Filistinli sanatçı Niyazi Jalul’un “Katliamın Hikâyesi: Sabra
ve Şatilla” adlı afişi [1984]
Niyazi
Jalul’un bu olağanüstü afişi, ilk bakışta âdeta çığlık atıyormuş gibi görünür.
Karanlığın
içinden, ağzı açık bir yüz belirir. Parçalanmış formların arasından gözler
bakar. Eller dışarıya doğru uzanır. Gözyaşları dökülür.
Bunların
altında, kan kırmızısı rengiyle:
Sabra
ve Şatilla.
1984
yılında hazırlanan Jalul’un bu afişi, İsrail’e ait Kahan Soruşturma Komisyonu’nun
bulguları yanında Sabra ve Şatilla Katliamı’nın tüm hikâyesini sunan Arapça bir
yayının tanıtımı için hazırlanmıştı.
Katliam;
İsrail’in Lübnan’ı işgal edip Batı Beyrut’a girmesi ve Sabra ile Şatilla’daki
Filistinli mülteci kamplarını kuşatmasının ardından, 16-18 Eylül 1982
tarihlerinde gerçekleşmişti.
Kamplara
bizzat girip cinayetleri işleyenler, Lübnanlı Falanjist güçlerin mensuplarıydı.
Ancak bu güçler, kamplara bir boşlukta hareket ederek girmemişlerdi.
Girişlerine
İsrail’in askeri ve siyasi liderleri onay vermişti. İsrail güçleri, kampların
çevresindeki bölgeyi kontrol ediyorlardı. Filistinli sivil nüfusa yönelik
tehlike herkesin öngörebileceği düzeydeydi.
Bunlar,
olaydan onlarca yıl sonra uydurulmuş suçlamalar değil. Bunlar, İsrail’in kendi
resmi soruşturmasından çıkan sonuçlar.
Kahan
Komisyonu, Falanjistlerin kamplara girmesine izin verme kararının, sivillere
yönelik katliam ve intikam eylemleri gerçekleştirme tehlikesi yeterince
değerlendirilmeden alındığı sonucuna vardı.
Komisyon,
katliam sürerken gelen uyarı ve raporlara gereken önemin verilmediğini, İsrail
makamlarının yaşananları durdurmak için gerekli acil müdahaleyi yapmadığını
tespit etti.
Ayrıca
İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron’u özellikle işaret ederek; kan dökülmesi ve
intikam alma tehlikesini göz ardı ettiği ve bunu önlemek için uygun tedbirleri
almadığı gerekçesiyle kendisini şahsen sorumlu tuttu.
Fakat
bununla birlikte komisyon, nihayetinde İsrail’in sorumluluğunun dolaylı olduğunu
dile getiriyordu. Bu sonuca o günden bu yana kimse itiraz etmedi.
Filistinli
araştırmacılar ve görgü tanıklarının ifadeleri, komisyonun sınırlı görev
kapsamını sorgulamış, kampları kuşatan İsrail güçlerinin neleri görüp
bilebileceği konusunda anlatılanlara ait kimi unsurlara itiraz etmiştir.
Komisyonun kendisi, olayların doğrudan katliamla bağlantılı olduğu durumlar
haricinde, İsrail’in 1982’deki Lübnan işgaline dair daha kapsamlı bir
incelemeyi açıkça kapsam dışı bırakmıştı.
Bu
ayrım önemliir. Zira Sabra ve Şatila, yalnızca Lübnan’daki şiddet ortamında
cereyan etmiş münferit bir olay olarak ele alınamaz. Neticede bu olay, bir
İsrail işgali sırasında gerçekleşti.
İsrail
güçleri Batı Beyrut’a girmişti. Kampları kuşattılar. İsrail askeri teşkilâtı
içinde Filistinli sivillere saldırılabileceği ihtimalinin bilindiği belgelenmiş
olmasına rağmen, İsrailli komutanlar, Falanjistlerin içeri girmesine onay
verdiler.
Katliama
dair bilgiler İsrailli personele ulaşmaya başladığında, katliam durdurulmadı.
Jalul’un
afişi, ancak iki yıl sonra ortaya çıktı. Afişteki Arapça metin şunu vaat
ediyordu: “Katliamın tüm hikâyesi.”
Belki
de bu yüzden o görsel hâlâ böylesine güçlü bir etkiye sahip.
Jalul,
bize soruşturma komisyonlarının, bakanların ve özenle paylaştırılmış
sorumlulukların dilini sunmuyor.
O
bize yüzleri sunuyor.
Gözleri.
Elleri.
Kederi.
Ve
o kamplarda yaşananları içine sığdırmakta zorlanıyormuş gibi görünen bir
görüntüyü.
Kahan
Raporu, sorumluluğu tespit etmeye çalışmıştı. Niyazi Jalul ise işin insani
boyutunu resmetti.
Afişinin
alt kısmında, kırmızı harflerle, tarihin asla silemediği o iki isim hâlâ yer almaya devam ediyor:
Sabra.
Şatila.
Zara Zar
16
Eylül 2026
Kaynak



0 Yorum:
Yorum Gönder