13 Ocak 2026

, ,

İran ve Amerika: Tarafınızı Seçin



1979’dan beri İran, Batı Asya’ya hâkim olmaya çalışan ABD emperyalizmine tehdit teşkil eden en önemli ulus devlettir. ABD devrimi yok etmek ve İran’ın emperyalizme yönelik tehdidini ortadan kaldırmak için Irak’ı silahlandırdı, İran-Irak Savaşı’nı başlattı. Ama başarılı olamadı.

ABD dünya tarihinin gördüğü en ağır yaptırımları İran’a uyguluyor, dünya genelinde sahip olduğu banka hesaplarını bloke ediyor, ilaç ve önemli makinelere erişmesine mani oluyor. Bu yaptırımlar halk kitlelerine zarar verse de başarılı olamadı.

İran’ın ekonomisinin ABD emperyalizmiyle pek bir bağı yok. Bu, hem tercih hem de zorunluluk gereği yürünen bir yol. Bugün ülke, kendi ilaçlarını ve silahlarını üretiyor, kendi buğdayını yetiştiriyor, ev araç-gereçlerini ihraç ediyor, güçlü bir sağlık sistemi kuruyor vs.[1]

Iran’ın ulusal kurtuluş teorisinden kök alan ulusal ideolojisi, Cabral, Fidel ve Chavez gibi isimlerin ait olduğu soykütüğüne dayanıyor.

ABD’nin öncülük ettiği emperyalizm karşısında bağımsızlaşmak, ondan kurtulmak isteyen her devlet ve halk, bugün cezalandırılıyor, suçlu ilan ediliyor. İran da Venezuela, Küba ve Çin gibi ülkelerle aynı kaderi paylaşıyor. Ama İran direniyor, ısrarla yürüyüşüne devam ediyor.

ABD çökmekte olan bir imparatorluktur.

Tüm imparatorluklar çöker, ABD, bu konuda istisna değildir. Çöküş sürecine girdiği için zayıflamıştır. Ama aynı zamanda köşeye sıkışmış yaralı bir sırtlan gibidir. Giderek vahşileşmekte, öngörülemez eylemler gerçekleştirmektedir.

ABD ve İsrail, İran’a karşı yürüttükleri melez savaşı tırmandırdı, çünkü 12 Gün Savaşı, İran’ın İsrail’i yok edebileceğini ispatladı. Bu noktada ABD ve İsrail, ülke içerisinde karışıklık çıkarsınlar diye CIA ve Mossad ajanlarını devreye soktu. Bu ajanlar, kitlelerdeki direnci kırmak için altyapının önemli bileşenlerin tahrip ediyorlar.

Bu savaş, yerleşimci İsrail devleti için varoluşsal bir mesele. ABD emperyalizmi, İsrail’i kaybetmesi durumunda Afrika, Asya ve Avrupa’yı birleştiren kavşakta kendisi için önemli bir köprübaşından ve dünyadaki en önemli karakolundan olacak. Bu, önemli risklere yol açacak bir ihtimal.

İran, ne “kapitalist” ne de “alt-emperyalist” bir ülke. Ekonomik planda başka ulusları sömürmüyor, topraklarını ve kaynaklarını çalmıyor. Küresel güneydeki çevre ülkelerden biri olarak İran, dünya tarihinin gördüğü en şedit imparatorluğun saldırısı altında.

İran devletini ve ekonomisini ancak ulusal kurtuluş savaşı denilen analitik kategori üzerinden idrak edebiliriz. Ülke, savaşla hayatta kalmaya, halkının karnını doyurmaya, çocuklarını eğitmeye çalışıyor. Savaşla varoluyor.

ABD emperyalizmi çökerse, dünya, eşi benzeri görülmemiş bir dönüşüme tanıklık eder. Bugün İran, bizim adımıza küresel güneyde dünya tarihi açısından önemli bir kurtuluş mücadelesi yürütüyor. Kimse ayağına dolanmasın, yolunda yürümeye devam etsin!

Her savaşın tarafları vardır. Bu savaşın bir tarafında İranlılar, Venezuelalılar ve Kübalılar gibi özgürlük mücadelesi verenler diğer tarafında ise ABD emperyalizmi duruyor. Tarafınızı seçin, o bayatlamış, modası geçmiş, “her iki tarafa da karşıyız” laflarını bir kenara bırakın.

Nina Farnia
12 Ocak 2026
Kaynak

Dipnotlar:
[1] Setareh Sadeqi Mohammadi ve Christopher Weaver, “Resistance Economies: An Analysis of Resilience against US Sanctions on Iran and Cuba”, 19 Şubat 2025, TF.

[2] Navid Farnia, “Iran’s 12-Day War of Resistance: National Liberation as Self-Reliance”, 8 Ekim 2025, TF.

[3] Brahim Rouabah ve Corinna Mullin, “On the Coloniality of Solidarity: Iran, Imperialist Aggression, and the Western Left’s Blind Spot”, 9 Ekim 2025, TF.

[4] Toussaint Losier, “Pursuing a Third World War in Pieces: The 12-Day War in the Context of US Grand Strategy”, 8 Ekim 2025, TF.

[5] Nina Farnia, “The 12-Day War and the Collapse of US Imperialism”, 16 Ekim 2025, TF.

0 Yorum: