23 Nisan 2026

, ,

Birlik


Kendisini “hizipler üstü” yayın organı olarak takdim eden Borba [“Mücadele”] dergisinin üç sayısı St. Petersburg’da yayımlandı. Dergi, temel çizgi olarak birliği savunuyor.

Peki ama kiminle birliği savunuyor? Tasfiyecilerle.

Borba dergisinin son sayısında, tasfiyecilerle birlik olma fikrini savunan iki makale yer alıyor.

İlk makale, ünlü tasfiyeci Y. Larin’e ait. Aynı Larin, kısa süre önce tasfiyeci dergilerden birinde şunları yazmıştı:

“Kapitalist gelişmenin ilerlediği yol, devrim olmaksızın, her türden mutlakiyetçi, çar yanlısı kalıntılardan arındırılacaktır. [...] Bugün acilen ifa edilmesi gereken görev, geniş kitlelere şu temel fikri aşılamaktır: Önümüzdeki dönemde işçi sınıfı ‘devrim için’ veya ‘devrim beklentisiyle’ örgütlenmemelidir.”

Borba dergisinde yazan aynı tasfiyeci, bugün birlik çağrısında bulunuyor ve bu birliğin federasyon şeklinde tecelli etmesi önerisinde bulunuyor.

Federasyon, eşit haklara sahip örgütler arasında bir anlaşmayı ifade eder. Dolayısıyla, işçi sınıfının başvuracağı taktiklerin belirlenmesi konusunda Larin, “budanmamış sloganlar”dan yana duran işçilerin ezici çoğunluğunun iradesini, görüşleri az çok yukarıda alıntılanan pasajla örtüşen önemsiz tasfiyeci örgütlerin iradesiyle eşit bir zemine koymayı öneriyor. Tasfiyeci Larin’in bu kurnaz planına göre, işçilerin çoğunluğu, Severnaya Rabochaya Gazeta’daki [“Kuzeyli İşçilerin Gazetesi”] tasfiyecilerin onayını alana kadar herhangi bir adım atma hakkından mahrum kalacak.

Oysa işçiler tasfiyecileri reddetti, buna karşın, bugün bu tasfiyeci Larin’in planı, tasfiyecileri federasyon yoluyla yeniden lider konumuna getirmeyi öngörüyor. Dolayısıyla, Larin’in önerdiği federasyon, işçi sınıfı hareketinin reddettiği tasfiyecilerin iradesini işçilere dayatma girişiminin yeni bir örneğidir.

Tasfiyeciler, şöyle düşünüyor:

“Madem kapıdan girmemize izin verilmedi, biz de pencereden gizlice gireceğiz. Esasında işçilerin çoğunluğuna ait iradenin ayaklar altına alınmasından başka bir şeyi ifade etmeyen ‘federasyon’ üzerinden birleşme çağrısı yapacağız.”

Borba dergisinin yayın yönetmenleri, Larin’le aynı fikirde değil. Görünen o ki federasyon, yani tasfiyecilerin ve Marksistlerin eşit taraflar olarak imzalayacağı, kademeli olarak yürürlüğe konulacak anlaşma, bu yayın yönetmenlerini pek tatmin etmiyor.

Onlar, tasfiyecilerle anlaşma yapmayı değil, onlarla “taktikler konusunda ortak kararlar temelinde” yeni bir birliği tesis etmeyi istiyorlar. Bu da Put Pravdy [“Gerçeğin Yolu”] gazetesinin taktik çizgisine örgütlenmiş işçilerin ezici çoğunluğunun, tasfiyecilerle ortak taktikler yürütme sevdasıyla, kendi kararlarından vazgeçmesi gerektiği anlamına geliyor.

Borba dergisinin yayın yönetmenlerinin savunduğu görüşe göre, son birkaç yıldır tüm hareketin deneyiminin yaptığı sınavdan geçmiş olan, sınıf bilincine sahip işçilerin geliştirdiği taktikler, bir kenara bırakılmalıdır. Peki ama neden? Çünkü tasfiyecilerin taktik planlarına, hem işçiler hem de olayların tüm seyri tarafından kınanan görüşlere yer açmak gerekiyor.

Borba dergisinin yayın yönetmenlerini önerdiği tasfiyecilerle birlik fikri, özünde, sınıf bilincine sahip işçilerin iradesine, kararlarına ve görüşlerine yönelik topyekûn reddiyeyi temel alıyor.

İşçiler, iradelerini açık ve yalın bir şekilde ortaya koymuşlardır. Aklından zoru olmayan herkes, işçilerin ezici çoğunluğunun hangi taktikleri desteklediğini tam olarak söyler. Ancak tasfiyeci Larin, çıkıp şunu diyor:

“İşçilerin çoğunluğunun iradesi, benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Bu çoğunluk, kenara çekilsin ve bir grup tasfiyecinin iradesinin, sınıf bilincine sahip işçilerin çoğunluğunun iradesine eşit olduğunu kabul etsin.”

Borba içindeki tasfiyecinin ardından bir de uzlaştırıcı bir isim alıyor sazı eline:

“İşçiler, kendilerine özgü taktikler geliştirmişler, peki ama bu taktikleri uygulamaya çalışıyorlar mı? Bunlar, hiçbir şey ifade etmiyor. Tasfiyecilerle ortak taktiksel kararlar almak adına işçiler, bu sınanmış taktiklerden vazgeçsinler.”

Borba’nın bağrından çıkan uzlaştırıcılar, işçilerin çoğunluğunun açıktan ortaya koydukları iradelerini ayaklar altına alan bu girişimi birlik olarak tarif ediyorlar. Oysa işçilerin iradesini ayaklar altına alan çabanın amacı, tasfiyecilerin birlik içerisinde eşit konuma sahip olmasını güvence altına almak.

Oysa burada bahsedilen şey, birlik değil, birliği aşağılama girişimi, işçilerin iradesini hiçe sayma çabasıdır.

Bu, Marksist işçilerin birlik anlayışı değil.

İster federasyon isterse başka türden bir yapı bünyesinde olsun, işçi hareketi içerisindeki liberal siyasetçilerle, işçi sınıfı hareketini tahrip edenlerle, çoğunluğun iradesine karşı çıkanlarla birlik teşkil edilemez. Birlik, ancak Marksizmi tutarlılıkla savunanlar, tüm Marksist külliyattan ve budanmamış sloganlardan yana saf tutup tasfiyecilerden bağımsız olan, onlardan ayrı faaliyet yürütenler arasında tesis edilebilir, edilmelidir de.

Birlik, muhteşem bir şey, harika bir slogan. Ama işçi davasının ihtiyacı olan şey, Marksistlerin birliğidir, Marksistlerle Marksizmin muhalifleri ve muharrifleri arasındaki birlik değil. Birlikten bahseden herkese şunu sormalıyız: Kiminle birlik? Tasfiyecilerle mi? Tasfiyecilerle birleşmeden dem vuranların bizi tanımadıkları bellidir.

Fakat eğer gerçek bir Marksist birlikten söz ediliyorsa o vakit şunu söyleriz: Pravda gibi gazeteleri çıkarttığımız günden beri biz, tüm Marksist güçlerin birleşmesini, birliğin aşağıdan gerçekleşmesini, pratik faaliyetler üzerinden birliği savunuyoruz. Tasfiyecilerle flört etmeye, kurumsal yapıyı yıkmaya çalışan örgütlerle diplomatik müzakereler yürütmeye hiç hacet yok. Tüm çabalarımızı, Marksist işçileri Marksist sloganlar, tüm Marksist yapı etrafında bir araya getirme işine teksif edelim. Sınıf bilincine sahip işçiler, tasfiyecilerin iradesini kendilerine dayatma girişimini suç olarak göreceklerdir; ayrıca gerçek Marksistlerin güçlerinin parçalanmasını da suç olarak göreceklerdir.

Birliğin temeli, sınıf disiplini, çoğunluğun iradesinin tanınması, o çoğunluğun saflarında ve onunla birlikte hareket eden müşterek faaliyetlerdir. Biz tüm işçileri bu birliğe, bu disipline ve bu müşterek faaliyetlere bıkıp usanmadan çağıracağız.

V. I. Lenin
12 Nisan 1914
Kaynak

Birlik (30 Mayıs 1914)

0 Yorum: