1.
Bu savaş, mantık ve akıl dışı bir savaş değildi.
Lenin’in
Carl von Clausewitz’e atıfla anımsattığı üzere, her savaşın temel nedenleri,
savaşın bir uzantısı olduğu siyasette aranmalıdır.
Silahlı
çatışma ve siyaset, ayrı faaliyet alanları olarak var olmaz, ikisi, bir
sürekliliğin parçasıdır. Savaşın temel nedenleri, emperyalist birikimin
zorunluluklarında bulunur. Başka bir ABD yönetiminin bu kadar hızlı hareket
etmeyebileceğini öngörebiliriz, ancak ABD’deki muktedir sınıf, uzun zamandır
İran’a karşı bir savaşın gerekliliği konusunda birleşmiştir.
2.
Bu savaş havada asılı, münferit bir olgu değildi.
Bu
savaş, Sovyetler Birliği’nin kuşatılmasından Irak’a saldırıya, Başkan Maduro’nun
kaçırılmasından Ukrayna’daki vekalet savaşına ve Çin’in kuşatılmasına kadar
uzanan bir şiddet zincirinin halkası olarak görülmelidir.
Her
bir halka, dünya üzerindeki çevre ülkelerde egemenlik koşullarını ortadan
kaldırma, devletlerin manevra alanını kısıtlama ve boyun eğmeye direnmeye cüret
edenleri cezalandırma stratejisinin yansımasıdır.
Gazze,
İran’daki stratejinin bir habercisi ise, Suriye, Libya, Afganistan, hatta
Yugoslavya da öyleydi. Tarih, birbirinden kopuk olaylar dizisi değil, kesintisiz
bir mücadele sürecidir.
3.
Bu savaş bitmedi.
ABD,
Soğuk Savaş’tan günümüze kadar inişli çıkışlı bir şekilde ilerleyen bir
stratejiyle, Avrasya kara kütlesi üzerinde uzun yıllardır kontrol sağlamaya
çalışıyor. Nihai hedef hep aynı: Çin’i yenmek.
Savaş,
güç dengesini değiştirmiş olsa da, altta yatan etkenler değişmedi. ABD kesin
bir darbe alana kadar savaş bir şekilde devam edecek. Hatta kırılgan ateşkesin
bile devam edip etmeyeceğinden emin değiliz.
4.
Savaşın bu aşamasını İran ve bölgesel direniş kazandı.
ABD-Siyonist
Ekseni, rejim değişikliği, askerden arındırma ve kalkınmayı geriletme gibi
maksimalist emellerle İran’a girdi. Ama neticede İran’ı bir dünya gücü haline
getirdiler.
İran,
ABD’nin askeri hegemonyasına meydan okuma konusunda eşi benzeri görülmemiş bir
kapasite ortaya koydu. Toplumunu birleştirdi. Siyasi kararlılığını güçlendirdi.
Bölgedeki komprador rejimleri zayıflattı. Dünyanın dört bir yanındaki
insanların kalbini kazandı. Üstelik, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü daha
da güçlendirip artırdı. Bu kontrolü yeniden inşa sürecinin maliyetini karşılamak
için kullanacak.
5.
İran’ın zaferi, dünya işçi sınıfının zaferidir.
ABD,
savaştan bitkin ve aşağılanmış bir şekilde ayrılıyor. Silah stokları önemli ölçüde
tükendi. Yerine konulamaz radar sistemleri küle döndü. Uçak gemileri geri
çekilmeye zorlandı. ABD’nin bugün savaşa temelde hazırlıksız olduğunu ortaya
koyan İran, bize “emperyalizm kağıttan kaplandır” atasözünü hatırlattı.
Gazze’deki
soykırım, insanlığı direnişin sonuçları konusunda uyarmayı amaçlıyorsa, İran’ın
zaferi, bize direnişin hem gerekli hem de mümkün olduğunu hatırlatıyor. Bu
savaş, emperyalizmin Çin’e karşı bir savaşı kazanamayacağını her zamankinden
daha açık bir şekilde ortaya koydu.
Pawel Wargan
8 Nisan 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder