Meksika
Gelirler İdaresi (SAT), hafta sonu yüzden fazla STK’nın vergi izinlerini iptal
etti, bağış alma ve vergi muafiyetlerinden yararlanma imkânlarını ellerinden
aldı. Birçoğu, ileride STK statüsünü yeniden kazanabilir, ancak on-on beş
kadarı, mali kurallara uymadıkları için doğrudan tasfiye edildi. Bu adımlar,
Başkan Claudia Sheinbaum ve selefi Andrés Manuel López Obrador yönetiminde
iktidardaki solcu Morena partisinin Meksika’daki israf ve yabancı müdahaleye
karşı yürüttüğü geniş kapsamlı mücadelenin bir parçasıdır.
Meksika
muhalefeti ve uluslararası basındaki müttefikleri, bu eylemleri ülkenin sözde
"demokratik gerilemesinin" kanıtı olarak görüp kınadılar. Gerçekte,
Meksika Yolsuzlukla ve Cezasızlıkla Mücadele Örgütü (MCCI) gibi muhalefetle
bağlantılı STK’lar, kısmen artık faaliyette olmayan ABD Uluslararası Kalkınma
Ajansı’nın (USAID) finanse ettiği yapay sivil toplum kompleksinin parçası. Eski
cumhurbaşkanı Obrador’un 2018’de göreve gelmesinin ardından ilk işlerinden
biri, önceki hükümetlerin STK’lara ve özel şirketlere devrettiği işlevler
üzerinde devlet kontrolünü yeniden sağlamaktı. Yönetimi, STK’lara sağlanan 300
milyon dolardan fazla devlet desteğini kesti ve tüm yüklenicileri devlet
çalışanı olarak yeniden sınıflandırarak, hükümetteki rollerini fiilen sona
erdirdi.
2013’ten
beri, Meksika’nın Kara Para Aklama Yasası, 7.000 dolardan fazla bağış alan STK’ların
bireysel bağışçıların kimliklerini açıklamalarını zorunlu kılıyor; 15.000
dolardan fazla alanlar ise bireysel işlemleri yetkililere bildirmek zorunda. Bu
kısıtlamalar, ülkenin devam eden uyuşturucu savaşı ortamında organize suçla
mücadele etmeyi amaçlıyordu. Morena iktidara gelmeden evvel, ülkenin vergi
dairesi, STK’lar için yabancı fonları gevşek bir şekilde denetliyor, aynı
şekilde, şirketlerin ve zenginlerin vergi yükümlülüklerinden kaçınmasına izin
veriliyordu.
Obrador
ve Sheinbaum’un vergi kaçakçılığına karşı yürüttüğü operasyonlar ve STK
düzenlemelerinin sıkı bir şekilde uygulanmasını öngören politika, Meksika
Yolsuzlukla ve Cezasızlıkla Mücadele Örgütü (MCCI) kurucusu Claudio X. González
gibi isimlerin Morena’yı “uyuşturucu diktatörlüğü” kurmakla suçlamasına yol
açtı. Bu iddia, Washington’la bağlantılı Kurumsal Devrimci Parti (PRI) ve Ulusal
Eylem Partisi (PAN) hükümetlerinin Morena’dan önce kartellerle derin bağlar kurduğu
bilinmesine rağmen, sınırın kuzeyinde Cumhuriyetçiler ve birçok liberal
tarafından da benimsendi. Ancak ortalama bir Meksikalı size, kartellerin
ülkenin siyasetini yozlaştırıcı bir etkiyle etkileyen güçlü çıkar gruplarından
sadece biri olduğunu, bir diğerinin yabancı destekli STK’lar olduğunu
söyleyecektir.
Meksika
Yolsuzlukla ve Cezasızlıkla Mücadele Örgütü (MCCI) gibi kuruluşların
finansmanının büyük bir kısmı nihayetinde USAID ve özgürlükçü Atlas Ağı’ndan
gelen bağışlara dayanıyordu. Genel olarak, Obrador’un cumhurbaşkanlığı
sırasında STK’ların yabancı finansmanı yüzde 56 oranında artarak yarım milyar
doları aştı ve devlet fonlarına yaptığı kesintileri fazlasıyla telafi etti.
Sheinbaum şimdi López Obrador’un örneğini izleyerek, STK’ların ilgili
düzenlemelere uymasını sağlıyor.
Sheinbaum’un
beynelmilel ilerlemeciliğe yönelik tavrı selefine kıyasla daha az düşmanca. Selefinin
iklim değişikliğinden cinsiyet normlarına dek her konuda sergilediği sapkın
görüşler, kimlikçi solcuların öfkesini çekmişti. Buna karşılık, yurtdışındaki
ilerlemeciler, yaklaşık yüzde 70’lik bir onay oranına sahip olan Meksika’nın
ilk kadın ve iklim bilimci başkanına hayran kalmış durumda. Ancak Meksika
liderinin Elon Musk’ın başında olduğu Devletin Verimliliği Dairesi’nce (DOGE) USAID’in
neredeyse tamamen ortadan kaldırılmasını kutladığını fark etselerdi
şaşırabilirlerdi.
Sheinbaum
hükümeti, yeşil STK’ların ve aktivist gruplarının muhalefetine rağmen,
yenilenebilir enerjiyle eş zamanlı olarak, sessizce hidrolik kırılma yönteminin
yaygın bir şekilde kullanılması talimatı verirken, bir yandan da demiryolu
sektörünü canlandırıyor.
Cumhurbaşkanı ayrıca güvenlik bakanı Omar García Harfuch ile birlikte ülke
tarihinin şahit olduğu belki de en saldırgan organize suçla suçla mücadele
operasyonunu da başlattı. 22 Şubat’ta Meksika özel kuvvetleri, CJNG kartelinin
lideri Nemesio Oseguera Cervantes, namı diğer “Menço”yu infaz etti, ayrıca, bu
ay içerisinde askerler, Culiacán'da Sinaloa kartelinin on bir üyesini öldürdü.
Bu başarılar, Morena, STK’ların finanse ettikleri profesyonel sınıftan kopmasaydı
ve yabancı müdahaleye karşı önlemler almasaydı, elde edilemezdi.
Buna
karşılık, Demokrat Parti’nin ilerici kanadı, STK-endüstriyel kompleksiyle iç
içe geçmiş durumda; bu nedenle USAID’in dağıtılması karşısında yaşanan şok ve
dehşet de buradan kaynaklanıyor. Sonuç olarak, yönetim, hesap vermeyen, asalak
STK’lara devrediliyor. Bu STK’lar, partinin temsil iddiasında bulunduğu işçi
sınıfına mensup seçmenlere çok az şey sunarken, üniversite mezunu
profesyoneller için bir iş programı gibi iş görüyor.
Zohran
Mamdani’nin New York belediye başkanı olarak yapabileceği en kötü şey, diğer
ilerici bölgelerin örneğini takip edip STK’ların işlettikleri marketleri “devlet
mülkü”ne geçirmek olacaktır. Partiyi popülist bir yöne doğru yeniden
yönlendirmek isteyenler, Obrador ve Sheinbaum’dan ders alarak, STK “gruplaşmalar”ını
ortadan kaldırmalı, yabancı ülkelerden fon alanları incelemelidir.
Juan David Rojas
25 Mart 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder