27 Eylül 2026

,

İtalya ve Devrim

İtalyan işçileri barikatlarda. Bu fotoğraf, İtalyan otomobil işçilerinin Sovyet İtalya’yı kurma girişiminde bulunarak FIAT otomobil fabrikasını ele geçirdikleri 1920 yılında çekildi. Onların mücadelesine Gramsci önderlik ediyordu.

 

Sylvia Pankhurst, İtalya’nın savaş sonrası tanık olduğu, Biennio Rosso [“İki Kızıl Yıl”] olarak anılan devrimci hareketlilik sırasında Gramsci’nin “Kızıl Torino”suna dair bilgiler aktarıyor.

* * *

Macar sovyetlerinin kurulmasından önce açığa çıkan devrimci hareketlerde aktif rol alan bir Macar yoldaş, “İtalya, zaten devrim halindedir” diyor, şu tespitleri yapıyordu:

“İtalya, bugün geçen yıl Macaristan’ın bulunduğu durumu yaşıyor. Aynı devrimci tarzlar açığa çıkıyor. İtalya’da da Macaristan’daki gibi yaşamanın maliyeti yüksek, temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık var, işsizlik düzeyleri aynı, ayrıca sivil yurttaşların yanında askerler de işsiz.”

Bu yoldaşın dediğine göre Fiume mücadelesi, askerler arasındaki düzensizlik hali derinleşecek. Firar etmek isteyen askerler Fiume’ye gidecek ya da oraya gitmiş gibi yapacaklar. Bu bahane, ilhakı onaylayan subaylar için kabul edilebilir olacak. D’Annunzio, başkalarının da izleyeceği bir itaatsizlik örneği sergiledi. Ordu ve Hükümet, Fiume meselesinde karşıt tarafta konumlandı. Bu nedenle, Hükümet ile askeri güçler arasına bir kama sokuldu, bu da geniş bir uçuruma yol açabilir. İtalya’nın milliyetçi ruhu uyandırılmıştır ve bu ruh, en nihayetinde prangalarından kurtulacak, milliyetçi bir Cumhuriyet’in kuruluşuna doğru ilerleyecektir. Böylece burjuva devrimi gerçekleşecek. Bundan sonra, diğer Müttefik ulusların ceza olarak uygulayacağı abluka altında acı çeken İtalya, kitlelerin ayaklanmasına, proletarya diktatörlüğüne, sovyetlere ve komünizme geçiş yapacaktır.

Fiume, İtalyan kapitalistleri tarafından çok arzu edilen bir limandır, çünkü bu limanın ele geçirilmesi, İtalya’nın Orta Avrupa ile ticaretini kolaylaştıracak, İtalya’ya kömür, petrol ve diğer gerekli hammaddelerin akmasını sağlayacaktır. İtalyan emperyalizmi, muhtemelen İtalya’nın elinde olacak Fiume’nin gelecekteki fetihler için bir sıçrama noktası olabileceğini de düşünüyor. İtalyanlar, İngiliz emperyalistlerinin Fiume’nin İtalyanlar tarafından ele geçirilmesine karşı olduklarına inanıyorlar, çünkü İngiltere, liman ve ardındaki bölge üzerinde, İtalya’dan ziyade zayıf ve yeni kurulmuş bir Slav ulusu tarafından ele geçirilmesi durumunda daha fazla kontrol sağlayabilir.

Bu nedenle, basının da körüklediği İtalyan milliyetçiliği, Fiume meselesi üzerinden alevleniyor. Hatta bazı İtalyan erleri bile şu soruyu soruyorlar: “İngiltere ve Fransa’nın savaştan büyük kazanımlar elde etmesine izin veren ama İtalya’ya bunu çok gören Milletler Cemiyeti ne işe yarar?”

Öte yandan, sosyalist yoldaşlar, başka eğilimlerden de bahsediyorlar. İtalya, yakın zamana dek bir ulustu. Savaşın getirdiği borçlar ve kıtlık sebebiyle ülkenin bileşenlerinde ayrılma yönünde bir hareketlilik söz konusu. Eski krallığın parçalarından biri ülkeden ayrılırsa, Birleşik İtalya’nın savaş borçlarındaki payını redde tabi tutacak. Bu da ayrılığı teşvik eden bir unsurdur. Eski krallıklardan biri ayrılırsa, kendini cumhuriyet olarak adlandıracak ve demokrasi kurmuş gibi yapacaktır. Bu, günümüzde gerekli bir numaradır. Ancak kıtlık zamanlarında demokrasiye giden bir ara yol yoktur. Ya eşit pay alınır ya da zenginler büyük payı ele geçirirken yoksullar açlıktan ölürler. Kıtlık ve tehlike karşısında sadece iki alternatif vardır: ya sovyetler ya da zenginlerin diktatörlüğü.

İtalya’da kapitalist devlet, savaşın yarattığı ağır güçlüklerle boğuşurken, proleter hareket, sayıca, güç olarak, tutarlılık açısından ve amaç belirleme konusunda hızla büyüyor.

Torino’daki İşçi Hareketi

Torino şehrinde Sosyalist Parti’nin 1.000 üyesi var ve bunların yaklaşık yarısı kadın. Üye aidatı, üyenin mesleğine göre farklılık arz ediyor. Öğrenciler ve işçiler ayda 70 centesimi (kuruş), meslek sahipleriyse ayda 5 liret ödüyor. Her üyenin ayrıca tüm ülke genelinde örgütlü Sosyalist Parti’ye de üye olması gerekiyor ve bunun yıllık aidatı 2 liret. Partiye katılmak isteyenlerin parti programını imzalaması gerekiyor ve en az bir yıl içinde herhangi bir kapitalist siyasi partiye üye olmuş kimse, üye olarak kabul edilmiyor. Sosyalist Parti üyelerinin, üye olmaya uygun oldukları bir sendika varsa, o sendikaya da üye olmaları gerekiyor.

Torino Sosyalist Partisi’ne ek olarak, toplamda 5.000 üyesi olan 25 Sosyalist Kulüp bulunuyor. Partinin her üyesinin bir Sosyalist Kulüp’e üye olması zorunlu, ancak Kulüp üyelerinin partiye üye olması gerekmiyor. Kulüpler, aslında parti için üye toplama ve eğitim merkezleri olarak iş görüyorlar. Her kulübün kendi binası var ve bu binalar üç bölümden oluşuyor:

1. Yetişkin erkekler.

2. 14 ile 25 yaş arası gençler.

3. 14 yaş üstü kadınlar ve kız çocukları.

* * *

Sayıları 300.000’i aşan terhis edilmiş asker, Sosyalist Parti’nin engelli askerler için kurduğu örgüte örgütlenmiş. Bu çalışma, büyük ölçüde Genç Sosyalistler tarafından yürütülmüş. Köylerde yaşayan, terhis edilmiş askerlerin savaş deneyimlerini tartışmak için bir araya gelme eğiliminde oldukları, ayakkabı tamircisi, demirci vb. gibi çeşitli meslekleri icra ettikleri ve birçoğunun hiç çalışamayacak durumda olduğu göz önüne alındığında, onları sosyalizm çalışacak, terhis edilmiş askerler örgütünde bir araya getirmenin daha kolay olduğu görülmüş. Ayrıca terhis edilmiş askerler için burjuva bir örgüt de mevcut.

* * *

Torino’da sosyalist hareketin ekseriyeti Sovyetler’i destekliyor, ayaklanmanın gerekliliğine inanıyor. Biz oradayken, İşçi Odası’nda işçilerin askeri örgütlenmesini görüşmek üzere bir toplantı yapılıyordu.

İtalyan sosyalist hareketinde üç ana akım var:

1. Sosyalizmin parlamento yoluyla kazanılabileceğine inanan, Sosyalist Parti için parlamentoda çoğunluğu elde etmeyi arzulayanlar.

2. Sovyetleri kurmak isteyenler ve parlamentoyu hedefleyen eylemliliği sadece propaganda amacıyla kullanmayı arzulayanlar, sosyalist amacın çoğunluğu iyileştirmek olmadığına inananlar; sonunda bir ayaklanmanın gerekli olacağını düşünenler.

3. Parlamentocu faaliyetlerden tamamen uzak durmayı ve tüm enerjilerini sovyetlere ve isyana hazırlığa teksif etmeyi savunanlar.

Torino’da son iki fraksiyon çoğunlukta, ancak üç kesimin de aynı Sosyalist Parti’ye mensup olduğunu belirtmek gerek.

Torino Sosyalist Partisi Sekreteri Pietro Rabuzzana ve yeni kurulan, Sovyet yanlısı haftalık gazete L’Ordine Nuovo [“Yeni Düzen”] gazetesinin yayın yönetmeni Gramsci, parlamentocu faaliyetlerin propaganda amacıyla yürütülmesi fikrini savunuyor. Rabuzzana gibi isimler, tüm Sosyalist Parti milletvekillerinin adaylıklarının bir koşulu olarak, Parti Yürütme Kurulu’na imzalı bir istifa mektubu vermelerini, Yürütme Kurulu’nun bu mektubu herhangi bir anda hükümete göndererek, partinin politikasından gereğinden fazla sapmış olduğunu düşündüğü milletvekilinin geri çekilmesini sağlamasını parti kuralı haline getirmeyi savunuyorlar. Bu planın, Sosyalist Parti milletvekilleri arasında parti disiplinini koruyacağı, Sosyalist Parti ilkelerine bağlılıklarını sağlayacağı iddia ediliyor.

Gramsci ise, İtalyan sosyalist milletvekillerinin hiçbirinin kendi bakış açısından tatmin edici olmamasına rağmen, bu öneriye pek sıcak bakmıyor. Haklı olarak, bir milletvekilinin Sosyalist Parti’ye ihanet etmesi ve partinin istifaya yol açması durumunda, gerici güçlerin onu desteklemek için birleşeceğini ve muhtemelen yeniden seçileceğini söylüyor. Gramsci, parlamentocu faaliyetleri savunmasını, sosyalistlerin bu tür eylemlerden kaçınması durumunda, henüz parlamentonun ötesine bakacak kadar gelişmiş olmayan işçilerin Sosyalist Parti’den uzaklaşacağı, kapitalistlerin etkisi altına gireceği argümanına dayandırıyor. Ayrıca, seçim çalışmalarının propaganda değerine de vurgu yapan Gramsci, sansürün propagandayı engellediğini, ancak seçim sürecinde propagandacıların sansürden korkmasına gerek olmadığını söylüyor.

Ona göre, seçim yarışının yaşandığı dönem, işçilerin en devrimci olduğu zamandır. Bize aktarılan seçimlerin zorla manipüle edildiği örnekler, bu olguyu anlamamızı kolaylaştırdı.

Sardinya’daki Iglesias kasabasında madencilerin sosyalist bir adayı desteklediği söylendi. Polis, madencilerin toplantılarından birine giderek, sosyalist taraftarların ceplerine bıçaklar yerleştirdi ve aynı kişilerin ceketlerine tebeşirle işaretler koydu. Ceketlerine tebeşirle işaret konulan kişiler, hemen tutuklandı ve elbette yasadışı silahlara sahip oldukları için seçim gününden sonrasına kadar hapse atıldılar. Bari’nin Gioia del Colle isimli komününde ise 500 ila 600 sosyalist seçmen, seçim günü boyunca hapsedildi. Başka bir bölgede ise oy sandığının girişine bir masa yerleştirildi. Hükümet destekçilerinin masanın altından sürünerek içeri girmelerine izin verilirken, hükümet karşıtları, sopalarla geri püskürtüldü ve bunların oy kullanmalarına mani olundu.

İtalya Başbakanı Nitti, Fiume sorununu hem İtalyan burjuvazisinin hem de Dört Büyük Sanayicinin (Bağımsız Sanayiciler) tatmin edici bulamayacağı gerekçesiyle genel seçimleri ilan etti.

Gramsci gibi isimler, mevcut seçimlerin sonucunda, daha büyük bir sosyalist grubun geri döneceğine, liberallerin tasfiye olacağına, Hristiyan sosyalistler de dâhil olmak üzere, gerici partilerin güçleneceğine inanıyorlar. Onlara göre Hristiyan sosyalistler, liberallerden daha gerici, bu halleriyle, yerine getiremeyecekleri vaatlerle daha fazla sandalye kazanacaklar. Güçlü bir militarist hükümetin kurulması bekleniyor ve bunun İtalyan işçilerini isyana teşvik edebileceği düşünülüyor.

Sylvia Pankhurst
15 Kasım 1919
Kaynak

0 Yorum: