Yerleşimci
Sömürgecilik: Tanım mı, Kurtuluş mu?
Bu
bölüm, özellikle Afrika’da altmışlar ve yetmişlerde verilen ulusal kurtuluş
mücadelelerine ait temel bir kategori olarak yerleşimci-sömürgecilik analizinin
politik kullanımları ve kötüye kullanımlarına dair bir tespitle başlıyor
(Ntalaja 1979; Rodney 1972; Ben-Gurirab 1982; Good 1976). Aslında, Filistin
mücadelesinden yana olanlar, İsrail’i sıklıkla “yerleşimci-sömürgeci bir devlet”
olarak tanımlamışlardır. Burada ya burjuva-milliyetçi (Sayegh 2012) ya da
Batılı Marksist bakış açısından (Rodinson 1973) istifade edilmiştir.
Marksizm,
ulusal kurtuluşla alakalı değerlendirmelerde farklı cepheleri birbirine
bağlayan iplik görevi görmüştür. Bununla birlikte, bu değerlendirmelerin önemli
ideolojik ve stratejik farklılıkların üzerini örttüğünü söylemek gerekmektedir
(Samed 1976; Hilal 1976).
Orta
yolcu veya sağ milliyetçi bakış açılarının taraftarları, ırkçılığın temel
kategori olarak iş gördüğü çerçeveden sıklıkla istifade ettiler: FHKC, “Filistin
ve Arap alanındaki sağcı düşünce, sınıfsal bakış açısını ortadan kaldırmaya
veya sulandırmaya çalışır” diyordu (PFLP 1969). Bu arada, Marksist çalışmalar, çoğunlukla
ırkçılık, sömürgecilik, kapitalizm ve emperyalizmin iç içe geçmişliği üzerinde
duruyordu. Analiz, pratikle organik olarak ilişkiliydi. Farklılığa vurgu yapan ırkçı
mantığın ortadan kaldırılmasına dönük girişimlere, Fetih-FKÖ’deki burjuva
milliyetçilik eşlik etti. Yarı proleterleşme, sömürge koşullarında toplumsal
yeniden üretim ve emperyalizme yapılan vurgu, ulusal bir cephe içinde sınıflara
ve onların baskılarına odaklanmaya, kurtuluş ajandasını daha dikkatli bir
şekilde sınırlandırma ihtiyacına yol açtı (Bu konuda bkz: Mari 2020). Aynı
zamanda, bu teoriler, stratejik pratiği ima etse de, mekanik bir üslupla
kitlelere dikte edilmediler.
Uygulamada,
Filistin Kurtuluş Örgütü, yerleşimci sömürgeciliği merkezi bir kategori olarak
kullanırken, 1974’e kadar devlet kurma gündemini kabul etmişti, hatta FHKC,
işgale karşı direnişe odaklanan Birleşik Ulusal Ayaklanma Liderliği’nin bir
parçasıydı. Bu arada FHKC, İsrail’in önemli bir dayanak noktası olduğu bölgesel
mimariyi alt üst etmek için Arap devrimine duyulan ihtiyaca vurgu yaparken, bir
yandan da devlet egemenliğinin koruyucu kabuğu da dâhil olmak üzere,
kaynaklarını emrine veren Arap devletleriyle pragmatik bir ilişki kurdu; Suriye
Baasçılığının sınırlarının farkında olan FHKC, Suriye gibi limanlar ile Ürdün
gibi çekiçler arasındaki farkın bilincindeydi (PFLP 1969; Garfield, Hillal ve
Quba 1985; Kanafani 2024).
Yerleşimci sömürgeciliğe vurgu yapan yeni analiz, Üçüncü Dünya Marksizminin küresel karanlık
döneminde, ekonomist Marksizmin yükselişinde ve Zimbabve ile Filipinler’de faal
olan ulusal kurtuluş hareketlerinin etrafındaki düşünsel, politik ve hukuki duvarlarında
tekrar karşımıza çıktı. Bu arada, Yerli halklar, yerleşimci sömürgecilerin
direnciyle karşılaştılar, etkisiz hale getirildiler. Bu süreçte Latin Amerika’da
birden fazla milleti kucaklayan kurtuluş söylemine bu yerleşimci-sömürgecilik
eleştirisi de eklendi. Yeni yerleşimci sömürgecilik çalışmaları, postkolonyal
teorinin yerleşimci sömürgeci bağlamlara yönelik ilgisizliğinin eleştirisinden
doğdu.[9] Sonrasında bu çalışmalar, Patrick Wolfe’un himayesinde bulunan
materyalist analiz alanına bağlandılar. Buradan evrenselci bir yaklaşımla başka
alanlara sirayet ettiler. Böylelikle yerleşimci-sömürgecilik kategorisi,
kapitalist ya da komünist, tüm toplumsal formasyonların içsel mantığından eski
ve öncesinde varolan bir olgu haline getirildi. Zamanla Yerli denilen genel
kategoriye bağlandı (bkz. Ajl 2023b).
Başlangıçta
bir yandan emperyalizmle, diğer yandan Avustralya’daki toprak temelli
mücadelelerle bağlantılı olan kategori, bu bağları sıklıkla yitirerek,
emperyalizmden, birikimden ve emperyalizmin merkezindeki toplumsal çelişkiyle
yerleşimci sınıfın oluşumunun arasındaki ilişkiye, bunun farklı
sömürgeleştirilmiş toplumsal sınıflar üzerindeki etkisine dair analizden
kopartıldı, oradan oraya taşınabilir, giderek daha fazla şeyleşmiş,
yabancılaşmış bir rejime dönüştü.
Materyalist
analiz, rejimin biçimsel yapısına tabi hale geldikçe, yerleşimci-sömürgeciliğin
bir tarihsel ve toplumsal biçim olarak işleyişini teorileştirme becerisini
kaybetti. Dahası, yabancılaşmış bir zihinsel yapı olarak “rejim”, Avustralya’daki
mülksüzleştirmenin stilize edilmiş bir versiyonundan soyutlanmış olsa da, özgün
vakaların sınırları açık denizlere ulaştıkça, emperyalizmi ve daha geniş
bölgesel dinamikleri parantez içine alarak, yöntemsel açıdan giderek daha
milliyetçi hale geldi. Sıklıkla, ancak her zaman değil, “ortadan kaldırma
mantığı” ile işaretlenmiş bir politik yenilgi teorisine dönüştü.
Yerleşimci
sömürgecilik teorisi, Filistin davası söz konusu olduğunda teleolojik eğilimi
ve kavramsal bir emirle başarılı sömürgecilikten kurtulma örneklerini (Cezayir
ve Zimbabve) “yerleşimci sömürgeleri” yerine “yerleşimcileri olan sömürgeler”
olarak kapsamı dışında tanımlaması nedeniyle eleştirildi (Barakat 2018; Ajl
2023b). Bu kısıtlamalar, teoriyi millet haricindeki toplumsal ve politik
dinamiklerden uzaklaştırdı; bu da, tarihsel Filistin ve Arap milliyetçi
devrimci düşüncesinin ve Gazze’deki sömürgecilik karşıtı asimetrik silahlı
dinamiklerin merkezinde yer alan Arap-İran’a ait stratejik derinliğin ortadan
kaldırılması anlamına geliyordu (Hafız 2005; Kanafani 2024; PFLP 1969).
Veberci
yerleşimci-sömürgecilik teorisini yüzeysel bir biçimde eleştiren Marksistler,
hâkim teorilerde sınıf, sömürü veya ilkel birikim kavramının yokluğu üzerinde
durdular. Bununla birlikte, bu düşünce, Wolfe’un yöntemini izleyerek, eşitsiz
kalkınma yoluyla merkez-çevre arasındaki kalkınma düzleminde oluşmuş farklılıkları
yaratan, yeniden üreten ve genişleten bir yapı olarak emperyalizmi göz ardı etti.
Bunun yerine, bu tür karşıtlıkları daha geniş bir kapitalist birikim
çerçevesine indirgedi (Englert 2020, s. 1658), esasen emperyalizmi temel
çelişki olarak ortadan kaldırdı, İsrail’in yerleşimci sömürgeciliğinin tarihi
ile İsrail’in ABD için dünya çapında oynadığı Sparta rolü arasındaki
ayrılmazlığı göz ardı ederek, yerleşimci sömürgeciliğini kapitalizm gibi “bağlı
olduğu” çeşitli “süreçlerden” biri olarak yeniden belirledi (Englert 2020;
Englert 2022).
Buradaki
“alternatif” çerçeve ise tarihsel yerleşimci sömürgecilik içindeki “sömürü” ve “yok
etme” arasındaki salınıma odaklanırken, yerleşimci sömürgeci toplumsal formasyonun
içsel itici güçlerine odaklanıyor. Ancak, daha geniş bağlamı göz ardı ediyor:
Yok etme eğilimi, yalnızca bölgesel sınır içinde gerçekleşen bir şey değil,
aynı zamanda (Avustralya ve ABD’de görüldüğü üzere) sömürgeleştirme için mevcut
olan göreceli fazla nüfustan da kaynaklanıyor. Daha da önemlisi, İsrail
özelinde, Siyonizmin Arap bölgesinde ve daha geniş anlamda Üçüncü Dünya’da
yenilgici ruhu aşılama ve kaos tohumları ekme konusunda oynadığı eşsiz rolü göz
ardı ediliyor (Kadri 2023; Ajl 2024a).
Sovyetler’in
gücünün zirvede olduğu, Irak’ın desteklendiği 1967-1990 yılları arasında imha
işlemi mümkün değildi. İmha, yok etme işlemi, ABD’nin Arap bölgesinin
kalkınmasını engellemeye yönelik daha kapsamlı politikalarıyla eş zamanlı
olarak bir “seçenek” haline geldi (Capasso ve Kadri 2023), nihayetinde
ABD-İsrail egemenliğini ideolojik ve somut olarak tehdit eden silahlı bir
hareketin yükselişiyle birlikte bu süreç başladı (Ajl 2024b).
Yerleşimci
sömürgecilik teorisinin bu türden türevleri, Veberci veya Marksist alt türler
de dâhil olmak üzere, sömürgecilikten arınma için yol gösterici ilkeler
sağlamayı amaçlasalar da, stratejiyle ciddi bir şekilde ilgilenmekten kaçındılar:
aktörler ve hedefleri arasındaki bağlantıya bakmadılar, hedeflerine ulaşmak
için mevcut mekanizmaları değerlendirmediler. Filistin konusunda kaleme alınan
eserler, direnişi yerleşimci sömürgeciliğin tarihsel gidişatının kurucu bir
unsuru değil, yerleşimci canavarın hızla aştığı bir yol tümseği olarak görüp
kenara attılar. Bu körlük, bugün üretilen yerleşimci sömürgecilik literatürünün
milli kurtuluşa, yabancı tekellerin üretim güçleri üzerindeki kontrolünün ortadan
kalkmasına yönelik dar görüşlü yaklaşımla bağlantılıdır. Bu nedenle, bu
çerçeveyi kullanan nadir çalışmalar, Hamas’ın Gazze’de yürüttüğü operasyonların
mantığını, İsrail askeri işgalini nasıl şekillendirdiğini analiz ettiler
(istisnalar için bkz.: Sen 2016; Awad 2023).
Yerleşimci-sömürgecilik
teorisi, her türden yerli çalışmaları ile Filistin hareketi arasında önemli bir
köprü kurarak, politik aktivistlerin iki mücadele arasında denge kurmasına katkı
sundu. Dahası, yerliliği vurgulamanın, Arap ve ABD bağlamları arasındaki
farklılıkların kabulüne engel teşkil etmesi için hiçbir neden yoktur (örneğin Alqaisiya
2023). Bununla birlikte, yerleşimci sömürgecilik ile ilgili çalışmaların büyük bölümü,
Salamanca ve arkadaşlarının (2012) “Arapların kendi kaderlerini tayin hakkı
mücadelesi” olarak tanımladığı şeyi uzun zamandır görmezden geliyor. Oysa Filistin’deki
silahlı direnişin mantığı, İsrail’in kontrgerilla faaliyetleri ve bölgesel
egemenliğinden ayrı ele alınamaz. Nitekim, Filistin direnişinin arkasındaki
silahlı bölgesel altyapıya karşı bazen açık bir düşmanlık da söz konusudur. Yerleşimci
sömürgecilik örneklerini kıyaslayan bir monografi kaleme alan Englert, İran’ın
Filistin ve Lübnan’daki milislere verdiği desteği, Yemen’e verdiği destekle
birlikte eleştiriyor, bir yandan da Filistinlilerin gerçekleştirdiği genel
grevleri ekonomiyi aksattığını söylüyor (Collective 2019; “Kurtuluş ve Geri
Dönüş” başlıklı bölüm, Englert 2022). Oysa genel grev, halkı harekete geçirme
araçlarından birisidir ama en önemlisi de değildir.
Bu
tür çalışmalar, Filistin içindeki sınıfi-milli mücadeleyi göz ardı ederek, Benet’in
tespitiyle, Filistin sağının ve Filistin Yönetimi’nin günümüzdeki güvenlik
koordinasyonunun ön yeni-sömürgeci rolünü görmezden geliyor. Oysa Benet, tam da
bu tespiti yüzünden katledilmiştir.
Bu
şekilde, yerleşimci-sömürgecilik analizi o kadar esnek hale geldi ki, ona
direnen merkezi güçlerin kınanmasına veya onlara ilgisiz kalınmasına imkân
sağlandı, sıklıkla “duyguların ötesine geçip stratejiye dönüşmeyen tanımlayıcı
bir kategori olarak kaldı” (Salamanca vd. 2012). Bu tür bir duyguya kapılma,
genellikle yenilgici veya yenilmiş bir tutumu ortaya koyar; bu yönelim, Wolfe’un
Avustralya’nın yerli toplulukların kontrolüne dönük çağrılarından ideoloji
düzeyinde yürütülen, asimilasyona karşı mücadele alanına çekildi. Filistin
konusunda da benzer görüşler dile getirildi. Bu görüşlerde göreceli güç dengesi
önemsiz kabul edilmektedir. Şimdi de milletlerarası sistemi aynı şekilde göz
ardı etme eğiliminde olan bir diğer kategoriye bakalım: ırk ayrımcılığı.
Irk
Ayrımcılığı
Irk
ayrımcılığı üzerine kurulu söylemin birden fazla kolu ve köken hikâyesi
bulunmasına karşın, bu makalenin odak noktası bunlar değil. Bu hikâyelerin daha
çok analizin düşünce ve pratiği nasıl organize ettiği üzerinde durduğu
görülmeli.
Irk
ayrımcılığı, hak ve ayrıcalıklara erişim konusunda mevcut olan hukuki
eşitsizliklerle birlikte kurumsallaşmış hukuki ayrımcılıktır. Ayrıca,
uluslararası hukuk kapsamında bir suç olarak da kabul edilmektedir. Son olarak,
bu terim, somut bir tarihsel deneyime işaret eder: Güney Afrika ve hak ve
ayrıcalıklarının dağılımı. Güney Afrika ve Filistin benzetmeleri, hatta “ırk
ayrımcılığı” terimi, silahlı seçeneği açıktan destekleyen Filistinli Marksist
solun bildirilerinde ve analizlerinde uzun zamandır yer alsa da, bu terim, esas
olarak İkinci İntifada’nın tetiklediği Filistin milli direnişinin yeniden
yapılandığı sürecin parçası olarak öne çıktı.
BDS
beynelmilel pratik olarak gündeme geldi. Tarihi Filistin’e barışçıl doğrudan
eylem ve dayanışma heyetleri “beynelmilel” olgular olarak girmeye başladı.
Teori ve söylem, iki devlet ve işgal karşıtlığına odaklanan baskın yaklaşım
üzerinden yeniden teşkil edildi. O zamana kadar bu konumlar kurumsallaşmış bir
tuzak, iyi finanse edilmiş düşünsel, hukuki ve diplomatik bir uygulamadan başka
bir şey değildi. Körfez/ABD baskısı, mali ve diplomatik kontrgerilla
faaliyetleri karşısında Filistin’deki milli hareketin tarihi bir tavizi olarak
devlet kurma projesi, hükmünü yitirdi.
Irk
ayrımcılığı, Filistin sorununu yeniden çerçeveleyerek, onu tarihsel Filistin’e
yeniden açtı ve Filistin halkını ilgilendiren üç temel unsur olarak baskı, işgal
veya dışlanmaya odaklanan BDS söylemiyle bütünleşti. Halkın üçte ikisi, I. ve
II. Oslo anlaşmaları üzerinden Filistin projesinden dışlanmıştı (Massad 2006).
Irk ayrımcılığı temelli analizin kullanımı, emperyalist destekli Oslo sürecinin
kapattığı politik sınırları yeniden açtı; özellikle Siyonizm sorusunu yeniden
gündeme getirdi ve Güney Afrika gibi ulus devletlerle de dâhil olmak üzere,
ırkçılık karşıtı ittifakların temelini teşkil etti.
Ancak
suç veya analoji olarak ırk ayrımcılığı üç temel sınırla maluldü. Suç olarak
ele alındığında, öncelikle Filistin’deki milli kurtuluş mücadelesi bağlamında milletlerarası
hukuk etrafındaki daha geniş tartışmayı yeniden gözden geçirmeye mecburuz
(Erakat 2014; Qato ve Rabie 2013). Örneğin, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı,
soykırım ve İsrail’in eylemlerinin soykırım olarak nitelendirilebilecek kadar
vahşi olup olmadığı konusunda küresel bir tartışmayı tetikledi. Bu tartışma,
Güney Afrika’nın İsrail’i soykırımla suçlama talebi ve Uluslararası Adalet
Divanı’nın Mayıs ayında İsrail hükümetine güney Filistin kenti Refah’taki
faaliyetlerini durdurması yönünde verdiği (belirsiz) karar sırasında ön plana
çıktı. Bu ara bölümün amacı, uluslararası hukuk savaş alanındaki manevraları
küçümsemek değil. Aslında, milletlerarası hukuk, dünya ölçeğinde mevcut güç
ilişkilerini kristalize ettiği için, Hamas tarafından tekrar tekrar “zayıfların
silahı” olarak kullanıldı: Amaç, İsrail’i milletlerarası hukuka uymaya zorlamak
değil, İsrail ve ABD’nin, küresel kapitalizmin politik koruyucuları ve valileri
olarak, milletlerarası hukuka ve kanun önünde eşitlik hükümlerine
uyamayacaklarını göstermektir. Bu anlamda Hamas, savaş alanındaki kendi manevra
savaşını görüyor, aynı şekilde, sömürgeci şiddeti sona erdirmeye yönelik
kurumsal yolların kendi başlarına çıkmaz sokaklara götürdüğünü göstermek için
Batı’daki liberal toplum içinde ve onun aracılığıyla yürütülecek bir mevzi
savaşına ihtiyaç duyuyor.
Ancak,
soykırımda olduğu gibi, bir suç olarak görülen ırk ayrımcılığı da milletlerarası
hukuk kapsamında yargılanabilirliğin sınırlarını değiştirmedi: İsrail’i
suçlarından dolayı hesap vermeye ve dolayısıyla ırk ayrımcılığını ortadan
kaldırmaya hangi kurum zorlayacaktı? Milletlerarası hukuk, Filistin içinde ve
dışında, ayrıca milletlerarası sistem içinde geniş bir kitleye hitap etmek için
güçlü bir söylem olsa da, bu tür yasaların uygulama mekanizmalarından yoksun
olduğunu görmek gerek.
Tarihsel
bir analoji olarak ırk ayrımcılığı, akla Güney Afrika’yı getiriyor. Ancak Güney
Afrika tarihi, hatta kurtuluş mücadelesinin kirinden pasından arındırılmış hali,
Filistin’le tam olarak örtüşmüyor. Güney Afrika’da, iç sınıf mücadeleleri ve iş
bırakma eylemleri, siyah emeğinin kapitalizme entegrasyonu sayesinde ırk
ayrımcısı düzenin yıkılmasına katkıda bulundu. İşçi mücadeleleri, yerli ve
yabancı sermayenin kârlarını etkiledi. Ama Filistin, bu türden avantajlardan
mahrum. Bu da “Alternatif avantajlar nelerdir?” sorusunu gündeme getiriyor.
Kitlesel sivil itaatsizlik eylemleri, 2005-2014 yılları arasında (Büyük Geri
Dönüş Yürüyüşü de dâhil olmak üzere 2021’e kadar) Filistin’in ana
stratejisiydi, ancak öncelikle yıkıcı etkisi, milletlerarası ortama ve başka
ülkelerdeki dayanışma eylemlerine bağlı olduğu için, önemli bir sonuç üretmedi
(Zimbabve örneğinde görülen benzer dinamikleri ele alan bir tartışma için bkz.:
Moyo ve Yeros 2007). Dahası, küresel ölçekte yaşanan “artık” nüfus krizi
nedeniyle Filistinli işgücüne olan ihtiyacın azalması sebebiyle İsrail, Güney
Afrika hükümetinin sahip olmadığı bir seçenek olan, 2023-2024’te yürüttüğü
kontrgerilla operasyonunun ölçeği ve kapsamıyla açıkça ortaya konan imha ve
ortadan kaldırma seçeneğini sıcak tutuyor.
Analojiyi
bugünde kullananlardaki diğer bir sorun da Güney Afrika’nın bölgesel
dinamiklerine yeterince önem vermemeleridir. Kimilerinin iddiasına göre, genelde
Siyahi Bilinç hareketine özelde Soweto ayaklanmasına, Angola’da “Siyahi
birliklerinin, Kübalı ve Angolalıların beyaz birlikleri askeri çatışmalarda
yenmesi” öncülük etmiştir (Gleijeses 2013, s. 346). Öncü devletler, sadece
ideolojik bir rol oynamadılar. Namibya ve Angola’daki kurtuluş mücadeleleri, ırk
ayrımcısı devletin hazinesini de tüketti (Luiz 1998). Bu dinamiklerin
temelinde, Bağlantısızlar Hareketi, Afrika-Asya Halkları Dayanışma Teşkilâtı (AAPSO)
ve diğer örgütler aracılığıyla Üçüncü Dünya’nın ırk ayrımcılığına karşı silahlı
mücadeleyi genel manada meşrulaştıran çabaları yatıyordu (Makamure ve Loewenson
1987).
Analoji
kurma çabası, analojinin tarihsel nesnesinin nasıl tasarlandığıyla bağlantılı
bir iştir. Nesne, iki ayrı bölge üzerinden tasarlanmaktadır. Filistin konusunda
analizin kapsamı İşgal Altındaki Topraklar’ın ötesine uzanıyor, ancak düşünce
düzeyinde kurtuluş mücadelesini Araplıktan arındırıyor. Bu tür bir düşünce
metafora içkin olmasa da, Arapların kurtuluşu fikriyatında uzun zamandır var
olan, Oslo sonrası ortaya çıkan, ırk ayrımcılığı üzerine kurulu literatürün
neredeyse tamamı ya ırksızlaştırmaya (Bakan ve Abu-Laban 2010) ya da millet
düzleminde sınırlandırılmış maddi ayrıcalıkların tahsisine odaklanmaktadır
(Clarno 2017); ulaşılan sentezlerse milletlerarası kıyaslamaya kilitlenmektedir
(Peteet 2016). Öncü devletlerin rolü bu noktada asgari düzeydedir.
Irk
ayrımcılığı analojisi, metodolojik milliyetçiliğe ve silahlı direnişin bölgede Arapların
birliği (Afrika’nın birliği) gibi bileşenlerinin silinmesine bağlı olmak
zorunda değildi; ancak genel olarak olan şey, tam da budur. Bunun birkaç nedeni
var.
Analizin
kullandığı düşünsel ve teorik kanallar, ırk ayrımcılığına en çok benzeyen
durumdan muzdarip olanlar, yani İsrail-Filistin halkı idi. Mecdelavi’nin dediği
gibi, “Gazzeliler, bu çerçeveler içinde fiilen hiçbir yerde bulunmaz, bu teorik
görüşlerin dolaşımında hiçbir rol oynamazlar” (Ajl 2023c).
Gazze,
Filistin’in silahlı direnişinin kalbidir. Gerçekten de ırk ayrımcılığı,
karşılaştırmanın doğası gereği, Anka Kuşu Programı düzeyinde bombardımana,
zorunlu nüfus hareketlerine ve soykırıma kadar varan askeri işgali (veya kontrgerilla
faaliyetlerini) görmez; tıpkı 2023-2024’te Gazze’de, 2021-2024’te Cenin ve
Nablus’ta olduğu gibi. Mecdelavi’nin izah ettiği biçimiyle bu söylem, “insan
hakları yaklaşımı etrafında dönen, ırk ayrımcılığı ve yerleşimci sömürgeciliği
merkez alan birçok söylemden biriydi; hatta ırk ayrımcılığı, 7 Ekim 2023’e
kadar ABD ve Tel Aviv’deki ana liberal Yahudi kurumlarının yeni politik
gündemidir (Ajl 2023c).
Irk
ayrımcılığı analojisinde haklar meselesi, Gazze’de karşılaşılan en belirgin
baskıyı, yani askeri işgali ve direniş söylemini, yani milli kurtuluş söylemini
gölgede bıraktı. Irk ayrımcılığı söylemi, İsrail’deki eleştirel literatürde ve
Van Leer Enstitüsü gibi kurumlarında da gelişti. Bununla birlikte, İsrail’deki
anti-Siyonizm ve solcu Siyonizm, ilkesel düzeyde ve pratikte, somut silahlı
kurtuluş hareketlerine ve Arap milliyetçiliğine neredeyse tamamen düşmandır;
marjinal bir kesim, ilkesel olarak silahlı direnişin meşruiyetini kabul etse
bile bu düşmanlık hali karşısında istisnaidir. Bu şekilde söylem, onun
dolaşımını kontrol eden kurumlarla devreye sokan örgütler, bunun yanında, fon
sağlayan yapılar sayesinde, Filistin’deki milli mücadelelerin merkezinde duran
unsurların ve önlerindeki engellerin görülmesine mani olan bir analojiye
evrilmiştir.
Şimdi
de Filistin meselesini bölgeden kopartan, öncü devletler konusunda
emperyalistlerin görüşlerini benimseyen, Filistin’deki örgütleri gayrimeşru
kılmak için uğraşan, Hamas’ı ve onunla ilişkili direniş teorisini uzlaşmacı
zemine çeken yaklaşıma bakalım.
Hamas
ve İran Kontrol Altında Olan, Kınanması Gereken Güçler mi?
Filistin
ve genel olarak Arap-İran bölgesine yönelik üçüncü önemli yaklaşım, Hamas’ı gayri
meşru kılma çabası içindedir, ona mesafe koymaya çalışır, İran’a açıktan
düşmanlık eder. Özünde bu yaklaşımlar, Hamas’ın direnişe yönelik sosyal ve
ideolojik bağlılığı yerine devlet yönetimi mantığına hapsolduğunu, bu mantığın
aslında Netanyahu tarafından bir entegrasyon mekanizması olarak işlediğini,
Hamas’ın bölgesel ittifak sistemine karşı kapsamlı bir muhalefet pozisyonu
alındığını savunmaktadır. Bu yaklaşım, Perry Anderson’ın çalışmalarında görüldüğü
üzere, esasen Filistin milliyetçiliğine yönelik daha genel bir hoşnutsuzluğun
alt türü olarak, Hamas’tan duyulan rahatsızlığın ürünüdür.
Hamas’ın
“ehlileştirilmesi”ni dert edinen çalışmalara da rastlanmaktadır. Bunlardan biri
de Tarık Baconi’nin Hamas Contained [“Hamas Kontrol Altında”] adlı eseridir.
Kitap, Netanyahu’nun Hamas ile nasıl işbirliği yaptığını söyleyen, 7 Ekim
sonrası pıtrak gibi çoğalan teorilerin ve Anderson’ın polemikleriyle aynı hatta
duran anarşist fikirlerin geçit töreni gibidir.
Teorik
olarak, bu açıklamalar, devlet iktidarını ele geçirme meselesiyle,
milliyetçilikle, dolayısıyla millet meselesiyle ilgili duyulan huzursuzlukla
alakalıdır. Zira devlet, toprak temelli ulus devletler etrafında
yapılandırılmış bir dünya sisteminde bu sorunu ele almak için gerekli ancak
yetersiz bir mekanizmadır. Bu türden açıklamaların genel amacı, Hamas’ın
milliyetçi meşruiyetten yoksun olduğunu iddia etmektir, çünkü İsrail adına bir ön-devlet
yapısını yönetmek, doğası gereği uzlaşmacıdır. Aslında, bu eleştiriler, radikal
bir hareket ne vakit devlet iktidarını ele geçirse Batı düşüncesinde hemen
gündeme gelirler. Ama bu eleştirilerin sahipleri, zaferde yalnızca küllere
odaklanırken, devleti ele geçiren herhangi bir devrimci örgütün veya toplumsal
hareketin sistemi ancak uluslararası bir çabayla dönüştürebileceğini
unutmaktadır. Dolayısıyla, Hamas, iktidarı ele geçirmedeki açmazlara dair bir
örnektir.
Öncelikle,
Perry Anderson’ın Hamas’ın en iyi şekilde “Gazze’deki bağnazlar topluluğu”
olarak nitelendirilebileceğine, örgütün Filistinlilerin “yıkıcı liderliğinin”
birçok örneğinden biri olduğuna dair iddiasını ele alalım (Anderson 2015, s. 36–37).
Anderson, ilk iddiasına dair hiçbir kanıt sunmaz, ikinci iddiasına dair kanıtlar
da epey sınırlıdır: aslında, 2014 yılına gelindiğinde Hamas, İsrail Savunma
Kuvvetleri (IDF) tugaylarıyla doğrudan çatışabilecek, hızla profesyonel bir
ordu haline gelen bir güç meydana getirmişti.
Bu,
aslında Anderson’ın Filistin milliyetçiliğine duyduğu yoğun nefret sebebiyle
fark edemediği bir gerçek. Ayrıca, silahlanmanın Filistin’in Hizbullah ve İran
ile olan ittifakının bir ürünü olduğunu da göremiyor. Bunun yerine Anderson,
bölgesel panoramayı mezhepsel bir “Şii ve Sünni güçler arasında süregelen bir
çatışma” olarak yorumluyor. Bu çatışma, Amerika’nın Soğuk Savaş sırasında
Çin-Sovyet ayrılığında olduğu gibi birini diğerine karşı kullanmasına,
inananları bölmesine ve dikkatlerini dağıtmasına imkân sağlıyor (Anderson 2015,
s, 21). Bir yandan bu, jeopolitik ve İran devletinin Filistin’e olan ideolojik
bağlılığına dayanan, ayrıca ABD-İsrail tehdidine karşı caydırıcılık amacını da
taşıyan bir çatışmayı mezhepçi bir hale getiriyor.
Öte
yandan, Anderson, Direniş Ekseni’nin Sünni bileşenini (Suriye Arap Ordusu
esasen Sünni iken, Filistinli Müslümanlar ezici çoğunlukla Sünnidir) inkâr
ediyor. Aslında, Anderson’ın konumu, bölgesel çatışmayı köklü mezhepçi husumete
bağlama ve Direniş Ekseni’nin sistem karşıtı, diğerinin ise sistem yanlısı
olduğunu göz ardı etme konusunda ABD merkezli savunma entelijansiyası ve ana
akım Ortadoğu araştırmalarından ayırt edilemez.
Makalemiz,
bu noktada Baconi’nin tezine çeviriyor yüzünü. Baconi’nin üç iddiası var:
1.
Hamas’ın direniş faaliyetine getirdiği düzen, “polislik” ve “pasifleştirme”
arasında bir yerde, 2017 civarında bu düzen, kalıcılaşmanın eşiğine geldi
(247).
2.
Silahlı direniş, stratejik bir başarısızlık.
3.
Stratejik başarısızlığın ötesine geçerek Filistin toplumunun yıkımına yol açtı.
Silahlı
direnişin Filistin’in toplumsal dokusuna zarar verdiği iddiasının politik önemi
ancak silahlı direnişin etkili olup olmaması üzerinden anlaşılabilir. Silahlı
direnişin stratejik bir başarısızlık olduğu iddiası ise, Filistin bağlamında ve
İsrail’le yüzleşme bağlamında silahlı ve silahsız direnişin doğasında var olan
orta ve uzun vadeli stratejik olasılıklarla ciddi bir şekilde ilgilenmeyi
gerektirir. Baconi, bu işten uzak durduğu gibi, stratejik bir değerlendirmenin
arkasına normatif bir tercihi gizliyor. Askeri işgale veya yerleşimci
sömürgeciliğine karşı şiddet içeren direniş stratejisi, başarılı olmaya
başlayana kadar başarısız olarak değerlendirilebilir; ancak bu değerlendirme, özellikle
Gazze gibi ileri düzeyde bir gettolaşma deneyi bağlamında, ciddi bir analiz
sunmaz. Buna karşılık, Vietnam, Cezayir, Gine-Bissau gibi dost devletlerin
toprak koruması sunduğu ve militarize edilmiş yüksek teknolojili bir toplama
kampından başlamayan milli kurtuluş savaşları bağlamında bu durum, daha da
geçerlidir. Bölgeleri kıyaslayan bir analiz, askeri gücün İsrail’in Güney
Lübnan'dan çekilmesini sağladığını, 2006’da İsrail’in Lübnan işgalini
püskürttüğünü ve İsrail’in Sina’dan çekilmesini sağladığını ortaya koymaktadır.
Kalıcı
barışın sağlanacağına dair iddia, 7 Ekim 2023 saldırılarıyla yalanlandı. Bu
saldırılar, esir takası ve İsrail-Suudi Arabistan arasında imza edilen
normalleşme protokollerinin felç edilmesi gibi stratejik hedeflere ulaşarak,
Batı Şeria’da Hamas’ın ve silahlı direnişin meşruiyetini büyük ölçüde artırdı (Wartime
Poll: Results of an Opinion Poll Among Palestinians in the West Bank and Gaza
Strip. 2023).
Baconi’nin
metni, ayrıca ağır sessizliklerle bezenmiştir. Askeri seçeneğin stratejik
beklentilerini değerlendirmek için tek ilgili çerçeve olan ve aslında direnişin
ortaya çıktığı bölgesel beşik olarak iş gören geniş bölgesel askeri, lojistik
ve malzeme altyapısına neredeyse hiç değinmemektedir. Bölgeye kısaca atıfta
bulunsa da, bunu yalnızca onu reddetmek için yapar ve Hamas’ın “diğer şeylerin
yanı sıra Filistin direnişine verdiği destek nedeniyle sözde radikal Eksen’in
bir parçası olarak görülen Esad rejimiyle” olan tarihsel ittifakını tartışır
(173). Dikkat çekici bir şekilde, Katar ve ABD ise “rejim” olarak
tanımlanmamıştır.
Baconi,
daha sonra Hamas’ın Katar’dan “Başkan Esad rejiminin Suriyeli protestoculara
karşı acımasızca saldırması” üzerine koptuğunu söyler. Tarihçi Patrick Higgins’in
gösterdiği gibi bu iddia (186), ABD’nin yürüttüğü rejim değişikliği
operasyonları bağlamında muhayyel “barışçıl” protestoların silahlanma sürecini
örtbas eden bir basitleşme çabasıdır (Donovan Higgins 2023) Aslında İran, Hamas’ın
durumunu ve mali izolasyonunu daha da kötüleştiren para kaynaklarının kesildiği
noktada bir faktör olarak devreye giriyor. Jeopolitik ittifak ve sınıf
ittifakları gibi ima edilen bu sorular, Hamas’ın yakın politik tarihini ve
stratejilerini sentezleyip eleştiren bir çalışma olarak kendini sunan bir
çalışmada kendi bütünlüğüyüle ele alınmıyor. Bunun yerine, teorik çerçeve,
Hamas’ın politik ve ideolojik bağlarını buduyor, jeopolitika bağlamında etkisiz
elemanmış gibi sunuyor.
Bu
arada, muhtemelen ilgili materyale erişim zorlukları nedeniyle, Baconi, Hamas
veya İslami Cihad’ın askeri kapasitesi hakkında neredeyse hiçbir bilgi
sunmuyor. Bu anlamda, yazarın askeri seçeneği nasıl eleştirdiğini ve
operasyonel mantığını değerlendirmeden onu stratejik bir başarısızlık olarak
nasıl tanımladığını merak eden okur, gayet haklı. Çalışma neticede, okura son otuz-kırk
yıllık dönemde Hamas’ın bir kronolojisini sunuyor, ama okuru İsrail,
emperyalizm, milli kurtuluş veya bölgesel direniş gibi Hamas’ın tarihsel
planda, bilhassa 7 Ekim’de ve sonrasında ortaya koyduğu eylemleri yorumlamak
için gerekli kategorilere dair bulanık bir anlayışla baş başa bırakıyor.
Daha
yaygın ve paralel bir anlatı ise, 7 Ekim sonrası dönemde Netanyahu’nun Katar’dan
gelen mali akışlara izin vererek, Filistin devletinin kurulmasını engellemek
amacıyla Hamas’la iş birliği yaptığı yönündeki anlatıdır (Scahill 2024).
Netanyahu’nun Katar’ın Hamas’a para göndermesine izin verdiği argümanı doğru.
Ancak Filistin Yönetimi’nin Filistin devletini kurmanın aracı olduğu varsayımı,
doğru değil. Alttan alta, kurtuluşun Filistin siyasetinden ayrılabileceği veya
Filistin’deki milliyetçi güçlerin, Arap Baharı söylemini kullanacak olursak, “etkinlik”ten
yoksun olduğu varsayılmaktadır.
“Anarşist”
bir bakış açısı üzerinden dile getirilen, Hamas’ı gayrimeşrulaştırma konusunda tekelci
sermayenin kullandığı mantıkla örtüşen üçüncü bir argüman ise (Çubukçu 2024b) “Hamas,
Filistin kurtuluş hareketinin tek lideridir” söyleminin yanlış olduğunu, bunun
yerine, “Filistin adına konuşan çok farklı öznelerin bulunduğunu” söylüyor. Özünde
burada “öncü parti”ye dair ihtiyaca vurgu yapan eski fikir eleştiriliyor. Gerçeği
görmezden gelen, ondan kaçan bu türden yaklaşımlar, Hamas’a bağlı silahlı
tugayların Filistinliler arasında muazzam bir halk desteğine sahip olduğu,
silahlı mücadelenin en büyük payını omuzladığı (Public Opinion Poll No (91) |
PCPSR 2024) temel gerçeğiyle yüzleşemiyorlar. “Filistin adına konuşan çok
farklı özneler var” bahanesinin arkasına saklanan Çubukçu, Kassam’ın (Hamas’ın politik
ve askeri kanatları arasında ayrım yapanların az olması nedeniyle Hamas’ı ifade
etmek için adı anılan örgütün) silahlı direnişin lideri olduğu ve büyük bir
milliyetçi meşruiyete sahip olduğu temel gerçeğini göz ardı ediyor. Dolayısıyla
bunlar, Filistin ulusal hareketinin mevcut liderliğinin veya genel olarak
liderliğin politik dokusuna duyulan rahatsızlığı ifade etmenin örtülü bir
yoludur. Bu tür bir argüman, elde hiçbir teori, argüman veya veri olmaksızın, “İran’ın
‘emperyal bir güç’ olduğuyla” ilgili iddiayla ilişkilendiriliyor (Çubukçu 2024a).
Ayça
Çubukçu’nun iddiası, İran’ın bölgenin İsrail’e karşı sergilediği asimetrik
direnişe sunduğu desteği görmediği, Benet’in ağzından döküldüğü biçimiyle, “Gazze’yi
koruyan o füzeleri nereden aldınız?”[10] sorusunu sormadığı gibi, silah
seçeneğinin aydınlık ve karanlık yönleriyle de ciddi anlamda ilgilenmiyor.
Son
olarak şunu söylemek gerekiyor: bu türden argümanların sahipleri, kendi
gözlerindeki merteğe bakmıyorlar, kendilerini sigaya çekmiyorlar, kullandıkları
kürsüleri, fikirlerini dolaştıran kanalları, bunların burjuva niteliğini, dile
getirdikleri argümanların Hamas ve İran konusunda emperyalizmin dile getirdiği
yorumları nasıl beslediği gerçeğini zerre zorgulamıyorlar.
Sonuç
7
Ekim 2023 operasyonu, âdeta bir yıldırım gibi, politik arazinin hatlarını ve
yapısını gözler önüne serdi. İsrail’in yürüttüğü kontrgerilla faaliyeti, sömürgecilik
karşıtı direniş karşısında derinleşip genişledikçe, Arap-İran bölgesi,
Filistin, Avrupa, ABD, küresel dayanışma ve sürgün politikalarının politik
topografyası daha fazla açıklığa kavuştu. AB-ABD’nin İsrail’e yönelik politik
desteği hiçbir zaman sır değildi. Gizli kapaklı verilmedi. Ancak, dünya
genelinde anti-Siyonist duygular içinde mevcut olan çatlaklar ve fay hatları
karanlıktan aydınlığa çıktı.
Küresel
kontrgerilla faaliyetleri, yaptırımlar ve politik baskının keskin bıçağı ve
Ortadoğu araştırmalarının eleştiri sahasında bir uzmanlığa evrilmesi karşısında,
Filistin’e sunulan destek ve Siyonizm karşıtlığı giderek iki kanada ayrışmış
gibi görünüyor. İlk kanatta, esas olarak Arap-İran bölgesinde yer alan,
Filistin’den İran’a ve Yemen’e kadar faal olan asimetrik direniş hareketleri,
daimi ordular ve bunların halk desteğini kapsayan, İsrail’e karşı direnişi
besleyen geniş halk kitlelerinin desteği bulunuyor. Bu beşik, aynı zamanda
ABD-AB’deki halk, gençlik ve sürgündeki Filistinlileri temel alan hareketleri de
içeriyor (Dasha vd. 2024; Nabulsi 2024). İkinci kanatta, öncelikle STK’larla
bağlantılı olan, ancak gazeteciler ve akademinin büyük bir bölümünü de kapsayan,
Hamas’ı kınayan veya onun politik bir aktör olarak meşruiyetini reddeden bir
dizi düşünsel ve örgütsel gücün prizmasından geçirilen yerel kontrgerilla
faaliyetine bağlı, hareketi yok eden bir güç duruyor.
Bu
makale, Filistin’deki milli harekete ait sömürgecilik karşıtı unsurlara karşı
oluşan düşünsel, ahlaki, duygusal ve politik mesafeyi veya aşırı yakınlıktan
duyulan endişeyi besleyen fikirleri ele almıştır. Ayrıca, bu görüşlerin birçoğunun,
Hamas’ı politik bir güç olarak ele alırken bile, Gazze’nin silahlı direniş
kapasitesinin olgunlaştığı bölgesel beşik söz konusu olduğunda, nasıl ahlaki
bir yaklaşıma dönüştüğünü, hatta onları temelsiz bir şekilde
gayrimeşrulaştırdığını, bazen de Hamas’ın kendisini bu şekilde
itibarsızlaştırdığını ortaya koymuştur. Makale, özünde üç gerçeğe vurgu
yapmaktadır:
1.
Filistin üzerine çalışma yürüten akademisyenlerin baskı altına alındığı,
Filistin ile ilgili çalışmaların ve Arap bölgesiyle alakalı solcu-aktivist
araştırmalarının uzmanlığa dönüştüğü gerçeklikte, anti-emperyalizmden yoksun
bir anti-Siyonizmin nasıl oluştuğuna dair bir zemin sunmuştur. Bugün ırk
ayrımcılığı veya yerleşimci sömürgecilikle ilgili yürütülen çalışmalara
odaklanan ilgili uzmanlık sahası[11], İsrail’in uyguladığı baskıları ve bu
baskıların yeni-sömürgeci suç ortaklarını doğru bir şekilde teşhis etse de,
Arap-İran bölgesinde siyasetin merkezinde duran sömürge karşıtı dirence ve
kitle siyaseti biçimlerine analiz dâhilinde bir alan açmamıştır.
2.
Makale, soykırım ve ırk ayrımcılığı sorunlarını ele almıştır.
3.
Son on yılda veya daha uzun süredir Gazze’de Hamas’ın yürüttüğü politikalar
konusunda geliştirilmiş popüler ve akademik görüşlerin, hareketin aleni sömürgecilik
karşıtı ajandasını analiz düzleminde sildiğini, sömürgecilik karşıtı direnişin
operasyonel mantığını ayrıntılarını gizleyen renklerle nasıl boyadığını ortaya
koymuştur.
Bunun
yerine makale, düşünsel-teorik çalışmaların İsrail’i karşısına alan, onunla
mücadele eden politik ve toplumsal güçlerle ilgilenmeleri gerektiği
iddiasındadır. Bu güçler, sahip oldukları ajandaları incelenmeyi hak eden
rasyonel politik aktörler olarak ele almalı ve incelemeli, ABD-İsrail’in
şeytanlaştırma ve suçlama kampanyaları aracılığıyla örülen ahlaki ve politik duvarları
ilk elden yıkabilmelidir. Bu çağrı, daha kapsamlı bir idrak ve daha fazla
aydınlanma içindir.
Max Ajl
16
Aralık 2023
Kaynak
Dipnotlar:
[9] Burada, Fanon’un odaklandığı ülke olarak Cezayir’in, ayrıca Tunus’un önsel
olarak yerleşimci sömürgelerinden ziyade yerleşimcili sömürgeler olarak
adlandırılması üzerinde durulmaktadır. Bu tür kavram uydurmacılığının
düşünceyle pek ilgisi olmadığı açıktır (Wolfe 1999).
[10]
East is a Podcast, “Nizar Banat on Iranian support of Palestinian resistance”,
21 Mart 2023, Youtube.
[11]
Örnek olarak, Middle East Critique dergisinin 2024 yılında bu konuları
ele alan özel sayısına (33.2) bakınız.
Kaynakça:
Ajl, Max. 2021a. “The Arab Nation, The Chinese Model, and Theories of
Self-Reliant Development.” Beyond Nationalism and the Nation-State: Radical
Approaches to Nation içind, yayına hz.: Ilker Corut ve Joost Jongerden.
Londra: Routledge.
Ajl,
Max. 2021b. “Does the Arab Region Have an Agrarian Question?” The Journal of
Peasant Studies 48 (5): s. 955–83. TF.
Ajl,
Max. 2023. “Interview with Charlottes Kates.” Agrarian South Research
Bulletin 19: s. 13–27.
Ajl,
Max. 2023a. “Theories of Political Ecology: Monopoly Capital Against People and
the Planet.” Agrarian South: Journal of Political Economy: A Triannual
Journal of Agrarian South Network and CARES 12 (1): s. 12–50. Sage.
Ajl,
Max. 2023b. “Logics of Elimination and Settler Colonialism: Decolonization or
National Liberation?” Middle East Critique 32 (2): s. 259–83. Routledge TF.
Ajl,
Max. 2023c. “Interview with Mohammed Majdalawi.” Agrarian South Bulletin
19 (Aralık): s. 1–9.
Ajl,
Max. 2024a. “Palestine’s Great Flood: Part I.” Agrarian South: Journal of
Political Economy: A Triannual Journal of Agrarian South Network and CARES 13
(1): s. 62–88. Sage.
Ajl,
Max. 2024b. “Palestine’s Great Flood: Part II.” Agrarian South: Journal of
Political Economy: A Triannual Journal of Agrarian South Network and CARES 13
(2): s. 187–217. Sage. Türkçesi: İştiraki.
Alhaj,
Wissam, Nicolas Dot-Pouillard ve Eugénie Rebillard. 2014. De la Théologie à
la Libération?: Histoire du Jihad Islamique Palestinien. Paris: La
Découverte.
Al-Hardan,
Anaheed. 2016. Palestinians in Syria: Nakba Memories of Shattered
Communities. New York: Columbia University Press.
Alqaisiya,
Walaa. 2023. “The Decolonial Wor(l)Ds of Indigenous Women.” Social &
Cultural Geography 25 (7): s. 1025–43. TF.
Alqaisiya,
Walaa. 2024. “The Urgency of Anti-Imperialist Feminism: Lessons from
Palestine.” Radical Philosophy 16 (2): s. 28–39.
Amin,
Samir. 1980. Class and Nation, Historically and in the Current Crisis.
New York: Monthly Review Press.
Amin,
Samir. 2017. “Revolution from North to South.” Monthly Review 69 (3): s.
113–26. Proquest. MR.
Anderson,
Perry. 2000. “Renewals.” New Left Review Sayı. 1 (Şubat): s. 5–24.
Anderson,
Perry. 2015. “The House of Zion.” New Left Review, Sayı. 96 (Aralık): s.
5–37.
Awad,
Hani. 2023. “Israeli Colonial Governance vs. Palestinian Resistance: An
Institutional Genealogy.” Middle East Critique 32 (3): s. 401–28.
Routledge TF.
Baconi,
Tareq. 2018. Hamas Contained: The Rise and Pacification of Palestinian
Resistance. Palo Alto: Stanford University Press.
Bakan,
Abigail B. ve Yasmeen Abu-Laban. 2010. “Israel/Palestine, South Africa and the
‘One-State Solution’: The Case for an Apartheid Analysis.” Politikon 37
(2-3): s. 331–51. Routledge TF.
Banerjee,
Arindam. 2020. “The Longer ‘Food Crisis’ and Consequences for Economic Theory
and Policy in the South.” Rethinking the Social Sciences with Sam Moyo
içinde, yayına hz.: Praveen Jha, Paris Yeros ve Walter Chambati, s. 152–79. Yeni
Delhi: Tulika Books.
Barakat,
Rana. 2018. “Writing/Righting Palestine Studies: Settler Colonialism,
Indigenous Sovereignty and Resisting the Ghost (s) of History.” Settler
Colonial Studies 8 (3): s. 349–63. & Francis, TF.
Barghouti,
Omar. 2021. “BDS: Nonviolent, Globalized Palestinian Resistance to Israel’s
Settler Colonialism and Apartheid.” Journal of Palestine Studies 50 (2):
s. 108–25. TF.
Batmanghelidj,
Esfandyar. 2021. “The Ins and Outs of Iranian Industrial Resilience under
Sanctions.” The Muslim World 111 (1): s. 96–112. Wiley.
Ben-Gurirab,
Theo. 1982. “SWAMPO & ANC: Comrades-In-Arms.” Ufahamu: A Journal of
African Studies 11 (3): s. 9–15. PDF.
Brandt,
Marieke. 2017. Tribes and Politics in Yemen: A History of the Houthi
Conflict. Oxford: Oxford University Press.
Cabral,
Amilcar. 1979. Unity and Struggle: Speeches and Writings of Amilcar Cabral.
New York: Monthly Review Press.
Capasso,
Matteo. 2023. Everyday Politics in the Libyan Arab Jamahiriya. Siraküza,
NY: Syracuse University Press.
Capasso,
Matteo ve Ali Kadri. 2023. “The Imperialist Question: A Sociological Approach.”
Middle East Critique 32 (2): s. 149–66. TF.
Carl,
Nicholas. 2023. “Pivot to Offense.” PDF.
Clarno,
Andy. 2017. Neoliberal Apartheid: Palestine/Israel and South Africa after
1994. Şikago: University of Chicago Press.
Collective.
2019. “Leftists Worldwide, Stand by the Protesters in Iran!” Roar.
Çubukçu,
Ayça. 2024a. “On Left Internationalism.” South Atlantic Quarterly 123
(3): s. 569–86. Duke University Press, Duke.
Çubukçu,
Ayça. 2024b. “Many Speak for Palestine.” Boston Review, 1 Mayıs. BR.
Czulda,
Robert. 2020. “Defence Industry in Iran – between Needs and Real Capabilities.”
Defense & Security Analysis 36 (2): s. 201–17. TF.
Dasha,
M., Luma Qashou, Parviz Behrangi, Caroline Reynolds ve Amal Haddad. 2024.
“Palestine Is the Vanguard for Our Liberation: Insights from the Students’
Intifada at Columbia University.” Middle East Critique 0 (0): s. 1–30. TF.
Divsallar,
Abdolrasool ve Hamidreza Azizi. 2023. “Towards a Non-Western Model of Security
Assistance: How Iran Assists Militaries.” Mediterranean Politics 29 (4):
s. 550–72. Routledge TF.
Donovan
Higgins, Patrick. 2023. “Gunning for Damascus: The US War on the Syrian Arab
Republic.” Middle East Critique 32 (2): s. 217–41. TF.
Doutaghi,
Helyeh. 2024. Wealth Drain and Value Transfer: A Study of the Mechanisms,
Harms, and Beneficiaries of the Sanctions Regime on Iran. Ontario: Carleton
University (Kanada).
Doutaghi,
Helyeh ve Corinna Mullin. 2022. “How Sanctions Are a Weapon of Imperialism,
Used to Subordinate the Global South The International People’s Tribunal on US
Imperialism Explains How US, EU, and UN Sanctions Are a Means of Controlling
Global South Sovereignty and Blocking the Emergence of a Multipolar World, to
Maintain the Neocolonial Capitalist Order.” Znet.
Englert,
S. P. 2022. Settler Colonialism: An Introduction. Londra: Pluto Press.
Englert,
Sai. 2020. “Settlers, Workers, and the Logic of Accumulation by Dispossession.”
Antipode 52 (6): s. 1647–66. Wiley.
Erakat,
Noura. 2014. “What Role for Law in the Palestinian Struggle for Liberation?.”
Al-Shabaka Policy Brief. PDF.
Farnia,
Nina. 2023. “The Iranian-American Intelligentsia in U.S. Foreign Affairs:
Ahistoricism, Anti-Structuralism, and the Production of Idealism.” Middle
East Critique 32 (2): s. 243–58. TF.
Garfield,
Mark, Jamil Hillal ve Taysir Quba. 1985. “Palestinians in Damascus: The
Democratic Front and the PFLP.” MERIP Reports 134 (134): s. 15–6. Jstor.
Ghamari-Tabrizi,
Behrooz. 2019. “Reconsidering the Iranian Revolution, Forty Years Later.” Current
History 118 (812): s. 343–8. Jstor.
Gleijeses,
Piero. 2013. Visions of Freedom: Havana, Washington, Pretoria, and the
Struggle for Southern Africa, 1976-1991. Chapel Hill, NC: UNC Press Books.
Good,
Kenneth. 1976. “Settler Colonialism: Economic Development and Class Formation.”
The Journal of Modern African Studies 14 (4): s. 597–620. Cambridge.
Gowan,
Peter. 1999. The Global Gamble: Washington’s Faustian Bid for World
Dominance. New York: Verso.
Hafiz,
Yasin. 2005. al-ÀMal al-Kamilah li-Yasin al-Hafiz. Beyrut: Markaz
Dirasat al-Wahdah al-′Arabiyah.
Hardt,
Michael ve Sandro Mezzadra. 2024. “A Global War Regime.” NLR/Sidecar, May. NLR.
Hilal,
Jamil. 1976. “Iimperialism and Settler-Coloinialism in West Asia: Israel and
the Arab Palestinian Struggle.” Utafiti Journal 1 (1): s. 51–70.
Influential
Israeli National Security Leader Makes the Case for Genocide in Gaza. 2023. Mondoweiss.
Intercepted.
2023. “Historian Rashid Khalidi on Israel’s Long Reign of Violence.” Intercept.
Jha,
Praveen, Paris Yeros ve Walter Chambati. 2020. “The Quest for Epistemic
Sovereignty in the South.” Rethinking the Social Sciences with Sam Moyo
içinde, yayına hz.: Praveen Jha, Paris Yeros ve Walter Chambati, s. 1–26. Yeni
Delhi: Tulika Books.
Kadri,
Ali. 2014. Arab Development Denied: Dynamics of Accumulation by Wars of
Encroachment. New York: Anthem Press.
Kadri,
Ali. 2023. “The Accumulation of Waste.” The Accumulation of Waste
içinde, s. 1–72. Leiden: Brill.
Kanafani,
Ghassan. 2024. “The Resistance and Its Problems: The View of the Popular Front
for the Liberation of Palestine.” Ghassan Kanafani, Selected Political
Writings, yayına hz.: Louis Brehony ve Tahrir Hamdi. Londra: Pluto Press.
Kubovich,
Yaniv. 2024. “IDF Ordered Hannibal Directive on October 7 to Prevent Hamas
Taking Soldiers Captive.” 7 Temmuz. Haaretz.
Leopardi,
Francesco Saverio. 2020. The Palestinian Left and Its Decline: Loyal
Opposition. New York: Springer Nature.
Li,
Darryl, Baher Azmy, Dima Khalidi, Maria LaHood, Dylan Saba ve Diala Shamas.
2024. Anti-Palestinian at the Core. NY: Center for Constitutional
Rights/Palestine Legal. Static.
Luiz,
John M. 1998. “The Evolution and Fall of the South African Apartheid State: A
Political Economy Perspective.” Ufahamu: A Journal of African Studies 26
(2-3): s. 49–72. PDF.
Makamure,
Kempton ve Rene Loewenson. 1987. “Frontline States and Southern African
Regional Response to South African Armed Aggression.” Departments of Economics,
Law, Political and Administrative Studies. Opendocs.
Mansour,
Camille. 2022. “Toward the Consolidation of a Gazan Military Front?” Journal
of Palestine Studies 51 (1): s. 68–72. TF.
Mari,
Faiq. 2020. “The Arrow Points Left: Visions of Social Transformation in the
PFLP’s First Decade.” ETH Zürih, 20 Ekim.
Mari,
Faiq. 2022. “The Palestinian Left and Its Decline: Loyal Opposition: By
Francesco Saverio Leopardi. Singapore: Palgrave Macmillan, 2020. 283 Pages.
$109.99 Cloth, $84.99 e-Book.” Journal of Palestine Studies 51 (2): s. 77–9.
TF.
Massad,
Joseph. 2006. “Return or Permanent Exile? Palestinian Refugees and the Ends of
Oslo.” The Persistence of the Palestinian Question içinde. New York:
Routledge.
Matar,
Linda. 2016. The Political Economy of Investment in Syria. Londra:
Palgrave Macmillan İngiltere.
Matar,
Linda ve Ali Kadri. 2018. Syria: From National Independence to Proxy War.
New York: Springer.
Mojtahedi,
Negar. 2024. “Who’s Who of Iran-Backed Proxies Met on Sidelines of Raisi
Funeral.” Iran International. Iranint.
Moyo,
Sam., Praveen Jha ve Paris Yeros. 2013. “The Classical Agrarian Question: Myth,
Reality and Relevance Today.” Agrarian South: Journal of Political Economy:
A Triannual Journal of Agrarian South Network and CARES 2 (1): s. 93–119. Sage.
Moyo,
Sam ve Paris Yeros. 2007. “Intervention The Zimbabwe Question and the Two
Lefts.” Historical Materialism 15 (3): 171–204. Brill.
Moyo,
Sam ve Paris Yeros. 2011. “The Fall and Rise of the National Question.” Reclaiming
the Nation içinde, yayına hz.: Sam Moyo ve Paris Yeros, s. 3–28. The Return
of the National Question in Africa, Asia and Latin America. Londra: Pluto
Press. Jstor.
Mullin,
Corinna. 2021. “Settler Colonialism, Imperialism and Sanctions from Below:
Palestine and the BDS Movement.” Sanctions as War içinde, s. 360–78.
Leiden: Brill. Brill.
Nabulsi,
Mohammed. 2024. “What Comes Next for the Palestinian Youth Movement.” Hammer
& Hope, Sayı. 4 (Yaz). HH.
National
Defense Strategy. 2023. “U.S. Department of Defense.” Defense.
Nitzan,
Jonathan ve Shimshon Bichler. 2002. The Global Political Economy of Israel. Londra;
Sterling, VA: Pluto Press.
Ntalaja,
Nzongola. 1979. “Imperialism and the Liberation Struggle in Southern Africa.” Issue
9 (1-2): s. 14–6. Cambridge.
Omar,
Abdaljawad. 2024. “Bleeding Forms: Beyond the Intifada.” Critical Times. Duke
University Press, 11216928. Duke.
Omar,
Abdeljawad. 2023. “Hopeful Pathologies in the War for Palestine: A Reply to
Adam Shatz.” Mondoweiss.
Omar,
Abdeljawad. 2024. People's Conference for Palestine, 24-26 Mayıs. Detroit.
Orinoco
Tribune. 2023. “Special Interview With Khaled Barakat: Gaza Demands End of
Genocide, Not ‘Ceasefire.’” News and Opinion Pieces about Venezuela and Beyond.
Orinoco.
Ossome,
Lyn ve Sirisha Naidu. 2021. “The Agrarian Question of Gendered Labour.” Labour
Questions in the Global South içinde, yayına hz.: Praveen Jha, Walter
Chambati ve Lyn Ossome, s. 63–86. New York: Springer Berlin Heidelberg.
Palestinian
Freedom, Antisemitism Accusations, and Civil Rights Law. 2023. LPE.
Patnaik,
Utsa. 2007. The Republic of Hunger and Other Essays. Londra: Merlin
Press.
Peteet,
Julie. 2016. “The Work of Comparison: Israel/Palestine and Apartheid.” Anthropological
Quarterly 89 (1): s. 247–81. Jstor.
PFLP.
1969. “Strategy for the Liberation of Palestine.” Popular Front for the
Liberation of Palestine. PFLP.
Porter,
Geoff. 2014. “The Combat Performance of Hamas in the Gaza War of 2014.”
Combating Terrorism Center at West Point. CTC.
Prasad,
Archana. 2021. “Women’s Liberation and the Agrarian Question: Insights from
Peasant Movements in India.” Agrarian South: Journal of Political Economy: A
Triannual Journal of Agrarian South Network and CARES 10 (1): s. 15–40. Sage.
Public
Opinion Poll No (91) | PCPSR. 2024. PCPSR.
Qato,
Mezna ve Kareem Rabie. 2013. “Against the Law.” Jacobin Magazine
21.
Rabbani,
Mouin. 2001. “Towards a War of Attrition in Palestine.” Middle East Report,
Sayı. 218. Middle East Research and Information Project (MERIP), s. 6–44. Jstor.
Rodinson,
Maxime. 1973. Israel: A Colonial-Settler State? Londra: Monad Press;
distributed by Pathfinder Press.
Rodney,
Walter. 1972. “Problems of Third World Development.”Ufahamu: A Journal of
African Studies 3 (2): s. 27–47. PDF.
Ryan,
Curtis. 2015. “Regional Responses to the Rise of ISIS.” Middle East Report,
Sayı. 276. Middle East Research and Information Project, Inc. (MERIP), s.
18–23. Jstor.
Salamanca,
Omar Jabary, Mezna Qato, Kareem Rabie ve Sobhi Samour. 2012. “Past Is Present:
Settler Colonialism in Palestine.” Settler Colonial Studies 2 (1): s.
1–8. TF.
Samed,
Amal. 1976. “The Proletarianization of Palestinian Women in Israel.” MERIP
Reports, Sayı. 50. s. 10–26. Jstor.
Sayegh,
F. 2012. “Zionist Colonialism in Palestine (1965).” Settler Colonial Studies
2 (1): s. 206–25. TF.
Scahill,
Jeremy. 2024. “Israel’s Ruthless Propaganda Campaign to Dehumanize
Palestinians.” Intercept.
Sen,
Somdeep. 2016. “To Fight Is to Exist’: Hamas, Armed Resistance and the Making
of Palestine.” Interventions 19 (2): s. 201–17. TF.
Shatz,
Adam. 2023. “Vengeful Pathologies.” London Review of Books, 20 Ekim. LRB.
Skare,
Erik. 2021. A History of Palestinian Islamic Jihad: Faith, Awareness, and
Revolution in the Middle East. Cambridge: Cambridge University Press.
Sohrabi,
Naghmeh. 2018. “The ‘Problem Space’ of the Historiography of the 1979 Iranian
Revolution.” History Compass 16 (11): e12500. Wiley.
Temin,
David. 2024. “Misreading Indigenous Politics: A Eulogy for the Eurocentric
Left.” Developing Economics. DE.
Wartime
Poll: Results of an Opinion Poll Among Palestinians in the West Bank and Gaza
Strip. 2023. Awrad.
Wolfe,
Patrick. 1999. Settler Colonialism and the Transformation of Anthropology:
The Politics and Poetics of an Ethnographic Event. Writing Past Colonialism
Series. Londra; New York: Cassell.
Yeros, Paris ve Praveen Jha. 2020. “Late Neo-Colonialism: Monopoly Capitalism in Permanent Crisis.” Agrarian South: Journal of Political Economy 9 (1): s. 78–93. Sage.


0 Yorum:
Yorum Gönder