08 Nisan 2026

, ,

Beş Not



1. Bu savaş, mantık ve akıl dışı bir savaş değildi.

Lenin’in Carl von Clausewitz’e atıfla anımsattığı üzere, her savaşın temel nedenleri, savaşın bir uzantısı olduğu siyasette aranmalıdır.

Silahlı çatışma ve siyaset, ayrı faaliyet alanları olarak var olmaz, ikisi, bir sürekliliğin parçasıdır. Savaşın temel nedenleri, emperyalist birikimin zorunluluklarında bulunur. Başka bir ABD yönetiminin bu kadar hızlı hareket etmeyebileceğini öngörebiliriz, ancak ABD’deki muktedir sınıf, uzun zamandır İran’a karşı bir savaşın gerekliliği konusunda birleşmiştir.

2. Bu savaş havada asılı, münferit bir olgu değildi.

Bu savaş, Sovyetler Birliği’nin kuşatılmasından Irak’a saldırıya, Başkan Maduro’nun kaçırılmasından Ukrayna’daki vekalet savaşına ve Çin’in kuşatılmasına kadar uzanan bir şiddet zincirinin halkası olarak görülmelidir.

Her bir halka, dünya üzerindeki çevre ülkelerde egemenlik koşullarını ortadan kaldırma, devletlerin manevra alanını kısıtlama ve boyun eğmeye direnmeye cüret edenleri cezalandırma stratejisinin yansımasıdır.

Gazze, İran’daki stratejinin bir habercisi ise, Suriye, Libya, Afganistan, hatta Yugoslavya da öyleydi. Tarih, birbirinden kopuk olaylar dizisi değil, kesintisiz bir mücadele sürecidir.

3. Bu savaş bitmedi.

ABD, Soğuk Savaş’tan günümüze kadar inişli çıkışlı bir şekilde ilerleyen bir stratejiyle, Avrasya kara kütlesi üzerinde uzun yıllardır kontrol sağlamaya çalışıyor. Nihai hedef hep aynı: Çin’i yenmek.

Savaş, güç dengesini değiştirmiş olsa da, altta yatan etkenler değişmedi. ABD kesin bir darbe alana kadar savaş bir şekilde devam edecek. Hatta kırılgan ateşkesin bile devam edip etmeyeceğinden emin değiliz.

4. Savaşın bu aşamasını İran ve bölgesel direniş kazandı.

ABD-Siyonist Ekseni, rejim değişikliği, askerden arındırma ve kalkınmayı geriletme gibi maksimalist emellerle İran’a girdi. Ama neticede İran’ı bir dünya gücü haline getirdiler.

İran, ABD’nin askeri hegemonyasına meydan okuma konusunda eşi benzeri görülmemiş bir kapasite ortaya koydu. Toplumunu birleştirdi. Siyasi kararlılığını güçlendirdi. Bölgedeki komprador rejimleri zayıflattı. Dünyanın dört bir yanındaki insanların kalbini kazandı. Üstelik, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü daha da güçlendirip artırdı. Bu kontrolü yeniden inşa sürecinin maliyetini karşılamak için kullanacak.

5. İran’ın zaferi, dünya işçi sınıfının zaferidir.

ABD, savaştan bitkin ve aşağılanmış bir şekilde ayrılıyor. Silah stokları önemli ölçüde tükendi. Yerine konulamaz radar sistemleri küle döndü. Uçak gemileri geri çekilmeye zorlandı. ABD’nin bugün savaşa temelde hazırlıksız olduğunu ortaya koyan İran, bize “emperyalizm kağıttan kaplandır” atasözünü hatırlattı.

Gazze’deki soykırım, insanlığı direnişin sonuçları konusunda uyarmayı amaçlıyorsa, İran’ın zaferi, bize direnişin hem gerekli hem de mümkün olduğunu hatırlatıyor. Bu savaş, emperyalizmin Çin’e karşı bir savaşı kazanamayacağını her zamankinden daha açık bir şekilde ortaya koydu.

Pawel Wargan
8 Nisan 2026
Kaynak

0 Yorum: