06 Nisan 2026

Rezistansı Bulmak



Yalçın Hoca’nın “Sabetayizm” çalışmalarının bu döneme oturtularak incelenmesi açıklayıcı olabilir.

İki hapisliği arasında, 2000’lerin başları İzmir’e bir konferans için gelmişti. Bornova-Ulusoy terminalinden Ankara’ya yolcu etmek üzere çay içip beklerken dayanamayıp biraz tepkisel bir biçimde birden, “Nereden çıktı bu Sabetayizm be Hocam, sınıfsal bakışın altı biraz oyulmuyor mu?” deyivermiştim.

Bilimsel ve politik bir gücün, uğraştığı nesnesine en coşkulu halinde bile mesafe koyabilme yeteneğinden çıktığını gösteren cevabı çok ilginçti. Çok sakince bardağından bir yudum almış, uzaklara bakar gibi gözü sabitlenmiş ve normalde pek işitmediğimiz halde bir hapishane anısını anlatmaya başlamıştı:

“Eylül darbesinden sonra Sultanahmet’te koşullar çok kötüydü, bölük bölük solcu koğuşlarımıza getirilip boca ediliyordu. Bir yandan cezaevinde tek tip giysi atıp duruyorlar önümüze; bunun için biz de iç çamaşırlarıyla direniyoruz; üstümüzdekileri alıyorlar ama verdiklerini biz giymiyoruz; üşüyoruz, kış, ama direnişi kimse bozmuyor. Sonra kalabalık koğuşun içinde biri kalktı, o atlet donlu haliyle duvarları yoklamaya başladı. Aklını yitirmiş biri ya da performatif bir gösteri yapan dansçı gibi duvarları okşuyor, tıklıyor, dinliyordu. Yanımdakine ‘Ne yapıyor?’ der gibi bakınca, ‘Hocam, daha önce yatanlardan haber geldi, burada bir zula varmış, onu bulmaya çalışıyor.’ dedi. Nefesimizi tutmuş, onu izliyorduk. Bir-iki saat sonra birisinin omzuna çıkıp yukarı yerleri okşarken birden ‘Buldum’ diye gürledi. Gerçekten tıkladığı yerin arkası boş gibiydi, tok bir ses geliyordu. Neyse, dikkatle ve tekrar kapatınca belli olmayacak şekilde duvara cerrahi bir işlem uyguladılar. Oyuğun içinden kablonun ucuna bağlanmış metal bir iletken çıktı. Yanımdaki yoldaş, hemen bunun bir rezistans olduğunu söyledi. Sonra bununla su ısıtıldı, buharlı bir sistem kuruldu, bir zafer çorbası yapıldı, hastalar iyileşip ayağa kalktı, direnişe büyük bir güç geldi.

Hasip, bütün sendikaları düşürdüler, partileri dağıttılar, yasaları ilga ettiler, öğretmenleri bayağılaştırdılar, Üniversiteleri boşalttılar, işçi sınıfını her şeye razı hale getirdiler; ne yapayım? Ya direnişi bırakacağım, ya boş boş direniyormuş gibi yaparak klasik lafları çiğneyeceğim ya da Sultanahmet’te gördüğüm deli direnişçi gibi kör duvarlarda bir rezistans bulacağım.

Ölene kadar teslim olmayacaksak, egemenleri rahatsız edecek, onların başına fırlatacak, yoksullarda yeniden bir araya gelme fikri oluşturacak yeni bir şey bulmak zorundayız.”

Egemenlerin hepsinin birbiriyle akrabalığını ortaya koyuyoruz. Sınıfsallığı oymak değil de dürtmek diyebilirsin” dedi. Sonra bize sarılıp otobüsüne bindi.

Hasip Akgül
7 Mart 2021
Kaynak

0 Yorum: