01 Nisan 2026

, ,

Meksika Solunun STK’larla Mücadelesi



Meksika Gelirler İdaresi (SAT), hafta sonu yüzden fazla STK’nın vergi izinlerini iptal etti, bağış alma ve vergi muafiyetlerinden yararlanma imkânlarını ellerinden aldı. Birçoğu, ileride STK statüsünü yeniden kazanabilir, ancak on-on beş kadarı, mali kurallara uymadıkları için doğrudan tasfiye edildi. Bu adımlar, Başkan Claudia Sheinbaum ve selefi Andrés Manuel López Obrador yönetiminde iktidardaki solcu Morena partisinin Meksika’daki israf ve yabancı müdahaleye karşı yürüttüğü geniş kapsamlı mücadelenin bir parçasıdır.

Meksika muhalefeti ve uluslararası basındaki müttefikleri, bu eylemleri ülkenin sözde "demokratik gerilemesinin" kanıtı olarak görüp kınadılar. Gerçekte, Meksika Yolsuzlukla ve Cezasızlıkla Mücadele Örgütü (MCCI) gibi muhalefetle bağlantılı STK’lar, kısmen artık faaliyette olmayan ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın (USAID) finanse ettiği yapay sivil toplum kompleksinin parçası. Eski cumhurbaşkanı Obrador’un 2018’de göreve gelmesinin ardından ilk işlerinden biri, önceki hükümetlerin STK’lara ve özel şirketlere devrettiği işlevler üzerinde devlet kontrolünü yeniden sağlamaktı. Yönetimi, STK’lara sağlanan 300 milyon dolardan fazla devlet desteğini kesti ve tüm yüklenicileri devlet çalışanı olarak yeniden sınıflandırarak, hükümetteki rollerini fiilen sona erdirdi.

2013’ten beri, Meksika’nın Kara Para Aklama Yasası, 7.000 dolardan fazla bağış alan STK’ların bireysel bağışçıların kimliklerini açıklamalarını zorunlu kılıyor; 15.000 dolardan fazla alanlar ise bireysel işlemleri yetkililere bildirmek zorunda. Bu kısıtlamalar, ülkenin devam eden uyuşturucu savaşı ortamında organize suçla mücadele etmeyi amaçlıyordu. Morena iktidara gelmeden evvel, ülkenin vergi dairesi, STK’lar için yabancı fonları gevşek bir şekilde denetliyor, aynı şekilde, şirketlerin ve zenginlerin vergi yükümlülüklerinden kaçınmasına izin veriliyordu.

Obrador ve Sheinbaum’un vergi kaçakçılığına karşı yürüttüğü operasyonlar ve STK düzenlemelerinin sıkı bir şekilde uygulanmasını öngören politika, Meksika Yolsuzlukla ve Cezasızlıkla Mücadele Örgütü (MCCI) kurucusu Claudio X. González gibi isimlerin Morena’yı “uyuşturucu diktatörlüğü” kurmakla suçlamasına yol açtı. Bu iddia, Washington’la bağlantılı Kurumsal Devrimci Parti (PRI) ve Ulusal Eylem Partisi (PAN) hükümetlerinin Morena’dan önce kartellerle derin bağlar kurduğu bilinmesine rağmen, sınırın kuzeyinde Cumhuriyetçiler ve birçok liberal tarafından da benimsendi. Ancak ortalama bir Meksikalı size, kartellerin ülkenin siyasetini yozlaştırıcı bir etkiyle etkileyen güçlü çıkar gruplarından sadece biri olduğunu, bir diğerinin yabancı destekli STK’lar olduğunu söyleyecektir.

Meksika Yolsuzlukla ve Cezasızlıkla Mücadele Örgütü (MCCI) gibi kuruluşların finansmanının büyük bir kısmı nihayetinde USAID ve özgürlükçü Atlas Ağı’ndan gelen bağışlara dayanıyordu. Genel olarak, Obrador’un cumhurbaşkanlığı sırasında STK’ların yabancı finansmanı yüzde 56 oranında artarak yarım milyar doları aştı ve devlet fonlarına yaptığı kesintileri fazlasıyla telafi etti. Sheinbaum şimdi López Obrador’un örneğini izleyerek, STK’ların ilgili düzenlemelere uymasını sağlıyor.

Sheinbaum’un beynelmilel ilerlemeciliğe yönelik tavrı selefine kıyasla daha az düşmanca. Selefinin iklim değişikliğinden cinsiyet normlarına dek her konuda sergilediği sapkın görüşler, kimlikçi solcuların öfkesini çekmişti. Buna karşılık, yurtdışındaki ilerlemeciler, yaklaşık yüzde 70’lik bir onay oranına sahip olan Meksika’nın ilk kadın ve iklim bilimci başkanına hayran kalmış durumda. Ancak Meksika liderinin Elon Musk’ın başında olduğu Devletin Verimliliği Dairesi’nce (DOGE) USAID’in neredeyse tamamen ortadan kaldırılmasını kutladığını fark etselerdi şaşırabilirlerdi.

Sheinbaum hükümeti, yeşil STK’ların ve aktivist gruplarının muhalefetine rağmen, yenilenebilir enerjiyle eş zamanlı olarak, sessizce hidrolik kırılma yönteminin yaygın bir şekilde kullanılması talimatı verirken, bir yandan da demiryolu sektörünü canlandırıyor. Cumhurbaşkanı ayrıca güvenlik bakanı Omar García Harfuch ile birlikte ülke tarihinin şahit olduğu belki de en saldırgan organize suçla suçla mücadele operasyonunu da başlattı. 22 Şubat’ta Meksika özel kuvvetleri, CJNG kartelinin lideri Nemesio Oseguera Cervantes, namı diğer “Menço”yu infaz etti, ayrıca, bu ay içerisinde askerler, Culiacán'da Sinaloa kartelinin on bir üyesini öldürdü. Bu başarılar, Morena, STK’ların finanse ettikleri profesyonel sınıftan kopmasaydı ve yabancı müdahaleye karşı önlemler almasaydı, elde edilemezdi.

Buna karşılık, Demokrat Parti’nin ilerici kanadı, STK-endüstriyel kompleksiyle iç içe geçmiş durumda; bu nedenle USAID’in dağıtılması karşısında yaşanan şok ve dehşet de buradan kaynaklanıyor. Sonuç olarak, yönetim, hesap vermeyen, asalak STK’lara devrediliyor. Bu STK’lar, partinin temsil iddiasında bulunduğu işçi sınıfına mensup seçmenlere çok az şey sunarken, üniversite mezunu profesyoneller için bir iş programı gibi iş görüyor.

Zohran Mamdani’nin New York belediye başkanı olarak yapabileceği en kötü şey, diğer ilerici bölgelerin örneğini takip edip STK’ların işlettikleri marketleri “devlet mülkü”ne geçirmek olacaktır. Partiyi popülist bir yöne doğru yeniden yönlendirmek isteyenler, Obrador ve Sheinbaum’dan ders alarak, STK “gruplaşmalar”ını ortadan kaldırmalı, yabancı ülkelerden fon alanları incelemelidir.

Juan David Rojas
25 Mart 2026
Kaynak

0 Yorum: