Bundan
otuz yıl önce Tony Blair, ülkesinin liberal partisine gidiyor, “aramızda bir
fark kalmadı, birleşelim” diyor.[1] Marksizm-Leninizme ve proleter harekete
karşı bir tür “kale” olarak inşa edilmiş olan İngiliz İşçi Partisi, bundan yüz
yıl küsur yıl önce, “üretim, dağıtım ve mübadele araçlarının ortak mülkiyeti”ne
vurgu yapan bir maddeyi programına koymak zorunda kalıyor. Blair çizgisi, bu
maddeyi programdan çıkartıyor. Liberalizmle birleşme, ortadaki tehlike ortadan
kalktığı vakit gündeme geliyor.
Bu tespit, bugünkü Türkiye solu için de geçerli. Demek ki sosyalistler, aradaki sınır çizgileri silindiği, hendekler kapatıldığı için Yeni Parti’ye örgütlenebiliyorlar.
“Kurucu” parti olarak sunulan oluşumlar, dünyanın
her yerinde, özellikle sömürge ve eski sömürge ülkelerde, sosyalist hareketi
kendine örgütlüyor, kendine benzetiyor. Onun ince ayarını bu kurucu partiler
yapıyorlar. Sosyalist partiler, komünist partiler, “kurucu” partilerin
hazırladığı marinasyon içinde kıvama getiriliyorlar.
Misal,
Hindistan’da Maoizme kopan parça da dâhil olmak üzere, tüm Hindistan Komünist Partisi,
muktedir olduğu yerlerde neoliberalizmin programını uyguluyorlar. Naksalcı
hareketin doğmasını sağlayan Naksal köyündeki köylü isyanına kurşunu “Marksist”
parti sıkıyor.[2]
Sanılanın
aksine, Endonezya’daki katliamda, emperyalistler Müslüman dernekleri silah
olarak kullanıyor ama bu işi organize eden, oranın “CHP”si. Hatta katliam
sonrası kimi komünist partililer, katliamı gerçekleştiren partinin içinde görev
alıyorlar. Katliamda asli rol, İngiliz ve Amerikan istihbaratına ait.
Bugünkü
barış görüşmeleri münasebetiyle ortalığa dökülen, Kürt hareketine ilişkin eski
kayıtlar, Hendek Savaşı’nın bir genelkurmay operasyonu olduğunu ortaya koyuyor.
Dirençli unsurlar, topluca, o hendeklere defnediliyorlar. Yol bu sayede
açılıyor. O yolun eleştirisini ise Ayşe Hür, Yektan Türkyılmaz gibi liberaller soğuruyor.
Bugün
diziler ve Acun yarışmaları, İngiliz sömürgesi olmamızın tezahürleri olarak
vücut buluyor. Dizilerle Ortadoğu’da, mazlum coğrafyada İngilizin ve Amerikalının
dişine uygun bireyler yetiştiriliyor.
Son
dönemde yayınlanan, küçük burjuvazinin ağzının suyu aksın, zengine öykünsün,
gerilimlerinden kurtulsun diye çekilen bir yalı dizisinde “bu takı tam
kraliçeye layık” deniliyor. Hangi kraliçe, kimin kraliçesi sorusuna cevap verme
gereği bile duyulmuyor. Çünkü herkes, İngiliz kraliçesine göre yaşamayı öğreniyor.
İdeolojik ve kültürel hendekler de bir bir kapatılıyor. Herkes, burjuva
sofralarındaki marinasyonu, yemekleri, içkileri öğreniyor. Artık küçük burjuvazi,
mutfağında Acun’un yemeklerini yapıyor.
İngiliz
İşçi Partisi, Alman sosyal demokrasisi gibi mahfillerde ne oluyorsa Türkiye
sosyalist hareketinde de o oluyor. AfD’nin arka planını anlamadan, liberalizmin
yanına sıvışmak ve sığınmak için teoriler parçalanıyor. Sosyal demokrasi ile
liberalizm arasındaki hendekler imha ediliyor. EMEP’in sahibi, İngiliz
patronlarının yanından, onlar adına, onlar için, buradaki sendikalara “STK olun!” talimatı veriyor. İşçi
aristokrasisinin ideolojisi ve politikası, sosyalizm diye pazarlanma imkânına
kavuşuyor.
İngiliz
İşçi Partisi’ne kapitalizm ve emperyalizmin seyri bağlamında, her momentte
biraz olsun ayar vermek için imal edilmiş olan New Left Review [“Yeni
Sol Eleştiri”] dergisi, Türk versiyonunu üretip ülkeye yolluyor. Birikimi
tasfiye etmek için imal edilen bu emperyalist silah, Birikim adıyla,
Devrimci Yol’un koltuk altına yerleştiriliyor. Asli görevi, onu devrim ve iktidar
mücadelesi vermekten alıkoymak için ona gerekli kıvamı vermek. Netekim, 12
Eylül günü sabahı örgütün sahibi, darbeye karşı yapılacaklar konusunu görüşmek
üzere Birikim dergisinin sahibinin evine koşuyor. O da “direnmeyin”
talimatını iletiyor. Bir Devrimci Yolcu, hatıratında[3], kendilerine zorla Birikim
dergisi okutturulduğunu söylüyor. O Birikim, sonra AKP’ye yanaşıyor.
12
Eylül darbecileri, tüm hazırlıklarını başta TKP ve Devrimci Yol olmak üzere,
sosyalist hareketin bir devrimci direniş sergilemesi ihtimaline göre yapmışlar.
Bu hazırlık kapsamında çok sayıda kefen imal ediliyor, çok sayıda toplu mezar
kazılıyor. Ama beklenen olmuyor. Tüm örgütler, tel tel dökülüyor, bir bir
teslim oluyorlar.
O
TKP ve Devrimci Yol, pantolonunun arka cebinde Cumhuriyet gazetesiyle CHP bürolarına
girmeyi, oralarda akan ranta ortak olmayı öğreniyor. Terbiye ve disipline
ediliyor. Kıvama getiriliyor. Devrim ve iktidar yanında sınıfı da unutuyor. Müteahhit
oluyor. Burjuvaziye kâhyalık, devlete bekçilik yapmayı öğreniyor.
Sınırların
silindiği, hendeklerin imha edildiği koşullarda, Tanıl Bora’nın hazırladığı
kapağı bir emir olarak görmek gerekiyor. Basit bir fotoşop hatası ya da
reklâmcı gevezeliği olarak görülmemeli. O pankartta “Devrimci Yol” adı silinip “Devrimci
Müca” yazılıyorsa Bora, birilerine emir veriyordur. Emir, illaki Yeni Parti ile
ilgilidir. Blair’in İşçi Partisi’ni silmek istemesi gibi o da Devrimci Yol’u
tarihe gömmek istiyordur. “Zıpçıktılık yapmayın, akıllı olun, benim peşinden
gelin” buyuruyordur.
Yeni
Parti ve Devrimci Yol’la ilgili emir, NATO-AB-ABD ekseninde anlam kazanıyor. Avrupa
olmakla tanımlı politika, NATO’yu, NATO olmakla tanımlı politika, Avrupa ve
ardındaki emperyalizmi gizliyor. Avrupa, “ordunuz çok büyük, küçültün” diyor.
Burada birileri, bu emrin ardındaki NATO’yu gizliyor. NATO, “Suriye’ye girin”
diyor. Birileri, bu emrin ardındaki Avrupa’yı gizliyor. Sol içinde Avrupa’yı
koruyup NATO’ya saldırıyormuş gibi yapanlarla, NATO’yu koruyup Avrupa’yı
eleştirenler, ifşa edilmeyi bekliyor.
Kurtlar
Vadisi dizisi arkasında dönen kapışmayı bu bağlamda okumak gerekiyor. Solun Ergenekon’da
sahiplendiği veya karşı çıktığı şeyin emperyalist arka planına bakılmalı.
Emperyalizm sorgulanmadan, hiçbir şey idrak edilemez.
Eren Balkır
19
Eylül 2026
Dipnotlar:
[1] Liberation News Network, “The Project and the Lieutenants: What Blair’s
Confession Reveals About the British Left”, 5 Eylül 2026, Substack. Türkçesi: İştiraki.
[2] Tanroop Sandhu, “Communism and People’s Democracy in India”, 27 Ağustos 2026, Prometheus.
[3] Mehmet Tepebaşı, Yaşanmamış Sayılan Anılar, Dipnot Yay., 2010, s. 145.



0 Yorum:
Yorum Gönder