19 Nisan 2026

,

Sürecin Gösterdikleri



Ülkemizde ve dünyada yaşanan son süreç dikkate alındığında, solun boş bıraktığı alanı mütevazı şekilde bizim doldurmaya çalıştığımız gerçeği bir kez daha gün yüzüne çıktı. Bugüne kadar İştirakî’de yayınlanan tüm yazılarda emperyalizmin niteliği, insan ve halklar üzerindeki saldırıları gündeme getirdik, yozlaştırma ve çürütme saldırısına nasıl karşı koymamız gerektiğini tartıştık.

İki sınıfın iki ideolojisi olduğu gerçeğinden hareketle, ait olduğumuz sınıfın değer ve kültür üretmeden sömürüyle mücadele edilemeyeceği konusunda ısrar ettik. Bugün birçok sol yayının üretimlerine baktığınızda, burjuva muhalefet tarzı, Marksizm üzerine ansiklopedik tartışma, özgürlük yanılsaması bağlamında sürekli kimlik mücadelesi ve yaşam biçimcilik dışında yazıya rastlanamaz. İktisattan Marksizme ve günlük siyasete kadar sayfalar dolusu yazı ve dergi hazırlarlar. Hiçbiri de sömürü düzeninin insanı nasıl çürüttüğüne ve yaşamın anlamına dair kalem oynatmaz, söz söylemez.

Bugünün dünyasında insan çürütülüyorken, sürecin insanı inşa edilmelidir. Çapını aşan devrim iddialarıyla politik sahada suyun başını tutanların insana dair söyleyecek tek sözü yoktur. Son yaşanan olaylarda sorumluları istifaya çağıranların bugüne kadar ortaya koyduklarını çürütmüş olmalarına rağmen hiçbir özeleştiri yapmadıklarını bir kenara yazmak zorundayız. Sol, halka karşı açık davranmıyor. Açık olmak, özeleştiri sorumluluğunu yerine getirmeyi zorunlu kılar.

Hiçbir soruya yanıt vermemeleri, kendilerini dev aynalarında gördüklerinden değil, halka rağmen yanıt verecek cesarete sahip olamamalarındandır. Sansürcülük dışında bize karşı geliştirebilecek hiçbir tavırları yok. İdeolojik olarak netiz, bu netlikle gurur duyuyoruz, eksiklerimiz elbette var ama bu sol için değil, idealimize ulaşmak için eksikliklerimiz var.

Kadın satıcısına, kaldırımları işgal eden bar işletmecisine, torbacılara, sahneye yarı çıplak çıkan şarkıcıya, bir bütün olarak marjinalizme ve sapmalara, halka böcek yedirmek için uğraşanlara, aşı şirketlerine sahip çıkan solun bugün çıkıp yaşama dair söz söylemeye hakkı yoktur. Bu yokluk hâli, halkta karşılığını buluyor. Sol ile aramızda halk olarak sınıf farkı var. Sol, proleterleşmeyip küçük burjuvaya siyaset ördükçe hiçbir kazanıma imza atamayacak.

İnternetin karanlık dünyasının çocukları suça sürüklediğini iddia eden sol, ki bu iddia doğrudur, buna yönelik önlem alındığında, can simidi olarak özgürlüğe ve bireye sarılıyor. Bugün anne ve babaların çocukları üzerindeki yetkisi ve korumacılığı ellerinden alınıp otoritesi çocuklara verildiyse, bunun sorumlusu soldur.

Bir baba, çocuğunun yanlışlarının üzerine gitmekten tedbir kararı almamaktan çekindiği için gitmediğini söylüyorsa, solun talepleri çoktan karşılanmış demektir. Bu gerçeği, çevrenizdeki birçok anne babadan duyabilirsiniz. “İktidar olmak kötüdür, erkek iktidar ve iktidar erkek demektir, baba da olsa erkektir ve sapıktır” diye alanları dolduranların son yaşananlar için ağızlarını açmaları utanmazlıktır. Biz bu sapmaları eleştirdiğimizde, sürecin bu noktalara geleceğini dile getirdiğimiz için aforoz edildik.

Gösterinin dizginsiz şekilde solun iliklerine işlemesini Ekrem maskesi takan Partizancı üzerinden eleştirdiğimizde, en çirkin ifadelerle saldırıya uğradık. Emrah Cilasun tartışmaya katılıp putları yıkan İbrahim’i putlaştırıp onun putuna sarılıp bize hakaret etti. Mızrakların ucuna takılan İbrahim posteri, onu bir kez daha geçmişe terk etti.

İran, Gürcistan, Suriye tartışmalarında kitle kuyrukçuluğu yapanların emperyalizm gerçeğini kavraması mümkün değildir. İç-dış siyaset, kültür sanat, sağlık, hukuk, iktisat uzmanı geçinip her konuda bilgi satan sola “Senin bir pedagoji ve eğitim programın var mı, nasıl bir eğitim sistemi geliştiriyorsun?” sorusunu yöneltin. Bunu muhakkak yapınız ki Vygotski’nin yakınsak alan teorisiyle kolektif öğrenmeyi geliştirmesinin karşısına bireyci dil-zihin teorisini çıkaran Epştayncı Çomski’yi savunan solun emperyalizme nasıl hizmet ettiği görülsün. Sendika.org’undan Evrensel’ine, Birgün’üne, Sol Haber’ine, Ekrem maskesi taktıran radikallerine kadar hiçbirinin eğitim felsefesi, programı, ideal okul ve meslekî eğitim yaklaşımına dair sunacakları pedagoji taslakları yoktur.

Yeni Dünya Düzeni’nin küçük burjuva bireyci ideolojisini her gün yeniden üreten siyasetlerin var olma alanları sosyal medya, danışmanları yapay zekâ, kitlesi marjinallerdir. Oradan insana, kadına ve çocuğa dair hiçbir çözüm çıkmaz, çıkmıyor da. Çocuğu milliyetine, kadını giyimine, insanı dinine göre ayırıp bölen solun aydınlanma, özgürlük, laiklik diye tezgâha çıkardığı ne varsa emperyalizmin insanı çürütme politikasını hayata geçirmek içindir.

Bütün sözümüz, sömürülen insana dairdir. Ekonomik sömürünün sürmesi için değerlerin, ilkelerin, kültürün, geleneğin ve insanı insan yapan bütünlüklerin yok edilip insanın yalnızlaştırılması gerekir. Günümüzde işleyen sosyo politik mekanizma bundan ibarettir.

İnsan silindikçe, halkın içinde bulunduğu huzursuzluk ve şiddeti birbirine yöneltmesi kaçınılmazdır. Sürekli güvenlik kaygısı, bunalım, insanın insanı ve sevgiyi parayla ölçmesi, sınırsızlığın özgürlük diye sunulması, dağılan aile düzeni, kapitalizmin gündeliğidir. Biz, buna karşı durup, tüm parçalanmışlığı bütünleştirmeye çalışıyoruz.

Küçük burjuvayı ve solu dönüştürme hatasıyla CHP’yi devrimcileştirme safsatası arasında bir fark bulunmuyor. Bu tarz siyasetin çevremizi saran yangına dökecek bir bardak suyu yoktur.

Bu düşünceler bizi anarşizme ya da anarko sendikalizme götürür mü? Kesinlikle hayır! Anarşizm, temelde hiyerarşi ve iktidar olmayı reddeder ki bugün sol, anarşizmi hayata geçirendir. Disiplin, hiyerarşi ve hesap vermekten kaçan anarşist hareket, bugün ülkemizde sol içinde güçlüdür. Bu tabloya rağmen partileştiğini iddia eden varsa yalan söylüyordur.

İstanbul’a ve batının büyükşehirlerine büro açmakla, disiplinsiz yaşam ve siyaset sürmekle, mülkiyetle bu kadar iç içe olup lüks semtleri ve Avrupa yollarını tutmakla sol bir parti olunmuyor. Narodniklerin bile gerisinde seyredenler, bugünün anarşist soludur. Toplumun içine sürüklendiği yozlaşmadan, düzen kadar sol da suçludur.

Sinan Akdeniz
19 Nisan 2026

0 Yorum: