17
Şubat 1987’de, Lübnan İç Savaşı’nın (1975-1990) en kanlı günlerinden birinde
gazeteci, edebiyat eleştirmeni, aydın ve eylemci Hüseyin Mürüvvet, Batı
Beyrut’un Ramletü’l Bayda mahallesindeki evinde katledildi.
Mürüvvet,
on dört yaşında Lübnan’dan ayrılıp Necef ilim havzasında dinî eğitim almak
üzere Irak’a gitti. Amacı, saygın bir âlim ve din adamı olan babasının
adımlarını izlemekti. Gelgelelim, onlarca yılı kapsayan, birçok ülkeyi içeren o
çok yönlü düşünsel yolculuğu sonrası Mürüvvet, ünlü bir Marksist felsefeci ve
Lübnan Komünist Partisi’nin üst düzey yöneticilerinden biri hâline geldi. Bir
zamanlar İslam’ın kültürel mirasını öven Kızıl Müçtehit, sosyal adalet, politik
özgürlük ve emperyalist hâkimiyetten kurtulmayı esas alan davaya komünist
çizgide örgütlendi.[1]
Üretken
bir yazar olarak Mürüvvet, “yazmasaydım, yaşamaya tahammül edemezdim” diyen bir
isimdi.[2] Ömrü boyunca çok sayıda kitap, yüzlerce makale kaleme aldı.
Bazı
alıntılar dışında, bu önemli ve özel külliyatın içindeki hiçbir eserin
İngilizceye çevrilmemiş olması gerçekten üzücüdür. Bu sebeple, eserlerine
sadece Arapça konuşanlar ve Arap akademisyenler erişebilmektedir. Dolayısıyla
Mürüvvet, Arap dünyası dışında pek bilinen bir isim değildir.
Bu
makalede amaç, Hüseyin Mürüvvet’i takdim etmek, onun eserlerine ve hikâyesine
ilgi gösterilmesini sağlamaktır. Makalenin yazarı, detayları aşağıdaki okuma
listesinde bulunabilecek, Mürüvvet ile alakalı çalışmaları yazmış İngilizce
konuşup yazan akademisyenlere çok şey borçludur.
Yolun
Başı: “Bir Şeyh Olarak Doğmak”
Hüseyin
Mürüvvet, Güney Lübnan’daki Nebatiye kentinin Bint Cbeil bölgesinde yer alan
Haddatha köyünde dünyaya geldi.[3] Doğum tarihinin 1908 mi yoksa 1910 mu olduğu
belli değil. Cebel Amil olarak bilinen bölge, Müslüman dünyadaki en eski Şii
topluluklarından birine ev sahipliği yapmaktadır.
Ailesi,
din âlimi geleneğine mensuptu ve Hüseyin’i babası Ali’nin yerini alsın diye
yetiştirmişti. Mürüvvet’in ifadesiyle, Ali “önde gelen, kıymetli bir dinî
liderdir.”[4] Şeyh Olarak Doğdum Çocuk Olarak Öleceğim isimli
otobiyografisinde aktardığı kadarıyla[5] çocukluğunu neredeyse hiç
yaşamamıştır, sekiz yaşından itibaren akranlarının kendisiyle alay etmesine
sebep olan, Şii din âlimlerine has siyah cübbe ve türban giymek zorunda
kalmıştır.
Kendisine
uygulanan baskıdan söz eden Mürüvvet, bir yandan da hayalinin babası gibi
seçkin bir şeyh olmak olduğundan söz eder ve şunu söyler: “Aslında üzüldüğüm
bir durum değildi, bu, babamın, annemin, ailemin, tüm Cebel Amil’in hayaliydi.”[6]
Yüzlerce
yıldır Cebel Amilli erkekler, dinî eğitim için Necef’e gitmekteydi. 1880’lerden
sonra bu bağ, Irak’tan gelen din adamlarının dinî kurumları yenilemesi, köy ve
kasabalarda yeni okullar açılması ile daha da yoğunlaştı.[7] Mürüvvet’in de
alnında Necef’te eğitim görmek yazılıydı. Ancak babası saygı gören bir isim
olmasına rağmen, ailenin mali durumu bu eğitimin maddi yükünü karşılamak için
kâfi değildi. Hatta 1912’de Hüseyin’in ağabeyi Hasan, binlerce Lübnanlı gibi
ülkeyi terk edip daha iyi gelecek umuduyla Güney Amerika’ya göç etmişti.
1920’de Hüseyin Mürüvvet’in babası aniden vefat edince ailenin mali durumu daha
da kötüleşti, dolayısıyla dinî eğitim alma imkânı da riske girdi. Nihayetinde
1924 yılında, Şeyh Abdul Hüseyin Şerafeddin’in müdahalesiyle para toplandı ve
Mürüvvet Irak’a gönderildi.
Necef’te
kısa bir süre içerisinde genç Hüseyin, kendisini farklı düşünsel etkilerin
hüküm sürdüğü bir ortamda buldu. Bunların çoğu, hocaların rıza göstermediği,
hatta yasakladığı düşüncelerdi. Kentteki kitapçılarda Mürüvvet, modern edebiyat
ve şiirle tanıştı. Bu tanışma imkânını sunansa Usur, Takafa ve Hilâl
gibi kültür ve siyaset dergileriydi.
Hüseyin’i
en fazla etkileyen isimse Mısırlı yazar Taha Hüseyin’di. Nahda hareketinin
diğer üyeleri yanında Muhammed Abduh ve Cemaleddin Afgani’den de etkilendi.
Kendisine ateizm ve Darwinizm anlayışlarını anlatansa Şibli Şümeyyil idi.
Mürüvvet,
Marksizmle de bu dönemde tanıştı. Bu tanışmanın zeminini sunansa Ferah Antun’un
bir romanıydı. Bunca farklı düşüncelerin etkisi altında Hüseyin Mürüvvet,
Necef’te sunulan geleneksel dinî eğitime şüpheyle yaklaşmaya, kendi geleceğini
sorgulamaya başladı.
Mürüvvet
cinayeti, kesinlikle münferit bir olay değildi. Bu saldırı, Beyrut kuşatması ve
FKÖ’nün kentten 1982’de zorla çıkartılmasından sonra gerçekleşmişti. Bu dönemde
Lübnan’daki gerici güçler solculara, bilhassa LKP üyelerine yönelik sistematik
saldırılar düzenlemeye başladılar. LKP’ye göre, Mürüvvet’in öldürülmesini takip
eden on gün içerisinde kırktan fazla parti üyesi öldürüldü.
Üç
ay sonra, 18 Mayıs 1987’de gerçek ismi Hasan Abdullah Hamdan olan, Mürüvvet’in
yakın arkadaşlarından, LKP’nin üst düzey isimlerinden ve fikir adamlarından, Vicay
Praşad’ın “Arap Gramsci” olarak adlandırdığı Mehdi
Amil katledildi. Lübnan solu bu dönemde bir daha hiç telafi edemeyeceği
kayıplar yaşadı. LKP, saldırı konusunda Emel’i suçlasa da Lübnan iç savaşında
yaşanan birçok olayda görüldüğü üzere, fail hiçbir zaman belirlenemedi, katiller
adalet önüne çıkartılamadı.
Mürüvvet
suikastı ve bu dönemde tanık olunan şiddet, hem ailede hem de dostlarında yoğun
bir acıya sebep oldu. Torunları Rabih ve Yasir, bu yaşanan acıyı ürettikleri
sanat eserlerinde dile getirdi. Yasir, Beyrut’ta dedesinin öldürüldüğü günde
bir keskin nişancı tarafından vuruldu, saldırı sonucu Yasir’in kolunda kalıcı
sakatlık meydana geldi.
Mürüvvet’in
Mirası
Mürüvvet’in
Şiilikten komünizme doğru seyreden yolculuğunun büyük bir ilgiye mazhar
olmasında şaşılacak bir yan yok. 2015’te Mürüvvet’in 1948’de Komünist
Manifesto’yu okumasıyla başlayan (sakalını kesip dinî kıyafetlerini
çıkarmasıyla başlayan) “dönüşüm” dair basit ve yanlışlarla dolu bir
değerlendirme yayınlandı.[24] Bu çalışmadan çok önce, 2001 yılında Silvia Naef
şu soruyu sormuştu: “Dindar ailelere mensup kişiler nasıl oluyor da eski
geleneklerinden kopup bu gelenekle çelişki içerisinde olan veya öyle görünen
bir düşünce hattına bağlanabiliyorlar?”[25]
Oysa
insanların eski geleneklerinden koptuklarına, “işte buldum!” ânı yaşadıklarına
dair fikir ne kadar cazip olursa olsun, Mürüvvet’in hayatının çok daha karmaşık
bir nitelik arz ettiğini söylemek lazım. Nihayetinde Mürüvvet, tüm düşünsel
yolculuğu boyunca “farklı dinî, kültürel ve ideolojik yaklaşımları sömürgecilik
sonrası döneme has bir düşünsel projenin içinde bir araya getirmek” için
uğraştı. Bu projenin temel taşı ise “modern zamanlarda yaşanan kopuşun içinde
gerçekleştirilen kültürel özgünlük arayışıdır.”[26]
Di-Capua’nın
tespitiyle Mürüvvet, esasen sadece “dinden dönen” biri, sadece sekülerizmi veya
komünizmi benimsemiş biri değildi. “Onun hayatı, bu türden kategorileri tümüyle
hükümsüz kılıyor”du.[27] Aslında Mürüvvet, hem bir Şii müçtehit, hem
Sovyetler’de eğitim görmüş sosyalist gerçekçi bir edebiyat eleştirmeni, hem de
davasına bağlı bir komünist devrimciydi. Onun karşısında tek boyutlu
kategoriler hızla anlamsızlaşıyor.
Mürüvvet’in
katli herkesi şoke etti. Arap dünyası ve Lübnan yasa büründü. Ertesi gün Safir
gazetesi, zaten acı çeken Beyrutluların acıların en büyüğüne tanıklık
ettiklerini yazdı.
LKP,
kaleme aldığı bildiride, “Mürüvvet’in fikirlerinin ve kitaplarının katillerinin
başlarının üzerinde sallanan birer kılıç olarak varlığını sürdüreceklerini”
söyledi. Dokunaklı ve etkileyici yazısında dostu ve yoldaşı Mehdi Amil ise,
Hüseyin Mürüvvet’in “zulmün güçleriyle özgürlük güçleri, akılla cehalet
arasındaki çatışmanın bir sembolü olduğunu” yazdı.
Mürüvvet’e
saygısını sunduğu yazısında aslen Lübnanlı olan Amerikalı yazar Clovis Maksud,
onun elli yılı aşkın bir süredir özgürlük, birlik ve eşitlik adına inatla
dövüşmüş bir insan olduğundan söz etti.[28] Suikastten aylar sonra, kendisi de
Şubat 2013’te gericilerce katledilen ve Mürüvvet’le aynı kaderi paylaşan
Tunuslu Marksist Şükrü Belayid, yoldaşı için bir şiir kaleme aldı. Belayid’in
şiirini Neriman Yusuf İngilizceye çevirdi, şiirden bir bölüm ilk kez
paylaşılıyor:
Tarikatları
yıkan
Kalleş sakalları yolup atan
Yolculuğumuzun yazarı,
Sen ölmedin.
Yalan
denilen günah
Hayata kör gözler
Kuşattı tüm afakı.
Hey
Karmati,
Bir dua dökülsün dilinden
Petrolün ve maskelerin ümmeti için.
Ayağa kalk
Bayrağımdaki Hüseyin.
Madem dizlerimizde takat yok
Madem toprağın külüyüz,
Ruhun da izniyle,
Bedenimizi son yolculuğuna uğurla.
Bırak
da karanlık keyfini sürsün.
[Not:
Mürüvvet’le ilgili olarak kaleme alınmış çalışmalar, onun hayatındaki önemli
olaylar konusunda çelişkili kimi iddialarda bulunmaktadırlar. Ahmed Mürüvvet’in
ve Gassan Nasır’ın nazik yardımları ile ben, burada doğru bir değerlendirme
sunmaya çalıştım, yine de varsa makaledeki tüm yanlışlar bana aittir.]
Louis Allday
16 Şubat 2017
Kaynak
Ayrıca bkz.:
İki Komünistin Hikâyesi
Hüseyin Mürüvvet
Dipnotlar:
[1] Di-Capua (2013) s. 37.
[2]
Husayn Muruwwah, “Husayn Muruwwah ‘an ayyam al-harb wa-l-hisar: lam ‘ustati’
al-hayat dun ‘an aktub” al-Nida’, 7 Kasım 1982. Aktaran: Miriam Younes,
“A Tale of Two Communists: The Revolutionary Projects of the Lebanese
Communists Husayn Muruwwa and Mahdi ‘Amil” Arab Studies Journal Cilt. 14
Sayı. 1 (Bahar 2016) s. 100.
[3]
Kayıtlarda doğum tarihi 1910 olarak geçiyor ama babası doğum tarihinin 1908
olduğunu söylemiş. Husayn Muruwwah, Wulidtu shaykhan wa-amūtu ṭiflan: sīrah dhātīyah fī ḥadīth ajrāhu maʿahu (Beyrut:
Dār al-Farābī, 1990) s. 21.
[4]
Husayn Muruwwa, “Min al-Najaf dakhala hayātī Marx”, al-Majlis al-Thaqāfī
li-Lubnān al-Janūbī, Ḥusayn
Murūwah: fī masīratihi al-niḍālīyah
fikran wa-mumārasah içinde (Beyrut: Dār al-Fārābī, 1997) s. 89.
[5]
Burada kelimelerle bilinçli olarak oynanıyor ama bu durum İngilizcede tam
olarak verilemiyor. Arapçada şeyh sözcüğü din adamını ifade edeceği gibi yaşlı
anlamına da geliyor.
[6]
al-Majlis al-Thaqāfī li-Lubnān al-Janūbī (1997) s. 90.
[7]
Sabrina Mervin, “The Clerics of Jabal ‘Amil and the Reform of Religious
Teaching in Najaf Since the Beginning of the 20th Century”, Yayına Hz.: Brunner,
Rainer & Ende, Werner, The Twelver Shia in Modern Times içinde
(Brill, 2001) s. 79-86.
[8]
al-Irfan (Kasım 1928), aktaran: Di Capua (2013) s. 31.
[9]
Di-Capua, bu kişinin Mürüvvet’in ağabeyi olduğu iddiasında bulunuyor oysa
Mürüvvet’in oğlu Ahmed paranın kimden geldiğinin bilinmediğini, söz konusu
dönemde Arjantin’den dönmediği için bu kişinin ağabey olamayacağını söylüyor
(Ahmed’le eposta yazışması, Ocak 2017).
[10]
Di-Capua (2013) s. 32.
[11]
Muruwwa (1990) s. 95-96.
[12]
Di-Capua (2013) s. 36.
[13]
Albert Khabbaza, The Last Tango in Baghdad (Bloomington, IN:
Authorhouse, 2010): s. 102-105.
[14]
Muruwwah (1990) s. 108, 112.
[15]
The National Archives, Cabinet Office, CAB132/3: ac (o) (50) 18: report (annex
by JIC `Communist Influence in the Middle East`, 21 Nisan 1950.)
[16]
Husayn Muruwwah, Qaḍāyā
Adabiyyah (Kahire: Dār al-Fikr, 1956) s. 73-74.
[17]
Di-Capua (2013) s. 24.
[18]
Husayn Muruwwah, Qaḍāyā
Adabiyyah (Kahire: Dār al-Fikr, 1956) s. 48.
[19]
Tamari (1995) s. 123.
[20]
Younes (2016) s. 106.
[21]
Younes (2016) s. 105.
[22]
Barakat (2012) s. 110.
[23]
Muruwwah (1990) s. 126.
[24]
Laura U. Marks, Hanan al-Cinema: Affections for the Moving Image (MIT
Press, 2015) s.121.
[25]
Naef (2001) s. 255.
[26]
Di-Capua (2013) s. 24.
[27]
Di-Capua (2013) s. 52.
[28]
Barakat’in çalışması (2012) Mürüvvet’in ölümü sonrası kaleme alınan anma
yazılarından ve bildirilerinden oluşan bir seçkiyi içeriyor (s. 103-140).
Kaynakça:
Abisaab, Rula Jurdi “Deconstructing the Modular and the Authentic: Husayn
Muroeh`s Early Islamic History” Critique: Critical Middle Eastern Studies,
17:3 (2008) s. 239-259.
Abisaab,
Rula Jurdi & Abissab, Malek, The Shi’ites of Lebanon: Modernism,
Communism and Hizbullah’s Islamists (New York: Syracuse University Press,
2014).
al-Majlis
al-Thaqafi li-Lubnan al-Janubi, Husayn Muruwah: fi masiratihi al-nidalyhah
fikran wa-mumarasah (Beyrut: Dar al-Farabi, 1997).
Barakāt
Qāsim, Husayn Muruwah, kalimat hayyah (Beyrut: Dar al-Farabi, 2012).
Barhūmah,
Mūsá al-Turāth al-ʻArabī wa-al-ʻaql
al-māddī: dirāsah fī fikr Ḥusayn
Murūwah (Beyrut: al-Muʾassasah
al-ʻArabīyah
lil-Dirāsāt wa-al-Nashr, 2004).
Di-Capua,
Yoav “Homeward Bound: Husayn Muruwwah’s Integrative Quest for Authenticity” Journal
of Arabic Literature Sayı 44 (2013) s. 21-51.
Gran,
Peter “Islamic Marxism in Comparative History: The Case of Lebanon, Reflections
on the Recent Book of Husayn Muruwah” Stowasser, Barbara Freyer, The Islamic
Impulse içinde (Londra: Croom Helm, 1989) s. 106-120.
Mervin,
Sabrina “The Clerics of Jabal ‘Amil and the Reform of Religious Teaching in
Najaf Since the Beginning of the 20th Century”, Yayına Hz.: Brunner, Rainer
& Ende, Werner, The Twelver Shia in Modern Times içinde (Brill,
2001) s. 79-86
Naef,
Silvia “Shi’i-Shuyu’i or: How to Become a Communist in a Holy City”, Yayına Hz.:
Brunner, Rainer & Ende, Werner, The Twelver Shia in Modern Times içinde
(Brill, 2001) s. 255-267.
Staif,
A. N. “The Soviet Impact on Modern Arabic Literary Criticism: Husayn Muruwwa`s
Concept of the ‘New Realism’” Bulletin (British Society for Middle Eastern
Studies) Cilt. 11, Sayı. 2 (1984), s. 156-171.
Tamari,
Steve “Reclaiming the Islamic Heritage: Marxism and Islam in the Thought of
Husayn Muruwah” Arab Studies Journal Cilt. 3. Sayı. 1 (Bahar 1995) s.
121-129.
Yāghī,
ʿAbd al-Raḥmān al-Duktūr Ḥusayn
Murūwah, adīban nāqidan (ʿAmman: Dār al-Bashīr, 1998.
Younes,
Miriam “A Tale of Two Communists: The Revolutionary Projects of the Lebanese
Communists Husayn Muruwwa and Mahdi ‘Amil” Arab Studies Journal Cilt. 14
Sayı. 1 (Bahar 2016) s. 98-116.
Hüseyin
Mürüvvet’in Kitapları:
Ma’a
al-Qāfilah (Beyrut: Dār Bayrūt, 1952)
Qaḍāyā Adabiyyah (Kahire-Qahira:
Dār al-Fikr, 1956)
al-Thawrah
al-‘Irāqiyyah (1958)
Dirāsāt
naqīyah fi ḍaw`
al-manhaj al-wāqiʻī (1965)
al-Nazaʿāt
al-māddīyah fī al-falsafah al-ʿArabīyah
al-Islāmīyah (Beyrut: Dār al-Farābī, 1978)
Dirāsāt
fī al-islām (Beyrut: Dār al-Fārābī, 1980)
Fī
al-turāth wa-al-sharīʿah (Aden:
Dār al-Hamdānī, 1984)
Turāthunā,
kayfa naʿrifuh (Beyrut:
Muʾassasat
al-Abḥāth al-ʿArabīyah,
1985)
Wulidtu
shaykhan wa-amūtu ṭiflan:
sīrah dhātīyah fī ḥadīth
ajrāhu maʿahu (Beyrut:
Dār al-Farābī, 1990)
Dirāsāt
fī al-fikr wa-al-adab (Beyrut: Dār al-Fārābī, 1993).