16 Eylül 2026

, ,

Hikâyenin Tamamı

Filistinli sanatçı Niyazi Jalul’un “Katliamın Hikâyesi: Sabra ve Şatilla” adlı afişi [1984]

 

Niyazi Jalul’un bu olağanüstü afişi, ilk bakışta âdeta çığlık atıyormuş gibi görünür.

Karanlığın içinden, ağzı açık bir yüz belirir. Parçalanmış formların arasından gözler bakar. Eller dışarıya doğru uzanır. Gözyaşları dökülür.

Bunların altında, kan kırmızısı rengiyle:

Sabra ve Şatilla.

1984 yılında hazırlanan Jalul’un bu afişi, İsrail’e ait Kahan Soruşturma Komisyonu’nun bulguları yanında Sabra ve Şatilla Katliamı’nın tüm hikâyesini sunan Arapça bir yayının tanıtımı için hazırlanmıştı.

Katliam; İsrail’in Lübnan’ı işgal edip Batı Beyrut’a girmesi ve Sabra ile Şatilla’daki Filistinli mülteci kamplarını kuşatmasının ardından, 16-18 Eylül 1982 tarihlerinde gerçekleşmişti.

Kamplara bizzat girip cinayetleri işleyenler, Lübnanlı Falanjist güçlerin mensuplarıydı. Ancak bu güçler, kamplara bir boşlukta hareket ederek girmemişlerdi.

Girişlerine İsrail’in askeri ve siyasi liderleri onay vermişti. İsrail güçleri, kampların çevresindeki bölgeyi kontrol ediyorlardı. Filistinli sivil nüfusa yönelik tehlike herkesin öngörebileceği düzeydeydi.

Bunlar, olaydan onlarca yıl sonra uydurulmuş suçlamalar değil. Bunlar, İsrail’in kendi resmi soruşturmasından çıkan sonuçlar.

Kahan Komisyonu, Falanjistlerin kamplara girmesine izin verme kararının, sivillere yönelik katliam ve intikam eylemleri gerçekleştirme tehlikesi yeterince değerlendirilmeden alındığı sonucuna vardı.

Komisyon, katliam sürerken gelen uyarı ve raporlara gereken önemin verilmediğini, İsrail makamlarının yaşananları durdurmak için gerekli acil müdahaleyi yapmadığını tespit etti.

Ayrıca İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron’u özellikle işaret ederek; kan dökülmesi ve intikam alma tehlikesini göz ardı ettiği ve bunu önlemek için uygun tedbirleri almadığı gerekçesiyle kendisini şahsen sorumlu tuttu.

Fakat bununla birlikte komisyon, nihayetinde İsrail’in sorumluluğunun dolaylı olduğunu dile getiriyordu. Bu sonuca o günden bu yana kimse itiraz etmedi.

Filistinli araştırmacılar ve görgü tanıklarının ifadeleri, komisyonun sınırlı görev kapsamını sorgulamış, kampları kuşatan İsrail güçlerinin neleri görüp bilebileceği konusunda anlatılanlara ait kimi unsurlara itiraz etmiştir. Komisyonun kendisi, olayların doğrudan katliamla bağlantılı olduğu durumlar haricinde, İsrail’in 1982’deki Lübnan işgaline dair daha kapsamlı bir incelemeyi açıkça kapsam dışı bırakmıştı.

Bu ayrım önemliir. Zira Sabra ve Şatila, yalnızca Lübnan’daki şiddet ortamında cereyan etmiş münferit bir olay olarak ele alınamaz. Neticede bu olay, bir İsrail işgali sırasında gerçekleşti.

İsrail güçleri Batı Beyrut’a girmişti. Kampları kuşattılar. İsrail askeri teşkilâtı içinde Filistinli sivillere saldırılabileceği ihtimalinin bilindiği belgelenmiş olmasına rağmen, İsrailli komutanlar, Falanjistlerin içeri girmesine onay verdiler.

Katliama dair bilgiler İsrailli personele ulaşmaya başladığında, katliam durdurulmadı.

Jalul’un afişi, ancak iki yıl sonra ortaya çıktı. Afişteki Arapça metin şunu vaat ediyordu: “Katliamın tüm hikâyesi.”

Belki de bu yüzden o görsel hâlâ böylesine güçlü bir etkiye sahip.

Jalul, bize soruşturma komisyonlarının, bakanların ve özenle paylaştırılmış sorumlulukların dilini sunmuyor.

O bize yüzleri sunuyor.

Gözleri.

Elleri.

Kederi.

Ve o kamplarda yaşananları içine sığdırmakta zorlanıyormuş gibi görünen bir görüntüyü.

Kahan Raporu, sorumluluğu tespit etmeye çalışmıştı. Niyazi Jalul ise işin insani boyutunu resmetti.

Afişinin alt kısmında, kırmızı harflerle, tarihin asla silemediği o iki isim hâlâ yer almaya devam ediyor:

Sabra. Şatila.

Zara Zar
16 Eylül 2026
Kaynak

0 Yorum: