29 Ocak 2026

,

Göçmenler Değil Milyarderler Suçlu



Trump, göçmenleri sınır dışı etmek, Amerikalıların güvenliğini ve refahını sağlamak için bir polis devleti kurdu. Bize anlattığı hikâye bunu söylüyordu.

Teşhis basitti: Göçmenler, ABD’ye yasadışı yollarla giriyor, çalışkan Amerikalıların iş piyasasındaki payını azaltıyor, konut piyasasında fiyatları yükseltiyor, uyuşturucu getiriyor ve suç işliyorlardı.

Çözüm, ICE idi. Hükümet, kasaba ve şehirlerin sokaklarındaki göçmenleri toplamak için çalışkan Amerikalıları işe alacaktı. ICE, Amerika’yı göçmen tehdidinden kurtarmakla kalmayacak (ki bu da daha düşük suç oranlarına, daha yüksek yaşam standartlarına ve daha düşük fiyatlara yol açacaktı), aynı zamanda istihdam ve ekonomik büyüme oranlarını da yukarı çekecekti.

Bu, esasında basit ve kolayca inanılacak bir hikâye.

Seçmenler, yaşam standartlarının neden sürekli düştüğünü ve neden her zaman bu kadar korktuklarını açıklayan basit bir hikâye istiyorlardı. Demokratlar, gerçeğe en yakın olan hikâyeyi anlatmayı reddettiler. Hiçbiri, milyarderlerin ABD ekonomisini ele geçirdiğinden, hükümeti yozlaştırdığından, emekçi insanları kendi ceplerini doldurmak için sömürdüklerinden söz etmedi. Dolayısıyla, halka anlatılan tek hikâye olarak Trump’ın hikâyesi kazandı. Suçlu, milyarderler değil, göçmenlerdi.

Peki ya göçmenlerden kurtulduğunuzda ya da en azından onları korkutup boyun eğdirdiğinizde işler düzelecek mi? İşsizlik artmaya devam ediyor, faturalar yükseliyor, insanlar eksiklerini daha fazla borçla kapatmak zorunda kalıyorlar. Bakalım şimdi hangi hikâyeyi anlatacaksınız?

Eğer ABD’de gerçek bir muhalefet olsaydı, Trump’ın hikâyesi boşa düşürülür, ayaklar altına alınırdı. Göçmenleri suçlayan söylemin her daim halkın öfkesini gerçekten onu mağdur edenlerden uzaklaştırmak için kullanılan bir yalan olduğu ortaya konulabilirdi. Bir muhalefet olsaydı, Trump’ın milyarderlerin vergilerini düşürdüğünü, ama öte yandan halkın sağlık sigortası primlerini katbekat arttırdığını söylerdi. Bir muhalefet olsaydı, size Trump’ın aslında kimin safında olduğunu gösterirdi.

Ne yazık ki, Demokratlar da sermayenin kontrolünde. Sadece bağlı olduğu sermaye bloğu farklı. Trump, fosil yakıt şirketlerine, silah üreticilerine, tarıma ve giderek artan bir şekilde büyük teknoloji şirketlerine sahipken, Demokratlar, büyük finans, emlak ve sağlık sektörünün büyük bir kısmına sahip.

Demokratlar milyarderleri suçlayamazlar, çünkü milyarderler, onların tabanını oluşturuyor. Ne Cumhuriyetçiler ne de Demokratlar artık kitle partileri. Seçim çalışması ekipleri iliştirilmiş birer lobi şirketi. Göçmen karşıtı söylem, özellikle silah üreten ve gözaltı kampları kuran Trump’ın bağışçılarına epey hizmet ediyor.

Göçmenlere saldırmak işe yaramadıysa ve kimse milyarderleri suçlamıyorsa, hikâyenin yeni bir kötü adama ihtiyacı var. Belki de sorun sadece göçmenler değil. Belki de çocukları, arkadaşları, işverenleri de sorunlu. Belki de ICE’nin kapsamını genişletip devletin tüm bu düşmanlarını da hedef almanın vakti geldi. O zaman herkes, kendini yeniden güvende ve müreffeh hissedecektir.

Bu yüzden hükümet, göçmenlerle mücadele eden orduya daha fazla asker alıyor. Daha fazla iş imkânı yaratılıyor. Aslında iş isteyen herkes, şu veya bu şekilde iş bulabiliyor. ICE, Amerikan yaşam tarzına tehdit olarak görülebilecek herkesi hedef almaya başlıyor.

Ama iş imkânları ortadan kaybolmaya devam ediyor, faturalar artıyor, insanlar hiç olmadığı kadar korkuyor. Bu, sadece göçmenlerle ilgili değil. Sadece onların arkadaşları ve aileleriyle de ilgili değil. Milyarderlerle zaten ilgisi yok! Belki de göçmenlere sempati duyanlar, yani devletin bu düşmanlarını koruyan kişiler suçlu. Üstelik bu kişileri ten renklerinden tespit etmek o kadar kolay değil. Gözümüzün önünde saklanıyor olabilirler.

ICE’nin yetki alanı bir kez daha genişletildi. Artık sadece göçmenlerle mücadele eden bir ordu değil. Aynı zamanda içteki teröristlerle mücadele eden bir ordu. Hükümetin açıkça belirttiği görevi engelleyen herkes toplanacak ve direnirse ortadan kaldırılacak. Amerikalıların güvenliğini sağlamanın tek yolu bu. Refahlarını garanti altına almanın tek yolu bu.

Ama gene de işe yaramadı. İleride de yaramayacak. Çünkü anlatılan hikâye yalandan ibaretti. Göçmenler Amerikalıları fakirleştirmiyor. Amerikalılar, kendilerini sömüren milyarderler, kazıklayan tekeller, milyarderleri ve tekelleri finanse etmek, beslemek için halktan vergi alan siyasetçiler yüzünden fakir.

Göçmenlerin suçlu olduğunu söyleyen hikâyenin bizi götüreceği bir yer yok. Çıkmaz sokak. Bu hikâye, halkı o özlediği güvenliği ve refahı sağlamayacak. Amerikalıların yaşamları kötüleşmeye devam edecek, buna karşılık, devletin düşman listesi genişlemeye devam edecek. Ortaçağ’da yanlış teşhis koyduğu bir hastalığı ameliyatla vücuttan çıkarmaya çalışan doktor gibi, Trump da Amerikan siyasi yapısını tamamen yok olana kadar parçalamaya devam edecek.

Bazı Avrupalı solcular, işçi sınıfının desteğini yeniden kazanmak için göç konusundaki tutumlarını sertleştirmeleri gerektiğine gerçekten inanıyorlar. Oysa dilinizden yalnızca bir hikâye dökülebilir ve o hikâyenin de tek kötü adamı olabilir.

Peki şimdi ne olacak?

İnsanlar, göçmenlerin ücretleri düşürmesi, fiyatları yükseltmesi ve devletten faydalanması nedeniyle mi yoksa milyarderlerin işlerini azaltması, tekellerin fiyatları yükseltmesi ve siyasetçilerin zenginlere vergi indirimi sağlamak için sosyal güvenlik ödemelerini kesmesi nedeniyle mi fakir?

Sadece birini seçebilirsiniz. Bunlardan biri doğru. Diğeri ise polis devletine zemin hazırlayan bir yalan.

Grace Blakeley
26 Ocak 2026
Kaynak

0 Yorum: