08 Nisan 2026

, ,

Nihayet Zafer



Hangi taraf kazandı? Hangi taraf teslim oldu?

Tahran’da kutlamalar. Tel Aviv’de yas.

“İran’a diz çöktüreceğiz” dediler.

“Rejim değişikliği”, “tam teslimiyet”, “sıfır zenginleştirme” ve bölgedeki gücünün ortadan kaldırılmasını vaat ettiler.

Peki, bugün elimizde ne var?

Devasa cephaneliğini ortalığa saçan bir süper güç kendi şartlarıyla değil, İran’ın şartlarıyla dönüyor masaya.

Bunu bir düşünmek lazım.

Rejim değişikliği gerçekleşmedi.

İran teslim alınamadı.

Uranyumu zenginleştirme sürecine dur denilemedi.

İran’ın füze programı ortadan kaldırılamadı.

Kimse İran’ı bölgesel müttefikleri yüz üstü bırakmaya zorlayamadı.

Peki şimdi ne oldu?

Görüşmeler, İran’ın kendi belirlediği çerçeve temelinde, egemenliğini, güvenliğini ve haklarını merkeze alan 10 maddelik bir plan uyarınca ilerliyor.

Bu, bir taviz değil.

Bu, zayıflıktan doğan bir uzlaşma da değil. İşte stratejik sabır böyle bir şey.

Yıllarca İran, ekonomisini boğmayı amaçlayan yaptırımlara, iradesini kırmak için dayatılmış izolasyona ve kendisini boyun eğmeye mecbur etmek için savrulan tehditlere katlandı. Gene de teslim olmadı. Baskıyı göğüsledi, kendisini yeniden ayarladı ve bekledi.

Savaş geldiğinde de çökmedi.

Dayandı, karşılık verdi ve direndi.

Şimdi aynı egemenlik ve kibir dilini konuşan güçler, müzakere ve uzlaşma dilini konuşuyorlar.

Yaptırımların kaldırılması masada.

Dondurulmuş varlıklar serbest bırakılacak.

Nükleerle ilgili hakları zımnen kabul ediliyor.

Belki de en önemlisi: İran’ın avantajı arttı.

Hürmüz Boğazı, eski halinde kalıyor. O, coğrafyanın, tıpkı azim gibi, bombalanarak boyun eğdirilemeyeceğine dair bir andaç. Güç dengesi değişti ve herkes bunu biliyor.

Siyonist rejim ve ABD’ye gelince... net ve açık hedeflere sahiplerdi ama o hedeflere ulaşamadılar.

Ortada kesin bir zafer yok.

İran’ı stratejik bir dönüşüme mecbur edemediler.

Hiçbir sonucu dayatamadılar.

Bunun yerine, kaçınmaya çalıştıkları bir gerçek, sadece bütünlüğünü koruyan değil, aynı zamanda güçlü bir konumdan müzakere eden bir İran var karşılarında.

Eğer önümüzdeki iki hafta içinde bu çerçeve bir anlaşmayı doğurursa ki şu an muhtemel görünüyor, bu, karşılıklı iyi niyetten doğan diplomatik bir atılım olarak hatırlanmayacak.

Gücün sınandığı, azim ve kararlılık karşısında yetersiz kaldığı bir an olarak hatırlanacak.

Tarih bize savaşların boş lafla değil, sonuçlarla değerlendirildiğini öğretiyor.

Bu ölçüye göre, kimse, verilen hükmü reddedemiyor.

Nihayet zafer... nihayet zafer...

Yüce Allah’a şükürler olsun... nihayet zafer.

Sami Aryan
8 Nisan 2026
Kaynak

0 Yorum: