Tasfiyecilerin
yazılarının giderek tek içeriği haline gelen, ağızlarını köpürte köpürte dile
döktükleri, radikal pozu kesen gevezelik etme biçimi olarak “Boykot”, okurların
gözlerine tasfiyecilerin propaganda faaliyetlerini görmemesini sağlayacak bir
perde çeker. Liberal sendika siyasetçilerinin tam da derdi, radikal
saçmalıkların gürültüsü, yaygarası ve havai fişekleri arasında işçilerin
Marksist örgütlenme pratiği karşısında burjuva klişelere daha fazla meyilli
olmasını sağlamaktır.
Oysa
sınıf bilincine sahip işçiler, işçilerin örgütlenme pratiğini tahrip edenlerin
başlattıkları sahte “siyasi kampanyaların” saçmalıklarına asla aldanmayacaklar.
Sınıf bilincine sahip işçilerin her şeyden önce ve her basın organında takdir
ettiği şey, yüksek ilkelere bağlılıktır.
“Muhalefet”in
saçmalıkları, yaygaraları ve işçi çıkarlarını savunma iddiaları altında
işçilere gerçekten ne öğretiliyor? İşte bu, her düşünen işçinin kendisine
sorduğu en önemli, temel ve doğruyu söylemek gerekirse, tek önemli sorudur.
Düşünen işçi, işçilerin çıkarlarını savunduklarını iddia eden, ancak aslında
proletaryanın sınıf bağımsızlığını ve örgütlenmesini yok etmeye çalışan liberal
işçi dostlarının, kendisine tavsiyede bulunanlar içerisinde en tehlikeli kesim
olduğunu bilir.
Tam
da bu sebeple, tasfiyecilerin örgütü nasıl yok ettiklerini işçilerin gözünde
görünür kılmak, bizim kutsal görevimizdir. Misal, tasfiyecilerin yayın
organının Yeni Yıl sayısında yer alan, belirli bir programı esas alan başyazıyı
ele alalım. Orada şunlar söyleniyor:
“İşçi sınıfı, açıktan
faaliyet yürütecek, herhangi bir siyasi rejimin onu tüm haklarından mahrum
etme, siyasi liderlik gibi normal işlevlerini yerine getirme imkânından yoksun
bırakma çabalarına direnecek kadar güçlü ve geniş kapsamlı bir politik proletarya
partisine adım adım doğru ilerliyor.”
İşte size tüm ihtişamıyla “normalleşmiş” liberal
saçmalığın bir örneği! Hiçbir aklı başında liberal, bu formül lehine her iki elini
de havaya kaldırıp ona onay vermezdi. Zira bu formülle tasfiyeci gazete,
proletaryanın son yirmi yılda onca çaba harcayarak, Marksist örgütlenme yoluyla
elde ettiği her şeyi ortadan kaldırmaya çalıştığı, bu yönde adımlar attığı
gerçeğini gizlemeye çalışıyor.
İlerleyen
bölümlerde ise daha da açık sözlü davranılıyor:
“ Açık siyasi eylem
partisine giden yol, aynı zamanda parti birliğine giden yoldur.”
1908
ve 1910 yıllarına kadar uzanan en resmi ve en ciddi açıklamalarda binlerce kez
belirtildiği gibi, bu tür konuşmalar, geçmişten vazgeçmekle, geçmişi ortadan
kaldırmakla eşdeğerdir. Ancak bu tasfiyeciler, hiç yılmadan, “birlik”
çığlıklarıyla son derece cahil insanları kandırma umuduyla, aynı mevzuyu tekrar
tekrar dile getirmeye devam ediyorlar.
Marksist
geçmişin tamamına ihanet edenler, “açık parti” ve “birlik” diye yaygara
koparıyorlar!..
Bu,
sınıf bilincine sahip işçilere bir hakarettir. Hatta 1912’deki “Ağustos”
Konferansı’na bile bir hakarettir; o konferansta bir avuç saf insan,
tasfiyecilerin, utanç verici liberal bir slogan olarak “açık parti”yi terk ettiklerine
inanmıştı.
Asıl
mesele şu ki, bu liberal düzenbazlar çetesi, tüm o Menşevikler (F. I. Dan
gibiler, Martov’lar) Marksist örgütü yok etmek amacıyla liberal kampanya
yürütüyorlar, hem 1908 hem de 1910 kararlarını kasten hiçe sayıyorlar ve sınıf
bilinci olmayan işçileri kandırmaya çalışıyorlar.
Hâlâ
cahil insanların olduğunu, “açık parti” vaatlerine inanacaklarını ve bunun
aslında gerçek Marksist örgütün varlığına karşı yürütülen liberal kampanyanın
bir çeşidi olduğunu göremeyeceklerini düşünüyorlar! Cahil insanlar var olduğu
sürece, geçmişi tasfiye etmeye çalışan bu bir avuç liberal düzenbaz, bu bozguncular
ve tasfiyecilerle “birlik” kurmanın saçmalık ve sahtekarlık olduğu kaç kez
söylenirse söylensin, kirli işlerine devam edecekler.
Yukarıda
bahsini ettiğimiz tasfiyecilerin gazetesinin Yeni Yıl sayısındaki yazıyı yazan
kişi yalnız değil. Ona tüm tasfiyeciler destek veriyorlar. Misal, Novaya
Rabochaya Gazeta’nın 5. sayısında (123) bizi ikna etmek için şu türden
cümleler diziliyor:
“ İşçi
kongrelerinin örgütlenmesinin önüne konulan tüm engellerin aşılması,
örgütlenme özgürlüğü için verilen gerçek bir mücadeleden, yani işçi sınıfı
hareketinin yasallaştırılması mücadelesinden başka bir şey değildir; bu da işçilerin
Sosyal Demokrat Partisi’nin açık varoluş mücadelesiyle yakından bağlantılıdır.”
Hiçbir
liberal, hatta Ekimci bile, işçi sınıfı hareketinin yasallaştırılması
mücadelesine sempatiyle yaklaştığını inkâr etmeyecektir! Hiçbir liberal, “açık
parti”ye itiraz etmeyecektir; hatta bu fikri savunanları, işçileri kandırmada
en iyi suç ortakları olarak destekleyecektir.
Görevimizi
ifa ederken, sınıf bilincine sahip işçilere, açık bir işçi partisinin
savunulmasının, işçileri yozlaştırmak ve Marksist örgütlenme pratiğini yok
etmek için tasarlanmış boş bir liberal gevezelik olduğu gerçeğini bıkıp
usanmadan yineleyeceğiz.
Son
iki yıl içerisinde yükselen dalganın yeni ve sağlıklı bir kanla beslediği
Marksist organizmayı yok etmek için çaba harcayanlara karşı kararlı ve amansız
bir mücadele yürütmediğimiz sürece, Marksist örgütlenme pratiği asla var olamaz,
gelişemez.
V. I. Lenin
Pravda Sayı 9
31 Ocak 1914
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder