Trump,
göçmenleri sınır dışı etmek, Amerikalıların güvenliğini ve refahını sağlamak
için bir polis devleti kurdu. Bize anlattığı hikâye bunu söylüyordu.
Teşhis
basitti: Göçmenler, ABD’ye yasadışı yollarla giriyor, çalışkan Amerikalıların
iş piyasasındaki payını azaltıyor, konut piyasasında fiyatları yükseltiyor,
uyuşturucu getiriyor ve suç işliyorlardı.
Çözüm,
ICE idi. Hükümet, kasaba ve şehirlerin sokaklarındaki göçmenleri toplamak için
çalışkan Amerikalıları işe alacaktı. ICE, Amerika’yı göçmen tehdidinden
kurtarmakla kalmayacak (ki bu da daha düşük suç oranlarına, daha yüksek yaşam
standartlarına ve daha düşük fiyatlara yol açacaktı), aynı zamanda istihdam ve
ekonomik büyüme oranlarını da yukarı çekecekti.
Bu,
esasında basit ve kolayca inanılacak bir hikâye.
Seçmenler,
yaşam standartlarının neden sürekli düştüğünü ve neden her zaman bu kadar
korktuklarını açıklayan basit bir hikâye istiyorlardı. Demokratlar, gerçeğe en
yakın olan hikâyeyi anlatmayı reddettiler. Hiçbiri, milyarderlerin ABD
ekonomisini ele geçirdiğinden, hükümeti yozlaştırdığından, emekçi insanları
kendi ceplerini doldurmak için sömürdüklerinden söz etmedi. Dolayısıyla, halka anlatılan
tek hikâye olarak Trump’ın hikâyesi kazandı. Suçlu, milyarderler değil,
göçmenlerdi.
Peki
ya göçmenlerden kurtulduğunuzda ya da en azından onları korkutup boyun
eğdirdiğinizde işler düzelecek mi? İşsizlik artmaya devam ediyor, faturalar
yükseliyor, insanlar eksiklerini daha fazla borçla kapatmak zorunda kalıyorlar.
Bakalım şimdi hangi hikâyeyi anlatacaksınız?
Eğer
ABD’de gerçek bir muhalefet olsaydı, Trump’ın hikâyesi boşa düşürülür, ayaklar
altına alınırdı. Göçmenleri suçlayan söylemin her daim halkın öfkesini
gerçekten onu mağdur edenlerden uzaklaştırmak için kullanılan bir yalan olduğu
ortaya konulabilirdi. Bir muhalefet olsaydı, Trump’ın milyarderlerin
vergilerini düşürdüğünü, ama öte yandan halkın sağlık sigortası primlerini
katbekat arttırdığını söylerdi. Bir muhalefet olsaydı, size Trump’ın aslında
kimin safında olduğunu gösterirdi.
Ne
yazık ki, Demokratlar da sermayenin kontrolünde. Sadece bağlı olduğu sermaye
bloğu farklı. Trump, fosil yakıt şirketlerine, silah üreticilerine, tarıma ve
giderek artan bir şekilde büyük teknoloji şirketlerine sahipken, Demokratlar,
büyük finans, emlak ve sağlık sektörünün büyük bir kısmına sahip.
Demokratlar
milyarderleri suçlayamazlar, çünkü milyarderler, onların tabanını oluşturuyor.
Ne Cumhuriyetçiler ne de Demokratlar artık kitle partileri. Seçim çalışması
ekipleri iliştirilmiş birer lobi şirketi. Göçmen karşıtı söylem, özellikle
silah üreten ve gözaltı kampları kuran Trump’ın bağışçılarına epey hizmet
ediyor.
Göçmenlere
saldırmak işe yaramadıysa ve kimse milyarderleri suçlamıyorsa, hikâyenin yeni
bir kötü adama ihtiyacı var. Belki de sorun sadece göçmenler değil.
Belki de çocukları, arkadaşları, işverenleri de sorunlu. Belki de ICE’nin
kapsamını genişletip devletin tüm bu düşmanlarını da hedef almanın vakti geldi.
O zaman herkes, kendini yeniden güvende ve müreffeh hissedecektir.
Bu
yüzden hükümet, göçmenlerle mücadele eden orduya daha fazla asker alıyor. Daha
fazla iş imkânı yaratılıyor. Aslında iş isteyen herkes, şu veya bu şekilde iş
bulabiliyor. ICE, Amerikan yaşam tarzına tehdit olarak görülebilecek herkesi
hedef almaya başlıyor.
Ama
iş imkânları ortadan kaybolmaya devam ediyor, faturalar artıyor, insanlar hiç
olmadığı kadar korkuyor. Bu, sadece göçmenlerle ilgili değil. Sadece onların
arkadaşları ve aileleriyle de ilgili değil. Milyarderlerle zaten ilgisi yok!
Belki de göçmenlere sempati duyanlar, yani devletin bu düşmanlarını koruyan
kişiler suçlu. Üstelik bu kişileri ten renklerinden tespit etmek o kadar kolay
değil. Gözümüzün önünde saklanıyor olabilirler.
ICE’nin
yetki alanı bir kez daha genişletildi. Artık sadece göçmenlerle mücadele eden
bir ordu değil. Aynı zamanda içteki teröristlerle mücadele eden bir ordu.
Hükümetin açıkça belirttiği görevi engelleyen herkes toplanacak ve direnirse
ortadan kaldırılacak. Amerikalıların güvenliğini sağlamanın tek yolu bu. Refahlarını
garanti altına almanın tek yolu bu.
Ama
gene de işe yaramadı. İleride de yaramayacak. Çünkü anlatılan hikâye yalandan
ibaretti. Göçmenler Amerikalıları fakirleştirmiyor. Amerikalılar, kendilerini
sömüren milyarderler, kazıklayan tekeller, milyarderleri ve tekelleri finanse
etmek, beslemek için halktan vergi alan siyasetçiler yüzünden fakir.
Göçmenlerin
suçlu olduğunu söyleyen hikâyenin bizi götüreceği bir yer yok. Çıkmaz sokak. Bu
hikâye, halkı o özlediği güvenliği ve refahı sağlamayacak. Amerikalıların
yaşamları kötüleşmeye devam edecek, buna karşılık, devletin düşman listesi
genişlemeye devam edecek. Ortaçağ’da yanlış teşhis koyduğu bir hastalığı
ameliyatla vücuttan çıkarmaya çalışan doktor gibi, Trump da Amerikan siyasi
yapısını tamamen yok olana kadar parçalamaya devam edecek.
Bazı
Avrupalı solcular, işçi sınıfının desteğini yeniden kazanmak için göç
konusundaki tutumlarını sertleştirmeleri
gerektiğine gerçekten
inanıyorlar. Oysa dilinizden yalnızca bir hikâye dökülebilir
ve o hikâyenin de tek kötü adamı olabilir.
Peki
şimdi ne olacak?
İnsanlar,
göçmenlerin ücretleri düşürmesi, fiyatları yükseltmesi ve devletten
faydalanması nedeniyle mi yoksa milyarderlerin işlerini azaltması, tekellerin
fiyatları yükseltmesi ve siyasetçilerin zenginlere vergi indirimi sağlamak için
sosyal güvenlik ödemelerini kesmesi nedeniyle mi fakir?
Sadece
birini seçebilirsiniz. Bunlardan biri doğru. Diğeri ise polis devletine zemin
hazırlayan bir yalan.
Grace Blakeley
26
Ocak 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder