İtalyan
işçileri barikatlarda. Bu fotoğraf, İtalyan otomobil işçilerinin Sovyet İtalya’yı
kurma girişiminde bulunarak FIAT otomobil fabrikasını ele geçirdikleri 1920
yılında çekildi. Onların mücadelesine Gramsci önderlik ediyordu.
Sylvia
Pankhurst, İtalya’nın savaş sonrası tanık olduğu, Biennio
Rosso [“İki Kızıl Yıl”] olarak anılan devrimci
hareketlilik sırasında Gramsci’nin “Kızıl Torino”suna dair bilgiler aktarıyor.
* * *
Macar
sovyetlerinin kurulmasından önce açığa çıkan devrimci hareketlerde aktif rol
alan bir Macar yoldaş, “İtalya, zaten devrim halindedir” diyor, şu tespitleri
yapıyordu:
“İtalya, bugün geçen yıl
Macaristan’ın bulunduğu durumu yaşıyor. Aynı devrimci tarzlar açığa çıkıyor. İtalya’da
da Macaristan’daki gibi yaşamanın maliyeti yüksek, temel ihtiyaç maddelerinde
kıtlık var, işsizlik düzeyleri aynı, ayrıca sivil yurttaşların yanında askerler
de işsiz.”
Bu
yoldaşın dediğine göre Fiume mücadelesi, askerler arasındaki düzensizlik hali
derinleşecek. Firar etmek isteyen askerler Fiume’ye gidecek ya da oraya gitmiş
gibi yapacaklar. Bu bahane, ilhakı onaylayan subaylar için kabul edilebilir
olacak. D’Annunzio, başkalarının da izleyeceği bir itaatsizlik örneği sergiledi.
Ordu ve Hükümet, Fiume meselesinde karşıt tarafta konumlandı. Bu nedenle, Hükümet ile askeri güçler arasına bir kama sokuldu, bu da geniş bir uçuruma yol
açabilir. İtalya’nın milliyetçi ruhu uyandırılmıştır ve bu ruh, en nihayetinde
prangalarından kurtulacak, milliyetçi bir Cumhuriyet’in kuruluşuna doğru
ilerleyecektir. Böylece burjuva devrimi gerçekleşecek. Bundan sonra, diğer
Müttefik ulusların ceza olarak uygulayacağı abluka altında acı çeken İtalya,
kitlelerin ayaklanmasına, proletarya diktatörlüğüne, sovyetlere ve komünizme
geçiş yapacaktır.
Fiume,
İtalyan kapitalistleri tarafından çok arzu edilen bir limandır, çünkü bu
limanın ele geçirilmesi, İtalya’nın Orta Avrupa ile ticaretini kolaylaştıracak,
İtalya’ya kömür, petrol ve diğer gerekli hammaddelerin akmasını sağlayacaktır.
İtalyan emperyalizmi, muhtemelen İtalya’nın elinde olacak Fiume’nin gelecekteki
fetihler için bir sıçrama noktası olabileceğini de düşünüyor. İtalyanlar,
İngiliz emperyalistlerinin Fiume’nin İtalyanlar tarafından ele geçirilmesine
karşı olduklarına inanıyorlar, çünkü İngiltere, liman ve ardındaki bölge
üzerinde, İtalya’dan ziyade zayıf ve yeni kurulmuş bir Slav ulusu tarafından
ele geçirilmesi durumunda daha fazla kontrol sağlayabilir.
Bu
nedenle, basının da körüklediği İtalyan milliyetçiliği, Fiume meselesi
üzerinden alevleniyor. Hatta bazı İtalyan erleri bile şu soruyu soruyorlar: “İngiltere
ve Fransa’nın savaştan büyük kazanımlar elde etmesine izin veren ama İtalya’ya
bunu çok gören Milletler Cemiyeti ne işe yarar?”
Öte
yandan, sosyalist yoldaşlar, başka eğilimlerden de bahsediyorlar. İtalya, yakın
zamana dek bir ulustu. Savaşın getirdiği borçlar ve kıtlık sebebiyle ülkenin
bileşenlerinde ayrılma yönünde bir hareketlilik söz konusu. Eski krallığın parçalarından
biri ülkeden ayrılırsa, Birleşik İtalya’nın savaş borçlarındaki payını redde
tabi tutacak. Bu da ayrılığı teşvik eden bir unsurdur. Eski krallıklardan biri
ayrılırsa, kendini cumhuriyet olarak adlandıracak ve demokrasi kurmuş gibi
yapacaktır. Bu, günümüzde gerekli bir numaradır. Ancak kıtlık zamanlarında
demokrasiye giden bir ara yol yoktur. Ya eşit pay alınır ya da zenginler büyük
payı ele geçirirken yoksullar açlıktan ölürler. Kıtlık ve tehlike karşısında
sadece iki alternatif vardır: ya sovyetler ya da zenginlerin diktatörlüğü.
İtalya’da
kapitalist devlet, savaşın yarattığı ağır güçlüklerle boğuşurken, proleter
hareket, sayıca, güç olarak, tutarlılık açısından ve amaç belirleme konusunda
hızla büyüyor.
Torino’daki
İşçi Hareketi
Torino
şehrinde Sosyalist Parti’nin 1.000 üyesi var ve bunların yaklaşık yarısı kadın.
Üye aidatı, üyenin mesleğine göre farklılık arz ediyor. Öğrenciler ve işçiler
ayda 70 centesimi (kuruş), meslek sahipleriyse ayda 5 liret ödüyor. Her üyenin
ayrıca tüm ülke genelinde örgütlü Sosyalist Parti’ye de üye olması gerekiyor ve
bunun yıllık aidatı 2 liret. Partiye katılmak isteyenlerin parti programını
imzalaması gerekiyor ve en az bir yıl içinde herhangi bir kapitalist siyasi
partiye üye olmuş kimse, üye olarak kabul edilmiyor. Sosyalist Parti
üyelerinin, üye olmaya uygun oldukları bir sendika varsa, o sendikaya da üye
olmaları gerekiyor.
Torino
Sosyalist Partisi’ne ek olarak, toplamda 5.000 üyesi olan 25 Sosyalist Kulüp
bulunuyor. Partinin her üyesinin bir Sosyalist Kulüp’e üye olması zorunlu,
ancak Kulüp üyelerinin partiye üye olması gerekmiyor. Kulüpler, aslında parti
için üye toplama ve eğitim merkezleri olarak iş görüyorlar. Her kulübün kendi
binası var ve bu binalar üç bölümden oluşuyor:
1.
Yetişkin erkekler.
2.
14 ile 25 yaş arası gençler.
3.
14 yaş üstü kadınlar ve kız çocukları.
* * *
Sayıları
300.000’i aşan terhis edilmiş asker, Sosyalist Parti’nin engelli askerler için kurduğu
örgüte örgütlenmiş. Bu çalışma, büyük ölçüde Genç Sosyalistler tarafından yürütülmüş.
Köylerde yaşayan, terhis edilmiş askerlerin savaş deneyimlerini tartışmak için
bir araya gelme eğiliminde oldukları, ayakkabı tamircisi, demirci vb. gibi
çeşitli meslekleri icra ettikleri ve birçoğunun hiç çalışamayacak durumda
olduğu göz önüne alındığında, onları sosyalizm çalışacak, terhis edilmiş
askerler örgütünde bir araya getirmenin daha kolay olduğu görülmüş. Ayrıca
terhis edilmiş askerler için burjuva bir örgüt de mevcut.
* * *
Torino’da
sosyalist hareketin ekseriyeti Sovyetler’i destekliyor, ayaklanmanın
gerekliliğine inanıyor. Biz oradayken, İşçi Odası’nda işçilerin askeri
örgütlenmesini görüşmek üzere bir toplantı yapılıyordu.
İtalyan
sosyalist hareketinde üç ana akım var:
1.
Sosyalizmin parlamento yoluyla kazanılabileceğine inanan, Sosyalist Parti için parlamentoda
çoğunluğu elde etmeyi arzulayanlar.
2.
Sovyetleri kurmak isteyenler ve parlamentoyu hedefleyen eylemliliği sadece
propaganda amacıyla kullanmayı arzulayanlar, sosyalist amacın çoğunluğu
iyileştirmek olmadığına inananlar; sonunda bir ayaklanmanın gerekli olacağını
düşünenler.
3.
Parlamentocu faaliyetlerden tamamen uzak durmayı ve tüm enerjilerini sovyetlere
ve isyana hazırlığa teksif etmeyi savunanlar.
Torino’da
son iki fraksiyon çoğunlukta, ancak üç kesimin de aynı Sosyalist Parti’ye
mensup olduğunu belirtmek gerek.
Torino
Sosyalist Partisi Sekreteri Pietro Rabuzzana ve yeni kurulan, Sovyet yanlısı
haftalık gazete L’Ordine Nuovo [“Yeni Düzen”] gazetesinin yayın
yönetmeni Gramsci, parlamentocu faaliyetlerin propaganda amacıyla yürütülmesi
fikrini savunuyor. Rabuzzana gibi isimler, tüm Sosyalist Parti milletvekillerinin
adaylıklarının bir koşulu olarak, Parti Yürütme Kurulu’na imzalı bir istifa
mektubu vermelerini, Yürütme Kurulu’nun bu mektubu herhangi bir anda hükümete
göndererek, partinin politikasından gereğinden fazla sapmış olduğunu düşündüğü
milletvekilinin geri çekilmesini sağlamasını parti kuralı haline getirmeyi
savunuyorlar. Bu planın, Sosyalist Parti milletvekilleri arasında parti
disiplinini koruyacağı, Sosyalist Parti ilkelerine bağlılıklarını sağlayacağı
iddia ediliyor.
Gramsci
ise, İtalyan sosyalist milletvekillerinin hiçbirinin kendi bakış açısından
tatmin edici olmamasına rağmen, bu öneriye pek sıcak bakmıyor. Haklı olarak,
bir milletvekilinin Sosyalist Parti’ye ihanet etmesi ve partinin istifaya yol
açması durumunda, gerici güçlerin onu desteklemek için birleşeceğini ve
muhtemelen yeniden seçileceğini söylüyor. Gramsci, parlamentocu faaliyetleri
savunmasını, sosyalistlerin bu tür eylemlerden kaçınması durumunda, henüz parlamentonun
ötesine bakacak kadar gelişmiş olmayan işçilerin Sosyalist Parti’den
uzaklaşacağı, kapitalistlerin etkisi altına gireceği argümanına dayandırıyor.
Ayrıca, seçim çalışmalarının propaganda değerine de vurgu yapan Gramsci,
sansürün propagandayı engellediğini, ancak seçim sürecinde propagandacıların
sansürden korkmasına gerek olmadığını söylüyor.
Ona
göre, seçim yarışının yaşandığı dönem, işçilerin en devrimci olduğu zamandır.
Bize aktarılan seçimlerin zorla manipüle edildiği örnekler, bu olguyu anlamamızı
kolaylaştırdı.
Sardinya’daki
Iglesias kasabasında madencilerin sosyalist bir adayı desteklediği söylendi.
Polis, madencilerin toplantılarından birine giderek, sosyalist taraftarların
ceplerine bıçaklar yerleştirdi ve aynı kişilerin ceketlerine tebeşirle
işaretler koydu. Ceketlerine tebeşirle işaret konulan kişiler, hemen tutuklandı
ve elbette yasadışı silahlara sahip oldukları için seçim gününden sonrasına
kadar hapse atıldılar. Bari’nin Gioia del Colle isimli komününde ise 500 ila
600 sosyalist seçmen, seçim günü boyunca hapsedildi. Başka bir bölgede ise oy
sandığının girişine bir masa yerleştirildi. Hükümet destekçilerinin masanın
altından sürünerek içeri girmelerine izin verilirken, hükümet karşıtları,
sopalarla geri püskürtüldü ve bunların oy kullanmalarına mani olundu.
İtalya
Başbakanı Nitti, Fiume sorununu hem İtalyan burjuvazisinin hem de Dört Büyük
Sanayicinin (Bağımsız Sanayiciler) tatmin edici bulamayacağı gerekçesiyle genel
seçimleri ilan etti.
Gramsci
gibi isimler, mevcut seçimlerin sonucunda, daha büyük bir sosyalist grubun geri
döneceğine, liberallerin tasfiye olacağına, Hristiyan sosyalistler de dâhil
olmak üzere, gerici partilerin güçleneceğine inanıyorlar. Onlara göre Hristiyan
sosyalistler, liberallerden daha gerici, bu halleriyle, yerine
getiremeyecekleri vaatlerle daha fazla sandalye kazanacaklar. Güçlü bir
militarist hükümetin kurulması bekleniyor ve bunun İtalyan işçilerini isyana
teşvik edebileceği düşünülüyor.
Sylvia Pankhurst
15 Kasım 1919
Kaynak



0 Yorum:
Yorum Gönder