuş insanları avlıyor. Babalarının gözyaşlarına boğulduğunu görmek zorunda kalan gençler, Allah adına alınacak intikam için yemin ediyorlar.

Kahramanca pusular kuran mücahitlerden, derme çatma sınıflarda okumaya çalışan çocuklardan, gece alınlara kondurulan öpücüklerden, alev alev yanan çıplak toprak ve çukurlaşmış yüzlerden oluşan bir millet. O, tüm bunları aynı anda tecrübe ediyor. Bu Filistin halkıdır ki teslimiyetin o beyaz bayrağını dalgalandırması mümkün olmayan, bitkin ve tutsak bir halk.

Her kelime bir küfür. Şehitlerin iradesi haricinde, her bir söz, bu sefalet ve cesaret karşısında titriyor.

İşte bu yüzden, Gazze’deki imha savaşının başlamasından iki yıl sonra, sudaki aksimize sakladığımız şehitlere ait iradeye yeniden bakıyoruz. New York War Crimes [“New York Savaş Suçları”] dergisi yayın kurulu, derin bir sevgiyle örülü emeğiyle, Gazze’nin şehit gazetecilerinin ailelerine mensup elli isimle ve meslektaşlarıyla birlikte çalışarak, sevdiklerinin anılarını yazıya döktü ve tercüme etti.

Gazze’nin her bir köşesinden ulaşan sözler bunlar: Cibaliyeli bir kız Enes Şerif’in, Şucaiyye’nin bir evladı Muhammed Kreyki’nin, bir eş, soykırımın başlamasından iki hafta sonra kaybettiği kocasının, bir kuzen, toprağa düşen kuzeninin yasını tutuyor.

Bu sayfalarda, Ebubekir Abid’in öfkeli takdim yazısı yanında, Gazzeli şehitleri anmak için kaleme alınmış sekiz yazıya yer verildi. Bunlar, Gazze’nin tanıklığına ait.

Bu tanıklık, dalga dalga yayılıyor. Arap kompradorlarının ayak bileklerine dolaşıyor. Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Batı Şeria’nın zenginleri, yaya olarak ilerleyen, toprakları alevler içinde kalan insanların ahenkli yürüyüşüyle yüzleşiyorlar.

İki özel yazıda, yazarlarımız, mevcut soykırıma yol açan, Arap-İran bölgesindeki ülkeleri zorla kalkınma sürecinden kopartma, kuşatma ve normalleşme pratiğinin yarattığı yıkımı değerlendiriyor.

Yazılara, Lübnanlı devrimci Corc Abdullah’ın 41 yıl Fransız hapishanelerinde geçirdiği süre boyunca yazdığı bir mektubun çevirisi eşlik ediyor. Bugün, halkına kavuşan Abdullah, Seyyid Hasan Nasrallah’ın şehadetinin birinci yıldönümü anma töreninde sarı giysiler içerisinde, Sana ve Dahiye sokaklarından yükselen, Arap ve Müslüman halkının geri kalanına yönelik çağrıya iştirak ediyor: “Milyonlar nerede?”

Soruya cevap sunan, yokluğun kıvrımlarından süzülmüş, ABD ve Siyonizmin yürüttüğü imha amaçlı harekâta direndikleri için büyük bedeller ödeyenlerin tanıklıklarını aktarıyoruz.

Güney Lübnan’ın işgalinin, bombalanmasının ve yıpratma savaşının üzerinden bir yıldan fazla zaman geçtikten sonra, Fatma Cuma, kendi kamerasına sarılıyor: “Çektiğim fotoğrafların ölüme direnmesini istemiştim, ancak her fotoğrafın doğuşu, yakalanan şeyin sona erdiğinin örtük bir kabulüdür.”

Fatma, Gazze’nin bembeyaz çölünden kopup gelen, kontrol noktaları ile “anlamsız bir yarığın” üzerinden geçen köprüleri aşarak, koruyamadığı o şehre daha da sıkı bağlanan Alâ Kaisi ile sohbet ediyor.

Bu noktada, emperyalist ülkelerin başkentlerinden katkıda bulunanlar, farklı bir dizi niyeti dile döküyorlar: “Dünya durmalı.”

Bu sayfalarda, Milano’dan bize gönderdiği bir haberde bir yoldaşımızın yazdığı gibi, “limanlarımızdan, havaalanlarımızdan ve tren istasyonlarımızdan tek bir çivi bile çıkmaması” için mücadele edenlerin hikâyelerini aktarıyoruz. İsrail’in Elbit Sistems şirketine milyonlarca dolarlık mali zarar verdikten sonra, Filistin Hareketi, Keir Starmer’ın İşçi Partisi hükümeti tarafından terörizm yasağına karşı kamuoyuna açıklama yapmak için sayfalarımızda kendisine yer buluyor. Bu hükümet ki bu ay içerisinde yüzyıldır parçalamak için uğraştığı Filistin devletini tanıdığını duyurdu.

Başka bir yazıda, New York Times gazetesine karşı halk savaşı ilan edilirken bir başka yazıda, Filistin Gençlik Hareketi, sendikalara, hükümetlere ve halk hareketlerine, İsrail silahlarına, yakıtlarına ve yerleşim mallarına Akdeniz genelinde abluka uygulamaları konusunda yardımcı olan dev nakliye şirketi Maersk’e karşı gazetenin yürüttüğü kampanyayı anlatıyor.

Gazze için kim ayağa kalkacak? Bu soru, kısmen cevaplandı aslında. Bu, sayımızın manşetini oluşturan, zamanın ruhunu yansıtan, okullarımızda ve sokaklarımızda sorulmaya değer tek soru.

Aslında bu soru, kültüre, kültürün kendisine yönelik bir meydan okuma: küfrü çelikle, korkaklığı kararlılıkla, ölümü yaşamla karşılamak, görüntüyü eyleme, sözü iradeye dönüştürmek.

New York War Crimes
6 Ekim 2025
Kaynak

0 Yorum: