İran İslam Cumhuriyeti’yle Dayanışma Bildirisi
Kenya
Marksist Komünist Partisi, dünya tarihinde büyük bir tehlikeyle ama aynı zamanda
büyük bir fırsatla yüzleşildiği momentte söylüyor sözünü.
Bugün
savaş davulları bir kez daha çalıyor. Yaptırımlar, bir kez daha ağırlaştırılıyor.
Aynı eski imparatorluk, bıçaklarını bir kez daha biliyor. Bugün hedef, İran.
Lafımızı
esirgemeden, diplomatik korkaklık tuzağına düşmeden konuşalım.
İran’a,
zalim olduğu için saldırılmıyor. İran’a, geri kalmış olduğu için saldırılmıyor.
İran’a, halkına karşı görevini yerine getiremediği için saldırılmıyor.
İran’a,
ABD emperyalizmi önünde diz çökmeyi reddettiği için saldırılıyor. Suçu budur.
Suçu her zaman budur. İran milleti, kırk yılı aşkın süredir teslim olmayı
reddetti. Petrolünü teslim etmeyi reddetti. Egemenliğini teslim etmeyi
reddetti.
Kendini
Washington ve Tel Aviv tarafından denetlenen bir kukla devlete dönüştürmeyi
reddetti. Bu reddiyesi sebebiyle yaptırımlar, sabotaj, kuşatma, tehditler ve
bitmek bilmeyen propaganda ile cezalandırıldı. Bu, diplomasi değil. Bu, kuşatma
savaşı.
Yaptırımlar,
politika araçları değildir. Yaptırımlar silahtır. Bunlar, bakanlara değil
işçilere, generallere değil çocuklara, saraylara değil yoksullara doğrultmuş
silahlardır.
Yaptırımlar,
ilaçsız hastaneler, makine parçası olmayan fabrikalar, ekmeksiz aileler,
geleceksiz gençler demektir. Yaptırımlar, yavaş yavaş patlayan bombalardır. Yavaş
yavaş öldürme girişimi başarısız olunca, emperyalizm hızlı ölüme hazırlanır.
Savaş
gemileri toplanır. Üsler çoğalır. Birileri terörist ilan edilir. Psikolojik
savaş yayın organlarını istila eder. Rejim değişikliği, Washington’daki yönetim
kurullarında açıktan tartışılır. Bu, daha önce tanık olduğumuz senaryonun
aynısıdır.
Bu
senaryo, Irak’a karşı kullanıldı. Libya’ya karşı kullanıldı. Suriye’ye karşı
kullanıldı. Venezuela’ya karşı kullanıldı. Küba ve Kuzey Kore’ye karşı her gün
kullanılıyor. Biz, Afrika’da bu senaryoyu çoğu kişiden daha iyi biliyoruz. O senaryonun
kurbanlarını bu topraklara çok defnettik.
Kongo,
istikrar adına yağmalandı. Libya, demokrasi adına yıkıldı. Somali, güvenlik
adına militarize edildi. Kıtamızda IMF politika dikte ederken, halkımız
kemerlerini sıkıyor. Kenya da özgür değil.
Topraklarımızda
yabancı askeri üsler bulunuyor. Borç, ekonomimizi zincirliyor. Bütçemiz, halka
hesap vermeden önce Dünya Bankası’na hesap veriyor. Gençlerimiz göç ediyor
çünkü emperyalizm ulusal kalkınmayı boğdu. Bu yüzden İran boğulurken oturup uzaktan
onun boğuluşunu izlemiyoruz.
Aynı
elin kendi boğazımızda olduğunu görüyoruz. İran’ın yıkımının halkına özgürlüğü
getireceğini sananlar, ya saftır ya da samimiyetsiz. Emperyalizm nereye
müdahale ederse etsin, geriye sadece bir yığın kül bırakır. Milletler kurmaz,
onları yıkar.
Demokrasi
getirmez, kuklalar imal eder. Emperyalizm özgürleştirmez, egemenlik kurar.
Marksistler olarak bilimsel analiz yapıyoruz. Şu en önemli soruyu soruyoruz:
Kime fayda sağlıyor?
Yaptırımlar
Wall Street’e mi yoksa İranlı işçilere mi zarar veriyor? Tehditler Pentagon’u
mu yoksa İran köylülerini mi zayıflatıyor? Rejim değişikliği, kitleleri mi
yoksa çokuluslu şirketleri mi güçlendiriyor? Cevap açık. Bu nedenle temel
çelişki nettir.
Asıl
düşman, İran toplumunun iç çelişkileri değildir. Her toplumun çelişkileri
vardır ve bunları çözme hakkı, yalnızca İran halkına aittir. Başlıca düşman,
ABD emperyalizminin ve müttefiklerinin dışarıdan gerçekleştirdiği saldırılardır.
Marksistler,
her daim baş düşmana saldırır. Emperyalist anlatılara, dolaylı olarak bile
olsa, destek vermek, ezilenleri silahsızlandırmaktır. Washington’ın
propagandasını tekrarlamak, Afrika ve Asya’yı yağmalayan sisteme hizmet
etmektir.
Biz,
bu türden bir revizyonizmi reddediyoruz. Biz, bu tür bir kafa karışıklığını
reddediyoruz. Kenya Marksist Komünist Partisi, İran ulusunun egemenliğinin
yanında kesin ve net bir şekilde durmaktadır. Hiçbir halkın bombalanarak
özgürlüğe kavuşturulamayacağını, hiçbir ulusun yaptırımlarla demokrasiye kavuşamayacağını
bir kez daha dile getiriyoruz.
Kendi
kaderini tayin etme hakkının yabancı işgal veya ekonomiyi boğan saldırılarla gelişemeyeceğini
biliyoruz. İran bugün, güçlü ABD imparatorluğunun kibrine karşı teşkil edilmiş bir
direniş hattıdır. Teslim olmayı reddederek, sadece kendini değil, ezilen tüm
ulusları savunmaktadır.
İran
direndiğinde, imparatorluk zayıflar. İmparatorluk zayıfladığında, Afrika nefes
alır. Bir ulus dik durduğunda, diğerleri de dik durabileceklerini öğrenir. Bu
nedenle, İran’ın mücadelesi bizim mücadelemizden ayrı değildir.
İran’ın
mücadelesi, Kenya ile bağlantılıdır. Kongo ile bağlantılıdır. Filistin ile
bağlantılıdır. Onurlu bir yaşam için mücadele eden her işçi ve köylü ile
bağlantılıdır. Enternasyonalizm, hayırseverlik değildir. Kaderi paylaşmaktır.
Bu nedenle, Kenya Marksist Komünist Partisi şunları beyan etmektedir:
İran’a
dayatılan tüm yaptırımlara karşıyız. Tüm askeri tehditlere ve savaş
hazırlıklarına karşıyız. İran’ın iç işlerine yapılan tüm emperyalist
müdahaleleri kınıyoruz. İran halkının kendi siyasi ve ekonomik geleceğini
belirleme hakkını savunuyoruz.
Kenya
ve Afrika’nın işçilerini, gençlerini ve vatanseverlerini, emperyalizmin her
biçimine karşı mücadeleyi yoğunlaştırmaya çağırıyoruz. Emperyalistler şu
gerçeği net bir biçimde anlasınlar: Afrika ve Asya’nın direnmeden, zorbalığa boyun
eğdiği dönem sona eriyor.
Boyun
eğme dönemi bitti. Ezilenler ayağa kalkmayı öğreniyor. İran, bugün onurun,
egemenliğin ve direnişin sembolü olarak duruyor. Kendi egemenliğini savunurken,
Kenya’nın onurunu da savunuyor. Afrika’nın onurunu savunuyor. İran, tüm ezilen
insanlığın geleceğini savunuyor.
Tarihi
yazan, çöken imparatorluklar değil, direnen halklardır.
Yaşasın
proletarya enternasyonalizmi. Yaşasın Afrika ve Batı Asya dayanışması.
Kahrolsun ABD emperyalizmi. Egemenliğe, onura ve sosyalizme doğru ilerleyelim.
Booker Omole
Kenya
Marksist Komünist Partisi Genel Sekreteri
30 Ocak 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder