Troçki,
Sovyet Rusya’dan sürgün edildi: Bu, uluslararası devrimci kamuoyunun kolayca
alışamayacağı bir olay. Devrimci iyimserlik, bu devrimin Fransız Devrimi gibi
kahramanlarını mahkûm ederek sona ereceği ihtimalini asla kabul etmedi. Ancak
mantıklı olan da zaten, ilk büyük sosyalist devleti örgütleme görevinin, bir
milyondan fazla tutkulu militandan oluşan bir parti tarafından, tartışma veya
şiddetli çatışmalar olmaksızın, oy birliğiyle yerine getirilmesi
beklenmemesiydi.
Troçkist
görüşün Sovyet siyasetinde yararlı bir rolü var. İki kelimeyle tanımlamak
gerekirse, o, Rus gerçekliğinin taşkınlarla malul, düzensiz akıntısıyla
yüzleşen Marksist ortodoksluğu temsil ediyor. Sosyalist devrimin işçi sınıfı,
kent ve sanayi ile tanımlı anlamına dair bir örnek. Rus devrimi, beynelmilel, cihanşumul
değerini, yeni bir medeniyetin yükselişinin öncüsü olma vasfını, Troçki ve
yoldaşlarının tüm gücü ve önemiyle ısrarla savundukları fikirlere borçludur.
Bolşevik Partisi’nin canlılığının en iyi kanıtı her daim tetikte ve teyakkuz
halinde olan eleştiri pratiğidir. Bu pratik olmasa, Sovyet hükümeti, muhtemelen
biçimci, mekanik bir bürokratizme düşme riskiyle karşı karşıya kalırdı.
Ancak
şu ana kadar Stalin’in yerine Marksist programı gerçekleştirme konusunda nesnel
planda daha büyük beceriye sahip bir lideri geçiremediği gerçeği üzerinden
bakıldığında, olayların Troçkizmin doğru olmadığını ispatladığı açıktır. Troçkist
muhalefet, esas olarak eleştiri kürsüsünü kullanıyor. Ancak Sovyet
politikalarına karşı komplo kurabilecek unsurların değerlendirmesine göre,
Stalin de Buharin de, Troçki ve yandaşlarının temel anlayışlarına çoğuna
katılmayacak insanlar değiller. Öte yandan, Troçkist öneriler ve çözümler, aynı
sağlamlığa sahip değil. Tarım ve sanayi politikaları ile bürokratizme ve NEP
ruhuna karşı mücadeleyle ilgili olanların çoğuna, Troçkizmde, somut ve net
formüller içerisinde yoğunlaşma imkânı bulamamış teorik radikalizm havası sinmiş. Bu zeminde Stalin ve çoğunluk, yönetim sorumluluğunun yanı sıra,
olasılıklar konusunda daha gerçekçi bir anlayışa sahip.
Her
büyük devrim gibi, kendi ivmesiyle açtığı zorlu bir yolda ilerleyen Rus devrimi
de henüz rahat, dinlenerek geçireceği günlere tanıklık edemedi. Devrim, kahraman
ve istisnai insanların eseridir, tam da bu nedenle, ancak en büyük ve en
muazzam yaratıcı gerilim sayesinde mümkün olabilmiştir. Bu nedenle Bolşevik
Parti, ne huzurun hâkim olduğu, herkesin aynı fikri savunduğu bir okul değildi.
Lenin, ölümünden kısa bir süre öncesine kadar yaratıcı liderliğini partiye
dayattı, ancak bu olağanüstü liderin muazzam ve eşsiz otoritesine rağmen parti içinde
şiddetli tartışmalar yaşandı. Lenin, otoritesini kendi gücüyle kazandı. Daha
sonra bu gücü düşüncesinin üstünlüğü ve keskinliğiyle korudu. Bakış açıları her
zaman gerçekliğe en iyi şekilde karşılık geldiği için galip geldi. Ancak birçok
kez Lenin’in düşünceleri, Bolşeviklerin tutucu kesimine mensup isimlerin
direnişini kırmak zorunda kaldı.
Lenin’in
ölümü, muazzam kişisel otoriteye sahip yaratıcı liderlik makamının boşalmasına
neden olduğu için, Rus Komünist Partisi’nden daha az disiplinli ve daha az organik
olan her türden partide derin karışıklıklara yol açtı. Troçki, kişiliğinin
parlak yanları ve özgünlüğü nedeniyle tüm yoldaşlarından ayrılıyordu. Ancak Leninist
ekiple sağlam ve uzun süreli bir bağı yoktu. Devrimden önce üyelerinin
çoğunluğuyla ilişkisi oldukça soğuktu. Bilindiği gibi, Troçki, 1917’ye dek Rus
devrimcileri arasında neredeyse bireysel bir konuma sahipti. Lenin gibi
liderleriyle birçok kez sert polemikler yürüttüğü Bolşevik Parti’ye mensup
değildi. Lenin, Troçki ile işbirliğinin değerini zekice ve cömertçe bir
yaklaşım dâhilinde takdir ediyordu. Troçki de, devrimin lideriyle ilgili
yazılarının hacminin de ortaya koyduğu biçimiyle, devrimci bilincin en ilham
verici ve büyüleyici eseriyle kutsanmış bir otoriteye koşulsuz ve kıskançlık
duymadan saygı duyuyordu. Ancak Lenin ile Troçki arasındaki mesafenin neredeyse
tamamı ortadan kalksa da, Troçki ile parti tam olarak özdeşleşemezdi. Troçki,
halk komiseri olarak gösterdiği performansıyla herkeste hayranlık uyandırsa da,
partinin tam güvenine sahip değildi. Parti mekanizması, kendilerini Troçki’den
biraz uzak ve yabancı hisseden, partinin eski tutucu Leninist kanadının
elindeydi, Troçki’nin onlarla blok oluşturması pek mümkün değildi. Ayrıca anlaşıldığı
kadarıyla, Troçki, Lenin’in en üst düzeyde sahip olduğu özel siyasi yeteneklerden
yoksundu. İnsanları nasıl bir araya getireceğini bilmeyen Troçki, bir partiyi
yönetmenin sırlarına vakıf değildi. 1905 ile 1917 yılları arasında Bolşevizm ve
Menşevizmden eşit uzaklıktaki bireysel konumu, onu Lenin ile birlikte devrimi
hazırlayan ve gerçekleştiren devrimci ekipten ayırmanın yanı sıra, onu bir
parti liderinin somut pratiğine de alışkın olmaktan uzaklaştırmış olmalıydı.
Devrimin
tüm imkân ve gücü gerici tehditlere yöneltildiği sürece, Bolşevikler arası
birlik, savaşın yol açtığı acıyla güvence altına alınmıştı. Ancak istikrara
kavuşma ve normalleşme çalışmaları başladığında, bireyler ve eğilimler
arasındaki farklılıklar kendini göstermek zorundaydı. Troçki gibi istisnai bir
kişilik olmasa, muhalefet daha mütevazı bir düzeye çekilebilirdi. Bu durumda,
şiddetli bir bölünme yaşanmazdı. Ancak Troçki’nin komuta kademesinde olmasıyla,
muhalefet, hızla isyankâr ve mücadeleci bir dile kavuştu, çoğunluk ile hükümet
bu gelişmeye kayıtsız kalamadı.
Üstelik
Troçki, kozmopolit bir insandı. Zinovyev, komünistlerin düzenlediği bir
kongrede, onu köylüyü görmezden gelmekle ve ihmal etmekle suçlamıştı. Her
halükarda, sosyalist devrimi uluslararası bir olgu olarak anlıyordu.
Kapitalizmin geçici istikrarı üzerine yazdığı önemli yazıları, dönemin en dikkatli
ve en arifane eleştirileri arasındadır. Ancak ona dünya sahnesinde bu kadar itibar
kazandıran, devrimi uluslararası bir olgu olarak gören anlayışı, Rus
siyasetinin pratiğinde onu geçici olarak gücünden mahrum bıraktı. Rus devrimi,
ulusal örgütlenme dönemindeydi. Bu dönemde mesele, sosyalizmi uluslararası
düzeyde kurmak değil, iki kıtaya yayılan, bu nedenle, coğrafi ve tarihi bir
bütünlük teşkil eden 130 milyonluk bir ulusta kurmaktı. Bu aşamada, Rus
devriminin, onun ulusal karakterini ve sorunlarını daha derinden hisseden
insanlarca temsil edilmesi en mantıklısıydı.
Saf
bir Slav olan Stalin, bu adamlardan biridir. O, her zaman Rus topraklarına kök
salmış devrimciler grubuna; Troçki, Radek ve Rakovski ise hayatlarının büyük
bir bölümünü sürgünde geçiren gruba aittir. Uluslararası devrimciler olarak bu
isimlerin çıraklık dönemleri sürgünde geçti. Bu çıraklık dönemi, Rus devrimine
evrenselci bir dil ve cihanı kuşatan bir vizyon kazandırdı. Şimdilik,
sorunlarıyla baş başa kalan Rusya, daha sade ve saf Rusları tercih ediyor.
Rus
devrimi, ihtiyatlı hareket etmesi gereken bir dönemden geçiyor. Stalinist
ekipten kişisel olarak kopuk olan Troçki, ulusal başarı sahnesinde uç bir
figür. Onu, Napolyonvari bir enerji ve ihtişamla, Kızıl Ordu’nun başında,
sosyalizm öğretisini Avrupa’da zafere taşıyacak biri olarak tahayyül edebiliriz.
Onu normal zamanlarda mütevazı bir bakanlık görevinde hayal etmek o kadar kolay
değil. NEP (Yeni Ekonomi Politika) onu, cidalci olarak sahip olduğu savaşçı
konumuna dönmek zorunda bırakıyor.
José Carlos Mariátegui
23 Şubat 1929
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder